2021 G7 Zirvesi Ne Zaman Yapılacak? G7 Zirvesinin Gündeminde Kripto Para Var...
Koronavirüsün neden olduğu ve dünyayı etkisi altına alan küresel ekonomik krizden çıkmak için stratejilerin belirleneceği ve ekonomi konusunun başta olacağı G7 Zirvesi 7 büyük başkanın katılımıyla gerçekleşecek. Yapılacak G7 Zirvesi'nde bu sefer sürekli gündemde olan kripto para birimlerinin de görüşülecek konular arasında olacağı söyleniyor. Peki kripto para biriminin de seyrini değiştirecek olan G7 Zirvesi nedir, ne zaman yapılacak? G7 zirvesine katılacak ülkeler belli mi? Detayları haberimizde sizler için derledik...
1 Dolar Kaç TL? 12 Şubat Döviz Fiyatlarında Son Durum
Döviz fiyatlarındaki değişim anlık olarak takip ediliyor. Doların fiyatı, Türkiye’de kullandığımız hemen hemen her ürünü etkiliyor. ‘1 Dolar Kaç TL’ araması en çok yapılan internet aramalarının başında geliyor. Ayrıca yatırım ve birikim aracı olarak kullanılan dolar ve euro fiyatları anlık olarak takip ediliyor. Dolar, haftanın son iş günü olan 12 Şubat Cuma gününe az da olsa yükseliş evresi ile başladı. İşte döviz fiyatlarında son durum…
Altın Fiyatları Düşüşte! Kapalıçarşı Gram ve Çeyrek Altın Kaç Para, Ne Kadar?
Altın fiyatlarındaki değişim anlık olarak takip ediliyor. Yatırımlarını altın alarak yapan milyonlarca vatandaş, altın fiyatlarındaki canlı değişimi merak ediyor. Hafta başında hızla yükselen ve 422 liraya kadar çıkan gram altın, sonrasıda değer kaybetmeye başlamıştı. Altındaki değer kaybı bügün de devam etti. Dün akşamı 412 lira olarak kapatan gram altın, 12 Şubat Cuma saat 13.02 itibariyle 410 liradan satılıyor. İşte anlık altın fiyatları...
Reklam
Dışişlerinden, Rum-Yunan İkilisi, Fransa Ve Bazı Arap Ülkelerinin Katılımıyla Düzenlenen "Dostluk Forumu"Na Tepki
ANKARA (AA) - Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunan-Rum ikilisinin, Avrupa Birliği'nin (AB) aday ülke Türkiye ile oluşturmaya çalıştığı olumlu gündemi engellemeye çalışmaları ve başkalarından medet umarak siyaset yapmasının bölgedeki barış ve istikrarı tehdit ettiğini bildirdi. Sözcü Aksoy Yunanistan, Mısır, Fransa, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi dışişleri bakanlarının katılımıyla Yunanistan'ın başkenti Atina'da düzenlenen 'Dostluk Forumu (Philia Forum)' hakkındaki soruya yazılı yanıt verdi. Bölgesinde kilit ülke konumundaki Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin içinde olmadığı hiçbir forumun, bölgedeki sınamalar bakımından etkin, başarılı bir iş birliği ve dostluk mekanizması oluşturmasının mümkün olmadığının altını çizen Aksoy şu ifadeleri kullandı: 'Hiçbir ülkeyi hedef almadığı öne sürülen bu forumun sonunda yapılan basın toplantısında, Yunanistan Dışişleri Bakanı (Nikos Dendias) tarafından Türkiye'ye yöneltilen mesnetsiz itham ve iftiralar, aslında bu girişimin söylendiği gibi 'dostluk' üzerine değil Türkiye'ye yönelik husumet üzerine inşa edilmeye çalışılan bir ittifak teşebbüsü olduğunu göstermektedir.Türkiye'nin bölgedeki insani ve hakkaniyete dayalı politikalarını eleştirmek, kendi maksimalist talepleri ve dar çıkar hesapları uğruna darbecilere kucak açarak Libya'nın istikrarsızlığa sürüklenmesine yol açanların, Suriye ve Irak'ı bölebilecek bir terör koridoru oluşturmaya çalışanların ve Azerbaycan topraklarının işgaline yıllardır sessiz kalanların haddi değildir.''Yunan-Rum ikilisini aklıselime davet ediyoruz'Türkiye'nin uluslararası bir konferans önerisiyle Doğu Akdeniz'de samimi ve kapsayıcı bir iş birliği tesis edilmeye çalışıldığı bir dönemde, Türkiye'ye karşı sürdürülen bu tavrın hasmane olduğuna dikkati çeken Aksoy, 'AB'nin Akdeniz için Birlik çabalarını da baltalamaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.Aksoy, 'Yunan-Rum ikilisinin, AB'nin aday ülke Türkiye ile oluşturmaya çalıştığı olumlu gündemi engellemeye çalışmaları ve başkalarından medet umarak siyaset yapmaları, bölgemizde barış ve istikrarı tehdit etmektedir. Bu ikiliyi aklıselime, foruma katılan diğer ülkeleri de başkalarının oyunlarına kurban olmamaya davet ediyoruz.' ifadesini kullandı. Atina'da düzenlenen 'Dostluk Forumu'Atina'da bugün düzenlenen forumun ardından yayımlanan ortak bildiride, enerji, inovasyon, dijital ekonomi, sivil koruma ve insandan insana temaslar gibi alanlarda ortak eylem ve girişimleri teşvik etmeye hazır olunduğu belirtilmişti. Orta Doğu barış süreci, Kıbrıs sorunu, Suriye, Libya, Yemen ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler dahil olmak üzere başlıca uluslararası ve bölgesel konularda da görüş alışverişinde bulunulduğu aktarılan açıklamada, farklılıkların barışçıl çözümünün önemi savunulmuştu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, ev sahibi sıfatıyla forumda yaptığı konuşmada, Atina'nın, Doğu Akdeniz, Körfez, Balkanlar ve diğer Avrupa ülkeleri arasında bir köprü olmayı hedeflediğini savunarak bu inisiyatifin 'bir savunma birliği' olmadığını öne sürmüştü.
Reklam
Seta'dan "Türkiye-Yunanistan İlişkilerinin Geleceği" Paneli
ANKARA (AA) - Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından video konferans yoluyla 'Türkiye-Yunanistan İlişkilerinin Geleceği' başlıklı web paneli düzenlendi. SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Enes Bayraklı'nın moderatörlüğünü yaptığı panele, Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zuhal Mert Uzuner, Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Ali Hüseyinoğlu, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Kıbrıs Akademik Birimi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Emete Gözügüzelli ve Diriliş Postası yazarlarından Batuhan Gülşah katıldı. Uzuner, yaptığı konuşmada, geçmişten bugüne Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde çeşitli konularda zaman zaman gergin dönemlerin yaşandığını anımsattı. Türk-Yunan ilişkilerinde, egemenlik paylaşımı sorunu olduğunun altını çizen Uzuner, iki ülkenin belirli bölgelerde hak talep etmesinden kaynaklanan gerginliklerin de oluştuğuna dikkati çekti. Uzuner, Batı Trakya'daki Türk azınlık meselesinin de ikili ilişkilerde önemli sac ayaklarından biri olduğunu kaydetti.Uzuner, Yunanistan'ın da içinde bulunduğu Avrupa Birliğinin (AB) Kıbrıs politikasına ilişkin yaptığı değerlendirmede de Birliğin bütüncül bir politikayla hareket etmediğini ve üyelerin ülke bazlı tutum sergilediğinin altını çizdi. Uzuner, 'AB'nin toplu bir Kıbrıs politikası olduğunu söylemek zor.' dedi.'Yunanistan, YEE gibi kurumların açılmasına izin vermiyor'Hüseyinoğlu da Batı Trakya'daki Türk azınlığın yaşadığı sorunlara dikkati çekerek, Yunanistan'ın, Türkiye’yi, Türk dilini, tarihini, kültürünü ve sanatını tanıtmayı amaç edinen Yunus Emre Enstitüsü (YEE) gibi kurumların açılmasına izin vermediğini belirtti. Hüseyinoğlu, 'Türkiye'nin 1923'ten günümüze kadarki siyaseti, Batı Trakya'daki Türk azınlığın, çoğunluk Yunan ulusu ve kültürü içinde asimile olmamasına yöneliktir. Batı Trakya Türklerinin kendi özlerini koruyarak, asimile olmadan çoğunluk topluma entegre olmasına yöneliktir.' diye konuştu.Buna karşılık, Yunanistan'daki Türk algısının negatif olduğunu ve bu yönde seyretmeye de devam ettiğini söyleyen Hüseyinoğlu, 'Bunun bir yansıması da Batı Trakya Türklerine oluyor. Geçmişten günümüze 'Siz Türk değil, Müslümansınız.' söylemi bunun en bariz yansımalarından biri.' ifadelerini kullandı. 'Yunanistan Megali İdea'dan vazgeçmedi'Gözügüzelli de Yunanistan'la ilişkilerde önemli ve tarihi bir süreçten geçildiğine işaret ederek, bu süreçte Yunanistan'ın hangi amaç doğrultusunda hareket ettiğinin ortaya konması gerektiğinin altını çizdi.'Yunanistan halen Helen milliyetçiliği temelinde Megali İdea dediğimiz ülküden vazgeçmemiştir.' ifadesini kullanan Gözügüzelli, bu bağlamda, Batı Trakya'da Türk azınlığın haklarını teslim etmeyen Yunanistan'ın, Kıbrıs'ı da Yunan adasına çevirmeye çalıştığını söyledi. 'Söz konusu Türkiye olunca, kendi içinde çatışan gruplar bile birleşiyor'Panteion Üniversitesinde yüksek lisans çalışmalarına devam eden Diriliş Postası yazarlarından Gülşah da son dönemde Yunan medyasının tamamında 'Türkiye karşısında Yunanistan'ın mağdur olduğu yönünde' bir politikanın yürütüldüğüne işaret etti. Gülşah, 'Söz konusu Türkiye olduğunda kendi içerisinde çatışan gruplar arasında bile bir birleşme görüyoruz.' diye konuştu.
Amin Maalouf Yapı Kredi Kültür Sanat'ın Konuğu Oldu
İSTANBUL (AA) - Yazar Amin Maalouf, Yapı Kredi Kültür Sanat'ın çevrim içi düzenlediği söyleşiye konuk oldu.Moderatörlüğünü ekonomist- yazar Ufuk Tarhan'ın üslendiği etkinlik, Yapı Kredi Kültür Sanat'ın YouTube hesabından canlı yayınlandı.Maalouf, söyleşide yeni çıkan romanı 'Empedokles'in Dostları'nı, kitabın yazılış sürecini, neden bu kez geleceğe yöneldiğini ve dünyadaki sorunlara ilişkin görüşlerini anlattı.Okuyucularıyla bir araya gelmekten dolayı mutlu olduğunu söyleyen Maalouf, 'Artık şartlar gereği ekran aracılığıyla buluşuyoruz. Ama hiç sorun değil, bir araya gelip özgürce konuşabiliyoruz. Bu ekran aracılığıyla sizlerle buluşmak benim için büyük bir keyif.' ifadelerini kullandı.'Benim tutkum dünyayı izlemek'Maalouf, kitabındaki iki ana karakterin bir adada yalnız yaşadıklarını belirterek, 'Buna rağmen bu iki karakter birbirleriyle pek konuşmuyorlar. Sonra bir şey oluyor. Başta, ne olduğunu tam bilmiyoruz. Ana karakter Alec'in tuttuğu günlük kanalıyla yavaş yavaş keşfediyoruz.' dedi.Çocukluğundan bu yana tek bir tutkusu olduğunu dile getiren Maalouf, şunları kaydetti:'Benim tutkum dünyayı izlemek, anlamaya çalışmak ve sonra da gördüklerimi ve anladıklarımı açıklamaya çalışmak. Yaptığım her şeyin bu kapsama girdiğini söyleyebilirim. İnsanların maceraları beni etkiliyor. Dünyada olup bitenler bazen endişe edici, bazen harika, bazen de üzücü ama olanları izlemek her zaman etkileyici. Dünyayı izlemeye, haberleri dinlemeye, her yerde olup biteni takip etmeye belki 60 yıl önce başladım ve tıpkı çocukluğumda olduğu gibi bugün de büyüleyici buluyorum. Ben buyum aslında. Yazdıklarım da dünyada gördüklerimi aktarma şeklim. Bazen geçmiş, bazen uzak geçmiş hakkında oluyor. Bazen de gelecekte ne gördüğüm, hayal ettiklerim hakkında oluyor. Bazen denemelerle dünyanın nasıl ve ne durumda olduğunu, işlerin nasıl yürüyüp yürümediğini açıklamaya çalışıyorum. Yani tüm hayatımı bunu yapmaya adadım. Özetle ben buyum.'Maalouf, 72 yıl önce Lübnan'da doğduğunu ve 27 yaşında Fransa'ya taşındığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:'Lübnan'da gazeteci olarak çalışıyordum. Babam da gazeteciydi. Fransa'ya taşınınca da gazeteciliğe devam ettim. Ama bir noktada seçim yapmam gerekti. Bir ekonomi dergisinin yöneticiliğini yaparken bir yandan da Afrikalı Leo'yu yazıyordum. Seçim yapmalıydım. Çünkü iki işi de aynı anda ve iyi bir şekilde yapamazdım. Ben de tüm zamanımı edebiyata adamaya karar verdim. Günümüze dönersek, şimdi Paris'teki dairemdeyim. Geçtiğimiz 10-12 ay boyunca hep burada, dairemdeydim. Özellikle de bir sürü kitapla çevrili olan bu odadaydım. Çalışmaya çalışıyorum. Açıkçası, etrafımda olan tüm bu olaylar beni endişelendiriyor. Geçtiğimiz yılda pandemi yüzünden maalesef birçok arkadaşımı kaybettim. Mesleki açıdan bakarsak, çalışma şeklimi pek değiştirmedim. Çünkü vaktimi yine yazarak, okuyarak veya dünyanın dört bir yanında ne olup bittiğini öğrenmeye çalışarak geçirdim. Bu dönemde belki mevcut krize daha fazla odaklandım ama pandemi yüzünden hayatım değişmedi.'Daha çok tarihsel romanlarıyla tanınan ve Türkiye'de geniş bir okur kitlesine sahip Amin Maalouf'un yeni romanı 'Empedokles'in Dostları', Yapı Kredi Yayınları'ndan okurlarla buluştu.
Rum-Yunan İkilisi, Fransa Ve Bazı Arap Ülkelerinin Katılımıyla Atina'da "Dostluk Forumu" Düzenlendi
ATİNA (AA) - Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, Mısır, Fransa, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Ürdün'ün dışişleri bakanları, 'Dostluk Forumu' kapsamında bir araya geldi.Atina'da düzenlenen forumun ardından yayımlanan ortak bildiride, enerji, inovasyon, dijital ekonomi, sivil koruma ve insandan insana temaslar gibi alanlarda ortak eylem ve girişimleri teşvik etmeye hazır olunduğu belirtildi.Orta Doğu barış süreci, Kıbrıs sorunu, Suriye, Libya, Yemen ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler dahil olmak üzere başlıca uluslararası ve bölgesel konularda da görüş alışverişinde bulunulduğu aktarılan bildiride, farklılıkların barışçıl çözümünün önemi savunuldu.Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, ev sahibi sıfatıyla forumda yaptığı konuşmada, Atina'nın Doğu Akdeniz, Körfez, Balkanlar ve diğer Avrupa ülkeleri arasında bir köprü olmayı hedeflediğini savunarak, bu inisiyatifin 'bir savunma birliği' olmadığını öne sürdü.Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, toplantıya video konferans yoluyla katıldı.Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, forum kapsamında Atina'da bulunan mevkidaşlarıyla bazı ikili görüşmeler de yaptı.
Reklam
"Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği" Konulu Çevrim İçi Konferans Düzenlendi
ANKARA (AA) - AK Parti ve Yeni Azerbaycan Partisi (YAP) iş birliğiyle 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği: Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları' konulu çevrim içi konferans düzenlendi.Konferansa AK Parti Genel Başkanvekili Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala, Azerbaycan Başbakan Yardımcısı ve YAP Genel Başkan Vekili Ali Ahmedov, YAP Dış İlişkiler Başkanı ve Azerbaycan Milletvekili Sevinç Feteliyeva, Ekonomi Reform Merkezi Başkanı Dr. Vüsal Gasımlı ile uzmanlar ve çok sayıda izleyici katıldı.Azerbaycan Başbakan Yardımcısı ve YAP Genel Başkanvekili Ali Ahmedov, burada yaptığı konuşmada, Karabağ zaferinin askerlerin cesareti ve fedakarlığı sayesinde kazanıldığını ve 30 yıllık işgale son verildiğini belirtti.Ahmedov, Azerbaycan askerinin canlarını ortaya koyduğunu ve bu zaferin esas sahipleri olduklarını dile getirdi.'Her Türk vatandaşı bu süreçte net bir şekilde Azerbaycan'ın yanında olduğunu gösterdi'Bu zaferin kazanılması hususunda Türkiye'nin çok büyük destek verdiğini işaret ederek özellikle teşekkürlerini ileten Ahmedov, 'Her Türk vatandaşı bu süreçte net bir şekilde Azerbaycan'ın yanında olduğunu gösterdi.' ifadesini kullandı.Ahmedov, bütün Azerbaycanlıların muhabbet duyduğu Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Azerbaycan'a verdiği desteğe vurgu yaparak, şunları kaydetti:'Bu destek, Azerbaycan'ın kendine inancını daha da artırdı ve güçlendirdi. Zaferimizden emin olmamızda çok büyük bir kardeşlik desteği göstererek önemli bir rol oynadı. Çatışmaların sürdüğü dönemde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın ve diğer hükümet yetkililerinin de Türk halkı gibi desteğini açıktan beyan ettiğini belirtmek istiyorum. Bu birlik ve kardeşlik, elde edilen bu muhteşem zaferde kritik rol oynadı.'Farklı devletlerden ve teşkilatlardan Türkiye'ye yönelik tehditlere Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aldırmadığını dile getiren Ahmedov, Türkiye'nin Azerbaycan'a destek vermekten geri adım atmadığını hatırlattı.Ahmedov, Azerbaycan'ın bu zaferi kazanmasında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in varlığının yadsınamaz bir rol oynadığına ve bu zaferin İlham Aliyev'in de zaferi olduğuna dikkati çekti.Azerbaycan halkının da bu düşünceye sahip olduğunu söyleyen Ahmedov, bütün Türk dünyasının da benzer düşünceler içinde olduğunu düşündüğünü belirtti. Ahmedov, şöyle devam etti:'İkinci Karabağ Savaşı sonrası Azerbaycan'ın elde ettiği zafer, yaşadığımız bölgede yeni bir manzara yaratacak. Bu manzara bir yandan tehlike olmayan, huzur manzarasıdır. Diğer yandan ise bölgede yeni ekonomik iş birliklerinin temin edilmesidir. Bu zaferin yalnız Azerbaycan halkı için değil bölge halkı için de bir nimet olduğunu belirtirsem yanlış bir şey söylemiş olmam. Bölgeye hakim olacak barış ortamı ile her devletin ilgisini cezbedecek iş birliği imkanları doğacaktır.'Halihazırda yürütülmekte olan 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği' projesinin merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in 'Tek Millet, İki Devlet' fikriyatından ileri geldiğini aktaran Ahmedov, dünyada böyle bir örneğin olmadığını ifade etti.Ahmedov, 'Türkiye-Azerbaycan arasındaki saf, temiz ve itibarlı ilişkinin bir benzeri daha yok.' diye konuştu.Her iki cumhurbaşkanının da bu dostluk ve kardeşliğin sağlam temellere oturduğunu defalarca dile getirdiğini belirten Ahmedov, Erdoğan ve Aliyev'in şahsi dostluğunun da bu sağlam temellerin tasdiki olduğunu vurguladı.Ahmedov, bu kardeşliğin ne kadar eskiye dayandığını daha iyi ifade etmek adına Çanakkale Savaşı'nda Türkiye'nin bağımsızlığını temin etmek için canlar verildiğini, yaklaşık 100 sene önce Nuri Paşa'nın liderliğinde Türk-İslam Ordusu'nun Azerbaycan'ı işgalden kurtarmak için Azerbaycan'da şehitler verdiğini ve Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinde yeni bir sayfa açıldığını hatırlattı.Ahmedov, '2. Karabağ Savaşı Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin yeni bir sembolü oldu.' dedi.Bölgenin yeniden inşası ve ekonominin canlandırılması hususunda yapılacak çalışmaların iki ülke ilişkilerinde yeni bir sayfa açacağını anlatan Ahmedov, Ermenistan'ın vandallığı sebebiyle bölgede taş üstünde taş kalmadığına dikkati çekti. Ahmedov, şöyle konuştu:'Bölgede hayatın canlandırılması için büyük işlerin yapılmasına ihtiyaç var. İnanıyorum ki Karabağ'ın ayağa kalkması hususunda Türkiye bizim yanımızda yer alacak ve bu durum dostluğumuzun ve kardeşliğimizin sembolüne dönüşecektir. Bu düzenlediğimiz toplantıyı İstanbul'da, Ankara'da, Bakü'de, Şuşa'da ve Karabağ'da yüz yüze, canlı olarak gerçekleştirmeyi arzu ediyoruz.''Türkiye halkının desteği Azerbaycan’ın Ermenistan’a zaferinde ehemmiyetli rol oynadı'Feteliyava da Türkiye ile Azerbaycan arasındaki dil, din ve medeniyet ortak bağlarına dikkati çekerek, 'Sevinçli günlerinde de kederli günlerinde de biri diğerinin yanında olmuştur.' dedi.'İki devlet tek millet' ifadesinin tesadüfi olmadığını dile getiren Feteliyava, 'İki ülke arasındaki kardeşlik ilişkileri tarihe mal olmuştur. Azerbaycan kurulduğunda ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur.' ifadelerini kullandı.Feteliyava, Türkiye’nin, Karabağ bölgesinin Ermenistan’ın işgalinden kurtarılmasındaki rolüne de değinerek, 'Dost kardeş Türkiye halkının ülkemize desteği Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı zaferinde ehemmiyetli bir rol oynadı.' şeklinde konuştu.İşgalden arındırılmış Karabağ topraklarında iktisadi kalkınmanın sağlanmasının önemine işaret eden Feteliyava, bölgedeki geniş yatırım imkanlarına dikkati çekerek, Türk yatırımcıları bölgeye davet etti.İkili ticaret hacminde hedef 15 milyar dolarGasımlı da Azerbaycan’ın Karabağ’daki zaferinin, bölgenin jeostratejik ve jeopolitik haritasını yeniden şekillendirdiğini belirtti.Türkiye ile Azerbaycan arasında gelişmekte olan ticari ilişkilere dikkati çeken Gasımlı, 2005-2019 yıllarında iki ülke arasındaki ticaret hacminin 9 kat arttığına işaret etti.Gasımlı, iki ülke arasındaki 4,5 milyar dolarlık ticaret hacminin de 15 milyar dolara yükseltilmesinin hedeflendiğini kaydetti.İki dost ve kardeş ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin karşılıklı güvene dayandığını ifade eden Gasımlı, bu ilişkilerin bölgeye istikrar getirdiğinin altını çizdi.Gasımlı, Türkiye’nin Azerbaycan’da 11 milyar dolarlık, Azerbaycan’ın da Türkiye’de 19,5 milyar dolarlık yatırımı olduğuna değinerek, 'Bu yatırımlar sayesinde Türkiye ile Azerbaycan arasında çok ciddi bir değer zinciri yaratılmıştır.' ifadesini kullandı.Ermeni işgalinden kurtarılan Karabağ’ın endüstriden tarıma, madencilikten turizme birçok alanda ciddi potansiyel sahibi olduğunu kaydeden Gasımlı, 'Türkiye’nin yatırım iştiraklerini Karabağ’a bekliyoruz. Türkiye Karabağ’ın Azerbaycan’a entegrasyonunda kilit öneme sahiptir.' diye konuştu.
Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları Konferansı
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala, 'Bizim önceliğimiz Yukarı Karabağ'da spesifik olarak güvenlik ve istikrarı sağlamak, 30 yıllık işgalin bıraktığı hasarı onarmak ve 44 gün boyunca Ermenistan'ın giriştiği sorumsuz saldırıların açtığı yaraları bir an önce sarmaktır.' dedi.Ala, çevrim içi gerçekleştirilen 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları Konferansı'nda yaptığı konuşmasına şehitlere rahmet dileyerek başladı.Azerbaycan ve ordusunu Karabağ'daki zaferi dolayısıyla tebrik eden Ala, 'Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev, 44 gün gibi kısa bir sürede, Cumhurbaşkanımızın da 'kardaşlık' iş birliğiyle büyük bir zafer hediye etti kendi milletine. İki devlet tek millet şiarıyla hareket ederek, Anadolu'da bizim de büyük bir heyecanı yaşamamıza vesile oldu. Her iki Cumhurbaşkanını da gerçekten bu güzel iş birliği dolayısıyla saygıyla selamlamak istiyorum.' dedi.İki kutuplu dünyadan sonra düzenin yeniden kurulduğunu, 'liderler diplomasisi' diye bir ana başlığın ortaya çıktığını belirten Ala, bu alandaki en güzel örneği Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in ortaya koyduğunu dile getirdi.Dünyanın bir yandan küreselleşmesini sürdürürken diğer taraftan da 'bölgeselleştiğini' kaydeden Ala, şöyle devam etti:'Çok uzağa gitmemize de lüzum yok. Avrupa Birliği, aslında bir bölgesel birliktir ama aynı zamanda bu birlik küresel bir aktördür. O bakımdan dünyada sadece bir birlik olup 'Diğerleri böyle bir birlik kuramaz' demek politik olarak da mümkün olmadığına göre demek ki bu tür fırsatlar her zaman var. O zaman bizim Azerbaycan ile Türkiye'nin bu yakın iş birliğinin aynı zamanda nasıl bir 'grand' stratejinin alt başlığı olduğuna bakmamız gerekiyor. Bizim büyük stratejimiz nedir, her iki ülkenin? Her iki ülkenin de büyük stratejisi, temel stratejisi, bölgelerinde, çevrelerinde barış ortamı oluşturmak, huzur ve güven tesis etmek. Bizim iş birliğimizin temelinde hak, hukuk ve adalet vardır. Azerbaycan'ın işgal edilmiş topraklarının azat edilmesinden sonra her iki Cumhurbaşkanının da ortaya koyduğu deklarasyonlar, bu 'grand' stratejinin, bu büyük stratejinin ifadesidir. Yani biz barış olsun, huzur olsun, bölgesel eko politik bloklar oluşsun, buralarda her ülke, ekonomisiyle kendi memleketine, kendi insanına ve bölgedeki insanlara katkıda bulunsun, bu ortamı oluşturalım diyoruz. Biz ülkelerin toprak bütünlüğüne, her ülkenin kendi vatandaşının egemenliğine, devletlerin arasındaki hukukun saygınlığına dikkat ederek, bu stratejileri geliştirdik. Bu bakımdan ortaya koyduğumuz performansın dünyanın gidişatına, yeni oluşan dengelere de katkı sunacağı kanaatindeyim.''Eko fırsat bölgeleri oluşuyor'Ala, dünyada artık 'eko fırsat bölgeleri' oluştuğunu, zamanında değerlendirmezse fırsatın kaçırılabileceğini belirtti.Bir süre sonra aynı fırsatı yakalama imkanı olmayabileceğine dikkati çeken Efkan Ala, 'O bakımdan, Türkiye ve Azerbaycan özelinde bu bölgede bir eko fırsat imkanı doğmuştur. Bunu dünyada değerlendirebilecek iki tane, arasında problem olmayan, kardeşlikten öte ilişkilerin bulunduğu ülke söyle deseniz bunlar Türkiye ve Azerbaycan'dır. O zaman bir an önce bu fırsatları realize etmek vazifemizdir. Bizim önceliğimiz Yukarı Karabağ'da spesifik olarak güvenlik ve istikrarı sağlamak, 30 yıllık işgalin bıraktığı hasarı onarmak ve 44 gün boyunca Ermenistan'ın giriştiği sorumsuz saldırıların açtığı yaraları bir an önce sarmaktır. Buradan başladık ve buradan devam ettireceğiz. Bu çerçevede Türk şirketleri ve devlet kurumlarımız, Azerbaycan ile iş birliği içerisinde harekete hazırdır ve başlamışlardır.' değerlendirmesini yaptı. Şuşa ile Fuzuli arasındaki 'Zafer Yolu'nun inşa çalışmalarında Türk şirketlerinin yer aldığını kaydeden Efkan Ala, işgalden kurtarılan bölgelerin yeniden inşa sürecinde Azerbaycan'ın ilk tercihinin Türk şirketleri olmasından büyük memnuniyet duyduklarını dile getirdi.'Vizyonumuz ortak istikrar, güvenlik ve işbirliği alanı oluşturulması'Askeri ve savunma sanayi iş birliğinin her alanda derinleşerek devam ettiğini kaydeden Ala, Yukarı Karabağ'da ateşkesin gözlemleneceği Türk-Rus Ortak Merkezi'nin 30 Ocak'ta açıldığını anımsattı.İşgalden kurtarılan bölgelerin mayından temizlenmesi için çalışıldığını kaydeden Ala, 9 Kasım ve 11 Ocak tarihli bildirilerin, bölgede kesintisiz ulaştırma imkanlarına odaklanırken her iki ülkeye yeni fırsatlar sunduğunu bildirdi.Ala, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in teklifi olan çok taraflı bölgesel bir iş birliği platformu kurulması önerisini kesinlikle desteklediklerini ifade ederek, 'Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın önerisi olan 6 ülkenin oluşturacağı Ekopolitik Blok'un oluşturmasını da kesinlikle destekliyoruz. Esasen Güney Kafkasya'ya ilişkin vizyonumuz, bölgesel sahiplenme temelinde ortak bir istikrar, güvenlik ve iş birliği alanı oluşturulması yönünde gelişmiştir.' ifadelerini kullandı.Nahçıvan ile Azerbaycan ana karası arasında kurulması planlanan bağlantının iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştıracağını dile getiren Ala, bu bağlantının ticari ilişkilerin daha da geliştirilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.'İnanılmaz işler başarabiliriz'Efkan Ala, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 4,6 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkarma hedefini hızlı bir şekilde gerçekleştireceklerini belirtti.'Biz dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına girmek durumundayız. Bu iş birliği, bunu sağlayabilecek potansiyele sahiptir.' diyen Ala, 'Reel zeminde hareket edersek, inanılmaz işler başarabiliriz. En son beraberce yaptığımızda, iki ülke birlikte hareket ettiğinde kimsenin aklına gelemeyecek, büyük devletlerin 30 yıldır sürüncemede bıraktığı sorunları bile nasıl çözebildiğini ortaya koymuştur.' ifadelerini kullandı.Ala, iki ülke arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması'nın 1 Mart 2021 tarihinde yürürlüğe gireceğini, TBMM'de de dün akşam iki ülke arasındaki savunma sanayi, enerji ve madencilik alanlarına yönelik 3 anlaşmanın onaylanma sürecinin tamamlandığını anlattı.Tercihli Ticaret Anlaşması'nın ikili ticaret hacminin geliştirilmesinde önemli rol oynayacağını kaydeden Ala, Azerbaycan ile Bakü-Tiflis-Kars, Bakü-Tiflis-Ceyhan, Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) gibi kapsamlı ve stratejik projelerin hayata geçirildiğini hatırlattı. Bu projelere yenilerini ekleyerek bölgenin artık kalkınma ve refahla anılmasını sağlamayı istediklerini dile getiren Ala, her iki ülkenin Enerji Bakanları arasında imzalanan doğal gaz boru hattı projesine ilişkin mutabakat zaptının Nahçıvan'ın enerji güvenliğinin sağlanması yolunda önemli bir adım olduğunu bildirdi. Hattın Türkiye bölümünün 85 kilometre olacağını ve yıllık 500 milyon metreküp doğal gazın taşınmasının hedeflendiğini belirten Ala, somut adımları atmaya başladıklarını söyledi.Kars'tan Nahçıvan'a inşa edilmesi ön görülen demir yolu hattının Nahçıvan'ın stratejik önemini artıracağını kaydeden Ala, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın 10 Aralık'ta düzenlediği ziyaretinde imzalanan protokolle vatandaşlarımızın kimlik kartlarıyla karşılıklı ziyaretine imkan tanınması, ilişkilerimize yeni bir soluk katacaktır.' dedi. Efkan Ala, Karabağ zaferini kutlamak için Azerbaycan'a gerçekleştirilen ziyarette karşılaştığı coşkuyu da anlatarak, 'Daha öncesini de gördüm, kıyasladım. Müthiş bir coşku vardı. İşte Azerbaycan bu dedim. Erzurumlu olmamdan dolayı fazla duygulanıyorum.' diye konuştu. Diğer konuşmalarKonferansta moderatörlüğü üstlenen AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Mehmet Ceylan, son yıllarda Azerbaycan ve Türkiye arasındaki kardeşlik ve ilişkilerin, iki ülke cumhurbaşkanlarının liderliğinde pekiştiğini söyledi.İki ülke arasındaki ilişkilerde 'tarihi bir zirve' yaşandığını vurgulayan Ceylan, 'Bu kardeşliğimizi pekiştirmek adına iki iktidar partimizin ilişkilerini geliştirmek maksadıyla iş birliğini sıkılaştırmak hedeflerimizdendir. Bu kapsamda iki parti arasında da bir iş birliği protokolü hazırlandı. İnşallah Sayın Genel Başkanlarımız, Cumhurbaşkanlarımız tarafından imza altına alınacak ve yürürlüğe girecektir.' dedi.Yukarı Karabağ bölgesinin Azerbaycan ordusunun başarısıyla işgalden kurtarıldığını kaydeden Ceylan, bölgedeki beklentilerinin kalıcı barışın sağlanması ve bölgenin ekonomik yönden gelişmesini sağlamak olduğunu belirtti.SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nurullah Gür, dünyada önemli gelişmelerin yaşandığını, ticaret savaşları ve koronavirüs salgınının küreselleşmeyi sarstığını belirtti.Gür, ülkelerin artık kendi içine kapandığının altını çizerek, ülkelerin çok taraflı ekonomik anlaşmalardan ziyade ikili ve bölgesel anlaşmalara önem verdiğini kaydetti. Pandeminin gelişmekte olan ülkeler için önemli fırsatlar ve meydan okumaları gündeme getirdiğini ifade eden Gür, 'Bu dönemde dünya şunu gördü: Çin ve Doğu Asya'ya üretimi sıkıştırmak dünyaya zarar verebiliyor.' dedi.
"Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği; Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları" Konferansı
İSTANBUL (AA) - AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, 'Karabağ zaferi bir kez daha gösterdi ki kararlılık, bilgi ve tecrübe yan yana gelir, bu cesaretle de taçlandırılırsa Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın aşamayacağı hiçbir sorun yoktur.' dedi.Kurtulmuş, çevrim içi düzenlenen 'Türkiye-Azerbaycan Kardeşliği; Karabağ Savaşı Sonrası Bölgesel Ekonomik İş Birliği Fırsatları' konulu konferansta, Karabağ zaferiyle açılan yeni devrin Azerbaycan ve bölge halkları için hayırlı olmasını temenni etti. Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesinin yanı sıra kazanılan zaferden sonra bölgesel anlamda Güney Kafkasya'da çok güçlü bir bölgesel işbirliğinin temelinin atılması gerektiğinin belirten Kurtulmuş, şu değerlendirmede bulundu:'Türkiye, Rusya, İran, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan... Bu bölgenin önemli 6 ülkesinin bir araya gelerek ellerindeki ekonomik imkanları, iş birliği potansiyellerini daha da ileriye götürmesi kaçınılmazdır. Bu çerçevede Türkiye'nin başta Azerbaycan olmak üzere bölgedeki işbirliği imkanlarına ciddi önem verdiğini hatırlatmak isterim. Bunların ortak projelerle daha da sağlamlaştırılacağını hepimiz biliyoruz. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu gibi projelerle TANAP, bu konuda şimdiye kadar atılmış somut adımlardır. Bundan sonraki dönemde de bu 6 bölgesel ülkenin arasında bu tür somut adımlar atılmasının da yararlı olacağını, Azerbaycan'ın ve Türkiye'nin de güçlenmesine büyük katkılar sağlayacağı kanaatindeyiz.' 'Türk sanayici ve işadamlarının Azerbaycan'da yapacakları yatırımları sürdürülmesi önemli'AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Türkiye ile Azerbaycan'ın 2010'daki stratejik ortaklık ve karşılıklı yardım anlaşması çerçevesinde işbirliğini artırdığını belirtti.Karşılıklı toplam ticaret hacminin artırılmasının en hayati unsurlardan biri olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etti:'2,5 milyar dolar seviyesine ulaşmış olan karşılıklı ticaret hacmimiz var. Bu kadar yakınlığımıza rağmen bu hacmin yeterli olmadığını her iki ülkenin de lideri teyit etmektedir. 15 milyar dolarlık karşılıklı ticaret hacmine ulaşmak da çok yakın döneme ilişkin bir stratejik hedef olarak durmaktadır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler sadece karşılıklı ticaret değil, karşılıklı yatırımların gerçekleştirilmesi bakımından da önemli fırsatlar ortaya koyuyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki karşılıkları yatırımların miktarı da şu anda 30 milyar dolar seviyesinde. Bunun 19 milyar doları Azerbaycan tarafından gerçekleştirilmiş yatırımdır. Bu rakamın da bir ivme kazandığını görüyoruz ama yeterli olmadığı kanaatindeyiz. Önümüzdeki dönemde, bu dönemin verdiği fırsatları kullanarak Türk sanayici ve iş adamlarının Azerbaycan'da yapacakları yatırımların da hız kesmeden sürdürülmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.'Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için beşeri sermaye alanında atılması gereken adımlara işaret eden Kurtulmuş, öğrenci ve turist hareketleri ile iş insanlarının karşılıklı seyahatlerinin artırılmasının ekonomik iş birliği konusunda somut bir alan olacağını belirtti.Kurtulmuş, Azerbaycan, Nahçıvan ve Türkiye arasındaki transit geçiş imkanının da önemli bir alan olduğunu vurgulayarak, 'Türkiye-Nahçıvan-Azerbaycan koridorunun etkin bir şekilde açılması sadece transit taşımacılığı noktasında değil, enerji nakil hatları konusunda da enerji arz güvenliğini sağlayacak çok kıymetli, çok stratejik bir adım olacaktır.' dedi.Ortak üretim imkanlarının artırılabilmesi için coğrafi yakınlıktan istifade ederek, ortak organize sanayi bölgelerinin açılabilmesinin Nahçıvan koridorunu canlı hale getireceğini, ortak yatırımın yolunu açacağını dile getiren Kurtulmuş, 'Ortak yatırım imkanı ortaya çıktığı takdirde ölçek ekonomilerinin gücünden de istifade edeceğiz. Daha fazla sayıda üretim, ortak projelerde güçlerimizi birleştirme, teknik elemanlarımızı çok daha güçlü bir şekilde kullanma imkanlarımız olacak. Finansman alanında bize önemli güç sağlayacak. Ayrıca mukayeseli üstünlüklere sahip olduğumuz alanlarda hem Azerbaycan'ın hem Türkiye'nin daha güçlü üretimler yapması imkanı olacaktır.' diye konuştu.AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş, büyük bir tarihi zafer kazanıldığını, bu tarihi zaferin de dünya ekonomi politiğinin yeniden yapılandığı bir döneme denk geldiğini belirtti.Bunun, Azerbaycan ve Türkiye'nin eline büyük bir imkan sağladığını kaydeden Kurtulmuş, 'Orta Doğu'da, Ön Asya'da, Kafkaslar'da, Karadeniz'de, Balkanlar'da yeni bir dönemin kapısının açıldığı bu dönemde Allah'ın izniyle önümüzde tarihi fırsatların olduğunu ifade etmek istiyorum.' değerlendirmesini yaptı. Karabağ zaferi Yeni dünya dengelerinin gelecek süreçte Türkiye ve Azerbaycan için hayati önemdeki yeni fırsatların kapısını açacağını dile getiren Kurtulmuş, şunları söyledi:'Dünya yeniden kuruluyor ve burada Türkiye de Azerbaycan da güçlü bir şekilde yer almak durumundadır. Yeni dünya denklemlerin içerisinde bizim coğrafyamızda da dünyanın birçok yerinde de bölgesel iş birlikleri tarihte hiç olmadığı kadar çok daha önemli bir noktaya geliyor. Muhtemelen önümüzdeki süreçte dünyada giderek, daha fazla artacak olan birtakım çatışmaların, gerilimlerin, çelişkilerin de azaltılması bakımından bu bölgesel iş birliklerinin önemli olduğu görülüyor. Türkiye ve Azerbaycan hem kendilerinin güvenliklerini sağlamak hem de bölgelerinde güvenlik ve iş birliğini artırabilmek açısından hem siyaset alanında hem ekonomi alanında hem diğer alanlarda bölgesel iş birliklerini geliştirmekle yükümlüdür. Bununla ilgili fırsatlar da önümüzdedir. Çok büyük fırsatlar ve çok büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağız. Bu aşikar, hepimiz bunun detaylarını biliyoruz. Öncelikle bu fırsatlardan yararlanmak için vakit kaybetmememiz gerekir. Süratle bu fırsatlardan istifade etmek milletlerimize karşı hem Azerbaycan'ın hem Türkiye'nin sorumluluğudur. Bunun için de samimiyetle iyi niyetle gayretle bilgiyle tecrübeyle hareket edeceğiz. Başka çaremiz yoktur. Karabağ zaferi bir kez daha gösterdi ki kararlılık, bilgi ve tecrübe yan yana gelir, bu cesaretle de taçlandırılırsa Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın aşamayacağı hiçbir sorun yoktur. Yıllardır dünyanın birçok gücünün tabiri caizse uykuya yatırdığı, çözümsüz hale getirdiği Karabağ sorunu fiilen çözülmüş oldu. Siyaseten çok şükür sonuçlarını alıyoruz. Şimdi de inşallah ekonomik olarak da sonuçlarını alacağız, fırsatlarımızdan da süratle istifade edeceğiz.'
Reklam
71. Berlin Film Festivali'nde 15 Film "Altın Ayı" İçin Yarışacak
BERLİN (AA) - Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenecek '71. Berlin Film Festivali'nde 15 film, 'Altın Ayı' ödülü için aday gösterildi.Festivalin yöneticileri Carlo Chatrian ve Mariette Rissbeek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle internet üzerinden yaptıkları açıklamada, bu yıl Berlinale'de yarışma bölümünde yer alacak filmleri duyurdu.Kovid-19 salgını sebebiyle 1-5 Mart'ta çevrim içi olarak sektör temsilcilerine, 9-20 Haziran'da da seyircilere yönelik 2 bölüm şeklinde düzenlenecek 71. Berlinale'de 15 film, 'Altın Ayı' ödülü için yarışacak.Festivalde, 'Altın Ayı' ve 'Gümüş Ayı' ödüllerini alacak filmleri belirleyecek jüri heyeti, daha önceki Berlinale'de 'Altın Ayı' ödülünü kazanan filmlerin yönetmenlerinden oluşuyor.Jüri heyetinde, İran’dan Mohammad Rasoulof, İsrail’den Nadav Lapid, Romanya’dan Adina Pintilie, Macaristan’dan Ildiko Enyedi, İtalya’dan Gianfranco Rosi ve Bosna Hersek’ten Jasmila Zbanic yer alıyor.Festivalde bu yıl, 59 ülkeden 166 film izleyiciyle buluşacak.'Panorama' bölümünde, Ferit Karahan filmi gösterilecekFestivalin 'Panorama' bölümünde, Ferit Karahan’ın yönetmenliğini yaptığı 'Okul Tıraşı' filminin gösterimi yapılacak.Başrollerini Ekin Koç, Mahir İpek, Cansu Fırıncı, Melih Selçuk ile çocuk oyuncu Samet Yıldız'ın paylaştığı 'Okul Tıraşı', 71. Berlinale'de dünya prömiyerini gerçekleştirecek.'Altın Ayı' için yarışacak filmler ve yönetmenleri şöyle sıralandı:'Albatros' (Xavier Beauvois), 'Bad Luck Banding or Loony Porn' (Radu Jude), 'Fabian oder Der Gang vor die Hunde' (Dominik Graf) , 'Ghasideyeh gave sefid' (Behtash Sanaeeha/Maryan Moghaddam), 'Guzen to sozo' (Ryusuke Hamaguchi), 'Herr Bachmann und seine Klasse' (Maria Speth), 'Ich bin dein Mensch' (Maria Schrader), 'Introduction' (Hong Sangsoo), 'Memory Box' (Joana Hadjithomas/Khalil Joreige), 'Nebenan' (Daniel Brühl), 'Petite Maman' (Celine Sciamma), 'Ras vkhedavt, rodesac cas vukurebt' (Alexandre Koberidze), 'Rengeteg-mindenhol latlak' (Bence Fliegauf), 'Termeszetes feny' (Denes Nagy), 'Una Pelicula de Policias' ( Alonso Ruizpalacios).
Reklam
İspanya'da Sendikalar, Asgari Ücret Artışı, Emekli Ve İşçi Haklarında Yeni Yasa Talebiyle Eylem Yaptı
MADRİD (AA) - İspanya'nın iki büyük işçi sendikası, İşçi Sendikaları Konfederasyonu (CCOO) ve Çalışanlar Genel Birliğinin (UGT) çağrısıyla ülke genelinde yapılan eylemlerde, sol koalisyon hükümetinden asgari ücret artışıyla, emekli ve işçi haklarının genişletilmesi talep edildi.Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı yürüyüş yerine sosyal mesafe ve maske takma kurallarına uyarak toplanma eylemi yapan sendika temsilcileri, taleplerini hayata geçirmek için 1. yılını dolduran hükümete 'müzakere masasına oturma' çağrısı yaptı.Madrid'de Ekonomi Bakanlığı binası önünde toplanan küçük bir gruba ve basına hitaben birer konuşma yapan sendika liderleri, 'Artık sabrımız taşmak üzere. Artık harekete geçme zamanı. Eğer hükümet masaya oturup, işçinin, emeklinin sorunlarına adil çözüm üretmezse biz de buna karşı tavır alıp eylemlerimizi artıracağız.' mesajı verdi.Sendikalar, 2013 yılında dönemin sağ hükümeti tarafından çıkarılan iş reformu ve emekli yasalarının iptalini ve asgari ücrette artış yapılmasını istedi.CCOO Genel Sekreteri Unai Sordo, 'Salgınla mücadelenin öncelik olduğunun hepimiz farkındayız ama yılın ikinci yarısından itibaren ekonomik büyüme de gerekli. Hükümete, bu sağlık krizinin sonrasında ülkede eşitsizliğin ve yoksulluğun daha fazla artmaması için (sosyal ajandayı iyileştirmenin zamanı geldi) diyoruz.' şeklinde konuştu.Asgari ücretin gelecek 3 yıl içinde yüzde 60 artmasını talep ettiklerini dile getiren Sordo, ne işverenlerin baskılarının ne de Avrupa Birliği'nin getirdiği şartların sendikaların hedeflerini değiştirebileceğini söyledi.UGT Genel Sekreteri Jose Maria Alvarez de 'Binlerce İspanyol'un yatacak yeri yok. Vatandaşlar artık verilen sözlerden bıkmaya başladı. İşverenler ve hükümet bizden zaman istiyor. Bizim sabrımız tükendi. Ya masaya oturulur ya da sendikalar bugün 50'den fazla kentte başlattıkları eylemleri daha da artırıp sokaklara dökülür.' ifadelerini kullandı.CCOO ve UGT, mevcut durumda 950 avro olan asgari ücretin bu yıl içinde 1000 avroya çıkarılmasını talep ediyor.Kovid-19'dan dolayı işsizlik oranının yüzde 16,4'e kadar yükseldiği İspanya'da mevcut durumda 755 bin kadar işçi kısa çalışma ödeneğinden faydalanıyor.
Avni Yıldırım Altın Kemeri Türkiye'ye Getirecek ! Avni Yıldırım Kimdir, WBA WBC Maçı Ne Zaman?
Profesyonel Türk boksör Avni Yıldırım, Dünya Boks Birliği (WBA) ve Dünya Boks Konseyi (WBC) ' de süper orta sıklet kemerlerinin sahibi Meksikalı Saul Alvarez ile 28 Şubat'ta karşılaşacak. Saul Alvarez ile yapacağı müsabakayı kazanarak altın kemeri Türkiye'ye getirmek istediğini söyleyen Avni Yıldırım yapılan basın toplantısında karşılaşma ile ilgili açıklamalarda bulundu. Peki Avni Yıldırım kimdir? Yaptığı açıklamalar nelerdir? Avni Yıldırım'ın kariyeri hakkında tüm detayları haberimizde sizler için derledik...
Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Kıbrıs Konusunda Uluslararası Toplumda Destek Gördüklerini Savundu
ATİNA (AA) - Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Kıbrıs sorununun çözümü için uluslararası toplumdan 'destek gördüklerini' ileri sürdü.Miçotakis, Atina'nın ev sahipliğinde düzenlenen 'Dostluk Forumu'nun açılışında konuştu.Yunanistan, Kıbrıs Rum kesimi, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanlarının katılımıyla yapılan forumun herkese açık bir platform olduğunu söyleyen Miçotakis, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sonrası 'Dostluk Forumu' inisiyatifinin zirve formatında düzenlenmesi umudunu dile getirdi.Miçotakis, katılımcı ülkeler arasında gerek diplomasi gerekse ekonomi, enerji ve salgın gibi konularda 'daha sıkı iş birliği yapılabileceğini' ve bu birliğin, 'kimseye karşı olmadığını' savundu.Kıbrıs sorunuKıbrıs meselesinin olası çözümüne değinen Miçotakis, 'Tüm ülkeler, Birleşmiş Milletler (BM) kararları ve Avrupa Birliği (AB) müktesebatı çerçevesinde (Kıbrıs'ta) adil, kalıcı ve işler bir çözüm için bize desteğini gösteriyor. (Bu ülkeler) Barış, güvenlik, iyi komşuluk ilişkileri ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümü için uluslararası hukuka ve deniz hukukuna bağlı kalarak, ülkelerimizin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı göstererek, kritik jeostratejik bölgemizde barış ve refahın inşasını arzu ediyorlar.' iddiasında bulundu.Yunanistan Başbakanı Miçotakis, 8 Şubat'ta Kıbrıs Rum kesimini ziyaretinde, Rum lider Nikos Anastasiadis ile görüşmesinde, 52 yıldır denenen ancak bir sonuç alınamayan 'federasyon' modelini savunmayı sürdürmüştü.Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin dünkü Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmada, Miçotakis'e tepki göstererek, 'Artık iki devletli çözümden başka Kıbrıs'ta çıkış yolu kalmamıştır. İster kabul edersiniz ister etmezsiniz.' demişti.
AB Ülkeleri "Aşı Pasaportu" Konusunda Bölünmüş Durumda
BRÜKSEL (AA) - Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede alınan seyahat kısıtlamalarına karşı 'aşı pasaportu' uygulaması hakkında bölünmüş bir görüntü çiziyor. Bazı ülkeler aşı olanlara seyahat imkanı verecek bir belge verilmesini isterken bazıları buna karşı çıkıyor.'Aşı pasaportu' veya 'aşı sertifikası' tartışmaları ocak ayında Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in AB yönetimine yazdığı mektupla başladı. Miçotakis, aşı olanların rahatça seyahat edebilmesini sağlamak amacıyla AB genelinde uygulanacak bir belgeleme sistemi kurulmasını önerdi.AB yönetimi ise böyle bir sistem için henüz erken olduğunu savunarak konuyu erteledi. Ertelemenin gerekçesi sistemin 'hukuken ayrımcılık' ortaya çıkarabileceğiydi. Henüz aşıya erişimi olmamış kişilerin veya tıbbi gerekçelerle aşı olamayacak kişilerin kısıtlamasız seyahat imkanından faydalanamayacak olması yasal olarak sorunlu bir alan oluşturacaktı.Ancak özellikle turizm gelirlerinin ekonomilerinde ciddi yer ettiği bazı ülkeler bu uygulamayı savunuyor ve gündemde tutmak istiyor. Bu ülkelerin başında uygulamayı öneren Yunanistan geliyor. Yunanistan uygulamanın örneğini İsrail ile başlattı. Yüksek aşılama oranına ulaşan İsrail ile Yunanistan arasında Kovid-19 aşısı olanların iki ülke arasında herhangi bir kısıtlama olmaksızın seyahatine imkan sağlayan turizm anlaşması yapıldı. Bir başka turizm ülkesi İspanya da aşı pasaportu verilmesini istiyor. İspanya Ekonomi Bakanlığı, ülkenin ana ekonomik faaliyetlerinin düzelebilmesi için 'güvenli seyahat koridorları' oluşturulmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan rapor hazırladı. Ekonomi Bakanı Nadia Calvino, 'Aşı kartları konusunda ilerleme ve sınırların açılması ekonomik düzelme için temel önem taşımaktadır.' dedi.Yüksek turizm gelirini sahip bir başka ülke olan İtalya bir an önce normale dönebilmek için aşı pasaportu uygulamasını istiyor. Başbakanlık Acil Tedarik Komiseri Domenico Arcuri, pasaportun 'kötü bir fikir olmadığını' söyledi.Kuzey Avrupa hazırlıklara başladıBazı Kuzey Avrupa ülkeleri de şimdiden aşı pasaportu gibi uygulamalara başlayacağını açıkladı. Danimarka ve İsveç, yaz aylarında turizmi canlandırmak amacıyla 'dijital aşı sertifikaları' dağıtma planları yaptıklarını duyurdu.Danimarkalı yetkililer, bu sertifikaya sahip olanların iş seyahatlerine, spor etkinliklerine, kültürel faaliyetlere, hatta restoranlara gidebileceğini belirtti.AB üyesi olmayan ancak Schengen bölgesinin bir parçası İzlanda da ocak sonundan itibaren aşı olanlara dijital belgeler vermeye başladı. İzlanda'ya girişte bu tür bir belgeyi gösterenlerin sınırdaki kısıtlamalardan muaf tutulacağı, Kovid-19 testi yaptırmak zorunda kalmayacağı açıklandı.Baltık ülkesi Estonya ise pilot proje başlatarak aşı olunduğuna dair kanıt gösterenlerin karantinaya alınmayacağını bildirdi. Estonya, Dünya Sağlık Örgütü ile muhtemel bir dijital aşı sertifikası uygulaması çalışmalarına da başladı. Fransa, Almanya, Belçika, Polonya karşı çıkıyorBazı AB ülkeleri ise aşı sertifikası fikrine karşı çıkıyor. Bunlardan biri olan Fransa, herkesin aşıya erişimi olamayacağını gerekçe gösteriyor.Fransa Sağlık Bakanı Olivier Veran, buna ek olarak aşıların ne kadar koruyucu olduğunun henüz tam olarak bilinmediğini, bu tartışmanın birkaç ay sonra yapılması gerektiğini söyledi.Almanya da öneriyi savunmuyor ancak özel sektörün uygulamaya geçmesi halinde yasal olarak engellenemeyeceği görüşünü öne çıkarıyor.Almanya Adalet Bakanı Christine Lambrecht, 'Bir restoran sahibi sadece aşı olmuş kişilere kapılarını açacak olursa bunu şu anki yasal durumda engellemek zor olur.' dedi.Belçika Dışişleri Bakanı Sophie Wilmes ise bu tür uygulamanın AB vatandaşları arasında ayrımcılığa yol açacağını söyledi. Herkesin aşıya erişiminin kısa sürede mümkün olmayacağını hatırlatan Wilmes, uygulamaya geçilmesi halinde aşı olmamış kişilerin bireysel özgürlüklerinin sınır ötesi seyahatlerde engellenemeyeceğini dile getirdi.Aşı pasaportuna geçmeyi şu an için düşünmeyen ülkeler arasında Polonya da bulunuyor. Ancak Polonya hükümeti, geliştirilen bir akıllı telefon uygulamasıyla aşı olanların ülkeye varışta karantinaya girmemesini sağlıyor. DSÖ şimdilik pasaporta karşıDünya Sağlık Örgütü (DSÖ), geçen ay aşı sertifikası tartışmaları yoğunlaştığında böyle bir sisteme 'henüz' karşı olduğunu açıklamıştı. DSÖ yetkilileri, aşının virüsün bulaşmasını ne derece engellediği, ne kadar süreyle koruyucu olduğu gibi birçok konuda yeterli bilgi bulunmadığını hatırlatmıştı. Bunlara ek olarak üretim kapasitelerinin düşük olduğu, henüz yeterli doz miktarına ulaşılamadığı gibi gerekçeler de sıralanmıştı.Dünya nüfusunun henüz yüzde 1,93'ü aşılandıDünya genelinde 10 Şubat itibarıyla 151,5 milyon kişi Kovid-19 aşısı olmuş durumda. Bu da dünya nüfusunun henüz sadece yüzde 1,93'ünün aşı olduğunu gösteriyor. 450 milyon nüfuslu AB içinde ise aşı olanların sayısı şimdilik sadece 18,3 milyon.
Reklam