onedio
İlk Yok Oluşun Sorumlusu Yanardağlar
Avustralya'da antik yanardağ patlamalarının geçmişini inceleyen bilim insanları, Dünya'daki ilk kitlesel yok oluşun 510 milyon yıl önce yaşanan patlamalar sonucu gerçekleştiğini belirledi. Bilim insanları dünya tarihindeki ilk kitlesel yok oluşun tarihini belirledi. Volkanik Kalkarindji bölgesinde radyoaktif tarihleme yöntemleri gerçekleştiren araştırmacılar, canlıların kitlesel ölümüne neden olan yanardağ patlamalarının 510 milyon yıl önce gerçekleştiğini belirledi.Geology dergisinde yayımlanan araştırmada, Curtin Üniversitesi'nden Fred Jourdan'ın başını çektiği araştırma ekibi Kuzey ve Batı Avustralya'da toplam 2 milyon kilometrekare alana yayılan antik lav oluşumunu inceledi. Radyoaktif tarihleme yöntemleri, 510-511 milyon yıl önce Kambriya döneminde yaşanan ve çok hücreli canlıların ilk kitlesel ölümüne tanık olan dönemde, Kalkarindji'da büyük volkanik faaliyetler yaşandığını ortaya koydu. Böylece, Kalkarindji bölgesinde yaşanan volkanik faaliyetlerin neden olduğu iklim değişikliğiyle ilk kitlesel ölüm arasında bağlantı kuruldu. Dr. Jourdan, 'Dünya üzerindeki canlıların yüzde 50'sini yok eden bu değişim, iklim değişikliği ve okyanuslardaki oksijenin azalmasıyla bağlantılıydı. Ancak bu değişimlerin nedeni kesin olarak bilinmiyordu' ifadesini kullandı. Jourdan, 'Kambryia dönemindeki kitlesel ölümle Kalkarindji'deki volkanik patlamaların aynı zamanda gerçekleştiğini ortaya çıkarmakla kalmadıklarını, aynı zamanda gereken kanıtı da bulduklarını' söyledi. Bölgedeki volkanik kayalarda sülfür dioksitin azaldığının anlaşılması, patlamalarda atmosefere sülfür yayıldığını ortaya koydu. Yanardağlar iklim değişikliğini harekete geçirebiliyor Jourdan, yanardağlarının bahsettikleri kitlesel ölüm kadar büyük etkileri olabileceğine dair, Filipinler'deki Pinabuto yanardağının 1991'de patlamasını örnek verdi. Atmosfere çok büyük miktarda sülfür dioksit saçan yanardağ, birkaç yıl sonra ortalama küresel hava sıcaklığının bir derecenin yaklaşık 10'da 1'i kadar artmasına neden olmuştu. Araştırmacılar, Pinabuto'nun tek başına yaptığı etki göz önüne alındığında, Batı Avustralya kadar bir alandaki patlamaların kitlesel ölüme yol açabileceğini belirtti. Jourdon, son 550 milyon yıl içinde yaşanan volkanik patlamalar ile iklim değişiklikleri arasındaki bağlantıyı çok titiz bir şekilde incelediklerini ve yaptıkları hesabın sadece 20 milyarda 1 ihtimalle tesadüf olabileceğine dikkat çekti. Volkanik patlamaların birçok canlı türü için kısa sürede adapte olması zor şartlar doğurduğunu belirten Jourdan, bu nedenle canlıların ölümden kaçamadığını belirtti. Araştırmacılar, yanardağların atmosfere saçacağı büyük orandaki gazların okyanus, iklim ve ekosistemler üzerindeki etkisini anlamak için geçmişin daha iyi incelenmesi gerektiğini ifade etti. Al Jazeera
Seks Star Yarışması Olay Yaratacak
ABD'de çok ses getirecek bir yarışma başlıyor. Adı, 'The Sex Factor'. Tıpkı bir müzik yarışması gibi ama; şarkılar değil, yatak performansları yarışıyor! Porno yıldızlarından oluşan 4 jüri üyesi, 32 amatör porno yıldızının performansını izliyor ve değerlendiriyor.İnternet yayınlanacak programın önümüzdeki aylarda hayata geçmesi bekleniyor. Programın sunucusu da, geçtiğimiz haftalarda 'lisede porno yıldızı skandalı' haberleriyle ABD'nin gündemine oturan Belle Knox. Birinci gelen çiftin 1 milyon dolar kazanacağı yarışmanın dünyada nasıl bir etki yaratacağı merak konusu...
Twitter Yazı Tipini Değiştirdi
Dünyanın en büyük sosyal ağlarından birisi olan Twitter yeniliklerine devam ediyor. Geçtiğimiz ay yeni tasarımını tüm kullanıcılara açan Twitter , şimdi ise yeni yazı tipini kullanıcılarının kullanımına sundu. Twitter , Helvetica Neue olan yazı tipini, Gotham Narrow SSm ile değiştirdi. Twitter'ın resmi Twitter hesabı üzerinden de Twitter'ın yazı tipinin değiştirildiği duyuruldu. Twitter'ı sık kullananların ilk etapta alışmasının zor olacağı yeni yazı tipinden memnun olanların sayısı bir hayli az. Ancak bunun alışma sürecinden kaynaklandığı düşünülüyor. teknokulis
Gangnam Style Rekor Kırmaya Devam Ediyor
Geçen yılın fenomen olan şarkısı Gangnam Style, YouTube üzerinde izlenme rekorları kırmıştı.15 Temmuz 2012'de YouTube'a yüklenen Gangnam Style'ın klibi iki yıl olmasına rağmen halen rekorlar kırıyor. 2012 yılının sonlarında 1 milyar izlenme rakamına ulaşan ilk video olarak rekor kırmayı başaran Gangnam Style YouTube'ta 2 milyar izlenme ile kendi rekorunu krarakikinci bir rekor daha yaptı. Beğeni konusunda da rekor kıran videoyu beğenenlerin sayısı 8 milyon 325 bini buldu.teknolojioku
Otoriterleşen Erdoğan'ın Ekonomi Yönetimindeki Çatlak İlk Değil
ÇIKILAMAYAN ORTA GELİR TUZAĞI VE OTORİTERLEŞEN ERDOĞAN, FAİZ TARTIŞMASIYLA ÇATLAĞI DAHA DA BÜYÜTTÜ, SÜRDÜRÜLEMEZ KILDI CHP Parti Meclisi Üyesi ve İstanbul Milletvekili Umut Oran, ekonomi yönetiminde faizler dolayısıyla baş gösteren çatlağın yeni olmadığı, AKP hükümetleri döneminde sıkça yaşandığı, ancak orta gelir tuzağından çıkılamaması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın giderek otoriterleşmesi nedeniyle artık konunun içinden çıkılamaz noktaya doğru gitmekte olduğu uyarısını yaptı. Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle: Erdoğan’ın Merkez Bankası’na “faizi indir” baskısının ardında, 11.5 yıldır şişirdikleri inşaat-konut balonun patlama noktasına gelişi yatıyor. Ekonomiyi tamamen sıcak paraya bağımlı hale getirip; ağır borç yükü altına soktular, inşaata dopingle ekonomiyi canlı tuttular. Fed kararları ile sıcak para musluklarının kısılması ve 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonları sonrasında artan siyasi risk – azalan güvenin etkisiyle dövizde yaşanan sıçramaya şok faiz artışı ile cevap verilmişti. Yükselen finansal maliyetler kredi fiyatlarına yansıdı, bu durum piyasada durgunluğa yol açtı. İnşaattaki saadet zinciri bozuldu. Daireler satılmıyor, konut stoku elde kaldı. Şimdi Erdoğan telaşla “faizleri indirin!” diye feryat ediyor. Faizde sert bir indirim, dış muslukların iyice kısılması, zaten yüksek olan dövizin fırlaması demektir. Bu durumda cari açık finanse edilemez, borçlar döndürülemez, aşırı dış borçlu reel sektör ve bankaların mali yapısı bozulur, şirket iflasları çoğalır, bunun siyasal ve sosyal sonuçları ağır olur. - Ekonomi yönetiminde ortaya çıkan çatlak, buzdağının görünen ucudur. Ekonomi tıkanmıştır, sürdürülemez nitelikteki yanlış ekonomi yönetimi ömrünü bitirmiştir. Bu vahim tablo karşısında bazı bakanlar otokrat Erdoğan’a karşı artık sesini yükseltme noktasına gelebilmiştir. Dinamiklerini anlamadığı ekonomiyi keyfi biçimde emirle yönetmeye devam edeceğini sanan Erdoğan her alanda giderek daha da otoriterleşirken, ekonomi hızla kötüleşirken, ekonomi yönetimindeki çatlak daha da büyüyecektir. Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası’na (MB) “faizi indir” baskısı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in bu konuda MB’ye verdiği destekle ekonomi yönetimindeki çatlak kamuoyunun gündemine geldi ve piyasalar bundan etkilendi. Ancak 12 yıla yaklaşan AKP iktidarında aşırı dış kaynağa bağımlı hale getirilen, sıcak para ile döndürülen, inşaat sektörüne yapılan dopingle canlı tutulan, aynı zamanda iktidar üyelerinin rant ve yağma iştahına kurban edilip eşi görülmemiş yolsuzluklara sahne olan ekonominin yönetimi konusunda AKP içinde yaşanan ilk çatlak değil bu.İLK BÜYÜK ÇATLAK ŞENER’LE YAŞANDI AKP içinde ilk büyük çatlak, partiyi kuran çekirdek kadroda yer alan Abdüllatif Şener ile yaşandı. AKP’nin dört kurucusundan biri olan Şener, iktidarın daha ikinci yılından itibaren bakanı olduğu hükümetle ters düştü, farklı bir ses oldu. Şener, Galataport ihalesi başta AKP’nin peşkeşe dayalı özelleştirme uygulamalarına karşı çıktı. Erdoğan ve AKP ile yolsuzluk konusunda ters düşen Şener, sonunda kurucusu olduğu partiyle yollarını ayırdı.17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasıyla AKP’nin “bütün pisliklerinin ortaya saçıldığını” vurgulayan Şener, bu yolsuzlukların Erdoğan’ın haberi ve onayı olmadan yapılamayacağını söylüyor. Şener’in şu sözleri Erdoğan ve çevresinin zihniyetini oldukça net biçimde tanımlıyor: “Bu kabine ve kabinenin başındaki başbakan parasal konulara meraklıdır. Nerede para varsa üzerini kapatmaya eğilimlidir. Şu ana kadarki hükümet etme biçiminde de paraya sahip olmak en temel refleksidir. Hissiyatımı pekiştiren yüzlerce olay, gözlem yaşadım. Objektif koşullarda bunlar yargı sürecine girecek nitelikte olmayabilir. Ama sübjektif olarak baktığımda yolsuzluklarla yoğurulmuş bir iktidar anlayışı işbaşındadır.”  “GAZ-FREN” ÇATLAĞI… AKP’nin yanlış politikaları sonucu ekonominin tökezlediği 2012 yılında, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan arasında ekonominin direksiyonu için kavga yaşandı. Gelir dağılımı adaletsizliği sürerken, reel geliri yerinde sayan vatandaş borçlanmada da sınıra dayanınca tüketimde frene bastı. Tüketim yavaşlayınca ekonomi çakıldı, devlet vergi toplayamaz oldu, hedefler şaştı, zaten ağırlıkla, vatandaşın tükettiği mal ve hizmetler üzerindeki dolaylı vergilerden gelen gelirle finanse bütçede rekor açık ortaya çıktı. Küresel ekonomide hava sisliydi. Türkiye ekonomisinde kötüye gidiş artık gizlenemez hale geldi, hükümetin tüm hedefleri şaştı, ileriye yönelik belirsizlik arttı, güven kalmadı. Bu koşullarda vatandaşlar gibi, bir ay sonrasını dahi göremeyen sanayici de istese de gaza basamazdı! Uyguladıkları yanlış ekonomi politikalarının ve önlem almadaki ihmallerinin Türkiye’yi getirdiği noktada Babacan, ekonomideki daralma sürecini “yumuşak iniş” adı altında, kendi tercihleri ve kontrollü bir süreç gibi göstermeyi tercih etti.  Ekonomi bozulurken, ilgili bakanlar arasında “gaz-fren” tartışması başladı. Babacan, “Sisli yoldaki şoför ‘Yavaşlama, bas gaza’ seslerini dinlemez” derken Çağlayan ise “Otomobilin şoförü önemli… Eğer sürücü ileri teknik sürüş eğitimi almışsa sorun olmaz” diyerek “Türkiye gaza basması gerektiği yerde gaza basacak” şeklinde hamaset yaptı. “Gaz-fren” aslında bir yöntem tartışması değil, ekonominin direksiyonuna kimin oturacağı, yani koltuk kavgası idi. AKP, çözümü yine vergileri artırarak faturayı vatandaşa kesmekte buldu. Hükümet, otomotivden, tapuya, akaryakıttan içkiye, çeşitli mallardan alınan ÖTV, harç vb. dolaylı vergilerin artırılması yoluyla 10 milyar liralık (yaklaşık 5.5 milyar dolar) ek gelir yarattı. Bu para, zaten geçim derdindeki vatandaşın cebinden çekilerek, bununla bütçe açığı kapatıldı.   SÖZDE “ALTIN İHRACATI” ÇATLAĞI… Gaz-fren tartışmalarından sonra İran’dan alınan doğal gaz karşılığında altın ile yapılan ödeme konusunda da bakanlar arasında çatlak ortaya çıktı. ABD ambargosunu arkadan dolaşma gayretiyle İran’dan alınan doğalgazın ödemesini ithal külçe altınla yapıp, bunun adını da ihracat koydular. Dönemin ihracattan sorumlu Ekonomi Bakanı, aylardır İran’a yapılan altın ihracatının diğer 20 bin üründen farklı bir ihracat olmadığını, bunun bir para transferi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Başbakan Yardımcısı Babacan ise İran’a yapılan altın ihracatının aslında bizim İran’dan doğal gazı almak için ödediğimiz bir karşılık gibi olduğunu açıkladı ki doğrusu da buydu. CUMHURİYETİN 100. YILINDA İLK ONA GİRME ÇATLAĞI… Zaten ta 1970’li yıllarda ilk 20 ekonomi arasında yer alan Türkiye’yi kendilerinin ilk 20’ye soktuğuyla övünen Erdoğan, bir de Cumhuriyet’in 100. Yıl dönümü olan 2023’de ilk 10 ekonomi arasına sokma hedefi ortaya koydu ve hiçbir ciddi plan ve programı olmaksızın bu iddiasını tekrarlayarak halkı kandırıyor. 2012 yılında bu konuda da AKP yönetiminde bir çatlak yaşanmıştı. Dönemin Ekonomi Bakanı, mevcut üretim ve ihracat yapısıyla Türkiye’nin ilk 10’a asla giremeyeceğini ifade etmişti. Yıllardır aynı ekonomi politikalarını uygulayan AKP’nin içinden birinin bunu fark etmesi olumlu bir gelişmeydi. Ancak “tek adam” mantığı nedeniyle bunun direkt Erdoğan’a söylenmesi imkânsızdı, diğerlerinde olduğu gibi bu konudaki görüş ayrılığı ve çatlak da basın üzerinden dile getirilebildi. 2023 hedefi kulağa hoş gelmekle birlikte ekonominin gerçek dinamikleriyle uyuşmuyor. Bunun için diğer ülkeler sıfır büyüme yaşarken, yılda ortalama yüzde 10 büyümemiz gerekiyor. IMF projeksiyonları 2014’te Türkiye’nin büyük ekonomi sıralamasında 2 basamak düşerek 19’unculuğa ineceğini gösteriyor. Erdoğan ise aklına geldikçe bu iddiasını “büyüklere masallar” kabilinden dillendirmeye devam ediyor. ŞİMDİ DE FAİZ ÇATLAĞI Erdoğan’ın Almanya gezisi dönüşü yaptığı “Merkez Bankası’nın faiz politikalarını kesinlikle beğenmiyorum. Yüksek faizi ülkemdeki yatırımların önündeki en önemli bariyer olarak görüyorum. Yüksek faizi, yüksek enflasyonun sebebi olarak görüyorum” sözleri AKP’nin ekonomi yönetimi anlayışındaki derin çatlağı ve Erdoğan’ın ekonomiyi adeta bakkal dükkânı mantığıyla yönetmeye kalkıştığını ortaya çıkardı. Erdoğan “Faizi yükseltirken 5 puan birden yükseltiyorsun, şimdi geliyorsun yarım puan indiriyorsun. Sen dalga mı geçiyorsun?” şeklinde Merkez Bankası’nı azarladı. Erdoğan’ın sözleri üzerine Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ise “Kurumlarımızın kendi görev alanlarında tanımlanan şekilde asla taviz vermeden, ana ilkelerinden ana prensiplerinden vazgeçmeden uygulamalarına devam etmeleri gerekiyor. Bunlar yapıldığı sürece önümüz açık” sözleriyle Erdoğan’a, MB’nin bağımsızlığı konusunda uyarı yaptı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de “Babacan’ın açıklaması ile aynı görüşte” olduğunu bildirerek Erdoğan’la ters düştü. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ise “Başbakanın isyanını haklı buluyorum” diyerek Erdoğan’a arka çıktı. AKP’nin vizyonsuz, plansız programsız ekonomi yönetimindeki derin çatlak daha net ortadadır. Erdoğan (özerk) MB’ye “faizi 5 puan artırdın, şimdi yarım puan indiriyorsun. Dalga mı geçiyorsun!” diye fırça atıyor. Enflasyonun suçunu Merkez Bankası’na yıkarak kendi sorumluluğundan kaçtığı gibi, sadece faizi indirmekle sorunu çözeceğini sanıyor. 11.5 yılda ekonomiyi dış kaynağa aşırı bağımlı hale getirdiler; ağır borç yükü altına soktukları Türkiye’nin geleceğini tükettiler. Fed kararlarının etkisiyle geçen yıl Mayıstan bu yana dış sermaye (sıcak para) muslukları kısılmıştı. Sıcak para ile hovardalığı artık sürdüremiyorlar. Zaten Ocak ayındaki 5 puanlık “şok” faiz artırımı da sıcak para gelmeye devam etsin diye rüşvet kabilinden yapılmıştı. Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içinde dış borç geri ödemeleri ve cari açık finansmanı için 221 milyar dolarlık dış kaynak girişine ihtiyacı var. Şimdi 5 puanlık indirime gidilirse, dış musluklar iyice kapatılır, içeride zaten yüksek olan döviz kurları fırlar, cari açık finanse edilemez, borçlar döndürülemez, aşırı dış borçlu reel sektör ve bankaların mali yapısı bozulur, şirket iflasları çoğalır, bunun siyasal ve sosyal sonuçları ağır olur.Erdoğan’ın faiz takıntısının ardındaki gerçek Başbakan’ın, “düşük faiz” talebinin ardında, başka bir gerçek var: İnşaat sektöründe şişirdikleri balonun patlama noktasına gelmesi…Ekonomide gerçek bir vizyonu olmayan AKP, asıl hedefi olan kendi siyasi rejimini kurma yolunda ekonomiyi daha çok bir araç olarak kullandı. Bunda da “konut-inşaat” sektörünü lokomotif olarak gördü. Bu yolla aynı zamanda kendi yandaş sermaye kesimini de palazlandırdı. Konut ağırlıklı inşaat sektörünü görülmemiş devlet imkânlarıyla destekledi; AKP’li belediyeler, başta İstanbul’da olmak üzere imar yetkisini alabildiğine kullanarak rant yarattı. Dışarıdan sağlanan kaynaklar,  müteahhitlere ve konut kredisi biçiminde tüketicilere pompalandı, konuta dayalı bir rant çarkı döndürüldü. Buna ek olarak kentsel altyapı, duble yol, AVM, hava meydanı, köprü gibi yatırımlarla seçmenler adeta hipnotize edildi. Fed kararları ile sıcak para musluklarının kısılması ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları sonrasında siyasi riskin artması-güvenin azalmasının etkisiyle dövizde yaşanan sıçrama bu saadet zincirini bozdu. Son bir yılda yeni daire satışlarında belirgin bir düşüş var. Artan kura şok faiz artışı ile cevap verilmişti. Artan finansal maliyetler kredi fiyatlarına yansıdı, bu gelişmeler piyasada durgunluğa yol açtı. Şimdi Erdoğan’ın “faizleri indirin!” diye bağırmasının ardında, müteahhitlerin yaşadığı bu sıkışıklık yatıyor. Erdoğan telaşta… Dünyada ucuz ve bol döviz döneminin bittiğini Erdoğan da görüyor. Bu durum, özel sektörün kredi olanaklarının daralması, inşaat-konut sektörünün tıkanması anlamına geliyor. Erdoğan bu yüzden düşük faiz için MB’ye baskı yapıyor. Dış sermaye girişlerinin durma noktasına geldiği bir dönemde, Merkez Bankası’nın faizi indirmesi ise büyük risk. Banka’nın baskıya dayanamayıp yaptığı yarım puanlık indirim Erdoğan’ı tatmin etmiyor, daha da kızdırıyor. Yeni ekonomik koşullarda inşaatta işler iyi gitmiyor, daireler kolay satılmıyor, sektör tıkanma noktasına doğru gidiyor, AKP ekonomisinin lokomotifi tekliyor, konut balonu patlamak üzere. Müteahhitler daireleri satamaz, zarar eder, bankalara ve piyasaya borçlarını ödeyemezse, sıkıntı zincirleme biçimde tüm kesimlere ve dalga dalga ekonomiye yayılacaktır. ÇÜNKÜ ucuz ve bol döviz dönemi bitti, ÇÜNKÜ sıcak para gelmeyecek, ÇÜNKÜ otoriterleşen Erdoğan’a güven erozyonu var ve siyasi istikrar tartışılıyor, ÇÜNKÜ yabancı sermaye çekindiği için gelmeyecek, ÇÜNKÜ Türkiye en kırılgan ekonomilerin arasında anılıyor. AKP EKONOMİDE AĞIR ENKAZ BIRAKIYOR AKP Türkiye ekonomisini, sıcak para ve borçlanma şeklinde dış kaynağa aşırı bağımlı hale getirdi. Tek parti iktidarı olmasına rağmen AKP döneminde ortalama büyüme yüzde 4.9’da kaldı. Sıcak paraya dayalı olarak kâğıt üzerinde sağlanan bu büyüme de istihdam yaratmadı. Umudunu yitirip iş aramayı bırakanlarla birlikte gerçek işsiz sayısı Mart 2014 itibariyle 5.4 milyona, işsizlik oranı da yüzde 18’e ulaşıyor. Halk sürekli borçla tüketmeye teşvik edildi; bankaların yurt dışından sağladığı kaynaklar tüketime ve inşaat başta belli sektörlere pompalandı. Tüketici kredisi ve kredi kartlarıyla henüz kazanılmamış gelirler üzerinden vatandaşa, bir sanal refah dönemi ve zenginleşme algısı yaşatıldı, bu da oya tahvil edildi. Bankacılık sektörünün adeta kaynak bombardımanına tuttuğu iç tüketim canlandıkça, ithalat, dış ticaret açığı ve buna bağlı olarak cari açık hızla büyüdü. AKP işbaşına geldiğinde 6.3 milyar lira olan tüketici kredisi ve bireysel kredi kartı şeklindeki toplam hane halkı borç yükü, 51.4 kat büyüyerek 331 milyara ulaştı. Tüketimle büyüme modeli, kaçınılmaz olarak Cumhuriyet tarihinin cari açık rekorunu kırdırdı ve tüm kesimleriyle ülkeyi ağır bir borç yükünün altına soktu. Sonuçta vatandaş bankalara; bankalar ve şirketler ise yurt dışı kreditörlere gırtlağına kadar borçlu hale geldi. Türkiye’nin toplam dış borcu AKP döneminde 3’e katlanarak 400 milyar dolara yaklaştı. Kamunun iç ve dış toplam borç stoku AKP iktidarı döneminde 257 milyar liradan 624 milyar liraya yükseldi. Ekonomi tıkanmıştır, sürdürülemez nitelikteki yönetim anlayışı ömrünü tamamlamış, artık duvara dayanmıştır. Ekonomideki açmaz büyüdükçe, vizyonsuzluk ve keyfilik daha net biçimde ortaya çıkmıştır. AKP’nin ekonomi yönetim anlayışı tıkanma noktasına gelirken, orkestradan farklı sesler yükselmeye başlamıştır.   Orkestranın şefi olması gereken Erdoğan ise dünyanın 17. büyüğü olmasıyla övündüğü Türkiye ekonomisini adeta bakkal dükkânı mantığıyla idare etmeye çalışıyor, tamamen kafasına göre sopa sallıyor. Ekonomi yönetiminde ortaya çıkan çatlak, aslında yıllardır var olan buzdağının ucudur. Bu vahim tablo karşısında bazı bakanlar otokrat Erdoğan’a karşı artık yanlışları ifade etme noktasına gelebilmiştir. Dinamiklerini anlamadığı ekonomiyi keyfi biçimde emirle yönetmeye devam edeceğini sanan Erdoğan her alanda otoriterleşirken, ekonomi giderek kötüleşecek, ekonomi yönetimindeki çatlak daha da büyüyecektir. Yani ekonomide kötüleşme arttıkça çatlak da giderek derinleşecektir.Ekonomi yönetimindeki vizyonsuzluk ve keyfilik Türkiye’yi büyük yapısal sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır. Bunun faturasını tüm halkımız ödeyecektir. Türkiye ekonomisinin yeni bir liderliğe, yeni bir vizyona, henüz düşünülmemiş daha fazla katmadeğer yaratan yeni şeylerin üretiminin planlandığı yeni bir kalkınma hikâyesine ihtiyacı vardır. Bunu da otoriterlikten demokrasiye geçerek ve orta gelir tuzağından kurtulmayı hedefleyerek ancak gerçekleştirebilirsiniz.
Reklam
Reklam
Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
Reklam
Reklam
NASA'dan Dünyanın En Büyük Selfie'si
NASA, 100’ün üzerinde ülkeden binlerce fotoğrafı birleştirerek bir “Küresel Selfie” yaptı. Dev selfide dünyanın dört bir yanındaki insanların fotoğrafları kullanıldı. 3.2 gigapiksellik Küresel Selfie mozaiği 36 bin 422 kişinin 22 Nisan Dünya Günü’nde sosyal medya sitelerinde paylaştığı fotoğraflardan oluştu. NASA bu yıl Dünya Günü’nde dünyanın dört bir yanındaki insanlara basit bir soru sordu: “Şu anda dünyanın neresindesiniz?” Sosyal medya üzerinden sorulan bu sorunun yanıtının bir selfie ile verilmesi istendi. Amaç her bir fotoğrafı bir piksel olarak kullanıp “Küresel Selfie” yaratmaktı. Sonuçta ortaya uzaydan dünya gibi görünen mozaik bir görüntü çıktı. CNN TÜRK
Reklam
Yeni Amiral Lg G3'Ün İçi Açıldı
Geçtiğimiz gün lansmanda duyurulan ve gösterimi yapılan LG G3 tanıtımı yapılmıştı. Bugün ise LG G3′ün içi açılarak donanım aksamları kontrol edildi. Telefon ile ilgili tüm detaylar haberimizde. LG’nin yeni amiral telefonu G3′ün içi açıldı ve nasıl tamir edilebileceği konusunda önemli açıklamalar yapıldı. LG’nin amiral gemisi konumundaki cihaz G3’ün içi açıldı ve nasıl tamir edilebileceği, lansmanda açıklanmayan donanımları görüntülendi. Bildiğiniz var gibi LG G3′de Quad HD çözünürlüğe sahip ekranı bulunan telefonun içi açılarak ne derece tamir kolaylığı sağladığının testini gerçekleştiren Ubrickifix.com adresi arıza durumlarını inceledi. “10 ÜZERİNDEN 8″ Piyasada bulunan akıllı telefonlar için uygulanan bu testlerin sonrasında 10 puan üzerinden bir değerlendirme gerçekleştiriliyor. Durum değerlendirilmesi yapıldıktan sonra telefonun acil bir arıza durumunda ne kadar zor veya kolay tamir edilebileceği puanlama ile anlaşılabiliyor. LG G3 için site tarafından verilen puan 8 olarak belirlenmiş durumda. Açıkçası LG’nin yeni telefonu arıza durumunda çok az sorun çıkartacak telefonlar arasına girmiş durumda. Kolayca açılıp tamir edilebilen telefonun tüm bileşenleri çok kolay tornavida uygulamaları ile sökülüp takılabiliyor. Telefonun bu denli kolay açılıp tamir ediliyor olması, uygulamaların ve donanımın yanı sıra zorlamadan tamiri yapılabiliyor. “SAMSUNG GALAXY S5′TEN ÇOK DAHA İYİ” Samsung Galaxy S5 için gerçekleştirilen benzer bir uygulamada çıkartılabilir bataryası olmasına rağmen tamir kısmında sınıfta kalan telefon, testlerden 10 üzerinden 5 puan almıştı. Bu da demek oluyor ki, telefon herhangi bir arıza durumunda size zorluk çıkartabilecek bileşenlere ve donanımlara sahip bir durumda. LG ekibi 2013′ün başlarından 2014 çeyreğine kadar gerçekleştirmiş olduğu telefon serisini çok iyi yakalamış durumda. Şuanda piyasada en güvenilir ve en kaliteli telefonlar arasında yer alan LG G2′de çok kaliteli bir donanım ve tasarıma sahipti. Yeni çıkan LG G3 için kullanıcıların yorumları ve memnuniyetleri zaman içerisinde gelmeye başlayacaktır. LG G3′ün içinin açıldığı ve parçalarının söküldüğü resimleri aşağıdan detaylı olarak inceleyebilirsiniz. Pchocasi♦ Telefonun iç görüntülerini aşağıdaki fotoğrafları değiştirerek inceleyebilirsiniz.
Günlük Hayatınızı Kolaylaştıracak 6 Uygulama
Uyku düzeninizin bozukluğundan yakınıyor, kahvaltı yaparken gözünüze çarpan makaleleri okuyacak zaman bulamıyor, yapacağınız sunumu evdeki bilgisayarınızda unuttuysanız, akıllı telefon ya da tabletinize indireceğiniz 6 uygulama ile hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz. The Wall Street Journal’da yer alan habere göre, hayatınızı kolaylaştıracak 6 uygulama şöyle: Eğer benim gibiyseniz uykunuz ağırdır, gece baykuşusunuzdur ve kesinlikle sabah erken kalkmıyorsunuzdur. Bu üçünü birleştirdiğinizde neden birilerinin veya bir şeyin sizi uyandırması gerektiğini anlamak zor olmasa gerek. Alarm saati gibi uygulamaları her yerde bulabilirsiniz. Ancak eğer uyku düzeninizi değiştirebilirseniz bu sizin için daha iyi olabilir. İşte 'To Bed' uygulaması tam olarak burada devreye giriyor. Bu basit uygulama yaşınızı ve kalkış saatlerinizi sorarak yatağa gitmeniz gereken zamanı sizin için hesaplıyor. İndirmesi bedava olan bu uygulamada kalkış saatleri değiştirilebiliyor ve tatil modu da bulunuyor. Sabah vaktinde kalktınız ve iyi uyudunuz. Sabah kahvaltısı sırasında haberlere göz gezdiriyorsunuz. Birçok makale ilginizi çekiyor ama onları okuyacak vaktiniz yok. İşte 'Pocket' isimli mobil uygulamayı kullanmanın tam zamanı. Bu uygulama daha sonra bakmak istediğiniz makaleleri, videoları veya resimleri sizin için kaydediyor. Uygulamanın okumayı kolaylaştıran görünüşünü özellikle takdir ediyorum. Uygulama ücretsiz ve uygulamanın Android sürümü de bulunuyor. Sonunda işinize vardınız. Sunum yapmanız gerektiği aklınıza geldi ve eve gidip sunumu almak için artık çok geç. Tam da o sırada evdeki bilgisayarınıza bağlanabilmek veya en azından birinin size sunumu yollamasını sağlamak ne güzel olurdu değil mi? 'Teamviewer' uygulamasıyla evinizdeki bilgisayara da bağlanabilirsiniz. Bu uygulama bilgisayarınızın başında oturuyormuşsunuz gibi uzaktan bilgisayarınızı kontrol edebilmenizi sağlıyor. Üstelik bu uygulama da ücretsiz. Uygulamanın Android ve bilgisayarlar için uyumlu sürümleri de bulunuyor. Eve geldikten sonra birçoğumuz rahatlamak veya aile ve arkadaşlarımızla vakit geçirmek ister. Hafta boyunca işinizin birikmesinden dolayı sevdiğiniz insanlarla vakit geçirmek için ne kadar az zamanınız kaldığını fark ediyorsunuz. Bu uygulama sizin için boş zaman yaratmayabilir ancak vaktinizi boşa harcamamanızı sağlayacak. 'Free Time' uygulaması boş zamanlarınızı organize etmenize yardımcı oluyor. Uygulama müsait olduğunuz vakitleri otomatik e-postalarla veya SMS'lerle arkadaşlarınıza veya ailenize bildiriyor. İşe giderken oyun oynayarak vakit geçirmek istiyorsunuz. Bunun için en iyi oyunlardan biri 'Jetpack Joyride' uygulaması. Tek elle oynanabilen oyun yolculuklar için ideal. Oyunda bir jetpack kullanarak önünüze gelen engelleri geçmeye çalışıyorsunuz. Sürekli hızlandığınızdan motosiklet ve sürülebilen mekanik ejderha gibi araçları topladığınızda daha uzun süre oynamış oluyorsunuz. Kontroller gayet basit: Parmağınızla ekrana bastığınızda yukarı çıkıyorsunuz parmağınızı kaldırdığınızda ise aşağı iniyorsunuz. Bu oyun da bedava ve uygulamanın Android sürümü de bulunuyor. Günün sonunda ne yaptığımı gözden geçirip önümüzdeki günlerde ne yapmam gerektiğini düşünürüm. 'Sunrise' gibi zaman planlayan veya 'Wunderlist' gibi yapmanız gereken şeylerin listesini oluşturan birçok uygulama var. Ancak beni hem eğlendirip hem de motivasyonumu yüksek tutan uygulama 'Epic Win' uygulaması. Bu zaman planlama uygulamasında fantastik karakterinize görevler verip yapılanları işaretleyip karakterinizin XP puanları kazanmanızı sağlıyorsunuz ve bu puanları seviye atlamada kullanabiliyorsunuz. Uygulamanın fiyatı 2.99 dolar.T24
Beats'in Yeni Kulaklıkları Yakında
Apple’ın marka uğruna satın aldığı Beats Electronics’in Solo serisi kulaklıkları yeni ürünleri ile piyasaya sürülmeye hazırlanıyor. Detaylar haberimizde. Uzun zamandır teknoloji dünyasında Apple ve Beats arasındaki ilişkiler dün gece netliğe kavuştu. Apple ekibi, Beats Electronics firmasını 3 milyar dolar gibi iyi bir fiyata satın aldığını açıklaması ile birlikte gündeme çıkacak olan yeni ürünler geldi. Beats Electronics’in çıkartmış olduğu kulaklıkların kalitesinde üstüne yok, fakat fiyat olarak bizim insanlarımızın bütçesini çok zorlayacak şekilde. Yeni çıkacak olan kulaklıklar da Beats ekibi sürpriz bir gelişme yaparak Solo kulaklıklarının yeni sürümlerini tanıttı. Eski kulaklıklar ile karşılaştırdığımızda tasarım açısından pek fark göremediğimiz Beats Solo 2 serisinin yeni sürümlerinde müzik keyfi çok daha fazla olduğu kesin. “KULAKLIK MI, PARA TUZAĞI MI ?” Bundan yaklaşık 10 ay önce Studio modelinin tasarımını yenileyen Beats ekibi, şimdi de Solo modelinin tasarımını yenileyerek “ Solo V2 ” ismini vermiş oldu. Kulaklıklar daha konforlu bir yapıya sahip olduğu aşikar ve toplamda 6 renk seçeneğine sahip. Kulaklıkların çıkış tarihi Amerika’da 1 Haziran olarak belirlend ve 199.99 $ etiket fiyatı ile satışa sunulacak. Kulaklıkları tester olarak denediğinizde gerçek müzik keyfini yaşayabiliyorsunuz ve verdiğiniz paraya ucu ucuna değen bir performansa sahip. Kulaklıkların ülkemize gelmesi 1 seneyi bulacağı gibi, diğer kulaklıklardan çok çok üstün bir içerik göremediğimizi belirtmemizde fayda var. Ayrıca daha dinamik bir yapıya sahip olan Beats Solo 2′nin tanıtılmasının hemen ardından, Solo HD Matte Edition serisi ise 169.99 $ etiket fiyatına düşürüldü. Kullanıcı olarak eğer Beats marka kulaklık almayı düşünüyorsanız hemen karar vermemenizi ve biraz beklemenizi öneriyoruz. Bunun en belirgin sebebi ise yakın zamanda Beats firması Pro ve Mixr modellerini yenileceği konusunda söylentileri mevcut.Pchocasi
Reklam