Rusya'ya Yaptırımın Bedeli Ağır: 1 Milyon Kişi İşsiz Kalabilir
Avrupa İşletmeler Birliği (AEB) yönetiminden Pegorier, Rusya'ya yönelik yaptırımların büyük bir işsizlik dalgasına neden olabileceği uyarısında bulundu. ABD ve AB'nin finans, enerji, savunma ve ileri teknoloji alanlarını kapsayan ek yaptırımlarla birlikte Rusya'nın dolaylı kaybının yıllık bazda 100 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Avrupa İşletmeler Birliği (AEB) yönetiminden Philippe Pegorier, Ukrayna krizi nedeni ile Rusya'ya yönelik yaptırımların Avrupa ülkelerinde istihdam açısından önemli sıkıntı oluşturacağını, 1 milyon civarında işsizin ortaya çıkabileceğini söyledi. Ria Novosti'ye konuşan Pegorier, iş ortamının gelişmesinin refah, istihdam ve istikrar getirdiğini, yaptırımların ise iş dünyasını zayıflatarak tüm bu kalemlerde gerilemeye neden olduğunu belirterek, “Eğer biz Rusya'ya vurursak, Rusya ile ticareti düşündüğümüzde biz Avrupa Birliği ve Ukrayna'da istihdama da vururuz. Böylece Ukrayna'da istikrarsızlık artar…” uyarısı yaptı. Rusya'nın siparişleri nedeni ile Almanya'da 300 bin, Fransa'da 100 bin kişiye istihdam sağlandığı bilgisini paylaşan AEB yetkilisi, tüm Avrupa Birliği'nde bu rakamın 1 milyonun üzerinde olduğuna dikkat çekti. 'İŞSİZLİK ÖDEMELERİNİ DE HESAPLAYIN' “Avrupa liderleri muhtemelen işsizlerin ödemelerini yapmaları gerekecek…” hatırlatması yapan Pegorier, “Bizim Rusya'da yatırımlarımız ve girişimcilerimiz var. Niçin ABD ve Avrupa Birliği'nin yaptırımları Rusya'ya ya da doğrudan Avrupalı girişimcilere yöneliyor? Yaptırımlar doğrudan bize ve hükümetlerimize karşı.” eleştirisi getirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı telefon görüşmesinde, yaptırımların iki ülke ilişkileri ve uluslar arası istikrarı tehdit ettiğini ifade etmişti. Rus lidere göre birbirine bağımlı hale gelmiş küresel piyasalarda yaptırımlar karşılıklı olarak yıkıcı oluyor. ABD ve AB'nin finans, enerji, savunma ve ileri teknoloji alanlarını kapsayan ek yaptırımlarla birlikte Rusya'nın dolaylı kaybının yıllık bazda 100 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Uzmanlara göre ABD ve AB'nin kaybı da en az bu rakamı bulacak. Rusya'nın AB temsilcisi Vladimir Çizlov, yaptırımların Dünya Ticaret Örgütü kurallarına aykırı olduğu gerekçesi ile iptali için çalışacağını açıkladı.  CİHAN
Sürücüsüz Otomobiller Beklenenden Önce Yollara Çıkabilir
Günümüzde sürücüsüz araba fikri hala biraz uzak gelse de geleceğin teknolojisi sayesinde, kendi kendine gidebilen otomobillere sandığımızdan daha çabuk alışacağız anlaşılan. Gerek birçok otomobil devinin bu yönde yaptığı atılımlar gerek sürücülerin artan talepleri, sürücüsüz otomobillerin önünü iyice açmış durumda. Konuyla ilgili yapılan anketler de insanların bu teknolojiyi kolayca benimseyeceğini gösteriyor. Araç sigortalama web sitesi Insurance.com’un 2 bin ehliyet sahibiyle yaptığı ankete göre,Amerikalıların yüzde 75′i sürücüsüz otomobil satın alabileceğini belirtti. Web sitesinin, “Sürücüsüz otomobiller diğer araçlara göre daha düşük sigorta masraflarına sahip olsa düşünceniz ne olur?” sorusuna ise yüzde 86′lık kesim olumlu yanıt verdi. Hatırlayacağınız üzere Google, Mayıs ayında kendi kendine gidebilen arabasını tanıtmıştı. Direksiyonu ve pedalları olmayan Google otomobillerin, en geç 2020′ye kadar trafiğe çıkacağı öngörülüyor. Öte yandan Nissan, Toyota, Ford ve Volvo gibi dev üreticilerin de sürücüsüz otomobil prototipi üzerinde çalıştığı biliniyor. Amerikalılar sürücüsüz otomobillere genel olarak sıcak bakmalarına rağmen, yine de söz konusu teknolojiye tam anlamıyla güvenmediklerini söylüyorlar. Ankete katılanların yüzde 76′sı, çocuklarını okula göndermek için sürücüsüz bir otomobile emanet etmeyeceklerini belirtti. Katılımcaların yüzde 61′i de bu araçların, insanlar kadar doğru karar verme kabiliyetine sahip olmadığını düşünüyor.teknolojioku
Zekeriya Beyaz Canlı Yayında Erdoğan'a Beddua Etti
Recep Tayyip Erdoğan'a beddua eden Zekeriya Beyaz, zaman zaman kendini kaybetti.Ünlü ilahiyatçı Zekeriya Beyaz, Ulusal Kanal'da Hakan Bayrakçı'nın konuğuydu. Recep Tayyip Erdoğan'a beddua eden Beyaz, zaman zaman kendini kaybetti. 'Beddua etmek haksızlığa asla caiz değildir. Ama yüreği yanan insanlar, o yüreğini yakan insanlara beddua etmeye hakkı vardır.. Allah, seni muvaffak eylemesin Tayyip! Cumhurbaşkanlığına değil, hiçbir makama muvaffak eylemesin. Vatanı satıyorsun, devleti satıyorsun, halkı mahvediyorsun, açlığa ve sefalete mahkum ettin. Allahtan kork, kuldan utan!' Ensonhaber
Acun'dan Sergen Bombası
TV8'nin patronu Acun Ilıcalı, yeni yayın döneminde büyük sürprizlerin altına imza atmaya hazırlanıyor. Acun gelecek sezon için Sergen Yalçın'ı kadrosuna katmayı hedefliyor.TV8'i bir eğlence kanalı haline getirmeyi hedefleyen Ilıcalı, futbola olan düşkünlüğünü de ekranlara yansıtacak. Spor x'in haberine göre TV8'i satın alır almaz İspanya Kral Kupası maçlarını şifresiz yayınlayarak işe başlayan Acun Ilıcalı, Dünya Kupası maçlarını da yayınlamak için TRT ile görüşmüş ancak bazı teknik sebeplerden dolayı büyük proje hayata geçirilememişti. Herhangi bir ligin yayın hakkını almayı düşünmeyen Acun Ilıcalı'nın en büyük planı ise haftada 2 gün yayınlanacak olan spor programında flaş isimleri transfer etmek... Daha önce Alex de Souza'ya teklif götüren ve Brezilyalı oyuncunun kararını bekleyen Ilıcalı, diğer bir yandan da Sergen Yalçın ile görüşme halinde. Ilıcalı'nın en büyük sürprizinin ise yakın dostu Rıdvan Dilmen olacağı da kulislerde yüksek sesle konuşulmaya başlandı.ObjektifHaber
Jamie Foxx, Biyografik Filmde Mike Tyson'ı Canlandıracak
Mike Tyson’ın başarı ve sansasyonlarla dolu hayatı film oluyor. Filmde başrolde Jamie Foxx yer alıyor. Daily Mirror ‘a konuyla ilgili konuşan Mike Tyson, filmin bir buçuk yıl içerisinde hazır olacağını söylerken, Foxx’un kendisini canlandıracağını da ilk duyuran kişi oldu. Filmin senaryosunu Boardwalk Empire’ ın yaratıcısı Terence Winter yazıyor. Mike Tyson verdiği röportajda Martin Scorcese’nin de projede yer alacağını söyledi fakat Scorcese’nin hangi görevden sorumlu olduğunu söylemedi. BantmagAşağıdaki video’da Jamie Foxx’u bir Mike Tyson taklidi yaparken görebilirsiniz.
Reklam
Apple iPhone 6, 14 Ekim'de Piyasaya Sürülecek İddiası
Özellikle geçtiğimiz son 3 ayı dolu dolu yeni iPhone haberleriyle geçirdik. Aslında bu olay her sene oluyor ve buna da biraz alıştık. Bununla birlikte yeni iPhone'lar tanıtılana kadar bu haberlerin sonu gelmeyecek. Geçtiğimiz günlerde iPhone 6'nın tanıtım tarihleriyle alakalı gelen son bilgilerden sonra şimdi ise iPhone 6'nın piyasaya sürülme tarihi ile alakalı bilgiler geldi. Japon Nikkei başta olmak üzere birkaç Tayvanlı kaynağın da belirttiğine göre Apple , merakla beklenen  iPhone 6'sını Ekim ayı içerisinde piyasaya sunacaktı. Bu iddialar son gelen bilgilerle bir iddianın ötesine geçti. MacRumors'un App Store mağaza yetkilisinden aldığı bilgilere göre Apple, iPhone 6'yı piyasaya sunmaya hazırlanıyor.Teknokulis
Akıllı Telefonunuzu Suya Düşürürseniz  İlk Ne Yapacağınızı Biliyor Musunuz?
Akıllı telefonlar günlük hayatımızı kolaylaştırmak için önemli bir işlev yerine getiriyor. Yazla birlikte cep telefonlarını suya düşürme olasılığı da arttı. Böyle bir durumda ilk yapılacak şey, akılı telefonu kapatmak ve kavanozun içinde pirincin içine yerleştirmek. Alman Bild gazetesinde yer alan haberde, akıllı cep telefonlarını suya düşürenler için bir dizi öneri sıralandı. Haberde akıllı telefonu suya düşürdükten sonra sık yapılan hatalar da sıralandı. Suya düşürüldükten sonra ilk yapılacak şey, telefonu kapatmak ve bataryasını çıkarmak. Sonraki işlem ise, çok kimsenin aklına gelmiyor. Telefonu kavanozda pirinç içine yerleştirmek. Telefonun nemini çekmek için pirinç birebir. Uzmanlar suya düşen akıllı telefonu kurutmak için sık yapılan hataları da sıraladı. Cep telefonu fön ve mikrodalga gibi aletler yardımıyla kurutulmamalı. Sıcak hava, cep telefonunun hasas elektronik parçalarına zarar verebilir. Sıcak hava ayrıca cep telefonu içerisinde su torbacıklarının oluşmasına da sebep olabilir. Kuruma işlemlerinden geçirilen cep telefonu, birkaç gün bekletildikten sonra açılmalı.T 24
Reklam
BlackBerry Messenger'ın Windows Phone Sürümü Yayınlandı
Geçtiğimiz yıl iOS ve Android sürümleri yayınlanan BlackBerry Messenger, en nihayetinde Windows Phone platformuna da taşındı. Bir dönemin en popüler anlık iletişim uygulamalarından BlackBerry Messnger (BBM), WhatsApp vebenzerlerinin yükselişiyle gölgede kaldı. Android ve iOS sürümleri beklenmedik şekilde milyonlarca kez indirilince de, zor günler geçiren Kanadalı BlackBerry için yeni bir umut kapısı haline geldi. Geçtiğimiz akşam Windows uygulama mağazasındaki yerini alan BBM, Windows Phone 8 ve Windows Phone 8.1 mobil işletim sistemleriyle çalışan cihazlarda kullanılabiliyor. BBM’in PC ve Mac sürümlerinin geliştirildiği söylentileri de kulaktan kulağa yayılıyor. BlackBerry Messenger’ı buradan Windows Phone’lu cihazına indirebilirsin.Stuff
Reklam
Meşhur ve Etkileyici 11 Optik İllüzyon
etiket
Optik illüzyon (görsel illüzyon) ya da göz yanılsaması, görsel olarak algılanan görüntüler ile nesnel gerçekliğin farklı olduğu durumlar için kullanılan terimdir. Göz tarafından toplanan ve beyinde işlenen bilgiler uyaran kaynağının fiziksel ölçümü ile uyuşmayan bir algı oluşturur.
Çok Fazla Bilinmeyen ve Kullanılmayan 26 Deyim
etiket
Deyim (tabir), genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, kendine özgü bir anlam taşıyan, ifadeyi daha zengin ve etkileyici kılmak amacıyla söylenen ve en az iki kelimeden oluşan kalıplaşmış söz öbekleridir.
Reklam
Tüm Zamanların En İyi 10 Şarkıcısı
etiket
Leto, Thirty Seconds to Mars'ın solisti ve gitaristidir. Grubu 1998 yılında Los Angeles'ta abisi Shannon Leto ile birlikte kurmuştur. Thirty Seconds to Mars kendi grup adlarını taşıyan ilk albümlerini 2002'de yayınladı ve olumlu eleştiriler aldı.Daha sonra yayınladıkları albümü A Beautiful Lie (2005) birçok ülkede platinyum almıştır. This Is War (2009) grubun üçüncü albümüdür, 2009 Aralık ayında yayınlanmıştır. Dördüncü stüdyo albümleri Love, Lust, Faith and Dreams (2013) Mayıs ayında çıkmıştır. Ve albümün çıkış şarkısı Up in the Air Mtv Video Müzik Ödüllerinde 'En İyi Rock Klibi' ödülünü almıştır. Leto aynı zamanda müzik videolarını da kendisi yönetmiştir.
Reklam
9. İstanbul Animasyon Festivali 18 Kasım’da Başlayacak
Bu sene 18-23 Kasım tarihlerinde dokuzuncu kez gerçekleşecek olan İstanbul Animasyon Festivali’ne başvurular devam ediyor. Yarışmaya katılmak isteyenler 1 Ocak 2011′den sonra tamamlamış filmleriyle festivale başvurabilir. Başvuru için son gün 5 Eylül Cuma!Yarışmaya başvuran filmler IAF Büyük Ödülü, Uzun Metraj, Türk Kısa Filmi, Öğrenci Filmi, İlk Film ve Müzik Klibi dallarında yarışacak.Bantmag
Spor Olarak Adlandırılmaması Gereken 12 Aktivite
Öncelikle sporu tanımlayalım: Spor, bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümüdür. Bu listede de bu tanıma çok da uymayan aktiviteler var.
Yeni Mars Robotu Astronotlar İçin Oksijen Üretecek
NASA, Mars 2020 keşif robotunun özelliklerini kamuoyuna duyurdu. Curiosity'nin çok daha gelişmiş modeli olacak robot, 2030'da Mars'a ayak basması planlanan astronotlar için 10 yıl oksijen üretecek. Curiosity'nin ardından Mars keşiflerine devam edecek olan Mars 2020 robotuna ait özellikler kamuoyuna duyuruldu. NASA, 2020 Mars'ın bir gün Dünya'ya getirilme ihtimali karşılığında numune toplayacağını, dahası Mars atmosferinden oksijen üreteceğini belirtti. Mars 2020'nin oksijen üretimi, Kızıl Gezegen'ın koloni haline getirilmesinde ilk önemli adım olarak kabul ediliyor. Mars Keşif Programı'nda yer alan Michael Meyer, 'Mars yüzeyinde oksijen üretebilmenin uzay keşfinin geleceği adına büyük bir adım olacağını ve gelecekte astronotların daha uzun süreli görev yapmalarını sağlayacağını' söyledi. 10 yıl oksijen üretecek Yeni Mars aracında yer alacak 'MOXIE' adındaki cihaz, Kızıl Gezegen'in atmoferinden karbondioksit çekecek ve saf oksijen ile karbon monoksite dönüştürecek. 2030'da Mars'a insan göndermeyi planlayan NASA, astronotların Kızıl Gezegen'e adım atmasından 10 yıl önce oksijen üretimine başlamış olacak. MOXIE ekibinde yer alan Massacchusetts Teknoloji Enstitüsü'nden (MIT) Michael Hecht, 'oksijenin bir kısmının astronotlar tarafından kullanılacağını, büyük kısmının ise Kızıl Gezegen'den ayrılma vakti geldiğinde roket yakıtını ateşlemek için yakıcı madde görevi göreceğini' söyledi. NASA, gelecekte Mars'taki metan gazı ve diğer materyallerden roket yakıtı üretmeyi deneyeceklerini de belirtti. Çok sayıda cihaz taşıyacak Mars 2020 , taşıyacağı MastCam Z streoskopik kamera ile karşısına çıkan hedeflere odaklanacak. Lazer atışıyla maddelerin kimyasal yapısını ortaya çıkaracak SuperCam ise kimyasal analizlerde kullanılacak. Robotik kolunda PIXL ve SHERLOC adında iki cihaz taşıyacak olan Mars 2020, her iki araçlar numuneler üzerinde yüksek çözünürlüklü analizler yürütecek ve organik yaşam izi arayacak. Mars 2020'nin gövdesinde ise MOXIE'nin yanı sıra yer katmanlarını analiz edecek radar sistemi RIMFAX ve yüksek teknoloji ürünü hava istasyonu MEDA yer alacak. Al Jazeera
Arjantin'den Sonra Tehlike Çanları Türkiye İçin De Çalıyor!
Arjantin İflasta İlk domino taşı düştü mü?CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Arjantin'in iflasının ardından iki ülke arasındaki ekonomik benzerlikleri ortaya koyarak ekonomi yönetimini ve AKP iktidarını uyardı. bu iflasın domino etkisi yapabileceğine işaret eden Umut Oran, 'Türkiye’nin artık yeni bir ekonomi hikâyesine ihtiyacı var. Bu hikâyenin içinde tasarruf olmalı, yatırım olmalı, kalkınma olmalı, cari açıkla, işsizlikle, eşitsizlikle mücadele olmalı. Bu hikâye işi, aşı, sosyal barışı anlatmalı. AKP’nin ve Erdoğan’ın hikâyesi ise artık eskidi, yolsuzluk batağına saplandı, kurucu yol arkadaşları bile terk ediyor kendisini. Türkiye’nin yeni bir iktidara yeni bir hikâyeye yeni bir ekonomi programına ihtiyacı var' dedi CHP'li Umut Oran'ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklama şöyle:  Vadesi gelen dış borcunu ödeyemediği için Standard and Poor’s tarafından iflası ilan edilen Arjantin’in durumu, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişen ekonomiler için yeni bir krizin habercisi niteliğinde... Fed’in geçen yıl para musluklarını kısmasının ardından siyasette ortaya çıkan çalkantıların da etkisiyle ülke riski en fazla artan ekonomilerden biri olan Türkiye; Hindistan, Endonezya, Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte en kırılgan 5 ülke arasında sayılırken, sıralamada Arjantin bu “kırılgan 5’li”den sonra geliyordu. Şimdi, tehlike çanlarının çaldığı bu ülkelere yönelik yatırım iştahı gerileyecek, küresel kreditörler ülke tahvillerine daha ihtiyatlı yaklaşacak, risk puanları yükselecek bu ülkelerin borçlanma imkânları zorlaşacaktır. Bu sürecin en hafif maliyeti bile gelişen ülkelerin borçlanma maliyetlerinde aşırı yükselme olacaktır. Türkiye’nin temel makroekonomik göstergeleri, dış borcunda temerrüde düşerek iflas eden Arjantin’den daha sıkıntılı bir tablo ortaya koyuyor. Türkiye’nin borçluluk düzeyi de cari açığı da bu ülkenin kat kat üzerinde bulunuyor. Arjantin’de yüzde 28 olan toplam dış borcun milli gelire oranı Türkiye’de yüzde 47’ye ulaşıyor. 2013 yılında Arjantin’de milli gelirin sadece yüzde 0.9’u düzeyinde bulunan cari açık Türkiye’de yüzde 8’e yaklaştı. Kırılgan ekonomilerin başında gelen Türkiye’de bankalar ve gösterge faiz üzerinde baskı oluşacaktır.  İyimser senaryoda Türkiye dış borçlarını çevirmeye devam etse bile Erdoğan’ın emirle düşürmeye kalktığı faizleri aksine daha da yükseltmek zorunda kalacak, dış sermaye girişindeki kıtlaşma nedeniyle döviz daha da pahalanacak, “yüksek faiz-pahalı döviz”de yeni bir üst platoya geçilecektir. Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla siyasete endekslendiği bu günlerde Arjantin’den gelen iflas haberi sürpriz olmadığı gibi kayıtsız kalabileceğimiz bir durum da değildir. Özellikle 2008 sonrasında dünyada yaşanan likidite bolluğunda hovardaca borçlanan gelişen ülkeler, şimdi Fed’in likiditeyi kısması ile sıkıntılı bir döneme girmiştir. Bu ülkelerin başında gelen Türkiye için de saadet zinciri her an kopabilir. Yüksek borçluluğu ve aşırı dış kaynağa bağımlı yapısı nedeniyle Türkiye’nin de her an benzer bir durum yaşaması riski bulunmaktadır!   Hükümet, Erdoğan’ın kişisel ikbal hesaplarına yoğunlaşmayı bırakıp, kriz tehlikesine odaklanmalıdır. Ekonomiden sorumlu bakanlar yakalarına Erdoğan rozetini takacaklarına ilgili kurumlarla birlikte hemen kriz riskine karşı seferber olmalı, en üst düzeyde koordinasyon içinde toplanarak durum değerlendirilmeli ve gereken acil önlemleri almalıdır. Türkiye ekonomisinin kırılganlığı giderilerek krizlere karşı dayanıklı hale getirilmesi için orta ve uzun vadeli yapısal reformları konuşmanın zamanı çoktan gelmiştir. Türkiye gibi borçluluk oranı yüksek ve aşırı dış kaynağa bağımlı ekonomilerden biri olan Arjantin’in temerrüde düşerek dış borçlarını çeviremez hale gelmesi nedeniyle “iflas”ı, domino etkisiyle gelişen ülkelere yayılma riski taşıyor. Şimdi tehlike çanları özellikle Türkiye’nin de aralarında bulunduğu “kırılgan 5’li” için çalıyor. Fed’in geçen yıl parasal sıkılaştırma kararı ile küresel para musluklarını kısmasının ardından iç siyasette ortaya çıkan çalkantıların da etkisiyle ülke riski en fazla artan ekonomilerin başında gelen Türkiye; Hindistan, Endonezya, Brezilya ve Güney Afrika ile birlikte en kırılgan 5 ülke arasında sayılırken, sıralamada Arjantin bu “kırılgan 5’li”den sonra geliyordu. ARJANTİN’İN İFLASI Arjantin hükümeti, ülkenin tahvillerine yatırım yapan bir grup yatırımcıyla uzlaşma sağlayıp faiz geri ödemelerinde yüzde 70'e varan indirim ve vadenin uzatılması gibi kolaylıklar sağlasa da “Akbabalar” olarak adlandırılan bir grup spekülatif yatırım fonu ülkeyle uzlaşmaya yanaşmadı. Vadesi gelen 1.3 milyar dolarlık tahvilin geri ödenmesini isteyen kreditörlerle uzun süredir devam eden müzakerelerin ardından Arjantin tahvillerini elinde tutan fonlar ABD’de mahkemeye başvurdu. Mahkeme, verdiği süre içinde tarafların uzlaşamaması nedeniyle Arjantin’in yükümlü olduğu borcu ödemesi gerektiğine hükmetti. Arjantin, 1.3 milyar dolarlık borcun geri ödenemeyeceğini duyurarak iflas bayrağını çekti. Yani Latin Amerika’nın en büyük ikinci ekonomisi iflas etti. Tıpkı Türkiye gibi 2001 yılında büyük bir ekonomik kriz yaşayan Arjantin, o zaman da iflas ilan etmiş ve o dönem yaklaşık 100 milyar dolar civarında olan dış borç ödemelerini durdurmuştu. 2003 yılında iktidara gelen Nestor Kirchner hükümeti kreditörlerin yüzde 93’ü ile yaptığı pazarlıkla, borçların ortalama yüzde 65 oranında indirime gidilmesi ve 2005 ve 2010 yıllarında toplu ödemeler yapılması konusunda anlaşmıştı. Anlaşma dışında kalan yüzde 7’lik kesim ise o tarihten itibaren hukuksal mücadele başlatmıştı. Türkiye’yi AKP’nin yönettiği 2003 yılından bu yana Arjantin’i de Kirchner hükümetleri yönetiyor. Önceki Devlet Başkanı Nestor Kirchner’in eşi yeni Devlet Başkanı Cristina Kirchner’in açıklamalarına göre Arjantin o tarihten bu yana 173 milyar dolar dış borç ödedi. IMF verilerine göre de Arjantin, son on yılda yüzde 73 oranında ödemeyle dünyanın en fazla borç ödeyen ülkesi oldu. Buna göre “akbaba” fonuna 1.3 milyar dolarlık borcu da kolaylıkla ödeyebilecek durumda olmakla birlikte Arjantin’in bu tutarın tamamını ödemesi durumunda borç yapılandırılmasına girmeyen ancak geçtiğimiz aylarda özel bir anlaşma yapan yüzde 7’lik kesimin itiraz etmesi Arjantin’in ödemesi gereken miktarı 15 milyar dolara çıkaracak. Buna 2005 ve 2010’daki yapılandırmalara giren yüzde 93 de eklenirse Arjantin toplam 120 milyar dolarlık ek borç yükü altına girme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Arjantin’in borç yapılandırma anlaşması 2015 yılında sona eriyor. Arjantin, bu tarihten itibaren kreditörlerin herhangi bir kısmına borcunu tamamen öderse yapılandırma sırasında affedilen borçları ödeme riskiyle karşı karşıya kalmayacak. TEMERRÜT NEDİR? Temerrüt, borçlunun borçlandığı kişiye verdiği taahhütleri yerine getirememesi, ödemelerin gecikmesi anlamına geliyor. Borçlarını geri ödeyemeyecek duruma gelen ülkeler için de “temerrüde düşme” kavramı kullanılıyor. Bu durumda ülke uluslararası piyasalardan borçlanamaz hale gelebiliyor. Bu süreçte ülkede sert devalüasyonlar yaşanabiliyor, şirket iflasları, kitlesel işten çıkarmalar, kamu çalışanlarının maaşlarının ödenememesine kadar varan bir dizi kriz patlak verebiliyor. DOMİNO ETKİSİ OLABİLİR… Fed’in küresel likidite bolluğunu sonlandıracak nitelikteki karar ve operasyonlarıyla dünyada yeni bir finansal iklime geçildi. Yüksek enflasyon ve yüksek dış açığı bulunan ekonomiler, yeni küresel iklimin kırılgan ekonomileri olarak tanımlanıyor. Türkiye, Hindistan, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika’nın oluşturduğu kırılgan 5’liye Arjantin, Rusya ve Şili de eklenerek kırılgan ülke sayısını 8’e çıkaranlar da olmuştu. Krizin ilk patlak verdiği ekonomi, ise kendi özel koşulları ile de bağlantılı biçimde Arjantin oldu. Hedge fonlara ödemeyi yap(a)madığı için Standard and Poor’s tarafından iflas ettiği kabul edilen Arjantin’in durumu, finansal dengeleri zaten bıçak sırtındaki Türkiye gibi gelişen ülkelere yayılacak yeni bir krizi tetikleyebilir. Yani Arjantin, sırayla düşecek domino taşlarının ilki olabilir. Şimdi, tehlike çanları diğer gelişen ülkeler için çalıyor. İzleyen süreçte genelde gelişen ülkelere ve özellikle de kalan 7 kırılgan ülkeye yönelik yatırım iştahı gerileyecek, küresel kreditörler bu ülke tahvillerine ihtiyatlı yaklaşacak, risk puanları yükselecek bu ülkelerin borçlanma imkanları zorlaşacaktır. Bu sürecin en hafif maliyeti bile gelişen ülkelerin borçlanma maliyetlerinde aşırı yükselme şeklinde olacaktır. TÜRKİYE’NİN DURUMU ARJANTİN’DEN İYİ DEĞİL   Türkiye’nin temel makroekonomik göstergeleri, temerrüde düşerek iflas bayrağını çeken Arjantin’den ve kırılgan ülkelerden daha sıkıntılı bir tablo ortaya koyuyor. Merkezi yönetim borcunun milli gelire oranı 2013’te Arjantin’de yüzde 47, Türkiye’de yüzde 36 düzeyinde gerçekleşmekle birlikte asıl borçluluğu özel sektör kaynaklı olan Türkiye toplam borçluluk düzeyinde Arjantin’i çok geride bırakıyor. Böyle bir konjonktürde ise borçta özel sektör-kamu ayrımı değil, toplam borçluluk düzeyi önem taşıyor. Bu yılın ilk çeyrek verilerine göre Arjantin’in toplam 137 milyar dolarlık dış borcuna karşılık Türkiye’nin kamu ve özel toplam 388 milyar dolar dış borcu bulunuyor. Arjantin’de yüzde 28 olan toplam dış borcun milli gelire oranı Türkiye’de yüzde 47’ye ulaşıyor. Üstelik bu gelişmeyle kırılganlığı daha da artacak olan Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içinde kamu ve özel sektör olarak toplam 165 milyar dolarlık dış borcu çevirmesi gerekiyor. Türkiye’nin cari açığı da Arjantin’in kat kat üzerinde bulunuyor. 2013’te Türkiye’de 65 milyar dolar olan cari açık Arjantin’de sadece 4.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Arjantin’de milli gelirin sadece yüzde 0.9’u düzeyinde bulunan cari açık Türkiye’de yüzde 8’e yaklaştı. Arjantin, büyümesinin yüzde 55’ini özel tüketimle sağlarken bu oran Türkiye’de yüzde 70-75 aralığında seyrediyor. Bu da ulusal tasarruflara yansıyor. Arjantin’de yüzde 22’lerde bulunan tasarrufların milli gelire oranı Türkiye’de oran yüzde 13 dolayında kalıyor. Enflasyonda ve faizde de Arjantin’le benzer durumda olan Türkiye’nin bu ülkeye göre belki de tek avantajı uluslararası rezervleri… Arjantin’de 30 milyar doları bulmayan rezervler Türkiye’de 110 milyar doların üzerinde bulunuyor.   TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLER?   Gözlerin gelişen ülkelere çevrildiği yeni süreçte kırılgan ekonomilerin başında gelen Türkiye’de bankalar ve gösterge faiz üzerinde baskı oluşacaktır. Türkiye’nin Arjantin’le aynı duruma düşmesi şeklindeki kötümser senaryoyu düşünmek dahi istemeyiz. Ancak iyimser senaryoda Türkiye dış borçlarını çevirmeye devam etse bile, Erdoğan’ın emirle düşürmeye kalktığı faizleri, aksine daha da yükseltmek zorunda kalacaktır. Dış sermaye girişindeki kıtlaşma nedeniyle döviz daha da pahalanacak, zaten bu yıla damgasını vuran “yüksek faiz-pahalı döviz”de yeni bir üst platoya daha geçilecektir. Bu da maalesef ekonomide yavaşlama, piyasalarda daralma, reel sektörde ve bankacılık kesimi üzerinde sıkıntıların artması, şirketlerin mali yapılarının bozulması, iflaslar ve işsizlikte patlama demektir. Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla siyasete endekslendiği bu günlerde Arjantin’den gelen iflas haberi sürpriz olmadığı gibi kayıtsız kalabileceğimiz bir durum da değildir. Özellikle 2008 sonrasında dünyada yaşanan likidite bolluğunda hovardaca borçlanan gelişen ülkeler, şimdi Fed’in likiditeyi kısması ile sıkıntılı bir döneme girmiştir. Bu ülkelerin başında gelen Türkiye için de saadet zinciri her an kopabilir. Yüksek borçluluğu ve aşırı dış kaynağa bağımlı yapısı nedeniyle Türkiye’nin de her an Arjantin’le benzer bir durum yaşama riski bulunmaktadır.     YENİ BİR EKONOMİ HİKAYESİNE İHTİYAÇ VAR!   Türkiye’nin artık yeni bir ekonomi hikâyesine ihtiyacı var. Bu hikâyenin içinde tasarruf olmalı, yatırım olmalı, kalkınma olmalı, cari açıkla, işsizlikle, eşitsizlikle mücadele olmalı.  Bu hikâye işi, aşı, sosyal barışı anlatmalı. AKP’nin ve Erdoğan’ın hikâyesi ise artık eskidi, yolsuzluk batağına saplandı, kurucu yol arkadaşları bile terk ediyor kendisini. Türkiye’nin yeni bir iktidara yeni bir hikâyeye yeni bir ekonomi programına ihtiyacı var. Erdoğan kriz teğet geçer havasında, ülkeyi değil kendi ikbalini düşünüyor. AKP ekonomi yönetimi ise yakalarına Erdoğan rozeti takmakla meşgul. Ekonomi yönetimi 3 maymunu oynuyor; yaklaşan krizi görmüyor, duymuyor, sesini çıkarmıyor! Bakanların yakalarındaki Erdoğan rozetini çıkarıp, akıllarını başlarına toplamaları ve ekonominin gerçek gündem ve önceliklerine odaklanmaları gerekmektedir. Ekonomi ile ilgili tüm kurumlar kriz riskine karşı seferber olmalı, en üst düzeyde koordinasyon içinde toplanarak durum değerlendirilmeli ve gereken acil önlemleri almalıdır. Türkiye ekonomisinin kırılganlığı giderilerek krizlere karşı dayanıklı hale getirilmesine yönelik orta ve uzun vadeli yapısal reformları konuşmanın zamanı çoktan gelmiştir.
Reklam