Diğer Anneleri Kıskançlıktan Çatlatacak Anneler Günü Hediyeleri
Anneler günü nihayetinde geldi, çattı. Siz de anneme, hangi anneler günü hediyesi alacağım diye kıvranıyor fakat bir türlü bulamıyorsanız, doğru adrestesiniz.... Mağaza kapılarını aşındırıp, internette site site gezip, herkese 'Anneme ne alsam yeaa' diye soruyorsanız, hem onun yumuşak kalbini fethetmek hem de bir kedi kıskançlığında ki diğer annelerin bakışlarını üzerinizde toplamak istiyorsanız, Buldumbuldum.com'dan şaşmayın deriz... Komşularını, hısım, akrabalarını, dostu, düşmanı kısacası herkesi kıskandıracak, çatır çatır çatlatacak, en güzel hediyeyi annenize siz verin, kalbinin ortasına yerleşin! :)
Dünyanın En Büyük Gençlik Hareketlilik Projesi: Gençlik Otobüsü
Mcd Gençlik Klübü tarafından, 15 ülke toplamda ise 28 şehri gezmeye gönüllü aranıyor ve sen de bu kişilerden biri olabilirsin, şimdi; rüya değil, gerçek demeye ne dersin?Bu yıl 5. kez yola çıkacak olan Gençlik Otobüsü kapsamında  80 şanslı genç,  42 günde Avrupa’nın 15 ülkesi ve 28 şehrini Gençlik  Otobüsü ile gezme şansını yakalayacak. Artık hepimiz biliyoruz ki üniversite okumanın dışında farklı şansları da değerlendirmeli ve olabildiğince kendimizi geliştirmeliyiz. Vizyon sahibi olarak ve kendimize farklı bakış açıları geliştirerek, yeteneklerimizi doğru alanlarda kullanarak yapamayacağımız hiçbir şey yok! Bu nedenle bizimle aynı çizgide olan gençlerden bir adım öne geçmek için yapılabilecek belki de en kestirme yol yurt dışı deneyimi. Para,  zaman, aileden izin alma gibi bahanelerinizi duyar gibiyim. Peki, ben size yurt dışına çıkıp kendinizi geliştirmenizin birçok yolu olduğunu söylesem?  Elbette inanmazsınız. İşte inanmanıza yardımcı olacak hayalleri gerçeğe dönüştürmeyi başarmış bir proje: Gençlik Otobüsü!Nedir Bu Gençlik Otobüsü Macerası?Proje Genel Koordinatörü Maksut Coşkun tarafından hayata geçirilen proje, dünyada ve Türkiye’de hazırlanan en büyük gençlik projesi. Proje tamamen gençlerin organizasyonu ile yürütülüyor.Bu yıl 5′incisi  gerçekleştirilecek olan  “Gençlik Otobüsü” projesine yaklaşık 43 bin üniversite öğrencisi başvuru yaptı. Bu projeye katılanlar asla kaybeden olmuyor. Çünkü projeye başvuran her gencin hayatında nasıl bir etki bırakılabilir bu düşünülmüş. Nasıl mı?“Projeye başvuran her genci önemsiyoruz.”Bu yıl farklı bir konsept geliştirerek projeye başvuran 43 bin gençten ön elemeleri geçen 6.000 genç İstanbul’da ülkemizin önde gelen CEO, Siyasetçi ve İş adamlarıyla buluştu.  Projenin genel koordinatörü Maksut Coşkun Dokunulmaz, amaçlarının gençlerin hayatına artılar katarak onları iş dünyasına daha donanımlı olmaya hazırlamak olduklarını söyledi.İşte otobüsün bu yıl gideceği ülke ve şehirler:Bulgaristan, (Sofya) Romanya, (Bükreş) Macaristan, (Budapeşte) Avusturya, (Viyana) Almanya, (Füssen, Bremen, Berlin) Çek Cumhuriyeti, (Prag) Hollanda, (Amsterdam) Belçika, (Brugge, Brüksel) Fransa, (Paris, Cannes, Nice) Portekiz, (Lizbon) İspanya, (Madrid, Barselona) Monaco, (Monte Carlo) İtalya, (Venedik, Pisa, Floransa, Roma, Napoli, Pompei, Bari,) Vatikan, Yunanistan, (İgoumenitsa, Selanik)Yazan: Derya Örgün
Mükemmel Bir Çocuk Yetiştirmenin 10 Altın Kuralı
Çocuğunuzun mükemmel olması, 3 yaşında okumayı sökmesi, 4 yaşında 4 işlemi kusursuz yapabiliyor olması, geniş bir arkadaş çevresine sahip, lider kişilikli, söz dinleyen, en az 3 farklı kursa gidip, 5 yaşında 2 farklı enstrümanı çalabilen, sporla ilgili, TV izlemeyeni bilgisayar oynamayan, 'siz çok yorulmuşsunuzdur, ben bu gece erken yatayım da siz de kafanızı dinleyin' diyen biri olması için uymanız gereken kurallardır.
Reklam
'Hepimizin Ortak Bir Meselesi Var…'
“Japonya’dan Türkçe uyarı“, “Japon yönetmen Türkiye’yi nükleer konusunda uyarıyor” başlıklı video sosyal medyada paylaşıldıktan kısa süre sonra hemen hemen bütün mecralardan izlendi. İlgili videoda Japon yönetmen Kouki Tange nükleer tehlike konusunda uyarmak istediği Türkiye halkına kendi mesajını Türkçe olarak iletmekte idi. Kouki Tange’nin hazırladığı videonun ülkemizde yayılmasını sağlayan Nükleersiz.org‘dan Pınar Demircan, Yeşil Gazete için Kouki Tange ile Facebook üzerinden görüşerek röportaj yaptı. Japonca olarak gerçekleşen röportajın Pınar Demircan tarafından dilimize kazandırılmış halini yine Demircan’ın kaleme aldığı sunuş yazısı ile birlikte paylaşıyoruz 15 Nisan günü facebook mesaj kutumda bir video buldum,Tange-san bu videoyu izleyip ekte gönderdiği mektubu sosyal medyada paylaşmamı istiyordu . Videoyu seyrettiğim gibi eş zamanlı olarak hem facebooktan hem de anti nükleer gruplardan arkadaşlarımla hemen paylaştım . İlaveten Japoncadan çevirmemi istedikleri bir mektup vardı fakat mektubu çevirmeden önce videoyu hemen paylaştığım için mektubun sosyal medya hızını yakalaması tabi ki zaman alacaktı. Siz dilerseniz videonun mektubunu buradan okuyabilirsiniz. Kouki Tange ile Şubat ayında facebook üzerinden benim anti nükleer konularındaki ilgimi, Fukushima ve Japonyadaki aktivistlerle tanışmak istediğimi bilen başka bir Japon arkadaşım kanalıyla tanıştık.Tange-san ile doğal olarak hemen nükleer felaketin boyutları ve etkileri üzerine sohbet etmiştik. Tange-san 1968 doğumlu, 5 ve 9 yaşlarında iki çocuk sahibi. Fukushima kazası yaşandıktan 1,5 yıl sonra Tokyo’dan taşınarak eşi ve 2 çocuğuyla birlikte Tokyo’ya bir daha dönmemek üzere Japonya’nın güneyinde Kyuushu’ya taşınmışlar, taşınma kararını 1 yıl sonra radyasyonun etkileri iyice medyada duyulmaya başlayınca almışlarsa da hayat koşullarını düzenleyip taşınabilmeleri ancak 1,5 yılın sonunda mümkün olabilmiş. Tange-san’ı sizlerle buluşturmak için kendisine önceden sorularımı içeren bir dosya gönderdim . Japonya ile aramızdaki zaman farkı 6 saat olduğu için denk gelmemiz biraz zor olduysa da sorularımın yanıtlarını aldıktan sonra da bir süre yazışarak yanıtlarımı toparlayabildim . Cumartesi Türkiye saatiyle 14:00’da sorularımı gönderip, 17:00’da cevapları aldığımı söyleyebilirim, sorularımı cevaplamakta büyük bir özen gösterdi, cevapları almak için bir kaçkez kendisine mesaj göndererek seslenmek durumunda kaldım … Pınar : Videonuzu hazırlama ve Türkiye’ye gönderme sürecinizi anlatır mısınız? Tange: Bu videoyu 2013 yılının Ağustos ayında hazırladım,o günden beri de bu videoyu Türkiye insanına nasıl ulaştırsam diye düşünüyordum.Açıkçası olumsuz bir tepki almaktan korkuyordum . Birkaç arkadaşıma danıştıktan sonra yarı Türk yarı Japon bir arkadaşım beni sizinle tanıştırdı. Ben de videoyu size göndermeyi uygun gördüm . P: Peki Tange-sanı tanıyabilir miyiz biraz? T: Elbette kısaca anlatayım Film direktörü/sanat yönetmeni /insan Dünyaca ünlü Butoh dansçısı , Kazuo Ohno ekolünden yetiştim . Yüzlerce müzik videosu çalışmam var ve Tange Kouki Music Video Koleksiyonunun sahibiyim. CD dizaynları yaptım, kitap format tasarımlarım var , pek çok sanat etkinliğini yönettim ve engelli insanlara istihdam yaratma çalışmalarına destek verdim. Hem bir film şirketi olan Yellow Brain hem de tasarım şirketi olan Mabatakinin temsilciliğini yaptım . Fakat Japonya’daki nükleer enerji teknolojisini protesto etmek için bu şirketlerdeki faaliyetlerime 2012 yılında son verdim, o zamandan beri arkadaşlarımla birlikte kurduğumuz NoddIN adında bir sanat etkinliğine başladık hala da devam ediyoruz. Aktivitelerimiz sanat etkinlikleri çerçevesinde anti nükleer mesajlar içeriyor . Aktivitelerimizi bu linkten takip edebilirsiniz … (Not: web siteleri Japoncadır) (Tange-san’a bir gün, çalışmalarını Türkiye’de sergileyip sergilemek istemeyeceğini de sordum,kendisi böyle bir sergi fikrine sıcak baktığını belirtti…) P: Hazırlamış olduğunuz videonun çok büyük bir kitleye hitap ederek izlenmesini nasıl karşılıyorsunuz? T:Çok seviniyorum elbette ama, nükleer enerjiyi savunanlardan tepki almaktan da çekiniyorum. Açıkçası mesajımın herhangi bir siyasetçinin işine yaramasındansa halktan insanların ilgisini çekebilmesini çok istiyorum. P: Bu videoyu hazırlamaktaki amacınız neydi? T:Videoyu hazırladığım dönemde Japonya’da insan hayatına değer verilmediğini görmem çok etkili oldu. Hala kimse Fukushima kazasının gerçek sebebini bilmiyor. Fukushima’da ne sebep ne sonuç belliyken para için Türkiye’ye nükleer santral teknolojisi sattığımıza inanamıyorum. Tarih boyunca insanların kendisini bir başkasının yerine koyma ve buna göre bir değerlendirme yapma yetisinin çok eksik kaldığını düşünmüşümdür. Özellikle “şimdi” bu düşünce şeklini değiştirip barış için yardımlaşma zamanıdır, birbirimize destek olma zamanıdır. P: Fukushima’ya ne kadar uzaklıkta yaşıyordunuz? T:Tokyo’da yaşıyordum. 1,5 yıl önce ayrılarak eşim ve iki çocuğumla birlikte Japonya’nın güneyine Kyuushu bölgesine yerleştim. P: Fukushima Nükleer faciasından sonra hayatınız Tokyo’dan da taşınana kadar nasıl değişti? T: Açıkçası Deprem ve tsunaminin ardından nükleer felaket olduğu haberleri 6 ay sonra duyulmaya başlandı. Herşeyden önce hayatımızın kalitesi değişti .Radyasyon göze görünmez, kokusu yoktur. Radyoaktif kirlilik haberleri duyulmaya başlandıktan sonra hepimiz paranoyaklaştık, Çoğu insan radyasyon ölçüm cihazı edinmeye başladı. Çocuklarımızı dışarı çıkarmaz olduk, nehirden korktuk ,denizden korktuk, yemek yemekten, neredeyse nefes almaktan korkar olduk. P: Fukushima kazasından sonra nükleer santral sahası civarında yaşayanların 3 yıl sonra evlerine geri dönmeleri için devlet tarafından çağrı yapıldığını duyuyoruz ,bu konuda ne düşünüyorsunuz? T:Kesinlikle geri dönmemeliler. Fukushima kazasından sonra nükleer santral sahasının 20 km yakınına kadar gidip bakmışlığım var zaten daha yakınına gidilmesi yasaktı o zaman, şimdi ise izin alınması halinde girilebiliniyor. P: Türkiye’ye gönderdiğiniz videonun bir benzerini daha önce başka ülke vatandaşlarına göndermiş miydiniz? Türkiye bir ilk mi? T:Evet böyle bir çalışma yapıp ilk kez Türkiye’ye gönderdim. Fakat bildiğiniz gibi Japonya başka ülkelere de nükleer teknolojisini satmaya çalışıyor, onlar için de benzer bir çalışma yapmak ihtiyacını hissediyorum. P: Peki Türkiye için bu videoyu hazırlamaktaki amacınızdan biraz bahsedebilir misiniz, neyi hedeflediniz? T:Ben iki ülkenin vatandaşları arasında bir diyalog kurmak istedim, “bakın biz bunu yaşadık” diye size anlatmak istedim. Çünkü ben 10 yıl önce 2004’te Türkiye’ye seyahat ettiğimde sizlerden çok nezaket ve yakınlık gördüm. Bana karşı niçin bu kadar arkadaşça yaklaşıldığını vatandaşlarınıza sorunca, hiç unutmam bana 1890 yılında Japonya açıklarında batan Ertuğrul Gemisindeki askerlere yardım eden Japonlardan bahsetmişlerdi. Türkiye ile Japonya arasındaki dostluğu inşa eden bu olayın siyasi malzeme haline getirilmesine izin vermememiz gerekir. P: Yaptığınız videonun başında “Türkçe öğrendim” diyorsunuz, gerçekten Türkçe öğrendiniz mi? Türkçe biliyor musunuz? Yoksa bu video için ezberledim mi demek istediniz ? T: Türkçe bilmiyorum, hiç öğrenmedim. Video 2013 yılı Ağustos ayında hazırlandı, benim burada Türk arkadaşım yok . Burada bir arkadaşımın kanalıyla tanımadığım birine Türkçe’ye çevirttiğim metni size Türkçe hitap etmek için çalışıp ezberledim. Açıkçası çok zorlandım. Türkiye’deki seyahatim boyunca Türkçe kelimeler öğrenip sizinle sizin dilinizde iletişim kurmaya çalışmıştım. Bence insanlara kendi dillerinde hitap etmek önemlidir, yine bu sebeple size, sizin dilinizde bir video hazırlayarak mesajımın samimi olduğunu göstermek istedim. P: Videonuzun en son kısmında “lütfen kimseye güvenmeyin” diyorsunuz, vurgulamak istediğiniz tam olarak nedir? T: Japonya çok garip bir dönem yaşıyor, televizyon, medya, insanlar herkes yalan söylüyor. Hiçbirşeye inanamıyoruz. Ben bu videoyu hazırlarken Türkiye’de nükleer santralin kurulmasını savunan insanların tepkisinden biraz korkmuştum. Fakat açıkçası bu kadar güvenilmez bir dönem yaşayan Japonya gibi, çeşitli başka sebeplerle güven duymanın kolay olmadığı dünyada da adı sanı bilinmeyen yüzü görünmeyen birinin konuşmasına güven duyulmaz diye düşünmüştüm; muhtemelen onu dinlemezdiniz. Bu sebeple cesaretimi toplayarak adımı, kimliğimi, yüzümü açarak bu videoyu hazırladım. P: Son olarak Türkiye vatandaşlarına söylemek istediğiniz? T: Bir insanın diğeri için endişe duyması ülke sınırlarını tanımamalıdır. Önemli olan siyasetçiler üzerinden değil, insan insana birbirimizi anlayabilmemizdir. Nükleer santrallerin kurulmasına izin vermeyin, nükleer santrallerin kurulmasını önlemek için elinizden geleni yapın. Mücadeleniz akılcı yollardan olmalıdır… Lütfen çok dikkatli olun! Hepimizin ortak bir meselesi var…Barış için uğraşmak! Siz de özgürlük,barış ve yaşam haklarınız için bıkmadan usanmadan mücadele etmelisiniz! Unutmayın, geleceğiniz için… Röportaj ve Japonca’dan çeviri: Pınar Demircan ( Yeşil Gazete )
Dilovası Araştırması: Anne Sütünde Ağır Metal...
Geçtiğimiz yıllarda kanser ölümleri ve ağır metal kirliği ile gündem de yer eden Dilovası’na ilişkin önemli bir araştırma yayımlandı. Hatırlanacağı gibi bu konuda araştırmalar yaparak ön sonuçlarını kamuoyu ile paylaşan Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’na yönelik soruşturma ve cezalar ile konu uzun süre tartışılmıştı.
Reklam
Sezonun En Sıra Dışı 19 Ayakkabısı
Ayakkabı bir kadının vazgeçilmezi. Her sezon heyecanla beklediğimiz markaların defilelerinde, eminim ilk baktığımız yer mankenlerin ayakları oluyor.  2014 ilkbahar-yaz ayakkabı modasını inceleyip, sezonda öne çıkan ayakkabı trendlerini sizlerle paylaşmıştım. Ünlü markaların 2014 ilkbahar-yaz sezonu için hazırladığı o kadar genişayakkabı koleksiyonu var ki, inanın bak bak, incele incele sonu gelmiyor. Bu incelemeler esnasında bazı modellerin ne kadar sıra dışı olduğunu gördüm. Tasarımcılar hayal güçlerinin sınırlarını zorlamışlar ve sonuçta gerçekten enteresan tasarımlar ortaya çıkartmışlar. Ayakkabılara bakarken, “bu da nasıl giyilir ki acaba?” dediğim tam 19 modele rastladım. Ve tabi ki bu aykırı modelleri sizlerle de paylaşmak istedim.Sokak stilinizde ya da abiye kıyafetlerinizle bu modelleri giymeyi tercih eder misiniz bilemiyorum ama, bana çok abartılı gelen ve asla giyemeyeceğim 2014 ilkbahar-yaz sezonu sıra dışı ayakkabı modellerini yorumlarınıza bırakıyorum. :) Benim abartılı bulduğum ancak sizin beğendiğiniz ve “ben bunu giyerim” dediğiniz modeller varsa, benimle paylaşın lütfen.  Hadi gelin sıra dışı ayakkabı modelleri galerisine göz atın. Keyifli incelemeler…
Çillerden Doğal Yöntemlerle Kurtulun
Bahar ve yaz aylarının yaklaşmasıyla beliren çiller, cildin güneş ışınlarıyla teması sonucu üretilen melanin yüzünden oluşur. Çillerinizden memnun değilseniz ve onlardan kurtulmak istiyorsanız, bütünüyle doğal yöntemlerle çillerin görünümünü azaltabilir, hatta çillerden bütünüyle kurtulabilirsiniz. Limon Suyu Limon suyunun çillere iyi geldiği biliniyor. Ancak limonu cildinize direk sürmektense, parmak uçlarınızda yedirmeniz daha uygun olacaktır. Maydanoz Suyu Maydanoz suyunu eşit miktarlarda limon ve portakal sularıyla karıştırın. Geceleri nemlendiricinizi sürmeden bu karışımı parmak uçlarınızla çilli bölgeye yedirin. Bu karışım sayesinde çilleriniz gözle görülür şekilde azalacaktır. Meyve Maskeleri Özellikle çilek ve salatalık gibi sebze ve meyvelerin maskeleri, çillerin görünümünü azaltmasını sağlayan uygulamalardır. C Vitamini C vitamini bakımından zengin yiyecekleri tüketmek, çillerin azalmasına yardımcı olur. Kivi, portakal, kavun, brokoli, yeşil ve kırmızı biber, çilek, kara lahana gibi sebze ve meyveler içeriğindeki zengin C vitamininden dolayı, bol miktarda tüketilmelidir.haber kaynağı: trendnotlari.com/estetik-güzellik
Orgazm Diyeti ile 3 Adımda Cinsel Hazza Ulaşın
Dr. Mehmet ÖZ’ün sizler için çok özel bir beslenme önerisi var. Yazar Marrena Lindberg kadınların libidolarını artırmak için 3 adımlık bir plan oluşturdu. Lindberg’in diyet planına ek olarak Dr.Öz, besin takviyesi alımınızın düzenli tutulması için örnek menüler ve günlük yapılacaklar listeleri hazırladı. Lindberg, doğru bir şekilde uygulandığında kadınların her ilişkide orgazma ulaşabileceklerini iddia ediyor! Birinci adım: Testosteron seviyenizi yükseltin Yapılan çalışmalar cinsel dürtüsü yüksek olan kadınların daha yüksek testosteron seviyesine sahip olduğunu gösterdi. Lindberg çinko ve magnezyumun yanı sıra beslenme programınıza daha çok protein eklemek gerektiğini söylüyor. Protein ve testosteron arasındaki ilişki birbirinden bağımsız olsa da, bilimsel çalışmalar çinko ve magnezyum takviyelerini desteklemektedir. - Protein: Her öğünde klorinin yüzde 30’unu proteinden alın. Protein porsiyonu bir deste oyun kağıdı boyutlarında olmalıdır. - Çinko: Testosteronu östrojen hormonuna çeviren enzimi durdurur. - Magnezyum: SHBG (seks hormonu bağlayıcı globulin) seviyenizi düşürerek serbest testosteronu önleyin. Magnezyum SHBG’yi durdurur. İkinci adım: Dopamin seviyenizi arttırın - Omega 3 yağ asitleri balıkta bulunur ve dopamin seviyesini arttırır. - Balık yağı takviyeleri: Günlük yaklaşık 1700 mg EPA ve 1300 mg DHA içeren takviyeler alın. Bu uygulamaya başlamadan önce doktorunuza danışın. Yüksek doz alımı kan sulandırıcı gibi bazı ilaçlarla etkileşime yol açabilir. - Bitter çikolata: Her gün az bir miktar tüketin.
Reklam
Bin Yıl Garantili Topuklu Ayakkabı
The Daily Mail gazetesi, okurları için geçtiği haberde, tasarımcı Chris Shellis’in söz konusu ayakkabıların sahip olduğu sağlamlık ve dayanıklılığın yanı sıra, dünyanın en rahat yüksek topuklu ayakkabısı olduğunu iddia ettiğini yazdı. Yüksek topuklu ayakkabılar, 1000 yıllık garanti süresi ile Dünya’nın en uzun garantisine sahip ayakkabısı unvanına sahip oldu. Ömür boyu yetecek yedek silikon tabanlıkları ile birlikte satılan metal ayakkabıların fiyatı ise 1600 dolar. 48 yaşındaki Chris Shellis’in tasarımı olan ayakkabılar, imalatlarında kullanılan hammaddeler sayesinde herhangi bir tamire ihtiyaç duymuyor. Riviera adı verilen ayakkabıların tüm ortopedik standartlara uygun olduğunu belirten Shellis, 2 yıllık bir çalışma sonucunda tasarladığı söz konusu yüksek topluklu metal ayakkabıları günde 10 saat ya da daha fazla sürelerde rahatça giyebilmenin mümkün olduğunu iddia ediyor. Yüksek topuk giyen kadınların sıkıntısını çok iyi anladığını belirten Shellis, kadınlara rahatsızlık veren yüksek topluklu ayakkabıların aynı zamanda devamlı olarak tamire ihtiyaç duymasından dolayı böyle bir ürün geliştirdiğini söylüyor.
Masa Başı Çalışanlara Yönelik Tavsiyeler
Masa başında çalışma oranı günümüzde geçmişe oranla daha yaygın.. Masa başında çalışanların hareketsizlik problemlerinin etkisi gün geçtikçe kişileri daha fazla rahatsız ediyor ve birtakım bölgesel rahatsızlıkların oluşumuna da sebep olabiliyor. Hareketliliğin ve egzersizin yaşam kalitemizi arttırdığından çoğunlukla bahsediyoruz. Peki masa başında çalışalar ne yapacak.. Saatlerce bir sandalyede belli bir konumda oturmanın vücuttaki tahribatı oldukça fazladır. Üstelik bu durum sizin zamanla iş verimliliğinizi de düşürmenize etkendir. Saatlerce masa başında zaman geçirmek durumunda iseniz yalnızca hareketsizlik değil odaklanma problemleri yaşayabilir ve işlerinizi erteleme psikolojisine de bürünebilirsiniz.. Şimdi bir kaç öneri ile dikkatinizi işinize toplamanızı ve masa başı işlerde sıkça rastlanabilecek rahatsızlıkları belirterek yapabilecekleriniz hakkında size yardımcı olmaya çalışalım.. Bir iş listesi çıkarmaktan başlayabilirsiniz. Dikkatinizi daha fazla toplayabilmek için internnetten bir takım uygulamalar indirerek zaman planlaması yapabilir, yaptığınız işleri ne kadar sürede bitirdiğinizi gösteren bir program indirebilir, çalışırken süre tutabilirsiniz. Bu sizin bir işi bitirmek için daha verimli çalışmanıza yardımcı olur. Masa başında çalışanların en sık rahatsızlığı bel ağrısıdır. oturuş bozuklukları omurgada uzun sürede gözle görülür bir bozukluk olmasına sebep olabilir. Bu sebeple tavsiye edilen genellikle kişilerin sırt ve belinin sandalyenin arkasına değecek şekilde oturmalarıdır. Bel kavisi korunmalıdır ve gerekirse bir yastık ile desteklenmelidir. Uzun süre yaşanan yorgunluk hissi bu sırt uygulaması ile geçmiyor ve ağrı diğer bölgelerinize de yayılıyorsa kesinlikle bir doktora başvurmanız önerilir. Üstelik masa başında uzun süre hareket kısıtlaması ile oturmak bel ve boyun fıtığına da sebep olabilir. Hareketsiz uzun süreli oturuşlar, omurga çevresi kaslarda zayıflamaya neden olacaktır. bu sebeple hareketsizliği önleyecek şekilde ufak boyun hareketleri ile boynunuzu arada sırada aktif olarak çalıştırmalısınız.. Spor öncesi ısınma amaçlı yapılan boyun egzersizlerinden faydalanabilirsiniz. Böylece boyun düzleşmesi ve boyun fıtığı gibi hastalıklara yakalanma ihtimalinizi...
Reklam
Sivilceli Ciltler İçin Doğal Maske
Sivilce ve siyah nokta gibi cilt sorunlarını doğal çözümler üretmek ister misiniz? Kil, maden suyu ve badem yağı üçlüsünden oluşan bu karışımla bebek cildi etkisine hazır olun! Sivilceli ciltler için yapılması gereken cilt maskesinin anti-bakteriyel özelliği olması lazımdır. Çünkü sivilceli ciltler genelde yağlıdır. Sivilce önleyici maske için gerekli malzemeler 4 yemek kaşığı maden suyu 2 yemek kaşığı kil 1 yemek kaşığı badem yağı Su Hazırlanışı 2 yemek kaşığı kili bir karıştırma kabına dökün. Üzerine 1 yemek kaşığı badem yağı ilave edilin. Kil ve badem yağı karışımına, 4 yemek kaşığı kadar maden suyu ilave edin. Ardından yavaşça karıştırın. Elde edilecek maske öncelikle sivilcelerin üstüne sürülür. Sonra tüm yüz hattına uygulanabilir. Göz çevresine çok yaklaşmamak gerekir. Dekolte ve sırt bölgelerine de sürülebilir. 25 dakikaya kadar maskenin iyice emilmesini bekledikten sonra, soğuk suyla ciltten arındırılır. Gül suyu ya da maden suyuyla tonik uygulanır. Bu maskeyi kış aylarında haftada 2 kere, yaz aylarında da haftada bir kere uygulamak yeterlidir. Cildiniz hangi tip? Tüm cilt tipleri için bir maske tarifi mutlaka var!
Yaşlanmayı Geciktiriyor
Araştırmalar, pirincin içeriğindeki hücre yenileyiciler sayesinde yaşlanmayı geciktirdiğini ortaya çıkardı. Pekçok faydası olan pirinç, açlık hissini giderdiğinden Diyet besini olarak da kullanılıyor. Sıvıyı içine çeken bir gıda olduğundan dokulara yerleşmiş tuzu bünyesinde bulundurup, dolaşım sisteminin, kalbin ve böbreklerin yükünü hafifletirken toksinlerden arınmamızı da sağlıyor. Pirinç, AKUT ve kısa süreli enerji sağlaması, bağırsak peristaltik hareketlerini düzenlemesi ve iyileştirmesini sağlarken yaşlanma sürecini de yavaşlatıyor. Uzman Diyetisyen Nesrin Eriş’e göre pirinç, iyi bir antioksidan olduğu için vücudu serbest radikallerden temizliyor. Eriş, pirincin doğal antioksidanlaSağlık Haberleri - 7/24 Sağlıkr veya bunu destekleyen C vitamini, A vitamini, fenolik ve flavonoid bileşiklere de sahip kanseri önlerken, yaşlanma evresini uzatarak beyin sağlığını korumada son derece faydalı yararlı bir besin olduğunu vurgulayarak, “Alzheimere neden olan serbest radikaller ve toksinlerin etkilerini engelleyen koruyucu enzimleri tetiklemektedir. Pirinç özellikle D vitamini, kalsiyum, lif, demir ve riboflavin gibi vitaminler açısından zengindir. Esmer pirinç ve kepekli tahıllar posadan zengindir. Bu nedenden kabızlık tedavisinde çok faydalıdır. Pirinç, bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi hücrelerin yenilenmesini sağlayarak yaşlanma sürecini yavaşlatır” şeklinde konuştu. 40 binden fazla çeşidi var USA Rice Federation verilerine göre, bütün dünyada kırk binden fazla pirinç çeşidine rastlanıyor. Pek çok ülke mutfağında önemli bir yere sahip olan pirinç, karbonhidrat açısından zengin olduğu için, günlük kalori gereksiniminin büyük bir miktarını karşılayabiliyor. Beyin, aktivitesi için karbonhidrata ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple pirinç beyin sağlığı içinde önemli bir besin maddesidir. Pirinç kolesterol, yağ ve tuz içermediğinden birçok hastalıkta ve bilhassa hipertansiyonu olan bireyler tarafından sorunsuzca kullanılabilmektedir. haber kaynağı: 724saglik.org/sağlık haberleri
Reklam
Otonom Araçlar 2017'de Geliyor
Volvo, 2017 yılında kendi kendine gidebilen otomobillerin gerçek trafikteki testlerine başlayacağını açıkladı. İlk deneme İsveç'te gerçekleştirilecek. Uzun yıllardır başta Google olmak üzere birçok firmanın üzerinde çalıştığı otonom araçlar kullanıma sunuluyor. 4 yıl önce Çinli Geely'ye satılan İsveç markası Volvo'nun yaptığı açıklamaya göre 2017 yılında otonom araçlar trafiğe çıkacak. İsveç hükümeti ile görüşen ve bu araçlarla ilgili gerekli izinleri alan Volvo, ilk etapta kısa mesafeli denemeler yapacak. Popular Science'ın haberine göre firma ilk denemeleri İsveç'in Göteborg şehrinde 100 araç ile 45 km'lik bir güzergahta yapacak. 2017 yılında başlaması planlanan test sürüşlerinde Volvo tarafından geliştirilen Autopilot teknolojisi kullanılacak. Volvo'da teknik uzman olarak çalışan Erik Coelingh, geliştirdikleri sistemin araçları çizgide tutabildiğini, hız ve trafik adaptasyonu sağladığını ifade etti. Tamamen otonom sürüşte ise bunlara ek olarak araçların belli bir rotayı takip etmeleri sağlanacak. Volvo'nun Autopilot sistemi bir dizi radar, lazer ve kamera kombinasyonu ile aracın kendi kendine gitmesini sağlıyor. Bütün test araçlarında acil durumlarda uzaktan durdurma özelliği de bulunacak. Aracı kullanan sürücüler ellerini tamamen bırakıp araç içinde etrafı izleyebilecek. İlk değil Volvo, otonom araç geliştiren tek üretici değil. Aralarında Mercedes, Toyota ve Nissan gibi firmaların da bulunduğu üreticiler de bu alanda çalışmalar yapıyor. Google da ABD'nin California eyaletinde kendi geliştirdiği otonom araçlarını deneme izni aldı. Volvo, bu üreticilerden farklı olarak İsveç hükümeti ile anlaşma yaparak araçları gerçek hayatta test amaçlı da olsa kullanıma sunan ilk marka olacak. Kaynak: Popular Science
Katy Perry'nin Tarzının Şaşırtıcı İlham Kaynağı
Her zaman değişik olan tarzı ve saç modelleri ile dikkatleri üzerine çeken Katy Perry'nin aslında 1945 yılında yayınlanmaya başlayan 2008'e kadar yayın hayatını aralıklarla devam ettirmeyi başaran çizgi roman Katy Keene'den aldığı ortaya çıktı. Birçok kostümü, dekoru, saç modellerinden klip konularına kadar Katy Keene'e birebir uyuyor. İşte bunu kanıtlayan 16 fotoğraf..kaynak:http://www.buzzfeed.com/
Zayıflamanıza Yardımcı Olacak Öneriler
Bahar ile birlikte kilo verme telaşınız başladıysa zayıflamanıza yardımcı olacak bu önerilerimizi okuyun. Öncelikle vücudunuzu toksinlerden arındırın. Özellikle mevsim geçişlerinde baş gösteren yorgunluk hissi aslında birikimlerin patlak vermesidir. Karaciğer, bağırsak ve böbreklerin daha düşük verimde çalışması kilo yapıyor. İşte bu üç önemli organı temizlemek mükemmel değişimin anahtarı. İlk iş kirleticileri hayatınızdan çıkarın. Sigara, alkol, kirli hava, çöplük gıdalar (fast food, cips, şeker ve şekerlemeler, gazlı içecekler gibi), gereksiz alınan ilaçlar, yapay tatlandırıcılar, katkılı gıdalardan uzak durun. Organik mevsim ürünlerini tercih edin. Yağ fazlalığı eşittir toksin birikimi. Yağ hücrelerinde saklanan toksinler, kilo verirken açığa çıktığı için arındırıcı besinler tüketmek gerekiyor. Bunların başında domates, semizotu, maydanoz, kuşkonmaz, turp, limon, enginar, elma, greyfurt geliyor. Sarımsağı bol bol tüketin. Karaciğer enzimlerinin desteklenmesinde, vücudun toksinleri atmasında sarımsağın büyük rolü var. Bitkilere yeşil rengini veren klorofil, vücuda enerji ve temizlik sinyali de veriyor. Ağır malzemelerin atılması için yeşil yapraklı sebzeleri, brokoliyi, Brüksel lahanasını bolca tüketin. Karahindiba çayı biraz buruk tadıyla çok hoşunuza gitmeyebilir ama karaciğeri temizleme, ödem atımı, böbreklerin verimli çalışmasına desteği onu vazgeçilmez yapıyor. İçeriğinde tok tutucu, toksin atıcı güçlü bir lif kaynağı bulunan elma da süper besinlerdendir. Yemek için acıkmayı, su içmek için de susamayı beklemeyin. Beslenme düzeniniz ve sürekli su içme alışkanlığınız olmalı. Kalorilere takılı kalmayın. Önemli olan o gıdanın besleyiciliği, vücuttaki yıkım hızı. Buna en iyi örnek iyi yağlardır. Unutmayın faydalı yağlar depo yağları yakar. Örneğin somon balığı çok yağlıdır ama çok da iyi bir yağ yakıcıdır. Yine badem, ceviz ve fındık da sağlıklı ve kilo kontrolüne destek atıştırmalıklardır. Bu nedenle diyetlerden eksik etmemek gerekiyor. Günde fazladan alınan 50 kalori, yıl sonunda 2.5 kilo artışa sebep olur. Yakabileceğinizden fazlasını yerken bir kere daha düşünün. Özellikle can sıkıntısından yenen atıştırmalıklar size tuzak kurabilir. Buzdolabında, mutfak tezgâhında, sehpalarda muzır atıştırmalıklar olmamalı. Bunun yerine sebze, meyveler bulunmalı.
Reklam