CEO Fabrikası Üniversiteler
Tercihlerin yapıldığı bu dönemde üniversite ve kariyer bağlantısı da öne çıkıyor. Yeni bir araştırmanın sonuçları Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin yüzde 14’ünün ODTÜ mezunu olduğunu gösteriyor. ODTÜ’yü, Boğaziçi ve İstanbul Teknik üniversitesi takip ediyor... Üniversite sınavına giren öğrencilerin tercihlerini yaptığı bugünlerde gözler en iyi eğitim veren kurumlara çevrildi. Üniversite tercihi, gençlerin iş dünyasındaki kariyerlerini de belirliyor. İnsan kaynakları danışmanlık firması Data Expert, 3 bin 850 üst düzey yönetici üzerinde yaptığı araştırma sonucunda Türkiye’nin en iyi firmalarındaki tepe yöneticilerinin hangi okullardan mezun olduğunu buldu. ODTÜ birinci sırada Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’deki üst düzey yöneticilerin yüzde 14’ü Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) mezunu. Listede ODTÜ’yü yüzde 12 oranla Boğaziçi Üniversitesi ve yüzde 10’la İstanbul Teknik Üniversitesi takip ediyor. ODTÜ ve İTÜ, özellikle mühendislik alanında verdikleri mezunlarla Türk İş dünyasına katkıda bulunurken, Boğaziçi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi mezunlarının başarısıyla dikkat çekiyor. Bu üç üniversiteden mezun yöneticilere her sektörün tepesinde rastlanıyor. Listede 4. ve 5. sırayı Marmara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi paylaşıyor. Başarıları köklü eğitim geleneğine ve her yıl çok sayıda mezun vermelerine bağlanıyor. Marmara Üniversitesi özellikle İletişim ve Ekonomi, İktisat alanında verdiği mezunlarla dikkat çekiyor. Çoğu mühendis kökenli Araştırmaya göre vakıf üniversiteleri arasında ilk sırada bulunan bilkent Üniversitesi, hacettepe Üniversitesi’nin ardından 7. sırada yer alıyor. İlk 10’da yer alan diğer üniversiteler ise sırasıyla Yıldız Teknik Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi. Listedeki bu üniversitelerin özellikle İşletme, Endüstri Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği, İktisat, Uluslararası İlişkiler gibi bölümlerinin mezunlarının iş dünyasındaki yönetici pozisyonlarına daha hızlı ulaşabildiğini gözler önüne seriyor. Üst düzey yöneticilerin yaklaşık yüzde 50’sinin Mühendislik bölümlerinden mezun olması da araştırmanın diğer çarpıcı verileri arasında. Listede en çok yöneticinin yetiştiği bölüm İşletme görünüyor. Ancak bu durum daha çok bu bölümden mezun kişi sayısının yüksek olmasına bağlanıyor. Data Expert tarafından hazırlanan araştırma, mühendislik fakültesi mezunlarının şirketlerin yönetiminde her alanda yer alabildiğini de gösterdi. Yönetimden pazarlama, satış koltuklarına ve hatta insan kaynakları koltuklarına kadar her alanda mühendislerin bulunduğu göze çarpıyor. Üst düzey koltuklarda oturan yöneticilerin yüzde 46’sı mühendis. Kadınların hâlâ adı yok Araştırmaya göre, Türkiye’de yaklaşık 4.000 üst düzey koltukta oturan yöneticilerin neredeyse büyük çoğunluğu erkek. Hasan Altunkaya, “Bu konuda atılımlar sürse de Türk iş dünyasında model olabilecek, standart öngörüleri yıkabilecek politikalara ihtiyaç var” diyor. Diğer sonuçlara göre, üst düzey koltuklarda halen 45 üstü yaş aralığında olan yöneticilerin çoğunlukta olduğu görülse de yaşı 40-45 arasında olanların sayısı hiç de az değil. Altunkaya, özellikle aile şirketlerinin halen Türkiye’de büyük dilimi oluşturması, patron şirketi mantığının sürmesi ve uzun yıllar şirketlerinin başlarında olmasının yaş oranını yukarı çıkardığını vurguladı. Y jenerasyonu emin adımlarla hızlı geliyor... Araştırmaya göre Y jenerasyonu, X jenerasyonuna göre iş dünyası konusunda daha sakin. İş hayatına atılmakta acele etmiyorlar ve genelde üniversite, eğitim süresini uzatmayı hedefliyorlar. Fakat bu durum gerçek bir iş deneyimiyle çok geç karşılaşmalarından dolayı, adaptasyon sürecini zorlu bir yokuşa sürüyor. Hanife BaşMilliyet
Arkadaşlığın Sırrı Genlerde
Amerikada gerçekleştirilen bilimsel çalışma, biyolojik bağı olmayan arkadaşların genetik açıdan birbirlerine benzediğini gösterdi. Framingham Heart Study isimli bilimsel çalışmaya ait veri bankasında bulunan aşağı yukarı 1,5 milyon genetik varyasyon işaretleyicisine dayalı yapılan araştırma, kişilerin akraba olmadıkları arkadaşları ile diğerlerine oranla daha çok ortak DNA’ya sahip olduğunu ortaya çıkardı. Bilimsel çalışmanın arkadaşlar arasındaki genetik benzerliklerin, 4ncü göbekten kuzenlerde veya 3′üncü kuşaktan aynı büyükanne ve büyükbabayı paylaşan kişilerdeki kadar yakın olduğunu ortaya koyduğuna işaret eden araştırmacılar, bunun arkadaşlar arasında olan genlerin yaklaşık % birinin benzerlik gösterdiği anlamı taşıdığını kaydetti. Konunun uzmanı olmayan kişiler için çok küçükmüş gibi görünen bu oranın, genetik bilimciler açısından çok belirgin genetik benzerliğe işaret ettiğini belirten baş tahlilci Christakis, “İnsanların çoğu 4′üncü göbekten kuzenlerini tanımaz. Fakat sayısız olasılıklar arasından, akrabalarımıza en çok benzeyen kişileri arkadaş olarak seçiyor olmamız ne kadar dikkat çekici” dedi.
Duş Sırasında Yapılan Hatalarla Güzelliğinizden Olmayın
Yazın sıcaklarından dolayı hemen her gün duş alıyor ve kendimizce güzelleşip, temizlenmeye çalışıyoruz. Peki duş sırasında farketmden yaptığımız bazı hatalardan dolayı cildimizin zarara uğrayacağını biliyor muydunuz? İşte duşta yapılan yanlışlardan bazıları… Banyo lifleri Duş sırasından özellikle kese, sabun bezleri ve liflerin temizliğine dikkat etmek gerekiyor. Banyodan sonra ıslak bırakılan lif ve bezlerde bakteriler ürüyor. Bu lifleri bir kez daha kullanıdığınızda mantar problemiyle karşılaşabilirsiniz. Bakteri oluşumuna engel olmak için, banyo lifi ve bezlerinizi ayda bir kere temizleyin ve kurumalarını sağlayın. Sabun Duşta sabun kullanmak cildi kurutuyor. Sabunların cildin kendi yağını arındırdığı ve bu yüzden kuruttuğu öne sürülüyor. Cildinizin kurumasını engellemek için sabun yerine su bazlı banyo jellerini kullanabilirsiniz. Yüzünüzü temizlemek için de yine yüz yıkama jellerinden kullanabilirsiniz. Sıcak su Banyo esnasında oluşan cilt kuruluğunu yalnızca sabuna bağlamak yanlış olur. Banyoda çok sıcak suyla yıkanmak, cilt için gerekli olan yağları da arındırır. Aynı zamanda sıcak su cildin daha erken yaşlanmasına da neden olan faktörlerdendir. Bu duruma mahal vermemek içinse , yaz kış demeden ılık ya da soğuk su ile yıkanmayı alışkanlık haline getirmey çalışın. Şampuan Bir çoğumuz şampuanı direk olarak saç uçlarına uyguluyoruz. Şampuanı birazcık sulandırarak tepe noktamıza, ensemize ve kulak arkalarına uygulamak gerekiyor. Yağlanma saç derisinde gerçekleştiği için bu bölgenin arındırılması daha doğru olacaktır. Saç uçlarınız zaten tepenize uyguladığınız şampuanla temizlenecektir. Jilet Duşta jilet kullanıyorsanız, bunu duşun son aşamasına bırakın. Suyun etkisiyle gözenekleriniz açılır ve kıl kökleriniz daha belirgin hale gelir. bunun yanında duşun sonuna doğru uyguladığınız jilet kıl batıklarına neden olmaz.
'Bebeğiniz Kaç Aylık' Sorusuna Kızdı 48 Kilo Verdi
Adana'da İbrahim ve Mesude çiftinin ilk çocukları, küçük yaşlardan itibaren kilo almaya başladı. Düzensiz beslenen ve kilo almaya devam eden Tomas, 25 yaşına geldiğinde 110 kiloya ulaştı. Aşırı kilosu nedeniyle zor günler geçiren ve sosyal hayata uyum sağlamakta zorlanan Tomas, ayakkabısının ipini dahi bağlayamaz duruma geldi. Durumuna çok üzülen, sağlık sorunları yaşayan ve zayıflama çabaları sonuçsuz kalan Tomas, bir mağazada kendisini hamile sanan bir görevlinin ''Bebeğiniz kaç aylık?'' sorusundan etkilenerek Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'ne başvurdu. Ailesinin karşı çıkmasına rağmen Prof. Dr. Cem Kaan Parsak gözetiminde tedavisini başlanılan Tomas, tüp mide ameliyatıyla fazla kilolarından kurtularak, sağlığına kavuştu. Fehime Tomas, yaptığı açıklamada, aşırı kilosu nedeniyle sağlık sorunları yaşadığını, bunun da günlük yaşamını olumsuz yönde etkilediğini söyledi. Zor günler yaşadığını, bedenine göre kıyafet bulamadığını anlatan Tomas, ''Kıyafet almak için gittiğim bazı mağazalarda 'burada size uygun beden yok' denilerek geri çevriliyordum. Bir başka mağazada ise bir görevli beni hamile sanarak 'Bebeğiniz kaç aylık?' dedi. Halbuki hamile falan değildim. Görevlinin bu sözünden çok etkilendim ve zayıflamaya karar verdim, şuanki kilomdan çok mutluyum'' diye konuştu. 62 KİLOYA DÜŞTÜ Tomas, ameliyat olmadan önce 110 kilo olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: 'Yaklaşık 8 ayda 48 kilo vererek 62 kiloya düştüm. Ameliyat olmadan önce kendime güvenim hiç yoktu. Hiçbir yere gitmek istemiyordum. Ancak şuan öyle bir sorunum kalmadı. Özel bir günde istediğim kıyafeti alıp giyebiliyorum. En azından otobüste yanımdakini rahatsız etmiyorum. Ayakkabı ipimi artık rahatlıkla bağlayabiliyor, merdiveni rahatlıkla çıkabiliyorum. Beni görüp ameliyat olan 4 arkadaşım var. Onlar da durumlarından çok mutlular.' Ameliyata ailesinin karşı çıktığını hatta annesinin 'seni evlatlıktan reddederim' dediğini belirten Tomas, 'Operasyondan sonra annem 'acaba bende mi ameliyat olsam' diyor. Ameliyatım doğum günüme denk geldi. Şuan yeni hayatıma başlamış gibi hissediyorum' dedi. '' MORBİT OBEZİTE GÜNÜMÜZDE ÇOK YAYGIN '' Prof. Dr. Cem Kaan Parsak ise Fehime Tomas'ın, obeziteye bağlı sosyal ve psikolojik sorunları bulunan bir hasta olduğunu aktararak, ameliyatla başarıya ulaştıklarını söyledi. Hastasının hem yandaş hastalıklarından kurtulduğunu hem de sosyal ve fiziksel hayatta kendini daha iyi hissettirecek, mutlu olmasını sağlayacak bir görünüme kavuştuğunu bildiren Parsak, şöyle devam etti: ''Morbid obezite dediğimiz durum; vücudun belirli bir kitle endeksinin üzerinde olması, yani şişmanlık hastalığı denilebilir. Bence çağın en önemli sorunlarından biri. Morbid obezite günümüzde çok yaygın. Çeşitli şişmanlık ameliyatları yapılıyor ama her hastanın ameliyatının başarılı olacağı, yüzde 100'ünün aynı görüntüye kavuşacağı anlamına gelmiyor. Bu çok faktörlü bir durumdur. Çünkü kilolu olmak genetik yatkınlıktan tutun, beslenme alışkanlığına, çevresel faktörlere kadar metabolizma ile çok faktörlüdür. Ameliyatların da doğru seçilmesi, her hastaya uygun ameliyat tekniğinin seçilmesi bu hekime düşen önemli bir görevdir. Ama hastaların da ameliyattan sonra diyetine, sporuna dikkat etmesi çok önemli.'' modahaber
Vajinismus Hastası Kadına Boşanma Tazminatı Yok
Mahkeme, ''vajinusmus rahatsızlığı'' nedeniyle eşinden boşanan kadının nafaka talebini, cinsel birlikteliğin kadının fiziksel ve psikolojik durumu nedeniyle gerçekleşmediği ve fiili bir evliliğin de tam olmadığı gerekçesiyle reddetti. Ankara 7. Aile Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, çiftin mahkemeye sundukları dilekçelere yer verildi. Koca A.T. eşi V.T. ile 24 Haziran 2012'de evlendiklerini, eşinin istememesi üzerine cinsel ilişkiye giremediklerini ileri sürdü. Eşine doktora gitmeyi önerdiğini belirten A.T. eşinin bu öneriyi kabul etmediğini kaydetti. Cinsel sorunlar nedeniyle eşinin asabileştiğini anlatan A.T, V.T.'nin tam kusurlu olduğunu iddia ederek, toplam 110 bin lira tazminat istedi. A.T. ayrıca, kadının istediği nafaka ve tazminat taleplerinin de reddini istedi. V.T. de eşiyle cinsel ilişkiye girememesi üzerine tedavi gördüğünü, ancak eşi A.T'nin bu tedavi sürecine katılmadığını ileri sürdü. Kadın, şiddetli geçimsizlik yaşadığını ileri sürdüğü kocasından 35 bin 200 lira tazminat ve nafaka talebinde bulundu. Mahkeme, yaptığı incelemede, çiftin cinsel birliktelik yaşayamadığını tespit ederek, evlilik birliğinin sosyal amacının yanında cinsel arzuları tatmin etmesi gayesinin de bulunduğunu dikkate alarak, evlilik birliğinin devamında taraflar açısından bir yarar bulunmadığına hükmetti. Çiftin birbirinden istediği tazminat taleplerini reddeden mahkeme, cinsel birlikteliğin kadının fiziksel ve psikolojik durumu nedeniyle gerçekleşmediğini de belirterek, kadının nafaka isteğini evliliğin tam olarak gerçekleşmemesi nedeniyle geri çevirdi.AA
Slow-carb (yavaş karbonhidrat) diyeti
Bugün Tim Ferris’in geliştirdiği alternatif bir diyet yaklaşımından bahsedeceğim. Ama ondan önce Tim Ferris’ten biraz bahsetmeliyim galiba.Tim Ferris, 1977 doğumlu genç bir Amerikalı yazar, girişimci, konuşmacı ve yatırımcı. İsminin önünde diyetisyen, beslenme uzmanı, fitness antrenörü gibi profesyonel unvanların hiçbiri yok; bununla birlikte Slow-Carb diyetini anlattığı 4-Hour-Body kitabı New York Times Bestseller listesinde 1 numara oldu. Her gün bir yenisi geliştirilen diyet trendlerini, vaatlerini ve etkilerini yakından takip ettiğim için bu popüler yaklaşımı da araştırdım, bizzat denedim ve değerlendirdim.Öncelikle diyetin yapısından ve temel birkaç kuralından söz edeyim. Tim Ferris’in 5 kuralı şöyle:Kural 1: Beyaz (ya da beyaz olabilecek) bütün karbonhidratlardan uzak durun. Un, pirinç, şeker ve bunları içeren tüm ürünler; esmer pirinç, kepekli makarna, tam buğday ekmeği, kahvaltılık gevrek, patates vs. bunların hiçbiri yok. Kural 2: Yaşam tarzınıza uygun, hızlı ve pratik bir şekilde hazırlanabilecek birkaç öğün belirleyin ve tekrar tekrar aynı yemekleri yiyin. Bunu uygulayan kişilerin diyetlerinde daha başarılı olduğu görülmüş. Yemekler alttaki 3 besin grubunun her birinden bir içerik seçilerek hazırlanıyor.Devamı: http://www.uplifers.com/slow-carb-yavas-karbonhidrat-diyeti/#ixzz37j4STGOX
Bayramda Ziyaretlerinde Karşınıza Çıkabilecek 8 Tip
Hayatını eğitim, öğretim ve ÖSYM'ye adamış dayıdır. Lise hayatı boyunca çeşitli integral ve fizik soruları için aranmış, üniversitede ödevlerin bir numaralı yardımcısı olmuş, sonra bir köşede unutulmuştur.Evinde gizli gizli icatlar yapıp, zor hayatını kolaylaştıracak fırsatlar kollamaktadır. O gün gelecek dayı sen biraz daha bekle.
Dünyanın En Ünlü Çakısının Hikayesi
Dünyanın en ünlü çakısı savaş alanlarından çıkıp toplantı salonlarına giriyor. Swiss Army (İsviçre Ordusu) çakısı yeni bir isme ihtiyaç duyabilir, zira bir günlük üretimleri tüm İsviçre Ordusu’nun yıllık ihtiyacını karşılarken, kalanı konserve açan maceraperestlere ya da toplantı odasında lazer pointer kullanan üst düzey yöneticilere satılmakta. İtalya’dan Magda Stefini, babasının 83’üncü yaşgünü için 14 özellikli bir Vvictorinox çakısının çok uygun bir hediye olduğuna karar verdi. Doğa düşkünü babasına dalları kesebileceği bıçağıve testeresi olan modeli aldığını belirten M.Stefini, ayrıca kendi şarabını imal eden babası için çakıda tirbüşon olmasına da dikkat ettiğini ifade ediyor. Yazının devamı için tıklayın
Sadece Motoru Bozanların Anlayabileceği 12 Şey
Motoru bozmak... İnsanoğlunun bir türlü kesin çözüm bulamadığı bir illet. Çıplak ayakla fayansa basmak, soğuk su içmek, bozuk yemek yemek... Say say bitmez sebepleri. Klimasıdır, havuzudur yaz aylarında tebelleş olduğumuz meretlerle de iyiden iyiye hırpalanan sindirim sistemlerimizin çektiğini bir biz biliriz bir de bizim gibiler... Sağlıklı günler dileklerimizle;
Günlük Hayatta Çok Kullandığımız 6 Yalan
Bir çok defa duymamızda rağmen, yine de bir çok defa daha duyacağımız şeyler bunlar. Belki bu şekilde belki hafif mutasyona uğramış olarak. Ama sistem hiç değişmez yani, aklınızda bulunsun.
Cep Telefonlarımızla Çektiğimiz Fotoğraflardan Para Kazanma Yolları
Bu yazıda akıllı telefonlarımızla çektiğimiz fotoğraflardan nasıl para kazanabileceğimize değineceğiz. Hemen herkesin elinde artık akıllı telefon var. Yüzlerce binlerce fotoğraf çekilip sosyal medyada paylaşılıyor. Çektiğimiz kaliteli fotoğraflardan para kazanmak mümkün, nasıl mı? Öncelikle kaliteli fotoğraflar çekmemiz gerekiyor. Sosyal medyada dolaşan binlerce gereksiz fotoğraf var, bunlardan para kazanılacak değil elbette. İnsanları etkileyecek ilham verebilecek kişi, yer, panorama, günün anı gibi fotoğraflar olabilir. Tabii en önemlisi özgün olması. Örneğin şimşeklerin yere indiği Ankara fotoğrafları oldukça ilginçti. Telefonlarımıza bazı uygulamaları eklememiz gerekiyor: 1- Instagram : Dünyaca ünlü uygulamayı sanırım herkes biliyordur. Burada esas olan “Önerilen Kullanıcı” olmak. 2- Twenty20 : Önceden Instacanvas olarak bilinen fotoğraf uygulaması. Burada fotoğraflar alınıp satılabiliyor. ( IOS / Android) 3- UPLO : Fotoğrafların alınıp satılabildiği IOS uygulaması. 4- Snapseed : Fotoğrafları editlemek için kullanabilecek önemli bir uygulama. ( IOS / Android) Bu uygulamaları telefonlarınıza indirdikten sonra tek yapacağınız orjinal fotoğraflar çekip yüklemek ve beklemek. Fotoğraflarınız beğenilirse size ücret ödeniyor. Scoopshot Uygulaması Son olarak Scoopshot uygulamasını tanıtmak istiyorum. Bu uygulamanın diğerlerinden ayrılan özelliği habercilikle ilgili olması. İnsanların sıcak gelişmeleri anında fotoğraflayıp dünyanın medya devlerine ulaştırmasını sağlıyor. Scoopshot bunu yaparken fotoğrafı çeken kullanıcıların fotoğraflarda imzasını yayınlayarak karşılığında para kazandırıyor. Örneğin, büyük bir siyasi protesto, bir trafik kazası, futbol maçındaki olaylar, doğal afet gibi birçok farklı kategoride fotoğraf paylaşmak mümkün. Söz konusu fotoğraflar, Scoopshoot ile anında dünyanın önde gelen medya devlerine ulaşıyor.
Gezicilere Atfedilen 10 Fantastik Komplo
Gezi olayları başladığından beri eylemlere katılanlar 25 farklı ülkenin ajanı olmakla, etkin bir şekilde darbe yapmakla, teröristlikle ve çapulculukla itham edildi.Bu dönemde gezicilere atfedilen en ilginç 10 komployu derledik, uzay gemisi yapmamızı engellemekten, Marmaray sabotajına, atom bombası imalatından, çadırlarda seks yapmaya işte Gezicilerin korkunç suç karnesi. (Not: Kabataş'ta başörtülü bir kadına 100 - 150 kadar üstleri çıplak deri eldivenli eylemcinin saldırdığı iddiası hakkında kamera kayıtları ortaya çıktığı ve bu iddianın apaçık yalan olduğu ispatlandığı için bu iddiaya yer verilmedi)