Akşener, Doğu Türkistanlı Kadını Kürsüye Çağırdı; TBMM TV Yayından Çıktı...
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 'Yana yakıla, 'HDP kapatılsın' diyorlar ama, bunun için en ufak bir adım bile atmıyorlar' açıklamasını yaptı. Akşener, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in adına gönderme yaparak 'Cinping Perinçek' diye seslendiği Doğu Perinçek'in Erdoğan ve Bahçeli'yi esir aldığını söyledi.Öte yandan Akşener, Doğu Türkistanlı Nursiman Abduraşid'i kürsüye çıkarınca TBMM televizyonu yayını kesti. Nursiman Abduraşid konuşmasında 'Doğu Türkistan'a kulak verin' çağrısı yaptı. 
Ülke Genelinde 133 Altın Madeni Ruhsatı Verilmiş
CHP'li Ömer Fethi Gürer, başta Kaz Dağları olmak üzere, madencilik ruhsatı verilerek adeta talan edilen ormanları, sit alanlarını, milli parkları ve temiz su kaynaklarını TBMM gündemine getirdi. Bakan Dönmez'in aynı soruya verdiği iki farklı yanıt dikkat çekti.
Rıfat Kamaşak Yazio: Güvensizlik Üzerine Kurulu Sistemde Polisiye Tedbir İle Kopya Çektirmeme Çabaları
Sosyal düzenin karşılıklı güven değil de güvensizliğe dayalı olarak kurulduğu toplumlarda paranoyanın artması nedeni ile yaşam oldukça sinir bozucu bir hal alabilir. Özel ya da kamu hangi alanda olursa olsun herhangi bir aksiyon gerçekleştirmek istediğinizde herkes birbirinin gözünde potansiyel suçlu, yalancı, üçkağıtçı, dolandırıcı, fırsatçı vb. etik dışı davranışlara meyilli şahsiyetler olarak görülür. Bu durumu toplumun her alanında deneyimlemek mümkündür.
Malezya Esnafı, Kovid-19 Tedbirleri Kapsamında Uzatılan Sokağa Çıkma Yasağından Memnun Değil
KUALA LUMPUR (AA) - ÖMER FARUK YILDIZ - Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da işletme sahipleri ve çalışanlar, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle 13 Ocak'ta 2 haftalığına ilan edilen, daha sonra kapsamı ve süresi genişletilen sokağa çıkma yasağı uygulamasını olumlu karşılamıyor.Son haftalarda giderek artan Kovid-19 vaka sayıları nedeniyle hükümet 13-26 Ocak'ta 3 federal bölge ve 5 eyalette, ardından 22 Ocak'ta 6 eyalette daha 2 haftalık sokağa çıkma yasağı ilan etti.Kovid-19'a karşı alınan tedbirlerinin kapsamının genişletilmesiyle 13 Ocak'ta sokağa çıkma yasağının uygulandığı bölgelerde uygulamanın süresi 4 Şubat'a kadar uzatıldı.Bu kapsamda üretim, inşaat, temel hizmetler, ulaşım ve tarım gibi sektörlerin, kısıtlı kapasitede faaliyetlerine devam etmesine izin verilirken diğer sektörlerin faaliyetleri durduruldu.Ofis çalışanları yeniden evden çalışma düzenine geçti, devlet daireleri ise asgari personel bulundurarak hizmeti sürdürüyor. AA muhabirine konuşan başkent Kuala Lumpur'daki işletme sahipleri ve çalışanlar, geçen yıldan bu yana ikinci kez ilan edilen sokağa çıkma yasağı uygulaması sürecinde nasıl ayakta kalmaya çalıştıklarını ve Kovid-19 tedbirlerine dair düşüncelerini anlattı.Sokak yemeği tezgahı sahibi 46 yaşındaki Yusniza Usof, yaklaşık bir senedir Kovid-19 tedbirlerine alışık olduklarını belirterek, 'İlk sokağa çıkma yasağı zamanında sokak yemeklerine izin verilmemişti. Şimdi en azından faaliyetleri yürütebiliyoruz.' dedi.Yusniza, sokağa çıkma yasağının uzatılmasının günlük müşteri sayısı ve gelirini olumsuz etkileyeceğini vurguladı ve 'Kovid-19'un engellenmesi için gerekli olsa da sokağa çıkma yasağının uzatılması bize umut vermiyor. Sipariş yemek için gelen müşterilerimiz yine var fakat burada yemek yasak olduğu sürece eski gelirimize kavuşmak bizim için çok zor.' şeklinde konuştu.'Bu şekilde ne kadar devam edebileceğiz, bilmiyorum'Restoran sahibi 52 yaşındaki Norley Ismayatim ise Kovid-19 tedbirlerini uzatmanın gıda sektörü işletmecileri için ideal çözüm olmadığını kaydederek, 'Son iki haftada günlük gelirim yaklaşık yüzde 70 azaldı. Gelir kaybımızı telafi edecek herhangi bir uygulama yok. Bu şekilde ne kadar devam edebileceğiz, bilmiyorum.' ifadesini kullandı.Normalde ramazan aylarında iftarlık yemek almak isteyen müşterilerin çokluğundan ötürü kazançlarının arttığını belirten Norley, 'Önümüz yine ramazan ve büyük ihtimalle ramazan pazarları, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da kurulmayacak. Bu durumda en çok müşteri yoğunluğu yaşadığımız ayda bile müşteriden mahrum kalabiliriz.' diye konuştu.Norley, hükümetin Kovid-19 tedbirlerine devam ederken işletme sahiplerini de düşünmesi gerektiği uyarısında bulundu.Otopark ve araba yıkama servisinde çalışan 34 yaşındaki Mugilan Muniyandi, ikinci kez uygulamaya konan sokağa çıkma yasağında işini kaybetmekten korktuğunu söyledi.Muniyandi, ekonomi sektörünün işlememesi durumunda otoparka çok az sayıda arabanın geldiğini ifade ederek, 'Aylık gelirim yaklaşık 1800 Malezya ringgiti (3 bin 284 TL) seviyesine düştü. Bu parayla aileme bakmam ve günlük ihtiyaçları karşılamam çok zor. Eyaletler arası seyahat de yasak olduğu için köye dönüp tasarruf da yapamıyorum.' diye konuştu.Hayat pahalılığının arttığı Kuala Lumpur'da geliriyle yaşamanın çok zor olduğunu söyleyen Muniyandi, 'Hükümet artık ekonomi sektörünü durdurmasın. Halkın geliri zaten azaldı, ekonomi işlemezse daha da kötüye gideceğiz.' tavsiyesinde bulundu.Malezya'da şimdiye kadar 190 bin 434 kişi Kovid-19'a yakalandı, virüs nedeniyle 700 kişi yaşamını yitirdi.Malezya Kralı Sultan Abdullah Şah, Kovid-19 ile daha etkili mücadele edilmesi için de 12 Ocak'ta, ülke genelinde 1 Ağustos'a kadar olağanüstü hal ilan etmişti.
Reklam
Mersin'de Altın Taşıyan Kuyumcu Kuryelerini Gasbetmek İsteyen 2 Şüpheli Tutuklandı
MERSİN (AA) - Mersin'in Akdeniz ilçesinde, yaklaşık 2 milyon 700 bin liralık altın taşıyan kuyumcu kuryelerini gasbetmek isteyen 2 zanlı tutuklandı.Alınan bilgiye göre, Kahramanmaraş'tan kente gelen kuyumcu kuryeleri C.C. ve M.T. kalacakları otel önünde maskeli ve silahlı 2 şüpheli tarafından gasbedilmek istendi.Şüphelilerin, içerisinde yaklaşık 2 milyon 700 bin liralık altın bulunan çantayı gasbetmesine engel olan kuryeler, durumu Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerine bildirdi. Çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen ekipler, zanlıların D.İ. ve Ö.Ş, onlara yardım edenlerin de H.Ş, N.Z, M.A, A.K, T.F. ve M.F. olduğunu belirledi.Operasyonla gözaltına alınan zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Zanlılardan biri, adliyeye sevk edildiği sırada, gazetecilerin sorusu üzerine, 'Büyük paraydı olmadı işte. Olsaydı güzel olurdu. Zenginden alıp garibana verecektik.' dedi.Nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan zanlılardan D.İ. ve Ö.Ş. tutuklandı, diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Öte yandan, çevredeki bir güvenlik kamerasına, kalacakları otele giden kuryelerin araçlarından indikleri sırada motosikletli, maskeli ve silahlı iki kişi tarafından gasbedilmeye çalışılması, kuryelerin direnmesi üzerine zanlıların ateş ederek bölgeden uzaklaşması yer alıyor.
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tolunay: "İklim Değişikliği Canlı Türlerini Tehdit Ediyor"
EDİRNE (AA) - İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, iklim değişikliğinin canlı türlerinin neslinin devamını tehlikeye soktuğunu belirterek, '2019 yılında yayınlanan bir rapora göre iklim değişikliği nedeniyle Altın Kurbağa türünün nesli tükendi.' dedi.Prof. Dr. Tolunay, Temiz Enerji Vakfı (TEMEV) ve Küresel Denge Derneği iş birliğinde çevrimiçi düzenlenen 'Yerelden Ulusala İklim Ağı' toplantısında, iklim değişikliğinin canlılar ve ekosistemler üzerinde birçok etkisi olduğunu söyledi.Dünyada ortalama sıcaklıkların arttığını anlatan Tolunay, küresel ısınmanın iklim değişikliğine neden olduğunu dile getirdi.Değişken bir iklim yapısının yaşanmaya başlandığını belirten Tolunay, 'Sürekli değişkenlik bitkileri olumsuz etkiliyor. Hava biraz soğuyor bitkiler yapraklarını döküyor, hemen ardından ısınıyor yapraklarını açıyor sonra bir anda don oluyor ve yine yapraklarını döküyor. Bu tür değişkenlikler, yoğun yağışlar, aşırı kurak dönemler canlı türlerini ve ekosistemleri olumsuz etkiliyor.' diye konuştu. Tolunay, iklim değişikliğine bağlı olarak canlı türlerinin yaşam alanlarının bozulduğuna ve genetik çeşitliliğin azaldığına dikkati çekti.Bu durumun canlı türlerinin ve doğal ekosistemlerin yok olmasına neden olabildiğini aktaran Tolunay, şöyle devam etti: 'İklim değişikliği nedeniyle bazı türlere ait bireyler ölebiliyor ya da değişen koşullar nedeniyle farklı noktalara göç etmek zorunda kalıyorlar. Göç edemediklerinde besine ve suya ulaşamadıklarında o türlerin birey sayıları azalıyor. Örneğin binlerce şah kartalı varken değişen koşullara bağlı bu sayı yüzün altına inerse artık o türün neslini sağlıklı bir şekilde devam ettirme şansı olmuyor. Çünkü genetik çeşitlilik azalıyor.''Altın Kurbağa türünün nesli tükendi'İklim değişikliğine bağlı olarak canlıların yaşam alanlarının her geçen gün daraldığına vurgu yapan Tolunay, şunları kaydetti: 'Canlıların habitatlarının bozulması, istilacı türler, aşırı tüketim ve kirlilik gibi nedenler canlıları çok büyük risk altına sokuyor. Bunun yanında iklim değişikliğinin de etkileriyle canlı türlerinin yaşadığı riskin gelecekte daha da çok artacağı öngörülüyor. 2019 yılında yayınlanan bir rapora göre iklim değişikliği nedeniyle Altın Kurbağa türünün nesli tükendi. İklim değişikliği nedeniyle tamamen nesli tükenen ilk canlı türü olarak kabul ediliyor. Güney Amerika'nın kuzeyindeki ormanlarda yaşayan bir kurbağa türüydü.'
Reklam
Reklam
Ak Parti Sözcüsü Çelik, Myk Toplantısı'na İlişkin Açıklamalarda Bulundu: (5)
ANKARA (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Bütün değerlendirmeler tamamlandıktan sonra İnsan Hakları Eylem Planı, Cumhurbaşkanımız tarafından bizzat açıklanacak.' dedi.Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Vali ve kaymakamlara yönelik 'militan' suçlamasının AK Parti MYK'de gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine Çelik, toplantıda değerlendirildiğini belirterek, 'CHP yönetiminin kullandığı dilin sistematik bir şekilde mülki idaremizi, askeri unsurlarımızı, yargı mensuplarımızı baskı altına almaya çalışan bir tavır ve Türk devlet ve mülki idare sistemi üzerinde paralel bir iktidar alanı oluşturmaya çalışan bir faaliyet olduğunu görüyoruz.' ifadesini kullandı.MYK'nin buna karşı en güçlü tepkinin verilmesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu vurgulayan Çelik, 'Hiçbir valimizin, hiçbir kaymakamımızın, hiçbir silahlı kuvvetler mensubumuzun ve hiçbir yargı mensubumuzun Kılıçdaroğlu'nun söylediklerini ciddiye alması gerekmez. Biz gereken cevabı veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz.' dedi.Bu dönemde terörle mücadeleden salgına kadar büyük bir mücadele veren mülki idarenin bu kapasitesini görmekten büyük gurur duyduklarını ifade eden Çelik, mülki idarenin bu kadar büyük bir yükün altındayken bile hemen her yerde işlerin tıkır tıkır işlediği mekanizmaları anında kurduğunu ve faaliyetlerini bu çerçevede sürdüğünü söyledi.Çelik, 'Bir vali ya da kaymakam CHP Genel Merkezi'nden talimat almıyorsa ona 'militan' derler. Askeriyede CHP'nin kışkırtmasıyla bir vesayet girişimi söz konusu değilse ona 'militan' derler. Aynı şekilde yargı mensupları CHP'den talimat almıyorsa 'militan' derler, tehdit ederler. Yaptıkları bundan ibaret. Diyor ki 'Sürekli tarihten bahsetmeyin.' Tarihte yaptığınızı dejavuyla bugün de yapmaya çalışıyorsunuz. Siz bunu yapmayın. Mülki idaremizin arkasındayız. Hepsine selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. Milletimize yaptıkları hizmetlerde hepsine başarılar diliyoruz.'Yargı ve ekonomi reformları'Yargı ve ekonomi reformlarında hangi aşamaya gelindi? Ne zaman tamamlanması öngörülüyor?' sorusu üzerine Çelik, ekonomi ve yargıyla ilgili reformlarda derinlemesine bir çalışma yapıldığını söyledi.Geçmişte yapılan reformların sahadan dönüşlerini dikkatle değerlendirdiklerini aktaran Çelik, 'Şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz seri muhakeme, basit yargılama, e-duruşma gibi uygulamalarla ilgili tepkiler nasıldır? Sahada bunlar iyi işlemekte midir? Vatandaş memnuniyeti nedir? Yargı mensuplarının bunun işleyişine dönük değerlendirmeleri ile avukatların değerlendirmeleri nedir? Bunlar değerlendiriliyor.' diye konuştu.Bu reform sürecinin 2019-2023 arasını kapsadığını ve bunun yarısının şu anda tamamlandığını anlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:'Şimdi ise İnsan Hakları Eylem Planı tamamlanmak üzere. Bunların hepsi bugün kapsamlı bir şekilde MYK'mizde değerlendiriliyor. Arkadaşlarımızın destek verdiği ve eleştirdiği hususlar var. Bunlarla ilgili olarak belki birkaç toplantı daha yapmak gerekecek. Ama süratli bir şekilde çalışılıyor. Bu çalışıldıktan, bütün bu değerlendirmeler tamamlandıktan sonra İnsan Hakları Eylem Planı Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuyla paylaşılacak. Bizzat Cumhurbaşkanımız açıklayacak bunu. Arkasından da bununla ilgili idari ve yasal düzenlemeler gerçekleştirilecek.'Ekonomi alanında atılacak adımların da MYK tarafından değerlendirilmeye devam ettiğini belirten Çelik, 'Bunlar birkaç toplantı daha alacak. Çünkü yapılanlarla ilgili olarak farklı değerlendirmeler söz konusu olabiliyor. Bütün bu görüşler alındıktan sonra sahadaki görüşler, ona göre bu çalışma birkaç toplantı sonrasında son halini almış olur. Sizlerle paylaşırım.' dedi.'Çok üzücü bir durum''Diyarbakır annelerinin evlat nöbeti esnasında HDP'li bir milletvekilinin zafer işareti yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?' sorusuna Çelik, şu yanıtı verdi:'Çok üzücü bir durum. Bir insanın zafer işareti yapacağı kesimin Diyarbakır anneleri olması son derece dramatik ve ahlaki olmayan bir tutum. Annelere karşı zafer işareti yapılmaz, annelerin eli öpülür, annelere hürmet edilir. Çünkü anneler evlatlarını kaybetmişler ve vicdan nöbeti tutuyorlar. Daha sonra da 'Bizim bu işaretimiz bizi suçlayan AK Parti'ye karşıydı' falan gibisinden açıklamalar yapılıyor. Bu sadece bizim kendi kendimize ürettiğimiz bir suçlama değil. Her şey ayan beyan ortada. Bu anneler evlatlarını, göz bebeklerini istiyorlar. Günlerdir bunlara dönük olarak burada ifade ediyoruz, ne büyük ajanslar bunların sesini duyuyor ne de o bahsettiğiniz parti olmak üzere muhalefetteki partiler bu konuda bir duyarlılık sergiliyor. Bunlar anne, bunlar evlatlarını kaybetmiş. Sırf terörü lanetlememek için annelerin duygularına sahip çıkmamak kadar zalimane bir şey olabilir mi? Bir insanın hayatında asla düşmemesi gereken bir durum, annelere karşı zafer işareti yapmaktır. 'Allah kimseyi böyle bir duruma düşürmesin' diyeceğimiz bir durumdadır. Bir zafer kazanmak istiyorsanız gidin teröre karşı kazanın. Annelerin elini öpün.''Umarız pozitif bir atmosferde geçer'Yunanistan ile istikşafi görüşmelere ilişkin bir soru üzerine de Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:'Türkiye her zaman bu istikşafi görüşmelerden yana olduğunu söyledi. Ege'deki sorunlar, kıta sahanlığı sorunları, havada ve denizde söz konusu olan sorunlar... Şimdi buna hidrokarbon kaynaklarıyla ilgili konular eklendi. Bütün bunlar çerçevesinde yine bu kapsamlı bir dosya olarak ele alınacaktır. Dosyaların parçalarının birbirinden ayrılıp ayrı bir istikşafi görüşme yapılması söz konusu değildir. Başlangıç olarak iyidir. Türkiye tabii ki masaya pozitif bir gündemle oturmuştur. Türkiye bir diplomasi devleti olarak diplomatik yeteneğini, diplomatlarının bu konudaki yeteneklerini gösterebilecek, herkes için 'kazan kazan' formülü gerçekleştirebilecek bir kapasiteye sahiptir. Türk diplomatları her zaman gerek Akdeniz'de gerek Ege'de gerek bölgede barışı destekleyecek, çatışmaları çözecek, önleyecek formüller üretme konusunda dünyada öne çıkan bir diplomatik yeteneğe sahiptirler. Bu yetenekleriyle şimdi masadadırlar.'Yunanistan tarafının da olumlu yaklaşması gerektiğini düşündüklerini dile getiren Çelik, şunları söyledi:'Ama neredeyse Akdeniz'in büyük bir kesimini kapsayacak şekilde NOTAM ilan etmek, silahsızlandırılmış adalarda silahlı birtakım aktiviteler içerisinde olmak bu süreci tabii ki sıkıntıya sokar. Beklentimiz şudur, diplomatik yolla siyasi aklı çalıştırarak, bölgedeki tarihi derinliğimizi çalıştırarak çözülemeyecek bir sorun yoktur. Yunanistan'ın bölgesel istikrara katkı sağlayacak bu diplomatik görüşmelere katkı vermesini bekliyoruz. Yoksa Fransa'nın ya da başka ülkelerin ortaya koyduğu tavırlarla silah alımını artırmak, Türkiye'ye karşı Mısır, İsrail gibi ülkelerle iş birliği yapmak ya da Türkiye'nin Libya'daki pozisyonunu sabote etmeye çalışmak gibisinden yaklaşımlar hiçbir sonuç almaz. Biz komşuyuz, Yunanistan dara düştüğü zaman yanında bütün bu bahsettiğim ülkeleri değil, her zaman Türkiye'yi bulmuştur. Dolayısıyla 'Konuşulacak, çözülecek bir mesele söz konusudur' diyenler varsa bu istikşafi görüşmelerin kıymetini bilip, bu şekilde değerlendirmeleri gerekiyor. Biz kesinlikle bunların olumlu sonuçlanması gerektiğini değerlendiriyoruz ve bu istikşafi görüşmelere güçlü bir destek veriyoruz. Umarız pozitif bir atmosferde geçer.''O sektörlerdeki kardeşlerimizle çok yakın temas halindeyiz'Çelik, maske, mesafe, temizlik kuralına devam ettiklerini belirterek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayılarının düştüğünü ve bu kazanımı korumanın yolunun, bu tedbirleri almaktan geçtiğini söyledi.Ömer Çelik, 'Bugün de bazı konularda kışkırtıcı bazı beyanlar gördük, çeşitli sektörlerde alınan Kovid-19 tedbirlerinin eleştirilmesiyle ilgili. Emin olun o sektörlerdeki kardeşlerimizle çok yakın temas halindeyiz. Onların rahatlaması için en kısa zamanda nasıl adımlar atacağımızı her zaman tartışıyoruz. Onun ötesinde önemli olan şu anda bu sürecin devam ettirilmesi ve rakamların giderek sıfıra doğru yaklaşmasıdır.' diye konuştu.Aşı olanların rahat hareket etmemesi gerektiğine dikkati çeken Çelik, 'Antikorları çıkana kadar hatta daha sonrasında da maske, mesafe, temizlik kuralına uymaya devam edeceğiz. Ne zaman ki bilim adamlarımız 'Dünya normale döndü' der, o zaman normal hayatımıza döneceğiz.' dedi.(Bitti)
Fetö'den Tmsf'ye Alınan Şirketler Ortalama Yüzde 65 Büyüdü
ERZİNCAN (AA) - AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, 'Bu terör örgütü FETÖ sadece demokrasimizi yok etmeyi, Cumhurbaşkanımızı, Başbakanı öldürmeyi ve kirli emelleri adına ülkeyi bir kaosa sürüklemeyi hedeflemedi, aynı zamanda da gayrimeşru yollarla elde ettikleri kaynaklarla ülkemizi de bir badireye sürüklemek istediler.' dedi.Yıldırım, İl Afet Acil Durum Müdürlüğü Konferans Salonunda gerçekleştirilen, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) ait olan ve İl Özel İdaresi işletmesindeki Er İdare AŞ tarafından alınan Girlevik-Çemişgezek-Bayburt Hidroelektrik Santrallerinin Devir Teslim Sözleşme Töreni'nde, yolları böldüklerini ancak ülkeyi terör örgütlerine böldürmediklerini söyledi. 15 Temmuz darbe girişimiyle Türkiye'nin bir kaosa sürüklenmeye çalışıldığını ifade eden Yıldırım, o günlerin bir film şeridi gibi kafasından geçtiğini belirtti.FETÖ'nün kirli amaçlarını konuşmasında aktaran Yıldırım, şöyle devam etti:'Bu terör örgütü FETÖ sadece demokrasimizi yok etmeyi, Cumhurbaşkanımızı, Başbakanı öldürmeyi ve kirli emelleri adına ülkeyi bir kaosa sürüklemeyi hedeflemedi, aynı zamanda da gayrimeşru yollarla elde ettikleri kaynaklarla ülkemizi de bir badireye sürüklemek istediler. 15 Temmuz kalkışmasından sonra bir baktık ki her alanda devletin imkanlarını kabiliyetlerini bir şekilde elde etmişler. Üretim alanında, hizmet alanında, eğitim alanında ve aklınıza gelen bütün sektörlerde maalesef böyleydi durum. Bine yakın şirket bunlarla bağlantılı ve bu örgüte sürekli kaynak aktaran muazzam bir parasal büyüklükten bahsediyoruz. Bunların bir şekilde alınması ve bu ülkenin kaynağının bu milletin dişiyle tırnağıyla derleyip toparladığı bu imkanların heder olmaması gerekiyor.'FETÖ'ye ait bütün varlıkları TMSF'ye geçirdiklerini ifade eden Yıldırım, 'İlk günlerde mahkemeler gayret ediyor kararlar veriyor. Kararlar birbirinden çok farklı. Bir dağınıklık bir karışıklık söz konusu. Kayyumlar atanıyor kayyumlarla ilgili yetki çerçevesi belli değil. Onların imkanları alacakları, kamu vicdanını rahatsız eden bir uygulamayla karşı karşıya kaldık.' dedi.Bu durumu Cumhurbaşkanıyla değerlendirerek 'Bu iş böyle yürümez' dediklerine dikkati çeken Yıldırım, şöyle devam etti:'Bunu tek elden yönetmek lazım. Geçmişte bu Uzanlar hadisesindeki tecrübemize dayanarak o TMSF modelini hayata geçirdik. Bütün varlıkları TMSF'ye geçirdik. Yönetimiyle ve mali sorumluğuyla. Sonra işler daha düzene girdi. Bugün ortaya çıkan rakamları görünce bu kararın ne kadar isabetli olduğunu gördük.'Yıldırım, çalışmalarından dolayı TMSF Başkanı ve ekibine teşekkür etti.'Bu şirketler bir milli servet'TMSF Başkanı Muhiddin Gülal ise 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ ile aidiyeti tespit edilen bir kısım şahıslara ait varlıkların TMSF kayyumuna aktarıldığını hatırlattı.15 Temmuz'dan sonra TMSF'de bir eksen kayması yaşandığını dile getiren Gülal, şunları kaydetti:'Bugün 38 vilayetimizde 797 şirketimiz var. 40 bin 403 çalışanımız var. Aktif olarak 70 milyar liranın üzerine çıktı bizdeki yatırım büyüklüğü. Öz kaynak olarak 30 milyar liraya yaklaştık. Biz devraldığımız andan itibaren dedik ki bu şirketlerde irtifa kaybı olmayacak. Bu şirketler bir milli servet ve bize milletimizin emanetidir. Bu anlayışla basiretli tüccar felsefesi içerisinde biz bu şirketlere 15 Temmuz'dan bu tarafa vaziyet ediyoruz. Bugün itibarıyla bu şirketler ortalama yüzde 65 seviyesinde büyüdüler. Geçen sene TMSF kayyumunda yönetilen Koza Altın, geçen hafta açıklanan kurumlar vergisi sıralamasında ilk 100 şirket içerisinde 13'üncü sırada yer aldı.'Törene, Erzincan Valisi Mehmet Makas, AK Parti Erzincan milletvekilleri Süleyman Karaman, Burhan Çakır, Erzincan Belediye Bekir Aksun, İl Genel Meclis Başkanı Bekir Yıldız ile kamu kurum yöneticileri ve vatandaşlar katıldı. İmza töreninin ardından Binali Yıldırım ve TMSF Başkanı Muhiddin Gülal'a bakır tepsi hediye edildi.
Reklam
Ak Parti Sözcüsü Çelik, Myk Toplantısı'na İlişkin Açıklamalarda Bulundu: (2)
ANKARA (AA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 'Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki valilerimize, kaymakamlarımıza 'militan' diyerek büyük skandallara imza atmaya devam etti.' dedi.Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi.CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin TBMM'deki Grup Toplantısı'nda 'AK Parti ne yapmak istedi de biz engel olduk?' ifadesini kullandığını hatırlatan Çelik, 'Bizim bildiğimiz şudur, AK Parti bu memleket, millet ve devlet için ne yapmak istediyse hangi iyiliği üretmek istediyse karşımızda oldunuz. Bunu Mecliste vesayetin, jüristokrasinin, askeri vesayetin kalkmadığı zamanlarda bunları tahrik ederek, kışkırtarak yapmaya çalıştınız.' ifadelerini kullandı.Bir CHP milletvekilinin, 'Türkiye'de ordu, kağıttan kaplanmış. Darbe bile yapamıyor.' ifadelerini kullandığını dile getiren Ömer Çelik, 'Darbe teşvik eden bir sözü yıllar evvel söylediğinde hepiniz sessiz kaldınız. Sonrasında da bunun devamı geldi. Parti kapatma girişimleri, AK Parti'yi kapatma girişimi söz konusu olduğunda Türkiye'nin en büyük partisi tamamen temelsiz, mesnetsiz bir biçimde kapatılmaya çalışıldığında yine sessiz kaldınız. Hatta bunu destekleyen açıklamalar yaptınız. Ne zaman iyi bir şey gerçekleştirsek jüristokrasi ve askeri vesayet üzerinden bir şey yapamaz hale geldiğinizde Anayasa Mahkemesine gitme şeklinde, bir siyasi partinin faaliyetini tamamen Anayasa Mahkemesine indirgeyen bir tutum sergilediniz.' diye konuştu.'Gücünüz yetseydi hepsine engel olacaktınız ama gücünüz yetmedi'CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun sorunun cevabının açık olduğunu belirten Çelik, ''AK Parti ne yapmak istedi de biz engel olduk' diyor. Gücünüz yetseydi hepsine engel olacaktınız ama gücünüz yetmedi. Çünkü millet size destek vermedi, millet AK Parti'nin reform iradesine, milli siyasetine, demokratikleşme, reform ve Türkiye'yi büyütmek iradesine destek verdiği için sizin bütün bu girişimleriniz berhava oldu.' dedi.Yargı ve mülki idare mensuplarının tehdit edilip, baskı altına alınmaya çalışıldığını ifade eden Çelik, 'Geçmişte yaptığınız gibi iktidara gelemediğiniz zaman, seçilmiş iktidarın üzerinde bir denetleme iktidarı kurmaya çalışıyorsunuz. Tarih boyunca bunu yaptınız, iktidara gelmek üzere kurgulanmadığınızı siz de çok iyi biliyorsunuz. İktidara gelmek yerine, milletin oyuyla iktidara gelmiş olanlar üzerinde bir denetleme iktidarı kurmak, bir engizisyon gerçekleştirmek üzere bu tavrı gerçekleştirdiniz. 60 ihtilaline, bu ideolojik desteği vererek imza attınız.' ifadelerini kullandı.Çelik, şöyle devam etti:'Ondan sonraki bir sürü vesayet döneminde de aynı şeyleri gerçekleştirdiniz şimdi bunları söylediğin zaman geçmişten örnek verdiğimiz zaman Sayın Kılıçdaroğlu diyor ki 'Bunlar tarihte oldu. Bunları bir daha, bir daha gündeme getirmenin ne anlamı var?' Zaten mesele şu keşke tarihte olmuş olsaydı, bu kötülük ve yıkım siyasetini terk edebilseydiniz ama her fırsatta bunu yeniden gündeme getireceğinizi ifade ediyorsunuz. Yeniden bu siyasetin peşinden koştuğunuzu, yeniden bu siyaseti gerçekleştirmek için bir iktidar arayışı içerisinde olduğunuzu ifade ediyorsunuz.Keşke demokratik bir diyalektik içerisinde sizinle kamu siyasetinin, çeşitli siyasi alanların daha iyi olacağına dair bir siyasi rekabet içerisinde olabilseydik ama siz siyasi rekabet üretmiyorsunuz. Tamamen siyasi husumet üretme peşinde dolaşıyorsunuz. Çok iyi hatırlıyorum iktidara ilk geldiğimizde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ilk girdiğimizde evet birtakım çatlak sesler vardı ama ona rağmen dış politika konusunda, ekonomi konusunda, diğer konularda faydalandığımız şeyler söyleyen çok değerli CHP aktörleri vardı. En azından bir siyasi rekabet içerisinde karşı argüman geliştiriyorlardı.''Karşımızdaki devletleri tutan bir siyaset söz konusu'Bir şey söylendiğinde, 'Bu öyle değil' demenin muhalefet üretmek anlamına gelmediğini dile getiren Ömer Çelik, şöyle konuştu:'Bu öyle değilse doğrusu nedir diye söylemeye kapasitesi olan CHP aktörleri vardı. O siyasilerin hepsi gitti, maalesef şimdi bir yönetim olarak, sözcüleri olarak tamamen bir yıkım siyaseti ile karşı karşıya kaldığımız bir tablo var. CHP'deki kardeşlerimizin de hiçbir şekilde tasvip etmeyeceği, Türkiye Cumhuriyeti devletinin başka devletlerle karşı karşıya geldiği her durumda karşımızdaki devletleri tutan savrulmuş ve maalesef başka bir yere kendisini konumlandırılmış bir siyaset söz konusu.Keşke tarihi anakronik bir biçimde bugün yeniden yaşatmak, tarihin birtakım hapishanelerine, tarihin birtakım kıskaçlarına ve mengenelerine Türk siyasetini, milletimizin kazanımlarını sıkıştırmak isteyen bir tavır içinde olmasaydınız. Biz de bunlardan örnek vermek zorunda kalmasaydık ama bütün demokratik retoriğinize rağmen bir viraja geldiğimizde hemen tarihin mengenelerini yeniden kurmaya çalışıyorsunuz, hemen tarihin hapishanelerini yeniden kurmaya çalışıyorsunuz, tarihin yasaklarını yeniden getirmeye çalışıyorsunuz. Bunun en önemli göstergesi de kullandığınız dildir. Ne siyasi nezakete ne demokratik adaba uygun olmayan bir dil kullanıyorsunuz ama Türkiye Cumhuriyeti'nin temel kurumlarını, milletin temel kazanımlarını doğrudan hedef alan, milletin bugüne kadar verdiği demokrasi mücadelesini itibarsızlaştırmaya çalışan bir tutum içerisine giriyorsun. İşte bu kabul edilemez bir tavırdır.''Türkiye'nin mülki idare geleneği, çok köklü bir gelenektir'Siyasi partiler arasındaki dilin makul bir düzeyde olmasının, en sert tartışmaların bile belli bir çizgi içerisinde kalmasının arzu edildiğini belirten Çelik, 'Ama siz bunun ötesine geçerek, milletin kazanımlarını hedef alan, milletin büyük demokrasi mücadelesini hedef alan bir tutum içerisine giriyorsunuz.' dedi.Ömer Çelik, 15 Temmuz darbe girişiminde milletin, bütün demokrasi tarihini temize çektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:'Siz tutup o darbe girişimine karşı yapılan direnişi itibarsızlaştırmaya çalışıyorsunuz. 'Güdümlü darbe' diyerek bir kurgu oluşturmaya çalışıyorsunuz. 'Güdümlü darbe' diyerek siyaseten ve demokratik açıdan asla kabul edilemez bir tutum içerisine giriyorsunuz. Jüristokrasiden bahsediyorsunuz, sürekli olarak militarizm peşinde koşuyorsunuz ondan sonra da utanmadan bize 'militan' diyorsunuz. Bu sözleri söyleyenler, bu konularda konuşurken maalesef aynaya bakarak konuşmuş oluyorlar. Bunlar bizim tarihimizde yok, bunlar sizin kendi tarihinizde gerçekleştirilmiş şeyler. Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki valilerimize, kaymakamlarımıza 'militan' diyerek büyük skandallara imza atmaya devam etti. Türkiye'nin mülki idare geleneği, çok köklü bir gelenektir. Osmanlı'dan bugüne kadar son derece de köklü bir idari geleneği oluşmuştur. Türkiye Cumhuriyeti bunu taçlandırarak daha ileri noktalara götürmüştür. Devlet adamları olarak valiler, kaymakamlar, yargı mensupları ellerinden gelenin en iyisini, 'milletin emrinde olmak' anlayışıyla gerçekleştirmeye çalışıyor.'Vali ve kaymakamlara 'militan' diyenlerin, Türk devlet ve idare geleneğini yok sayan, 'barbarca' bir tavır içerisinde, tamamen bir yıkım siyaseti peşinde olduklarını kaydeden Çelik, 'Çok net söylemek isterim bu tekrarlanmasaydı, bu cümleleri kurmaya gerek kalmayacaktı. Bu yanlıştan dönülseydi, hadi dönülmedi diyelim tekrarlanmasaydı yine susulacaktı. Fakat açık ve net bir şekilde söylüyorum valilere, kaymakamlara, yargı mensuplarına 'militan' diyenlerin kendisi faşistin ta kendisidir. Bu Nazi ağzıyla konuşmayı bırakmaları lazım. Bu insanlar en zor şartlarda bazı yerlerde de ölümle göz göze kalarak bu faaliyetleri gerçekleştiriyor.' ifadelerini kullandı.Şehit kaymakam ve yargı mensupları olduğunu hatırlatan Ömer Çelik, şunları kaydetti:'İnsan biraz bunlardan utanır. Bir eleştiri getireceksiniz, biz siyasetçiyiz burada, gelin bize getirin, gelin bize konuşun. Cevap veremeyecek durumdaki valilere, kaymakamlara, yargı mensuplarına, askerlere bunu söylemenizin sebebini biliyoruz. Çünkü biz sizin siyasi zihniyetinizin tomografisinde, MR'ında neler var çok iyi biliriz. Kurmaya çalıştığınız denetleme iktidarıyla milletin verdiği yetkiyle iktidara gelemediğiniz için, Türk idaresini baskı altına almaya çalışıyorsunuz.Kendiniz iktidar değilseniz, mülki idareyi baskı altına alıp orada iktidar gibi davranmaya çalışıyorsunuz. Yargı mensuplarını baskı altına almaya çalışıyorsunuz. Geçmişte yaptığınız hakaretlerde 'Sokağa çıkamaz' diyerek tehdit ettiğiniz gibi. Askeriye içerisinde fitne çıkarmaya çalışıyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bağlı bir ordudan milli iradeye bağlı bir ordudan seçilmiş Cumhurbaşkanının başkomutanı olduğu bir ordudan rahatsız olduğunuz için, terörle mücadele eden bir ordudan rahatsız olduğunuz için bunu yapıyorsunuz.'(Sürecek)
ABD'de Beyaz Saray Ve Trump Tower'a Saldırı Planlamaktan Tutuklanan 2 Kişi Suçlamaları Kabul Etti
NEW YORK (AA) - ABD’de Washington'daki Beyaz Saray’a ve New York’taki Trump Tower binasına saldırı planı yapmaktan tutuklanan 2 kişi, haklarındaki suçlamaları kabul etti.Associated Press’in (AP) ulaştığı mahkeme kayıtlarına göre, Teksas eyaletinden Jaylyn Christopher Molina'nın Mayıs 2019’dan itibaren Güney Carolina'da yaşayan 34 yaşındaki Kristopher Sean Matthews ile birlikte Suriye’deki DEAŞ örgütüne katılarak Beyaz Saray, New York’taki Trump Tower ve borsa binası gibi yerlere saldırı düzenlemeyi planladığı belirlendi.Söz konusu kişilerin çıkarıldıkları mahkemede haklarındaki suçlamaları kabul ettikleri kaydedildi.Matthews’in 4 Mart’ta, Molina’nın da 22 Nisan’da tekrar mahkemeye çıkarılacağı ve ikisinin de komplo suçlamasından 20 yıla kadar hapsinin istendiği öğrenildi.22 yaşındaki Molina’nın, cep telefonunda yapılan aramada çocuk pornosuna dair görüntüler çıktığı, bundan dolayı da ayrıca 20 yıla kadar hapis cezası alabileceği bilgisi paylaşıldı.Molina ve Matthews, DEAŞ'e destek sağlamak suçlamasıyla 25 Eylül 2020'de Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ekiplerince gözaltına alınmıştı.
Reklam
İsrail'in Rabat Büyükelçiliği Resmen Çalışmalarına Başladı
KUDÜS (AA) – İsrail Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasında yapılan ilişkilerin normalleştirilmesi anlaşmasının ardından Fas'a geçici diplomatik misyon şefi olarak atanan eski Kahire Büyükelçisi David Govrin'in başkent Rabat'a ulaştığını duyurdu.Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Tel Aviv ile Rabat arasındaki tam diplomatik ilişkilerin yeniden başlamasının İsrail için önemli bir adım olduğu belirtildi.Açıklamada, 'Fas'taki İsrail büyükelçiliğinin kapanmasından 20 yıl sonra, Büyükelçi David Govrin, bugün Rabat'a geldi ve Fas'taki İsrail misyonunun başkanlığını yapacak.' ifadelerine yer verildi.Govrin'in İsrail ile Fas arasında başta turizm, ekonomi ve kültür olmak üzere ikili ilişkilerin tüm alanlarda güçlendirilmesi için çalışacağı vurgulandı.Açıklamada ayrıca, Arap ülkeleriyle yaşanan normalleşme süreci kapsamında İsrail'in son 6 ay içinde bölgede 4 yeni diplomatik misyon açtığına dikkati çekildiTel Aviv yönetimi, 11 Ocak'ta İsrail'in eski Kahire Büyükelçisi Govrin'in Fas'a geçici misyon şefi olarak atandığını duyurmuştu.– Fas-İsrail ilişkilerinde normalleşmeRabat ile Tel Aviv arasındaki düşük düzeyli ilişkiler, 1993'te Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail arasında imzalanan Oslo Anlaşması'nın ardından başlamış ancak 2. İntifada'nın patlak verdiği 2002 yılında Fas bu ilişkileri durdurmuştu.Fas Kralı 6. Muhammed, 10 Aralık 2020'de İsrail ile ilişkilerin 'en yakın zamanda' kurulacağını açıklamıştı. Aynı gün dönemin ABD Başkanı Donald Trump da yaptığı açıklamayla Fas ve İsrail'in tam diplomatik ilişki kurulmasına yönelik anlaşmaya vardığını ve Batı Sahra'da Fas'ın hakimiyetini tanıdıklarına dair bir bildirge imzaladığını duyurmuştu.Fas, bu kararla Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan'ın ardından son birkaç ay içinde İsrail'le normalleşme anlaşmasına varan dördüncü Arap ülkesi olurken, Mağrib bölgesinde ise ilk ülke olmuştu.Fas ile İsrail, 22 Aralık 2020'de diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında 4 anlaşma imzalamıştı.
Lavrov: "Astana Formatı Kapsamında Soçi Kentinde Şubatta Görüşmeler İçin Hazırlık Yapılıyor"
MOSKOVA (AA) - Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye meselesi ile ilgili Astana Formatı kapsamında Soçi kentinde şubatta görüşmeler için hazırlık yapıldığını söyledi.Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, başkent Moskova'daki görüşmelerinin ardından basın toplantısı düzenledi.Suriye meselesine değinen Lavrov, Astana Formatının işlediğini belirterek, 'Astana Formatı kapsamında Rusya'nın Soçi kentinde şubat ayında görüşmeler için hazırlıklar yapılıyor.' dedi.Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde Suriye Anayasa Komitesi toplantılarının beşinci turunun dün başladığını anımsatan Lavrov, 'Rusya, İran ve Türk ortaklarımız bu müzakerelere eşlik ediyor. Müzakerelerin, kararlaştırılan gündeme uygun şekilde devam etmesini önemsiyoruz.' ifadesini kullandı.'Güney Kafkasya bölgesinin güçlendirilmesi önemli'Dağlık Karabağ ile ilgili Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan'ın 11 Ocak'ta ortak bildiri imzaladığını anımsatan Lavrov, bu anlaşmayla bölgede ekonomi ve ulaşım bağlantılarının açılması yönünde mekanizmaların oluşturulduğuna dikkati çekti.Bölgenin kalkınmasıyla İran, Türkiye ve Gürcistan'ın da ilgilendiğine dikkati çeken Lavrov, bu yönde inisiyatiflerin dile getirildiğini belirtti.'Dağlık Karabağ ve civarındaki bölgelerde ekonominin kalkınması sürecine dahil olmak isteyen çok ülke var. Bazı Avrupa ülkeleri de bunu istiyor.' diyen Lavrov, bunu memnuniyetle karşıladıklarını bildirdi.Ayrıca Lavrov, Güney Kafkasya bölgesinde ekonomik temelin oluşturulması ve güçlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.İran nükleer anlaşması konusuna da değinen Lavrov, bu anlaşmanın korunması gerektiğinin altını çizdi.Lavrov, 'Bu anlaşmanın korunması yönündeki girişimlerin sonuç vereceğini ve ABD'nin BM Güvenlik Konseyinin 2231 numaralı kararını uygulamaya başlayacağını umuyoruz.' dedi.'ABD yaptırımlarını kaldırırsa, anlaşmaya uyacağız'İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de İran nükleer anlaşması konusunda ABD'nin ülkesine yönelik yaptırım uyguladığını hatırlattı.Zarif, 'ABD'nin bu yaptırımları kaldırması ve İran'ın diğer ülkelerle ekonomi alanındaki iş birliğine müdahale etmemesi durumunda, anlaşmanın uygulanmasına dönmeye hazırız.' dedi.Rusya'nın Gamaleya Ulusal Epidemiyoloji ve Mikrobiyoloji Enstitüsünün geliştirdiği Sputnik V aşısının (GamKovidVak) İran'da onaylandığını belirten Zarif, kısa sürede aşıyı satın alacaklarını ve aşının Rusya ile ortak üretimine başlamayı umduklarını söyledi.
Tunus'ta Gösterilerde Gözaltına Alınanların Serbest Bırakılması Talebiyle Eylem Düzenlendi
TUNUS (AA) - Tunus'ta yüzlerce gösterici, geçen hafta başkent ve diğer bazı illerdeki gösterilerde 'yağma' suçlamasıyla gözaltına alınan 632 kişinin serbest bırakılması talebiyle başkentte protesto düzenledi.Başkente bağlı Aryana vilayetindeki Hay et-Tedamun mahallesinde toplanan yüzlerce gösterici, kabine revizyonu için güvenoyu oylaması oturumunun gerçekleştiği parlamentoya yürüdü.Göstericiler, 'Dayanışma ayağa kalk', 'Gözaltındakileri serbest bırak', 'İş, özgürlük ve milli onur' yazılı pankartlar taşıyarak slogan attı. Güvenlik güçleri parlamento çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Parlamentoya ilerlemek isteyen göstericiler ve güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Aynı şekilde, Tunus parlamentosunda, kabinedeki 25 bakandan 11'inde değişikliğe gidildiği yeni hükümet için güvenoyu oylaması oturumu başladı.Arap Baharı'nın doğum yeri Tunus, 2011 yılındaki devrimin onuncu yıl dönümünde geçen hafta ülke genelinde ekonomik kalkınma ve hayat şartları nedeniyle geniş çaplı gösterilere tanık oldu. Başkentteki düşük gelirli mahalleler ve az gelişmiş kentlerdeki protestolar sırasında, bazı bölgelerde, yağmalar, kamu ve özel mülke yönelik saldırılar gerçekleşti. İçişleri Bakanlığının açıkladığı rakamlara göre 632 kişi gözaltına alındı. Ülkedeki sivil toplum örgütleriyse en az bin kişinin gözaltına alındığını öne sürdü.Öte yandan, ülkenin batısındaki Kasrin vilayetine bağlı başkente yaklaşık 3 saat mesafedeki Sbitla beldesinde geçen haftaki protestolarda yaralanan bir göstericinin dün ölmesi üzerine gösteriler yaşandı.Ordu birlikleri, kamu ve özel mülkiyete ait binaların korunması için belli noktalarda konuşlandığı belirtildi. Olayları yatıştırmak isteyen güvenlik güçleriyle kentteki ana yolları trafiğe kapatıp lastik yakan protestocular arasında sert çatışmalar çıktı.Sbitla Emniyet Müdürlüğüne girmeye çalışan öfkeli protestoculara karşı emniyet güçleri göz yaşartıcı gaz kullanırken, iki taraf arasında taşlı sopalı arbede ve koşturmaca yaşandı.Tunus, devrim sonrasında girdiği çalkantılı döneme rağmen demokrasi, insan hakları ve hürriyetler anlamında birçok kazanımı hanesine yazmayı başardı. Demokrasi alanındaki bu başarılara rağmen Tunus, aynı başarıyı ekonomik alanda sergileyemedi.Tunus, devrimden bugüne ağır koşullarla ve ekonomi alanında tutulmayan vaatlerle karşılaştı. Küresel anlamda sosyoekonomik şartları ağırlaştıran Kovid-19 salgını sonucunda uygulanan tedbirler 11 milyon nüfuslu Tunus'taki yaşam koşullarını da derinden etkiledi.Temel döviz girdisi ve istihdam kaynağı turizm gelirlerinden mahrum olan Tunus'ta, özellikle gençler arasında yüksek orandaki işsizlik, alım gücünün zayıflaması, yatırımların azalması gibi ekonomik sorunlar hayatı daha da zorlaştırdı.
Kılıçdaroğlu Grup Toplantısında Erdoğan'a Cevap Verdi: 'AKP ne Yapmak İstedi de CHP Engel Oldu'
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın açıklamalarına cevap veren CHP lideri, 'Bir daha soruyorum AKP’ye oy veren bütün kardeşlerime; CHP 19 yıldır iktidar yaptığınız partinin yapmak istediği bir şeyi ne zaman nerede engelledi? Yok böyle bir şey. İstedikleri kanunu çıkarıyorlar. Sabah getirdikleri kanunu öğleden sonra değiştiriyorlar' dedi.
Reklam