Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

etiket Ünal Güner Yazio: Sakinliği Deneyimlemek

Anasayfa > Yazio

Vurdumduymazlık, umursamazlık sakinlik değil içerideki telaşı bastırmak için kullanılan bazı negatif yöntemlerdir. Ertelemek, ötelemek ya da vurdumduymazlık ile değil, eminlikten kaynaklanan sakinlik hayatımızın içerisinde müthiş bir netleşme meydana getirir. Bu netlikle birlikte yönümüzü, nereye gideceğimizi ve gelecekle ilgili nasıl plan program yapacağımızı görebilmek mümkün olabiliyor.

Bir çoğumuzun bulunduğumuz bu dönemde gelecek kaygıları olabilir, yarın ne yaşayacağımızın belirsizliği ile birlikte bazı  telaşlar yaşayabilir ya da herhangi bir sisteme herhangi bir kuruma öfke duyarak sakinliğimizi kaybedebiliriz. İnsanlar evlerine çekildiğinde aslında sakin sessiz bir alan içinde hayatlarına bakıyorlar ve sakin bir şekilde hayatlarını gözlemleme şansına sahip oluyorlar.

Bu her birimiz için çok özel bir fırsat, yani bambaşka bir dünyaya doğmadan önce bu yeni dünyamızı yeniden organize edebilmek için açılan kapının içindeyiz. Bundan sonra olacakların hiçbir tanesi bildiğimiz gibi olmayacak. Dünya yepyeni bir hale, bir doğuma giderken eğer biz de kendi ebeliğimizle, kendimizi doğuracak bir şuurdaysak  yeninin içinde ilerleyebileceğiz. Diğer türlü bildikleri ile gitmeye çalışanlar daha fazla yorulup daha fazla çaba harcamak durumunda kalabilirler.

Şu anda hayatımızın öyle bir zamanındayız ki bir sıçrama mı yapacağız yoksa bir gerileme mi?

Şu anda hayatımızın öyle bir zamanındayız ki bir sıçrama mı yapacağız yoksa bir gerileme mi?

Bu zaman içinde olaylara ne kadar sakin bir şekilde bakabilirsek o kadar faydalı olacaktır. Dalgalanmayı yapan en önemli sebeplerden bir tanesi duygular yani endişeler, beklentiler, korkulardır.

Ben nasıl var olacağım ya da varlığımı nasıl devam ettireceğim sorusunun karşısında kişi eğer biraz sendeleyip kendine, hayata veya sisteme güvenmiyorsa bu sefer panikleyebiliyor.

Bildiğim bir şey vardı bundan sonra ne olacak? Elimdeki imkânlar fırsatlar ne olacak? 

Hayat bize diyor ki gel önce kendinde ol önce dinginleş. Gitmek istediğin her şeye şimdi yeniden bak... 

Peki sadece sakinleşerek bütün bunlar olabilir mi? 

Bu umursamazlıkla değil eminlikle çözülecek bir sakinlik halinde olabiliyor. Her birimiz şunu bileceğiz, biz öyle bir koltukta oturuyoruz ki oturduğumuz koltuk bize Yaradan tarafından özel bir bilet ile ayrıldı. Allah’ın rüyasının içerisinde öyle bir film seyrediyoruz ki Yaradan'ın yanında başköşedeyiz ve deniliyor ki senin için mükemmel bir organizasyon yaptım, gel şimdi şahitlik et...

Yani bu yaratılanın en mükemmel şekilde  olduğunun farkındalığına ulaş. Ne kadar fark ediyorsan fark ettiğin ölçüde hiçbir şeye dokunmayacaksın. Ne kadar çok şeye dokunmak ve değiştirmek istiyorsan da koltuğunda o kadar rahatsızsın ya da olanın mükemmelliği konusunda şüphelerin var demektir. Bizler de bulunduğumuz dönemde nelere dikkat etmeliyiz, neleri geliştirmeliyiz bir daha bakabiliriz.

Özellikle şu dönemde durağanlık gibi görünen yavaşlamada hızlandıracağımız taraflar var, çünkü başka zamanda beden ve hayat içerisinde çok hızlıydık. Ruhsal tarafımızı, manevi tarafımızı, gelecek planları yapmamızla ilgili olan taraflarımızı yavaşlatmış olabiliriz. Manevi, ruhsal gelişme sadece ibadet etmek değil bir çalışma, emek demektir. Tabi ki ibadetlerimizi yapacağız fakat asıl olan neyi neden yaptığımızı bilerek kendi içsel barışımızı kurabilmek. Bütün ibadetlerin amacı aslında kendi içsel cennetimizi oluşturmaktır. Cennetin oluşması demek bizim huzurla buluşmamız demektir. Huzurla buluştuğumuz anın, yerin adı işte o sakinlik...

Bazen çalkantıya da ihtiyaç duyulabilir altın üstüne gelebilmesi için bu da bir ihtiyaç olabilir. Eğer dipte bir şeyler kaldıysa tabi ki bunlar kaldırılıp ters düz edilecektir. Bu da bizim hayrımıza, faydamızadır fakat bunlar olduktan sonra dahi sakinleşebilmek durulaşabilmek aslında sadeleşebilmek önemlidir.

Sadeliğin yoluna gidişin adı sakinliktir. Sakinlik bir “yin” enerjidir yani yatay enerjidir.

Sadeliğin yoluna gidişin adı sakinliktir. Sakinlik bir “yin” enerjidir yani yatay enerjidir.

Biz o yatay halin dinginliğin içerisinde en yüksek eril potansiyeli, pozitif enerjiyi ortaya çıkarabiliriz. Herhangi bir ibadet ne kadar yatay gibi görünse de o dinginleşmenin içerisinde aslında yüksek bir pozitif, manevi bağlantı enerjisi ortaya çıkabilir. Yinyang işaretinde siyahın içindeki o küçük beyaz o kadar güçlü ve etkilidir. Diğer şekilde beyazın içindeki o küçük siyah o kadar güçlü ve etkilidir. Yani ne kadar sükûnette ve sakinlikteysek yaratım gücümüz pozitif enerjiyi kullanabilme yetkimiz o kadar fazladır.

Bazen olumsuz bir yaratımım neden bu kadar kolay oluyor da çok daha olumluda zorlanıyorum diye düşünebiliriz. Olumsuz gibi görünenler, aktarılanlar, ifade edilenler gerçekten çok daha hızlı bir şekilde yaratılabiliyor. Bunun sebebi içerisinde yine aynı mekanizmanın olmasıdır. O zaman biz aslında nerede dikey yani eril ve nerede yatay yani dişil olacağımızı doğru tespit etmek durumundayız.

Sükûnet, sakinlik, sadelik, sessizlik bunların her bir tanesi yatay enerjidir. Fakat yatmak değildir yani bir şeyin sanki karanlıkla üzerinin örtülüp ama onun içerisinden ruhsal, manevi bağlantılarımızın sezgilerimizin ilhamlarımızın hayata geçmesi ile alakalıdır. Bizler sakinleşebilmek için çeşitli teknikleri yolları kullanabiliriz. Nefesi kullanabiliriz, düşüncelerimizi, imajinasyonlarımızı belli hareket sistemlerini ve bilgilerimizi kullanabiliriz. Aslında bunların her bir tanesi çeşitli yol ve yöntemlerdir, burada en önemlisi bunları idrak ile yapabilmektir.

Benim dediğim gibi olmuyor diye sisteme öfkeleniyorsanız, kızıyorsanız kontrol etmeye çalışıyorsanız tabii ki sakinliğinizi kaybederek bir dalgalanma veya çalkantılanma meydana getirebilirsiniz. İşte bu çalkantılar, çalkantılı olayları hayatınıza davet eder. Nerede uyanıyorsak, ister ifadede ister olayda, rüyada ya da halde uyandığımız an itibari ile o kader döngüsünü değiştirebiliriz.

Öncelikle şu soruyu soracağız, ben gerçekten uyanmak istiyor muyum?

Öncelikle şu soruyu soracağız, ben gerçekten uyanmak istiyor muyum?

Hayat rüyasında ya da ruhsal rüyanın içerisinde gerçekten bir uyanış yapmak istiyor muyum? 

Hakikat ile buluşmaya cesaretim var mı? 

Sakinlik yani senin kendinle baş başa kalman kendinle birleşebilmek üzere bu birleşme için ilerleyebilmen, aynıyı aynada görebilmen ve gördüğünden de bir kabul ile şikâyetten, suçlamadan, yargılamadan öte, yaratılanın gerçekten ısmarladığının tam da ihtiyacına göre olduğunu fark edecek kadar kabulde misin?

Bunların her bir tanesi aslında bir idrak ile sakinliğe geçmek. Diğer durumda yani bulunduğun yerden sürekli bir şikayet halindeysen aslında kendinden, kendinle olmaktan hoşnut değilsen kendinle kalamıyorsan ve kendinle buluşamıyorsan aslında kiminle buluşuyorsan buluş onunla da buluşamıyorsun, onunla da eninde sonunda ayrılıklar ya da çeşitli şekilde itişler yaşıyorsun. Herbirimiz kendimizle buluşabilmek için buluşmalar yaparız. Çocuklarımızla, ailemizle, karımız ya da kocamızla, aslında asıl hedef kendimizle buluşabilmektir. Onların her bir tanesi bizim kendimizdeki sükûnete sakinliğe ulaşabilmemiz için hayatımızdadır.

Asıl olan muhabbettir ve muhabbetin aslı da insanın kendisiyle olan kendi varlığıyla, özüyle, Yaradan'la muhabbet edebilmesidir. Yani hayatın dilini okudukça aslında hayatın bizimle nasıl konuştuğunu, konuşanın perde arkasında Yaradan olduğunu ve onunla selamlaşarak an be an gördüğümüz seyrettiğimiz kişilerin, ısmarladıklarımızın, hayatımızın içinde figüranlık yapıyor gibi görünen insanların her bir tanesinin müthiş vazifeler yaptığını fark ederiz. Biz de onlar için bir vazifeli olarak nasıl güzel bir figüran olduğumuzu ve bir şekilde onların kullandığı ve kullanılan rol gereği onların ihtiyaçlarını giderirken, bizimde ihtiyaçlarımızı gideren insanlar, varlıklar, canlılar olduklarının teşekkürü ve şükrü ile akarız.

Instagram

Twitter

YouTube

Facebook

Web

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
6
4
1
1
1
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?