7 Maddede Işın Kılıcı Renkleri ve Anlamları
Işın kılıcı renklerini herkes biliyor ama anlamlarını pek kimse bilmiyor. Altın, beyaz ve siyah renkleri neredeyse kullanan hiç kimse olmadığı için es geçtim. En çok kullanılan 7 rengi açıkladım.
21 Caps ile AİBÜ ve Bolu'yu Anlamak
AİBÜ'yü yeni kazananlar için '101 AİBÜ'yü Anlama' dersine hoş geldiniz!*Görseller 'AİBÜ ETİKet' adlı Facebook sayfasından alınmıştır. https://www.facebook.com/pages/AİBÜ-ETİKet/290851801096915
Reklam
Reklam
Burcu Esmersoy'un Dikkat Çekici All Dergisi Röportajı
Seni görünce aklımıza yaz geliyor... Sen kendini yaz kadını gibi hissediyor musun? - Kesinlikle. Enerjimi güneşten alıyorum. Zaten Instagram hesabıma baktığınızda paylaşımlarımın çoğunun deniz ve güneşle ilgili olduğunu görürsünüz. Dinlenme denildiği zaman da aklıma deniz ve kumsal gelir. Herkesin “Çok sıcak, uyuyamıyoruz” dediği dönemde ben yorganla yatıyorum. Çünkü çok seviyorum sıcağı. Ayrıca yazın, insana çok yakıştığını da düşünüyorum. Mesela yanınca ten rengin çok güzel oluyor, kendini çok iyi hissediyorsun. Ayrıca sarışınlara da bronz tenin ekstra yakıştığını düşünüyorum. Kışın da Maldivler’e kaçışım ne kadar yaz tutkunu olduğumu göstermiyor mu?kaynak:http://www.radikal.com.tr/
Reklam
Dünyayı Sarsan 18 Komplo Teorisi
Mustafa Kemal Atatürk, Masonlar tarafından öldürüldü. Masonlar, localarını kapatıp faaliyetlerine son verdiği için Atatürk’e düşmandılar ve kendilerinden olan doktorlar vasıtasıyla yavaş yavaş zehir verip ölümüne sebep oldular.Getirtilen Mason doktor , Atatürk’ü zehirledi.
Saçlarınız İçin Doğal Yağ Tedavisigri Pijama
Evinizde yapacağınız maskelerle saçlarınızı kendi ellerinizle güzelleştirin. Saçlarınız için en yararlı bitkisel yağlar ve kullanışları; Sıcak yağ tedavisi ; Kurumuş ve yıpranmış saçları en iyi canlandırma yöntemi zeytinyağı tedavisidir. Saçlarınıza parlaklık vermek ve beslemek için 2 çorba kaşığı zeytinyağını ısıtın. Bunu yavaş yavaş tüm saç derinize yedirin. Sıcak suda ıslattığınız bir havluyu sıktıktan sonra bir türban gibi başınıza sarın. Havlu soğurken bu işlemi iki veya üç defa tekrarlayarak, başın yağı iyice emmesini sağlayın. Sonra saçlarınızı yıkayarak, iyice durulayın. Hintyağı tedavisi ; Yarım çay fincanı hintyağını ısıttıktan sonra baş derinizi ovarak saçınızın yağı emmesini sağlayın. Yavaş yavaş tarayacağınız saçlarınızı kaynar suya bastırıp sıktığınız havluyla sarın. Bu işlemi yaptıktan sonra yarım saat kadar bekleyip şampuanla yıkayın. Bu tedavi, fazla ince, çabuk kırılan, kuru saçlara iyi gelir. Zeytinyağı ve bal tedavisi ; Yarım çay fincanı yeşil zeytinyağıyla bir çay fincanı süzme balı karıştırın. Bu sıvıyı iyice sallayıp çalkalayın ve bir kaç gün dinlenmeye bırakın. Daha sonra bu karışımı baş derinize ovarak ve tarayarak yedirin. Ancak bu işlemi yaparken tarağın dişlerinin baş derinize batmamasına özen gösterin. Başınıza bir naylon torba geçirerek, başın sıcaklığını muhafaza etmeyi sağlayın. Karışımı başınızda yarım saat beklettikten sonra, saçlarınızı bol suyla durulayın. Bu işlem, koyu renk saçların ışıltılı bir hal alıp parlamasını sağlar. Protein tedavisi ; Yumurta ile yapılacak protein tedavisi hemen hemen her tür saç için uygundur. İki yumurtayı çırpın ve içine yavaş yavaş bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir çorba kaşığı gliserin, bir çorba kaşığı sirke, mümkünse elma sirkesi ilave edin. Saçınızı bir kez şampuanladıktan sonra saçlarınıza bu karışımı sürüp 15-20 dakika bekleyin. Saçlarınızı iyice duruladıktan sonra saçlarınızın çok kısa sürede canlandığını fark edeceksiniz. Kakao yağı tedavisi ; Koyu renk saçlı kişilerin uygulayabileceği bir başka bakım yöntemi ise aşağıda anlatılan bu karışımdır. İçinde su kaynayan genişçe bir tencerenin içine daha küçük bir kabı oturtun. Yarım çay fincanı ayçiçeği yağını, 1 çorba kaşığı kakao yağını, 1 çorba kaşığı susuz lanolini bu ikinci kabın içinde eritin. Bütün bu yağlar eriyince, kabı kaynar suyun içinden alın ve karışımı iyice çırpın. Bu karışımdan 1 çorba kaşığı kadarını alarak buna 1 çorba kaşığı su katın, iyice karıştırın. Bu sıvıyı ovarak başınıza sürün ve bu durumda 15 dakika ile yarım saat arasında bekleyin. Ardından saçınızı yıkayıp durulayın. Bu tedavi koyu renk saçlara yeni bir canlılık ve parlaklık verir. Mayonez tedavisi ; Kuru saçların en büyük ihtiyacı saç derisinin tıkanmış olmasından dolayı kaynaklanan yağ eksikliğidir. Bu açığı gidermek için mayonez tedavisi uzmanlar tarafından önerilen bir bakım türüdür. Bir yumurtayı, 1 çorba kaşığı sirkeyi, 2 çorba kaşığı bitkisel yağı, işe koyulmadan hemen önce karıştırarak çırpın. Bu karışımı baş derinize ovarak iyice içirin. Ardından saçlarınızı tarayarak bütün karışımın ;
Reklam
Diş Ağrınızı Hafifletmek İçin 10 Öneri
Diş ağrısının kesin çözümünün diş hekimine gidip profesyonel yardım alıp tedavi olmayı gerektirdiğini söyleyen Dt Selçuk Özbölük, ''Ancak doktora gidinceye kadar ağrıyı hafifletmede bazı doğal çözümler uygulanabilir, bu çözümlerin geçici olduğu unutulmamalıdır. Oruçluysanız ve dişiniz ağrıyorsa ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması geçici olarak ağrıyı hafifletir. Ancak mutlaka bir diş hekimine görünmek gerektiğini ifade etti. Hospitadent Dental Group'tan Dt. Selçuk Özbölük ağrıyı hafifletmede uygulanabilecek doğal çözümleri şu şekilde sıraladı: 1- İlk olarak diş fırçalamayı deneyin. Fırçalama çürüğe sıkışmış ve ağrıya neden olan besinleri uzaklaştırmaya yardımcı olur. Dişlerin dişipi ile temizlenmesi ve fırçalama ağrının azalmasına neden olur. 2- Sirkeli su ve tuzlu su gargarası diş ağrılarını kısmen uyuşturur. Dişi bakterilerden temizler şişlikleri azaltır. Dişeti ve açık diş çürüklerine dezenfektan etkisi vardır. 3- Ağrı kesici ve antibiyotik kullanın. Ağrıyan diş ısırdığında daha fazla ağrıya neden olursa bu iltahaplanmanın göstergesidir ve antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. 4- Karanfil yağı veya kuru karanfil yüzyıllardır enfeksiyonu tedavi etmede kullanılır. Diş ağrısına iyi gelen karanfil yağı anestezik ve antiseptik özelliklere sahiptir. Eugenol denilen güçlü bir madde içerir. Bakteri öldürmeye yarayan bu madde diş macunlarında da vardır. Kuru karanfil ağrıyan bölgeye konup bekletilirse o bölgeyi uyuşturarak ağrı hissini azaltır. Ayrıca antibakteriyel özelliğinden dolayı çürük dişin çevresindeki zararlı bakterilere etki eder. 5- Buz uygulaması; Ağrıyan diş bölgesine soğuk kompres uygulaması geçici olarak ağrıyı hafifletir. 6- Sarımsak çürük diş üzerinde bekletilerek ağrıya neden olan bakterileri yok eder. 7- Çörek otu uyuşturma özelliği yoktur ancak düzenli kullanıldığında ağrıya neden olan etkenlerin ortadan kalkmasını sağlar. Vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir. 8- Buğday çimi suyu; diş etleri ve dişlerdeki enfeksiyonlardan koruyan doğal bir antibiyotiktir. Ağızda bakterilerin artmasını engeller ve diş ağrısını azaltır. 9- Zerdeçal; antibakteriyel ve antiseptik özellikleri sayesinde ağrı giderme gücüne sahiptir. Su ile karıştırılıp hamur haline getirilir ve ağrıyan dişin üzerine uygulanır. 10- Karabiber; güçlü bir antibakteriyel ve antienflamatuar özellikleri olan doğal bir antibiyotiktir. Diş ağrısının azalmasında etkilidir.
Reklam
0-2 Yaş Bebek Gelişimi Hakkında Bilgiler
Dünyalar güzeli, masum kokulu bebeğiniz dünyaya geldi. Gözlerini ilk açtığında sizleri gördü ve anne baba bildi. Sizin sevginize, ilginize, şefkatinize muhtaç olan bir bebek. Hayatınızı değiştirecek kadar güzellikte. Hatta gece sizleri uyutmayacak daima yanında isteyecek. Kimi zaman karnı tok olduğu halde, hasta olmadığı halde ağlayacak ve hiç susmayacak! Çünkü sevginize muhtaç, okşanmaya muhtaç, bir güler yüze muhtaç… Bebeğiniz 2 yaşına kadar hızla büyüyecek. Her geçen gün farklı hareketler ve farklı bakışlar sergileyecek. Sizlerin dışında kendisi hiç bir ihtiyacını karşılayamayacak. Size her anlamda muhtaç bir masum bebek. 0-2 yaş bebek gelişimi için çok önemlidir. Bu 2 yıl içerisinde kesinlikle anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü ile beslenen çocukların çok zeki olduğu kanıtlanmıştır. Anne sütü, gerekli tüm besinleri içermektedir. Bu neden ile gün geçtikçe emzirmekten canınız yansa da dişinizi sıkın. Evladınız için sıkmanız gerekir. Bu yıllarda bebeğiniz sizden düzenli bir uyku bekler. Temizlik ve beslenme ihtiyacının yeteri kadar karşılanmasını bekler. Dünyaya tutunabilmesi için sizin onlara tutunmanız lazım… Bebeğin ihtiyaçlarının zamanında karşılanması annesine olan güvenini besler. Zira bu 2 yıl içerisinde bebeğin bağlanabileceği bir büyüğün olması çok önemlidir. Bu şekilde bebeğiniz kendi ihtiyaçlarını kendi karşılayana kadar, size ihtiyaçlarını anlatabilmeyi öğrenir. Çünkü size güvenir. Bu dönemlerde bebeğiniz, her şeye merak sarar. Her gördüğünü ellemek, dokunmak ister. Çünkü dünyayı ve eşyaları tanımaya başlıyor. Bu hareketleri bebeğinizin normal düzeyde olduğunu gösterir. Ancak siz hareketlerini kısıtlarsanız, dokunmasına izin vermezseniz kendisine olan güvenini kaybeder ve el becerisini kazanamaz. Ve bu şekilde kendisini daima birilerine bağımlı hisseder. Bu yaşlarda ki çocuklar yerlerinde durmazlar, enerjileri yüksektir. Her şeyi kendi kendilerine yapmak isterler. Hatta yemeği bile kendileri yemeye çalışır. Bırakın çalışsın. Evet belki ortalık batacak ama ona göre halıya örtüler serin. Yeter ki çocuğunuz sağlıklı ve düzgün bir gelişim göstersin. Bu dönemde çocuklar, arkadaş çevresi edinemez ve onlarla oynayamazlar. Oyun desteğine ihtiyaç duyarlar. Oyun desteğini ancak anne ve babalar verebilir. Nasıl oynaması gerektiklerini siz öğreteceksiniz. Bu dönemde en çok hareketli oyuncaklara merak sararlar. **Devamı İçin: http://www.saglikhatti.info/0-2-yas-bebek-gelisimi-hakkinda-bilgiler/**
Cinsel Sağlığınız İçin 15 Önemli Adım
Alerji testi yaptırın Vajinal bölgenizde, sadece regl dönemi sırasında gelişen bir kaşıntınız mı var? Yanıtınız evet ise o zaman sizin sorununuz alerji olabilir. aklınızda bulunsun, kokulu pedler vajinanın duyarlı cildinde kaşıntıya sebep olabiliyor. Köpüklü banyo yapmak ve bu bölgeyi kokulu sabunla yıkamak da alerjiyi tetikleyebiliyor. siz iyisi mi kokulu ürünler kullanmayı bırakın. Belirtiler ortadan kalkarsa, suçluyu bulmuşsunuz demektir. Doktorunuz aksini öenermedikçe, vajinanın içini yıkamaya yönelik üretilen hijyen ürünlerini de kullanmayın. Çünkü bunlar vajinayı bakterilere karşı koruyan laktobasil asit ortamının zarar görmesine yol açabiliyor. Diyetinizi gözden geçirin Yapılan çalışmalar, haftada 4-6 kez tavuk yiyen kadınların sistite daha eğilimli olduğunu gösteriyor. Bu soruna tavukta bulunma ihtimali olan E koli bakterisinin neden olabileceği düşünülüyor. Teksas Üniversitesi Southwestern Medical Centerde yapılan bir araştırma; diyet içeceklerdeki maddelerin, mesanede tahrişe yol açabileceğini ve idrar tutamama sıkıntısını artırabileceğini ortaya koyuyor. New York Long Island Jewish Medical Center de yapılan çalışmada ise günde 2 dilimden fazla beyaz ekmek tüketmenin, içeriğindeki rafine karbonhidratın kan şekeri seviyesini yükseltmesi nedeniyle mantara daha uygun bir zemin hazırladığını ifade ediyorlar. Stresten uzak durun Uzmanlar stres altındaki kadınların regl dönemlerini, sakin mizaca sahip olan ve stressiz bir yaşam süren kadınlardan iki kat daha ağrılı geçirdiklerine dikkat çekiyor. Bunun muhtemel sebebi ise stres yüzünden yükselen prostaglandin (çeşitli dokularda bulunan ve yağ asitlerinin türevi olan yağ kökenli bir madde) üretiminin, ağrılı krampları tetiklemesi. Bu artış özellikle regl döneminin ilk yansında görülüyor. Dolayısıyla, siz de hiç olmazsa regl döneminde stresten uzak olmaya çalışın. Mantardır diye düşünmeyin Vajinal bölgedeki her kaşıntının mantar enfeksiyonundan kaynaklandığını zannedip, gelişigüzel ilaç alarak kendi kendinizi tedavi etmeye kalkmayın. Çünkü, aslında sorununuzun nedeni başka bir hastalık, örneğin, bakteriyel vajinit olabilir. Mantar enfeksiyonu peynir kesiği kıvamlı bir özellik sergilerken, bakteriyel vajinit akıntısı ise daha akıcı oluyor. Doktorunuz bakteriyel vajinit tanısı koyarsa, antibiyotik tedavisi uygulayacaktır. Smear testi yaptırın Uzmanlar, hiçbir yakınmanız olmasa bile Pap Smear testini düzenli olarak yaptırmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. Çünkü bu test İle jinekolojik kanserler arasında 2. sırada yer alan rahim ağzı kanseri erken dönemde yakalanabiliyor. Hatta rahim ağzında kanser başlangıcı olabilecek herhangi bir hücresel değişiklik bile pap smear testi ile belirlenebiliyor. Bu nedenle aktif cinsel hayata başlayan her kadının, 20 yaşından itibaren yılda bir kez pap smear testi yaptırması çok önemli. Risk faktörü taşıyanlarda ise testin 6 ayda bir tekrarlanması gerekiyor. Klamidya enfeksiyonlarını önemseyin Her yıl düzenli olarak doktor kontrolünden geçin. Çünkü, genltal bölgeye kolaylıkla yerleşebilen ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri kabul edilen klamidya bakterisi enfeksiyonu günümüzde çeşitli testlerle ortaya çıkarılabiliyor ve başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor. Eğer tedavi edilmezse, bir yandan fallop tüplerinde tıkanma sonucu kısırlığa yol açabiliyor, öte yandan genltal siğil virüsü olan HPV’nin enfeksiyonunu kolaylaştırarak rahim ağzı kanseri riskini artırabiliyor. İdrara çıkışınızı takip edin Uzmanlara göre; günde 8 kez İdrara çıkmak normal. Eğer daha sık idrara çıkıyorsanız, muhtemelen çok fazla SM tüketiyorsunuz demektir. Yine de, çok ani olarak tuvalete çıkma ihtiyacı hissediyorsanız ya da tuvalete erişemeden İdrar kaçınyorsanız, bu, fazla çalışan bir mesaneden muzdarlp olduğunuz anlamına gelebilir. Tıpta aşırı Uzmanlar stres altındaki kadınların regl dönemlerini, sakin mizaca sahip olan ve stressiz bir yaşam süren kadınlardan iki kat daha ağrılı geçirdiklerine dikkat çekiyor. Bunun muhtemel sebebi ise stres yüzünden yükselen prostaglandin (çeşitli dokularda bulunan ve yağ asitlerinin türevi olan yağ kökenli bir madde) üretiminin, ağrılı krampları tetiklemesi. Bu artış özellikle regl döneminin ilk yansında görülüyor. Dolayısıyla, siz de hiç olmazsa regl döneminde stresten uzak olmaya çalışın.aktif mesane adı verilen bu durum ilaçla tedavi edilebiliyor. Jinekologunuzla görüşün Bazı kadınlar farklı idrar kanalına sahipler. “Nasıl” diyorsanız, hemen söyleyelim: Mesela idrar kanalı vajinaya yakın olabiliyor. Bunun sonucunda da bakterilerin içeri girmesi kolaylaşıyor. Böyle bir anatomiye sahipseniz, kişisel hijyeninize daha çok dikkat etmelisiniz. Örneğin tuvalet ihtiyacını karşıladıktan sonra arkaya doğru temizlememeniz ve ellerinizi her tuvalet sonrası yıkamanız gibi. Bisiklet selenizi değiştirin Doktorlar ince ve küçük sele kullanan kadın bisikletçilerin üriner bölge enfeksiyonlarına daha yatkın ve seksüel duyarlılıklarının da normalden daha az olduğunu belirtiyorlar. Çünkü, küçük bisiklet seleleri, perine kanalındaki sinirlere anormal bir baskı yaparak genital organları etkiliyor. İyisi mi siz büyük bir sele kullanın ve vücudunuzu ileri doğru uzatmaktan de kaçının. Vulvanızı kontrol edin! Uzmanlar her kadının vulva bölgesini üç ayda bir kendi kendilerine muayene etmeleri gerektiğini belirtiyorlar. Çünkü bu sayede pek çok hastalık, erken dönemde, yani henüz tedavi edilebilir aşamadayken saptanabiliyor. Siz de vulvanızı düzenli olarak muayene edin ve bu bölgede siğil, kitle, şişlik ya da koyu lekeler fark ederseniz, hemen doktorunuzu arayın. Genital bölge kuru kalsın Mantar ile diğer bakterilerin nemli ve sıcak ortamlarda daha kolay üremeleri nedeniyle genital bölgenizin kuru kalması, sağlığınız açısından çok önemli. Reyonlarda sergilenen seksi iç çamaşırlar hemen hepimizin gözlerini kamaştırsalar da, siz yine de sağlığınızı korumak için naylon yerine pamuklu olanlarını tercih edin. Çamaşırınızın dar olmamasına da özen gösterin. Tabii aynı kural pantolonunuz ve çorabınız için de geçerli. Makas kullanın! Ağda ve jilet, genital tüylerin yok edilmesinde oldukça etkili yöntemler. Ancak her ikisi de kıl köklerinde enfeksiyon gelişmesini kolaylaştırıyor ve genital bölgenin daha kolay tahriş olmasına neden oluyor. Genital bölgedeki tüyleri kısaltmak için makas kullanmanız, özellikle genital bölgeniz enfeksiyona ve tahrişe duyarlı ise sizin için daha iyi bir seçenek olabilir. Gereksiz yere ağrılar içinde kıvranmayın Dış genital bölgede ağrı mı duyuyorsunuz? Kadınların yüzde 15′inde görülen ve vulva ağrısı olarak adlandırılan bu sorun, eskiden doktorlar tarafından çaresiz olarak nitelenir, hatta “psikolojik” olarak adlandırılıp, ciddiye alınmazdı. Günümüzde ise kronik ağrılar arasında kabul edilen vulva ağnsı ilaçlar ve akupunkturla tedavi edilebiliyor. İlişkide yan pozisyonda durun Kadınların yüzde 18′inde geriye dönük rahim olarak adlandırılan bir rahim tipi
Mutlu Evliliğin Püf Noktaları
Modası hiç geçmeyen kurum;evlilik…Ancak aynı zamanda sorunları hiç bitmeyende o… Bekarlar evlenmek,evlenenlerde boşanmak istiyor.Peki yanlışlık nerede? Her şeyin suçlusu evlilik mi yoksa bir yerlerde hata yapan biz miyiz ? Önlemlerinizi alın Evliliğin dönemlerinden korkmayın Uzman Psikolog Bülent Budak,evliliğin tanımlamasını istediğimizde,”İnsanların birbirine hissettiği cinsel isteklerin,sevgi,şefkat ve ilgi ihtiyacının giderilmesinin yanı sıra daha düzenli,huzurlu ve sağlıklı bir yaşam için asırlar önceden oluşturulmuş bir düzenden bahsediyoruz “diyor. Bu sosyal yapılanmanın doğada var olmadığını belşirten Budak,”İnsanların yerleşik yaşama geçmeye ve sosyal hayata başlamalarıyla birlikte,farklı örf ve adetler içerisinde böyle birkurum yapılandırıldı.İnsanlar kendilerini yaşadıkları toplumun örf ve adetlerine uymak zorunda hissettikleri için evlenmek istiyorlar. Bir de çocuk faktörü var.Çünkü insane,en temel korkularından biri olan ölüm korkusunu rahatlatabilmek için ardında bir eser bırakmak istiyor ve çocuk sahibi oluyor.Evlilik dışı bir çocuğun dışlanması ihtimali insanları evlendirmeye yönlendiriyor.Son yıllarda bilimsel değil ama sosyal olarak 30 yaşını geçen kadınlarda evlenme sendromu oluştu”diyor.Düzenli ve sağlıklı yaşamak için evleniyoruz”Evlilik insane doğasına aykırı mı?”diye sorduğumuzda ise Uzman Psikolog Bülent Budak,bu fikrin insanların sorumluluktan kurtulmak için ürettikleri bir mazeret olduğunu belirtiyor’”Doğaya bakınca hayvanların tek eşli olmadığını görüyoruz.Bu açıdan bakınca evliliğin bu doğaya aykırı olduğu söylenebilir.Ancak yaşadığımız binalar da,bindiğimiz arabalar da doğaya aykırı.Doğaya uyumlu yaşamak için ata binip mağaralarda yaşıyor olmamız gerekiyordu.Hayatımızı iyileştirmek için ürettiğimiz bu yapılanmalar gibi,düzenli ve sağlıklı bir yaşam için de evlilik kurumunu ürettik.Yani evlilik bir gereklilik olarak ortaya çıktı.” Mutlu evliliğin püf noktaları 1.Acele etmeyin’Özellikle aile büyüklerinin “Yaşın kaç oldu,yaşıtların hep evlendi bende torun istiyorum”türünden
Cinsel İhanet mi, Duygusal İhanet mi?
Erkekler cinsel olarak aldatılmayı kabullenemezken, kadınları en çok duygusal ihanet rahatsız ediyor! Aldatılmak, elbette herkes için kıskançlık ve acı duygularını harekete geçirir. Ama erkek ve kadın aldatmanın en iğrenç kısmının hangisi olduğunu konusunda farklı düşünüyor; Bu farklılığın galip gelen açıklaması, kadın ve erkeğin oynadığı eşsiz evrimsel roller, ama yeni bir araştırmaya göre bunun insanların ilişkilerinde yaşadığı bağlılıkların çeşidiyle alakası var. Yaygın evrimsel açıklama, erkeklerin cinsel ihaneti daha büyük bir günah olduğunu çünkü eğer bu konuda bu kadar katı olmazlarsa çocuklarının gerçekten kendilerinden olup olmadığını bilemeyeceklerini uzun yıllar boyunca öğrendikleri için olduğunu söylüyor. Kadınlar, diğer yandan, duygusal ihanetle ilgili daha hassaslar, çünkü beraber çocuk büyütebilecekleri birisiyle ilgileniyorlar. Son yapılan bir araştırmaya göre, erkekler cinsel, kadınlar ise duygusal bir ihanetten sonra kendilerini daha suçlu hissediyorlar. Başkalarına bağlılık Penn State’te Psikolog olan ve ilişkilerdeki bağlılıkları araştıran Kenneth Levy, insanların ilişkilerini nasıl gördüklerine dair kişisel farklılıkları kadın ve erkeğin aldatmak üzerine görüşlerinde farklılık yaratıyor olabilir diyor. Levy ilişkilerdeki iki tarz bağlılıktan bahsediyor: kibirli ve güvenli. Kibirli bir bağı olan insan “İlişkisinin değerini görmez” diyor, ve onları hiper bağımsız olarak tanımlıyor. Ya da diğer kelimelerle, “Çoğumuz özgürlüğümüze değer veririz, ama aynı zamanda ilişkilerimize de. Bu bireyler sadece özgürlüklerine önem veriyorlar, ilişkilerini ayrı tutarak.” Diğer taraftan, güvenli bir bağa sahip olanlar ilişkilerinin değerini biliyor ve ilişkiyle birlikte gelen özgürlük kısıtlamasından rahatsızlık duymuyor, diyor Levy. Cinsel ihanet, duygusal ihanete karşı Bu fikri test etmek için, Levy ve meslektaşı Kristen Kelly, 400 öğrencinin romantik ilişkilerdeki bağlılık stilleri hakkında standart bir değerlendirme yamalarını istediler ve hangisini daha az stresli bulduklarını da belirtmelerini istediler; cinsel ya da duygusal ihanet. Psychological Science’da da yayınlanan çalışmalarının sonuçlarına göre; aynen Levy’nin öngördüğü gibi kibirli stili olan erkekler cinsel ihaneti daha can sıkıcı bulurken, güvenli eşler duygusal olanı daha sıkıcı buluyor. Ve beklenmedik şekilde, kadınlarda da aynısı geçerli oluyor. “Kısacası erkek ya da kadın
Reklam