onedio
11 Maddeyle Avcılarlı Olmak
Avcılar İstanbul'un ilginç ilçelerinden biridir.Ne İstanbuldur ne de değildir.Ne yakındır nede uzaktır.Öyle bir şeydir Avcılar.Onu bir Avcılarlı olarak size tanıtmak istedim bakalım başara bilecek miyim.
Çocuk Damat ve Gelinin Ailesinden Komik Savunma
Bursa'da çocuk damat ve gelin haberi ortalığı ayağa kaldırdıBursa'da çocuk damat ve gelin haberi ortalığı ayağa kaldırdı. Çouk polisi ve aile bakanlığı devreye girdi, yapılan araştırmada olayın düğün değil beşik kertmesi ve nişan eğlencesi olduğu belirlendi.Roman aileler çocuklarının evlerinin dahi ayrı olduğunu, cinsellik yaşanmadığını, düğünü on yıl sonra düşündüklerini açıkladılar. Bursa’da yaşları küçük kızla çocuğun evlendiği haberleri Aile Bakanlığı ile çocuk polisini harekete geçirdi. Yapılan araştırmada olayın evlilik değil, beşik kertmesi eğlencesi olduğu ortaya çıktı. Roman aileler düğün haberine tepki gösterirken, 'Biz çocuklarımızı 10 yıl sonra evlendireceğiz. Evlilik haberleri yanlış' dedi. Çocuk polisinin araştırmasında resmi yaşları 12 olan kız ve çocuğun ayrı evlerde yaşadıkları, ailelerinin beyanına göre herhangi bir cinsellik de yaşanmadığı kaydedildi. Alınan bilgiye göre, merkez Yıldırım ilçesi Vatan Mahallesi’nde oturan ve resmi yaşları 12 olan S.P. ile merkez Osmangazi ilçesinde oturan C.Ş.’nin eğlence görüntüleri düğün diye kamuoyuna lanse edilince Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bursa İl Müdürlüğü ve Çocuk Şube Müdürlüğü harekete geçti. Savcılığın talimatıyla polis ilk önce iki ailenin büyüklerine ulaştı. Daha sonra kız ve oğlan, Çocuk Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Aile fertlerinin kıza ilerleyen süreçte başka talipli çıkmaması için kendi aralarında beşik kertmesi dedikleri bir eğlence tertip edip gelinlik giydirdiği, sokakta eğlence yapmak için de polis merkezinden izin aldığı ifade edildi. Aile, çocuk düğünü haberlerine tepki gösterirken, düğünü 10 yıl sonra yapacaklarını kaydetti. Erkek çocuğu ve kızın ayrı ayrı evlerde oturduğu öğrenildi. S.P. isimli kızın yaşının daha yüksek olduğu, gerçek yaşının belirlenmesi için de kemik testi yapılacağı bildirildi. Polis ve Aile Bakanlığı’nın cinsel istismar olup olmadığı yönünden savcılığın izniyle soruşturma başlatacağı kaydedildi. Aile Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın da devreye girerek çocukların okula gönderilmesi konusunda teşebbüste bulunacağı ifade edildi. Posta
Reklam
Son 10 Yıldır Türkiye Politikasında Yer Eden 25 Argüman
Türk politikası gittikçe garip bir hal alıyor. Konuşulması gereken konular bırakıldı rakiplerin dil sürçmeleri, nitelikleri, niteliksizlikleri, basit hataları üzerinden bir politika yürüyor. Asgari ücretle geçinen insanlar, içinde bulundukları açlık sınırını unuttu parti başkanlarının yürüyen merdivene nasıl ters bindiğini konuşur oldu. İşte size gereksiz yere ülke gündemini yıllardır meşgul eden, Türkiye politikasına sızmış 25 argüman.
FEMEN'den Türkçe Manifesto
FEMEN, Facebook sayfasından Türkçe manifesto yayınladı.Hedefleri: Patriyarkaya karşı tam zafer.FEMEN Türkçe manifestosunu Facebook sayfalarından yayınladı. “Bizim silahımız çıplak göğüslerimiz” sloganıyla yola çıkan örgüt kendini “ korkusuz ve özgür olan Amazonların tekrar vücut bulmuş hali” olarak tanımlıyor. FEMEN Ukrayna, Fransa, Almanya, Brezilya, Kanada, İsrail, Meksika, İsveç, İspanya, Belçika, Hollanda ve Türkiye'de aktisitleri olan bir örgüt. FEMEN aktivistleri Fransa ve Ukrayna’da kurulmuş olan eğitim merkezlerinde fiziksel ve bedensel olarak eğitim gören ve Koordinasyon Konseyi tarafından yönetiliyor. FEMEN’in manifestosu şöyle: FEMEN aktivistleri, ne kadar zor ve ne kadar provoke edici olursa olsun her türlü insancıl görevi yerine getirmeye fiziksel ve zihinsel olarak hazır olan özel eğitimli kadınlardır FEMEN, feminizmin özel bir kuvvetidir, onun öncü militan birimidir ve korkusuz ve özgür olan Amazonlar'ın tekrar vücut bulmuş modern halidir. Siyasi, ekonomik ve kültürel olarak erkeklerin işgali altındaki bir dünyada yaşıyoruz. Kadın bedeninin tüm kontrolünü elde tutmak, kadını baskı altında tutma yolunda anahtar rolü görüyor. Kadının cinsellikteki politik atılımı, onun özgürlük yolundaki en önemli şey demek. Kadının kendi bedenini kendisinin sahiplenmesi onu özgürlüğe kavuşturacak ilk ve en önemli adım. Ataerkil sistemden bağımsız olarak bir kadının çıplak olması sisteme mezar kazmak anlamına geliyor. Bu aynı zamanda kadın özgürlüğünün militan manifestosu ve kutsal sembolü demek. FEMEN'in çıplak saldırıları, tarihten beri süregelen kadın-sistem çatışmasının çıplak mücadelesidir, onun en görülür ve öncül örneğidir. Patriyarkaya karşı tam bir zafer. Cesaretin ve kişisel örneğin gücüyle, köleliğin ilk ve son varoluş biçimi olan patriyarkaya karşı kadınların global bir güçte linç kanunu başlatmasına önayak olmak. Patriyarkanın insan karşıtı saldırgan doğasını ifşa etmek. Patriyarkanın en temel enstitülerini sarsmak: diktatörlük, seks endüstrisi, kilise. Patriyarkanın yarattığı erotik ve pornografik cinselliğe karşı olarak yeni bir devrimci kadın cinselliğini desteklemek. Modern kadın kültürüne kötülüğe karşı aktif bir muhalefet ve adalet için güçlü bir mücadele aşılamak. Dünyadaki en etkili ve en mücadeleci kadın birliğini oluşturmak. Kadınları dayanılmaz yaşam koşullarına iten diktatörlük rejimlerinin, özellikle de şeriatı ve kadınlara karşı diğer sadizm metotlarını uygulayan teokratik İslam devletlerinin, derhal son bulması “Kölelik ticareti'nin yatırımcılarını, organizatörlerini ve müşterilerini cezalandırarak kadın istismarının en berbat biçimi olan fuhuşu tamamen sonlandırmak. Tüm dünyada kiliseyi devletten tamamen ayırmak ve dini kurumların modern kadının sivil ve cinsel hayatına ve üreme/ürememe hakkına müdahale etmesini yasaklamak FEMEN manifestosunda finansal kaynaklarına da değiniyor. Örgüt bağışlar, örgütün sembollerini taşıyan giysi ve aksesuarların satışı ile FEMEN aktivistlerinin ürettiği ürünlerin satışından geldiğini ifade ediyor. Örgüt siyasi parti ve dini kurumlardan hiçbir finansal yardım almadığını belirtiyor. FEMEN, “Patriyarkaya karşı isyan eden, politik ve doğrudan eylemlerle vücut bulan kadın cinselliği” olarak tanımladıkları sektremizmi savunuyor ve bu feminist eylemsellik biçimini kendileri geliştirdiler. “Sekstrem eylemlerin onaylanmayan formatı, kadınların kendi protestolarını istedikleri zaman istedikleri yerde yapabilme ve bu eylemlerinin kolluk kuvvetleriyle herhangi bir uyum içinde olmama hakkını temsil etmektedir. Sekstremizm kadınların, erkeklerin kaba aşırılığıyla ve bu aşırılığın getirdiği kirli sakatlama suçlarıyla ve bir çeşit terör tarikatıyla alay etme biçimidir. Sekstremizm, şiddetsiz ama oldukça da agresif olan bir provokasyon şeklidir; çürümüş ataerkil sistemin ve eskimiş politik değerlerin tüm kurumlarını sarsmayı hedefleyen güçlü bir silahtır.” Bianet
Reklam
Cinsel yaşamı renklendirmek için her odayı değerlendirin
Cinsel hayatınızı renklendirmenin en etkili yollarından biri, farklı şeyler denemektir. Cinselliği yatak odası dışında yaşamaksa, farklılığın ta kendisi.Evinizin her yönü cinsellik açısından oldukça davetkar olabilir. Bu fikir size cazip geliyorsa ancak nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, Uplifers olarak hazırladığımız önerilere bir göz atın.Devamı: http://www.uplifers.com/cinsel-yasami-renklendirmek-icin-odayi-degerlendirin/#ixzz39UxPBbgx
Yeşilçam'dan Nostaljik Magazin Haberleri
Ses Dergisi'nde yayınlanan fotoğraflar Erol Taş'ınCankurtaran'da tren yolunun hemen karşısında bulunan kahvehanesinden… Çekimlerden boşta kalan zamanlarında burada bizzat çalışan Erol Taş: ”Yeşilçam'a fazla güven olmaz. İnsan bir gün işsiz güçsüz kalabilir. Görüyorsunuz yıllarca bu işe emek vermiş bir sürü arkadaş işsiz şu sıralar... Ama ben kahveme geliyorum işimin başına geçiyorum. Allah'a şükür geçinip gidiyorum..”diyor.
'Bir Gün LGBTİ Arkadaşlarımızı Meclis'te Göreceğiz'
Erkoçlar, Demirtaş'ın LGBTİ'lerle ilgili açıklamalarına dikkat çektiRüzgar Erkoçlar, Trans bireyleri cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda uyardı. Trans bireylerin, kimlik konusunda zorluk yaşama ihtimallerini dile getiren Erkoçlar 'Ehliyetiniz yani sürücü belgenizle de oy verebileceksiniz. Unutmayın, bir oy bir oydur' dedi. Erdoçlar, 'Seçim öncesi LGBTİ’lerle ilgili somut siyasi açıklamalar duyuyor muyuz?' diye sordu. Rüzgar Erkoçlar'ın T24'te yayımlanan 'Bir gün LGBTİ arkadaşlarımızı Meclis'te göreceğiz' başlıklı yazısı şöyle: Bu yıl Türkiye’de Cumhurbaşkanı ilk defa halk tarafından seçilecek. Seçimin ilk turu 10 Ağustos 2014 Pazar günü yapılacak. İlk turda hiçbir aday seçilmek için yeterli oyu alamazsa ikinci tur 24 Ağustos Pazar günü olacak. Oy vermeye giden seçmenler sırayla içeriye alınacak ve öncelikle hastalar, yaşlılar, gebeler ve engelliler sıra bekletilmeden oylarını kullanabilecekler. Seçmenler, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan nüfus cüzdanı, resmi dairelerce verilen soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, evlenme cüzdanı, askerlik belgesi, sürücü belgesi, avukatlık kimlik belgesi gibi kimliğini tereddütsüz ortaya koyan resimli, resmi nitelikteki belgelerden birini sandık başında verecek ve seçmen sıra numarasını söyleyecek. Bu belgelerden birini vermeyen seçmen oy kullanamayacak. Trans bireyler, nüfus cüzdanı şart değil Trans bireylerin, her zaman olduğu gibi, tam da bu kimlik konusunda zorluk yaşama ihtimallerini düşünerek altını çizmek istiyorum; ehliyetiniz yani sürücü belgenizle de oy verebileceksiniz. 'Ne gerek var, oy vermesem' de olur demeyin. Unutmayın, bir oy bir oydur. Sizden özellikle nüfus cüzdanınız istense bile, eğer göstermek istemiyorsanız kesinlikle ehliyetinizle oy kullanma hakkınızın olduğunu bilin. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi seçmen hakkınızı kullanmak en büyük hakkınız. Peki seçim öncesi LGBTİ’lerle ilgili somut siyasi açıklamalar duyuyor muyuz? Kaos GL’nin haberine göre; Cumhurbaşkanı adaylarından Selahattin Demirtaş, “LGBTİ’leri savunmak riskse, o riski alıyoruz” diyor ve LGBTİ’leri “amasız” savunduklarını vurguluyor. Haberi dikkatli okuduğumuzda, çok uzun zamandır gözardı edilen bir gerçeği, insan haklarının LGBTİ bireylerde ihlalinin ne kadar fazla olduğu mesajını görüyoruz. Var olan ama görmezden gelinen bir avuç yürekli insan… Evet, birçoğumuz yeni yasal düzenlemeler bekliyoruz, herkes için standart olanı… Demirtaş; “LGBTİ’lere ve seks işçilerine dönük saldırılara ilişkin, insan hakları ‘amasız, ancaksız’ hayata geçirildiği takdirde insan haklarıdır. Kişilerin cinsel kimlikleri, cinsel yönelimleri insan haklarında kriter değildir. LGBTİ’ler de dahil olmak üzere herkes toplum içerisinde insanca yaşamalıdır, yeni yaşam belgemizin ilkesi de budur. ’Ama’ dediğiniz zaman insan hakkı ortada kalmaz. Bütün ayrımcılığa uğrayan kimliklerde dik durmak gerekiyor” diyor. İnanıyorum ki bir gün, bizim de nefes aldığımızı gören, sorunlarımıza arka çıkıp, çözüm üretip, yasalaştıran birileri olacak; hâlihazırda bu yolda büyük emekler veren LGBTİ arkadaşlarımızı da bir gün Meclis'te göreceğiz. Bence bir halkın mutluluğu, kendi içinde hiçbir ayrım yapılmaksızın haklarının güvence altında olduğunu bilmekte ve öncelikle bu temel hakların birliğini ve beraberliğini deneyimlemekte yatar. Rüzgâr ErkoçlarT24
Reklam
2014'te Doğum Yapacak En Ünlü 10 Kadın
Scarlett Johansson 1998 yılında oynadığı Atlara Fısıldayan Adam filmindeki rolü ile çıkış yaptı. Daha sonra Hayalet Dünyası (Ghost World), Bir Konuşabilse (Lost in Translation) ve İnci Küpeli Kız (Girl with a Pearl Earring) gibi filmlerde rol aldı. 2003 yılında iki Altın Küre adaylığı kazandı.İlk bebeğini bekliyor.
Reklam
Son 10 Yılda Fuhuş 3 Kat Arttı
Fuhuş yapmak zorunda kalan kadın, erkek ve transların hakları konusunda çalışmalar yapma amacıyla geçen yıl kurulan ve başkanlığını Kemal Ördek'in yaptığı Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, son 10 yılda fuhuş yapmak zorunda kalan insan sayısının 3'e katlandığını belirtti. 'SEKS İŞÇİLİĞİ YAPANLAR YA ÖLDÜRÜLÜR, YA İNTİHAR EDER' Türkiye’de fuhuş yapan insanların en temel sorununun yaşam hakkı sorunu olduğunu ifade eden Kemal Ördek, “Sürekli seks işçiliği yapanlar ya öldürülür, ya intihar eder. Öte yandan Türkiye’de seks işçileri genellikle eve müşteri alma yöntemiyle çalışır ama ayda 3- 4 ev değiştirmek zorunda kalırlar. Yasal genelevler de polisin baskısı altındadır, yasal olmalarına rağmen devlet bunlar hakkında hiçbir bilgi vermez. Sokakta çalışanlar ise polis şiddetinden tutun müşterilerin öldürme riskine kadar, her türlü eziyeti yaşarlar” dedi. 'GENELEVLER KAPATILDI, FUHUŞ YER ALTINA İNDİ' Son yıllarda Türkiye’deki genelevlerin kapatıldığını, bugün geriye 45 kadar genelevde çalışan 1500 kadının kaldığını belirten Ördek, bu evlerin kapatılmasıyla devletin güvenli alanlarda seks işçiliğini engelleyip bu kadınların sokağa, yer altına, çetelerin ve insan tacirlerinin eline düşmesine neden olduğunu belirtti. 'SEKS İŞÇİLERİ ŞİDDETE MARUZ KALIYOR' Ördek, “Bugün Türkiye’de seks işçileri, toplumun ahlaki, muhafazakar, otoriter yaftalamalarıyla ağır bir şiddete maruz kalıyor. Tüm bu kapatmalara rağmen ‘fuhuş’ olarak tanımlanan olgu azalıyor mu? Hayır tabii ki, tersine artıyor” açıklamalarında bulundu. 'SON 10 YILDA FUHUŞ 3 KAT ARTTI' Kemal Ördek, Türkiye’de son 10 yılda seks işçileri sayısı 3 kat artarak 300 bini bulduğunu belirtirken, 'Her gün yeni bir masaj salonu, günlük kiralık ev neden açılıyor sanıyorsunuz? Kimse kimseyi kandırmasın, muhafazakarlık adı altında yaşanan büyük bir ikiyüzlülük var. Sürekli fuhuş operasyonu yapılıyor, genelevler kapatılıyor ama fuhuş nasıl oluyor da giderek yaygınlaşıyor? Çünkü fuhuş gözlerden uzak olması için yer altına iniyor, yer altında da kriminalize oluyor, yayılıyor” dedi.
Erkekler Kadınlardan Neden Korkar?
Fransız psikanalizinin önde gelen isimlerinden Jean Cournut’nün, dünyada Çince dahil pek çok dile çevrilen kitabından örneklerle ‘erkekler kadınlardan neden korkar’… 70′lerini sürerken 2003 yılında hayata veda eden Cournut, ruh sağlığının toplumsal yönüyle ilgilendiği ömrü boyunca sayısız kitaba imza atmış ve yine Fransız psikanaliz edebiyatının en önemli ödülü olan Maurice Bouvet’yi de almıştı. Bu en çok ilgi gören kitabında, erkeklerin kadınlardan neden korktuğunu, mitolojiden edebiyata, antropolojiden sosyolojiye, psikolojiden felsefeye kadar pek çok açıdan, neredeyse bir feminist titizliğiyle inceleyen Cournut, şöyle diyor’ ‘Dünyada sağduyudan daha fazla ve en iyi paylaştırılmış şey cinsiyet farklılığıdır. Bu farklılık erkeklerin tarih boyunca kadına hükmetmesine neden olur. Neden? Erkekler kadınları egemenlikleri altında tutarlar çünkü onlardan korkarlar!’ Ona göre söz konusu korkunun pek çok çeşidi var; mesela erkekler kadınlardan, penislerine sahip olmak istediklerini düşündükleri için korkuyorlar. Ya da sadık olmamalarından çekindikleri için… Babalıklarından hiçbir zaman tam olarak emin olmadıkları için… Kadınların şeytansı, gizemli, tılsımlı olduğuna inandıkları için… Edilginliği ‘kadınsı’ buldukları için… Ama hangisi ağır basarsa bassın, ona göre erkekler, aslında kadınlardan gerçekten neden korktuklarını bilmedikleri için korkuyorlar! Hemen hatırlatalım’ Aşağıda bazı alıntılarını bulacağınız bu teze daha başlığı görür görmez karşı çıkacak erkeklerin sayısı milyarları bulabilir; ama görüştüğümüz erkekler bunu itiraf etmekten korkmadılar.. Tatmin edememe korkusuKadınların cinsel açıdan gözü doymaz varlıklar olduğu ve erkeklerin onları tatmin etmede büyük güçlük çekecekleri fikri evrenseldir. (…) Ortaçağ tarihçileri yapıtlarında karıları tarafından zehirlenen bir sürü prensin öyküsüne yer vermişler, harem dairesinde mayalanan binbir çeşit büyüye değinmişlerdir (…) Tarihçiler bu korkuya görünüşe bakılırsa üstü kapalı ama varlığı bayağı hissedilen bir korku daha eklerler’ ‘Her akşam yatağına giren gözü doymaz şehvetini tatmin edebileceğinden emin olmadığı o Havva…’ Kadınlar şeytansıdır korkusuBu konu kadının kutsanmasıyla bir gidiyor, Cournut’ye göre. Meryem Ana, Laura ve Beatrice gibi azizelerin ve şehitlerin karşısında Kirke, Medeia, Erinyes, Lorelei gibi, Çılgın Mag ve hem ilk anne hem de yakıp yıkıcı Pandora olan Hint tanrıçası Kan İçici Kali gibi ne kadar da çok şeytansı kadın var! Hazreti İsa’nın kadınlara gösterdiği saygıya her zaman değiniliyor ancak Cournut onun cinsel yaşamı hakkında hiçbir şey bilinmediğinin altını çiziyor. Bu şeytansı kadın tasarımının karşısında bir de antitez var’ Meryem Ana. İdeal ana-kadın. ‘Yani hiç günah işlememiş, yani cinselliğe hiç bulaşmamış.’ En azından o kimseyi korkutmuyor! Cinsellik korkusuCournut’ye göre erkekler kadınların erkeklere baktığında kendilerinde bir şeyin eksik olduğuna inandıklarına inanırlar. Kadın ne ister? Sahip olmadığı penisi! Erkekler Freud’a göre kadınların ‘hadım edilmiş dişi’yi simgelediklerine inandıkları ölçüde, onların karşısında hadım edilme korkusuna kapılırlar. Bu korkuyu savmak için de kadınları niteliklerle, mücevherlerle, fetişlerle ve ayrıca annelik vasfıyla süsleyip donatırlar. Korkuyu önlemenin diğer bir şekli de kadınların cinselliğinden yararlanmaktan ibarettir. Bu yararlanma nevroz gelip de ya erkekte ya da kadında süreci aksatmadığı müddetçe iki tarafa da keyif verir. Ancak kabul edilmelidir ki her halükárda gizemli bir geri plan varlığını korur’ Kadın ne ister? Sadık değil korkusuErkeklerin en azından bir kadını kendilerine mal etme, ona sahip olma ya da onun tarafından sahip olunma, onunla birleşme, ona bağlanma, onu koruma konusundaki ısrarları sürer ve bu duygulara genel olarak aşk denir. Ne var ki bu aşk, birazcık bulanık olması halinde, tehdit altında değilse bile daima az ya da çok kırılganlık gösterir. Peki ama neden, her yönüyle bir huzur ortamı ve karşılıklı güven sağlanmış görünürken bile sürekli bir sadakatsizlik kuşkusu erkekleri kemirir? Bunun altında her erkeğin hayatının ilk kadınıyla yani annesiyle yaşadığı geçmiş yatar. Erkeğin kalbine bir mülkiyet duygusu kök salmıştır ama yitirilmiş bir mülkiyet; çünkü o kadın ona daha doğmadan önce ihanet etmiştir. Erkek o andan itibaren güvensizdir artık. Kendisi baba olduğunda ise anne-çocuk ilişkisinde dışlanmış olduğunu görür ve güvensizliği daha da artar. Zamanında bu anne bu çocuğa kendisiyle ihanet etmiş olsa dahi… Herakles’in kadınlığı, Helene’in muzafferliğiEski Yunan’da, yani Atina’da kadın yoktur, kadın yurttaş kabul edilmez. Ama muzaffer erkeklikli kahraman Herakles kendi içinde kadınlığın da olduğunun farkına varır. Kraliçe Omphale’nin dizlerinin dibinde iplik büker, onun entarisini giyer ve Nessos’un gömleğini sırtına geçirdiğinde ‘bir kadın olarak acı çeker.’ Erkekler Herakles’in acılı kadınlığından korkar. Helene ise en güzel ve en arzu edilen kadındır ama onca yiğit -erkek- savaşçının hayatına malolan Truva savaşı onun yüzünden patlak vermiştir. Erkekler Helene’in muzaffer kadınlığından da korkar. Baba gerçekten ben miyim korkusuHamileliğin ve doğumun çıplak gerçeğinden erkekler hiçbir şey anlamazlar. İçinden önce acı, sonra mutluluk içinde küçük bir canlı varlığın çıktığı şişmiş bir karın karşısında erkekler kendi kendilerine böylesi olayların nasıl gerçekleşebildiğini sorarlar. Bilimsel yaklaşımın uyanışıdır bu; arzunun nedeni unutulur ve araştırılır. Kuşkusuz hiçbir şeyden emin olunamaz. Bu durumda erkekler anlamadıkları sürece karşılık simgeseli icat etmişlerdir. Ben bebeğe sadece bir yaşam vermiyorum, ona bir ad da veriyorum. Kendi adımı, atalarımın, kanımın, toprağımın adını. Kadınlar kadın kalsınlar ve anneler bebeklerini emzirsinler. Bundan böyle fallik düzen hüküm sürsün. Bununla birlikte, anneliğin tartışılmaz olmasına karşılık, biyolojik babalığın kaynağında, belirsizlik, kendinden menkullük, dilek, günahsız bakire hamileliği ve kutsal hukukun egemenliğine ilişkin büyüsel düşünce yatar. Korkar ama yine de severlerErkekler kadınlardan korkarlar ve yine de çoğu kez onları sevmekten alamazlar kendilerini, diyor Cournut. İşin bu yanı, erkeklerin kadınlarla ilişkilerinde en apaçık biçimde gün ışığına serilebilir paradokslardan biri’ Aşk… Cournut, aşkın tüm hallerini, sorularını, paradokslarını anlattıktan sonra, şöyle bir sonuca varıyor’ Aşk duygudur, eylemdir, doruktur, paradokslardır ve karşılıklı söylenen sözcüklerdir. Bu, çoğu kez, anlaşılmayan şeyden daha az korkulmasını sağlar… Tehlikesiz hale getirmeye çalışırlarErkekler; onları kadınlara açıkça ya da sinsice egemen olmaya kışkırtan bu dişiyi şeytandan arındırmayı denemek üzere birbirlerine her zaman hikayeler anlatıp durmuşlardır’ Kuramsal, bilimsel, ahlaki vs. hikayeler. Yani korkuyu setlemek ve iktidarı haklı çıkarmak üzere anlatılan, aldatıcı girişimler olmaktan öteye gitmeyen hikayeler… Hiç kuşkusuz sayılamayacak kadar çok olan bu hikayeler dünyanın her tarafında, çeşitli mitlerde, ideolojilerde ve dünya görüşlerinden sayısız biçimler altında ama ortak temeller çerçevesinde boy gösterirler. Bunlardan da korkuyorlar’ Kadınların hayvani, vahşi bir cinselliğin ete kemiğe bürünmüş hali olduğuna inanırlar. Kadınlar cinsel doyuma ulaştığında, bunun hiçbir zaman noktalanmayacağı izlenimine kapılırlar.Sırlara ve tılsımlara sahip, gizemli varlıklar olduklarını düşünürler.Ölümün (ama aynı zamanda yaşamın ve ‘gerçek’ değerlerin) ete kemiğe bürünmüş hali olduklarına inanırlar.Kadınlardan korkan erkekler, gerek onları ülküleştirdikleri, gerekse tehlikeli buldukları için onlara yaklaşmakta tereddüt ederler.Erkekler edilginlikten korkarlar; çünkü edilginliğin aşırı kadınsı olduğunu düşünürler.
Reklam
Gebeliğin 5 Faydası
Hamilelik, güzel bir bekleyiş olsa da sabah bulantıları, mide ekşimesi, bacak krampları gibi birçok sorunla beraber geliyor ne yazık ki. Anne adayları için mutsuzluk verici tarafları olduğu kuşkusuz. Ama inanın, bebeğin gelişimi için üretilen hormonlar, kendinizi pek çok konuda daha iyi hissetmenizde de etkili oluyor. Hamileliği sevmeniz için, kavuşmayı beklediğiniz bebeğinizin yanı sıra tam 5 güzel nedeniniz var! 1- Daha zevkli cinsellik Hamileyken seks yapılmaz diye düşünmeyin. Yapılır, hem de daha çok zevk alınır. Çünkü hamileliğin ikinci üç aylık döneminde pelvik bölgesine kan akışı artar. Bu da birliktelik boyunca daha çok hassasiyet ve daha büyük orgazm anlamına gelir. Uzmanlar, pek çok kadının hayatları boyunca ilk kez hamilelikte orgazm ve zincirleme orgazm duygusunu yaşadığını söylüyor. Hamilelikte sadece cinsel yaşam daha zevkli olmakla kalmıyor, kendinizi daha çekici de hissediyorsunuz. Çünkü hamilelik hormonlarının yanı sıra androjenler (kız ve erkek fetusların ikisi tarafından da üretilen erkeklik hormonları) libidoyu artırır. Hamilelik döneminde ilişkiye girmenin bebeğe zarar vereceğinizi düşünmeyin. Sadece kocaman bir karınla özellikle hangi pozisyonların uygun olduğunu kestiremeyebilirsiniz. Bunun için hamileler için seks pozisyonlarını öğrenin. 2- Adet sancılarına veda Doğumdan hemen sonra adet döngüsü yeniden başlar. Ama beraberinde hayatınıza bir yenilik de getirir’ Daha az adet sancısı yaşama ihtimali. Bazı kadınlar hamilelik ve doğum sonrasında adet sancılarının tamamen kesildiğini söylüyor. Bu ağrı azalması ya da kesilmesi durumu iyi bir gelişme olarak bilinirken, böyle bir şeyin neden gerçekleştiği tam olarak bilinmiyor. Bir teoriye göre doğum, rahimdeki prostaglandin reseptörünün etkisini ortadan kaldırıyor. Prostaglandin hormonlarının, doğum esnasında rahmi yönlendirmek gibi çeşitli görevleri var. Bu hormonların aynı zamanda adet sancılarında da rol oynadığı biliniyor. Sonuç olarak, daha az ağrı reseptörü, daha az kramp anlamına geliyor. 3- Sağlıklı alışkanlıklar edinme
Grinin Elli Tonu Filmi Beğenilmedi; 'Vahşi' Erkek Çok 'Kibar' Bulundu
Bir dönem en çok satanlar listesinde zirvede kalan “Grinin Elli Tonu” romanının fanatik okurları aynı adla sinemaya uyarlanan filmin fragmanını beğenmedi. Sevişme sahneleri “klişe” bulunurken, “kitaptaki ‘vahşi çekici’ erkeğin yerine kibar bir yakışıklı bulmakla bu iş olmaz” yorumları yapıldı. Fragmanı izleyen romanın fanatikleri, başrol oyuncularını kitaptaki karakterlere uygun bulmadı. Cinsel içerikli sahneler ise “pek klişe” olmakla eleştirildi. Oysa kitap uçarı seks sahneleriyle okurların hayal dünyasındaki fantezilerine hitap ediyordu. E.L James’ın romanının beyazperde uyarlamasına ait 2 dakikalık ilk fragmanın internette yayınlanması tepkileri çığ gibi büyüttü. Fragman, kitabın hayranları ve film eleştirmenlerinin büyük tepkisini çekti. Filmin erkek başrol oyuncusu Jamie Dornan fazla yakışıklı olmakla eleştiriliyor. “Böyle bir ergen oyuncuyu alın romantik komedi filmlerinde oynatın” diyen kitabın fanatikleri kitaptaki karakterin “vahşi çekici” yönlerinin filme yansımayacağını düşünüyor. Başrol kadın oyuncu Dakota Johnson'ın ise yeteri kadar güzel ve çekici olmadığını dile getiren okurlar, Twitter’da uzun süre bu konu üzerine tartıştı. Hatta, “Hollywood’da Dakota tipinde güzel gözlü on binlerce genç kız var. Durgun ama arzulu taşra kızı tiplemesi hiç olmamış” yorumu yapıldı. Özellikle cinsel içerikli sahneleri klişe bulan film eleştirmenleriyse, filmin tam bir fiyasko olduğunu ifade etti. Kitaptaki erkek karakterin “Bay kötü” olduğu filmdeki tiplemenin ise fazla yakışıklı ve kibar bulunduğu konuşuluyor.T 24
9 Maddede Türkiye'de Ateist Olmanın Çok Zor Olduğunun Kanıtı
etiket
Sesimizi duyurmak için yaşadığımız 9 zorluğu dile getirdik. Bunlar sadece akla gelenler. Sizin de aklınıza gelen olursa lütfen yorum olarak ekleyiniz biz de ekleyelim. dipnot: saygısızlık ettiysek özür dileriz. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu, tanrının varlığını yahut yokluğunu kanıtlamaya yönelik bir liste değildir. Haddimize de değildir. Sadece yaşadıklarımızı sıraladık. bonus dipnot: Sesimizi duyurmamıza yardımcı olduğu için onedio.com'a teşekkürlerimizi sunarız.
Cinsel birleşme olmadan cinselliği keşfedin
Cinsellik denildiği zaman akla, genellikle cinsel birleşme gelir. Cinsel birleşme, sağlıklı bir cinsel yaşamın temelini oluşturur. Ancak uzun yıllar süren, tatmin edici ve keyifli bir cinsel yaşam için yapabilecekleriniz, birleşmeyle sınırlı değil.Uplifers olarak, cinsel yaşamın keyfini cinsel birleşme olmadan da sürebilmenizi sağlayacak bir bakış açısı ve önerileri sizler için bir araya getirdik.Cinsel birleşme = Gerçek cinsellik?Birçok insan cinsellikten bahsederken, bahsettiği konu cinsel (penil-vajinal) birleşmedir. Birçok insan yetişkinliğe adım atarken, cinsel birleşmenin sağlıklı bir cinsel yaşamın özü olduğunu keşfeder.Vücudunu ve cinsel partneri tanımakla başlayan keşfetme aşaması, sonraları farklı teknikler vepozisyonlar keşfetme sürecine dönüşür. Cinselliğin mastürbasyon, oral seks, erotik masaj ve aşk mektupları yazmak gibi başka boyutları olsa da, bunların neredeyse tamamı büyük şov olan “cinsel birleşme” için yapılan hazırlıklardır.Ne var ki, sağlık problemleri, duygusal ya da psikolojik problemler, ilişki sorunları gibi nedenlerle; herkes cinsel birleşmeden yeterli derecede keyif alamaz. Böyle bir durum söz konusu olduğunda birçok kişi, cinsel birleşmenin ötesinde bir cinsellik arayışına girerler. Aşağıda yer alan öneriler, bu süreçte bulunan ya da cinsel yaşamına farklı şeyler eklemek isteyen kişiler için ideal.Cinsel birleşmenin ötesine geçmekCinsel birleşmenin keyif verici olduğu bir cinsel yaşamınız varsa, herhangi bir değişiklik yapmanın gerekmediğini düşünüyor olabilirsiniz. Ancak, cinselliğin çiftler arasındaki bağı daha fazla güçlendiremeyeceği bir durum söz konusu olduğunda, ufkunuzu genişletmeniz yararınıza olaacaktır.Cinselliğin tanımını sadece cinsel birleşmeyle sınırlandırmamak gerekir. Çünkü;Uzun süreli ilişkilerde, cinsel yaşam rutinleşip sıkıcı bir hal alabilir.Partnerlerden herhangi biri medikal bir prosedür aşamasında ya da iyileşme sürecinde olabilir.Partnerlerden herhangi birinin psikolojik problemleri olabilir.Partnerlerden herhnagi biri, kronik bir ağrı ya da acıdan yakınıyor olabilir.Bu durumda, yapmanız gereken, kendinizi fiziksel, ruhsal ve cinsel yönlerden besleyebileceğiniz kaynaklar kullanarak; cinsel yaşamınızı farklı bir boyuta taşımaktır.DüşününCinselliğin tanımını kişiden kişiye değişebilir. Cinsellik üzerine yeterince düşündüğünüzde ise; cinsellikte sizin için nelerin önemli olduğunu keşfedebilir, cinselliği yaşama tarzınızla ilgili düşüncelerinizi fark edebilirsiniz.Cevaplarınızı bulabilme aşamasında yardımcı olması için hazırladığımız soruları cevaplandırırken, yanlış bir cevap olmadığını ve cevapların kişiden kişiye değiştiğini aklınızdan çıkarmayın. Önemli olan kendinize karşı dürüst olmanız ve cevap vermek için kendinize yeterince zaman tanımanız.Cinsel şartlarınız ve sınırlarınız nelerdir?Cinsel yaşamınız boyunca sizin için önemli olan olaylar nelerdir?Cinsel anatominiz nasıl? Zevk noktalarınızı tanıyor musunuz?KonuşunDüzenli bir cinsel yaşamınızın olması, partnerinizle kurduğunuz cinsel iletişimin yeterince sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu noktada yapmanız gereken, partnerinizle birlikte,Neden cinsellik konusunda çekindiğinizi düşünün.Partnerinizle fikir alışverişi yapın ve yeni bir cinsel aktivite keşfedin.YapınCinsellik konusunda öneriler sunan kaynakların birçoğu, cinsel birleşme üzerinde yoğunlaşır. Ancak bu kaynaklar, cinsel birleşme dışındaki seçeneklerinizden bahsetmez. Birleşme olmadan da cinselliğinizi yaşayabilmenize yardımcı olacak öneriler için;Öpüşün.Cinsel ve tutkulu dokunuşlarınızı genital bölge dışında yoğunlaştırın.Kendinize dokunun.Birbirinize dokunun ve birbirinizi yönlendirin.Konuşun.Oral seks yapın.Birbirinize cinsellik hikayeleri okuyun.Erotik oyuncaklar kullanın.Fantezilerinizi harekete geçirin.Sınırlarınızı belirleterek cinsel hazzın limitlerini keşfedin.Cinsel yaşamınıza Tantra gibi ruhsal tamamlayıcıları dahil edin.Tantrik cinsellikTantra, cinsellikten alınan zevki heyecan ve huzurla birleştirerek, hayat boyu sürecek bir mutluluğa dönüştüren bir öğreti. Cinsel birlikteliği orgazmdan çok, partnerle bütünleşme olarak açıklayan Tantra öğretilerinin amacı, kalbi ve duyguları serbest bırakarak, cinselliği özgürce ve olabildiğince uyumlu yaşamak.Tantral cinsellik prensibinin temelinde vücut sıvılarını muhafaza etmek ve nefesi doğru kullanmak yer alıyor. Partnerlerin birlikte yapabilecekleri,Heyecanınızı kontrol altına almanıza yardımcı olacak nefes egzersizleri veCinsellik kaslarınızı çalışmanıza ve boşalmayı kontrol altına almanızı sağlayan Kegel egzersizleri de cinsel birleşme olmadan cinselliğin tadını çıkarmanıza yardımcı olabilir.Devamı: http://www.uplifers.com/cinsel-birlesme-olmadan-cinselligi-kesfedin/#ixzz38NCf3KQv
Reklam