Hırvatistan Yoksulların Borcunu Sildi
Hırvatistan hükümeti ülkenin en yoksul kesiminin tüm borçlarının silindiğini açıkladı. 'Yeni başlangıç' olarak adlandırılan borç silme uygulaması 60 bin kişiyi kapsıyor ve iç pazarda tüketimin canlandırılmasının temel amaç olduğu ifade ediliyor.Silinen borçlara tüm banka borçları, ödenemeyen faturalar ve kamuya olan borçlar da dahil. Toplamda 26,5 milyon euroluk borcun silineceği tahmin ediliyor.Hırvat hükümetinin 'Yeni başlangıç' planından faydalanmak isteyenlerin ise belli kriterleri yerine getirmesi gerekiyor. Aylık hanehalkı geliri 130 eurodan yüksek olanlar plana dahil edilmedi.Ayrıca herhangi bir mülk sahibi olanlar ya da birikimi bulunanlar da borç silme planından yararlanamıyor.Planı açıklayan Hırvatistan Başbakan Yardımcısı Milanka Opaciç, 'Yoksul kesime borç yükünden kurtularak hayata yeni bir başlangıç yapma fırsatını sunuyoruz' dedi.BBC Türkçe
Ges Kurulum  Maliyeti ve Getirisi
Geleceğin en çok para kazandıran riski olmayan işlerden biridir. Elektrik üretimi yapmak, ister kendi enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve fazlasını devlete satmak olsun isterseniz işletmenizin giderlerini düşürmek adına enerji giderlerinden tamamen kurtulmanın yolu kendi elektriğinizi kendiniz üretmenizdir. Böylelikle hem zamlardan kurtulursunuz hemde bütün ihtiyacınızı bedavaya karşılarken elektrik kesinti derdi olmaz. Üstelik yazlık veler gibi yerlerin çatılarına sistem kurarak size para kazandırır.Özelikle geniş çatıları olanlar için kaçırılmayacak bir yatırım olup diğer yatırımlara göre üstünlükleri vardır. Hareketli parça olmadığından bakım maliyetleri çok azdır. işçilik istemez, etrafı kirletmez ve diğer enerji kaynaklarına göre yatırım maliyeti sisteme bağlı olduğu içinde çok büyük paralar bağlamanıza gerek kalmıyor. Tabi ki bu yatırımın amacı tamamen gelir getirmesi için işletmeci, yatırımcı mantığı içinse o zaman talep, yer ve montaj fiyatlara dahil oluyor. Ancak küçük yatırımcılar da ufak miktarlarda yatırım yaparak zamanla sisteme ekleme yapmaları da söz konusudur.Ges sisteminin maliyeti sisteme göre değişmekle birlikte Küçük bir yatırımla ortalama aylık 2000 TL civarında kazanç sağlamak isteyenler için aşağıda örnek bir hesaplama yapılmıştır.40 KW X günlük 6.5 Saat güneş/gün Işığı = 260 KW günlük üretim X 30 Gün 7800 KW Aylık üretim X 0.11 € = 858€Aylık Gelir 858 € bunun TL ye çevirir isek ve 2.7 TL ye çarptığımız zaman = 2316 TL Aylık bir miktar elde etmiş bulunuyorsunuz.Elbette bu Rakamlar tahminidir, Yer tespiti ve ölçümler yapıldıktan sonra kesin detaylar ortaya çıkar.Maliyetine gelince Anahtar teslim 46.000€ maliyet oluyor buda bir konut yada otomobil fiyatı demektir. Bu durumda kendini amorti etme sürelerini kendinizde hesaplayarak görmeniz mümkündür. Birde yıllık % 7 elektrik zamlarını ve tüfe olayını da eklerseniz konut yatırımına göre en az 4 kat karlıdır. Bununla birlikte ortalama hesap olup solar enerjisinden elektrik üretmek isteyenlerin ayrı bir hesap yaptırmaları gerekiyor.
Türkiye, Sahte Üründe Çin'i Takip Ediyor
Türkiye, Sahtecilik ve Korsanla Mücadele İçin İş Dünyası Hareketi raporuna göre, ilaçtan, gıdaya, kozmetikten elektronik eşyaya kadar, 10.8 milyar dolara ulaşan sahte ve korsan ürün pazarıyla, Çin’in ardından bu alanda ikinci sırada yer alıyor.Kaçak kaçak akaryakıt ve sigaranın bu rakamı dahil olmadığnı hatırlatan Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, bunlara kaçak ev korsan ürünler eklendiğinde vergi kaybının ise 10 milyar doları bulduğuna dikkat çekti.Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, yalnızca Gümrük Muhafaza ekiplerinin 2014 yılında ele geçirdiği kaçak ürünlerin piyasa değerinin 1 milyar 584 milyon 787 TL olduğunu söyledi. Prof. Dr. Mustafa Ruhan Erdem, 'Dünyanın birçok ülkesinde olmadığı kadar kanun maddesi var. Kaçakçılık Kanunu diye bir kanunumuz var. Olayları, kanunla bağlantılı olarak görmemek lazım. Polisiye tedbirlerle, ceza maddeleriyle çözmek zor. Bu tür suçlarda, hapis cezasını tek başına yeterli görmüyoruz. Ekonomik suçlara ekonomik ceza ve hapis cezası, ikisi birlikte düşünülmeli. Kimse yasal olmayan ürünü almaktan çekinmiyor, asıl sorun burada. Yasalarımızda, insan sağlığına zararlı madde ticaretiyle ilgili hükümler de var. Bundan da ayrıca cezalandırılabilirler' dedi.Sahte ve korsan ürünlerin sadece ülke ekonomisi için vergi kaybı değil, aynı zamanda markalar için de büyük sorun olduğunu belirten Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emre Cumalıoğlu ise 'İnsanlar korsana yöneliyorsa bu da gelişen teknolojiyle alakalı. Örneğin, internetten film ya da müzik indirene ceza verilecek denildi. Ama nasıl takip edeceksiniz, birçok teknolojik yöntem var. Teknoloji hukuktan önde gidiyor, hukuk sonradan yakalamaya çalışıyor. Taklit suçunun şikayete bağlı olmaktan çıkarılıp, taklit markalı ürünlerin tıpkı fikir ve sanat eserleri kanununda olduğu gibi, emniyet güçlerince takip edilebilir hale getirilmesi suçu azaltabilir' şeklinde konuştu.İZMİR’DE KORSAN SAVAŞIİzmir Emniyeti de sahte, taklit, korsan ve kaçak ürünlerle mücadelesini sürdürüyor. 2014 yılında Güvenlik ve Kaçakçılıkla Mücadele şubelerince yapılan operasyonlarda çok miktarda ürün ele geçirildi. Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şubesi bin 739 olayda 2 bin 226 kişi hakkında işlem yaptı. 3 milyon 827 bin paket sigara, 512 bin sahte bandrol, 970 bin 848 adet makaron,710 bin 894 litre akaryakıt, 3.5 ton çay, 4 bin 73 adet telefon, 249 bin adet de elektronik eşya ele geçirdi. Güvenlik Şube Müdürlüğü ise marka kanununa muhalefet suçuna yönelik 169 olayda 235 kişiye işlem yapıp 104 bin 651 adet sahte-taklit ürün ele geçirdi. Fikri ve Sınai Haklar Kanunu’na muhalefet suçundan ise 183 olayda 253 kişiye işlem yapıp toplam 37 bin 303 adet korsan CD, kitap gibi ürünler ele geçirdi. Ayrıca, 2014 ve 2015’in ilk ayında yaklaşık 180 bin adet sahte ilaç ve cinsel içerikli ürün ele geçirildi.TÜRKİYE’DE TAKLİT VE KAÇAK ÜRÜNLERGümrük Muhafaza ekiplerinin 2014 yılında ele geçirdiği kaçak ürünlerin piyasa değeri 1 milyar 584 milyon 787 TL’ye ulaştığı açıklandı. Çay ve akaryakıtta kaçak oranının yüzde 10’lar civarında olduğu tahmin edilirken vergi kaybının 10 milyar doları bulduğu belirtildi. 2013 yılında 17,4 milyon litre kaçak akaryakıt, 108,2 milyon paket kaçak sigara, 397 bin 490 adet kaçak cep telefonu 135 bin 191 şişe kaçak içki ele geçirildi.DHA
Merkez Bankası'ndan Kritik Toplantı
Piyasaların odağında Merkez Bankası'nın erken indirim yapıp yapmayacağı var. Başkan Erdem Başçı, yarınki enflasyon verisinin açıklanmasının ardından ara toplantı yapılıp yapılmayacağına karar verileceğini söyledi. Bu açıklamayla kur 2.43’ün altına indi.Geçen hafta rekor seviyeye çıkan dolar bu haftaya sakin başladı, 2,43’ün altına indi. Doların gerilemesinde Merkez Bankası Başkanı’ndan gelen açıklama etkili oldu. Budapeşte’de konuşan Erdem Başçı, yarınki enflasyon verisi sonrasında toplantı yapılıp yapılmayacağına karar verileceğini söyledi. Açıklama öncesi kur 2,44'ün altındaydı.Piyasaların gündeminde enflasyon verisinin ardından Merkez Bankası’nın vereceği tepki olacak.Gündemdeki sorular ise şunlar: Merkez Bankası bu hafta olağanüstü toplanıp erken faiz indirimi mi yapacak? Yaparsa TL'deki değer kaybını da dikkate alarak faiz indirimini sınırlı mı tutacak? Ya da faiz indirimini 24 Şubat'taki olağan toplantısına mı bırakacak?Al Jazeera'ye konuşan GCM Forex Araştırma Müdürü Erdoğan Turan'a göre şu an piyasada faiz indirimi için uygun koşullar var ancak Merkez Bankası'nın ne yapacağını önceden ilan etmesi kurda yükseliş yarattı:'Merkez Bankası Başkanı Sayın Erdem Başçı’nın enflasyon raporunu sunarken 2015 yılı enflasyon beklentilerinde iddialı açıklamaları ve ocak ayı enflasyonunun 1 puan gerilemesi halinde Merkez’in acil toplantı yapabileceği açıklaması ciddi bir faiz indirim beklentisi doğurdu. Düşen petrol fiyatı, baz etkisi, yumuşayan gıda fiyatları faiz indirimi için uygun bir döneme işaret ediyor. Enflasyonun gerileyeceği beklentisi yanında diğer merkez bankalarının para politikaları da 2015 yılının ilk 3 ayı için faiz indirim beklentisini güçlendiriyor. Ocak enflasyonu %7 seviyesine yakın açıklanırsa ki Aralık 2014 enflasyon rakamı %8,17 idi, faiz indirimi kaçınılmaz olabilir. Bugüne kadar Merkez’i faiz indiriminde temkinli tutan 2 koşul vardı, piyasa koşulları ve enflasyon beklentileri. Enflasyon düşüyorsa ve Sayın Başçı’nın dediği gibi 2015 yılında son 45 yılın en düşük seviyesini göreceksek faiz indirimi beklenebilir. Fakat Merkez Bankası’nın yapacağını önceden ilan etmesi, kartlarını açık oynaması kurda yükselişe sebep oldu.Peki Merkez Bankası'ndan gelecek bir faiz indirimiyle kurda sert bir yükseliş yaşanır mı? Turan'a göre 100 baz puanlık bir indirim kuru 2.50'ye taşıyabilir:'Faiz indirimi elbette TL’yi diğer para birimlerine karşı zayıflatabilir. Fakat Dolar/TL kuru Cuma günü 2,45 seviyesine dayanınca Merkez’den gelen açıklama, Merkez’in acil toplantısına ve faiz indirimine dair soru işaretleri doğurdu. Yükselen, yükselmeye devam eden kurun enflasyonu yükseltici etkisi biliniyor. Salı günü enflasyon %8,20 seviyesinden %7 seviyesine yaklaşırsa bir faiz indirimi beklenir. Eğer Merkez Bankası kurun seyrinden rahatsızsa 50-75 baz puanlık bir indirim söz konusu olabilir. Bu durumda Dolar/TL kurunda 2,40-2,45 aralığında seyir devam edebilir. 100 baz puanlık indirim kuru 2,50 seviyesine taşıyabilir. 25 baz puanlık indirim yapılır veya indirim yapılmazsa kursa 2,35 seviyesine yaklaşılabilir.'Al Jazeera'ye konuşan Destek Menkul Değerler Araştırma Müdürü Engin Kılıç ise 100 ve 125 baz puanın üzerinde bir indirimin kuru zıplatacağını düşünüyor. Kılıç'a göre Merkez Bankası'nın bir toplantı hazırlığında olması bir faiz indirimi beklentisi yaratıyor. Kılıç, ' Faizler az oranda düşerse kur artmaz' diyor:'Faiz indirimine karşı değilim ama zorla faiz indirimi ile karşılaşıldığında piyasa buna reaksiyon verir. Faiz inmeli mi? İnmeli ama zamanında. Merkez Bankası '1 puan enflasyon düşerse faiz indiririm'diyince bu Merkez Bankası ciddi faiz düşünüyor diye algılandı. Zamanlama piyasa tarafından hoş karşılanmadı. ''Enflasyon yüzde 1'in üzerinde düşerse, 4 Şubat'ta faizi indirebilir'Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 27 Ocak’ta yılın ilk enflasyon raporu toplantısında, enflasyondaki gerileme ve buna bağlı olarak atılacak adımlara ilişkin sorular üzerine şu ifadeleri kullanmıştı:'Ocak enflasyonu 1 puandan fazla düştü diyelim, öngörülenden çok fazla düştü. Şu anda 8,17. 7,17'nin altına düştü diyelim. Çekirdeğe baktık iyi. 4 Şubat'ta dahi oturup parametreleri değerlendirebiliriz. 24 Şubat'ta yapacağımız Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına çok vakit var. 24 Şubat'ta yapmayız, 4 Şubat'ta değerlendiririz. Bu parametreleri ayarlamak gerekiyor. Reel faiz çok yüksek kaldı, mesela fonlama faizi, onu enflasyonun hafif üzerine çekebiliriz. 24'ünde yapacağımız işi 4'ünde yapmış olabiliriz. Böyle bir esnekliğimiz de var. Bunu istikrarı bozmadan, dikkatli bir şekilde yapabiliriz.'Merkez Bankası, Cuma günü de “Piyasa hareketlerinin öngörülen faiz indirim sürecinin temkin düzeyiyle uyumlu olmadığı” yönünde açıklama yapmış, tarihi zirvesini test eden dolar/TL 2,33'ün altına inmişti. Fakat açıklamanın tam olarak faiz indiriminden vazgeçildiğini göstermemesi nedeniyle kur yeniden yükselmiş ve 2,4483 ile tarihi zirvesini gördü.Ekonomistler enflasyonda düşüş bekliyorMerkez Bankası’nın alacağı karar enflasyon verisine kitlenmişken ekonomistler veriden son iki yılın en büyük düşüşünü bekliyor.AA Finans'ın 25 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Enflasyon Beklenti Anketi'ne göre ekonomistler, Ocak ayı enflasyonunun aylık bazda yüzde 0,73 artacağını tahmin ediyor. Yıllık bazda ise enflasyon Başçı'nın istediği 1 puanın üzerine çıkabilir.Ekonomistlerin aylık yüzde 0,73 artış yönündeki beklentileri baz alınarak yıllık enflasyon değişimi hesaplandığında, 2014 Aralık'ta yüzde 8,17 olan yıllık enflasyonun güçlü baz etkisiyle 1,32 puan azalarak yüzde 6,85'e gerileyebilir. Enflasyondaki bu gerileme 2012 Kasım ayından sonraki en hızlı düşüş olacak. Enflasyon yüzde 7'nin altına inerek yüzde 6,85'e gerilerse, bu son 20 ayın en düşük yıllık enflasyonu olacak.Gram altın iki yıl sonra 100 TLDünyada petrol fiyatlarının gerilemesiyle altına talep artıyor. İç piyasada altının gram fiyatı iki sonra 100 TL oldu. En son Kasım 2012'de 100 TL'yi gören gram altın fiyatı, son günlerde dolardaki yükselişin de etkisiyle yeniden bu rakamı yakaladı. 2011 ve 2012 yıllarında büyük yükseliş kaydeden altın fiyatları son iki yılda düşüşe geçmiş, 2011'de 108 TL'nin üzerini gören gram altın, 2013'ün Haziran ayında 75 TL'ye kadar gerilemişti. Ancak altın fiyatları son günlerde yeniden yükselişte. Dolar/TL kurunun rekor kırarak 2.44'ü geçmesi ve altının ONS fiyatının 1.300 dolara yaklaşması gram altının fiyatını yükseltti. Bu sabah serbest piyasada 100 TL'yi geçen gram altın 100.3 TL'den işlem görüyor.AA, CNBC-e, Al Jazeera Turk
2015 Yılı İçin Etohum Girişimleri Belli Oldu
Türkiye’nin önde gelen girişim hızlandırma programlarından Etohum, 2015 yılı için bünyesine katılan girişimleri açıkladı. Geçtiğimiz Cumartesi günü düzenlenen ve Hasan Aslanoba, Fırat İşbecer, Selçuk Saraç, Erdil Yaşaroğlu gibi isimlerin konuşmacı olarak yer aldıkları Girişimcilik Zirvesi 2015 etkinliğinde Etohum’un 2015 yılı girişimleri de duyuruldu.Etohum 15’te daha önce sektörde adı geçen çok sayıda girişime rastlamak mümkün. Diğer yandan girişimler arasında yalnızca bir tane e-ticaret projesi yer alıyor, 2 girişim de ‘sosyal ağ’ kategorisinde değerlendirilebilir. Geriye kalan 13 girişimin tamamının online bir servis ya da hizmet olduklarını söyleyebiliriz.Etohum 15 girişimini haberimizin devamında bulabilirsiniz, bunun dışında Etohum 40‘a giren girişimlerse 2015.etohum.com adresinde listeleniyor. Etohum’un yatırım ekosistemine girmeye hak kazanan girişimler, aynı zamanda Startup Turkey etkinliğinde de yer alacaklar.
İhracat Yıla Düşüşle Başladı
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Ocak ayında Türkiye’nin ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,8 düşüşle 10 milyar 804 milyon dolar oldu. İhracatın düşmesinde eksik iş günü ve euronun dolara karşı değer kaybetmesi etkili.2015’in ilk ihracat verisi bekleneni vermedi. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Ocak'ta ihracat düştü, oran yüzde 9.8 oldu. İhracat verilerini Aksaray’da açıklayan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracatta aylık bazdaki gerilemede iki unsuru vurguladı: eksik iş günü ve euronun değer kaybı…:“İhracatın Ocak ayında düşmesinde, Ocak ayı başındaki hava koşulları nedeniyle eksik iş günü ve paritedeki gerileme etkili oldu. Ortalama parite değeri, bu senenin Ocak ayında, geçen seneye göre yüzde 14 gerileyerek 1,36’dan 1,14’e indi. AB pazarındaki kayıpta parite etkisi toplamda 750 milyon dolarlık bir farkla Ocak ayı ihracatına tam 6,5 puan negatif etki yaptı.”Son 12 aylık ihracatta ise artış var, bir yıllık ihracat yüzde 2,5 artışla 156 milyar 118 milyon dolar oldu.En çok ihracat otomotivdeOcak ayında en fazla ihracatı 1 milyar 730 milyon dolarla otomotiv sektörü yaptı. Bu sektörü 1 milyar 391 milyon dolarla hazırgiyim ve konfeksiyon ile 1 milyar 196 milyon dolarla kimyevi maddeler sektörleri takip etti.Ocak ayında en fazla ihracat artışını yüzde 61,5 ile fındık sektörü yakaladı. Bu sektörü yüzde 48,7 ile mücevher ve yüzde 9,1 ile otomotiv sektörü takip etti.Ocak ayında en fazla ihracat yapılan 5 ülke sırasıyla Almanya, Irak, İngiltere, İtalya ve ABD oldu. Almanya’ya ihracat yüzde 12, Irak’a ihracat yüzde 16, İngiltere’ye ihracat yüzde 1,İtalya’ya ihracat yüzde 3 geriledi. ABD’ye ihracat ise yüzde 3 yükseldi.Ocak ayında en fazla ihracat yapılan 30 ülke arasında, en yüksek ihracat artışı yakalanan ülke yüzde 64 ile İran oldu. İran’ı yüzde 21 ile Suriye ve yüzde 18 ile Birleşik Arap Emirlikleri takip etti. Ocak ayında ihracat artışında öne çıkan ülkeler ise yüzde 139 artışla Kolombiya, yüzde 111 artışla Kongo, yüzde 90 artışla Slovenya.Bölgesel olarak bakıldığında ise AB’ye ihracat yüzde 7, Afrika’ya ihracat yüzde 16, Ortadoğu’ya yüzde 5 geriledi. Kuzey Amerika’ya ihracat yüzde 5 artış gösterdi.Türkiye’ye dair beklenti olumlu2015 yılında Türkiye ekonomisindeki en büyük artının “petrol fiyatlarındaki düşüş” olduğunu belirten TİM Başkanı’nın değerlendirmeleri şöyle:“Petrol fiyatlarının kısa sürede yükselmesi öngörülmüyor. Düşen enerji fiyatları büyüme, cari açık ve enflasyon üzerinde olumlu etki yapacak. Nitekim 2014’ün tamamında dış ticaret açığı yüzde 15,4 daraldı”. Enerji hariç bakıldığında Türkiye’nin cari fazlası var. Enflasyon inişe geçmiş durumda. Merkez Bankası 2015 yılına ilişkin enflasyon beklentisini yüzde 5,5’e çekti. Yıl sonunda son 45 yılın en düşük enflasyon rakamını görebileceğimizi açıkladı. Önümüzdeki aylardan itibaren enerji fiyatlarındaki düşüşü daha fazla hissedeceğiz. Bu yıl enerji fiyatlarının desteği ile temel makro büyüklüklerde toparlanma bekliyoruz. Enerji fiyatlarının düştüğü, cari açık ve enflasyonun gerilediği, AB’nin parasal genişlemeye gittiği bir ortam bizim için önemli bir avantaj olabilir. Diğer taraftan hükümetimiz ekonomiye ilişkin birbiri ardı sıra reform paketleri açıklıyor. Yüksek teknolojiye yönelik yatırımları destekliyor. Bu avantajdan daha fazla yararlanmak için yatırımı cazip kılan ve ihracatçıyı destekleyen faiz seviyesi talebimizi yineliyoruz.”Merkez Bankası’ndan daha cömert faiz indirimleri bekleniyorBüyükekşi Merkez Bankası’ndan daha cömert adımlar bekliyor:“Geçtiğimiz günlerde Merkez Bankamız politika faizini 50 baz puan aşağı indirdi ama koridoru yerinden oynatmadı. Bizim ihracatçılar, üretici ve ihracatçı açısından önemli olan fonlama maliyetlerindeki düşüş. Büyümenin yüzde 95’inin ihracattan geldiği bir ortamda tek kanatlı değil, çift kanatlı uçmak adına Merkez Bankamızdan daha cömert faiz indirimleri bekliyoruz. Önümüzdeki dönemde Merkez Bankamızın aynı kararlılıkla fonlama maliyetlerini de azaltmasını bekliyoruz. Keza ihracatçılarımız pozitif bir ayrımı hak ediyor. Dünya genelinde ilk 70 ekonomide ihracat 2014 yılının ilk 11 ayında yüzde 1,6 artarken, biz yüzde 4 artış yakalamayı başardık”İhracatçılara da dövizdeki spekülatif hareketlerden kazanç ummamalarını tavsiye eden TİM Başkanı “İhracatçılarımız kur risklerini, alacak risklerini ve ülke risklerini çok iyi yönetmeli. Mevcut karlılıklarını, kur riskine maruz bırakmamalı” dedi.Türkiye’de ihracat 2014'te 157 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı, artış yüzde 4 oldu. Türkiye bu yılki rekoru yüzde 9.5’luk artışla 173 milyar dolara çıkarma hedefinde.Al Jazeera Turk
Reklam
'Kaçak Bedeli Dağıtımın İçine Gizlendi' İddiası
Elektrik tarifelerinde enerji bedeli yüzde 4.2 artarken dağıtım bedeli yüzde 28.5 arttı.Tüketicilerin faturalarında değişiklik yapılmamasına rağmen, dağıtım şirketlerine kaynak aktarımı için muhasebe oyunu yapıldığını öne süren Elektrik Mühendisleri Odası ise “Kaçak bedellerinin dağıtım bedeli içine giydirme yöntemine başvurulmuştur” açıklaması yaptı.‘57.2 milyon TL aktarılacak’EPDK’nın ulusal tarifelerine göre, 2014’ten 2015’e, meskenler için geçerli olan çıplak elektrik fiyatı kilovatsaat başına 20.79 kuruştan, 21.67’ye çıktı. Elektrik fiyatına yüzde 4.2’lik zam yapılan bu dönemde şirketyerin tüketicilerden tahsil ettiği dağıtım bedellerinde ise dikkat çekici artış yaşandı. Dağıtım bedelleri 2.8 kuruştan 3.6 kuruşa çıktı ve bu kalemde yüzde 28.5’lik artış meydana geldi.Elektrik Mühendisleri Odası’ndan dün yapılan açıklamada ise 2015 yılında azaltılması gereken kayıp ve Kaçak bedel tutarı faturanın başka kalemine aktarıldığı öne sürülerek, şunları kaydedildi:“Faturalardan çıkarılması gereken kayıp ve kaçak bedellerinin dağıtım bedeli içine giydirme yöntemine başvurulmuştur. Dağıtım bedeli zammı nedeniyle elektrik faturaları aracılığıyla 2014 yılı itibarıyla 29 milyon 337 bin 454’e ulaşan mesken abonesinden aylık asgari tüketim gerçekleştirdikleri varsayılsa bile 57.2 milyon lira şirketlere haksız yere yurttaşların parası aktarılacaktır... Kayıp ve kaçak hedef oranları doğrultusunda faturalarda azaltılan kayıp ve kaçak bedeli, yine faturadaki dağıtım bedeline kaydırılarak, kayıp ve kaçak oranlarını indirseler de indirmeseler de şirketlerin aynı paraları faturalardan tahsil etmesine olanak sağlanmaktadır.”Mithat Yurdakul, Milliyet
Çipras Bakanların Araçlarını Satışa Çıkardı
Yunanistan’da, Çipras başkanlığında kurulan yeni koalisyon hükümeti, bakanlıklardaki lüks makam araçlarını satışa çıkardı.Yunanistan’da, Radikal Sol İttifak (Syriza) lideri Aleksis Çipras başkanlığında kurulan yeni koalisyon hükümeti, bakanlıklardaki lüks makam araçlarını 'lüzumsuz ve masraflı' olduğu gerekçesiyle satışa çıkardı.İdari Reformlar Bakanı Yorgos Katrugalos, yaptığı açıklamada, kabinedeki yeni bakanların devletin otomobillerine ihtiyacı olmadığını belirterek, hükümetin gereksiz ve masraflı bulduğu bu araçları satarak para kazanmayı hedeflediğini kaydetti. Başbakan Çipras’ın Selanik plakalı bir otomobili bulunduğunu, diğer bakanların ise motosiklet ya da taksi ile gidip geldiklerini belirten Katrugalos, kendisinin ise 'arada bir sorun çıkarsa da bununla gurur duyduğunu' belirttiği eski bir koleksiyonluk otomobili olduğunu söyledi.İdari Reformlar Bakanlığınca satılması planlanan lüks makam araçları arasında, eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı PASOK lideri Evangelos Venizelos’un yeni aldığı 750 bin Avroluk lüks zırhlı aracın da bulunduğu ifade ediliyor.İşten çıkarılan kamu çalışanları geri dönecekKatrugalos, ayrıca hükümetin seçim vaatleri kapsamında, daha önce memorandumlar gereğince tasarruf amacıyla işten çıkarılan 3 bin 500 kamu çalışanının yeniden işe alınacağını açıkladı.To Vima gazetesine açıklama yapan Katrugalos, önceki hükümet tarafından başlatılan devlet memurlarının yeniden değerlendirilmesi uygulamasının süreceğini, ancak bu uygulamanın işten çıkarma amacıyla değil, kamuda performansın artırılması hedefiyle yapılacağını belirtti.Yeni Maliye Bakanı Yannis Varufakis de göreve geldiği gün ilk icraat olarak önceki hükümet tarafından işten çıkarılan kadın temizlik işçilerini yeniden işe alacağını açıklamıştı. Varufakis, bunun yerine bakanlıktaki çok sayıda ekonomi danışmanının görevine son verileceğini bildirmişti.Muhabir: Ali Öztürk, Mehmet Hatipoğlu | AA
Reklam
Irak'ta Ocak Ayında 1375 Ölü
Birleşmiş Milletler, Irak'ta Ocak ayında yaşanan çatışmalar ve şiddet olayları sebebiyle 1375 kişinin öldüğünü duyurdu. Ölenlerin yarısından fazlası ise sivil.Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu'nun açıkmalasına göre, Ocak ayında yaşanan şiddet olaylarında 790 sivil de hayatını kaybetti.Ülkedeki çatışmalarda ve diğer şiddet olaylarda ise IŞİD'le savaşan Irak ordusundan 585 kişi öldü.BM'nin açıklamasına göre ayrıca aynı dönem içerisindeki olaylarda 2 bin 240 kişi de yaralandı. Yaralananlar arasında 771 Irak askerinin yanı sıra 1469 sivil bulunuyor.En fazla sivil kaybın yaşandığı kent Bağdat oldu. Bağdat'ta 256 sivil öldü, 758 sivil yaralandı.2014 en kanlı yıl olmuştuIrak'ta hükümetin açıkladığı rakamlara göre, 2014 yılındaki şiddet olaylarında 15 binden fazla insan hayatını kaybetti. 2014, son yedi yılda en fazla sayıda kişinin öldüğü yıl oldu.15 binden fazla kişinin çatışmalar, intihar saldırıları ve diğer şiddet olayları sonucu hayatını kaybettiği ülkede ayrıca 22 binden fazla insan da yaralandı.2014'ün ilk yarısında büyük oranda intihar saldırılarının yaşandığı Irak'ta Haziran ayında ise Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı örgüt ülkenin en büyük ikinci kenti Musul'u ele geçirdi ve daha sonra güneye doğru ilerleyişini sürdürerek, geniş toprakları kontrol etmeye başladı.IŞİD'in ilerleyişinin ardından ülkede hemen her gün çatışmalar yaşanıyor. Kuzeyde peşmerge güçleri IŞİD'e karşı savaşırken güneydeki Anbar eyaleti ve Samarra'nın kuzeyinde de Irak ordusunun IŞİD'le mücadelesi sürüyor.Güvenlik sorunu ekonomiyi vuruyorABD liderliğindeki koalisyon güçleri 8 Ağustos'tan bu yana havadan IŞİD hedeflerini bombalayarak Irak ordusu ve peşmergeye destek sağlıyor.Çatışmaların yaşandığı bölgelerde milyonlarca kişi evinden olurken birçok kişi de komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldı.Çatışmaların sürdüğü Irak'ta 2014’ü büyük bir kaos ve istikrarsızlık içinde tamamlarken ülkedeki ekonomi de iki büyük sıkıntıyla boğuşmaya çalışıyor.Bunlardan biri Musul’u ve devamında Irak’ın geniş kesimlerini kontrol altına alan IŞİD’e karşı mücadelenin büyük maliyeti, diğeri ise petrol fiyatlarında yılın ikinci yarısında gerçekleşen dramatik düşüş. Elde ettiği gelirleri büyük oranda petrol ihracatına dayanan Irak'ta hükümetin önceliğinin ülkede güvenliğin ve istikrarın sağlanması için IŞİD'le mücadele olması bekleniyor.Al Jazeera Turk, Reuters
Reklam
Konyaspor'dan Altın Galibiyet
Spor Toto Süper Lig'in 18. haftasında Torku Konyaspor evinde Eskişehirspor'u ağırladı. Kıran kırana bir mücadeleye sahne olan maçta gülen taraf Hasan Kabze'nin tek golüyle Torku Konyaspor oldu. 19. dakikada Ömer Ali'nin sağ kanattan yaptığı ortaya iyi yükselen Djalma'nın kafa vuruşunda top defansa çarpıp kornere çıktı.29. dakikada Mehmet'in ortasında ceza sahasında topla buluşan Vukovic'in volesinde meşin yuvarlak az farkla auta gitti.35. dakikada Torku Konyaspor gole yaklaştı. Vukovic'in sol kanattan gönderdiği pasla ceza sahasında kaleciyle karşı karşıya kalan Torje'nin vuruşunda meşin yuvarlak yandan dışarı çıktı.42. dakikada ev sahibi ekip aradığı golü buldu. Mehmet'in orta alandan ara pasıyla ceza sahasının sağ çaprazında topla buluşan Hasan Kabze, defans oyuncusunu geçerek, kaleciyle karşı karşıya kaldı. Bu futbolcunun yerden sert şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 1-0İlk yarıda başka gol olmayınca takımlar soyunma odalarına 1-0'lık sonuçla gitti. Maçın 2. yarısında konuk Eskişehirspor gol veya goller bulmak Torku Konyaspor ise skoru ve 3 puanı korumak istiyordu. İki takım da çok önemli pozisyonlar yakalasa da maçta başka gol sesi çıkmadı. Karşılaşmayı Torku Konyaspor 1-0'lık skorla kazanmasını bildi. Bu galibiyetin ardından T.Konyaspor ligdeki puanını 20'ye çıkartırken, Eskişehirspor 17 puanda kaldı. Torku Konyaspor Eskişehirspor'u 1-0 mağlup ederek 5 maç sonra 3 puan aldı.Stat: Konya Büyükşehir Belediyesi Torku ArenaHakemler: Mustafa Kamil Abitoğlu, Bülent Gökçü, Adil SinemTorku Konyaspor: Kaya Tarakçı, Selim Ay, Mehmet Güven, Ömer Ali Şahiner, Ali Çamdalı (Dk. 77 Fuchs), Torje (Dk. 90+1 Volkan Fındıklı), Vukovic, Djalma (Dk. 77 Recep Aydın), Kokalovic, Uğur İnceman, Hasan KabzeEskişehirspor: Boffin, Kamil Ahmet Çörekçi, Sezgin Coşkun, Diego, Kaan Kanak (Dk. 46 Andaç Güleryüz), Causic (Dk. 46 Lawal), Hürriyet Gücer (Dk. 82 Tolga Dabanlı), Nzuzi Toko, Onur Bayramoğlu, Özgür Çek, SissokoGol: Dk. 42 Hasan Kabze (Torku Konyaspor)Sarı kartlar: Dk. 33 Mehmet Güven, Dk. 69 Torje (Torku Konyaspor), Dk. 70 Sissoko (Eskişehirspor)LİG TV
Etkileyici 25 Özel Film
İmdb 6.4  Drama | Mystery | RomanceIbiza'da babası Klaus tarafından yetiştirilen Ana, doğduğu günden bu yana bir mağarada büyütülmüştür. Burada resim sanatına dair çalışmalar yürüten Ana, amatör bir ressam olmuştur. Bir gün adaya gelen Justine isimli bir kadınla tanışması hayatının dönüm noktalarından biri olur. Onsekiz yaşındaki Ana, sanat koleksiyoncusu olan Justine tarafından Madrid'e çağırılır; burada özel bir eğitim alacaktır. Teklifi kabul eden Ana, 18 yıldır ilk kez mağarasından dışarı çıkacaktır. Madrid'e gittiğinde karşılaştığı tecrübeler ise bir hayli sıradışıdır. Kaotik Ana, İspanyol sinemasının en tanınmış yönetmenlerinden Julio Medem'in imzasını taşıyor.
Porno Yıldızı Olmak İçin, Wall Street'teki İşinden Vazgeçen Kadın: Veronica Vain
Olayın kahramanı Veronica Vain. Yani en azından, Twitter'da kendisini böyle tanıtıyor. Veronica, porno yıldızı olmak için, dünyanın en büyük şirketlerin bulunduğu ve adeta ekonominin kalbi konumunda olan Wall Street'teki işini bıraktı. Oldukça cüretkat bir hamle yaptığı için, birçok gazete ve dergi onunla röportaj yaptı. Bu içeriğimizde, BroBible'ın Veronica ile yaptığı bir röportajı sizlerle paylaşacağız.Not: Bu içeriğin okul, iş yeri vb. ortamlarda açılması sakıncalı olabilir.
Reklam
İspanya'da Enver Yıldırım'dan Altın Madalya
İspanya'da düzenlenen Akdeniz Şampiyonası'nda gençler kategorisinde yarışan milli eskrimci Enver Yıldırım, altın madalya kazandı.Eskrim Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, erkekler kılıç branşında mücadele eden Yıldırım, finalde Mısırlı rakibini 15-12 yenerek altın madalyanın sahibi oldu.Şampiyona, yarın gençler kategorisinde yapılacak takım maçlarının ardından sona erecek.Türkiye Eskrim Federasyonu Başkanı Müminhan Bilgin, Türkiye'ye altın madalya sevincini yaşatan milli eskrimci Enver Yıldırım'ı kutladığını belirterek, sporcuların başarılarının devamını diledi.Kaynak: AA
'Avrupa Tarihi Arşivimiz Olmadan Yazılamaz'
Başbakan Davutoğlu, 'Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, 'Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan yazılamayacak. Üyeliğimize engel çıkarabilirler, birçok psikolojik duvar örmeye çalışabilirler, İslam karşıtları, Türk karşıtları Avrupa’da birçok faaliyet içine girebilirler, ama ne tarihi gerçeği örtebilirler, ne bizim irademizi gölgeleyebilirler' dedi.Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan 'Yeni Türkiye Yolunda' adlı ulusa sesleniş konuşmasında, ocak ayının sonuna gelindiğini, eskilerin 'güzel başlangıçtan sonra hep akıbet hayır ola' şeklinde bir tabir kullandığını anımsattı.Ocak ayında 9 şehri ziyaret ettiğini, Avrupa'daki temasları kapsamında 5 ayrı kentte vatandaşlarla kucaklaştığını hatırlatan Davutoğlu, 'Çok zorlu günler sonrasında ne zaman vatandaşlarımızla kucaklaşsam ya da şimdi sizlerle olduğu gibi hitap etme imkanı bulsam yeniden enerjiyle doluyorum. Bu aslında siyasetin, devlet hayatının en önemli prensibi. Enerjiyi halktan alacaksınız ve enerjinizi halk için kullanacaksınız' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, ocak ayında Mersin, Osmaniye, Aydın, Muğla, Tekirdağ, Diyarbakır, Batman, İzmir ve Manisa’da ziyaretlerde bulunduğunu, bunun Türkiye'nin her köşesi, toplumun her kesimi, güzel coğrafyanın her dağı ve tepesiyle, nehriyle buluşmak demek olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:'Aydın’da Menderes Irmağı'nın, Diyarbakır’da Dicle Nehri’nin kenarında vatandaşlarımızla kucaklaştık. Aydın’da efeler karşıladı bizi zeybeklerle, Muğla’da yiğit kardeşlerimizle buluştum. Osmaniye’de yörük obaları büyük bir yörük şenliğinde bizi bir araya getirdi, Mersin’de Akdeniz sahilinde Akdeniz’in sıcaklığıyla kucaklaştık. Nasıl Osmaniye’de yörük obalarının şenliğinde buluşmuşsak, Diyarbakır’da, Batman’da Kürt, Zaza aşiretlerinin güzel zılgıtlarıyla karşılandık her yerde sevinç vardı, coşku vardı, kutluk vardı. Bir tarafta Tekirdağ’da Evlad-ı Fatihan, diğer tarafta Batman’da Evlad-ı Resul. İzmir’de Cumhuriyetimizin yıldız yükselen şehri, Manisa’da Osmanlı’nın şehzadeler şehri. Her biri bize ait, her biri bizden bir şey söylüyor. Ne zaman zorlukla karşılaşsak her biri sanki manen sesleniyor ve 'Biz buradayız' diyor. İşte siyasetin ve devlet sorumluluğunun güzel tarafı bu.'Avrupa’ya gittiğinde de al bayraklarla Avrupalı salonları dolduran gurbetçilerin, Türkiye’nin her yanından aynı kaderi paylaşan kardeşler olarak salonlarda yer aldığını dile getiren Davutoğlu, 'Ortak iki şey vardı bütün bu ziyaretlerde farklı lehçelerde bile olsa aynı yürekten dua ve salonları, meydanları dolduran al bayrağımız' dedi.'Siz uyurken dahi, uyumayan, rüyasında sizlerle beraber olan'Muğla'da Şahidi Türbesi'ni ziyarete giderken yaşadığı bir anıyı paylaşan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:'Yolun kenarına gelmiş olan 90 yaşlarında bir nine yatalak halde beni beklediğini söyleyerek dualar etmişti. Diyarbakır salonunda ise bu kez yine 90 yaşlarında bir dede Kürtçe değişlerle arkamızdan dualar ediyordu. Biz bu duaları almışken, bu yola çıkmışken işte her ay seslendiğimde arkamızda artık 77 milyonu da aşmış olan bu ayki istatistikle nüfusumuzun gücünü hissediyoruz. İzmir ile Diyarbakır, Tekirdağ ile Batman arasına psikolojik duvar örmeye çalışanlara fırsat vermesin. Al bayrağımızı bir büyük sembol olarak Avrupa’da yüreklerinde ve ellerinde taşıyan gurbetçilerimize güç versin kuvvet versin. O gurbetçilerimiz ki 70’li yıllarda dövize çevrilir mevduatlarla bir yekun içinde sayılıp, çiziliyordu. Şimdi ise arkalarında G-20 Dönem Başkanlığını üstlenen küresel bir gücün, Türkiye’nin varlığını hissediyorlar.'Başbakan Davutoğlu, vatandaşlara bir kez daha seslenmek istediğini belirterek, 'Hiç merak etmeyiniz, arkanızda kudretli ve şefkatli Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Siz uyurken dahi uyumayan, rüyasında sizlerle beraber olan, size hizmet etmek için gece gündüz çalışan temsilcileriniz var. Bundan emin olunuz, hiçbir ırk, mezhep, din ayrımı gözetmeden bütün vatandaşlarını bağrına basan bir siyaset anlayışı var' ifadelerini kullandı.Bir görevlinin kendisini arayarak, 'Bir yakınınız arıyor' dediğinde 'Benim artık yakınım 77 milyondur, 77 milyon yakınım var ayrıca özel bir yakınım yok' dediğini hatırlatan Başbakan Davutoğlu, bunu yaygınlaştırmak, bir muhabbet tohumu gibi bu topraklara ekmek istediklerini vurguladı.Biz merhamet siyasetinin bugünkü temsilcileriyizDavutoğlu, bu ay içinde gayrimüslim vatandaşların dini temsilcileriyle, geçen ay da Alevi cemaatinin entelektüel ve dini öncüleriyle bir araya geldiğini, hep beraber sohbetler ettiklerini anımsatarak, 'Gayrimüslim vatandaşlarımızın dini temsilcilerimizle Diyanet İşleri Başkanımızla birlikte çok güzel bir akşam sofrasında birlikte bu toprakların ortak kültürü üzerine konuştuk. Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Sünni, Alevi, Türk, Kürt, Arap ve her Balkan, Kafkas, Ortadoğu kavmi, lehçesi, dili bizim dilimizdir. Bu topraklar bağrına bastığı insanlara merhamet aşılayan topraklardır. Biz merhamet siyasetinin bugünkü temsilcileriyiz' diye konuştu.Yurtdışı seyahatlerine de değinerek Paris’te teröre karşı Fransız halkıyla dayanışma için tertiplenen yürüyüşten bahsetmek istediğini dile getiren Başbakan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:'Evet, Türkiye olarak biz her zaman teröre karşı çıktık, terörden en çok muzdarip olmuş bir millet olarak teröre hiçbir yerde, hiçbir gerekçeyle prim vermedik. Paris’te dünya liderleriyle birlikte yürürken aslında Türkiye adına, İslam dünyası adına hiçbir terör faaliyetinin İslam ile özdeştirilemeyeceği gerçeğini haykırmak için oradaydık. Orada Fransa İslam Konseyi temsilcileriyle görüştüğümde şunu söylediler: Sizin buradaki mevcudiyetiniz bize güç verdi. Yarın işlerimize daha bir başımız dik gideceğiz. Ama burada şuna da dikkatinizi çekerim: Paris’te de dünyanın her yerinde de alemlere rahmet olan Hazreti Peygamber'e dönük herhangi bir hakarete hiçbir zaman sessiz kalmadık, kalmayacağız. Fikir özgürlüğü, karşılıklı saygının başladığı yerle başlar. Birbirine saygı duymayan, inançları muhabbetle karşılamayan, inanç farklılıklarından nefret üretmeye çalışan herkese karşı tavrımızda açık ve net olacak.Nitekim Paris’ten, Berlin’e geçtiğimde aynı gün sadece siyasi görüşmeler yapmadım. Ayrıca Berlin merkezinde Mevlana Camii’nde, ki bundan birkaç ay önce bir yatsı namazında yakılan camide, yaptığım açıklamayla oradaki vatandaşlarımızla, Müslüman kardeşlerimizle her ırktan buluştuğumda söylediğim şeyi tekrar söylüyorum, eğer Avrupa bir gün gerçekten barışa ve huzura kavuşacaksa bu ancak ve ancak İslam dininin Avrupa’nın asli unsurunu kabul etmekle gerçekleşebilir.'Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile ikili görüşmeler yaptıklarını, Merkel’in de 'İslam Avrupa’nın otantik asli dinidir' diyerek görüşlerini teyit ettiğini vurgulayan Davutoğlu, kendisinin de teşekkürlerini ilettiğini aktardı.Almanya ile Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Mekanizmasını kurduklarını bildiren Başbakan Davutoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:'Rusya, Yunanistan ve Irak ile olan mekanizmayı Almanya ile de ihdas ettik. Yine geçtiğimiz ay içinde Almanya’da yaptığım bu görüşmeleri tamamlar mahiyette bu kez Brüksel’e gittim. Brüksel’de biliyorsunuz Avrupa Birliğinde geçtiğimiz yıl içinde bir yönetim değişikliği oldu, aynen Türkiye’de olduğu gibi. Nasıl Sayın Cumhurbaşkanımız halkoylarıyla seçilerek görevine başlamasına müteakip bende Başbakanlığı üstlenmişsem, Avrupa’da da yeni konsey ve komisyon başkanları göreve başlamıştı. Onun için aslında ekim ayında görevi alır almaz yani 62. Hükümeti kurduktan sonra ilk Bakanlar Kurulunda Avrupa Birliği Bakanımıza C ve Avrupa’nın büyük merkezlerine giderek Avrupalı meslektaşlarımızla görüşmek ve Avrupa Birliği perspektifimizi bir kez daha Avrupa’nın kalbinde haykırmak istiyoruz demiştim, nitekim programlar ona göre cereyan etti.Brüksel’de yeni Konsey Başkanı Sayın Tusk ve yeni Komisyon Başkanı Sayın Juncker ile çok faydalı görüşmeler yaptık. Orada yaptığımı görüşmelerde de vurguladım, burada da sizlere hitaben tekrar teyiden söylemek istiyorum, Avrupa bizim asli coğrafyamızdır ve Türkler Avrupa’nın asli unsurlarıdır. Avrupa tarihi bizim arşivlerimiz olmadan yazılamaz, Avrupa’nın geleceği de biz olmadan yazılamayacak. Üyeliğimize engel çıkarabilirler, birçok psikolojik duvar örmeye çalışabilirler, İslam karşıtları, Türk karşıtları Avrupa’da birçok faaliyet içine girebilirler, ama ne tarihi gerçeği örtebilirler, ne bizim irademizi gölgeleyebilirler. Biz Asya’da gerdiğimiz yayı, Avrupa istikametinde attığımız okla bütünleştiriyoruz. Afrika’ya doğru gönderdiğimiz selamla, bütün bir Afro-Avrasya Kıtasının merkez ülkesi olarak her yerde al bayrağı dalgalandırmaya ahdetmişiz. Önümüze çıkarılan engelleri irademizle aşarız, önümüze örülen psikolojik duvarlara merhametimizle aşarız. Hiçbir şey bizim bu kararlı tutumumuzu değiştirmemize sebep olmayacaktır.'Davutoğlu, Brüksel’de bütün dosyaları gözden geçirdiklerini, Avrupa'daki vatandaşları en fazla ilgilendiren vize muafiyeti meselesi hakkında da kapsamlı görüşmeler yaptıklarını söyledi.Davutoğlu, 'Eğer uluslararası barış olacaksa, uluslararası huzur olacaksa, insanlık bir kardeşlik geleceğine hazırlanacaksa sihirli kelime açıktır: Adalet, adalet, adalet' ifadesini kullandı.Londra'ya gerçekleştirdiği ziyareti anımsatan Davutoğlu, İngiltere Başbakanı David Cameron ile hem ikili ilişkileri hem de bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldıklarını belirtti.Bir gün içinde 10'nu aşkın toplantıda yatırımcılarla, finans kuruluşlarıyla ve uluslararası ekonomi örgütlerinin analistleriyle bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, Türkiye'ye yatırım yapan şirketlerle tek tek görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildirdi.'Türkiye cazip bir yatırım havzası halinde'Davutoğlu, 'Size bir müjde mahiyetinde memnuniyetle ifade etmek isterim ki, dünya ekonomisi krizdeyken bütün bu yatırımcılar için Türkiye cazip bir yatırım havzası halinde' şeklindeki görüşünü paylaştı.Londra'dan Davos'a geçtiklerini ve burada da siyasi ve ekonomik ağırlıklı görüşmeler yaptıklarını bildiren Davutoğlu, şöyle devam etti:'Davos'ta, G-20 Dönem Başkanlığı vasfıyla bulunduk. G-20 Dönem Başkanlığındaki perspektifimizi anlattık. Bu perspektif içinde Türk ekonomisinin getirdiği büyük potansiyeli ve en az gelişmiş ülkelerle, dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında bir adalet köprüsü olacağımızı ifade ettim. Gerçekten bugün dünyada ekonomik adalete her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Avrupa'da ve dünyanın her yerinde aslında aynı prensibi haykırıyoruz. Türkiye olarak haykırıyorduk, şimdi G-20 Dönem Başkanı olarak haykırmaya devam edeceğiz. Eğer uluslararası barış olacaksa, uluslararası huzur olacaksa, insanlık bir kardeşlik geleceğine hazırlanacaksa sihirli kelime açıktır: Adalet, adalet, adalet.''Adaletin sözcülüğünü yaptık'Davutoğlu, maalesef bugün uluslararası ekonomik krizlerin arkasında adaletsizliğin bulunduğuna işaret ederek, 'Eğer Sahra Güney Afrika'da 650 milyon kişi hala elektrikle tanışmamışken, sadece New York'un elektrik tüketimi Afrika tüketimine yakınsa böyle bir düzen dünyadan ekonomik düzen beklemek çok zor. Eğer mülteciler Suriye'de, Irak'ta büyük bir çaresizlik içinde komşu ülkelere kaçarken Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesi hala hiç bitmeyen kısır hesaplar içine girmişse uluslararası düzeni kurmak çok zor. Davos'ta bunu haykırdık ve adaletin sözcülüğünü yaptık ikili görüşmeler bağlamında' ifadelerini kullandı.Ürdün Kralı Abdullah, Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko ile Finlandiya, Malezya, Sırbistan ve Yeni Zelanda başbakanlarıyla ve çok sayıda uluslararası örgüt temsilcisiyle görüşmeler yaptıklarını kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin görüşlerini anlattıklarını aktardı.'Algı operasyonlarına karşı gerçeği yüzleri haykırdık'Türkiye ile ilgili bazı karanlık çevrenin üretmeye çalıştığı algı operasyonlarına karşı gerçeği yüzleri haykırdıklarını, haykırmaya da devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin, aydınlık yüzlü insanların, aydınlık geleceğe yürüdüğü ve tarihin derinliğinden, istikbalin aydınlığına yürüyen bir ülke olduğuna dikkat çekti.Davutoğlu, bunun dışında Türkiye'de de ziyaretçiler ağırladıklarını belirterek, dost ve kardeş Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ı misafir ettiklerini anlattı.'AFAD bir Türk mucizesidir'AFAD'ın 5. yılını kutlama merasimine katıldığını anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:'Merhamet adaletle birlikte gelir. AFAD bir Türk mucizesidir. Çok kısa bir sürede 5 yıl içinde dünyanın en önemli yardım kuruluşlarından biri haline gelmiştir. Tekrar dünyanın her yerinde merhametimizi taşıyan AFAD ve diğer kuruluşlarımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Ama bir an gözünüzde AFAD töreninde ki bir manzarayı canlandırmanızı rica ediyorum. AFAD'ın salona getirdiği çok sayıda Iraklı, Suriyeli, Yezidili, Sünni, Türkmen, Arap, Kürt çocuklar geldiğinde, hatırlarsınız, kendisini kucaklamak için başımı uzattığım Rua isimli Suriyeli kız, birden alnımdan öpmüştü takdir ifadesi için. Rua'nın annesinin Hama'da bir bombardımanda öldüğünü, kardeşleriyle birlikte babaannesiyle Türkiye'ye sığındığını, babasının orada kaldığını ve hiç haber alamadığını öğrendim. Şimdi hepimiz oturduğumuz salonlarda, yanı başımızdaki evladımıza bakalım. Rua yaşındaki kızlara ya da erkek çocuklara bakalım ve onların sizin o sıcak atmosferdeki tebessümlerinizle, yüzünüzdeki tebessümle beslenen güzel yüzlerine bakalım. İşte o çocuklar ile Rua ve benzerleri arasında hiçbir fark yok. Bizim merhametimiz, bizim şefkatimiz o kadar derin ki kendi evlatlarımızla vatanlarından sökülüp atılan, rejimin ya da terörün baskısıyla yurtlarını, evlerini terk eden o yavrucaklar arasında bir fark görmüyoruz. Biz engin yürekli insanlarız, bütün vatandaşlarıma teşekkür ediyorum her birinize tek tek. Dünyanın en büyük insanlık dersini vererek bir destan yazıyorsunuz. Herkesin unuttuğu insanlık dersini dünyaya veriyorsunuz.''Yaklaşık 7 saat Türkiye'nin bilimsel geleceğini konuştuk'Bilim Teknoloji Yüksek Kurulunu topladığını ifade eden Davutoğlu, Başbakan olarak ilk kez başkanlık yaptığı Kurul'un, Türkiye'nin bütün bilim teknolojiyle ilgili bakanlıklarını, kurumlarını, kuruluşlarını bir araya getiren en geniş platform olduğunu anlattı.Yaklaşık 7 saat Türkiye'nin bilimsel geleceğini konuştuklarının altını çizen Davutoğlu, interaktif bir şekilde tek tek sorular sorarak bilgi aldığını aktardı.Davutoğlu, 62. Hükümet'in en temel hedefi olarak bilim ve teknolojide yeni bir hamle dönemini başlatma kararlığını kendileriyle paylaştığını vurgulayarak, 'Ama onlara ev ödevleri de verdim. Artık Ar-Ge çalışmaları ticarileştirme faaliyetleriyle birlikte yürüyecek, artık Türkiye teknoloji tüketen bir ülke değil teknoloji üreten bir ülke olacak' değerlendirmesinde bulundu.'Artık sadece bizim milli savaş uçağımız uçacak'Bu çerçevede gururla Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısına katıldığına değinen Davutoğlu, konuyu şöyle değerlendirdi:'Milli Savunma Bakanımızla, Genelkurmay Başkanımızla yine hemen ertesi gün takriben 6 saat süren bir toplantı da Türkiye'nin geleceğini belirleyecek, özgürlüğünü, bağımsızlığını, onurunu koruyacak savunma sanayi projelerini masaya yatırdık. Ve o zaman gururla paylaşmıştım, şimdi tekrar paylaşıyorum, Türkiye'nin ilk milli savaş uçağının ön tasarım kararını aldık. 2023'te inşallah en geç ilk milli savaş uçağımızın prototipi üretilmiş olacak ve semalarımızda artık sadece bizim milli savaş uçağımız uçacak. Düşününüz yıllarca ihmal edilmiş on yıllarca, bir başka projeyi de tamamlama kararı aldık, milli piyade tüfeği üretme projesi. Ayrıca birçok önemli kararı başlangıç noktası olarak ele aldık. Uzay teknolojisi ve füze fırlatma sistemiyle ilgili projeleri başlatma kararı aldık. Kendi savunmasını yapamayan, milli savunma sanayisine sahip olmayan ülkelerin bağımsızlık iddiaları sadece sloganda kalır, kağıtta kalır. Bizden önce hibe yardımları alan bir ülkeydi, yani hibe yardımı şu demek: Bir ülke artık benim ülke ismi vermeme gerek yok tahmin edebilirsiniz. Benim şu silahlara ihtiyacım yok sen alabilirsin diyor 30 yıllık, 40 yıllık tankları bize veriyor, biz de onu modernize etmek için başka bir ülkeye gönderiyoruz. Şimdi artık tankı biz yapıyoruz isteyene biz veririz. Savaş uçağını biz yapacağız, semalarımızın özgürlüğünü biz koruyacağız işte büyük Türkiye bu.'Vatandaşlara, 'Hepiniz şöyle oturduğunuz yerde sırtınızı biraz daha gururla bulunduğunuz koltuğa ya da divana yaslayın ve şöyle geniş bir elhamdülillah deyin' şeklinde seslenen Davutoğlu, 'Elhamdülillah ki artık değil namerde, merde dahi muhtaç olmayan ülkelerin vatandaşlarısınız. Bir ülkenin geleceği nasıl savunma sanayiyle teminat altına alınırsa huzuru ve istikrarı da ekonomiyle teminat altına alınır' ifadesini kullandı.'Her hafta en az bir müjde'Davutoğlu, son 2 ay içinde her hafta en az bir müjdeyi bir toplumsal kesimle paylaştığını vurgulayarak, şu değerlendirmeyi yaptı:'Bu müjdelerden biri bu ay içinde ailenin ve dinamik nüfus yapısının korunması eylem projesi, planı içinde çalışan kadınlarımıza, annelerimize süt izni hakkı olan 12 ayın üzerine bu kez biz yarı zamanlı çalışma imkanı yani 8 saat çalışıyorsanız 4 saat çalışacaksınız ama 8 saatin ücretini almaya devam edeceksiniz. İlk çocuk için 2, ikinci çocuk için 4, üç ve daha fazla sayıda çocuk için 6 aylık yarı zamanlı çalışma hakkı tanıyoruz. Sonra eğer derseniz ki hala 'Ben çocuklarımı eğitim çağına kadar yanında durmak çocuklarımın ve onlara bakmak istiyorum' bu sefer de kısmı zamanlı çalışma imkanı vereceğiz, yani çalıştığınız kadar ücret alacaksınız, ama işinizi kaybetmeyeceksiniz. Anneler ve çocuklar artık iş hayatını birini diğerinden ayıran bir badire gibi görmeyecekler. Hayırlı evlatlar diliyoruz, hayırlı nesiller diliyoruz.'Her anneye doğan ilk çocuk için çeyrek, ikinci çocuk için yarım, üçüncü çocuk için tam altın hediye edeceklerini belirten Davutoğlu, 'Hiçbir ayrım gözetmeden devletimizin hediyesi olarak takdim edeceğiz. 90'lı yıllarda, daha önceki yıllarda şöyle düşünüldü: Nüfus ne kadar az olursa külfette o kadar az olur. Şimdi biz tersini söylüyoruz nüfusta çok olsun, bereketimizde çok olsun, kalkınmamız da daha yüksek olsun' diye konuştu.Başbakan Davutoğlu, enflasyonun, faizlerin, cari açığın düştüğünü, üretimin arttığını belirterek, 'İşte bereketlenen Türkiye'nin, küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar' dedi.Başbakan Davutoğlu, ''çeyiz hesabı'' ile ilgili çalışmaya değinerek, evliliğe hazırlık mahiyetinde, çocukları için çeyiz hesabı açtıran her aileye, 18 yaşına gelen çocuğu için bu hesapta yatan miktarın yüzde 15’ini devletin vereceğini söyledi.Geçen gün inşaat sektörüyle yaptıkları toplantıda sektöre ve halka bir hediye mahiyetinde verdiği müjdeyi de paylaşan Davutoğlu, şunları söyledi:''Bundan sonra ilk ev almak için bir hesap açtıran ve orada para biriktiren herkes, ev almak için peşinat yatırdığı zaman yüzde 15 devlet desteği alacak. Yani 5 yıl süresince para biriktiren ve peşinat için bu parayı kullanacak olan vatandaşımız yüzde 15 de devletten para alacak. Eğer bu 4 ya da 3 yıla inerse bu oran yüzde 12 ve yüzde 10'a inecek. Ama bu yönüyle hem konut talebini artırmayı hem herkesi hani evlenen herkesi gerçek anlamda da bu sefer evlenmeye hem eşle evlenmeye, hem konut içinde ev sahibi olmaya o anlamda evlenmeye hazırlayacağız.''''Sizler sosyal hayatımızın omurga kesimisiniz''Esnaflara seslenen Davutoğlu, ''Geçen ay içinde beni en çok mutlu eden, ama bir esnaf çocuğu olarak da kişisel hatıralarıma götürüp rahmetli babamı anmama vesile olan tören, esnaf kardeşlerimizle bir araya geldiğim törendi. Orada da esnaf kardeşlerimizle bazı müjdeleri paylaştım. Bu müjdelerden birisi yüzde 50 kredi sübvansiyonu yanında, kaybolmaya yüz tutmuş meslekler için ve 3 yıllık ustalıktan sonra yeni iş yeri açan esnaflarımız için faizsiz kredi veriyoruz'' diye konuştu.Hiçbir faiz almadan yeni iş yeri açan 3 yıllık ustalara bu imkanı tanıyacaklarını belirten Davutoğlu, ''Yine 600 milyonluk sübvansiyon faiz sübvansiyonu için ayırdığımız 600 milyonu, 750 milyona çıkarttık. Bu da milyarlarca ek kredi imkanının esnaflarımıza tanınması anlamına geldi'' dedi.Meclis'ten bu ay çıkan ''Perakende Ticaret Yasası''na da değinen Davutoğlu, ''O yasada da esnaflarımız için her bir alışveriş merkezinde, AVM'de en az yüzde 5 kontenjan ayrılması ve bu kontenjanlarda da kiraların 4'te 1 nispetinde yüzde 25 olmasını teminat altına aldık. Esnaf kardeşlerim, sizler sosyal hayatımızın, ahlakımızın omurga kesimisiniz, omurgasısınız. Her birinize helal ve bol rızıklar diliyorum. Biliniz ki artık esnafların Başbakanlık önünde yazar kasa kırdığı dönemler bitti. Sofranız bereketli olsun Ahi Evran öncünüz olsun. Eliniz, kapınız, sofranız herkese açık olsun'' diye konuştu.''Bu toprakta bereketi artırmaya kararlıyız''Yine bu çerçevede tarım sektörüyle, çiftçilerle çok sayıda müjdeyi Tekirdağ'da bir araya geldiği vatandaşlarla görüşmesinde söylediğini anımsatan Davutoğlu, şunları kaydetti:''Ayrıca bunları Ankara'da da ifade ettim. Her şeyden önce pirinçte KDV'yi yüzde 8’den yüzde 1'e indiren kararnameyi imzaladık, pirinç üreticilerine müjde olsun. Mazot desteğini yüzde 5, gübre desteğini yüzde 10 arttırıyoruz bütün çiftçilerimize helali hoş olsun. Sertifikalı fidan desteğini yüzde 50 artırıyoruz fidanlarınız bereketli olsun, her bir gümrah olsun. Kırmızı mercimek, nohut, kuru fasulye gibi her evin sofrasını süsleyen o güzel bereketli nimetler içinde prim desteğini yüzde 100 artırıyoruz. Et ve süt ürüten işletmelere hibeleri yüzde 70 artırıyoruz. Artık tarımda her alanda mesela az bilinir ama çok önemlidir tıbbi ıtri bitkilerde de üretiminde de yine dönüm başına desteği 100 liraya çıkartıyoruz ve bu gittikçe yaygınlaşarak tarımda bereketi, ziraatta, toprakta bizim kadim dostumuz olan toprakta, aziz dostumuz olan toprakta Aşık Veysel’in değimiyle bu toprakta bereketi artırmaya kararlıyız.'Toprak gibi denizlerin de bereketli olmasını istediklerini, geçen hafta içinde denizcilik sektörüne önemli iki müjde verdiklerini vurgulayan Davutoğlu, ''Bir taraftan hurda desteği yani ya 28 yaş ortalaması, 28 olan koster filomuzu gençleştirmek için yeni gemi üretimi için destek isteyenlere hurda desteği vereceğiz. Eski gemiye hurdayı çıkarırken yeni gemilerle filolarımızı güçlendireceğiz. İhracata yönelik krediler için kredi garanti fonunu harekete geçiriyoruz. Gördüğünüz gibi hiçbir sektörü ihmal etmiyoruz'' diye konuştu.''KOBİ'lerimize özel önem veriyoruz''Bu hafta içinde KOBİ'lerle bir araya geldiklerini hatırlatan Davutoğlu, KOBİ'lerin işletme sayısı itibarıyla işletmelerin yaklaşık yüzde 99,7'sini, istihdam itibarıyla yüzde 77'sini, katma değer itibarıyla yüzde 55'ini temsil ettiğini ifade etti.KOBİ'ler ayaktaysa, güçlüyse hem şehirlerin hem ülke ekonomisinin büyüdüğünü hem de küresel rekabetin yükseldiğini belirten Davutoğlu, ''KOBİ'lerimizde kriz oldu mu, ülke ekonomisinin toparlanması mümkün değil onun için KOBİ'lerimize özel önem veriyoruz ve KOBİ'lerimizin eksiklerini tek tek tespit ediyoruz. Gördük ki kurumsallaşmada ve markalaşmada KOBİ'lerimizin desteğe ihtiyacı var. Bu açıkladığım destek paketinde kurumsallaşma ve markalaşmayla ilgili işletme başına 150 bin Türk lirası destek vermeye karar verdik. Toplamda 100 milyon Türk liralık desteği KOBİ'lerimize aktaracağız'' diye konuştu.Davutoğlu, ''Yine işgücü, işbirliği ve işgücü anlamında teknolojik işbirliği ve katma değeri artırmak için eğer KOBİ'lerimiz bir araya gelirse, üç işletme bir araya geldiğinde, onlara 300 bin lira hibe, 1 milyon 200 bin lira da geri ödemeli yani kredili şeklinde destekte bulunacağız'' diyerek, KOBİ'lerin teknolojik altyapısı gelişsin, inovasyon ve Ar-Ge gücü artsın diye verdikleri destekleri, yüzde 50 artırdıklarını, bütün bu desteklerde kadınlara ve engellilere de özel imkanlar getirdiklerini vurguladı.''Küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar''Görüldüğü gibi 1 ay içinde hem Türkiye'nin her yerinde hem Avrupa'da vatandaşlarla kucaklaştıklarını ifade eden Davutoğlu, çok sayıda yurtdışı temas yaptıklarını, içeride yapısal reformlar gerçekleştirdiklerini söyledi.Davutoğlu, şunları ifade etti:''Esnaflara, çalışan kadınlara, annelere, çiftçilere, denizcilere, inşaat sektörüne, ev almak isteyenlere, evlenmek isteyenlere, çocuk sahibi olanlara, KOBİ'lere velhasıl bütün vatandaşlara dönük olarak acaba yeni yıla nasıl güzel haberlerle başlatabiliriz diye büyük bir çaba içinde olduk. Ve bunları yaparken de sakın kimse yanlış bir hesap içine girmesin, bütçe disiplinimizi hiç bozmadık. Türkiye’nin bütçesi şu anda hala Avrupa'nın en güçlü bütçelerinden biridir. Bütçe açığı diye bir sıkıntımız, derdimiz de yok. Hamdolsun cari ticaret açığımızda süratle düşüyor. Son açıklanan rakamlar bu konuda büyük ümitler veriyor.''Ocak ayında istatistiklere göre enflasyonun, faizlerin, cari açığın düştüğünü, üretimin arttığını belirten Davutoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:''İşte bereketlenen Türkiye'nin küresel bir güç haline dönüşmesinin ayak sesleridir bunlar, değerli vatandaşlarım, ayak sesleri. Bu ayak sesleri, yavaş yavaş önce ülke içinde, sonra çevre bölgelerde, Avrupa'da, Asya'da, Afrika'da ve dünyanın her yerinde hissedilecek, duyulacak. Bu ayak sesleri, siyasi istikrarın ayak sesleridir, bu ayak sesleri, toplumsal barışın, huzurun ve kardeşliğin ayak sesleridir. Sofranız bereketli, yüreğiniz kavi, zihniniz açık, geleceğiniz parlak olsun. Allah birliğimizi, beraberliğimizi daim eylesin, ülkenin geleceğini kaim eylesin. Hayırlı akşamlar diliyorum.''AA
Reklam
'Türkiye'de SYRIZA İktidarını AKP Önledi'
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye'de SYRIZA benzeri bir hükümetin ortaya çıkmasını AKP'nin önlediğini savundu.TÜMSİAD genel kurulunda konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, '2001’de bize dayatılan IMF Politikaları uygulanmış olsaydı bugün Türkiye’de AK Parti diye bir iktidar olmaz, belki Syriza benzeri bir hükümet Türkiye’de iş başında olurdu' dedi.Kurtulmuş, 'Türkiye’ye 2001 yılında dışarıdan gelen bazı beyler marifetiyle bir ekonomi programı dayatıldı. Sayın Kemal Derviş marifetiyle gelen program. Aynı program bizden 10 yıldan sonra Yunanistan’da Papadopulos, İtalya’da da Monti vasıtasıyla uygulandı. İrlanda'da uygulandı. Bir takım küresel finans beylerinin adamları Yunanistan, İrlanda ve İtalya’da iş başına getirildi. Küresel faiz çevreleri, kurdukları düzenle bu ülkeleri yönetmeye kalktılar ve bu ülkeleri uzun süre yönettiler. İşte bugün Syriza vasıtasıyla Yunanistan’da ortaya çıkan durum, bütün bu neoliberal tezlere karşı Yunan halkının verdiği cevaptır. Sizi temin ederim ki eğer Türkiye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Ak Parti Hükümetleri sosyal politikayı önceleyen, düşük faizleri hedef alan bir politikayı, yatırımı esas alan bir politikayı izlememiş olsaydı, yani 2001’de bize dayatılan IMF Politikaları uygulanmış olsaydı bugün Türkiye’de AK Parti diye bir iktidar olmaz, belki Syriza benzeri bir hükümet Türkiye’de iş başında olurdu” ifadelerini kullandı.İleri Haber
Merkel'den Syriza'ya Ret
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Yunanistan'ın borcunun silinmesinin söz konusu olmadığını söyledi.Ülkesinde yayımlanan Hamburger Abendblatt gazetesine konuşan Merkel, Yunanistan'a borç veren bazı bankaların ve özel kredi kuruluşlarının daha önce ülkenin borcunun bir kısmını sildiklerini hatırlattı.Merkel bununla birlikte Yunanistan'ın Euro Bölgesi'nde kalmasını istediğini belirtti.Yunanistan'ın toplam borcu 315 milyar euro.Bu meblağ da ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası'nın yüzde 175'ine tekabül ediyor.Yunanistan 2010'da Troyka (Avrupa Birliği-Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu) ile pazarlıkları sonucu 240 milyar euro tutarında kurtarma kredisi almıştı.Ülkenin borçlarının yaklaşık 100 milyar eurosu 2012'de yapılan müzakereler sonucu silinmişti.Mevcut anlaşmada hala, kredi koşullarını yerine getirmesi halinde Yunanistan'a ödenecek 1 milyar 800 milyon euroluk bir meblağ bulunuyor.Yunanistan'ın Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, dün ülkesinin borçlarının geri ödeme koşullarını Troyka ile müzakere etmeyeceğini söylemişti.Ülkede Pazar günü yapılan seçim sonrası Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) ile Bağımsız Yunanlar Partisi'nin (ANEL) kurduğu koalisyon hükümeti, ilk iş olarak Kamu Enerji Şirketi PPC ve dağıtım şirketi ADMIE ile Pire ve Selanik limanlarının özelleştirilmesini durdurmuştu.'Yunanistan'ın yeri Euro Bölgesi'Öte yandan, Avrupa Komisyonu'nun ekonomi ve mali işlerden sorumlu üyesi Pierre Moscovici de Yunanistan'ın yerinin Euro Bölgesi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Sıra Türkiye'ye Gelince Herkesin Çevrecilik Damarı Kabarıyor'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Bu ülkede faiz ödemesine giden her fazla kuruş, milletin hakkının gaspıdır. Faize gitmeyen kaynak yatırıma dönüşecek' dedi.KIRŞEHİRCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polat Enerji tarafından Kırşehir'in Mucur ilçesi Geycek mevkisinde yapımı tamamlanan Geycek Rüzgar Enerji Santrali (RES) açılış töreninde, santralin Mucur'a, Kırşehir'e, Türkiye'ye hayırlı olmasını diledi.Geycek RES'in, 285 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirildiğini, 150 megawatlık gücüyle Türkiye'nin en büyük enerji santrallerinden biri olacağını belirterek, bu yatırımı Mucur'a ve Türkiye'ye kazandıran Polat Holding'e teşekkür etti.'Her enerji tesisi bizim için altın kıymetinde'Türkiye büyüdükçe, üretimi artıkça, refah seviyesi yükseldikçe enerji talebi ve enerjiye yatırım ihtiyacının arttığına işaret eden Erdoğan, bir ülkenin refah düzeyinin enerji tüketimiyle ilişkili olduğunu, Türkiye'nin de 12 yılda enerji tüketiminin 2 kat arttığını, 2023'te de bu ihtiyacın bugüne göre 2 kat daha artma eğiliminde bulunduğunu söyledi.Türkiye'nin 120 milyar dolarlık yeni enerji yatırımına ihtiyac duyduğunu ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmanın hem stratejik hem de cari açığın azaltılması bakımından hayati önem taşıdığını ifade eden Erdoğan, 'Hangi kaynağa dayanırsa dayansın devreye giren her enerji tesisi bizim için altın kıymetinde' dedi.'Sıra Türkiye'ye gelince herkesin çevrecilik damarı kabarıyor'Erdoğan, doğalgaz ve petrol yerine mümkün olduğu kadar kömüre dayalı termik santraller, HES, rüzgar, güneş ve jeotermal kaynakları ikame etmenin çabası içerisinde bulunduklarını belirterek, şöyle devam etti:'Siz bakmayın Batı'daki çevreci akımların sürekli kömürü, nükleer enerjiyi kötülediklerine. Bugün Almanya, Amerika gibi gelişmiş ülkelerin tamamında birinci sıradaki enerji kaynağının hala kömür olduğunu görürsünüz. Aynı şekilde nükleer enerjiyi en çok kullanan ülkeler de yine gelişmiş ülkelerdir. Çin'de neredeyse her hafta yeni bir kömür santrali devreye alınıyor. Sıra Türkiye'ye gelince herkesin çevrecilik damarı kabarıyor. Aslında burada dert, çevrecilik hassasiyeti sergilemek değil Türkiye'nin gelişmesini, büyümesini, kalkınmasını engellemek. Açık söylüyorum, en büyük çevreci biziz. Son 12 yılda bu alanda ortaya konan performansı hiçbir dönemde, hiçbir iktidar ortaya koyamamıştır. Şu anda ülkemizdeki yenilenebilir enerji kaynaklarının tamamını seferber etmiş durumdayız. Bizden önce böyle bir şey yok denecek noktada. Örneğin RES'lerle Türkiye adeta bizim dönemde tanıştı, ondan önce böyle bir şey yok ve hızla artarak devam ediyor.Türkiye'nin hedeflediğimiz şekilde büyümesini sadece bu kaynaklarla gerçekleştirmesi de mümkün değil. Onun için bunların yanında kömürü de kullanacağız, nükleer enerjiyi de kullanacağız. Onun için hem Kuzey'de hem Güney'de, biliyorsunuz Sinop ve Akkuyu ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Elbette tahrip etmeden, çevreyi bozmadan, çevrenin bize Allah'ın bir emaneti olduğu gerçeğini unutmadan bunu yapacağız. Ne çevreciliğin kalkınmamızı engellemek için bir silah gibi kullanılmasına izin vereceğiz ne de tabiatın felaketi pahasına bir kalkınmacılık anlayışına geçit vereceğiz.''12 yılda 3,5 milyar ağaç ve fidan'Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 12 senede Türkiye genelinde 3,5 milyar ağaç ve fidan dikildiğini, bunların yaklaşık 600 milyonunun yetişmiş ağaç olduğunu anlatarak, süratle ağaç ve fidan dikimine devam edileceğini, dengeli sürdürülebilir bir kalkınma anlayışıyla Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştırmakta kararlı olduklarını vurguladı.Her alanda olduğu gibi enerji yatırımlarında da özel sektöre öncelik verdiklerine dikkat çeken Erdoğan, özel sektörün kurulu enerji gücündeki payının, 12 yıl önce yüzde 32 iken, bugün yüzde 72'ye ulaştığını, bunun artarak süreceğini kaydetti.Özel sektörü enerji alanında yatırım yapmaya teşvik ettiklerini, edeceklerini, yenilenebilir enerji yatırımları için özendirici tesisler verdiklerini dile getiren Erdoğan, açılışı yapılan Geycek RES'in yenilenebilir enerji yatırımları konusunda önemli ve örnek bir tesis olduğunu söyledi.Geçmişte büyüklerin dereler için 'Su akar, Türk bakar' dediklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Şimdi ne yapıyoruz? Şimdi 'Su akar, Türk yapar' diyoruz. Bir taraftan barajlar bir taraftan HES'lerle hem enerji üretimimizi artırıyoruz, bunun yanında içme suyu, kullanma suyu üretiyoruz. Aksi takdirde durumumuz çok büyük bir felaket olabilirdi. 20 milyon ağaca tekamül eden emisyon azaltımıyla çevre dostu bir tesis olan şu andaki santralin üreteceği enerji sayesinde doğalgaz faturamızdan yılda 40 milyon lira, eski rakamla 40 trilyon lira tasarruf edeceğiz. Bu tesisle jeotermal kaynaklar bakımından zaten zengin olan Kırşehir'in esen rüzgarı da ekonomimize kazandırılmış oluyor' diye konuştu.'Bu RES'lerle bir çevrecilik dersi veriyoruz'Cumhurbaşkanı Erdoğan, rüzgar enerji tribünlerinin dağlara ayrı bir güzellik, hava kattığını, farklı bir mimari estetik kazandırdığını, 30 yıl önce yurtdışında bunları gördüklerinde 'Acaba bunlar nedir? Bizim ülkemizde neden yok' diye baktıklarını anlatarak, şunları kaydetti:'Bizim ülkedeki siyasi mantalite bu işe çok uzaktı, dertli değillerdi, araştırma yoktu. Bizi evde kömürün kokusuna, külüne vesairine mahkum etmişlerdi. Analarımız, babalarımız neler çekti, ama biz geldik, siyasi hayatımın en etkin dönemlerinde İstanbul gibi bir yerde doğalgazı tüm çevresine yaydım. Türkiyemizde şu anda doğalgazın gitmediği il sayısı artık 8-9 tane kaldı, bunun dışında her yer doğalgazı gördü. Bizim insanca yaşamak hakkımız değil mi? 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları üzerinde bunu sağlamak siyasilerin görevidir. Bu RES'lerle de inanıyorum ki yenilenebilir enerjiden bir çevrecilik dersini veriyoruz.''Amaç, Türkiye'yi faiz lobisine teslim olmaya zorlamaktı'Erdoğan, bu tür tesislerin inşaat ve işletme aşamasında, yapıldıkları bölgeye sağladıkları katkının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.Polat Grubu'nun buna ilave olarak tüm bölgeye hizmet verecek bir spor tesisini de ülkeye kazandırdığını ifade eden Erdoğan, bunun için de kendilerini tebrik etti.Büyüyen, güçlenen Türkiye'nin zorlukları birer birer aşarak hedeflerine doğru kararlılıkla ilerlediğini belirten Erdoğan, 'Elbette bundan rahatsız olanlar var. Türkiye'yi yeniden 70 sente muhtaç oluğumuz o eski günlere götürmek isteyenler var. Bizi o günlere döndürmek için tüm güçleriyle çalışanlar, her fırsatta, biliyorsunuz bunu değerlendirmenin gayreti içerisindeler' diye konuştu.Erdoğan, 17-25 Aralık darbe teşebbüsünün hedeflerinden birinin de Türkiye'nin ekonomisi olduğuna işaret ederek, 'Ekonominin omurgası olan, lokomotifi olan iş adamlarımızdı. Onlarla birlikte başta Enerji Bakanımız olmak üzere bu alanda görev yapan kamu personeli de hedefler arasında yer alıyordu' değerlendirmesinde bulundu.Buradaki asıl amacı bildiklerini vurgulayan Erdoğan, 'Asıl amaç Türkiye'yi ekonomik olarak çökertmekti, enerji projelerimize darbe vurmaktı. Amaç Türkiye'yi geçmişte defalarca yaptıkları gibi, yeniden faiz lobisine teslim olmaya zorlamaktı. Ülkemizde yaşanan ekonomik krizlere baktığımızda, en belirgin tezahürlerin, akıl almaz düzeylere ulaşan faiz oranları, faiz ödemeleri olduğunu görüyorsunuz' dedi.Türkiye'de, toplanan vergilerin tamamının tek başına faiz ödemelerini karşılayamadığı dönemleri yaşadıklarını dile getiren Erdoğan, ülkeye o günleri bir daha asla yaşatmamaya kararlı olduklarını vurguladı.'Bunların hiçbirine eyvallahımız olmadı, olmayacak'Merkez Bankasının uyguladığı faiz oranları konusundaki itirazlarını her fırsatta, her platformda dile getirdiğini anlatan Erdoğan, şu görüşlerini bildirdi:'Bu ülkede faiz ödemesine giden her fazla kuruş milletin hakkının gasbıdır. Çünkü faize gitmeyen o para, ister kamuda olsun ister özel sektör olsun, nereye gidecek söyleyeyim. Bu kaynak aynen burada olduğu gibi yatırıma dönüşecek, üretime dönüşecek, istihdama dönüşecek. Diyorlar ki; 'Yatırım notumuz zarar görür.' Eğer işimiz Batı'daki derecelendirme kuruluşlarına, ekonomik analiz yapan çevrelere kalsa, bize yağmurlu havada bir bardak su vermezler. Ekonomik potansiyeli bizimle mukayese dahi edilemeyecek ülkeler allanıp pullanırken, Türkiye sürekli riskli gösterildi. Hatta son ekonomik kriz sonrası yerle yeksan olmuş tüm ülkeler hala bizim üzerimizde tutuluyor, bizden daha güçlü gösteriliyor. Hepsi yalan, bizim bunların hiçbirine eyvallahımız olmadı, olmayacak.''Biz bugüne kadar onlara rağmen yatırım çektik, onlara rağmen büyüdük, onlara rağmen güçlendik ama bunu kendi içimizdeki bir takım kurumlarımıza hala anlatamadık' ifadesini kullanan Erdoğan, 'Faiz oranı, enflasyon öngörüsünün neredeyse iki katı. Böyle bir çarpıklık olabilir mi? İnşallah bunların hepsi de düzelecek. Türkiye'de geçtiğimiz 12 yılda pek çok şey nasıl düzeldiyse, nasıl hale yola girdiyse bu mesele de inşallah makul bir çizgiye, milletin ve memleketin hayrına bir yere gelip oturacak' diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:'Aynı şekilde Türkiye'yi siyasi ve ekonomik olarak çökertmek isteyen üst aklın da onun kuklalarının da hevesleri kursaklarında kalmaya devam edecek. Milletin iradesi yerine o veya bu vesayet sisteminin devamını arzu edenlerin, bu yönde gayret gösterenlerin çabaları bugüne kadar sonuç vermedi, bundan sonra da inşallah vermeyecek. Paralel yapı başta olmak üzere demokrasimize, ekonomimize, istikrarımıza kast eden herkese karşı mücadelemiz sonuna kadar sürecek. Milletimizin kendisine hizmet edene, vefası, şükranı ne kadar samimiyse, ihanet edene de tepkisi o kadar şiddetlidir.'Ülkeye ve millete hizmet eden, yatırım yapan, üreten, Türkiye'yi 2023 hedeflerine yaklaştıracak adım atan herkesin daima yanında ve destekçisi olduklarını vurgulayan Erdoğan, nerede bir yatırım varsa, nerede bir hizmet varsa orada bulunmanın kendisi için en büyük mutluluk olduğunu söyledi.'Benim kavgam bu ülkeye ve bu millete düşmanlık edenlerledir'Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:'Az önce Adnan Bey bir şey söyledi, 'Mayıs ayında Soma'da 250 megavatlık yine bir rüzgar santralinin açılışı var' dedi. Buyurun, burada şimdi 150, bunu açıyoruz. Soma'da daha büyüğünü açacağız. Bu, nereden nereye geldiğimizi göstermesi bakımından önemli. Bütün yerlerde taş üstüne kim taş koyarsa bizim orada olmak sorumluluğumuzdur, görevimizdir ve tabii ki bizler de olacağız.Benim kavgam bu ülkeye ve bu millete düşmanlık edenlerledir. Benim öfkem sadece ve sadece ülkesine ve milletine düşmanlık edenlere karşıdır. Bu ülkeye, bu millete hizmet eden herkese gönlüm de kapım da sonuna kadar açıktır.'Polat Grubu'nu ve tüm ortaklarını bu yatırım için tebrik ettiğini belirten Erdoğan, Geycek Rüzgar Enerji Santrali'nin hayırlı olmasını diledi.NotlarKonuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat tarafından, rüzgar tribünü şeklinde bir plaket hediye edildi.Daha sonra Erdoğan, 'Yeni Türkiye'nin yeni enerjisi' diyerek, beraberindekilerle santralin açılış şalterini indirdi. Erdoğan, bu sırada Adnan Polat'ın babası İbrahim Polat'ın da sahneye gelmesini isteyerek, 'İbrahim Bey gelir misin? Evladın unutuyor, ben unutmuyorum' diyerek espri yaptı.Açılış törenine Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Kırşehir Valisi Necati Şentürk, Kırşehir ve çevre illerin bazı milletvekilleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı Mustafa Yılmaz, Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Polat, iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı.Muhabir: Kadir Karakuş, Esra AltınmakasAA
Reklam