onedio
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Macera Filmi
Gerçek mi yoksa rüya mı? Belkide geriye kalan hayatınızı bu soruyu sorgulayarak geçireceksiniz. Yönetmen Christopher Nolan’ın ustalık yapıtı olan Inception, Leonardo Di Caprio’nun tüm zamanların en iyi performanslarından biriyle taçlandırılıyor.
İstiklal'in Yeni Bir Tiyatrosu Var: Kabile Tiyatro
Sürekli değişen gündemin başımızı döndürdüğü, iktidarın insana, sanata ve düşünceye nefes aldırmadığı şu süreçte salim kafayla bir şey düşünmek, gözünü kapatmak bile zorken Barış Yücedağ, Mahir Akgündoğdu onca gündemin arasında yüzümüzü gülümseten bir şey yaptı. Bu ikili İstiklal'in tam göbeğinde, Galatasaray Lisesi'nin az ilerisinde Kabile Tiyatro adında bir sahne kurdu.  Sanatın ve sanatçının hırpalandığı, sanat kurumlarının tek tek kapatıldığı şu günlerde yirmi yaşların ortalarında bir yandan sanat öğrenimine devam eden bu iki insan için her şey çok zor görünse de Barış Yücedağ'ın yazdığı Kabile Tiyatro'nun da ilk oyunu olan 'NRD' oyunundan ve mekan içerisindeki samimiyetten de anlaşılıyor ki; Hiçbir şey zor değil ve onlar için bu daha başlangıç. Oyunun yazarı Barış Yücedağ ile ayaküstü  bile sohbet ettiğinizde oradaki o enerjiyi hemen anlıyorsunuz.  Zaten mekanın en güzel özelliklerinden biri de bu, oyun bittiğinde kapılarını kapatan bir mekan değil. Oyun sonrası sıcağı sıcağına oyunun ve dünya meselelerinin konuşulduğu, zaman zaman yazar ve oyuncuların da dahil olduğu tatlı sohbetlerin gerçekleşmesi. 'NRD' ise gerçekten çok farklı bir oyun, hem metin ve metnin koyduğu diyaloglar olarak farklı hem de rejinin yarattığı dünya açısından farklı bu arada oyundaki birbirinden izlenesi oyunculuklar da işin bonusu ve bizim seyrettiğimiz yanı oluyor. Üç oyuncununda ayrı ayrı tebriği hak ettiklerini söyleyebilirim.  Daracık bir alanda gösterdikleri performans ne olursa olsun büyük bir alkışı hak ediyor. Oyunun içeriği hakkında bir şeyler yazmayı denesem de beceremedim, herkesin (bunu gerçekten söylüyorum.) kendinden bir şeyler bulacağı zaman zaman gülmekten kopacağı zaman zaman ise gözleri doldu dolacak hale geleceği bir oyun var karşınızda. Bu da ayrı bir başarı, metin olsun, sahnedeki iş olsun bize bambaşka ayak basmadığımız dünyadan sesleniyor gibi olsa da insanla bağını iyi kurmuş bir iş görüyoruz. 'NRD'yi ve Kabile Tiyatro'nun gelecek zamanlardaki diğer işlerini kesinlikle görmelisiniz.  'NRD' 6 Haziran Cuma Saat: 20:00'da Kabile Tiyatro'da Oyunun Yazarı: Barış Yücedağ Yönetmen: Rusudan Savaneli Oyuncular: Mehmet Kadir Osmanoğulları, Pınar İnandım, Samet Denizdurduran Diğer tüm detayları aşağıdaki hesaplardan öğrenebilirsiniz:https://www.facebook.com/kabiletiyatro https://twitter.com/kabiletiyatro https://twitter.com/bayuce Adres:Evliya Çelebi Mh. Meşrutiyet Cd No:31 D:5 34430 İstanbul 34430 Beyoğlu
MÜYAP'ın Youtube Kanalı Kapatıldı
YouTube’da Türkçe şarkıların ve içeriklerinin yöneticisi olan Müyap’ın bugün saat 13:30 itibari ile YouTube hesabı kapatıldı. Detaylar haberimizde. Emre Aydın, Şebnem Ferah, Sezen Aksu, Tarkan gibi starların yeni çıkan şarkı ve kliplerini yayınlayan Müyap’ın YouTube hesabı kapatıldı. Şuanda YouTube’da bulunan binlerce şarkıya giriş yaptığınızda “Bu video şuanda kullanılamıyor” hatası ile karşılaşıyorsunuz. Müyap tarafına şok olarak kapatılan kanalın neden kapatıldığı konusunda net bir karar yokken, tahmini olarak Netmüzik tarafından telif hakları ihlali veya içerik paylaşımı konusunda kararsızlık nedeni ile tüm videoların kaldırılması yönünde şikayette bulunulduğu tahmin ediliyor. “ŞİMDİ NE OLACAK ?” YouTube hesabı kapatılan Müyap’ın binlerce şarkısına şuanda erişim sağlanamıyor. Hal böyle olunca hem şarkıcıların ücretleri, hem de milyonlarca izlenme bir çırpıda havaya uçmuş durumda. Müyap çephesinden herhangi bir açıklama yapılmazken, YouTube ile bu durumun görüşülmesi gündemde. Ayrıca bir Twitter hesabından yapılan açıklamada Müyap’ın YouTube kanalının bugün kapatılacağı belirtilmiş. Detaylı açıklama Müyap tarafından yapıldığında konu güncellenecektir. Bir Twitter hesabından yapılan açıklama:
6 Madde ile 3D Yazıcılarla Gelecekteki Dünya
Günümüzün en popüler teknolojisi akıllı telefonlar, tabletlerden sonra 3 boyutlu yazıcılar. Heryerde duyarsınız; 3. sanayi devrimi, geleceğin teknolojisi, dünyayı değiştirecek teknoloji diye. Peki ne olacak da 3D yazıcı teknolojisi Dünya’yı değiştirecek. 3D yazıcı teknolokisinin gelecekteki vaatleri neler? Bu cihazlarla yapabileceklerimiz neler olacak? Şuanki teknolojinin ilerleyişine bakarak ve birazda hayal gücü katarak gelecekte bizi neyin beklediğini tahmin edebiliriz. 1- Çöpe atma, Tamir et Eski eşyalarınızın yedek parçalarını bulamıyoruz ve eşyalar kullanılamaz hale geliyor. Gelecekte kırılan ürünlerinizi kendiniz tamir edebilecek, kaybolan parçaları aramaya son vereceksiniz. 3 boyutlu çizimlerin paylaşıldığı siteler ve çizimler gün geçtikçe artıyor. Gelecekte ihtiyacımız olan ürünün çizimini indirerek veya kendimiz çizerek ürünlerimizi tamir edebileceğiz. Video’da 3D yazıcı teknolojisini kullanarak okulundaki oyuncakları tamir eden çocukları izleyebilirsiniz. 2- Kalıplardan çık kendi dizaynını oluştur. Gelecekte 3D yazıcı ile artık alışılagelmiş kalıplara uymak zorunda olmayacağız. Mesela, sevdiğimiz bir eşyanın çokda hoşumuza gitmeyen bölümleri olabilir. 3D yazıcı ile tasarıma müdahale edebilir, bizim için daha şık yada kullanışlı hale getirebilir. 3- Nakliyeden kurtul, çizim dosyasını indir, bas ve kullan. Satın almak istediğimiz ürünleri hiç evden çıkmadan internetten alabiliyoruz. Gelecekte 3D yazıcılar sayesinde internetten hemen satın alıp evimizde hemen üretip kullanmaya başlıyabileceğiz yada istediğimiz bisikletin parçalarını evde üretip kullanmaya başlayabileceğiz. shapeways.com, thingiverse.com, grabcad.com gibi siteler şimdiden bunun altyapısını oluşturuyorlar. 4- 3D yazıcı ile elektronik devreler Gelecekte 3D yazıcı ile basılacak elektronik parçalar, devreler hayatımızı çok değiştirecek. Belki yeni çıkan akıllı telefonu kendi yazıcımızla üretebileceğiz ve kendi dizaynımızı cihazımıza katabileceğiz yeni özellikler ekleyebileceğiz. 5- 3D yazıcı ile basılmış organlar 3D yazıcı ile basılan organ haberleri gün geçtikçe artıyor. Gelecekte kişinin kendi dokusundan oluşturulan organlarla organ nakli bekleyen hastalara çözüm olabilecek. 6- 3D yazıcı mantığıyla inşa edilen evler Gelecekte evler 3D Yazıcı mantığıyla üretilip çok daha hızlı hale gelecek. Hatta Çin’de üretildi bile.
Reklam
Dünyaca Ünlü Sanatçıları Konser İçin Getirmek Kaç Para?
Favori sanatçınızı getirmek ne kadar mâl olur hiç düşündünüz mü? Kesin düşünmüşsünüzdür... Düşünmeseniz bile Justin Bieber'ı Türkiye'ye getiren firma kaç para kazanıyodur acaba diye kabaca bir hesap yapmışsınızdır. Menajerlik ajansı olan Degy Entertainment dünyaca ünlü yıldızları ve grupları getirmek için ne kadar parayı gözden çıkartmanız gerektiğini gösteren bir liste hazırlamış
Reklam
Bir Mekanda Aşırı Sosyal Kişinin Masasında Yaşanan 10 Dram
Bir mekanda tek başına takılmaktan, eğlenmeye çalışmaktan daha kötü olan bir şey varsa o da 'aşırı sosyalin' masasına denk gelmektir. Kimdir aşırı sosyal? gittiği mekanın garsonundan sahibine kadar herkesi tanıyan, mekana gelen her 10 kişiden 9'u ile mutlaka selamlasıp kısa sohbetler yapan, masa üzerinde hakimiyet kurup onu bir orkestra şefi gibi yönetendir aşırı sosyal. Onun masasında öyle dramlar yaşanır ki bunu dışarıdan bakan gözler anlamaz. Onlar o masanın eğlendiğini, geleninin gideninin bitmediğini düşünürler, hatta yeri gelir imrenirler. ancak olayın iç yüzü hiç de öyle değildir...Allah insanı aşırı sosyalin masasında figüran olmaktan esirgesin.
Reklam
iPhone Kullanıyorsan Bugün Her Şey Değişecek!
Apple WWDC 2014 etkinliğinde iPhone, iPad ve Mac kullanıcılarının hayatını değiştirecek yeniliklerini açıklayacak.Apple CEO'su TSİ'yle 19.00'da San Francisco'daki Moscone Merkezi'nde yapılacak Uluslararası Geliştiriciler 2014 Konferansı'nda tüm cihazları için yeni jenerasyon yazılımları tanıtacak. iPad ve iPhone için iOS 8, Mac için OS X 10.10 sıradışı özellikleriyle ilk kez kamuoyuna duyurulacak. Özellikle OS X 10.10'la masaüstü bilgisayar deneyiminin baştan aşağı değişeceği konuşuluyor. Ancak değişimin ne olacağı konusunda ipucu verilmiyor. iOS 8 Kullanıcıların asıl merakla beklediği yazılım ise iOS 8. Şimdilik sadece banner'ı ortada. Apple'ın iOS 8 ile birlikte ses getiren değişikliklerden ziyade tasarımda bazı yeniliklere imza atması bekleniyor. Asıl dikkat çeken nokta iOS 8 ile gelen yazılımlar olacak. Bunlar arasında sensörlerden toplanan yaşam takip bilgilerini analiz edebilen Healthbook ve iWatch yardımcı uygulaması Watch Utility bulunuyor. iOS 7'yle zaten birçok şeyi değiştiren Apple'ın iOS 8'le mobil dünyada oyunun kurallarının yeniden yazacağı konuşuluyor.iPad'de bölünebilir ekran Windows ve Android kullanan bazı cihazların aynı anda ekranı ikiye bölerek iki uygulamayı birden çalıştırma özelliğinin iPad'lere de geldiğinin bu konferansta duyurulması da olacak. Siri geliştirildi Apple'ın efsaneleşen ses asistanı uygulaması Siri'ye de yeni eklemeler yapılacak.CNN TÜRK
Neymar'dan Kaleci Beyni Yakan Penaltı Vuruşu
Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak olan Brezilya hazırlıklarına tüm hızıyla devam ediyor. Bu turnuvada seyircisi önünde zafere uzanmak isteyen Sambacılarda takımın yıldızı Neymar antrenmanlardaki şovları ile büyülüyor.Penaltı çalışması sırasında ilginç bir vuruşla arkadaşını mağlup eden Neymar ne kadar formda olduğunu gösterdi.
Reklam
Hamileyken Tatil Yapılır mı?
Evet hamileyken tatil yapabilirsiniz, ancak uymanız gereken bazı kurallar hem sizin, hemde dünyaya gelmeye hazırlanan minik yavrunuzun sağlığı açısından çok önemli olacaktır. Bizde gebelik sürecinde seyahat yapılıp yapılmayacağı veya yapılacak seyahatlerin anne adayları için bir risk oluşturup oluşturmadığını araştırdık ve aşağıdaki gibi sonuçların ortaya çıktığını gördük. HAMİLELİKTE TATİL NASIL OLMALI İnsanlar her zaman tatil yapmak ister ve bunun için de istedikleri ortamı iyice araştırı. Tatilin amacı hem bir dinlenme hem güzel bir ortam içerisinde bulunma hem de yorgunluğu giderme için farklı bir yerde bulunmadır. Bu tatil isteği herkesin hakkı olduğu gibi hamilelerinde de hakkıdır diyebiliriz. Yalnız hamileler tatil yerlerini seçerken mekânları en ince ayrıntılarına kadar incelemeli ve güneşlenecek saatlerine dikkat etmeleri gerekir. Bu durumlarını göz önünde bulundurmaları hem anne sağlığı hem de bebek sağlığı açısından önemlidir. Gebelerin tatil planlarını yaparken tarihlerini önceden belirlemeli ve seyahati ile alakalı olarak uçakla mı karayoluyla mı olacağını kesinlikle ama kesinlikle doktoruna bildirerek onayını ve görüşünü almalıdır. Bu uyarılara harfiyen uyarak hareket etmelidir. Yapılacak başka bir durum ise gideceği yerin temizliğe öne verilen bir yer olması havalandırma tertibatının iyi olması gibi hususlara dikkat eden ve bunu işletme olarak kabul eden yerlerin seçilmesine özen gösterilmelidir. Gebelerin cildinin hassas olması nedeniyle çok fazla güneş ışınlarına maruz kalmaması önerilmektedir. Eğer ki düzensiz şekilde oluşan ve koyu renkli değişiklikler cildinizde görünüyorsa ultraviyole ve güneş ışınlarına çok fazla duyarlısınız demektir. Bunların yaşanması durumunda bedeniniz çok hızlı bir şekilde cevap verecektir. Çok fazla güneş altında kalırsanız vücut sıcaklığının artmasına bu da vücut suyunun azalmasına neden olacaktır. Dikkat ederek günün belirli saatlerinde kısa bir şekilde güneş altında kalınmalıdır. Diğer bir durum ise tatilin vazgeçilmez kısımlarından olan suya girme ile alakalı olanıdır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken suya girmeden önce vücut ısısının ayarlanması ve yavaş yüzülmesidir. En son olarak güneşlenirken gölgede zaman geçirmeleri yüksek faktörlü güneş koruma kremlerinden yararlanmaları ve sıvı alımına azami derecede özen gösterilmelidir. Ayrıca hamileler için tasarlanan ve kaliteli olan mayolardan tercih etmeleri tavsiye edilmektedir.
Reklam
'Kendimi Sözlerle Daha İyi İfade Edebilseydim Sinemaya Bulaşmazdım'
“Kış Uykusu” filmiyle 67. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanan yönetmen Nuri Bilge Ceylan , “Kendimi ifade etmek konusunda görüntüler yerine sözlerde daha becerikli olduğumu düşünseydim hiç sinemaya bulaşmazdım. Çünkü yalnızlığı seven bir insanım. Bir romancının yalnızlığını, bir tiyatro yazarının yalnızlığını hep kıskanmışımdır. Ama bu konuda çok yetenekli, becerikli değilim, sözleri kullanmak konusunda” dedi. Star gazetesinden Alin Taşçıyan ’a konuşan Nuri Bilge Ceylan’ın sözleri şöyle: “Kasaba filminde çok uzun diyaloglu bir bölüm vardır, çok iyi beceremediğimiz bir bölüm. O sahneyi yaşatamamış olmak beni çok korkuttu o zaman. O yüzden bir süre diyalogdan kaçmış olabilirim, ben beceremiyorum bu işi, diye. Ama o sahneyi çekememiş olmak bana sinemada çok şey öğretti. Bunun nedenleri üzerine çok düşünmek ve araştırmak zorunda kaldım. Hayattaki gerçek diyalogları gizli gizli kaydettim. Onların yapısını inceledim diyaloğu oluşturan şey nedir diye… Diyaloğun doğallığına çok takmıştım o zamanlar. Birçok yönetmen için de bir meseleydi o zamanlar… Tam da geldiğim bu noktada diyalogda doğallık o kadar da önemli görünmemeye başladı bana… Nedense… ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ da çok uğraştım o işle, biraz daha fazla diyalog vardı ve onların birbirinden çok farklı kasabalı karakterlerin ağzına oturtturulması gerekiyordu. Onda da Çehov’dan yararlandık, en az bu filmdeki (Kış Uykusu) kadar. ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’dan sonra bu filmde, o filme ait daha farklı bir dünya yaratma özgürlüğünü zannediyorum olsun istedim biraz. Tıpkı bir romancının daha özgür hissetmesi gibi diyalog konusunda. Sinemada da sırıtmayacak bir hale getirilebilir mi diye… Çünkü bana diyaloglar da çok keyif verir zaman zaman bir Çehov oyununda olsun ya da bir Dostoyevski romanında, Shakespeare oyununda falan… Bazen bir şeylerden sıkılıyorsunuz, bir şeyler deniyorsunuz.Girmediğiniz bölgeler, hala anlatmak istediğiniz, sizin için çok önemli, başat olan şeyler barındırıyor. Girmek istiyorsunuz, sırasını bekliyor bir şekilde”.   Amatörlerden profesyonel oyunculara… Amatör oyuncuyla da, profesyonel oyuncuyla da çalıştım. İkisinin de özelliklerini biliyorum. Amatör oyuncuyla çalışıyorsanız çok doğal, çok sahici şeyler almanız mümkün. Ama yazdığınız diyalogları kesinlikle değiştirmeniz lazım, her an! Onun yapabileceği, onun ağzına oturabilecek, sürekli yeni şeyler keşfetmek zorundasınız. Ama bu filmde (Kış Uykusu) biz yazdığımız diyalogları aynen istiyorduk. Çok dikkatli yazdık, tek bir kelimenin bile değişmesi, vurgusu bizim için çok önemliydi. O yüzden amatör oyuncu düşünülemezdi. Bir de amatör oyuncu zannedildiği kadar kolay değildir. En beklemediğiniz konularda sorun çıkarır. Çok naz yaparlar, mesela! Bu filmde iki üç tane amatör vardı. Bir hizmetçi karakteri var, otelde. Yani üçüncü çekimi yapmaya kalktığınızda neden, bitmedi mi, niye olmadı, ne gerek var diye soran birisi! Ama bir profesyonelle ellinciyi çekseniz de hala elli birinciyi çekmek için bir iştah görüyorum. O da insanın hoşuna gidiyor doğrusu.   Senaryodan kurguya… Senaryo nehir gibi… Bir nehrin doğuşu gibi oradan buradan bir sürü damla toplanıyor. Bir bakıyorsunuz bir gün yorgun bir ırmak akıyor. Nasıl ortaya çıktığı konusunda fazla bir fikrim yok. Her senaryoda da değişiyor bu, bazısında bir görüntü başlatabilirken bazısında bir konuşma… Eninde sonunda her şey! Daha doğrusu bir sanat yapıtının ortaya çıkması gibi bir kolaj, bir sürü şeyin harmonik, uyumlu biçimde bir araya gelmesi. Ama senaryo yazımı benim için didaktik bir süreç. Senaryo yazımı sırasında insan daha akademik düşünüyor sanki. O yüzden senaryo yazımını sette de kurguda da devam ettirmek gerektiğini düşünüyorum ya da bunu yapabilceğim bir esneklik yaratmaya çalışıyorum. Senaryodan hiçbir zaman emin olmuyorum. Çekimde daha iyi bir şey arıyorum. Kurguda çalışmayabileceği korkusu beni çekimde başka alternatiflere yöneltiyor. Çünkü insan psikolojisi o kadar tahmin edilmez ve bilinmez bir şey ki kurguda neyin çalışacağına emin olmak gerçekten çok zor. Muhakkak hepimiz birer maskeyle yaşıyoruz; toplumsal hayatta bu maskenin nasıl kendi duygusunu gizlemek, başkalarını kandırmak ve bir sürü şey için ne şekiller alacağını bilmek, bütün o detaylar insanın senaryo aşamasında tümüyle hakim olabileceği bir konu değil. Hiç aklınıza gelmeyecek bir yüz ifadesini başka bir şeyle çarpıştırdığınızda duygusal olarak, etkisel olarak, ‘İşte bu insan doğasına daha uygun,’ diyorsunuz mesela. Hiç düşünmediğiniz bir şey! Bu yüzden kurguya biraz fazla malzemeyle girmek gerektiğini düşünüyorum. O yüzden son filmde bayağı bir malzeme çektik, 200 saatlik çekim var.   Görüntülerden stile… Kendimi ifade etmek konusunda görüntüler yerine sözlerde daha becerikli olduğumu düşünseydim hiç sinemaya bulaşmazdım. Çünkü yalnızlığı seven bir insanım. Bir romancının yalnızlığını, bir tiyatro yazarının yalnızlığını hep kıskanmışımdır. Ama bu konuda çok yetenekli, becerikli değilim, sözleri kullanmak konusunda. Görüntülerde de reflekslerim daha gelişmiş. Daha doğrusu film yaparken görüntü konusundaki kararları çok daha net veriyorum. Uzun düşünceler harcamama gerek olmuyor. O yüzden fotoğraf, sinema gibi sanatlara zorunlu oldum. Hatta doğama çok daha aykırı bir üretim süreci var sinemanın. Pek çok insanla cebelleşmek zorundasınız, bittikten sonra bile! Fakat onları nasıl yaptığımı da bilmiyorum ayrıca, görüntü konusunda gerçekten hiçbir stratejim yok. Ben senaryoda da şuradan çekerim, buradan çekerim diye çok düşünmem. Hele bunca filmden sonra! Çok rahat sete giderim nereden çekeceğimi bilmeden. O teknik elemanlar, odanın şekli falan hemen nasıl çekeceğim konusunda kafamda şekillenir. Çok çeşitleme yapmam, kamerayı oraya koy, buraya koy gibi bir çeşitleme değil de oyuncuların oyunlarında, söyledikleri sözlerde bir çeşitleme yaparım. Tekrarla oluşan şeyler, anlatabileceğim, analitik biçimde ele alabileceğim konular değil. Ama stil konusu benim için çok önemli. Bir filmin anlatım şekli, neredeye içerikten daha önemlidir. Çünkü hayatımızda bile bir insan size bir şey söyler, dinlemezsiniz, ikna olmazsınız ya da çok şey ilgilenmezsiniz. Ama başka biri başka bir şekilde söyler başka bir ilgi uyandırır. Söyleyiş şekli çok önemlidir, her şeyde! Dolayısıyla bir insanı belli bir dünyaya sokmak için bir yol bulmak zorundasınızdır. Bu yolu sürekli araştırırız, insanlar üzerinde daha etkili olmak isteriz, söylediklerimiz dinlensin isteriz. Bunu hayatta nasıl arıyorsak, sinemacı da söyleyeceği yolu bulma, stil konusunda kafa yormak zorundadır. Bu konu en çok dikkat ettiğim şeydir, ama içsel bir süreç. Dikkat ederim ama kendiliğinden olan bir şey. İzah etmem biraz zor ama böyle bir şey. En önemli şey benim için, özellikle kurguda çok dikkat ederim. Bir yönetmenin eninde sonunda bir filmde hesabını veremeyeceği bir tek karenin olmaması gerektiğini düşünüyorum. En küçük ayrıntının da hesabını verebilirim. Kurguya zaman çok ayırırım. Beni utandırmamalı sonradan çünkü ufacık bir şeye dikkat etmezseniz o yirmi yıl sonra bile gözünüze batmaya devam eder.  Denemelerden ustalığa… Kendi en sevdiğim yönetmenlere baktığımda çok da denemeci tipler olduğunu düşünmüyorum. Mesela Ozu denemeci bir insan değildir. Hep aynı filmi çekerdi, ama sadece git gide daha sofistike bir hale getirdi. Sanki bir Çinli ressam elemanları git gide daha azaltır gibi. Son filmleri iyice rafinedir. Keza Bresson öyledir, nitelikleri son filmlerinde ortaya çıkmaya başladı. Cesaret tek başına saygı duyulacak bir şey değil bana göre. Nereye gittiğine bakmak lazım. Sonuçta aptal cesareti diye de bir şey var. Sofistikeleşmeye başladığı zaman bir sinema içten gelen bir yere doğru gitmeye başladığını görüyorsunuz.  Korkulardan cesarete İçten baktığım zaman kendimi çok cesur görmüyorum, tam tersine çok korkak görüyorum. Onu da söylemem lazım. Sinema bir anlamda da korkuyla yapılan bir şey. Attığım her adım korkularla ve endişelerle de yaratılıyor. Daha sonra birisi cesaret diye de nitelendirmiş olabilir ama aslında süreç öyle işlemiyor. Sinema cesaretle yapılan bir şey değil bence, tam tersine sorular, korkular, kaygılar, zayıflık, yalnızlıkla yapılır. Bir sanatçının yalnızlık hissettiği için üretim yaptığını düşünüyorum. Benim için de en büyük meselelerden biri o. O korkunç yalnızlıktan kurtulmak için biraz… Bazen… Bunlar derin konular… Nefretten sevgiye… Ben gıcık olma potansiyeli yüksek karakterlerle uğraşmayı tabii ki seviyorum. Anlamaya çalıştığım karakterler de onlar. Gıcık olma kapasitemizin ardında kendimizi koruma güdüsü bazen yatar. Mesela alaycı birine gıcık oluruz ama ondan korkarız da. Gıcık olduğumuz karakterlere gıcık olmakla hayran olmak arasında ince bir çizgi var. Bir lafla, bir tek şeyle öbürüne bir anda dönüşebilir. Sinema yazarlığının anlamı da belki burada, bir şey hep göründüğü gibi değildir. Anlamı birden değişebilir. Sanat eserleriyle ilişkide ben katalizörlerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. İyi bir sinema yazarının da böyle bir katalizör olabileceğini düşünüyorum. Ben kendi tarihimden biliyorum. Hem insanlarla hem sinemayla ilişkimde. Bugün en hayran olduğum insanlar önce en gıcık olduklarım aslında! İlk görüşte sevdiğin bir insanı uzun süre sevemezsin. Kısa vadeli olur. Filmde de öyle olur. İlk gördüğümde yarıda çıktıklarım sonradan hayatımın en önemli filmleri haline gelmiştir. Ya da yıllarca sinir olduğum bir insan ilişkinin bir anda yön değiştirmesiyle en yakın dostlarımdan biri olmuştur. Öyledir hayat, sürekli kendimizi koruyarak, kollayarak sağ kalmaya çalışıyoruz aynı geminin içinde. Tehlikeli bulduğumuz insanları, belli bir formülasyonla hayatımızdan uzak tutmaya çalışıyoruz, kafamızın içinde. Ben ilginç bulduğum karakterleri filme koymaya çalışıyorum, sevgi duymuyorum onlara, sevgi duymam gerekmiyor daha doğrusu.” T24
Reklam