Adnan Oktar Organize Suç Örgütü Davası
İSTANBUL (AA) - Adnan Oktar organize suç örgütüne yönelik, aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar'ın da bulunduğu 76'sı tutuklu 238 sanığın yargılandığı dava, Oktar’ın ek iddianamedeki iddialara karşı savunmasının alınmasıyla sürüyor.İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, Oktar'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklarla bir kısım tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı.Duruşmada Oktar'ın önceki celselerde birleştirilen ek iddianame ile kapalı oturumlarda dinlenilen mağdur, müşteki ve tanıkların beyanlarına karşı savunması alındı. Sağlık sorunları nedeniyle oturarak konuşmasına müsaade edilen Oktar, 'Ben yerli, milli, milliyetçi Türk-İslam birliğini savunan, devletine, milletine bağlı bir insanım. Örgüt iddialarını şiddetle reddediyorum. 40 yıldır bu milletin gözü önündeyim. Sevgi dolu bir insanım. Kızıl elmacıyım. Daima devletimin emrindeyim.' ifadelerini kullandı.Mahkeme Başkanı Mehmet Galip Perk, sanık Oktar'a, ilk savunmasında aylık gelirini 3 bin lira olarak beyan ettiğini hatırlatarak, 'Bu kadar geliriniz var. Yayınlarınızda bahsettiğiniz üzere, dosyada siyah, ince altından çizgileri olan takım elbise giydiğiniz, altın tesbihli videolarınız mevcut. Ayakkabılarınızın deri, kaliteli, pahalı markalardan olduğunu söylüyor, hatta ahtapottan ve yılan derisinden imal edilmiş bir ayakkabınızdan bahsediyorsunuz. Şatafatlı lüks yaşamı sevdiğiniz hususlarını, 20 yıldır Dragos denen villada kaldığınızı da söylüyorsunuz. Aylık 3 bin lira gelirle bu yaşamı nasıl karşılıyorsunuz?' sorusunu yöneltti.Oktar da bunun üzerine A9 Tv kanalında yapılan yayınların şov olduğunu ve orada şakacı bir üslup takındığını anlatarak, şunları söyledi:'Lükse ve şatafata meraklı değilim. O kıyafetler şov içindir. Bankada 5 kuruş param yok, evim yok, arabam ve mal varlığım yok. Ben o evde kalıyorum, evet pahalı ama kirası ne kadar bilmiyorum. Ben ödemiyorum, arkadaşım ödüyor, misafir olarak kalıyorum. Güvenlik tehlikesiyle değişik yerlerde de kalıyorum. Suikast tehlikesi var.' İslam'ı dünyaya yaymaya çalıştığını öne süren Oktar, “Müslüman gariban olmaz, güçlü, kuvvetli olur. Eğlencenin ve lüks yaşamın meraklısı olmadım. Benim o evde kendi odam var, oraya kapanıp kitap okurum.' diye konuştu.Mahkeme Heyeti Başkanı Perk'in, yayınlarda taktığı 300 bin lira değerindeki saati nasıl aldığını sorduğu Oktar, saatin bir arkadaşına ait olduğunu emaneten alıp yayınlarda taktığı yanıtını verdi. Mahkeme başkanının sorusu üzerine saati veren arkadaşını hatırlamadığın savunan Oktar, 'Ben saatten hiç hoşlanmam zaten. Çok rahatsız edici. İslam'ın şerefini yükseltmek için taktım. 'Müslüman zavallıdır, güçsüzdür, hurafelere inanır' inancını yıktım. Sosyeteye İslam'ın hakim olmasını sağlamak için uğraştım.' iddiasında bulundu.Sanık Oktar'a, televizyon programlarında Türk aile yapısını dejenere eden programlar yapıp, bunları sosyal medyada paylaştıktan sonra kendilerine hakaret eden kişilere yüklü tazminat davaları açıp, örgüt içindeki hukuk grubu aracılığıyla gelir elde ettikleri yönündeki iddialar da soruldu.İslam'ın yok olmasını önlediği için İngiliz derin devletinin kendilerine saldırdığını öne süren Oktar, 'Biz İslam'ın şehirli dini olduğunu göstermek için bu kadar çabaladık. Asrımızda insanlar çok bozuldu, azgınlar, saldırganlar, onları düzeltmek için davalar açılmıştır.' şeklinde konuştu.'Gayet akıllıyım, aklım başımda'Oktar, Mahkeme Başkanının, 'Akıl sağlığınız tespiti için mahkemeden bir talebiniz var mı?' sorusu üzerine 'Gayet akıllıyım, aklım başımda.' ifadelerini kullandı. FETÖ ile bağı ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'i A9 yayınlarında neden övdüğü sorulan Oktar, FETÖ elebaşının kendisini sevmediğini, kendisinin de onu sevmediğini iddia etti. Oktar, 'Bu yayında ona karşı gizli bir aşağılamam var. Onun için ‘kahtanidir’ diyorum. Kahtani kan döker, zalimdir, deccal gibidir.' dedi.Oktar, 14 Şubat 2015 tarihli FETÖ elebaşına yazdığı iddia edilen mektubu da kabul etmeyerek, 'İlk defa böyle bir şey duyuyorum. Yazı hiç benim üslubum değil. Birileri koymuştur.' savunmasını yaptı.Para karşılığı mason olduğu iddiasıDuruşmada 1 milyon 50 bin avro karşılığında mason olduğu iddiaları da sorulan Oktar, şunları söyledi:'Masonluk belgesi aldım ama parayla değil. Bir grup şahıs İtalya'dan geldi, 'Sizi mason ilan ediyoruz.' dediler. Beni canlı yayında 33. derece mason ilan ettiler. İtiraz etmedim çünkü onlarla yakınlaşmak istedim, sayemde Müslüman oldular. Ben onlardan para almadım, onlar benden para almadı.' İsrail'in Filistinlilere zulmünü durdurmak için İsrail ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini savunan Oktar, 'İsrail ile Türkiye'nin barışık olması, İsrail'in Türkiye'ye zarar vermemesi, radikallere ve terörizme karşı desteklerimizi ilettik. Mavi Marmara Gemisi olayı için tazminat ödemiyorlardı. Biz konuştuk, tazminatlar ödendi.' iddiasında bulundu.Başkan Perk, mağdurların Adnan Oktar’ın mehdi olduğunu düşündükleri için ne derse kabul ettiklerini beyan ettiklerini aktararak sanığa, 'Yanınızdakilere mehdi olduğunuzu mu söylerdiniz?' sorusunu yöneltti. Oktar da soruya, 'Ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Kimseye 'Mehdiyim' demedim. Alimlerden, hocalardan bir çoğu benim mehdi olduğumu söylüyor ama bu bir iltifat. Ben Allah’ın aciz bir kuluyum. Mehdiyi hepimiz bekliyoruz. Müslüman alemi için bir umut kaynağıdır. Ben seyyidim. Peygamber soyundan geliyorum. Hz. Ali’nin neslinden geliyorum. Genetik olarak seyyidlerde benzerlik görülür. Efendim mehdinin alnı geniş olur, omuzları geniş olur, sırtında ben olur gibi.' yanıtını verdi.Oktar, 'Siz seçilmiş kişi misiniz?' sorusu üzerine “Hayır, Allah’ın herhangi bir kuluyum. Hiçbir zaman mehdilik iddiam olmadı. Neşeli, dışa dönük, yerli ve milli bir vatandaşım.' karşılığını verdi.FETÖ'nün darbe girişiminin hemen ardından çevresindekilere telefonlarına reset attırdığı iddiaları sorulan Oktar, bu iddiayı reddederek, sabaha kadar televizyonda darbe karşıtı yayın yaptığını öne sürdü.Örgütsel faaliyetlere başladığı ilk yılları anlatması istenilen Oktar, ilk zamanlar üniversitede okurken camilerde ve annesinin evinde toplanıldığını, buralarda tebliğ yaptığını, sonrasında çeşitli evlerde toplandıklarını, en son Kandilli'deki villaya geçtiğini söyledi. Sanık Oktar, örgüt evlerinde ele geçirilen doğum kontrol haplarının cilt bozukluklarında ve adet düzensizliklerinde kullanılmış olabileceğini savundu.Oktar, 'fıtık rahatsızlığı nedeniyle, cinsel ilişkiye giremediği, bu nedenle kadınları elle taciz ettiği iddiaları'nın sorulması üzerine, 'Ben sağlamım, hiçbir şeyim yok. Elhamdülillah koç gibiyim.' diye konuştu.Duruşma, Oktar'ın savunmasıyla sürüyor.İddianameden



 İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede, sanıkların haricinde 26 kişi 'mağdur', aralarında eski emniyet müdürü Adil Serdar Saçan'ın da bulunduğu 99 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer alıyor.








Mağdur ve müştekilerin yanı sıra 23 tanık ve etkin pişmanlıktan yararlanan 25 kişinin beyanlarına yer verilen iddianamede, sanık Adnan Oktar'ın elebaşılığındaki silahlı suç örgütünün biri firari 13 yöneticisinin bulunduğu anlatılıyor.






İddianamede, sanıklar hakkındaki suçlamalar şöyle:







 
'Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs etme, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme, cinsel istismar, cinsel saldırı, 6136 Sayılı Kanun'a muhalefet, eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi, şantaj, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, hakaret, 3628 sayılı Mal Varlığı Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'na muhalefet, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması, dolandırıcılık, tehdit, kişisel verilerin kaydedilmesi, kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme, 5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet, resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, resmi belgede sahtecilik ve suçluyu kayırmak.'








İddianamede, örgüt elebaşı Adnan Oktar hakkında, ''devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme'', ''suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme'', ''terör örgütüne (FETÖ) üye olmamakla birlikte örgüte yardım etmek'', ''kasten öldürmeye teşebbüs'', ''5607 sayılı Kaçakçılık Kanunu'na muhalefet'', ''resmi belgeyi yok etmek'', ''resmi belgede sahtecilik'', ''nitelikli cinsel saldırı'', ''çocuğun nitelikli cinsel istismarı'', ''6136 Sayılı Kanun'a muhalefet'', ''eğitim öğretim hakkının engellenmesi'', ''eziyet etme'', ''şantaj'', ''cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'', ''suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama'', ''dolandırıcılık'', ''3628 sayılı Kanun'a muhalefet'', ''hakaret'', ''tehdit'', ''hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek'', ''suçluyu kayırma'' ve ''kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması'' suçlarından toplam 420 yıldan 871 yıla kadar hapis cezası isteniyor.



İddianamede, 11 müşteki-sanık hakkında ''suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma'' suçundan ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, diğer sanıklar hakkında benzer suçlardan hapis cezaları talep ediliyor.Ek iddianame düzenlendiYargılama sürerken, aralarında örgüt elebaşı Adnan Oktar ile ana davadan tutuklu bazı sanıkların da bulunduğu 18 kişi hakkında ek iddianame düzenlenmiş, iddianame ana dava dosyasıyla birleşmişti.Ek iddianamede, 18 sanığın 'nitelikli cinsel saldırı', 'örgüt üyeliği', 'hürriyeti tahdit', 'tehdit' ve örgüte yardım' suçlarından değişen miktarlarda hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Aa Ve Tika İş Birliğinde "Online Ekonomi Ve Finans Haberciliği Eğitim Programı" Başladı
İSTANBUL (AA) - Anadolu Ajansının (AA) Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğiyle, TİKA'nın Muhabir Eğitim Programı (MEP) kapsamında düzenlenen 'Online Ekonomi ve Finans Haberciliği Eğitim Programı' başladı.TİKA Eğitim Koordinatörlüğü öncülüğünde, dünyanın çeşitli ülkelerinden katılan medya temsilcilerine yönelik video konferans yöntemiyle düzenlenen eğitim programının açılışında konuşan AA Haber Akademisi Müdürü A. Cihangir İşbilir, AA'nın yüz yıllık birikimini ve global ağının zenginliğini Haber Akademisi'nin düzenlediği eğitimlerle medya temsilcileri ve genç gazetecilerle paylaştığını kaydetti.AA muhabirlerinin küresel ekonomiyi merkezlerinde takip ettiğini aktaran İşbilir, bu sayede AA'nın güçlü muhabir kadrosu ve yüz yıllık birikimiyle her gün global ölçekte ekonomi, finans, enerji ve şirketlerle ilgili içerik ürettiğini belirtti.TİKA Dış İlişkiler ve Ortaklıklar Dairesi Başkanı Uğur Tanyeli de TİKA'nın 'Türk-tipi kalkınma modeli' ile çalışmalarına aralıksız devam ettiğini vurguladı. Tanyeli, TİKA’nın 2017 yılından itibaren gerçekleştirdiği medya eğitimlerine 40'tan fazla ülkede 700'ü aşkın medya temsilcisinin katıldığını sözlerine ekledi.Arnavutluk, Filipinler, Kamerun, Karadağ, Macaristan, Moldova, Pakistan, Tanzanya ve Uganda'dan toplam 25 medya temsilcisinin katıldığı programın ilk günü AA Londra Ekonomi Başmuhabiri Gökhan Kurtaran'ın 'Ekonomi ve Finans Haberleri' dersiyle sona erdi.Eğitim programının ikinci gününde AA Enerji Haberleri Editör Yardımcısı Barış Sağlam 'Uluslararası Ekonomi Kuruluşları ve Enerji Ekonomisi' eğitimini, AA Finans Haberleri Başmuhabiri Bahattin Gönültaş da 'Güncel Ekonomik Gelişme ve Göstergeler' eğitimini verecek.Program 15 Ekim Çarşamba günü AA Enerji Haberleri Editörü Oğuzhan Özsoy'un 'Şirket Haberleri' ve AA Finans Haberleri Başmuhabiri Bahattin Gönültaş'ın 'Ekonomi ve Finans Haber Kaynakları' dersleriyle sona erecek.
Üç Tarafı Denizlerle Çevrili Tarih Kokan Bölgemiz Trakya'dan 16 Enfes Şarkı
Üç tarafı denizlerle çevirili ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili bölgesi Trakya hem kültürü hem antik zamanlardan bugüne taşınan tarihi hem de hikayeleri vesilesiyle sayısız türküye, şarkıya sahip bölgelerimizden biri. Göbek attığımız şarkılardan oradan, hüzünlenip iç çektiğimiz şarkılar da. Sizler için Trakya'nın en güzel şarkılarından 16 tanesini, zor da olsa, seçtik...
Prof. Dr. Nebi Mehdiyev: "Karabağ'daki Savaş Er Ya Da Geç Azerbaycan'ın Zaferiyle Bitecek"
EDİRNE (AA) - Trakya Üniversitesi (TÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nebi Mehdiyev, Ermenistan'ın işgali altındaki Dağlık Karabağ'daki duruma ilişkin, 'Süper devletlerin araya girmesiyle bu savaş, Azerbaycan toplumunun beklediği gibi kısa sürede bitmeyecektir. Çeşitli siyasi manevralarla bir müddet daha uzayacaktır. Ama er ya da geç Azerbaycan'ın zaferiyle bitecektir.' dedi. Prof. Dr. Mehdiyev, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Azerbaycan ve Ermenistan arasında süren sıcak çatışmaların, Ermenistan'ın saldırgan tutumundan kaynaklandığını belirtti.Sosyal bilimcilerin, savaşın sonuçlarını politikacı ve askerlerden farklı değerlendirerek toplumların geleceğine katkı sunmakla yükümlü olduğunu belirten Mehdiyev, 'Bu bakımdan, günümüzde iki toplum arasındaki geleneksel savaşın sürdüğü tek örnek olan Ermenistan-Azerbaycan savaşının sonrasını da şimdiden düşünmek, bir gereklilik arz etmektedir.' diye konuştu.Mehdiyev, Azerbaycan'ın işgal altındaki topraklarını kurtarmak ve güvenliğini sağlamak için gerekli altyapı çalışmalarını tamamladığına dikkati çekti. Karabağ'ın işgalinin üzerinden 30 yıl geçtiğini ve yarım kalan savaşın durdurulamayacak şekilde yeniden başladığını vurgulayan Mehdiyev, şunları kaydetti:'Bu sefer tam tersi bir durum söz konusu. Azerbaycan idari kurumsallaşmasını şu veya bu şekilde tamamlamış, müzakere süreciyle birlikte ciddi bir diplomasi deneyimi kazanmış ve Kafkasya'nın en güçlü ve çağdaş harp sanatının donanma dahil tüm parametrelerine uygun bir ordu oluşturmuştur. Ermenistan'da ise durum tümüyle olumsuz. Siyasi istikrarsızlık, dış yardımlara dayalı kırılgan ekonomi, sosyal hoşnutsuzluğun had safhada olduğu bir darboğaz.'Mehdiyev, savaşın iki tarafı olan bu ülkeler arasındaki farkın açıkça görüldüğüne işaret ederek, 'Muhtemeldir ki süper devletlerin araya girmesiyle bu savaş, Azerbaycan toplumunun beklediği gibi kısa sürede bitmeyecektir. Çeşitli siyasi manevralarla bir müddet daha uzayacaktır. Ama er ya da geç Azerbaycan'ın zaferiyle bitecektir.'Mehdiyev, Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaş sonrası dönemde atılacak adımların, yaklaşık bin kilometrelik sınır hattına sahip komşu iki ülkenin geleceği açısından önem taşıdığını dile getirdi.İki ülkenin, savaş halini sonsuza kadar sürdürmeyeceğini vurgulayan Mehdiyev, şu değerlendirmelerde bulundu: 'Tabii ki Ermeni ve Türk halkları arasında etno-genetik, kültürel, dini ve manevi farklılıklardan dolayı sorunsuz ve uyumlu bir gelecek beklenmemeli. Ancak bu farklılıklar, her iki toplumun da samimi bir şekilde demokratikleşmesi, barışçıl bir pedagojik formasyonda ittifak etmeleri, ortak evrensel değerleri paylaşmaları durumunda kalıcı bir barışın tesisine katkı sunacak değerlere dönüşebilir. Öte yandan, iki büyük İbrahimi dinin müntesibi olan Ermeniler ile Türkler, insanlık tarihi için de iyi bir örnek oluşturabilir. Şöyle ki Hristiyanlığın sevgi, İslamiyet'in ise barış ilkeleri esas alınırsa, insanlık olarak henüz tecrübe etmemiş olduğumuz dini çoğulculuğun nasıl bir pratiğe sahip olduğunu da görme imkanına kavuşmuş oluruz.'
Nobel Ekonomi Ödülü "Açık Artırma Teorisinin Geliştirilmesine" Verildi
STOCKHOLM (AA) - Nobel Ekonomi Ödülü'nü bu yıl açık artırma teorisinin geliştirilmesine katkı sunan Amerikalı ekonomistler Paul R. Milgrom ve Robert B. Wilson kazandı.İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi Genel Sekreteri Goran Hansson, Stockholm'de yaptığı açıklamada, Milgrom ve Wilson'un 'açık artırma teorisindeki ilerlemeler ve yeni açık artırma formatlarının keşfinden' ötürü 2020 Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görüldüğünü duyurdu.Nobel Komitesinden yapılan açıklamada, Milgrom ve Wilson'un keşiflerinin 'dünya çapında satıcılara, alıcılara ve vergi mükelleflerine fayda sağladığı' belirtildi. Ekonomistlerin geliştirdiği açık artırma formatlarının, radyo frekanslarının, balıkçılık kotalarının ve havalimanı iniş yerlerinin satışında kullanıldığı ifade edildi. Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazananlara altın madalyanın yanı sıra 1,1 milyon dolar veriliyor. Ödül 2019'da küresel yoksullukla mücadele alanında yaptıkları çalışmalar dolayısıyla Hint asıllı Amerikalı iktisatçı Abhijit Banerjee, Fransız asıllı Amerikalı iktisatçı Esther Duflo ve Amerikalı iktisatçı Michael Kremer'a verilmişti.Geçen sonbaharda çok az sayıda ekonomistin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle ülkelerin sınırlarını kapatacağını, sokağa çıkma yasakları uygulayacağını ve büyük ekonomik durgunluğa yol açacak diğer önlemler alacağını tahmin edebildiği ifade ediliyor.
Reklam
Rıfat Kamaşak Yazio: Covid-19’un Sorumlusu: Çalışanlar
etiket
Aylardan beri beş harf iki rakamdan oluşan söylem Covid-19 tüm dünyayı tabir caizse esir aldı ve etkisini devam ettiriyor. Yaşanan sağlık, sosyal ve ekonomik sorunlar için üretilen çözümler arasında belki de tartışılmayı en fazla hak eden ekonomik olanlar. Üretilen çözümlerin amacı ekonominin motoru olarak adlandırılan işletmelerin faaliyetlerine devam ederken, çalışanların da bu kaotik dönemde geçim kaygılarını en aza indirmek. Ama sürece baktığımızda ekonomik, sosyal ve hatta psikolojik olarak en fazla etkilenenlerin çalışanlar olduğunu görüyoruz. Devletler Covid-19’dan etkilenirken, işletmeler Covid-19 ve devletin yetersiz ekonomik politikalarından etkileniyor. Yöneticiler bunların yanında işletme sahiplerinin kaygılarından etkileniyor. Çalışanlar ise bahsettiğimiz etkenler üzerine bir de kendini işletme sahiplerine göstermek isteyen sınır tanımaz yönetici davranışlarından etkileniyor. Zincirde en zayıf halka olarak görünen çalışanlar Covid-19’un her türlü etkisini şiddetle iliklerine kadar yaşıyor. Nasıl mı? Hadi gelin inceleyelim.
Kazakistan'da Vatandaşlar 9 Ayda Yarım Tondan Fazla Külçe Altın Satın Aldı
NUR SULTAN (AA) - Kazakistan'da bu yılın ocak-eylül aylarında ülke vatandaşlarının 13 bin 208 adet farklı ağırlıklarda toplam 566,3 kilo külçe altın satın aldığı bildirildi.Kazakistan Milli Bankası, bu yılın ocak-eylül aylarında ülke vatandaşları tarafından ikinci kademe banka ve döviz bürolarından gerçekleştirilen külçe altın alımlarına ilişkin verileri açıkladı. Buna göre, Kazakistan vatandaşları söz konusu dönemde 13 bin 208 adet farklı ağırlıklarda toplam 566,3 kilo külçe altın satın aldı.Açıklamada, eylülde 65,2 kilo ağırlığında 1.480 külçe altın satıldığı ifade edildi.Altın külçelerinin 5,10, 20 ve 100 gram ağırlığında piyasaya sürüldüğüne işaret edilen açıklamada, 'Alıcılar arasında en popüler olanı 10 gramlık külçe. Bunun toplam satış hacmindeki payı yüzde 25'i (8 bin 701 adet) oluşturuyor.' denildi.Açıklamada, Almatı şehrinin toplam satılan külçe altın miktarının yüzde 55'ine denk gelen bir payla lider konumda olduğu, ardından Atırau (yüzde 14), başkent Nur Sultan (yüzde 10) ve diğer bölgelerin (yüzde 21) geldiği aktarıldı. Kazakistan'da halk için külçe altın satışı ve itfası programının 2017'de başlatıldığına işaret edilen açıklamada, bu kapsamda bugüne kadar toplam 1,25 ton ağırlığında 34 bin 688 külçe altın satıldığı kaydedildi.
Reklam
Ifo'dan "Almanya'da Ekonomik Ve Sosyal Faaliyetleri Aşırı Kısıtlamayın" Uyarısı
BERLİN (AA) - Almanya'nın önemli ekonomi ve düşünce kuruluşlarından Ekonomi Araştırma Enstitüsü'nün (Ifo) Başkanı Clemens Fuest, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede Almanya'da ekonomik faaliyetlere aşırı müdahaleye karşı uyarıda bulunarak, 'Ekonomik faaliyetleri engelleyen değil, kolaylaştıran kısıtlamalara ihtiyacımız var.' ifadesini kullandı. Fuest, yaptığı yazılı açıklamada, Almanya'da Kovid-19 vaka sayısının artış göstermesinin, artan enfeksiyon sayılarının yanı sıra artan test sayısından kaynaklandığını vurguladı.Fuest, 'Ekim ayındaki Kovid-19 vaka rakamları ile nisan rakamlarını doğrudan karşılaştıramayız. Bu nedenle siyasi ve ekonomik karar alıcılar, çok katı kısıtlamalar getirmemeli veya çok gevşek önlemlerle tepki vermemeli.' ifadelerini kullandı. Kovid-19 salgınıyla mücadelede ekonomik faaliyetlere aşırı müdahaleye karşı uyarılarını tekrarlayan Fuest, ekonomik faaliyetleri engelleyen değil, kolaylaştıran kısıtlamalara ihtiyaçları olduğunu aktardı. Fuest, salgının yayılmasının hız kazandığına dikkati çekerek, 'Nisanda testler bugünkü kadar yoğun olsaydı salgında ilk dalganın zirvesindeyken keşfedilen vaka sayısı 10 bin daha fazla olurdu.' değerlendirmesinde bulundu. Maske takma mecburiyeti ve ek testlerin ekonomik faaliyetlerin devamına ve okulların açık kalmasına olanak tanıyacağına işaret eden Fuest, 'Aynı zamanda, salgın kontrol altına alınmazsa ekonomik bir toparlanma olamaz. Bu nedenle sağlık ve ekonomi politikası endişeleri arasında gerçek bir uyuşmazlık yok.' ifadelerini kullandı. Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde Kovid-19 vaka sayısının son günlerde önemli ölçüde artması dikkati çekerken, politikacılar, maske takmayanlar için daha sert cezalar verilmesini ve eyalet düzeyinde ekonomik faaliyetlere daha fazla kısıtlama getirilmesini tartışmaya başladı.
Reklam
Endonezya, Astrazeneca'dan 100 Milyon Doz Kovid-19 Aşısı Alacak
CAKARTA (AA) - Endonezya, İngiliz-İsveç ilaç şirketi AstraZeneca’nın geliştirdiği potansiyel yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının alımı için anlaştı.Ekonomi İşleri Koordinasyon Bakanı Airlangga Hartarto, yaptığı açıklamada, ülkede salgınla mücadele kapsamında AstraZeneca ile 100 milyon doz Kovid-19 aşısının satın alımı konusunda anlaştıklarını belirtti.Hartarto, anlaşma çerçevesinde AstraZeneca ve Oxford Üniversitesinin ortak geliştirdiği aşı adayı için ay sonuna kadar yüzde 50 peşinat olarak yaklaşık 250 milyon dolar ödeme yapılacağını ifade etti.Daha önce Çinli ilaç şirketi Sinovoc Biotech ile yıl sonuna kadar 30 milyon doz aşı alımı için iş birliği yapan Endonezya’nın, aşı çalışmaları süren diğer Çinli ilaç şirketi Sinopharm’dan aşı temini konusunda da görüşmeleri devam ediyor.Bu arada Endonezya, devlete ait ilaç şirketi Bio Farma ortaklığında 11 Ağustos’ta, yaklaşık 2 bin gönüllüyle Sinovoc Biotech’in 'CoronaVac' adıyla geliştirdiği Kovid-19 aşı adayının üçüncü aşama klinik çalışmalarına başlamıştı.Aralık ya da ocak başında toplu aşılamanın başlamasını ümit eden hükümet, 2021 sonuna kadar da ülkede 180 milyona yakın kişinin aşılanmasını amaçlıyor.
Reklam
Boğaziçi Üniversitesinden Araştırmacılar Afrika'da Yoksullukla Mücadele İçin Çalışacak
İSTANBUL (AA) - Boğaziçi Üniversitesi, AB'nin Ufuk 2020 (Horizon 2020) projeleri şemsiyesi altında dahil olduğu Marie Skłodowska Curie Innovative Training Network (ITN) konsorsiyumu bünyesinde başlayacak projeyle Afrika'da yoksullukla mücadele konusundaki çalışmalarda yer alacak.Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Boğaziçi Üniversitesinin yer aldığı ADAPTED kısa adıyla ifade edilen ve 'Yoksullukla Mücadele: Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine Ulaşmak İçin Yollar' (Eradicating Poverty: Pathways Towards Achieving The Sustainable Development Goals) başlığını taşıyan AB projesi kapsamında aralarında Almanya, Hollanda ve Fransa'dan üniversitelerin ortakları arasında bulunduğu bir doktora programı başlatılacak. 15 doktora adayının kabul edileceği programda, yoksulluk dinamiklerinin anlaşılması için ülkeler ve partnerler arasında bilgi alışverişinin tesis edilmesi hedefleniyor.Proje, Afrika'da Sahra Çölü'nün güneyinde yer alan ve Sahra Altı olarak ifade edilen bölgeyi kapsayacak. Projede görev alacak doktora adayı seviyesindeki araştırmacılar, bu bölgede yoksulluğun önüne geçilmesi çerçevesinde çeşitli modeller ve politika önerileri geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapacak.2021'de başlayacak proje kapsamında Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü tarafından 2 doktora adayı araştırmacıya eğitim verilecek. Araştırmacılar eğitim sürecinde yoksullukla mücadelede etkin sosyal korunma yollarının araştırılması ve Kenya ve Gana’daki kalkınma projelerinin incelenmesi konusunda çalışmalar yürütecek.Araştırmacılar ayrıca Kenya'daki MOI Üniversitesi ve Gana'daki University of Development Studies'de tamamlayıcı eğitimler alacak. Konsorsiyumun diğer ortakları arasında yer alan Ruhr University Bochum, International Institute for Social Studies (ISS Erasmus University-Rotterdam), Vrije Universiteit Amsterdam (Netherlands) ve CNRS (France) ise doktora adayı araştırmacıları ağırlayarak projeye destek verecek.'Bölgeye dair araştırma bulgularını daha iyi entegre etmek mümkün olacak'Boğaziçi Üniversitesinden projede görev alan ekibin içinde Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Adaman, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Eder ve aynı bölümden Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoğlu yer alıyor.Doç. Dr. Zeynep Kadirbeyoğlu, 2021 Bahar Dönemi'nde başlaması planlanan projeye ilişkin bilgi verirken, Sahra Altı Afrika’nın insani gelişmişlik ve kalkınma göstergeleri açısından sorunlu bir bölge olması nedeniyle yoksullukla mücadele alanında saha çalışması yapabilmek adına özellikle seçildiğini belirtti. Kadirbeyoğlu, proje sayesinde bölgeye dair araştırma bulgularını daha iyi entegre etmenin mümkün olacağını ve söz konusu ülkelerde araştırma yapacak doktora adaylarının orada kuracakları bağlar sayesinde ileride bu bölgelere dair çalışma yapmaya ve bu bölgelerden gelecek öğrencileri yetiştirmeye devam edeceğini kaydetti.Doktora adaylarının akademik süreçlere ve politika üretme süreçlerine katkıda bulunacağını aktaran Kadirbeyoğlu, Avrupa'daki diğer üniversitelerle eş danışmanlı doktora tez protokolü yapmak üzere girişimlerin başlayacağını da belirtti.
Reklam
Batı Afrika Ekonomi Bloku, Yaptırımların Kaldırılmasından Sonra İlk Kez Mali'de
DAKAR (AA) - Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS), Mali'ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasının ardından ilk kez bölgede temaslarda bulundu. ECOWAS Dönem Başkanı ve Gana Cumhurbaşkanı Nana Akufo-Addo, başkent Bamako'da geçiş sürecinin Cumhurbaşkanı Bah N'Daw ile görüştü.Daha sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Halkın Kurtuluşu Ulusal Konseyi (CNSP) lideri Assimi Goita ve Başbakan Moctar Ouane ile bir araya gelen Addo, Mali'deki Gana toplumu ve diplomatik temsilcileri kabul etti.Addo'nun, temaslarında, geçiş süreci sonrasında yapılacak seçimler ve CNSP'nin feshedilmesi konularının masaya yatırıldığı belirtiliyor.Hükümetin kurulmasıyla yaptırımlar kaldırılmıştıECOWAS'ın darbe gecesi Mali'ye uyguladığı yaptırımlar, geçiş hükümetinin kurulmasıyla 6 Ekim'de kaldırılmıştı.Yaptırımların kaldırılmasından bir gün sonra da devrik lider İbrahim Boubacar Keita hükümetinde görevli ve darbe gecesinden bu yana alıkonulan 12 kişi de serbest bırakılmıştı.Serbest kalanlar arasında Keita döneminin Başbakanı Boubou Cisse ve Meclis Başkanı Moussa Timbine de bulunuyordu.Askeri darbeBamako'ya 15 kilometre mesafede bulunan ve 2012'de dönemin Cumhurbaşkanı Amadou Toumani Toure'nin devrilmesinde de önemli rol oynayan Kati garnizonunda 18 Ağustos Salı günü ayaklanan bir grup asker, araçlarla başkente gelmişti.Bazı bakanlarla yüksek rütbeli bazı askerler alıkonulurken, hükümet binaları ve resmi kurumlar boşaltılmıştı.Cumhurbaşkanı Keita, öğleden sonra konutundan askerler tarafından alınarak Kati kışlasına götürülmüş, gece yarısı devlet televizyonundan istifa ettiğini duyurmuştu.Keita'nın istifasından birkaç saat sonra aynı kanala çıkan darbeciler, seçimlerin kısa sürede yapılacağını, siyasi ve sivil bir geçiş döneminin yaşanacağını açıklamıştı.
Serda Kranda Yazio: Çok da Artistlik Yapmamalı*
etiket
Ben Editör Serda Kranda Kapucuoğlu… Ben Editör Serda Kranda… Ben Editör Serda… Ben Editör. Ben Serda. İsimlerimiz, unvanlarımız, soy isimlerimizdeki evlilik bekârlık imaları… Şapkalarımızın altında oldukça rahat olmalıyız. Kendini başka bir şeyle var etmek ve anca tamam etmek. Böyle miydi esas hikâye? Kendini neyle açıklıyorsun? Peki ama neden kendini “Ben Karbüratör Ustası Amil Yılmaz,” diye tanıtan biri yok. Karbüratör ustası olmak az iş mi?
Reklam