Abakan Yerli Kahraman Projesi
Merhaba. Adım Kurt Ram. Sinema yazarı ve yönetmeniyim. İki yıldır üzerinde uğraştığım Abakan adlı sinema projem için, tanıtım filmi çekme kararı aldım.Bu kararı almamın ana nedeni yapımcıların projeye olan inançsızlığı oldu. Bende şöyle düşündüm, mademki projenin Türkiye’de yapılamayacağını düşünüyorlar, o halde bir tanıtım filmi çekip onlara bunu yapabileceğimi göstereyim.  Ortalama beş dakika olacak tanıtım filmi, profesyonel sinema ekibi ve ekipmanlarıyla çekilecek.Ardından Vimeo ve Youtube gibi sosyal sitelerde sunum yapılacak. Bu sayede insanların projeye nasıl tepki verdiklerini, böyle bir film izlemek isteyip istemediklerini test etmiş olacağız. Dolayısıyla proje başarılı bulunursa, insanlardan filme olumlu tepkiler alırsak, uzun metraj filmin de önü açılmış olacak.Netice olarak sinemalarda Abakan adlı halk kahramanının filmini izleyebileceğiz.  Abakan Superman gibi özel yetenekleri olan bir karakter değil. Daha ziyade Batman gibi kendini eğitmiş, üstün dövüş kabiliyeti olan bir karakter.Filmde Abakan’ın görsel olarak nasıl bir karakter olduğunu, yani kostümünü görebileceğiz. Yeteneklerini, kullandığı kılıç, ok gibi silahları estetik anlamda tatmin edici bir şekilde görsele dökeceğiz.  Abakan projesinde en büyük amaç yerli bir halk kahramanı yaratmak. Yeşilçam döneminde, Kara Murat, Battalgazi, Köroğlu gibi kahraman filmleri sinemalarda oynadığında, izleyen halk salonda heyecandan yerinde duramıyordu, filmler kitleler tarafından izleniyordu, kaldı ki hala sevilerek izleniyorlar. Bugünün en büyük eksikliklerinden biri kahraman filmlerinin yapılmamasıdır. Kahramanlar halka cesaret ve umut verir. Ötesinde gençlerin Ironman, Batman, Spiderman gibi sevilen ithal kahramanlara alternatif olarak, kendi kültüründen doğran kahramanlara ihtiyaçları olduğu inancındayım.  Kahraman filmleri özellikle Amerikan sinema sektörünü ayakta tutan en önemli türlerden biridir. Bu yalnızca maddi değil, kültürel anlamda da ülkelerinin tanıtımını layıkıyla yapmalarına olanak sağlamaktadır. Aynı şekilde Tükiye'de çekilecek yerli bir kahraman filmi de kültürümüzü uluslararası arenada tanıtmakta büyük rol oynayacaktır.  Son olarak kendimden çok kısa bahsedeyim, MSM Sinema ve TV mezunuyum. Çokça kısa film, deneysel film çalışmam ve video klip çalışmam var. Ek olarak 2008 yılında yapmış olduğum Bir Zamanlar Kumbağ’da adlı orta metraj filmi ve 2013 yılında yönetmenliğini üstlendiğim Türk Dövüş Sanatı Sayokan’ın belgeselini çektim.  Hayalini kurmuş olduğum bu projeyi gerçekleştirmek için desteğinize ihtiyacım var. İnanıyorum ki Abakan başarıya ulaşırsa, beraberinde birçok yapımcıya ilham verecek ve birçok yerli kahraman sinemalarda boy göstermeye başlayacaktır.  Eğer sinemalarda yerli kahramanlar olmalı diyorsanız, bende bu işin bir parçası olmak istiyorum diyorsanız söz sizde.  Hepinize şimdiden sonsuz teşekkür ederim.Crowdfon sitesinden destek verebilirsiniz.https://www.crowdfon.com/proje/detay/792/5117
Altın Portakal Penelope Cruz ile Javier Bardem'i Bekliyor
51- Altın Portakal Film Festivali yaklaşırken, festivali düzenleyen ekipte İş Ortakları Direktörü Nurcan Kuzucan, Yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, Eski Direktör Hülya Uçansu, Yapımcı Elif Dağdeviren, Sinema Yazarı Alin Taşçıyan ve İletişimci Serap Engin yer aldı. Dağdeviren, “Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var” dedi. Hürriyet gazetesinden Zeynep Miraç ’a konuşan Altın Portakal ekibi, festivale dair ipuçları verdi. Zeynep Miraç’ın söyleşisi şöyle: Yerel seçimlerin ardından görevi devralan ekip 51. Altın Portakal’a dair tüyolar verdi. Nurcan Kuzucan (iş ortakları direktörü), Zeynep Özbatur Atakan (yapımcı), Hülya Uçansu (eski direktör), Elif Dağdeviren (yapımcı), Alin Taşçıyan (sinema yazarı), Serap Engin (iletişimci) 51. Altın Portakal’ı düzenleyen ekibin kadınlardan oluşması bir tesadüf mü? Elif Dağdeviren : Her konunun iyisini bulduk ve onlar kadınlardı. Özel olarak tasarlamadık. Yerel seçimlerden sonra alelacele bir Altın Portakal ekibi kurmamız gerekti. Tasarlanmış değildi ama başta benim, sonra da buluştuğumuz herkesin kadın olan inancı böyle bir ekibi kurdu. Biz bir araya gelince erkek önerilerine kulaklarımızı tıkamaya başladık. Bütün ekipte yalnızca iki erkek var. Bugüne kadar sinemada bir kadın hâkimiyeti var mıydı? Hülya Uçansu : En ağır yükü kim taşıyor? Genelde kadınlar. Daha çok özveriyle, daha düşük ücretle çalışanlar hep kadınlar. Bu ülkede ağır işçiler kadınlar. Dikkat edin, kadın yapımcılar yükselmeye başladı şimdi. Zeynep (Özbatur Atakan) bunların başında geliyor. Zeynep Özbatur Atakan : Hepimiz Türkiye koşullarında mucize gibi işler üretiyoruz. Hep limitler içinde en iyisini yapmayı öğreniyoruz. Elimizde çok kısa bir süre var. Beni aradılar, ‘Kış Uykusu’nun galasından hemen sonraydı ve “Bu yaz bir planın var mı?” dediler. Ben tatile çıkmayı düşünüyordum. Ama şimdi buradayım ve çalışıyorum. Altın Portakal’ın son döneminde dünya sinemasından pek çok konuk gelmişti. Bu yıl kimleri ağırlayacaksınız? Elif Dağdeviren : Festivalde bu yılın konuğu İspanya sineması. Pedro Almadovar’ı davet ettik, bakalım gelebilecek mi? Penelope Cruz ve Javier Bardem de davet ettiklerimiz arasında. Clive Owen’ın gelme ihtimali var. Çok kısa bir süre var ve yapmayı hayal ettiklerinizin bir bölümü eksik kalacak. Bu size bir risk olarak görünmedi mi? Elif Dağdeviren : Bu bir risk. Ama sinema ağırlıklı bir iş yaparsak bu kısa süreyi iyi değerlendirebiliriz. Festival tabii ki yan etkinlikleriyle bir festival haline geliyor. Bazılarını 2015’te ya da 2016’da yapabiliriz, şimdi esas amacımız sinemayla sektör buluşmasını sağlamak. Hülya Uçansu : Önceki yönetimden yeni ekibe pek bir miras kalmadı. Hiçbir bilgi devrolmadı. O nedenle de festival tecrübesi olanların birikimi devreye girdi. Teknoloji olmayan yıllar kâbus gibiydi, ama şimdi teknoloji neredeyse ışık hızında hizmet veriyor. Yanına birikim ve sürat eklendi. Yönetmeliklerin hepsi baştan yazıldı. Hiçbir ekip bunu daha hızlı çıkaramazdı. Bu ekip yalnızca bu yıl için mi bir araya geldi, yoksa önümüzdeki Altın Portakal festivallerinde devam edecek mi? Elif Dağdeviren : İnşallah uzun soluklu olacak. Çıkan sonuç bizi nereye taşıyacak bakalım. Aramızda önümüzdeki seneler için plan yapıyoruz. Menderes Türel kaldığı sürece hepimiz oradaymışız gibi davranıyoruz. Ama Türkiye, dinamikleri çok çabuk değişen bir ülke. Eskiden beş yıllık kalkınma planları yapılırdı, şimdi bir yıllık zor yapılıyor. Onun için bu bizim temennimiz. Hülya Uçansu : Yaptığımız basın toplantısında gelen haklı bir soru vardı: “Altın Portakal ne zaman kurumsallaşacak?” Belediyeler tarafından düzenlenmesinin yarattığı bir engel var, yönetimler değişiyor. Antalya’da arşiv çalışması yok. Eski jüriler bile bulunamıyor. Şimdi bir bilgi-belge merkezi başlatılması konusunda konuşuyoruz. Alin Taşçıyan : Benim belediyelerin sinemaya verdiği zarar üzerine bir yazım var. Ki bunu yazdığımda Altın Koza ve Altın Portakal için çalışıyordum. Bu işin patronu bile olsa, parasını ve kabiliyetlerini koyup kenara çekilmesi gerek. Onlar değişiyor ama sinema değişmiyor. Aynı insanlar üretime devam ediyor. En büyük eleştirilerden biri de gösterim koşullarının kötülüğü. Türkiye’nin hiçbir yerinde, İstanbul dahil, ideal koşullarda film gösterilemiyor. Biz Menderes Türel’den salonların elden geçirilmesi sözünü alıp yola çıktık. Hatta bir festival sarayı yaratma tasarısı konuşuluyor. Antalya Belediyesi şu an AK Parti’de. Siyasetin festivali etkilemeyeceğine dair bir güvence aldınız mı? Elif Dağdeviren : Menderes Türel bunu net bir şekilde açıkladı. Filmlerin içerikleri dahil hiçbir şeye karışılmayacağının garantisini verdi. Serap Engin : 2007 yılında festivalin açılış filmi olarak Ang Lee’nin “Lust Caution” filmini gösterdik. Venedik Film Festivali’ne gidip izlemiştim. İtalya’da Papalık erotik sahneler nedeniyle itiraz ettiği için film gösterilemiyordu. Oradan Antalya’ya geldiğimde bunu Menderes Bey’e söyledim, “Festival komitesi karar verdiyse neden olmasın?” dedi ve biz o filmi gösterdik. Hülya Uçansu : Gezi hakkında yapılmış bir filmin gösterilip gösterilmeyeceği sorulduğunda da, “Filmin seçicisi ben değilim. Kurul karar verir” dedi. Nurcan Kuzucan : Festivalin 51 yıllık geçmişine baktığınızda sürekli tekrarlayan bir ana sponsor, devletin dışında yok. Ya belediye ya Kültür Bakanlığı. Bir güven, bir markalaşma sağlanmamış. Şu ana kadarki çalışma sürecinde de siyasetle ilgili hiçbir kaygıyla karşılaşmadık. 51. Altın Portakal’ın bütçesi nedir? Elif Dağdeviren : Şu anda bir bütçe vermem zor. Şu da var. Geçmiş birkaç yılın borçları var. Antalya Belediyesi bu borçları ödemeye karar verdi. Zeynep Özbatur Atakan : Ben aynı zamanda Sinema Eseri Yapımcıları Meslek Birliği başkanıyım. Geçtiğimiz yıl Antalya’daki ödül paralarının ödenmemesiyle ilgili sektörde sıkıntılar yaşadık. Bunu düzeltmeden güven ortamı sağlamak zordu. Bu borçların ödenmesi çok önemli. Bundan önce Altın Portakal Film Festivali ile ilgili izleniminiz neydi? Sizinki nasıl olacak? Alin Taşçıyan : Yanlış kişiye soruyorsun. Bana kırmızı halı, tören, şatafat de, arkama bakmadan kaçayım. Öte yandan bir gelenek ve talep var. Benim aşırı uçta görüşlerim var, mümkünse hiç tören olmasın. Ama yapılacaksa da durmuş oturmuş, kibar yapılmasını istiyorum. Hülya Uçansu : Alin’in radikal yaklaşımının yanında benim organizasyonun daha evrensel standartlara getirilmesi konusunda isteğim var. Elbette ki 50 yıl önce Türkiye’de bir film festivali başlatıldığında o günün ölçüleriyle bakılmış. İçine sayısız konser, eğlence konmuş. O dönemin Yeşilçam çalışanlarının Antalya Film Festivali’nde geçirilecek on güne çok farklı yaklaşımları olmuş. Ancak bunlar zamanla bir tür imtiyaza dönüşmüş. Eğer biz Antalya’yı uluslararası standartlara taşımak istiyorsak, bu eski kemikleşmiş hatalar geride bırakılmak zorunda. Yapamıyorsak biz de başarısız olacağız. Orası eski sinemacıların tatil yaptıkları bir yer değil. Serap Engin : Altın Portakal, tüm olumsuz eleştirilere rağmen sinema sektörünün en önemsediği festivallerden biri. Geçen yıllardaki hatalar yapılmayacak. Ama kırmızı halı ya da galaları yok sayamayız. En önemli amaç elbette filmlerin seyirciyle buluşması, ancak renkli etkinlikleri göz ardı etmek mümkün değil. 50 yıldır sinemaya ev sahipliği yapan Antalya seyircisinin diğer şehirlerin seyircisinden bir farkı var mı? Alin Taşçıyan : İki döneme ayırmak lazım. İlk dönemde sadece ulusal yarışma yapılır, diğer filmler gösterilmezdi. İzleyici ilgisi azdı. Sonra uluslararası program başladı, izleyici dönmeye başladı. Bir şehirde 50 yıl fil festivali yapılıyorsa, o şehirde bambaşka bir sinema ortamı olmasını bekleriz. Sıkı bir sinefil kitlesi yok ama oluşacak inşallah. Zeynep Özbatur Atakan : Türkiye’deki sinema endüstrisinin neye ihtiyacı olduğuna dair de kafa yoruyoruz. Bu yıl yurtiçi projeleri değerlendireceğiz, önümüzdeki yıl bölgesel projelerin de başvuracağı iki aşamalı bir bölümümüz var. Festivaller artık yalnızca filmleri göstermekle kalmıyor, filmlerin başlamasına motivasyon sağlayan ödüller de veriyorlar. Ben zaten bir projenin fikir aşamasından itibaren finansmanını yaratacağına inanıyorum. Bir de kurgu aşamasındaki filmlerin ödüllendirileceği bir bölümümüz var. Bu şekilde yeni yapımcılar, yönetmenler keşfedilecek.T24
Bu Hafta 5 Yeni Film Vizyonda
KAHRAMAN ŞÖVALYE JUSTIN Manuel Sicilia'nın yönettiği animasyon filmi 'Kahraman Şövalye'nin seslendirmelerini Freddie Highmore, Antonio Banderas, James Cosmo ile Charles Dance yaptı. Filmde bürokratların yönettiği ve şövalyelerin yasaklandığı bir krallıkta yaşayan Justin'in maceraları izlenebilecek.
Kesinlikle İzlemeniz Gereken 8 Ünlü Müzikal
1958 yazında Danny Zuko (John Travolta) ve Sandra Olsson (Olivia Newton-John) bir yaz aşkı yaşamıştır. Yaz biterken Sandy Danny'e Avustralya'da okula devam edeceğini söyler ve çift ayrılmak zorunda kalır. Danny, okuduğu okul olan Rydell Lisesi'deki ilk gününde, deri ceketli serseri çetesi T-Birds'ün başına yeniden geçer. En yakın arkadaşları Kencikie, Doody, Sonny ve Putzie ile yaz tatilinde ne kadar eğlendiğini ve çapkınlığını anlatırken, Avustralya'ya gitmeyen ve tesadüfen aynı okula kaydolmuş olan Sandy ile karşılaşır. Sandy, Betty Rizzo'nun (Channing) başını çektiği Pink Ladies'e katılmıştır. Danny, Sandy'e deli gibi aşık olsa da tavırlarından vazgeçmeyecektir. Danny, okuldaki popülaritesini yitirmekten korkmaktadır. Sandy ve Danny aşkları sayesinde tekrar bir araya gelirler. Bu arada Betty de Kenickie (Jeff Conaway) ile çıkmaya başlar.IMDb: 7.2
Reklam
Tuncay Gürel'in Oğlundan 'Öldü' Haberlerine Yalanlama
Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Yoğun Bakım Servisi'ndeki tedavi gören Tuncay Gürel'in (75) hayatını kaybettiği yönünde bazı basın yayın kuruluşlarında hakikat dışı olarak ' hayatını kaybettiği ' yönünde haberlerin ortam alması, başta ailesi olmak üzere sevenlerince tepkiyle karşılandı. Gürel'in Yalova'da imamlık yapan ve babasının rahatsızlığı dolayısıyla İzmir'e gelen oğlu Halil Gürel, AA muhabirine yapmış olduğu duyuruda , babasının hayatta olduğu ve tedavisinin sürdüğünü bildirdi. Bu sabah Anadolu Ajansına (AA) yapmış olduğu beyanatın dışında hiç bir basın kuruluşuyla konuşmaması, tekrar hastane yetkililerinin de bu mevzuda bir beyanları olmamasına karşın babasının hayatını kaybettiği yönünde haber yapılmasına anlam veremediğini açıklayan Gürel, 'Babamın hayatını kaybettiği haberi yalan, böyle bir haberi sormadan soruşturmadan nasıl yaparlar, bu haberi yapanları mahkemeye vereceğim' diye belirtti . ' Tüm Yalova ayağa kalktı' Gürel, gercekleşen yalan haberin hem kendilerini hem de hastanede babasının sağlığına kavuşması için ilgiyle hizmet veren doktorlarını çok fazla üzdüğünü dile getirerek, bunları açıkladı : 'Bu yalan haber, hocalarımızı, hepimizi çok fazla üzdü. Şimdi Yalova, ayağa kalkmış durumda. Yalova'daki ablam da bu haber yüzünden hastanelik oldu, şu anda hastanede, onun da durumu kritikmiş. Yalova milletvekilimiz Ana Coşkun ve bakanlıktan beni aradılar... Böyle bir haber nasıl olur. Ben bu haberi yapanların bulunmasını arzu ediyorum . Onlardan davacıyım.' Gürel, babasının sıhhat durumunun yoğun bakım servisinde stabil olduğunu, durumunda bir değişikliğin söz konusu bulunmadığı vurguladı. Türk sinemasında, başrollerini Kemal Sunal, Müjde Ar, Adile Naşit ve Şener Şen'in üstlendiği 'Tosun Paşa' filminde canlandırdığı 'küçük enişte Bekir' karakteriyle ünlenen ve akabinda 'Uzaylı Zekiye', 'Bizimkiler' ve 'Yazlıkçılar' başta olmak üzere pek çok fazla televizyon dizisinde unutulmaz rollere imza atan oyuncu Gürel, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) dolayısıyla yaklaşık olarak 1 aydır EÜ Tıp Hastanesinde tedavi görüyor. Sanatçı Gürel, dün durumunun ağırlaşması üzerine Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Yoğun Bakım Servisine kaldırılmış ve tedavisi burada devam ediyor.
Reklam
Reklam
Robin Williams'ın Kişiliğine Dair Küçük Bir Anekdot
Robin Williams ile Christopher Reeve dostluğundan küçük bir kesit. kaynak:http://thechive.com/2013/06/27/the-beautiful-friendship-of-robin-williams-and-christopher-reeve-14-photos/http://www.buzzfeed.com/lyapalater/the-lifelong-friendship-of-robin-williams-and-christopher-re#4l0rwm3
Yeni Bond Kızı Lea Seydoux
James Bond serisinin 24’üncü filminde Daniel Craig’in karşısında oynayacak Bond kızı seçildi. Hollywood kulislerine göre; Altın Palmiyeli La vie d’Adele / Mavi En Sıcak Renktir filmiyle bir anda yönetmenlerin gözdesi hâline gelen Léa Seydoux, yeni Bond filminde başrolde yer alacak. Seydoux ile yapımcıların prensipte anlaştığı, ayrıntılar üzerinde görüştükleri konuşuluyor. Léa Seydoux, Mavi En Sıcak Renktir filmiyle Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne de değer görülmüştü. Daniel Craig’in dördüncü kez 007’yi canlandıracağı, Sam Mendes’in de ikinci kez yönetmen koltuğuna oturacağı Bond filmi için pek çok aktrisin adı gündeme gelmişti. Son yılların en gözde modellerinden Cara Delevingne ve Penelope Cruz’un isimleri de adaylar arasında öne çıkıyor. 40 yaşındaki Penelope Cruz rolü aldığı takdirde en yaşlı Bond kızı olacak. Ne ki, İsrail çıkışının ardından Cruz’a “böyle önemli bir rolün verilmesinin ihtimal dâhilinde bile olmadığı” söyleniyor. WP
Robin Williams'ın Filmlerinden Çıkartılacak 25 Hayat Dersi
40 yılı aşkın süredir Hollywood’ta kariyerine devam eden ve 63 yaşında hayata gözlerini yuman Robin Williams’ın filmlerinden çıkartabileceğiniz 25 hayat dersini derledik. TV dünyasından psikologlara, robotlardan bir cine kadar birçok karaktere bürünen ünlü aktörün filmlerinden ders niteliğinde 25 cümleyi sizin için listeledik. İşte o liste tıklayın
Reklam
ABD'li Aktör Robin Williams Hayatını Kaybetti
ABD'li ünlü aktör Robin Williams California'daki evinde ölü bulundu. 63 yaşındaki aktörün intihar etmiş olabileceği belirtiliyor. Son olarak Temmuz ayında Los Angeles Times gazetesi aktörün tedavisinde 'ince ayar' yapmak üzere kısa süreliğine rehabilitasyon merkezine gideceğini yazmıştı. Polisten yapılan ilk açıklamada, 'Yetkililer Williams'ın kendisini asarak intihar ettiğini düşünüyor. Ancak kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için incelenmelerin tamamlanması beklenmeli' denildi. Robin Williams'ın karısı Susan Schneider yazılı bir açıklama yaparak şunları söyledi: 'Bu sabah kocamı ve en iyi arkadaşımı kaybettim. Dünya ise en çok sevilen aktörlerden birisini ve mükemmel bir insanı kaybetti. Büyük acımız nedeniyle mahremiyetimize saygı duyulmasını rica ediyoruz. Umarız Robin hatıralarda ölümüyle değil, milyonlarca insana verdiği sayısız keyifli ve kahkaha dolu anla kalır.' Ünlü aktörün menajeri ise yaptığı açıklamada, 'Robin Williams'ı kaybettik. Kendisi bir süredir derin bir depresyon içerisindeydi. Bu çok trajik ve ani bir kayıp oldu' dedi.Parlak Hollywood geçmişi 1951 yılında Chicago'da doğan Williams daha lisedeyken tiyatro kulübüne katıldı. Ardından ABD'nin prestijli sanat okulu Julliard'a kabul edilen Williams'a oradaki öğretmenleri komediye yönelmesini tavsiye etti. Robin Williams'ın ilk çıkışıu 1970'lerde televizyon dizisi Mork ve Mindy'de canlandırdığı uzaylı karakteriyle oldu. Rollerinin büyük kısmı komedi ağırlıklı olsa da Williams'a Oscar ödülünü getiren rol, 1998 yapımı Can Dostum /Good Will Hunting) filmindeki psikolog rolü olmuştu. ABD'li komedyen Steve Martin, Robin Williams'ın ölüm haberinin gelmesinin ardından Twitter hesabından bir mesaj paylaştı ve 'Robim Williams'ı kaybettiğimiz için büyük bir şoktayım. Onurlu insan, büyük yetenek, sahne arkadaşım, içten bir ruh' dedi. BBC Türkçe
Reklam
Tüylerinizi Ürpertecek 10 Korku/Gerilim Filmi
Ani sahneleri ve farklı konusuyla gerilim severler için tavsiye edilir bi film. Ellison Oswalt isimli bir suç yazarı, romanına malzeme toplamak için işlenen korkunç cinayetleri araştırmak üzere,  ülkenin bir ucundan diğerine seyahat eder. Gittiği evin çatı katında önceden o evde yaşayan ailelerinin işkence ve ölümlerinin kayda alındığı snuff filmler bulmasıyla gerilim dolu dakikalar başlar.
90'lı Yılların En İyi 20 Filmi
Siyah giyen adamlar-Başrolde Will Smith'in oynadığı şahane film,90'larda ne kadar iyi filmler olsa da öne çıkıp bir farklılık yaratmıştır,tabii Men In Black müziği de herkesi havaya sokmaya yetti.
Tüylerinizi Diken Diken Edecek 8 Harika Film
Ellison Oswalt isimli bir suç yazarı, romanına malzeme toplamak için işlenen korkunç cinayetleri araştırmak üzere, eşi  ve iki çocuğuyla ülkenin bir ucundan diğerine seyahat eder. Ellison evin tavan arasında bir kutu bulur. Bulduğu bu kutunun içinden bir adet projektör ve onlarca video kaseti çıkar. Kasetleri izlemeye karar verir ve karşılaştığı sonuç tüyler ürperticidir. Karşısına çıkan şey daha önce burada yaşayan ailelerinin işkence ve ölümlerini kayda alındığı snuff filmlerdir. Kanı donan Ellison cinayetlerin ardında yatan gerçekleri ortaya çıkarmaya karar verir. Tam da burada başına bela alır ve olanlar olur.
Reklam