onedio
Londra'ya Giriş 1001
Londra ilginç bir şehirdir. Havası insanı depresyona sokmak için yeterlidir. Ancak yaşam konforu ve hayatın size sağladığı kolaylıklarda oldukça fazladır. Bu galeride birkaç tane temel olan faydalı bilgiler bulacaksanız.
"Öğretmenlerin Yüzde 69’u Mesleğini Bırakmayı Düşünüyor"
Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası’nın (Eğitim-İş) 38 ilde 1165 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı 'Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri” adlı araştırma sonuçları, öğretmenlerin ekonomik sorunları ortaya koydu. Araştırmada öğretmenlerin mutsuz ve borçlu olduğu, mesleğin itibarsızlaştırıldığı, yüzde 69’unun öğretmenliği bırakmayı düşündüğü saptandı.Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde, bugün öğretmenlerin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, Cumhuriyet döneminden bugüne geçen yıllar içinde sürekli gerilediğine dikkat çekerek, özellikle AK Parti iktidarı döneminde eğitim sisteminde yaşanan köklü değişikliklerin, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği’ne vurulan darbenin, okul dönüşümlerinin, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama hevesinin, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesinin öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirdiğini kaydetti. Öğretmen yetiştirme sürecinin siyasallaştırılarak çökertildiği, öğretmenliğin saygınlığının da bundan büyük zarar gördüğünü dile getiren Veli Demir, son yıllarda siyasi iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylem ve tutumların süreklilik kazanmasının, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulmasının, öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırdığını belirterek, 'Bu tür olaylar sonucunda hayatını kaybeden ya da ciddi sağlık problemleri yaşayan öğretmenler bulunmaktadır.' dedi.'TOPLU SÖZLEŞMELER ÖĞRETMENİ OLUMSUZ ETKİLEDİ'Veli Demir, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından bu yana öğretmenlerin alım gücünde çok fazla bir düşüş olduğunun bilinen bir gerçek olduğunu saptayarak, '2002 yılında mesleğe yeni başlayan bir öğretmen maaşı ile 24 çeyrek altın alırken, 2014 yılında sadece 14 çeyrek altın alabilmektedir. Bu hesaba göre 2002 yılından bu yana öğretmenlerin maaşlarındaki alım gücü yüzde 41,6 oranında düşmüştür. Yetkili ama etkisiz sendika, Memur-Sen ile Hükümet arasında 2014 yılında imzalanan ihanet sözleşmesi nedeniyle enflasyon farkının ödenmeyecek olması da öğretmenleri olumsuz etkilemektedir.' izahında bulundu.Eğitim-İş’in 24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle, 38 ilde 1165 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı 'Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri' adlı araştırma sonuçları öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları ortaya koydu. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtti.ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 93’Ü MESLEĞİNDEN ELDE ETTİĞİ GELİRLERİ YETERSİZ BULDUAraştırmanın dikkat çeken sonuçları şöyle:Araştırmaya katılan kişilerin yüzde 42’sinin erkek, yüzde 58’inin ise kadın olduğu belirlenmiştir.Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 77’sinin hiçbir sendikaya üye olmadığı, sadece yüzde 23’ünün herhangi bir sendikaya üye olduğu tespit edildi.Öğretmenlerin yüzde 93’ü mesleğinden elde ettiği gelirleri yetersiz buldu.Öğretmenlerin yüzde 91’i eğitim öğretime hazırlık ödeneğini yetersiz buldu.Öğretmenlerin yüzde 84’ü gelirindeki yetersizliğin mesleki verimini düşürdüğünü belirtti.Öğretmenlerin yüzde 91’i verilen çocuk yardımının yetersiz olduğunu belirttiÖğretmenlerin yüzde 91’i ek ders ücretlerinin yetersiz olduğunu belirtti.Öğretmenlerin yüzde 87’si ek ders ücretlerinin kesilmemesi için hasta raporlarını işleme koydurmak istemediklerini belirtti.Öğretmenlerin yüzde 73’ü gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerle benzer çalışma koşullarına sahip olmadıklarını belirttiÖğretmenlerin yüzde 68’i kazandığım para ile çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayamadığını, yüzde 22’si ise kısmen karşıladığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 69’u daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtti.Öğretmenlerin yüzde 89’u gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle öğretmenlik mesleğinin saygınlığının azaldığını belirtmiştir.Öğretmenlerin yüzde 86’sı öğrencilerine örnek olabilecek şekilde giyinemediğini belirtti.Öğretmenlerin yüzde 85’i son on yılda alım gücünün düştüğünü belirtti.'EĞİTİM HER AŞAMASINDA PARASIZ OLMALI'Eğitim-İş Genel Başkanı Veli Demir sorunun çözümü için ise yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:'Eğitimin ulusal, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmasını, her aşamasında parasız olmasını,Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmalı,Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmeli,Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması yönündeki söylem ve uygulamalara son verilmeli,Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmalı,Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmeli,Okullarda ‘kölelik sistemi’ veya ‘mevsimlik işçi’ olarak adlandırılan ücretli öğretmen uygulamasına son verilmeli,Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmeli,Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmalı. Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını istiyoruz.'Cihan
Duble Yollarda 2-3 Sene Ömürlü Asfalt Kullanılmış
Yapıldıktan üç yıl sonra bozulan sathi asfaltın onarım bedeli ise normal asfalta göre 4 kat daha fazlaUlaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan , geçtiğimiz hafta TBMM bütçe görüşmelerindeki sunumunda son 12 yılda yapılan duble yolların yüzde 80’inde 2-3 yıl dayanan sathi kaplama adı verilen asfalttan kullanıldığını itiraf etti. Yapıldıktan üç yıl sonra bozulan sathi asfaltın onarım bedeli ise normal asfalta göre 4 kat daha fazla.Zaman'da yer alan habere göre, 2003 yılından itibaren yapılan 17 bin 421 kilometrelik duble yollarla ilgili çarpıcı bir gerçek ortaya çıktı. Sık sık bozulduğu için kalitesi tartışılan duble yolların yüzde 78’i iki-üç yıl ömürlü sathi kaplama adı verilen asfalttan yapılmış. Ulaştırma Bakanı Lütfi Elvan, sathi kaplama asfaltın maksimum 2-3 yıl dayandığını ve tekrar yapılmak zorunda kalındığını söyledi. Bundan sonra Bitümlü Sıcak Karışım (BSK) denilen maliyeti yüksek uzun ömürlü asfalta ağırlık verileceğini belirtti. 12 yılda duble yolların yüzde 20’sine denk gelen 3 bin 800 km’lik bölümü BSK’dan yapıldı. Onarımı içinse sadece geçen yıl 1,7 milyar lira harcandı.Yapıldıktan üç yıl sonra bozulan, onarım ve bakım masrafları sebebiyle astarı yüzünden pahalıya gelen sathi kaplama asfalta, neden geçmiş 12 yıllık dönemde ağırlık verildiği sorusu ise cevapsız kaldı. Asfalt uzmanı inşaat mühendisi Erol Dikicioğlu’nun yaptığı araştırmaya göre Bakan’ın da kalitesiz dediği sathi kaplama yollarda 20 yılda ortalama 7 kez astarsız, 3 kez de astarlı olarak 10 kez yeniden onarım yapılıyor. BSK’da ise ortalama 14 yılda bir onarım yapılıyor. BSK ile sathi kaplamanın ömrü ve maliyetini karşılaştıran Dikicioğlu, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün teknik kriterlerine göre ağır vasıta taşıt trafiğinin çok yoğun olduğu Türkiye’de yolların 5’te 4’lük bölümünün taşıma kapasitesi yüksek uzun ömürlü BSK’lı üstyapıya sahip olması gerekirken tam tersi olarak yolların beşte dördünün sathi kaplama olarak bilinen asfalt çeşidiyle kaplı olduğunu belirtiyor. Dikicioğlu’nun araştırmasında maliyetlerle ilgili çok önemli bir kıyaslama da yer alıyor. Sathi kaplama için yapılan yıllık yama harcaması uzun ömürlü BSK için yapılan harcamanın 4 katından fazla. Sathi kaplama bakımı için yapılan harcamalar ise BSK’ya göre 2 kat daha fazla. Yollardaki kalitesiz asfalt kullanımı Karayolları Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı kurumsal kabiliyet ve kapasitenin değerlendirilmesi raporuna da yansıdı. Raporda kurumun zayıf yönleri arasında Türkiye genelindeki mevcut yol ağında, sıcak kaplamalı yol ağının düşük kalması ve bakım çalışmalarına yeterli ödenek ayrılmaması gösterildi. Ulaştırma Bakanı Lütfi Elvan, geçtiğimiz günlerde TBMM bütçe görüşmelerindeki sunumunda Karayolları’yla ilgili son istatistikleri de paylaştı. Sunumda hükümetin seçim meydanlarında sık sık kullandığı duble (bölünmüş) yol yapımıyla ilgili veriler de detaylı olarak yer aldı. Buna göre 2002 yılına kadar 3 bin 890 kilometresi uzun ömürlü ve kaliteli Bitümlü Sıcak Karışım (BSK), 2 bin 211 kilometresi sathi kaplama olmak üzere 6 bin 101 kilometre bölünmüş yol yapıldı. 2003-2014 döneminde ise 3 bin 823 km BSK, 13 bin 598 km ise sathi kaplama olmak üzere 17 bin 421 kilometre bölünmüş yol inşa edildi.Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesi incelendiğinde yolların bakım ve onarım giderlerinin oldukça yüksek olması dikkat çekiyor. Karayolları Genel Müdürlüğü 2013’te personel giderleri ve yeni yol yapımı da dahil 15 milyar 345 milyon 326 TL harcama yaptı. Bu rakamın 1 milyar 701 milyon lirası devlet ve il yollarının bakım onarımı için harcandı. 2014’te ise Eylül ayını da kapsayan 9 aylık süre zarfında 1.088 kilometresi BSK kaplamalı, 10 bin 588 kilometresi ise sathi kaplamalı olmak üzere toplam 11 bin 575 kilometre yolda asfalt yapım ve onarım çalışması gerçekleştirildi.T24
Sakarya Nehri Kenarına Fabrika Kurulacak
Türkiye’nin en verimli arazilerinin bulunduğu Pamukova’da, ovanın ortasından geçen Sakarya Nehri kenarında kağıt fabrikası kurulacak. Sakarya Toprak Kurulu, İstanbul’a da içme suyu takviyesi yapılan nehrin kenarındaki 200 dönümlük birinci sınıf tarım arazisi üzerine Halkalı Kağıt firmasının fabrika kurmasına onay verdi. Sakarya Ziraat Odası Başkanı Hamdi Şenoğlu, “Fabrikaya karşı değiliz ama buraya kurmak akıl kârı değil. Herkes rant peşinde.” diye tepki gösterdi.Kurulun 3 üyesi fabrikaya ‘ret’ oyu verirken, diğer 8 üye fabrikanın kurulmasına yeşil ışık yaktı. Ret oyu verenlerden Sakarya Ziraat Odası Başkanı Hamdi Şenoğlu, “Fabrikaya karşı değiliz ama yeri burası değil. Buraya fabrika kurmak akıl kârı değil. Herkes rant peşinde.” dedi. Fabrika kurulmasına karşı olmadıklarını, çevrede daha uygun araziler olduğunu dile getiren Şenoğlu, “Bu fabrikada atık kâğıtlardan kâğıt üretimi yapılacakmış. Kâğıt fabrikaları çevreyi kirletici etkiye sahip. Atıkları çevreyi olumsuz yönde etkiliyor. Çok iyi denetlenmesi gerekiyor. Bu sebeple nehir kenarına ve birinci sınıf tarım arazilerine böyle fabrikalara izin verilmemeli.” uyarısında bulundu. Ayrıca Sakarya Nehri’nden İstanbul’a içme suyu takviyesi yapıldığına da işaret eden Şenoğlu, şunları kaydetti: “İki sene sonrasını bile düşünen yok. Türkiye’de kuraklık baskısı giderek artıyor. İstanbul’a şu anda Sakarya Nehri’nden içme suyu takviye ediliyor. Sakarya Nehri, bölgenin ve İstanbul’un gelecekte en önemli içme ve kullanma suyu kaynağı olacak. Nehir bölgeye ve İstanbul’a lazım. Biz çevresindeki fabrikaların taşınması gerektiğini söylerken yeni fabrikalara izin vermek inanılır gibi değil.”En fazla kayıp Konya’da, en düşük Bolu’daTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tarım alanlarında en çok kayıp yaşanan iller Konya, Yozgat, Diyarbakır, Kars, Adana, Afyonkarahisar, Kahramanmaraş, Malatya, Edirne, Tekirdağ şeklinde sıralanırken, daha az kayıp yaşanan şehirler ise şöyle: Samsun, Mardin, Ankara, Kayseri, Çorum, Kırşehir, Bursa, Adıyaman, Osmaniye, Kütahya, Erzincan, Kırklareli, Muş, Elazığ, Hatay, Gümüşhane, Balıkesir, Antalya, Ordu, Aksaray, İzmir, Zonguldak, Sinop, Aydın, Erzurum, Kocaeli, Bitlis, Kastamonu, Düzce, Muğla, Sakarya, Bilecik, Karabük, Gaziantep, İstanbul, Hakkari ve Bolu. Tarım arazilerini artıran iller de Van, Isparta, Şanlıurfa, Manisa, Ardahan, Bayburt, Kırıkkale, Eskişehir, Çankırı ve Ağrı.Zaman
Messi Tarihe Geçti
Lionel Messi yine adını tarihe altın harflerle yazdırdı.Arjantinli yıldız, Barcelona'nın Sevilla'yı 5-1 yendiği maçta yaptığı hat-trick'le La Liga tarihinin en çok gol atan oyuncusu oldu.Sevilla ağlarını 21, 73 ve 78. dakikalarda attığı gollerle 3 kez sarsan Messi, La Liga kariyerindeki gol sayısı 253'e çıkardı. Messi böylece 251 gol atan Zarra'yı geçerek, La Liga tarihinin en golcüleri sıralamasında zirvenin tek sahibi oldu.Messi bu sezon ise 10. golünü kaydetti. Barcelona'nın diğer golleri ise 49'da Neymar ve 65'te Rakitic'ten geldi.Bu sonuçla 28 puana yükselen Barcelona, lider Real Madrid'i takibini sürdürdü.Lig Tv
İlklere İmza Atmış Olan 9 Türk Kadını
Keriman Halis Ece, 1913 yılında İstanbul'da doğmuştur. 31 Temmuz 1932 yılında Belçika'nın Spa kentinde yapılan Dünya Güzellik Yarışmasında 'Dünya Güzeli' seçilmiştir. Kendisine, yarışmadan sonra Atatürk tarafından 'Ece' (ece : kraliçe) soyadı verilmiştir.Keriman Halis Ece, zamanın tüccarlarından Halis Bey'in altı çocuğundan biridir. Keriman Halis'in amcası, ünlü operet bestecilerinden Muhlis Sabahattin Ezgi'dir. Halası ise gene ünlü kadın bestekârımız Neveser Kökdeş'tir. Galatasaray Spor Kulübü'nün idarecilerinden Turgan Ece ise kardeşidir. Keriman Halis, yarışma sonrasında bir Türk Bayrağı'nın bulunmaması nedeniyle halkın tezahüratına cevap vermemiş ve bunun üzerine metrelerce atlas bulunarak bayrak orada yapılmış ve balkondan dalgalandırılarak izleyicilere gösterildikten sonra, kendisini görmeye gelen halkı selamlamıştır. Atatürk bu yarışma sonrasında yaptığı açıklamada, 'Övündüğümüz doğal güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmenizi biliniz ve bu yolda uyanık bir tekamülün mütemadi tahakkukunu ihmal etmeyiniz. Bununla beraber asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünya birinciliğini tutmaktır demiştir.
Reklam
Türkiye Tüketiminin 4'te 1'i İstanbul'da Yapılıyor
Türkiye İstatistik Kurumu 'Bölgesel Hanehalkı Tüketim Harcaması' verilerini açıkladıTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 'Bölgesel Hanehalkı Tüketim Harcaması' verilerinin 2013 yılıyla ilgili sonuçlarını dün açıkladı. Buna göre, Hanehalkının toplam tüketim harcamalarının en yüksek olduğu bölge yüzde 23,5 ile İstanbul olurken, en az tüketim yüzde 1,8 ile Kuzeydoğu Anadolu yapıldı.Bu araştırmanın 2011-2012-2013 yıllarına ait verilerinin birleştirilmiş sonuçlarına göre toplam tüketim harcamasının yüzde 23,5’i İstanbul’da oturan hanehalkları tarafından yapıldı.Ege 8 puan gerideBugün gazetesinde yer alan habere göre, Ege yüzde 15’lik oranla ikinci sırada yer aldı, onu yüzde 11,9 oranı ile Akdeniz izledi. Harcamaların sadece yüzde 1,8’i Kuzeydoğu Anadolu'daki hanehalkları tarafından gerçekleştirildi. Harcama gruplarının bölge içindeki dağılımına bakıldığında hanehalklarının harcamalar içinde gıda ve alkolsüz içecek harcaması payının en yüksek olduğu bölge yüzde 27 ile Güneydoğu Anadolu. En düşük bölge yüzde 16,3'le İstanbul.Anadolu’da kiralar düşükKonut ve kira harcamalarına en yüksek payı ayıran bölge, yüzde 29,3 ile İstanbul oldu. Oran, Kuzeydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu'da yüzde 22,6’da kaldı.T24
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Aysel Tuğluk 29 Ekim 2014’te, T24 İnternet Gazetesi’nde  “ Kobanê’den sonra çözüm süreci ve AKP’nin tükenişi ” başlıklı çok önemli bir yazı yazdı.Esas olarak AKP’ye ve radikal terörist İslamın iç ve dış politikada kullanılmasına yönelik eleştiriler yapıyordu bu yazıda.Ama gerçekleri ve söylenen sözleri çarpıtmakta artık “ustalık” düzeyine erişmiş olan AKP çevreleri ve yandaş medya, bu yazının tümünü ihmal edip tek bir cümlesini cımbızla çekti...O cümleyi bağlamından koparıp saptırarak bütün eleştiri oklarını Tuğluk ’a yönelttiler:Ne askerciliği kaldı ne de darbeciliği.
Reklam
Dünyanın Dört Bir Tarafından, Kokteylleriyle Ün Salmış En iyi 25 Bar
Bazı barlar vardır büyük kalabalıklara yüzlerce bardak bira tedarik ederler, fakat öyle barlar da vardır ki, onlar kokteyl yapma işini bir sanata dönüştürürler ve özenle hazırlanan içkileri yalnızca belli bir kesim ile paylaşırlar.Bu içeriğimizde, Dünyanın En İyi 50 Barı Listesi'nden de destek alarak, dünyanın dört bir yanında nam salmış mükemmel barları sizlerle buluşturuyoruz. İşte o barlardan mutlaka ziyaret edilmesi gereken 25 tanesi;
İngiliz Eleştirmenlerden Kış Uykusu'na Tam Not
Nuri Bilge Ceylan'ın 2014 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan filmini, İngiliz sinema eleştirmenleri övgü yağmuruna tuttu.Nuri Bilge Ceylan’ın İngiltere sinemalarında bugün gösterime giren “Kış Uykusu” filmi, İngiliz sinema eleştirmenleri tarafından övgü yağmuruna tutuluyor.Financial Times gazetesi, “Kış Uykusu gösterildiği her şehir ve ülkede görülebilecek en iyi şey” derken, The Guardian, “Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu, muazzam, hüzünlü ve inandırıcı bir trajikomedi” yorumunu yaptı.Financial Times gazetesinin sinema eleştirmeni Nigel Andrews tarafından kaleme alınan eleştiride, “Nuri Bilge Ceylan’ın muhteşem filminde hiçbir şey olmuyor, ama yine de her şey oluyor” ifadesine yer verildi.Gazete, Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmiyle Cannes Büyük Jüri ödülüne layık görüldüğünü hatırlatarak, “Kış Uykusu” için “Bir kez daha olağanüstü; bir kez daha konuşkan, bir kez daha içinizi dağlayan; bir kez daha uzunluğu acımasız” ifadelerine yer verdi.Filmin senaryosunun Ceylan ve eşi Ebru tarafından “muhteşem” bir şekilde kaleme alındığını belirten Financial Times, şöyle devam etti:“Bu film kendi kendini aldatmanın gerçekle yüzleşmesi. Bu gerçek birinin kendisine kendisi hakkında gerçekçi olması. Hikayenin saçaklarından kıyamet asılıyor. Herkes ruhen kendi varlığını yeniden biçimlendirmek için teşvik ediliyor.”The Guardian gazetesi ise fimin açıkça Anton Çehov’dan ilham aldığını, bu yıl Cannes film festivalinde görücüye çıkmasından bu yana eleştirmenler tarafından Çehov’un “Mükemmel İnsanlar” (1886) ve “Eczacının Karısı” (1892) hikayeleri ile özdeşleştirildiğini, ancak Ceylan’ın böyle bir uyarlama yapmadığını söylediğini belirtiyor.The Telegraph gazetesi ise film için “şeytanca zeki” ifadesini kullandı.CNN Türk
'3. Havalimanı 2017'ye Yetişmezse Hiçbir Yere Uçamaz Hale Geliriz’
Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, 3’üncü Havalimanı için zemin etüdünün birkaç ay içinde bitirileceğini belirterek, “Bütün dünya bu projeyi bekliyor. Eğer bu havalimanı 2017 sonuna bitmezse hiçbir yere uçamaz hale geleceğiz.” dediİstanbul’a yapılacak üçüncü havalimanında inşaat sürecinin planlandığı gibi sürdüğünü anlatan Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, “Bütün dünya bu projeyi bekliyor. Eğer bu havalimanı 2017 sonuna bitmezse hiçbir yere uçamaz hale geleceğiz. Bunun için çalışmalarımızı son hızla sürdürüyoruz. Zemin etüdünün bu yıl bitmesi gerek, birkaç ay içinde tamamlanacak” dedi. Özdemir, havalimanıyla ilgili iddialar konusunda ise “Denize ada yapılan dönemde biz karaya havalimanı mı yapamayacağız. Bu söylenenleri önyargılı buluyorum” dedi.Ebru Özdemir, Limak’ın işlettiği Priştina Adem Yaşari Havalimanı’na kalifiye eleman yetiştirmek üzere Priştina Üniversitesi bünyesinde hizmete giren Limak Enstitüsü'nün açılış toplantısından sonra soruları yanıtladı. İhaleyi kazanan Limak-Kolin-Cengiz-Mapa-Kalyon Ortak Girişim Grubu (OGG) olarak 3’üncü havalimanının tüm mühendislik süreçlerinden de sorumlu olduklarını aktaran Özdemir, “Bize verilen yolcu sayısına göre tüm dizaynı yapıyoruz. 25 yıl biz işleteceğimiz için en iyi dizaynı yapıyoruz. Yer değişmeyecek, bakan da açıkladı” dedi. Zeminin balçık ve hava sahasının büyük uçakların dönüşüne elverişli olmadığı için bölgede bir havalimanı yapılmasının zor olduğuna yönelik yorumlara ise Özdemir, “Ben bunların hepsinin dedikodu olduğunu düşünüyorum. Londra Heathrow’un trafik kontrol sistemlerini yapan NATTS ile çalışıyoruz. Londra’da 4 havalimanı var, bunlar nasıl birlikte çalışıyor, uçaklar nasıl birbirine dokunmuyor? Bunların hepsi hesap kitap, tartışma işi” diye konuştu. “Belki de biz yeterince kendimizi anlatamadık” sözleriyle özeleştiri de yapan Ebru Özdemir, “Bütün dünya bu havalimanını bekliyor. Dev uçakların inebilmesi için bir liman gerekiyor. İstanbul ve Türkiye’nin büyüyebilmesi için çok kritik bir yatırım bu. 77 milyon metrekare arazi ancak burada bulundu ki buraya karar verildi” dedi.‘Hong Kong’da pist denizin üzerinde, tartışma önyargılı’Bölgede bir zemin iyileştirilmesi gerekeceğini belirten Özdemir, sözlerine şöyle devam etti: “Dünyada tek zemin iyileştirilmesi yapılan yer burası değil ki. Dubai’yi düşünün denizin üzerine adalar yaptılar. Artık inşaat mühendisliği çok gelişmiş durumda. Biz sonuçta o zemini bir metotla iyileştireceğiz. Hong Kong Havalimanı denizin üzerine yapıldı. Pist denizin üzerinde. Ben bu tartışmaları biraz önyargılı buluyorum. İhalede bize verilen yer bu. Zemin etütlerine göre malzemeyle dolduracağız.”Özdemir, ihale öncesi zemini incelemek için yeterince fırsatlarının olup olmadığına yönelik sorulara ise “Bir ön çalışma yapılıp bir varsayımla devam edilir. Burada yatırım tutarını, geliri, kaç yolcu olacağını bir fizibiliteye koyduk. Tabii ki sapmalar olabilir. Sabiha Gökçen’de tahminimizden 40 milyon euro fazla harcadık. Buradaki risk bizim” karşılığını verdi.Hazine garantisi yok borç üstlenimi varFinansman görüşmelerine başladıklarını anlatan Özdemir, kamu ve yerli bankalardan bir konsorsiyum oluşturulacağını ayrıca Hazine garantisinin değil, borç üstleniminin söz konusunu olduğunu aktardı. Borç üstlenim sözleşmesi, ihaleyi kazanan şirketler ya da idareden kaynaklanan sebeplerden dolayı fesh olursa, bu durumda ne olacağını düzenliyor. Özdemir, dev projelere fon bulmanın zorlaştığı bir dönemde görüşmelerin nasıl gittiğine yönelik soruya da “Bu finansman euro bazında olacak, dolayısıyla hem faizler çok düşük hem de çok ciddi bir ilgi var. Avrupa şu anda ‘keşke böyle yatırımlar yapılsa da büyüme gelse’ modunda. Burada bir sıkıntı görmüyoruz. Ama dolarda faizler çok hızlı yükselecek diye düşünüyorum. Garanti, Yapı Kredi ve İş Bankası ile görüyoruz, ama tam netleşmedi” karşılığını verdi.Kuşları engelleyen sistem aranıyor, flora taşınıyorÇevresel etki değerlendirme çalışmalarının Ekvator prensiplerine göre yapıldığını ve yabancı kreditörlerin kabul ettiği bir şirket olduğunu vurgulayan Özdemir, 1 yıldır kuş ölçümlerinin gerçekleştirildiğini anlattı. “Bu raporu hazırlamamızın sebebi, çevreye negatif etkiyi minimumda tutabilmek. Geçenlerde Delhi Havalimanı’na indim. Her taraf kuş doluydu. Uysal duran kuşlardı. Kuşları engelleyecek ses sistemleri var. Dünyada bu tür zorlukların çıktığı ilk havalimanı bu değil” diyen Özdemir, bölgedeki bitkileri inceleyip oraya özgü florayı taşıdıklarını kaydetti.İhale şartnamesinde ‘Tüm tarifeli uçuşlar yeni havalimanından yapılır’ ifadesinin bulunduğunu anlatan Ebru Özdemir, Atatürk Havalimanı’ndan geçişin bir gecede mi yoksa aşama aşama mı olacağının yeni havalimanının açılışından bir yıl önce kararlaştırılacağını söyledi. Atatürk Havalimanı ve çevresinde 30 bin kişinin istihdam edildiğini belirten Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı, dükkan sahiplerinin ticari haklarının korunduğunu, yer hizmetleri, kargo gibi alanlardaki kalifiye çalışanları istihdam edebileceklerini sözlerine ekledi.Kosova'da kalifiye eleman için enstitü kurduLimak, Yugoslavya’dan ayrılan ülkeler içinde en büyük 3’üncü havalimanı olan Priştina’yı işletiyor. Şirket, kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak üzere bir sosyal sorumluluk projesi gerçekleştirdi ve Priştina Üniversitesi bünyesinde, Boğaziçi Üniversitesi desteğiyle bir Limak Enstitüsü kurdu. Burada eğitim gören öğrencilere staj imkanı da sağlanacak. Ebru Özdemir, Priştina’da 640 çalışanları olduğunu ancak bu elemanları gençleştirirken işi okulda öğrenen gerçek liman işletmecileri ile çalışmak istediklerini söyledi. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu da “Sanayi- üniversite işbirliği açısından model olabilecek bir proje oldu. Boğaziçi olarak ilk kez böyle bir projeyi yurtdışında gerçekleştiriyoruz” dedi. Limak Kosova International Airport CEO’su Haldun Fırat Köktürk ise ülkede gençlerin önce “Tanıdığımız yok bizi almazlar” diyerek programa katılmaya çekindiğini, bu önyargıyı kırmak için çaba gösterdiklerini anlattı. Proje danışmanı Aylin Löle de Kosova’da genç işsizliğin yüzde 50’lerde olduğunu bu nedenle eğitimlere büyük ilgi gösterildiğini söyledi.Yeni yatırımlar Fildişi Sahili ve Kuveyt’teLimak, bugün varlıkları 7 milyar dolara ulaşan bir şirketler grubu. Grup, son dönemde Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki hisselerinin satışıyla gündeme geldi. Ebru Özdemir, hisselerin Malezyalı ortaklarına satışında izin sürecinin sürdüğünü söyledi. Sahip değişikliğinin ardından havalimanının adını ancak kamu idaresinin değiştirebileceğini belirten Özdemir, 3’üncü havalimanının adını da yine idarenin belirleyeceğini kaydetti. Özdemir, hisse satışının gerekçesiyle ilgili soruları yeni yatırım planlarını anlatarak yanıtladı: “Yıl sonuna kadar Sabiha Gökçen’in devrinin tamamlanmasını bekliyoruz. 3 kere 76 milyon euro kira ödedik. Malezyalıların verdiği rakamla havalimanının değeri 700 milyon euro oldu ama hâlâ ödenmesi gereken 1.7 milyar euro kira borcu var. Buradan elde ettiğimiz gelirle, kaldıraç etkisini de dikkate aldığınızda 1.1 milyar dolarlık yeni yatırım için fon elde edeceğiz. Biz iş geliştiriciyiz. Değer yarattığımızda bunu realize edip yenilerine bakıyoruz. Enerji üretimimizi çeşitlendirmemiz gerekiyor. Bir yandan da 3’üncü havalimanına konsantre olacağız. Kahire’de ikinci pisti yapıyoruz. Kuveyt’te havalimanı ihalesine 4.7 milyar dolarla en iyi teklifi verdik.” Özdemir, odaklandıkları bir diğer sektör olan çimentoda ise Afrika’ya açılacaklarını, Fildişi Sahili’nde 50 milyon dolara üretim tesisi kuracaklarını, Mozambik’e de yatırım için baktıklarını ifade etti.Dünya
Reklam
19 Yıllık Petrolümüz Kaldı
Türkiye'nin 46,3 milyon ton ham petrol, 6,3 milyar metreküp doğalgaz rezervi kaldı.Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri hız kesmeden sürüyor.Yılın 8 ayında, ruhsat sahalarında 3 bin 61 kilometresi denizlerde, 262 kilometresi karalarda olmak üzere toplam 3 bin 323 kilometre iki boyutlu sismik arama, 8 bin 933 kilometrekaresi denizlerde ve 593 kilometresi karalarda olmak üzere toplam 9 bin 526 kilometrekare üç boyutlu sismik arama çalışması gerçekleştirildi.Bu dönemde petrol ve doğalgaz bulmak amacıyla, 65 arama ve tespit kuyusu, 62 üretim kuyusu olmak üzere toplam 127 kuyu açıldı. Açılan bu kuyularda 249 bin metraja ulaşıldı.Arama faaliyetleri kapsamında 1934'ten bu yana 2 bin 726 arama ve tespit, bin 840 üretim kuyusu olmak üzere toplam 4 bin 566 kuyu açıldı ve toplam 8 bin 497 kilometre sondaj yapıldı. Açılan kuyuların yüzde 70’i Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, yüzde 22’si Trakya Bölgesi'nde, yüzde 8’i ise diğer bölgelerde yer alıyor.Bu çalışmalar sonucu 130 ham petrol sahası, 56 doğalgaz sahası keşfedildi. Bu sahalarda halen bin 309 kuyudan ham petrol, 235 kuyudan ise doğalgaz üretimi yapılıyor.Bu yılın 8 aylık dönemde 1,6 milyon ton ham petrol, 343 milyon metreküp doğalgaz üretimi yapıldı. Ortalama günlük ham petrol üretimi 46 bin 536 varil, doğalgaz üretimi ise günlük 1,41 milyon metreküp olarak gerçekleşti.Türkiye'de 1934'ten bu yılın ağustos ayı sonuna kadar toplam 144,3 milyon ton ham petrol ve 13,9 milyar metreküp doğalgaz üretimi yapıldı.Ağustos sonu itibarıyla Türkiye'nin 46,3 milyon ton ham petrol, 6,3 milyar metreküp doğalgaz rezervi kaldı.Yeni keşifler yapılmadığı takdirde, bu yılki aylık ortalama üretim seviyeleri ile Türkiye'de 19,3 yıllık ham petrol rezervi, 12,2 yıllık doğalgaz rezervi kaldı.Türkiye, yılın 8 ayında 1,6 milyon tonluk ham petrol üretimine karşılık, ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 10,8 milyon ton da ithalat gerçekleştirdi. Ham petrol üretimi, ithalatın yaklaşık yüzde 13'üne karşılık geldi.Aynı dönemde 343 milyon metreküp doğalgaz üretimine karşılık 32 milyar 256 milyon 700 bin metreküp doğalgaz ithal edildi. Doğalgaz üretimi ise ithalatın yaklaşık yüzde 1'inde kaldı.Türkiye'de 29 yerli, 17 yabancı olmak üzere toplam 46 petrol şirketi, 189 arama, 89 işletme ruhsatında ham petrol ve doğalgaz arama faaliyetinde bulunuyor.AA
Bank Asya 80 Şubesini Kapattı
Hükümet- Cemaat kavgasının ardından yaşanan gelişmeler nedeniyle bu yılın ilk dokuz ayında zarar eden Bank Asya, 80 şubesini diğer şubelerle birleştirerek kapattığını duyurdu.Bankadan KAP’a yapılan açıklamada, personel sayısının da 2013 sonuna göre 1708 kişi azaldığı belirtilerek; bu değişimin bankanın faaliyet giderlerini azaltarak 2015 kârlılığına katkı sağlayacağı ifade edildi.Geçen yıl üçüncü çeyrekte 60.6 milyon net kâr elde eden Bank Asya, bu yıl üçüncü çeyrekte, krediler ve mevduattaki düşüş ile gelirlerdeki azalmanın etkisiyle 301 milyon lira zarar açıkladı. Bankanın ilk dokuz aydaki zararı ise 249.6 milyon lira.Gülen cemaatine yakınlığı ile bilinen Bank Asya, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu ‘darbe’ olarak niteleyen dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan tarafından hedef gösterilmiş, ardından bankanın finansal göstergeleri bozulmaya başlamıştı.ZETE
F.Bahçe'den Altın Gibi Galibiyet
THY Euroleague 6. haftasında Fenerbahçe Ülker, deplasmanda Emporio Armani Milano ile karşı karşıya geldi. Turkish Airlines Euroleague C Grubu 6. hafta maçında deplasmanda EA7 Emporio Armani Milan ile karşılaşan Fenerbahçe Ülker, İtalya temsilcisini 80 –- 74 mağlup etti. Sarı-lacivertliler bu sonuçla gruptaki 4. galibiyetini elde etti.1. Çeyrek: 23-21 (EA7 Milan)2. Çeyrek: 23-14 (Fenerbahçe Ülker)3. Çeyrek: 18-12 (Fenerbahçe Ülker)4. Çeyrek: 25-18 (EA7 Milan)DHA
Reklam
Cerattepe'de Madene Yürütmeyi Durdurma Kararı
25 Aralık yolsuzluk soruşturmasında adı geçen ve bir ses kaydında, ‘Milletin a… koyacağız’ dediği öne sürülen işadamı Mehmet Cengiz’e ait Cengiz Holding’in, dünyanın 100 doğal ormanından birinin bulunduğu Cerattepe’de yapmayı planladığı bakır maden işletmesi hakkında yürütmeyi durdurma kararı çıktı.
Müzikleriyle James Bond'un Son 20 Yılı
Sinema dünyasına vurmuş fenomenler sorulduğunda akla gelen ilk isim şüphesiz ki James Bond olacaktır. Biz de, sadece sinema dünyasına değil, 20 yüzyıla damgasını vuran James Bond efsanesinin filmlerinden ve dünyaca ünlü birçok şarkıcı/grup tarafından seslendirilmiş şarkılarından bahsetmek istedik.
Reklam
Garanti Bankası'nın Yeni Sahibi İspanyollar
İspanyol BBVA, Doğuş Grubu’na 2,5 milyar dolar (5,5 milyar TL) daha ödeyerek bankanın yönetiminde çoğunluğa ulaştı.İspanya’nın en büyük bankalarından BBVA (Banco Bilbao Doğuş Grubu ile birlikte eşit hissedar olduğu Garanti Bankası’nın yüzde 14.89’una karşılık gelen toplam 625 milyon 380 bin nominal değerde hissesini 5 milyar 497 milyon TL’ye (2.5 milyar dolar) satın aldı.Halen Garanti Bankası’nda yüzde 25.01 payı bulunan BBVA, Doğuş Grubu’na ait 24.23 oranındaki paydan yüzde 14.89’luk kısmını alarak, bankada hakim ortak haline geldi. Hisse bedelinin 8.79 TL olarak tespit edildiği işlem sonucunda BBVA’nın hisse oranı yüzde 39.9’a çıkarken, Garanti Bankası’nın payı yüzde 10 oldu.Halka açık kısım düşüldükten sonra bankadaki çoğunluk İspanyol gruba geçti. Doğuş Holding patronu Ferit Şahenk, bankanın yönetim kurulu başkanı olarak kaldı.Vatan
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Mescid-i Aksa'ya Saldırı Türkiye'ye Yapılmış Bir Saldırıdır'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yaptığı barbarca saldırı Türkiye'ye yapılmış bir saldırıdır. Çünkü Mescid-i Aksa hepimizin mescididir' dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk-Cezayir İş Forumu toplantısında yaptığı konuşmaya 'Kıymetli dostum' diye hitap ettiği Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika'ya daveti için teşekkür ederek başladı, mevkidaşına 'acil şifa' diledi.Buteflika'nın, geçmişten bugüne dünya siyasetinde derin bir tecrübenin temsilcisi konumunda olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı ile görüşmelerinin çok verimli geçtiğini dile getirdi. Erdoğan, 'Tecrübelerinden istifadeyle birlikte Türkiye-Cezayir ilişkilerinin her geçen gün daha iyiye giden sürecini değerlendirme fırsatı bulduk' dedi.Kendisine, heyetine ve Türk işadamlarına gösterilen misafirperverlik için teşekkür eden Erdoğan, 2013'te başbakan iken geldiği Cezayir'e, bir buçuk yıl aradan sonra cumhurbaşkanı olarak gelmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Arada her ne kadar denizler, ülkeler olsa da arada engeller de olsa biz Cezayir'i yanı başımızdaki kardeşimiz olarak tanırız, biliriz. Son bir asır içinde Cezayir'in bağımsız, hür, güvenli, istikrarlı ve huzurlu bir ülke olmasını, inanın, yeryüzünde en çok arzulayan millet de devlet de biz olduk' diye konuştu.Buteflika'nın liderliğinde istikrarlı ve sağlıklı bir büyüme eğilimine giren Cezayir'in, huzur ve güven içinde 'Kuzey Afrika'nın parlayan yıldızı' olduğunu görmekten en az Cezayirliler kadar heyecan duyduğunu söyleyenErdoğan, 'Tarihleri, değerleri, halkları ve devletleri birbirine bu kadar yakın iki ülkenin ekonomik alanda birbirine mesafeli durmasına asla rıza gösteremeyiz' değerlendirmesinde bulundu.'Çok çalışırsak ticaret hacmini 10 milyar dolara ulaştırabiliriz'İki ülke arasında, 12 yıl önce 1 milyar doları bulmayan ticaret hacminin 2013 yıl sonu itibarıyla 4,5 milyar dolara kadar çıktığına işaret eden Erdoğan, 'Ancak bu seviye de bizim için asla yeterli değil. Çok çalışırsak gayret edersek aradaki engelleri kaldırırsak Türkiye-Cezayir dış ticaret hacmini çok rahat bir şekilde 10 milyar dolara ulaştırabiliriz' ifadesini kullandı.Ülkeler arasındaki en önemli ticaret kaleminin enerji olduğunu vurgulayan Erdoğan, 'Şu anda Cezayir, doğalgaz ithalatımızda dördüncü sırada yer alıyor. Cezayir, milli hidrokarbon şirketi SONATRACH ve bizim şirketimiz BOTAŞ, süresi 2014 Aralık ayında dolacak olan, doğalgaz alım satımına ilişkin sözleşmeyi 10 yıl süreyle uzattılar' diyerek bunun çok önemli bir adım ve ülkeler adına son derece hayırlı bir karar olduğuna vurgu yaptı.Müteahhitlik sektörünün ikili ilişkilerin önemli bir başka boyutu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Cezayir'de 244 Türk müteahhitlik firmasının 2014 Ekim ayı itibarıyla 11 milyar dolarlık proje üstlendiğini anlattı. Türk müteahhitlerinin, Cezayir makamlarının da desteğiyle büyük altyapı projelerinden daha fazla pay almalarını arzu ettiğini dile getiren Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Buteflika'nın da Türk müteahhitlerin çalışmalarından duyduğu memnuniyeti kendisiyle paylaştığını aktardı.'Cezayir'in konut hamlesine Türkiyeli müteahhitler en uygun çözümü getirir'Dünya çapında deneyimli Türkiye firmalarının, Cezayir'in kalkınma planı çerçevesinde büyük ölçekli sanayi tesislerinin ve sayıları 100 binlerle ifade edilen konutların inşasında yer almaya hazır olduğunu kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin konut inşasında kendisini ispatladığını ve dünyanın ilgisini üzerinde topladığını belirtti.TOKİ için 12 yıl önce 500 bin konutu hedefi belirlendiğini, 12 yıl sonunda toplu konutların 600 bine ulaştığını söyleyen CumhurbaşkanıErdoğan, 'Buradan elde edilen tecrübe ve birikimle Cezayir'in konut hamlesine Türkiyeli müteahhitlerin en uygun çözümü getireceğine inanıyorum' dedi.İş adamlarının üretime yönelik yatırım için de Cezayir'e gelmelerini teşvik ettiklerini ifade eden Erdoğan, ülkedeki Türk yatırımlarının 2 milyar dolara ulaştığına vurgu yaptı. Riskin ticarette olmazsa olmaz şartlardan biri olduğunu dile getiren Erdoğan, 'Risk siyasette de olmazsa olmaz şartlardan bir tanesidir. Risk yaşamda da var. 'Yaşamda risk yoktur' diyebilir misiniz, orada da var. Normal yolunuzda gidersiniz, bakarsınız bir taşa takılır, orada çökersiniz hayat bitmiş. Hiç umulmadık bir anda, bakarsınız bir trafik kazasında ölebilirsiniz. Bunlar hayatın, yaşamın riskleridir' diye konuştu.Tekstil sektörünün de Cezayir'e yönelik önemli projeleri olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk firmalarının Cezayirli ortaklarıyla farklı şehirlerde büyük tekstil kompleksleri kurarak 'Made in Algeria' etiketli giyim markaları oluşturmayı, binlerce Cezayirliye iş imkanı sağlamayı hedeflediğini kaydetti.Cezayir'de faaliyet gösteren bir demir çelik firmasının yönetim kurulu başkanı ile görüşürken kaç Cezayirli istihdam ettiğini sorduğunu ve 'Bin' yanıtını aldığını aktaran Erdoğan, işsizliği, 'büyük bir bela' olarak tanımladı ve işsizlik ne kadar azaltılırsa o kadar başarılı olunacağını vurguladı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Türkiyeli iş adamlarının Cezayir'deki yatırımları dikkate değer boyutlara ulaştı ve inanıyorum ki daha fazla kolaylık sağlandığında, bu katkılar daha da artacaktır' değerlendirmesini yaptı.Erdoğan, bölgede tarihin akışını değiştirecek güçte çok önemli gelişmelerin yaşandığını belirtti.'Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da yaşanan büyük değişimle ilgili olan bizim önümüzdeki en önemli soru şudur. Bu değişimi, bu bölgenin halkları mı kontrol edecek, yoksa son asırlarda yaşadığımız gibi dışarıdan birileri mi bu değişimi kontrol edecek?' diye soran Erdoğan, 'Hepimiz çok çok iyi biliyoruz ki, biz kendi sorularımıza ithal cevaplar ürettiğimizde sorunlar çözülmüyor' dedi.Bu şekilde sorunların daha da derinleştiği değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:'Hatta, başkalarının gelip, bu bölgenin sorunlarına müdahil olması, bölgemizdeki meseleleri daha fazla içinden çıkılmaz hale getiriyor. Dışarıdan müdahale değil, kendi içinde çözüm…Türkçe'de güzel bir söz var. 'Taşıma su ile değirmen dönmez' Bizim bu bölgenin gerçek sahipleri olarak, karşı karşıya kaldığımız tüm sorunlara artık yerli çözümler üretmemiz kaçınılmaz bir hal almıştır.'Erdoğan, bunun ekonomide, siyasette ve dış politikada yapılmasının zorunlu olduğunu bildirdi.Bölgedeki enerji kaynaklarının, bölge ekonomilerini şaha kaldıracak bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aynı şekilde, bölgenin siyasi geleneklerinin, dünyanın birçok ülkesinin sahip olmadığı kadar eski olduğunu görüyorsunuz. Bütün bu zenginliklere, bütün bu tarihibirikime rağmen, Kuzey Afrika'nın da Ortadoğu'nun da maalesef yapay sorunlarla enerjisini, vaktini, naktini heba ettiğini üzülerek görüyoruz.Libya'nın sahip olduğu tüm zenginliklere rağmen yaşadığı trajedi ortada. Şu anda Libya'nın yurt dışındaki parası, farklı ülkelerdeki parası, son rakamları bilmiyorum ama birkaç ay öncesine kadar 170 milyar dolar. Başka ülkelerde duruyor bu para. Kimin bu para? Libya'nın, Libya halkının. Bu olacak iş mi? Niye Libya kendi parasını kullanamıyor? Kendi ülkesindeki yatırımlarda niye bunu kullanamıyor? Bunların hepsi birer soru işaretidir.'Erdoğan, Mısır, Suriye ve Irak'ta durumun aynı olduğunu belirterek, buraların yeraltı kaynakları açısından çok zengin olduğuna işaret etti. Dünyanın en büyük rezervlerinin bu bölgelerde bulunduğunu ifade eden Erdoğan, 'İnsan kaynağı derseniz, genç, dinamik, ahlaklı insan kaynağı da bu bölgelerde bulunuyor. Kültür ve medeniyet de aynı şekilde tarihe yön veren medeniyetlerin bu topraklardan neşet ettiğini görüyorsunuz' diye konuştu.'Kardeş bir ülkenin yaşadığı mağduriyet asla bizim çıkarımıza olamaz'Tüm bunlara rağmen, aynı bölgelerde çatışmanın, kanın, gözyaşının, huzursuzluk ve istikrarsızlığın da hiç eksik olmadığını dile getiren Erdoğan, 'Bir kardeşimizin, bir kardeş halkın, kardeş bir ülkenin yaşadığı mağduriyet asla ve asla bizim çıkarımıza olamaz. Bizim, geleceğimiz olamaz' dedi.Erdoğan en son İsrail'in Mescid-i Aksa'ya gerçekleştirdiği saldırıyla ilgili olarak şunları söyledi:'İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yaptığı barbarca saldırıyı, hep birlikte üzülerek yaşadık. 'Bize ne?' deme lüksümüz var mı? 'Filistin'in meselesi, bizi ilgilendirmez' deme imkanımız var mı? O saldırı Türkiye’ye yapılmış bir saldırıdır. Cezayir'e yapılmış bir saldırıdır.Çünkü, Mescid-i Aksa, Filistinliler'in değil, hepimizin ortak mescidi, hepimizin en kutsal ortak mekanlarından biri. Kendi mescitlerimize, camilerimize kirli postallarla girmek ne ise, Mescid-i Aksa'ya girmek aynen odur.''Her alanda dayanışma hayati derecede önemlidir'Erdoğan, bölgenin tüm meselelerinin, Filistin, Suriye, Libya ve Irak'taki sorunlarının bütüncül olarak ve kardeşlik hukuku içinde ele alınması gerektiğini vurguladı.Bu coğrafyada huzur ve barış istediklerinin altını çizen Erdoğan, 'Bu coğrafyanın her ülkesinde, anne, babaların, çocukların, kadın ve erkeklerin 'her an bomba patlayabilir, her an çatışma çıkabilir, her an farklı kesimler birbirine saldırabilir' korkusuyla yaşamasını içimize sindiremiyoruz' diye konuştu.Güven ve istikrarı ve bölgesel barışı temin etmek için her alanda dayanışmanın hayati derecede önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan şöyle devam etti:'Türkiye olarak, bölgemizdeki her ülkeyle barış, istikrar, dayanışma odaklı ilişkiler geliştirmenin gayreti içerisindeyiz. İstiyoruz ki, bölgenin tüm ülkeleri, tüm kardeşlerimiz huzur içinde yaşasınlar. Sahip oldukları kaynakların refahı içerisinde yaşasınlar. İstiyoruz ki, tüm ülkeler kendi içlerinde ya da uluslararası ilişkilerinde barış ve emniyet içinde olsunlar. Biz, bunu temin etmek için ekonomik, siyasi, diplomatik her kanalla dayanışma mücadelemizi sürdüreceğiz.Cezayir, Tunus, Libya, Mısır halkı için elimizden ne geliyorsa hiç çekinmeden kardeşlerimizle paylaşmayı sürdüreceğiz.''Cezayir bir sorun yaşadığında, kendimiz bir sorun yaşıyormuş gibi üzülürüz. Cezayir, güvenli, huzurlu ve refah içinde olduğunda ise kendimiz bunu yaşıyor gibi seviniriz' diyen Erdoğan, 'İnanıyorum ki, Cezayir ile ekonomik, siyasi, diplomatik dayanışmamızı daha da güçlendirirsek, bu dayanışma tüm Afrika'ya ve bölgeye örnek olur' dedi.Bu şekilde bölgeye daha güçlü mesajlar verilebileceğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:'Mesele, sadece ekonomi meselesi değil. İhracat, ithalat, yatırım meselesi değil. Mesele, bir kardeşlik meselesi. Bir dayanışma meselesi. İnşallah, tarihte yaptığımız gibi, bugün de yarın da biz bu kardeşlik hukukunun gereklerini yerine getirmeye devam edeceğiz.'Yaklaşık 1.5 yıllık bir sürenin ardından tekrar Cezayir'e, Afrika'ya ilk ziyaretini cumhurbaşkanı olarak yaptığını dile getiren Erdoğan, bunun kendisi için ayrı bir memnuniyet olduğunu söyledi. Erdoğan, burada olmaktan ötürü memnun olduğunun altını çizerek, 'Cumhurbaşkanı olarak Afrika ve Kuzey Afrika'ya bu ziyaretle birlikte,hamdolsun iş adamlarımızın kendi aralarında 400 kadar sözleşmede bir mutabakata varmış olmaları çok çok anlamlı. Bunun artarak devamı, inşallah ayrı bir güç kaynağı olacaktır' diye konuştu.Erdoğan, gelecek adına bu gelişmelerin hayırlara vesile olmasını dileyerek, şahsına, heyetine, iş adamlarına gösterilen sıcak misafirperverlikten dolayı da teşekkürlerini sundu.Bölgesel konular görüşüldüÖte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'nın görüşmelerinde, Irak'ın toprak bütünlüğü ile Filistinliler arasındaki ulusal uzlaşının perçinlenmesinin önemini vurguladıkları, Libya konusunda ise her türlü dış müdahaleye karşı olduklarını belirttikleri kaydedildi.Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanlığı Özel Konutunda, bakanların huzurunda gerçekleşen ve son derece samimi geçen görüşmede Erdoğan ile Buteflika, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konularda da görüş teatisinde bulundu.İki liderin Türkiye-Cezayir arasındaki sadece ekonomik ve ticari ilişkileri değil, köklü bir geçmişe sahip olan kültürel ilişkileri de güçlendirme konusunda kararlı olduklarını vurguladıkları öğrenildi.Irak, Filistin, Libya, Afrika ve Avrupa Birliği gibi konuların ele alındığı görüşmede, ikili ilişkiler konusunda ise enerji, tarım ve savunma sanayisinde işbirliği, Cezayir'de TİKA'yla gerçekleştirilecek ortak projeler ön plana çıktı.Irak'ın toprak bütünlüğünün önemine işaret eden iki lider, Libya konusunda her türlü dış müdahaleye karşı olduklarını, taraflar arasında milli mutabakat sağlamayı hedefleyen diyalog sürecinin teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.İki liderin Filistinliler arasındaki ulusal uzlaşının perçinlenmesinin önem taşıdığına da değindiği, Buteflika'nın bu çerçevde önümüzdeki haftalarda El Fetih ve Hamas yetkililerini Cezayir'de ağırlamayı planladığını söylediği kaydedildi.Eğitim, sağlık ve imar konularında Türkiye'nin tecrübesinden istifade etmek istediklerini ifade eden Buteflika'nın, Erdoğan'ı, cumhurbaşkanı seçilmesinin yanı sıra 'Türkiye'deki zorlu süreçleri en iyi biçimde yönetme başarısı dolayısıyla' özellikle tebrik ettiği öğrenildi.Cezayir'in Osmanlı döneminden itibaren Türkler'le güçlü ilişkiler içinde olmasından gurur duyduklarına değinen Buteflika'nın, bu köklü ilişkileri daha da güçlendirme hususunda iki tarafın da kararlılık içinde olduğunu görmekten mutluluk duyduğunu ifade ettiği belirtildi.AA
Londra'da Binlerce Öğrenci Parasız Eğitim İçin Sokakta
İngiltere'de binlerce öğrenci, yükseköğretimin parasız olması için Londra'da parlamento binasına yürüdü. Gösteriler, 2010’dan bu yana yapılan en büyük öğrenci eylemi.İngiltere’nin başkenti Londra’da sosyal medya üzerinden “Borçsuz, kesintisiz, harçsız parasız eğitim!” sloganıyla örgütlenen binlerce öğrenci öğlen saatlerinde parlamento binası önünde toplandı.Mezuniyetlerine kadar kredi çekerek binlerce sterlin ödeyen ve iş hayatına atıldıklarında çok daha fazlasını geri ödemek zorunda kalan öğrenciler parasız eğitime geçilmesi ve bütçe kesintilerine son verilmesini talep ediyor.Parlamento binası etrafını demir parmaklıklarla çeviren polisle bazı göstericiler arasında arbede yaşandı.Ülkede 40’tan fazla şehre yayılan protestoların aralık ayına kadar sürmesi bekleniyor. Öğrenciler yine sosyal medya üzerinden 3 ve 6 Aralık için protesto çağrısı üzerinde bulundu.Eylemlerin, 2010 yılında öğrenci harçlarına yapılan zammı protesto için sokağa dökülen en az 30 bin öğrencinin gerçekleştirdiği gösterilerden daha büyük olması bekleniyor.Yıllık ücret 9 bin sterlinDünyanın en pahalı üniversite eğitimlerinden birine sahip Büyük Britanya'da harç ücretleri öğrencinin hangi ülkeden geldiğine göre değişiyor.Öğrenci, Büyük Britanya veya Avrupa Birliği (AB) pasaportu taşıyorsa lisans eğitiminin yıllık ücreti en fazla 9 bin sterlin (yaklaşık 31 bin 500 Türk lirası) oluyor.Kuzey İrlanda’da bu ücret 3 bin 575 sterlin olarak belirlenirken, İskoçya’da ise eğitimden hiçbir ücret alınmıyor. Ancak bu “bedava eğitim” uygulaması yalnızca İskoçyalı öğrenciler için geçerli.Britanya ve AB vatandaşı olmayan öğrenciler için ise üniversite masrafı 11 bin 933’e kadar çıkıyor. Yani 41 bin 804 Türk lirası.30 yıllık geri ödemeEğitimin asıl yükü ise öğrencinin omuzlarına mezuniyetten sonra biniyor.Bankalardan çekilen eğitim kredileri veya devletin sağladığı öğretim burslarının geri ödemesi, öğrenci işe girdikten sonra yıllarca sürebiliyor.Yüksek Öğrenim Komisyonu’nun yaptığı açıklamaya göre 2044 yılında geri ödenmesi gereken toplam eğitim borcu 330 milyar sterline ulaşacak.Komisyon mezuniyet üzerinden 30 yıl geçmiş olsa bile öğrencilerin yüzde 73’ünün borçlarını ödeyemeyeceğini söylüyor.Yıllık borcun ortalama 44 bin sterline ulaşacağı sistemde geri ödemede en çok zorlanacak grubun sağlık çalışanları, öğretmenler ve kamu işçileri olduğu açıklandı.Kaynak: The Guardian, The Independent, İngiltere Yüksek Öğretim Komisyonu, British Council
Reklam