Ekonominin Büyük Ölçüde Turizme Dayandığı Beytüllahim'de Halk Dört Gözle Kovid-19 Aşısını Bekliyor
BEYTÜLLAHİM (AA) - KAYS EBU SEMRA - İşgal altındaki Batı Şeria'nın Beytüllahim şehrinde yaşayan Filistinliler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının son bulması ve şehrin ekonomisinin yeniden canlanması umuduyla dört gözle aşılamanın başlayacağı günü bekliyor.Ekonomisi büyük ölçüde turizme dayanan Beytüllahim'de halk, hükümetin Kovid-19'a karşı aşılama çalışmalarının yakında başlayacağını duyurmasının ardından tünelin ucunda ışığı gördüklerini ifade ediyor.Filistin Başbakanı Muhammed Iştiyye, 1 Şubat'ta yaptığı açıklamada, çoğunluğu Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programından (COVAX) olmak üzere birçok kaynaktan 50 bin doz aşı alacaklarını ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi'nde toplu aşılamaya bu ayın ortasında başlayacaklarını duyurdu.Birden fazla kaynaktan gelen aşıların ulaşması ile aşılama sürecinin başlayacağını kaydeden Iştiyye, ilk sırada yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerin olduğunu belirtti.Ekonomi salgından ciddi zarar gördüFilistin'deki ilk Kovid-19 vakaları Beytüllahim'de kayda geçti. Beytüllahim'de Kovid-19'a karşı alınan önleyici tedbirler, yüzde 80 turizme bağımlı olan şehir ekonomisine ağır darbe vurdu.Hazreti İsa'nın doğduğuna inanılan yerin üzerine, Roma İmparatorluğu döneminde 327 yılında inşa edilen Doğuş Kilisesi, her yıl binlerce turisti şehre çekiyordu.Filistin Turizm Bakanlığı, 2019'da Filistin'e 1, 5 milyon ziyaretçinin geldiğini duyurmuştu. Ancak 2020 başlarında Kovid-19 salgınının başlamasından bu yana tüm rezervasyonlar iptal edildi.Aşı, Filistin'deki ağır sağlık ve ekonomik sorunların bitmesine vesile olabilirBeytüllahim'de ticaret yapan Useyyid Subuh, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 aşısının krizden çıkış için bir umut ışığı olduğunu söyledi.Dünya Sağlık Örgütü tarafından ruhsatlandırıldığı sürece, aşılama süreci başlar başlamaz türüne bakmaksızın aşı olmaya hazır olduğunu dile getiren Subuh, aşının genelde Filistin, özelde de Beytüllahim için ağır sağlık ve ekonomik sorunların bitmesine vesile olabileceğini ifade etti.Beytüllahimliler ilk fırsatta aşı olmak istiyorBeytüllahim'de turizm fotografçısı olan Muhammed Murad, doğrudan turizmle bağlantılı bir iş yaptığı için salgından çok etkilendiğini belirtti.Aşılamanın başlamasını dört gözle beklediğini kaydeden Murad, şartlar müsait olur olmaz aşı olacağını vurguladı.Şehirde turizm sektöründe çalışan Cad eş-Şumeli de salgının sürmesi halinde turizm sektörü başta olmak üzere şehirdeki ekonomik daralmanın devam edeceğini kaydetti.Sırası gelince ilk fırsatta aşı yaptıracağına işaret eden Şumeli, aşının geç gelmesinin hiç gelmemesinden daha iyi olduğunu dile getirdi.İsrail işgali ve ablukası altındaki Filistin topraklarında son verilere göre, Kovi-19 kaynaklı can kaybı 2 bin 100'e, vaka sayısı da 185 bin 760'a,ulaştı.
Kuzey Kore Lideri Kim, Ekonomide Sıkı Denetim Emri Verdi
ANKARA (AA) - Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, ekonomideki yasa dışı hareketleri minimuma indirmek için ocak ayında açıkladığı ekonomi planı üzerinde daha sıkı denetim yapılmasını emretti.Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’nın (KCNA) bildirdiğine göre Kim, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) de etkisiyle ülkesinin harap olmuş ekonomisini kurtarmak için ocak ayında iktidardaki Kore İşçi Partisinin toplantısında alınan ekonomik kalkınma planına ilişkin kararları takip etmek için düzenlenen toplantıda konuştu.Kim açıklamasında, ulusal ekonomik planın oluşturulması ve yürütülmesi sürecinde yasal denetimi ve kontrolü güçlendirmenin önemini vurguladı.Kim, yargının ve diğer kolluk kuvvetlerinin ekonomik planın doğru bir şekilde uygulanmasını sağlamak için daha fazlasını yapması ve ekonomik faaliyetlerde ortaya çıkan her türlü yasa dışı uygulamayı kontrol etmek için güçlü bir yasal mücadele yürütmesi gerektiğini söyledi. Kim ayrıca, tüm sektörlerin ve devletteki tüm birimlerin bu talimatlara koşulsuz uyması gerektiğini vurguladı.Kim, 5 yıllık kalkınma planının başarısızlıkla sonuçlandığını söylemiştiBaşkent Pyongyang'da 5 yıl aradan sonra 6 Ocak'ta düzenlenen Kore İşçi Partisi kongresinde konuşan Kim, ülkenin neredeyse tüm sektörlerinin ekonomik kalkınma planlarının gerisinde kaldığını belirterek, 2016 yılında belirlenen 5 yıllık kalkınma planının başarısızlıkla sonuçlandığını itiraf etmişti.Yönetiminin karşılaştığı zorlukları 'şimdiye kadarki en kötü ve beklenmedik' şeklinde yorumlayan Kim, 5 yıllık yeni bir plan çağrısında bulunmuştu.
ABD'de Kovid-19 Ölümlerinin Yüksekliğinden Trump Yönetiminin Sorumlu Olduğu İddia Edildi
ANKARA (AA) - Bir grup bilim insanı, ABD'de yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) kaynaklanan ölü sayısının yüksek olmasından önceki başkan Donald Trump'ın sorumlu olduğunu öne sürdü.Aralarında ABD'nin önde gelen doktor ve araştırmacıların olduğu bilim insanları, tıp dergisi 'The Lancet'te yayımladıkları raporda, ülkede Kovid-19 ölüm oranının G-7 ülkeleri İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada'nın ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti.Raporda, ölüm oranının ABD ile benzer gelişmişlik düzeyine sahip bu ülkelerle eşit olması halinde 2020'de Kovid-19'a bağlı can kayıplarının yüzde 40 daha az olacağının altı çizildi.Söz konusu tablonun ortaya çıkmasında Trump liderliğindeki hükümetin siyasi tercihlerinin ve ihmallerinin belirleyici olduğunu savunan bilim insanları, 'Vakaların ve ölümlerin çoğu önlenebilirdi. Başkan Trump, ABD nüfusunu salgınla mücadele için yüreklendirmek yerine (kişisel olarak kabul etmesine rağmen) kamuoyunun önünde tehdidi azımsamayı tercih etti, tedbirlere karşı tutum takındı ve uluslararası iş birliğinden kaçındı.' ifadelerini kullandı.Neoliberal politikaların mirasıÖte yandan bilim insanları son 4 yıldaki hatalar nedeniyle Trump yönetimini suçlarken, ABD sağlık sisteminin yapısal sorunlarının hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi yönetimler tarafından son 30 yılda benimsenen neoliberal ekonomi ve sağlık politikalarının sonucu olduğunu vurguladı.Diğer zengin ülkelerde ortalama yaşam beklentisi sürekli artarken ABD'de düştüğü anımsatılan raporda, sağlık sektöründeki düzenlemelerin ortadan kaldırılmasının sigorta masraflarını artırdığı ve sigortasızlığı yaygınlaştırdığı, ayrıca ekonomik eşitsizliğin ve ırk ayrımcılığının etkilerinin sağlık alanında daha fazla hissedildiği belirtildi. 'Irkçı hisleri ve düşmanlığı körükledi' Trump döneminde, ABD'de herhangi bir sağlık sigortası ve geçerli sağlık korumasından yoksun 28 milyon insana 2,3 milyon kişinin daha eklendiğine dikkat çekilen raporda, bunun 726 bininin çocuk olduğu bilgisi yer aldı.Kovid-19 salgını döneminde beyaz Amerikalılar ile Afro-Amerikalılar arasındaki ölüm oranı farkının yüzde 50 arttığı, Latin Amerikalıların ortalama yaşam beklentisinin 3,5 yıl azaldığı kaydedilen raporda, 'Trump, düşük ve orta gelirli beyazların yaşam beklentilerinin düşmesi nedeniyle duydukları öfke ve memnuniyetsizliği istismar ederek ırkçı hisleri ve yabancı düşmanlığını körükledi. Böylece bu kitle onun zenginlerin ve şirketlerin çıkarlarına himzet eden ve halk sağlığını tehdit eden politikalarına destek verdi. Şirketlere ve yüksek gelirli bireylere getirdiği trilyon dolarlık vergi kesintilerinin yarattığı bütçe açığını, gıda yardımları ve sağlık bakımında yaptığı kısıntıları meşrulaştırmak için kullandı.' değerlendirmesine yer verildi.Dünya en fazla Kovid-19 vakasının ve virüse bağlı en fazla ölümün görüldüğü ülke olan ABD'de bugüne dek 27 milyon 897 bin 214 vaka tespit edilirken virüs nedeniyle 483 bin 200 kişi yaşamını yitirdi.
11 Şubat Dolar Ve Euro Fiyatları: Döviz Fiyatları Düşüyor Mu?
Dolar fiyatlarındaki değişim anlık olarak takip ediliyor. Vatandaşlar, ‘1 Dolar Kaç TL’ aramasını yapıyor. Altın fiyatlarına nazaran hafta başından beri yatay seviyede bulunan dolar, bu sabah saatlerinde 7.06 lira olarak fiyatlandı. Birikimlerini dolar veya euro alarak değerlendiren vatandaşlar, canlı dolar fiyatlarını araştırıyor. İşte 11 Şubat dolar ve euro fiyatlarında son durum…
Reklam
Altın Fiyatları Yeniden Düşüşte! Kapalıçarşı Gram Altın Ve Çeyrek Altın Fiyatları…
Hafta başında yükselmeye başlayan ve 422 liraya kadar çıkan 24 ayar gram altın, bu sabah saatlerinde tekrardan düşüş evresiyle başladı. Yatırım olarak altını tercih eden vatandaşlar, canlı altın fiyatları aramasını yapıyor. Türkiye’de gram altının değeri, altının ons fiyatı üzerinden hesaplanıyor. Peki, Kapalıçarşı gram altın fiyatı ne kadar? Altın yükselecek mi, düşecek mi? İşte altın fiyatları ile ilgili en son gelişmeler…
Biden, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping İle Görüşmesinde Pekin'le İlgili "Endişelerini" Dile Getirdi
WASHINGTON (AA) - Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşen ABD Başkanı Joe Biden'ın, Sincan'dan Hong Kong'a ve Pekin'in ekonomik uygulamalarına kadar birçok başlıkta 'endişelerini' dile getirdiği bildirildi. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Biden ile Şi'nin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi.Açıklamaya göre Biden, Şi'ye, Amerikan halkının güvenlik ve refahını koruma ile İndo-Pasifik bölgesinde serbest ve açık kalmasını temin etme noktasındaki kararlılığını dile getirdi. Açıklamada, 'Başkan Biden, Pekin'in baskıcı ve adil olmayan ekonomi uygulamaları, Hong Kong'daki baskı, Sincan'daki insan hakları ihlalleri ve Tayvan dahil bölgede artan hak iddialarına ilişkin temel endişelerinin altını çizdi.' ifadeleri kullanıldı.Açıklamaya göre iki lider, yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele, küresel sağlık güvenliği, iklim değişikliği ve silahların yayılmasını önleme gibi konu başlıklarında karşılıklı olarak görüşlerini ortaya koydu.Biden'ın Çin'le ilişkilerde Amerikan halkının çıkarlarını gözeterek 'pratik ve sonuç odaklı' bir yaklaşım izleyeceği de açıklamada yer aldı.Biden yönetimi, Donald Trump yönetiminin aldığı 'Çin, Sincan'da Uygur Türklerine soykırım uyguluyor' yönündeki kararını aynen kabul ettiğini açıklamıştı.ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Çin'in Sincan, Hong Kong ve Tibet'teki insan hakları ihlallerini yakından takip edeceklerini, ayrıca Pekin'in küresel ekonomik sistem içinde adil olmayan uygulamalarına itiraz edeceklerini belirtmişti.ABD Başkanı Biden da dün Pentagon'a yaptığı ziyarette 'Çin Görev Gücü' altında yeni bir birim kurduklarını ve bu birimde Çin'in askeri adımlarını yakından izleyeceklerini duyurmuştu.
Reklam
Sudan'da Geçiş Döneminin İkinci Kabinesi Yemin Etti
HARTUM (AA) - Sudan’da 2019'daki askeri darbenin ardından başlayan geçiş döneminin ikinci hükümeti, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan ve Başbakan Abdullah Hamduk'un huzurunda yemin ederek görevine başladı.Sudan resmi haber ajansı SUNA’ya göre, asker, sivil ve barış anlaşmasına imza atan silahlı hareketlerin temsilcilerinin yer aldığı yeni kabinenin üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Yargıtay Başkanı Nimet Abdullah, Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan ve Başbakan önünde ant içti.Burhan, kabine üyelerine demokrasiye geçişin sağlanması için tüm kamu kurumlarıyla uyum ve birlik içerisinde çalışma çağrısı yaptı.Burhan, halkın değişim arzusuna cevap vermek için geldiklerini, onları yüzüstü bırakmayacaklarını ifade etti.Bakanlar Kurulu İşleri Bakanı Halid Ömer Yusuf da yeni hükümetin en önemli gündeminin hayat pahalılığının ortadan kaldırılması ve ekonomik reform olduğunu belirtti.Yusuf, barış anlaşmasının şartlarının yerine getirilmesi, güvenlik reformu, adaletin sağlanması ve demokratik geçişi sağlayıp seçimlerin yapılmasının da diğer öncelikleri olduğunu kaydetti.Başbakan Abdullah Hamduk, 8 Şubat'ta basın toplantısıyla duyurduğu 26 kişilik yeni kabinede, Devrimci Cephesi bünyesindeki silahlı hareketlerden de 7 isme yer vermişti.Sudan’da 21 Ağustos 2019'da başlayan geçiş döneminin 2024 başlarında sonlanmasıyla seçimlere gidilip askerin yönetimi tamamen sivillere devretmesi bekleniyor.-Yeni kabinenin üyeleriSavunma ve İçişleri bakanlıklarını askerin belirlediği yeni kabine, 26 bakandan oluşuyor. Eğitim bakanının ismi, istişarelerin ardından açıklanacak.Kabine'de Dışişleri Bakanlığı görevine Meryem Sadık el-Mehdi, İçişleri Bakanlığı görevine ise İzzeddin Şeyh getirildi.Savunma Bakanı Yasin İbrahim Yasin, Adalet Bakanı Nasreddin Abdulbari, Yükseköğretim Bakanı İntisar ez-Zeyn Sagıyrun, Sulama ve Su Kaynakları Bakanı Yasir Abbas ve Vakıflar ve Din İşleri Bakanı Nasredin Muferrah görevlerinde kaldı.Mirgani Musa Hamed Ulaştırma Bakanlığına, Tahir İsmail Muhammed Tarım ve Orman Bakanlığına, İbrahim eş-Şeyh Sanayi Bakanlığına, Ali Cidu Adem Ticaret ve Lojistik Bakanlığına, Ahmed Adem Bahit Toplumsal Kalkınma Bakanlığına, Teysir Nurani Muhammed et-Tayyib Çalışma ve İdari Reform Bakanlığına, Hamza Bellul el-Emir Kültür ve Enformasyon Bakanlığına, Ömer Ahmed en-Necib Sağlık Bakanlığına, Buseyne İbrahim Dinar Federal Yönetim Bakanlığına, Muhammed Beşir Maden Bakanlığına, Hafız ibrahim Abdunnebi Hayvan Kaynakları Bakanlığına getirildi.Cadiyn Ali Ubeyd Hasan Enerji ve Petrol Bakanlığına, Yusuf Adem ed-Day Gençlik ve Spor Bakanlığına, Halid Ömer Yusuf Bakanlar Kurulu İşleri Bakanlığına, Abdullah Yahya Bayındırlık Bakanlığına, Haşim Haseberrasul İletişim Bakanlğına, El Hadi Muhammed İbrahim Yatırım ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığına, Cibril İbrahim Muhammed Maliye ve Ekonomi Planlama Bakanlığına atandı.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Kuveyt Gazetesi Al Anda'ya Türkiye-Kuveyt İlişkilerini Değerlendirdi:
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin Kuveyt ile mükemmel ilişkilere sahip olduğunu ve Türk şirketlerinin, Kuveyt'te başarılı projelere imza attığını belirterek, 'Türk şirketleri, Kuveyt'in 2035 kalkınma vizyonu çerçevesinde sorumluluk almaya hazır.' ifadesini kullandı.Çavuşoğlu, çalışma ziyareti kapsamında geldiği Kuveyt’te, Al Anda gazetesine iki ülke ilişkilerine, Kuveyt'in yakın zamanda çözülen Körfez Krizi'ndeki rolüne, yatırım ve ticari iş birliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Bakan Çavuşoğlu, 'Kardeş Kuveyt ile mükemmel ilişkilere sahibiz. İkili ilişkilerimiz iyi kurulmuş ve kurumsallaşmıştır.' dedi.Türkiye'nin, Kuveyt'in güvenliğine ve istikrarına önem verdiğini ifade eden Çavuşoğlu, Türkiye'nin 1990-1991 işgali sırasında Kuveyt'e verdiği güçlü desteğin bu ülkenin bağımsızlığına ve egemenliğine olan bağlılığın bir kanıtı olduğunu dile getirdi.Çavuşoğlu, iki ülke iş birliğini kurumsallaştırmak ve farklı alanlardaki ilişkileri geliştirmek amacıyla 2014'te 'Ortak İşbirliği Konseyi' kurulduğuna dikkati çekti.Parlamentolar arası da güçlü temaslar olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Kuveyt'in Körfez bölgesinde güçlü bir parlamento geleneğine sahip olduğunu hatırlattı.Çavuşoğlu, ekonomik tarafta, ekonomik ve ticari ilişkileri ilerletmek için doğru platformları sağlayan 'Ortak Ekonomik Komite' ve 'İş Forumu' bulunduğuna değinerek, 'Kuveyt ve Türk halkının yanı sıra tüm bölgemizin yararına yürütmeyi planladığımız mükemmel ilişkilerden zevk alıyoruz.' ifadesini kullandı.'Kuveyt, bölgede iyi bir muhakeme, barış ve dayanışma örneğidir'Kuveyt'in Körfez krizinin çözülmesindeki aktif rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:'Türkiye, Kuveyt’in bölgesel çatışmalardaki arabuluculuk rolünü ve diyalog ve karşılıklı anlayış yoluyla barışı ve güvenliği sürdürme konusundaki konumunu çok takdir etmekte ve değer vermektedir. Kuveyt'ten ayrıldıktan sonra Umman ve Katar'ı ziyaret edeceğiz. Önce Kuveyt'i ziyaret etmenin Körfez sorunu bağlamında da sembolik bir önemi var. Kuveyt’in arabuluculuğunun, Katar ile Arap Dörtlüsü arasındaki yüzeysel çatışmayı sona erdirme konusundaki katkılarını takdir ediyoruz. Kuveyt liderliğini ileriye dönük vizyonlarından dolayı tebrik ediyoruz. Kuveyt, bölgede iyi bir muhakeme, barış ve dayanışma örneğidir. Kuveyt’in çabaları, Körfez anlaşmazlığının tam ve kapsamlı çözümü için çok olumlu bir atmosfer yarattı. Körfez krizini artık arkamızda bıraktığımıza göre, tüm Körfez bölgesi ile iş birliğimizi güçlendirmeye ve kendisi de Kuveyt'in vizyoner liderlerinin bir ürünü olan Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ile stratejik ortaklığımızı geliştirmeye hazırız.'Çavuşoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının küresel ticareti olumsuz etkilediğini ve bir düşüşe yol açtığını hatırlatarak, Kuveyt ile 2019'da 700 milyon dolar olan ticaret hacminin, 2020'de 600 milyon dolar civarına gerilediğini aktardı.Önümüzdeki dönemde bu rakamı artırmak için çok büyük bir potansiyel olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, 'Türk şirketleri, ekonomik ve sosyal kalkınmanın anahtarı olan Kuveyt'teki altyapı projelerinde çok aktifler. Kendini dünya çapında kanıtlamış birçok başarılı inşaat şirketimiz var. Etkili ve uygun maliyetlidirler.' diye konuştu. Çavuşoğlu, savunma sanayinin bir diğer önemli iş birliği alanı olduğuna dikkati çekerek, Türk şirketlerinin ortak üretime açık olduğunu ve bu fırsatın, istihdam yaratma ve ekonomi üzerindeki etkileri nedeniyle önemli olduğunu vurguladı.Çavuşoğlu, şöyle devam etti:'Turizm, kültür ve eğitim daha fazla iş birliği yapabileceğimiz bazı alanlar. Türk turizm sektörü, dünyanın dört bir yanından gelen seyahat kısıtlamalarına rağmen hala olumlu yolda. Sağlık iş birliğinde de büyük bir potansiyel var. Kovid-19 salgını herkese sağlık turizmine olan ihtiyacı hatırlatıyor. Sağlık sektöründeki yetkililerimiz de bu cephedeki seçenekleri inceliyor. Bunu kardeşim Şeyh Ahmed ile de konuştum. Salgınla mücadele etmek ve gıda güvenliğini ele almak için birlikte çalışmaya karar verdik. Yakında ortak projeler üreteceğiz. Kişiler arası alışverişler mükemmel ilişkilerimizi daha da zenginleştiriyor. Kovid-19 kısıtlamaları nedeniyle kapalı geçen zor aylardan sonra Kuveytli kardeşlerimizi Türkiye'de tekrar ağırlamayı dört gözle bekliyoruz. Türkiye, yüksek öğrenim için önemli potansiyeller sunmakta.'Bakan Çavuşoğlu, Türk şirketlerinin Kuveyt'te birçok önemli ve prestijli projeye imza attığını belirterek, 'Kuveyt'in 2035 kalkınma vizyonu çerçevesinde ek sorumluluklar almaya hazırlar.' ifadesini kullandı.'İsrail’in yeni yerleşim yerleri ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasıyla ilgili yasa dışı eylemlerinin son aylarda artması tesadüf değildir'Bazı Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki normalleşme sürecine ve Filistin meselesine dair Türkiye'nin görüşünü paylaşan Çavuşoğlu, 'Bu sözde normalleşme anlaşmalarına ilişkin çekincemizi kaydettik çünkü bu anlaşmaların, BM kararlarında da yer alan, iki devletli vizyonu ve bu uzun süredir devam eden çatışmanın çözümü için yerleşik uluslararası parametreleri zayıflatma potansiyeline sahip olduğuna inanıyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.Çavuşoğlu, bahsi geçen anlaşmaların imzalanmasının, 2002 Arap Barış Girişimi'nin temel ilkeleri olan 'barış için toprak' ve 'normalleşmenin ardından barış' ile de çeliştiğine dikkati çekti.Çavuşoğlu, şunlara değindi:'Bu anlaşmalar, İsrailli liderlerin, bölgede normalliği sağlamak için işgal altındaki Filistin topraklarından çekilmek zorunda olmadıklarına inanmalarına yol açtı. Bu bağlamda, İsrail’in yeni yerleşim yerleri ve Filistinlilere ait evlerin yıkılmasıyla ilgili yasa dışı eylemlerinin son aylarda daha fazla Filistinlinin yerlerinden edilmesine yol açması tesadüf değildir. İsrail artık yasa dışı eylemlerine daha fazla cezasızlıkla devam edebileceğini düşünüyor. Bu zihniyet, Filistin sorununun çözümüne katkı sağlamayacak, aksine çok daha zor hale getirecektir. Normalleşme, Filistin davası pahasına olmamalıdır.'
Reklam
Sudan'da Geçiş Döneminin İkinci Kabinesinde Silahlı Hareketlere 7 Sandalye Verildi
HARTUM (AA) - Sudan'da 2019'daki askeri darbenin ardından başlayan geçiş döneminin ikinci hükümetinde, barış anlaşmasına imza atan silahlı hareketlerin temsilcilerine 7 sandalye ayrıldı.Başbakan Abdullah Hamduk'un 8 Şubat'ta basın toplantısıyla duyurduğu 26 kişilik yeni kabinede, Devrimci Cephesi bünyesindeki silahlı hareketlerden isimler de yer aldı.Geçiş döneminin ikinci hükümetinde, Adalet ve Eşitlik Hareketinden 2, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N), Sudan Kurtuluş Hareketi, Sudan İttifakı, Sudan Kurtuluş Güçleri Birliği ve Sudan'ın doğusundaki grupları temsilen birer isim kabineye girdi. Adalet ve Eşitlik Hareketi lideri Cibril İbrahim Muhammed Maliye ve Ekonomi Planlama Bakanlığına, hareketin diğer üyesi Mutasım Ahmed Salih Toplumsal Kalkınma Bakanlığına atandı.Malik Akkar'ın liderliğini yaptığı Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) örgütünden Buseyne İbrahim Dinar Federal Yönetim Bakanlığına, Sudan Kurtuluş Hareketinden Muhammed Beşir Maden Bakanlığına, Sudan İttifakı Başkanı Hafız İbrahim Abdunnebi Hayvancılık Bakanlığına, Sudan Kurtuluş Güçleri Birliğinden Abdullah Yahya ise Bayındırlık Bakanlığına getirildi.İstişarelerin ardından açıklanacak Eğitim ve Öğretim Bakanlığına ise Sudan'ın doğusundaki grupları temsil eden bir isim atanacak.2024'te seçimlerin ardından asker yönetimi tamamen sivillere bırakacakSudan'da 19 Aralık 2018'de hayat pahalılığı nedeniyle başlayan gösterilerin ülke genelinde rejim karşıtlığına dönüşmesi üzerine ordunun 11 Nisan 2019'daki müdahalesiyle 30 yıllık Ömer el-Beşir dönemi sona ermişti.Darbenin ardından 17 Ağustos 2019'da askeri yönetim ile sivil koalisyon arasında Geçici Sivil Yönetim düzenlemelerini içeren Anayasal Bildiri anlaşması imzalanmıştı.Yeni hükümet, 3 Ekim 2020'de Güney Sudan'ın başkenti Cuba'da, geçiş hükümeti ve Devrimci Cephesi çatısı altındaki silahlı hareketler arasında imzalanan Barış Anlaşması uyarınca tesis edildi. Abdulvahid Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM/AM) ile Güney Kurdufan ve Mavi Nil eyaletlerinde 2011’den bu yana hükümet güçleriyle çatışan SPLM-N örgütünün Güney Kurdufan lideri Abdulaziz el-Hılu anlaşmaya yanaşmamıştı.
Sudan'da 15 Şubat'ta ise yasama meclisinin oluşumunun tamamlanması bekleniyor.Sudan'da Devlet Başkanlığına eş değer konumdaki Egemenlik Konseyi, hükümet ve yakında göreve başlayacak yasama meclisi olmak üzere 3 yönetim organı ayrıca taraflar arasındaki fikir ayrılıklarını çözmek ve geçiş döneminin başarısı ve görevlerin yerine getirilmesi için gerekli desteği sağlamakla sorumlu istişare mercii konumundaki Geçiş Dönemi Ortakları Konseyi bulunuyor.Geçiş Dönemi Ortakları Konseyi, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın yanı sıra yardımcısı Muhammed Hamdan Dagalu, Yasir el-Ata, Şemseddin el Kebbaşi, İbrahim Cabir ve Abdurrahim Dagalu gibi ordudaki önemli isimlerin yanında mevcut geçiş dönemi başbakanı Abdullah Hamduk, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri koalisyonundan 13 üye, çok sayıda silahlı hareketi bünyesinde barındıran Devrimci Cephesi’nden 7 üye ve Doğu bölgesinden 2 temsilciden oluşuyor.Sudan’da geçiş dönemi ortaklarının planladığı takvime göre, 2024 başlarında geçiş döneminin sonlanmasıyla seçimlere gidilip askerin yönetimi tamamen sivillere devretmesi bekleniyor.
Sudan'da Geçiş Döneminin İkinci Kabinesinde Silahlı Hareketlere 7 Sandalye Verildi
HARTUM (AA) - Sudan'da 2019'daki askeri darbenin ardından başlayan geçiş döneminin ikinci hükümetinde, barış anlaşmasına imza atan silahlı hareketlerin temsilcilerine 7 sandalye ayrıldı.Başbakan Abdullah Hamduk'un 8 Şubat'ta basın toplantısıyla duyurduğu 26 kişilik yeni kabinede, Devrimci Cephesi bünyesindeki silahlı hareketlerden isimler de yer aldı.Geçiş döneminin ikinci hükümetinde, Adalet ve Eşitlik Hareketinden 2, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N), Sudan Kurtuluş Hareketi, Sudan İttifakı, Sudan Kurtuluş Güçleri Birliği ve Sudan'ın doğusundaki grupları temsilen birer isim kabineye girdi. Adalet ve Eşitlik Hareketi lideri Cibril İbrahim Muhammed Maliye ve Ekonomi Planlama Bakanlığına, hareketin diğer üyesi Mutasım Ahmed Salih Toplumsal Kalkınma Bakanlığına atandı.Malik Akkar'ın liderliğini yaptığı Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) örgütünden Buseyne İbrahim Dinar Federal Yönetim Bakanlığına, Sudan Kurtuluş Hareketinden Muhammed Beşir Maden Bakanlığına, Sudan İttifakı Başkanı Hafız İbrahim Abdunnebi Hayvancılık Bakanlığına, Sudan Kurtuluş Güçleri Birliğinden Abdullah Yahya ise Bayındırlık Bakanlığına getirildi.İstişarelerin ardından açıklanacak Eğitim ve Öğretim Bakanlığına ise Sudan'ın doğusundaki grupları temsil eden bir isim atanacak.2024'te seçimlerin ardından asker yönetimi tamamen sivillere bırakacakSudan'da 19 Aralık 2018'de hayat pahalılığı nedeniyle başlayan gösterilerin ülke genelinde rejim karşıtlığına dönüşmesi üzerine ordunun 11 Nisan 2019'daki müdahalesiyle 30 yıllık Ömer el-Beşir dönemi sona ermişti.Darbenin ardından 17 Ağustos 2019'da askeri yönetim ile sivil koalisyon arasında Geçici Sivil Yönetim düzenlemelerini içeren Anayasal Bildiri anlaşması imzalanmıştı.Yeni hükümet, 3 Ekim 2020'de Güney Sudan'ın başkenti Cuba'da, geçiş hükümeti ve Devrimci Cephesi çatısı altındaki silahlı hareketler arasında imzalanan Barış Anlaşması uyarınca tesis edildi. Abdulvahid Nur liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM/AM) ile Güney Kurdufan ve Mavi Nil eyaletlerinde 2011’den bu yana hükümet güçleriyle çatışan SPLM-N örgütünün Güney Kurdufan lideri Abdulaziz el-Hılu anlaşmaya yanaşmamıştı.
Sudan'da 15 Şubat'ta ise yasama meclisinin oluşumunun tamamlanması bekleniyor.Sudan'da Devlet Başkanlığına eş değer konumdaki Egemenlik Konseyi, hükümet ve yakında göreve başlayacak yasama meclisi olmak üzere 3 yönetim organı ayrıca taraflar arasındaki fikir ayrılıklarını çözmek ve geçiş döneminin başarısı ve görevlerin yerine getirilmesi için gerekli desteği sağlamakla sorumlu istişare mercii konumundaki Geçiş Dönemi Ortakları Konseyi bulunuyor.Geçiş Dönemi Ortakları Konseyi, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın yanı sıra yardımcısı Muhammed Hamdan Dagalu, Yasir el-Ata, Şemseddin el Kebbaşi, İbrahim Cabir ve Abdurrahim Dagalu gibi ordudaki önemli isimlerin yanında mevcut geçiş dönemi başbakanı Abdullah Hamduk, Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri koalisyonundan 13 üye, çok sayıda silahlı hareketi bünyesinde barındıran Devrimci Cephesi’nden 7 üye ve Doğu bölgesinden 2 temsilciden oluşuyor.Sudan’da geçiş dönemi ortaklarının planladığı takvime göre, 2024 başlarında geçiş döneminin sonlanmasıyla seçimlere gidilip askerin yönetimi tamamen sivillere devretmesi bekleniyor.
Reklam
Düz Dünyacıların Liderini Uzaya Göndermek İçin Kampanya Başlatıldı
Dünya'nın düz olduğuna yönelik komplo teorilerinden bıktığını belirten Marc Gauld isimli bir adam, bu teorisyenleri gezegenin geoit şeklinde (kutuplardan basık bir küre) olduğuna ikna etmek için ilginç bir çözüm buldu. Gauld'a göre ise bunu yapabilmenin tek yolu liderlerinden birini uzaya göndermek.
Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Aa Editör Masası'na Konuk Oldu: (2)
ANKARA (AA) - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye'den ilk uzay yolculuğunun turistik bir seyahat amacıyla değil, bilimsel bir misyon kapsamında gerçekleştirileceğini belirterek, 'Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun uzaya gitmesi. En uygun vatandaşımızın orada misyonu gerçekleştirmesini sağlayacağız.' dedi.Bakan Varank, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda, Milli Uzay Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu, soruları yanıtladı.Türkiye Uzay Ajansının koordinasyonu yürüteceğini belirten Varank, bunun yanında söz konusu alanda yapılacak yatırımlarla ilgili kaynak tahsisini de gerçekleştireceğini söyledi.Varank, belirlenen hedeflerle Türkiye'yi uzay yarışında önemli bir ülke konumuna getireceklerini söyledi.Türkiye'nin doğru zamanda doğru yere yatırım yaptığını vurgulayan Varank, 'Şu anda tüm dünya Türkiye'nin insansız hava araçlarında geldiği noktayı, onun cephede nasıl oyun değiştirici olduğunu konuşuyor ve Türkiye'yi çok sıkı şekilde takip ediyor.' diye konuştu.Varank, TOGG'da da doğru zamanda, doğru yere yatırım yapıldığına işaret ederek, endüstrinin değiştiğini gördüklerini ve bu değişirken özellikle otomobilin artık bir teknolojik alet olma noktasına gittiği dönemde yatırımların yapılmaya başlandığını dile getirdi.Klasik markaların da elektrikli otomobillerle ilgili takvimini öne çekmeye başladığını anımsatan Varank, bu alanda çok büyük ve hızlı bir değişim olduğunu anlattı.'Türkiye'yi çok daha katma değerli bir ekonomi üreten ülke haline getirebileceğiz'Varank, uzay yarışının da özellikle son 3-4 senede çok hızlı bir şekilde gelişmeye başladığına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu: 'Uzay yarışına ülkeler yatırım yapmaya başladılar. Burada farklı ülkeler, farklı misyonlar açıkladılar. Tabii burada önemli olan şey bu yarışın getirisini götürüsünü hesaplayarak doğru yere ve alana yönlenebilmek. Biliyorsunuz birtakım ülkeler parasını ödeyip, 'Bilmem ne aracı yaptırdık, Mars'a gönderdik' diye reklam yapıyorlar. Bunu o ülkenin teknolojisine, insan kaynağına ve özellikle çarpan etkisiyle o ülkede oluşturulan ekonomiye bir katkısı var mı, yok mu ona bakmamız lazım. İşte bu programın önemi o.'Varank, 'Mevcut kabiliyetlerimizin farkındayız.' diyerek, dünyada da yarışın nereye gittiğinin farkında olduklarını söyledi. Uzayda paranın nereden kazanılabileceğini değerlendirdiklerini ve gördüklerini vurgulayan Varank, 'Dolayısıyla şunu diyoruz, biz bu programı uygularsak ülkemizin kalkınmasına katkımız olacak. Türkiye'yi çok daha katma değerli bir ekonomi üreten ülke haline getirebileceğiz. Tabiiki vatandaşımıza onun gururunu da yaşatacağız. Çünkü çok önemli, doğru bir alana harcama yapacağız ve bunun topluma yayılmış bir geri dönüşü olacak.' ifadelerini kullandı.'Bu bir bilimsel misyon olacak'Bakan Varank, uzaya gönderilecek vatandaşa ilişkin bilgi vererek, 'Bir turistik seyahat olmayacak. Yani ülkeler bunu 'Bir vatandaşımı uzaya gönderdim, ne kadar mutluyuz, gururluyuz.' diyebilirler, bunun örnekleri var ama biz asla böyle bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Bu bir bilimsel misyon olacak.' dedi. Bu manada da alanında temayüz etmiş insanlar arasından, böyle bir görevin yükünü, stresini ve fiziki zorluklarını kaldırabilecek bir vatandaşın seçileceğini vurgulayan Varank, 'Genelde dünyada havacılık alanında tecrübesi olan insanlar seçiliyor. Seçerek uzaya göndereceğiz ve orada Uluslararası Uzay İstasyonu'nda bir bilimsel çalışma yapmasının ve oradaki altyapıyı kullanmasının önünü açmış olacağız.' diye konuştu.'Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun Türkiye adına uzaya gitmesi'Burada ne yapılacağına, hangi bilimsel misyonun yerine getirileceğine ortak akılla karar verileceğini ifade eden Varank, şöyle konuştu:'Bu tabiat bilimlerinde yapılacak bir çalışma olabilir ya da kendi geliştirdiğimiz, uzay tarihçesi kazandırmak istediğimiz ya da uzaydaki dayanıklılığını test etmek istediğimiz bir ekipmanın oraya götürülüp test edilmesi de olabilir. Hatta bir mini uydunun uzaya çıkarılıp direkt Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan uzaya salınması da olabilir. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Hem yaptığımız teknolojilere uzay tarihçesi kazandıracağız hem de uzay ekonomisi alanında önemli bir güç haline geleceğiz.'Varank, uzaya kimin gönderileceğine ilişkin de 'Sayın Cumhurbaşkanı'mızın gönlünden geçen bir kadın astronotun Türkiye adına uzaya gitmesi. En uygun vatandaşımızın orada misyonu gerçekleştirmesini sağlayacağız.' ifadelerini kullandı. Bu bilimsel misyona uygun yapılacak seçimlerin gönüllük esasına uygun bir çağrıyla gerçekleştirileceğini vurgulayan Varank, sonucunda en uygun vatandaşı uzaya göndereceklerini ve bilimsel misyonun gerçekleştirmesini sağlayacaklarını bildirdi.'Uzaya gitmiş bir Türk vatandaşı, gençler ve çocuklar için rol model olacak'Astronot kelimesi yerine kullanılacak Türkçe kelimenin ne olacağına ilişkin de Varank, 'Cumhurbaşkanı'mızın Türkçe hassasiyetini hepimiz biliyoruz.' dedi.Varank, dünyada en çok bilinen özellikle ABD'nin yetiştirdiği uzay insanlarına 'astronot' ve Sovyet döneminden itibaren yetiştirilen uzay insanlarına ise 'kozmonot' isminin verildiğini hatırlatarak, farklı ülkelerin bu manada çalışmaları olduğunu dile getirdi.Burada gerçekten Türkçe bir isim bulmak istediklerini belirten Varank, şunları kaydetti:'Madem bir vatandaşımızı göndereceğiz, madem bu vatandaşımızın üzerine yatırım da yapacağız, bunlar basit hadiseler değil. Bu vatandaşımızın 2 yıla yakın eğitim alması lazım. Özellikle uzaya gitmiş bir Türk vatandaşı, gençler ve çocuklar için rol model olacak. Tüm dünyada astronotlar konuşmacı olarak davet ediliyor, deneyimleri paylaşılıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin önüne koyacağımız bir rol modeli çok iyi şekilde yetiştireceğiz. İsminin de Türkçe olması bizi mutlu eder.' (Sürecek)
Reklam
İga Görevlileri, İstanbul Havalimanı'nda Doğum Yapan Anneyi Ziyaret Etti
İSTANBUL (AA) - İGA Havalimanı İşletmesi görevlileri, İstanbul Havalimanı'nda doğum yapan Kırgızistanlı Shakh Sanam Kabilzhankyzy'e tedavisinin sürdüğü hastanede ziyarette bulundu.Pazar günü, tarifeli uçakla, Rusya'nın Saint Petersburg kentinden Ankara'ya gitmek üzere geldiği İstanbul Havalimanı'nda doğum yapan Kabilzhankyzy, bir kız çocuğu dünyaya getirmişti. Kabilzhankyzy ile bebeği sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne kaldırılmıştı.İGA Havalimanı İşletmesi görevlileri, tedavisi süren Kabilzhankyzy'i hastanede ziyaret etti.Ziyarette, anneye altın ile İstanbul Havalimanı özel yolcu programı olan 'İGA PASS' üyeliği hediye edildi.
Salgınların Ülkelerdeki Seyri Mobil Uygulamayla Öğrenilebilecek
ANKARA (AA) - SEFA ŞAHİN - Salgınların ülkelerdeki seyri ile tedbirlere yönelik güvenli ve verimli bilgi paylaşımını sağlayan 'PandeVITA' isimli bir mobil uygulama hazırlanacak.Koordinatörlüğünü Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümünün üstlendiği 'PandeVITA' (Pandemik Virüs İzleme Uygulaması), AB Horizon 2020 Araştırma ve İnovasyon Programı kapsamında, Finlandiya, Almanya, İspanya, Belçika ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi tarafından yürütülüyor.Buna göre, 11-12 Şubat'ta yapılacak çevrim içi açılış toplantısıyla araştırma ve inovasyon faaliyetleri başlatılacak. Proje kapsamında, salgın krizlerinde vatandaşlar ile bilim adamları, siyaset ve ekonomi dünyası arasında küresel düzeyde daha etkin bilgi transferinin yapılmasını sağlayacak platform ve akıllı telefon uygulaması geliştirilmesi hedefleniyor.Beş aşamadan oluşan projede, ilk olarak temel proje hazırlıklarının yapılmasının ardından iyi örnek analizleri ve proje idaresine ilişkin gelişmeler çerçevesinde vaka analizleri, ülkelerdeki kamu sağlık sistemleri ve mevcut uygulamalara ilişkin karşılaştırmalı incelemeler yapılacak.Üçüncü aşamada, ülkelerdeki hukuki ve etik düzenlemelere ilişkin karşılaştırmalı çalışmalara ve vaka analizlerine yer verilecek projede, Kovid-19 krizi süresince siyasette alınan kararlar ve yaptırımlar inceleme konusu yapılacak. Ayrıca Kovid-19 salgını sırasında bilim ve toplum arasında bilgi alışverişine katılım ve güven, toplumsal gönüllülük hakkında farklı vaka çalışmalarının yürütüleceği projede, dördüncü aşamada, PandeVITA uygulaması ve platformu geliştirilecek. Uygulamanın kullanılabilirliği, kullanıcı deneyimi, benimseme, verimlilik ve etkinliği değerlendirilecek.Üretilip yayınlanmasının ardından uygulamanın ve platformun son sürümleri Haziran 2023'e kadar 30 ay süreyle Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilecek.'Salgında medyada doğru olmayan haberler yer aldı'Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi İletişim ve Tasarım Bölümü Doktor Öğretim Üyesi ve Proje Koordinatörü Lutz Peschke, AA muhabirine projeye ilişkin yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgını sürecinde medyada doğru olmayan haberlerin yer aldığını ve içerikler arasında bir uyum olmadığının görüldüğünü belirtti.Her ülkenin salgınla mücadeleye yönelik tedbirler aldığına işaret eden Peschke, Türkiye'deki HES mobil uygulamasının benzerlerinin Avrupa ülkelerinde de olduğunu ancak bunların arasında bir bağlantı bulunmadığını söyledi.Peschke, bu bağlantının sağlanması için projeyi hazırladıklarını anlatarak, 'PandeVITA uygulamasıyla bütün Avrupa ülkelerinde salgına yönelik mobil uygulamalar arasında bir bağlantı kurmak istiyoruz. İnsanlar bir uygulama aldığında diğeriyle bağlantısı olsun ki salgın sürecinde nasıl hareket etmesi gerektiğini bilsinler. Öyle bir sistem ve uygulama oluşturalım ki insanlar bunu etkin ve gönüllü olarak kullansınlar. İnsanların aklında şüphelerin kesinlikle kalmaması gerekiyor.' diye konuştu.'Avrupa'da salgına yönelik mobil uygulamalar çok fazla kişi tarafından tercih edilmiyor'Bu kapsamda uygulamaya yönelik çalışmanın öncelikle kişisel verilerin korunması açısından ele alınacağını bildiren Peschke, Avrupa ülkelerinde salgına yönelik mobil uygulamaların çok fazla kişi tarafından tercih edilmediğini ve bunun nedeninin araştırılması gerektiğini vurguladı. Platformun internet sitesi ve uygulamanın ise akıllı telefonlar üzerinden hizmet vereceğine işaret eden Peschke, şunları kaydetti: 'Çalışmamız yaklaşık 6 ay teorik açıdan devam edecek. Akademik bir araştırma çerçevesinde farklı ülkelerdeki farklı örnekleri ele alacağız. 6 aydan sonra bu platformun tasarlanması gündeme gelecek. İnşallah bu yıl sonunda da uygulamanın ilk halini halkla paylaşabileceğiz. Daha sonra bunu paylaştığımızda kişilerle çeşitli şekillerle iletişim kurarak uygulamanın kullanılabilirliği üzerinden geri bildirimleri alacağız. Uygulamaya 24 ay sonra son halini vereceğiz. Projenin tamamlanması aslında 30 ay olarak belirlendi ama 24'üncü ayda uygulamanın son halini vermek istiyoruz.Projenin Avrupa Birliği tarafından fonlanması dolayısıyla uygulama öncelikle Avrupa ve Türkiye'de kullanılabilecek. Çünkü proje koordinatörü Bilkent Üniversitesi. Türkiye'de de bunun pilot uygulamalarını yapmak istiyoruz. Daha sonra dünyaya açılmasını da çok isteriz. Bakanlıkların kabul etmesiyle her bir ülke verileri platform ve uygulamaya yükleyerek kendi aralarında bir ilişkiye girebilecek. Mesela Almanya'da Robert Koch Enstitüsü var. Bu Enstitü dataları toplayan bir kurum. Ülkelerle iletişime geçip dataların toplanması sağlanabilecek.'Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinin, projenin hukuki düzenlemelerine ilişkin çalışmalarını takip edeceği bildirildi. Projenin 11-12 Şubat'ta çevrim içi düzenlenecek açılış toplantısına, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, Avrupa Komisyonu'ndan üst düzey yetkililer ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal'ın katılacağı belirtildi.
Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, Çavuşoğlu İle Ortak Basın Toplantısında Konuştu:
MUSKAT/ANKARA (AA) - Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr bin Hamad bin Hamoud al Busaidi, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile özellikle ekonomi, ticaret, turizm ve kültürel alanlarda ikili ilişkileri daha da geliştirmenin yollarını görüştüklerini bildirdi. Busaidi, Çavuşoğlu ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.Bakan Çavuşoğlu'nu Umman'da ağırlamaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Busaidi, 'Bu ziyarette iki ülke arasındaki iyi ve özel ikili ilişkilerimize dair olumlu ve faydalı bir oturum gerçekleştirdik. Bu ilişkileri, özellikle ekonomi, ticaret, turizm ve kültürel alanlarda daha da geliştirmenin yollarını görüştük.' dedi. Busaidi, Çavuşoğlu ile görüşmesinde bölgesel ve uluslararası ortak meseleleri ele aldıklarını belirterek, bu konulara bakış açısında büyük ölçüde ve bu tür meselelerin çözümünde ve zorlukla karşı ortak çabaya destek hususunda mutabık olduklarını söyledi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele konusunda fikir alışverişi yaptıklarını aktaran Busaidi, bu konuda Türkiye ile iş birliklerinin olduğunu ve bilgi paylaşımı yaptıklarını ifade etti.
Reklam