onedio
Aziz Yıldırım: "50 Milyon Dolar Kulağıma Gelmişti"
Aziz Yıldırım’ın kumpas soruşturmasında verdiği ifade ortaya çıktı. Savcı, Duygun Yarsuvat’ın “Fethullah Gülen grubu, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi” iddiasını sordu. Yıldırım, “Bana doğrudan böyle bir talep ile gelinmedi, para istenmedi. Ancak bu yöndeki iddialar kulağıma geldi” diye ifade verdi.F.BAHÇE Başkanı Aziz Yıldırım, Fethullah Gülen grubunun kendisinden 50 milyon dolar istediğine yönelik iddiaların kulağına geldiğini söyledi.G.Saray Başkanı Duygun Yarsuvat’ın “Fethullah (Gülen) grubu, Aziz Yıldırım’dan 50 milyon dolar istedi. Aziz Yıldırım da F.Bahçe de bu parayı vermedi. Ondan sonra malum süreç başladı. Henüz sonlanmayan bir süreç” şeklindeki sözleri yargıya taşındı. Yıldırım, geçen hafta şike soruşturması ve davasında ‘kumpas kurulduğuna’ ilişkin soruşturmada ‘müşteki’ sıfatıyla ifade verdi. F.Bahçe Başkanı, terör savcılığındaki ifadesinde “illegal bir yapının F.Bahçe’yi ele geçirmek için kumpas kurduğunu” iddia etti. Savcı, bu ifadenin ardından Aziz Yıldırım’a G.Saray Başkanı'nın ortaya attığı '50 milyon dolar’ iddiasını sordu.HAKİM VE SAVCIDAN ŞİKAYETÇİYıldırım bu konudaki soruya muğlak bir yanıt verdi. Kendisine ‘doğrudan böyle bir talep ile gelinmediğini, para istenmediğini’ belirtti. Ancak ‘bu yöndeki iddiaların kulağına geldiğini de’ ifadesine ekledi. Aziz Yıldırım, aralık ayında şike' soruşturmasında kendisine ve kulübe yönelik ‘kumpas’ kurulduğu iddiasıyla, şike soruşturması ve davasında görev alan polis ve hakimler hakkında suç duyusunda bulunmuştu.İŞTE AZİZ YILDIRIM’IN İDDİALARIAziz Yıldırım, savcılığa sunduğu dilekçesinde Türkiye’de illegal bir yapının kritik kurumları ele geçirmek için ‘kumpas’ şeklinde yöntemlere başvurduğunu öne sürerek, 'Söz konusu bu illegal yapının bir başka ve önemli hedefi de taşıdığı ekonomik ve sosyal önem sebebi ile futbol kulüpleri ve yönetimleri olmuştur. İllegal yapı, 17 ve 25 Aralık kalkışması öncesinde, 7 Şubat’ta MİT’e, 3 Temmuz da ise Fenerbahçe Spor Kulübü’ne karşı benzer ‘kumpas’ eylemleri içinde bulunmuştur” demişti.Akşam
Galatasaray'dan Sneijder İtirafı Geldi
Galatasaray'da 2. Başkan Hamdi Yasaman, Sneijder'in değerinin 7 milyon ile 10 milyon Euro arasında olduğunu, tekliflerin önüne geçmek için 20 milyon istediklerini söyledi.Ga­la­ta­sa­ray İkin­ci Baş­ka­nı Ham­di Ya­sa­man, gün­dem­de yer alan ko­nu­lar hak­kın­da önem­li açık­la­ma­lar yap­tı. Bugün’­e ko­nu­şan Ya­sa­man, ön­ce­lik­li ola­rak trans­fer için adı İtal­yan eki­bi Ju­ven­tu­s’­la uzun sü­re anı­lan Hol­lan­da­lı oyun­cu Wes­ley Sne­ij­der için ko­nuş­tu. Ken­di­le­ri­ne ge­len öne­ri­le­rin iyi ol­du­ğu­nu be­lir­ten Ya­sa­man, “Fa­kat biz 20 mil­yon eu­ro is­te­ye­rek bü­tün tek­lif­le­rin önü­ne geç­tik. As­lın­da bu ra­kam doğ­ru de­ğil. Ya­pı­lan 5 yıl­lık söz­leş­me­nin ilk se­ne­sin­de­ki de­ğe­ri 20 mil­yon eu­ro­dur. 2,5 se­ne­dir biz­de oy­nu­yor. Man­tı­ken dü­şü­nür­se­niz de­ğe­ri 3’te 1’e in­miş­tir. So­nuç ola­rak şu an­da­ki de­ğe­ri 7 mil­yon ile 10 mil­yon eu­ro ara­sın­da bir ra­kam­dır. Çün­kü be­nim şu an­da­ki hak­kım 1,5 yı­l” ifadelerini kullandı.‘Ge­lir var ama gi­der da­ha faz­la’Yö­ne­tim ola­rak şam­pi­yon­luk he­def­len­di­ği için Hol­lan­da­lı­’nın kal­ma­sı­na ka­rar ver­dik­le­ri­ni be­lir­ten Ham­di Ya­sa­man, “Yok­sa Ju­ven­tus 10 mil­yon eu­ro­yu ve­re­bi­lir­di. Ama ge­nel eği­lim ola­rak şam­pi­yon­luk he­sap­lan­dı­ğı için bu sı­kın­tı­nın çe­kil­me­si­ne ka­rar ve­ril­di­” di­ye ko­nuş­tu.Ku­lü­bün şu an içinde bulunduğu eko­no­mik du­ru­m hak­kın­da da de­ğer­len­dir­me­de bu­lu­nan Ham­di Ya­sa­man, “Ge­lir var ama gi­der da­ha çok. O za­man büt­çe-­mi­zi ayar­la­ya­ma­mı­şız. Da­ha ön­ce ya­pı­lan trans­fer­ler çok yük­sek be­del­ler­le ya­pıl­mış. Biz bu dö­nem­de on­la­rı öde­me­ye ça­lı­şı­-yo­ruz. Ha­ki­ka­ten öde­di­ği­miz ra­kam­lar ol­duk­ça cid­di. Ge­lir ar­tı­yor ama gi­der­ler de çok faz­la” ifadelerini kullandı.Bu­nun ya­nın­da ge­lir­le­rin nis­pe­ten azal­dı­ğı­nın da altını çizen Yasaman, “Se­yir­ci sa­yı­sın­da bel­li bir dü­şüş söz konusu. Bun­la­rın hep­si ekonomik durumu ister istemez et­ki­li­yor. Ge­lir­le­ri­mi­zin hep­si­ni tem­lik et­ti­ği­miz için el­de edi­len ge­lir­le­rin de fa­izi­ni ödü­yo­ru­z. Yönetim olarak bunların hepsinin üstesinden gelmeye çalışıyoruz” dedi.Sneijder konusuHamdi Yasaman, “Sneijder konusu yönetimde tartışıldı. Satılmaması ve şampiyonlukta bir silah olarak kullanılması görüşü ağır bastı” dedi.'Serdar için Bursa çok fazla istiyor'Stoper çalışmalarına da değinen Yasaman, “Esasında iyi bir stoper bulunsa alınabilir. Ama devre arasında transfer edecek çok iyi bir stoper yok. Ya da bizim ihtiyacımız var diye fazla rakam istiyorlar. Bursa yönetimi Serdar Aziz için yüksek bonservis istiyor. O nedenle şart değil. Kadro geniş. Sırf oyuncu almak için transfer yapmak yanlış olur” dedi.Ya­sa­man, bas­ket­bol ta­kı­mın­daki eko­no­mik so­run­lar için, “Bas­ket­bol­da öde­me­ler ya­pı­lı­yor ama zor­la­nı­lı­yor. Bas­ket­bol­cu­lar bi­raz to­le­rans­sız dav­ra­nı­yor. On­la­ra fe­da­kar­lık ya­pı­lı­yor. Pa­ra ala­ma­dık­la­rı­nı ba­ha­ne edi­yor­lar, bu doğ­ru de­ği­l” di­ye ko­nuş­tu.Bugün
Hacıosmanoğlu Transfer'den Neden Vazgeçtiklerini Açıkladı
Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Tolgay Arslan transferinin perde arkasında yaşanan olayları anlattı.Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Tolgay Arslan transferinde saat saat yaşanan tüm gelişmeleri Beyaz TV'deki Beyaz Futbol'a anlattı.İşte İbrahim Hacıosmanoğlu açısından yaşanan tüm gelişmeler;'Beşiktaş'la ilişkimiz bozulmasın diye masadan kalkmamız doğru değil. Birileriyle yarışa girmiyorsunuz. YArışa girmek de doğru değil. Biz yaklaşık 4-5 aydan beri takip ediyoruz. Ara ara görüşmelerimiz oldu. Gerek babasıyla, gerek oyuncuyla. Bu 5-10 günlük bir mevzu değil. Sadece Tolgay Arslan değil, Tolga Ciğerci de vardı. Ancak, o sakat diye listemizden çıkardık.''JEST OLSUN DİYE KALKTIK GİTTİK''Babası, İngiltere'den ve İtalya'dan teklifler var dedi, Tolgay'ın Bundesliga'da devam etmesini istiyorum dedi. Görüşmeler devam etti. Hocamız, CEO'muz defalarca konuştu. Eşininin ikna edilmesi lazımdı, 2-3 gün ailece yemek yendi. Eşi de ikna oldu. Yanından da beni aradılar, Metin ile konuşurken Tolgay espri yaptı.Tolgay; 'Metin'i gönderiyorsun, niye gelmiyorsun' dedi. Ben de 'Sen yeter ki gelmek iste, ben akşam gelirim' dedim. Hocamızla, jest olsun diye akşam kalktık gittik. Oturduk yemeğimizi yedik. Hanımı da oradaydı. Onunla da konuştuk. Çocuklarına hediyeler verdik. 12-1'den sonra menajerimle de konuşursunuz şartları dedi.''EL SIKIŞTIK, TAMAM DENİLDİ''Saat 4'e kadar sürdü görüşmeler, pürüz vardı birkaç, ben gidip müdahale ettim. Menajerin rakamlarına, kendim belli rakamlar yazdım. Bu da dedim benim başkanlık opsiyonum, bunu kabul edin dedim. Tamam dediler.Normalde menajerler %10 alır, fark istiyordu, onları da kaldırdık. 5 milyon euro satış opsiyonu istedi, 8'e çıkardım onu. Sadece 2016'nın ilk 2 ayında 8 milyon euro satma hakkı verin dedi. Satamazsa bu opsiyon kalkacaktı. Eğer, 2016'da satarsan, menajerlik karlarını da vermem sana. El sıkıştık, tamam dedi.''VALİZLERİ TOPLAYIP GELECEKLER'Teklifler olduğunu biliyorduk. Aston Villa, Inter'in teklifleri vardı. Ancak, onların rakamları bizim rakama yakın değildi. Vergi nedeniyle onların teklifleri yüksek olamıyor. El sıkıştık, bu anlaşma bitti mi dedim. O da el sıkıştık, bitti dedi.Sabah 10'da kalkıyorum, sarılıyoruz ve avukatlarıyla birlikte 15.30'da döneceğiz. Sabah aynı şekilde problem yok. Valizleri toplayıp gelecekler. Otelden hep beraber gideceğiz. Biz başka görüşme olmasın başka takımla, etik olarak doğru olmaz dedim. Menajeri de onayladı. 4'e kadar sürdü gelmeleri, ben arkadaşlara dedim ki, 15 dakika 15 dakika diyorlar. 4'e kadar gelmezlerse gidiyoruz dedim. 4'ü 10 geçe geldiler.''DEMEK Kİ BEŞİKTAŞ O PARAYI VERMEMİŞ''Arkadaşlar oturdu konuştu. Avukatlar geldi İtalya'dan. Gidiyoruz biz netice itibariyle. Beşiktaş yönetiminden bir arkadaş arıyor, biz yüzyüze görüştük diyor. Biz akşam el sıkışmadık mı, adam gibi bunun bir daha görüşmesinin olmayacağını belirtmedik mi dedim. Bitmiş bir iş, menajerlik detayları bile bitmiş.Bizle böyle konuştuktan sonra, transfer bittikten sonra başkalarıyla konuşuyorsanız, Aston Villa bastırıyor diyorsunuz. Buraya geldiğinize göre, demek ki Beşiktaş bizim verdiğimiz parayı vermedi dedim. Olay bitmiş gitmiş.''KALKIN GİDİYORUZ DEDİM''Senaryo yazmıyoruz, olanları söylüyoruz. 15-20 gün önce kulüpte oturuyorum, hoca oyuncuyla, babasıyla konuşuyor. Hamburg'la da konuştuk. 300 bin euro veriyorduk, onu da 500 bine çıkardık hatta. Hamburg, teklifinizi kabul ediyoruz diye yazılı sözü var. Kulüple ilgili bir sorunumuz yok. Şimdi bütün bunların yanında, böyle bir ortamda kalktım çıktım. Arkadaşlara, kalkın gidiyoruz dedim. Hukuki bir sözleşme yoktu. Sözleşmeyi hazırladık, avukatı geldikten, sağlık kontrolünden sonra imza atılacak.''AHMET NUR ÇEBİ ENGEL OLACAĞIM DEDİ''Sıkıntı şu, Tolga'yı Beşiktaş'a verdiğimiz zaman çok eleştiri aldık. O dönem Yaşar Kaptan, oğlumun Beşiktaş'ta güçlü olmasını istiyorum dedi. Yaşar Kaptan, Trabzonsporludur ve çok emeği geçmiştir.Olcan konusunda da bir detay vereyim. Ahmet Nur Çebi, Olcan konusunda bana haber ver, Galatasaray ne veriyorsa iki katını vereceğim dedi. Biz Ünal Aysal ile oturduk konuştuk, anlaştık. Ancak, dedim ki ben Ahmet Nur Çebi'ye söz verdim, bana 1 gün süre ver. Ünal Aysal da, başkan bitirelim burada demesine rağmen ben Ahmet Nur Çebi'ye anlattım. O da fiyat yüksek dedi. Geçen hafta ben Ahmet Bey'i aradım, böyle böyle ilişkilerimiz var. 5-6 aydır biz ilgileniyoruz Tolgay ile, sizin de adınız karışıyor, bize yardımcı olursanız mutlu olurum dedim.Bana ifadesi, 'Başkanım dış transferlere bakan arkadaş bu konuyla ilgileniyor, ben size şunu diyeyim, bu transferin gerçekleşmemesi için elimden ne geliyorsa yapacağım, aramızda kalsın' dedi. Ben bu şeyi duyduktan sonra, otelde Beşiktaş'la görüştüğünü duyunca Ahmet Bey'i ve babası Yaşar Bey'i aradım. İrtibat kuramadık. Bizle böyle şeyler konuştuktan sonra etik davranmak lazım. Sonuçta kapattık, döndük geldik. Trabzonspor başkanı gidip bir oyuncuyu alamadı falan diyorlar.''2-3 TRANSFER DAHA OLACAK''Çok enteresan. Çocuğun hakkını yemeyelim. Aile içi sorunlara girmek istemiyorum. Yüzündeki mahcubiyeti gördüm, her ne kadar menajerin farklı oyunları da olsa da. Söz verip de, farklı aksiyonlara girmenin mahcubiyeti suratında vardı.Hamburg dönüşünde ben mutluydum. 4 senelik maliyeti bize 15 milyon euroya gelecekti. Hayırlısı oldu. 2-3 transferimiz daha olacak. Bundan sonra isim de, fotoğraf da görmeyeceksiniz.'Sporx
G.Saray'dan Aziz Yıldırım'a Destek
Galatasaray Kulübü İkinci Başkanı Hamdi Yasaman, Spor Toto Süper Lig'de Çaykur Rizespor'u 2-0 yendikleri karşılaşmada iyi futbol oynanmadığını ancak sonuçtan memnun olduklarını söyledi.Maçtan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yasaman, ligin ikinci bölümüne iyi başladıklarını dile getirerek, 'Önemli olan 3 puan. Çok iyi futbol yoktu ama netice iyi. Fenerbahçe dün 3-0 yendi, bugün biz 2-0 yendik. Müthiş bir mücadele başladı. Seyirci de havaya girdi. Çok memnunuz' dedi.Burak Yılmaz'ın sakatlığının nüksetmesine üzüldüklerini anlatan Yasaman, 'Burak'ın sakatlanması üzücü bir şey. Koymaya gerek yoktu ama antrenör ne düşünür bilemem. 10 dakika kalmış, riske etmeye gerek yoktu. Zaten oyun bitiyordu. 2-0'dan sonra rölantiye aldık ama çok zevkli bir maç olmadı. Çok gol kaçırdık. Bu maçın daha farklı bitmesi lazımdı' diye konuştu.'Bence transfere gerek yok'İyi bir kadroya sahip olduklarını belirten Yasaman, 'Bizim takımımız yeterli. Bugün de iyi oynadılar. Bu takımla götüreceğiz. Bence transfere gerek yok' ifadelerini kullandı.Şampiyonluk yarışında Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın havaya girdiğini kaydeden Yasaman, 'Seyircili ve bizlerin zevk alacağı bir mücadele olsun. Futbol çok iyi değil görüyorsunuz ama rekabet çok güzel. İnşallah futbol da güzelleşir, hepimiz zevk alırız' değerlendirmesinde bulundu.'Aziz Yıldırım'ın sözlerine ben de katılıyorum'Hamdi Yasaman, marka değeri ve seyircisi fazla olan kulüplerin yayın geliri havuzundan daha fazla pay alması gerektiğini dile getirerek, bu konuda Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın görüşlerine katıldığını söyledi.Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın marka değeri ve en fazla taraftara sahip olan üç kulüp olduğuna işaret eden Yasaman, şunları kaydetti:'Bir kere bu havuzu yaparken, marka değerini ve seyirci potansiyelini değerlendirmek lazım. Burada eşitsizlik var. Marka değeri ve seyircisi en fazla olan kulüplerin daha fazla gelir elde etmesi lazım. Aziz Yıldırım'ın sözlerine ben de katılıyorum. Bakın, seyirci azaldı, gelirlerimiz azaldı, masraflarımız çok. Zaten başkanımız da 'Ben hukukçuyum hesaptan anlamam ama o tüccardır, onun dediği doğrudur' dedi. Ben de Aziz Yıldırım'a katılıyorum. Bence Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın bir araya gelip meseleyi konuşması lazım. Ben bu teması yapmak isterim.''Fenerbahçe şampiyon olursa alkışlarım'Bir gazetecinin 'Başkanınız Duygun Yarsuvat, Fenerbahçe şampiyon olursa alkışlayacağını söyledi. Teknik direktörünüz Hamza Hamzaoğlu da küçüklüğünde Fenerbahçeli olduğunu ifade etti. Fenerbahçe şampiyon olursa siz de alkışlar mısınız?' şeklindeki sorusuna esprili yanıt vermek istediğini söyleyen Yasaman, 'Hamza hoca Fenerbahçeliyse sonra doğru yolu bulmuş, Galatasaraylı olmuş. Fair-play içinde mücadele edeceksin ve rakibin şampiyon olursa onu alkışlayacaksın. Ben de alkışlarım. Üzülürüm ama onun da hakkını vermek lazım. Sportmenlik bu' ifadelerini kullandı.Fotomaç
Hamza Hamzaoğlu Özür Diledi
Galatasaray Teknik Direktörü Hamza Hamzaoğlu, 2-0 kazandıkları Çaykur Rizespor galibiyetinin ardından Lig TV’ye açıklamalarda bulundu.Hamzaoğlu, takımını kutlarken, Burak Yılmaz’ın sakatlığı için de ‘bile bile lades’ yorumunu yaptıktan sonra taraftarlardan ve futbolcusundan özür diledi.Galatasaray Teknik Direktörü Hamzaoğlu’nun sözleri şöyle;“Maça iyi başladık. Golü de bulduk. 90 boyunca sahada galibiyeti isteyen, arzulayan, coşkulu bir takım vardı. Oyuncularımı tebrik ediyorum.İkinci yarıdaki Burak’ın sakatlığı bizi üzdü. Bile bile lades olduk. Dünkü antrenmanın tamamında yer aldı. Oynamak istiyordu. İstekli olduğu için kadroya aldık. Mecbur kalmazsak oyuna almayız dedik. Son 15 dakika vardı. Saatime baktıktan sonra Burak ile göz göze geldik. Çağırdım, ‘Dikkatli ol’ dedim. Ama Burak bu… Çok ciddi bir şey yok Allah’tan. Aynı yerinde sertlik olmuş. Öncelikle Burak Yılmaz’dan ve taraftarlardan özür dilerim. Maçın coşkusunu yaşatamadım onlara. Oyuncu oynamak ister ama ben bile bile hataya düştüm.”Açık Mert Korkusuz
Reklam
Yeni Dünyanın Yeni Sporu
Dünyada büyük kitlelerce oynanan eSpor, Türkiye'de de kendini göstermeye başladı. 3 milyondan fazla genç, bu sporun bir parçası. Bakanlık onaylı 3 bine yakın da lisanslı sporcu var.Espor, dünyanın bir ucundaki kişinin diğer ucundaki kişilerle internet üzerinden oyun oynayabileceği ya da büyük organizasyonlar aracılığıyla fiziksel olarak da bir araya gelebileceği bir spor dalı.Dünya üzerinde elektronik spor ile uğraşan, büyük çoğunluğu genç, 70 milyonun üzerinde insan var. Bu sporun en popüler olduğu yerler teknoloji merkezi ülkeler: Güney Kore, Japonya, Çin ve ABD. Espor Avrupa'da da çok popüler. Teknoloji lideri ülkeler arasında yer almamasına karşın Türkiye, genç nüfus oranının çok yüksek olması sayesinde eSpor alanında ön sıralarda. Avrupa pazarında Almanya'dan sonra ikinci.Türkiye'de 7 bin 757 kayıtlı eSpor takımı, 42 bin 664 kayıtlı oyuncu var. Son altı ayda da 2 bin 560 kişi Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından verilen lisansları aldı. Espor, ilk zamanlarında Dijital Oyunlar Federasyonu adı altında yer alırken daha sonra Gelişmekte Olan Sporlar Federasyonu bünyesine girdi. Fakat hızlı gelişimin ardından eSpor, birkaç ay içerisinde özerkleşme ihtimali olan Dijital Oyunlar Federasyonu'na geri dönebilir.  Bakanlık, bu spor dalına ayrı bir ilgi gösteriyor. Bakanlık, Dünya Şampiyonası'na gitmeye hak kazanan eSpor oyuncularına sporcu vizesi verdi ve gri pasaportla turnuvaya gönderdi.Espor geçtiğimiz günlerde Beşiktaş'ın da takım kurmasıyla gündeme geldi. Bu alanın lider kuruluşlarından biri Riot Games'in Türkiye yöneticisi Bora Koçyiğit'e göre Beşiktaş, dünyada bir ilki gerçekleştirdi: 'Dünyada çok ileri eSpor liglerinde çok büyük kurumlar var. Ama böylesine 10'dan fazla branşta mücadele eden bir spor kulübü, daha önce olmamıştı. Beşiktaş, bu alanda bir ilk. Uzak Doğu'da telekom, iletişim ve medya şirketlerinin takımları var. Avrupa'da ise takımlar genelde bağımsız'Galatasaray ve Fenerbahçe'nin de eSpor takımı kurma düşünceleri olduğu bilgisini veren Koçyiğit'e göre bu kadar büyük şirket ve kulüplerin eSpora ilgi göstermesinin en büyük nedeni gençler. Genç kitleye ulaşmak isteyen herkes bu sektöre girecek.Zaman: Beşiktaş'ın takım kurması son yıllarda oyun dünyasının başına gelen en iyi şeyOyun dergisi Level'ın yazarlarından Ayça Zaman, Beşiktaş'ın e-sporda takım kurmasını 'son yıllarda oyun dünyasının başına gelen en iyi şey' olarak değerlendiriyor: 'Kulüpler destek verdikçe çok daha iyi olacak. Beşiktaş'ın eSpor girmesi çok büyük bir adım. Son senelerde oyun sektörünün başına gelen en iyi şeylerinden biri. Bu çok şeyi değiştirecek'Zaman, eSporun iki yıl önce Gençlik Spor Bakanlığı ile yaşanan sıkıntılarla sekteye uğramasına karşın Türkiye'de çok büyük yükselişte olduğunu söylüyor. Ona göre bu durumun en büyük nedenlerinden biri de 'League of Legends' gibi dünyanın en çok kazanan ve kazandıran oyunun Türkiye pazarına girmesi. Türkiye bu alanda hızlı ilerliyor. Oyuncu ve takım sayısına oranla sponsorluklar da artış halinde. Bu sektörden iyi para kazanan yönetici ve oyuncular var. Yayın yapıyor, ciddi reklam da alıyorlar.Espor yöneticilerinin gözü üniversitelerde. Önümüzdeki yıllarda Kolej Ligi düzenlemek istiyorlar:Riot Games Türkiye yöneticisi Bora Koçyiğit, 'Özellikle ABD'de üniversiteler başarılı eSporcuları arayıp bulup burs veriyorlar. Basketbolda nasıl NCAA varsa eSporda da inanılmaz boyutlarda Kolej Ligi var. Aynısını Türkiye'de oluşturmaya çalışıyoruz. Türkiye'de 180'den fazla üniversitede gönüllü temsilcimiz bulunuyor. Üniversitelerarası turnuvalar yapıyorlar. Bunu önümüzdeki yıllarda Kolej Ligi haline getirmek istiyoruz. Üniversitedeki Spor Yönetimi derslerinde Espor Yönetimi, Espor Yöneticiliği dersleri koydurmak istiyoruz. Çünkü bu alanda çok ciddi organizasyonlar var ve bu nedenle yönetici açığı bulunuyor'Koçyiğit, 10 yıla yakın bir süre LİG TV'de üst düzey görevlerde bulundu. Türkiye'de eSpor gelişimini görünce LİG TV'deki işinden ayrılarak oyun dünyasına adım attı. Bu alanda futbol, basketbol gibi sporların izlenme oranlarını eSporla sağlıklı bir şekilde kıyaslayabiliyor. Verdiği bilgiler şaşırtıcı: 'İnternet üzerinden yaptığımız sadece bir kura çekimini 10 bin kişi izliyor. Ülker Sports Arena'daki maçı 10 bin kişi bilet alarak, 260 bin kişi de o anda web yayınından izledi. Bu rakamlara derbiler ve büyük kulüplerin maçları dışında ulaşmak çok zor. Kore'deki 2014 Dünya Şampiyonası'nın finali internet üzerinden 27 milyon tekil kişi tarafından izlendi'
Arena'da Gövde Gösterisi
Spor Toto Süper Lig'in 17. haftasında Galatasaray sahasında Çaykur Rizespor ile karşılaştı. Türk Telekom Arena'da oynanan mücadeleyi sarı-kırmızılılar 2-0'lık skorla kazandı.Mücadeleye çok hızlı başlayan Galatasaray, 7. dakikada Sneijder'in golü ile öne geçti. İlk yarı boyunca baskısını hissettiren Hamzaoğlu'nun öğrencileri, 44. dakikada Sneijder'in asistinde Bruma'nın sayısı ile farkı 2'ye çıkarttı ve mücadele de bu skorla sonuçlandı.Galibiyetin ardından Galatasaray puanını 38 yaptı. Çaykur Rizespor ise 14 puanla, 16. basamakta kaldı. Süper Lig'in 18. haftasında Galatasaray, evinde Bursaspor'u konuk edecekken, Ç.Rizespor ise deplasmanda Gençlerbirliği'ne konuk olacak.SNEIJDER AFFETMEDİKarşılaşmaya çok hızlı başlayan Galatasaray, ilk dakikalarda gol bulmak için çaba içerisine girerken sahneye Wesley Sneijder girdi.Henüz 7. dakikada ceza alanında topla buluşan Selçuk İnan, rakibi yerde kalında solda bulunan Wesley Sneijder'i gördü. Hollandalı düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderdi.BRUMA GOLÜNÜ ATTIHamza Hamzaoğlu'nun gelmesiyle birlikte daha sık sahada görmeye başladığımız Bruma, Galatasaray'da skoru 2-0'a getiren golü kaydetti.44. dakikada, Muslera'nın aut atışında savunmadan dönen top Sneijder'in önünde kaldı. Hollandalı müthiş bir pasla arkaya sarkan Bruma'yı gördü. Portekizli yıldız Serkan'ın üzerinden aşırtarak golü buldu. Bruma, Galatasaray forması altında ilk lig golünü atmış olduMUSLERA 'BURADAYIM' DEDİ!Mücadelenin ikinci yarısına Çaykur Rizespor istekli başladı ve henüz 47. dakikada çok tehlikeli bir pozisyon yakaladı.Bu dakikada ani gelişen Çaykur Rizespor atağında topla birlikte hızla ilerleyen Ümit Korkmaz pasını sol tarafa doğru Ludovic Obraniak'a çıkarttı. Ludovic Obraniak, ceza sahası içine girmeden sol çaprazdan çok sert vurdu ancak kaleci Fernando Muslera soluna giden topu çok iyi uzanarak kornere çeldi.RİZE YİNE TEHLİKELİ GELDİ AMA...İlk yarıda elde ettiği skorun ardından daha rahat bir oyun ortaya koyan Galatasaray'a karşın, Rizespor 2. yarının en tehlikeli pozisyonunu da 54. dakikada yakaladı.Galatasaray savunmasının az adamla yakalandığı bir pozisyonda sol kanatta topla buluşan Filip Holosko bekletmeden sağ taraftan bindiren Sercan Kaya'yı gördü. Sercan, kaleci Fernando Muslera ile karşı karşıya kaldığı anda yerden vuruşunu yapıtı, ancak Muslera yatarak gole izin vermedi.UMUT, YÜZDE YÜZLÜK KAÇIRDI!Topu ayağında tutmaya uğraşan ve bol paslar ile birlikte rakibinin oyunu tutmasına izin vermeyeb bir anlayışta bulunan Galatasaray, ikinci yarıdaki tek tehlikeli pozisyonunu ise 75. dakikada yakaladı.Sağ çaprazdan Sabri Sarıoğlu'nun güzel ortasında Umut Bulut altı pas gerisinde boş pozisyonda kafa vuruşunu yaptı, ancak topu yandan auta gitti. Sarı-kırmızılılar mutlak bir gol pozisyonundan oldu.BURAK YILMAZ DRAMASI!Galatasaray'da mücadele öncesinde sürpriz bir şekilde uzun sürmesi beklenen sakatlığından dönen ve yedek kulübesinde mücadeleye başlayan Burak Yılmaz, 78. dakikada Umut Bulut'un yerine oyuna dahil oldu ve sonrasında hem büyük bir şok yaşadı, hem de taraftarlarına şok yaşattı.Taraftarların büyük alkışı ve tezahüratı ile oyuna dahil olan golcü oyuncu, 3 dakikanın ardından bir anda kendini yere bıraktı. Tedavinin ardından oyuna devam edemeyen futbolcu, gözyaşları ile kenara gelirken, Hamit Altıntop 83. dakikada oyuna dahil olan isim oldu.Kalan dakikalarda başka tehlike yaşanmadı ve mücadeleyi 2-0 kazanan Galatasaray, devre arasının ardından iyi bir geri dönüş yapmış oldu.Sporx
Reklam
İlhan Cavcav: 'Mahmut Uslu Topu Görse Bomba Zanneder'
Gençlerbirliği Kulübü Başkanı Cavcav, '(Aziz Yıldırım'ın 'havuzdan çekiliriz' açıklaması) Beyefendi elini ayağını çeksin, gitsin evinde otursun. Efendi gibi maçını izleyecekse izlesin' dedi. İlhan Cavcav, Fenerbahçeli yönetici Mahmut Uslu'yu da eleştirerek, 'Mahmut Uslu diye bir kardeşimiz var, bana göre topu görse bomba zanneden bir insan' diye konuştu.Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın 'Havuzdan çekiliriz' açıklamasına ilişkin 'Beyefendi elini ayağını çeksin, gitsin evinde otursun. Efendi gibi maçını izleyecekse izlesin' diye konuştu.İlhan Cavcav, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Aziz Yıldırım'ın bir dönem daha başkanlık yapıp çekileceği haberini gazeteden okuduğunu belirterek, 'Bir büyüğü, ağabeyi olarak, Türk futbolunun selameti için, o dönemi beklemeden, bu dönemden elini ayağını çeksin' ifadesini kullandı.Fenerbahçe camiasının çok büyük olduğunu, sarı-lacivertli camiaya sahip çıkacak değerli kulüp başkanlarının bulunacağını ifade eden Cavcav, 'Bu, futbolumuza yeniden bir heyecan getirir diye düşünüyorum' değerlendirmesinde bulundu.Aziz Yıldırım'ın naklen yayın havuzundan çekilebileceklerini açıkladığını hatırlatan başkan Cavcav, şöyle devam etti: 'Bunu 5 yaşındaki çocuk söylese insana gülerler. Senin ligden çekilmen diye bir olay olabilir. 'Birinci ligden çekiliyorum, amatörde oynayacağım' dersin. Kimse bir şey diyemez. Havuzdan alınan paranın yüzde 50'sini 4 takım alıyor. Şampiyonluklar, dereceler, primler hariç bundan. İlave ettiğin zaman yüzde 60-65'i buluyor. Gençlerbirliği veya başka kulüp ikinci, üçüncü olmuyor ki, olsa da nadiren. TFF'nin koyduğu statü, kanun bu, çekilemezsin. Niye milletin kafasını, zihnini bulandırıyorsun? Biz Anadolu kulüpleri piyon muyuz? 14 Anadolu kulübü olmasa, 4 büyük güzide kulüp olur mu? Bunları söyleye söyleye bıktım usandım, yeter artık. Beyefendi elini ayağını çeksin, gitsin evinde otursun. Efendi gibi maçını izleyecekse izlesin. Zannedersem tribün yasağı var. Yarın yine bir laf edecek, 3 ay daha ceza alacak. Ben Gençlerbirliği'nin bir müsabakasını seyretmek için işimi gücümü, randevumu, her şeyi iptal ediyorum, gidip maçı gözümle göreyim diye. Bir başkanın gidip maçını izleyememesi kadar acı bir olay bana göre yoktur.'İlhan Cavcav, Aziz Yıldırım'ın 3 Temmuz sürecine kadar Fenerbahçe için çok başarılı işler yaptığına dikkati çekerek, 'Ancak, 3 Temmuz ve bu şike olayları devreye girdikten sonra bir sürü insan mahkemeye gitti. Ben bile Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçından mütevellit yargılandım' şeklinde konuştu.Hayatında mahkemeye gidip ifade vermediğini ancak 3 Temmuz sürecinde bunu yapmak durumunda kaldığını kaydeden başkan Cavcav, şu değerlendirmeyi yaptı: 'Aziz Yıldırım, 3 Temmuz'dan sonra belki psikolojik olarak Fenerbahçe ve Türk futboluna zarar veriyor. 3 Temmuz ve bu şike olayları olduktan sonra Türkiye'de futbolun şevki, heyecanı kalmadı. Bunun sebebi 3 Temmuz'dur. Bu itibarla ben Aziz Yıldırım'ı severim, şahsi olarak kendisiyle hiçbir sıkıntım söz konusu değil ancak artık etrafındaki insanlara da bir şeyler aşılıyor.''Mahmut Uslu topu görse bomba zanneder'İlhan Cavcav, Fenerbahçeli yönetici Mahmut Uslu'yu da eleştirerek, 'Mahmut Uslu diye bir kardeşimiz var, bana göre topu görse bomba zanneden bir insan' diye konuştu.Uslu'nun, Galatasaray Kulübü Başkanı Duygun Yarsuvat'a yönelik 'Cavcavlaşmasın' ifadesini kullandığını hatırlatan İlhan Cavcav, 'Bir kere bir insanın Cavcav ismini ağzına alacağı zaman adam akıllı düşünmesi lazım' şeklinde görüşlerini aktardı.Gençlerbirliği Kulübü Başkanı Cavcav, Spor Toto Süper Lig'de Beşiktaş ile yarın zor bir karşılaşma yapacaklarını belirterek, siyah-beyazlı ekibin çok güçlü bir kadroya sahip olduğunu söyledi.Sezonun ikinci devresine Beşiktaş maçıyla başlayacaklarını dile getiren İlhan Cavcav, 'Kolay müsabaka değil. En büyük şanssızlığımız, Stancu gibi bizim gol silahımızın kırmızı kart cezası olduğu için bu maçta oynamaması. Bu bizim için çok büyük bir dezavantaj' diye konuştu.Stancu'nun yokluğuna rağmen Ankara'da oynayacakları maçta ellerinden geldiği kadar mücadele edeceklerini kaydeden Cavcav, şunları söyledi: 'Bir şeyi vurgulamak gerekir, Beşiktaş çok iyi bir kadroya sahip. Bu kadro karşısında alacağımız netice çok önemli. Ankaralılara seslenmek istiyorum. Ankara'da Süper Lig'de mücadele eden bir sürü takım vardı. Bir tane Gençlerbirliği kaldı. Burada önemli olan Gençlerbirliği taraftarı olmak değil, Türkiye'nin başkentini Süper Lig'de temsil eden takımımızı Ankaragüçlüsü, Güneşsporlusu ya da Osmanlıspor taraftarının hepsinin desteklemesi gerektiği kanaatindeyim. Genç bir kadroya sahip olmamız nedeniyle seyirciden gelecek destek, sporcularımıza motivasyon aşılayacaktır. Bu itibarla siz Anadolu Ajansı kanalıyla bütün Ankaralıları Beşiktaş maçına davet ediyor ve bekliyorum.'AA
Galatasaray'a Burak Yılmaz Müjdesi
Antalya kampında sakatlanan ve 1 ay sahalardan uzak kalacağı söylenen Burak Yılmaz, azimli bir çalışmanın ardından sağlığına kavuştu.Galatasaray’ın  golcüsü Burak Yılmaz, arka adelesindeki önemli sakatlığı bir hafta içerisinde yenmeyi başararak, bugünkü antrenmanda takımla birlikte çalıştı. Burak Yılmaz, Alanya’daki River Plate rezerv takımı ile olan hazırlık maçında adale sakatlığı yaşamış ve yapılan kontrolünde 1 ay oynamayacağı açıklanmıştı. Ancak golcü futbolcu sakatlığı sonrasında sağlık merkezinden çıkmadı ve tedavi olarak hazır duruma geldi.Burak Yılmaz bugün takımla birlikte çalışırken, teknik ekibe Çaykur Rizespor maçında  oynayabileceğinin mesajını da vermiş oldu. Yıldız futbolcunun yarın(25 Ocak) da bir dizi daha testten geçirileceği ve son durumuna göre maç kadrosuna alınabileceği öğrenildi.Burak hazır olduğunu ve oynamak istediğini de söyleyerek, kararı teknik direktör  Hamza Hamzaoğlu’na bıraktı. Ancak Burak Yılmaz’ın sakatlığının adale sorunu olması nedeniyle teknik direktör Hamzaoğlu’nun oyuncusunu riske etmeyip, oynatmaması da büyük olasılık olarak görülüyor.Açık Mert Korkusuz
Del Piero: 'Sneijder'in Juventus'a Büyük Katkısı Olurdu'
Dünya futbolunun iki büyük ismi İtalyan Alessandro Del Piero ve Hollandalı Clarence Seedorf, Wesley Sneijder'i değerlendirdi.40 yaşında olmasına rağmen yeşil sahalardan kopamayan ve şu an Hindistan Süper Ligi takımlarından Delhi Dynamos’ta oynayan Del Piero, “Futbolu seviyorum ve vücudum el verdiği sürece oynamaya devam etmek istiyorum. Juventus’tan ayrıldıktan sonra Sydney’de oynamıştım. Şimdi de yeni bir maceraya yelken açtım” dedi. Eski takımı Juventus’un, Wesley Sneijder’i transfer edemediğini hatırlattığımız Del Piero, “Sneijder çok önemli bir futbolcu. İtalya’da İnter’le kupalar kazandı. Gelseydi, Juventus’a çok katkısı olurdu” diye konuştu.'Galatasaray çok şanslı'Futbol kariyerine geçen sene Brezilya’nın Botafogo takımında nokta koyan 38 yaşındaki Clarence Seedorf ise vatandaşı Wesley Sneijder’den övgü dolu sözlerle bahsetti. Sneijder’in yeteneklerinin tartışılmaz olduğunu belirten Seedorf, Kendisi çok büyük bir futbolcu. Juventus’a gitmemesi konusunda bir şey diyemem. Ancak Galatasaray, onun gibi bir futbolcuya sahip olduğu için çok şanslı” yorumunu yaptı.Fanatik
Reklam
Tolgay Transferi Açıkladı
Beşiktaş amacına ulaştı, Hamburg'un orta sahadaki yıldızı Tolgay Arslan'ı resmen renklerine bağladı. 24 yaşındaki oyuncu gelişme sonrası, 'Türkiye'de oynayacağım için çok mutluyum' dediBeşiktaş ara transfer döneminde kadrosuna dahil etmek için büyük çaba sarfettiği Tolgay Arslan'ın işini resmen bitirdi. Bir süredir Alman ekibi Hamburg ile sıkı pazarlık halinde olan Siyah-Beyazlılar, birkaç saat önce transferi resmiyete döktü. Kartal, Tolgay Arslan için Hamburg'a 300 bin Euro (Yaklaşık 850 bin TL) bonservis bedeli ödeyecek. Tolgay, pazartesi günü İstanbul'a gelerek sağlık kontrolünden geçecek, ardından ise resmi sözleşme imzalayacak. Kulüpler arasındaki anlaşmaya göre Hamburg, Tolgay'ın bir sonraki satışında bonservis bedelinin yüzde 10'unu alacak.'ÇOK HEYECANLIYIM'Transferin mutlu sonla bitmesinin ardından Fanatik'e konuşan Tolgay, kariyerine Türkiye'de devam edeceği için çok mutlu olduğunu söyledi. 24 yaşındaki orta saha oyuncusu, 'Türkiye'nin büyük takımlarından birinde oynayacağım için çok mutluyum. Beşiktaş'ı seçtiğim için çok heyecanlıyım. Kariyerime Türkiye'de devam edecek olmak beni çok heyecanlandırıyor. Türkiye'de, Beşiktaş formasıyla çok iyi işler yapacağımıza inanıyorum. Herkes için hayırlı bir transfer olmasını diliyorum' ifadesini kullandı.BABASI İSTEMİYORBu arada Lig Radyo'ya konuşan Tolgay Arslan'ın babası Erhan Arslan, 'Türkiye’deki futbol kalitesi belli. Dünyanın gözü Bundesliga’da mı? Türkiye’de mi? Ben onun Türkiye’de oynamasını istemiyorum. Türkiye ligi kalitesiz. Beşiktaş-G.Saray derbisini bile 17 bin kişi izliyor. Almanya’da 3., 4.lig maçlarını dolu tribünler izliyor. Yine de kendisi ısrar etti. Tolgay İstanbul’u çok istiyor. Oğlum, Beşiktaş’a yakın' ifadelerini kullandı.3.5 YILLIK SÖZLEŞMEBeşiktaş'ın, Tolgay Arslan'la 3.5 yıllık bir sözleşme yapacağı öğrenildi. Siyah-Beyazlılar'ın çok düşük bir bonservis bedeliyle renklerine bağladığı orta saha oyuncusuna sezonun ikinci yarısında 700 bin Euro ücret vereceği ifade ediliyor. Önümüzdeki sezon 1.4 milyon, 2015-2016 sezonunda 1.5 milyon, 2016-2017 sezonunda ise 1.6 milyon Euro garanti ücret alması beklenen Tolgay'ın, maç başı ücretinin ise 10 bin Euro olacağı bildiriliyor.Haber Türk
Galatasaray'a Stoper Müjdesi
Galatasaray'da Alanya'daki turnuvada sakatlanan stoperlerden Koray Günter takımla çalışmalara başlarken teknik heyette bu durum büyük bir sevinç yarattı.Galatasaray'ın Alanya'daki hazırlık turnuvasında Semih Kaya, Koray Günter ve Burak Yılmaz'ın sakatlıkları morallerin bozulmasına neden olurken bu durum takım içindeki dengeleri de bozmuştu.Dün oynanan Türkiye Kupası maçında kendisine göre zayıf bir takım olan Diyarbakır BBS'ye 2-0 mağlup olan ve oyun anlamında taraftarlarını mutlu edemeyen sarı kırmızılı takımda bugünkü antrenmanda yüzleri güldüren bir gelişme yaşandı. Alanya'daki turnuvada sakatlanan ve iki hafta sahalardan uzak kalacağı açıklanan Koray Günter'in takımlara çalışmalara başlaması teknik heyetin yüzünü güldürdü.Hamza Hamzaoğlu'nun sağlık heyetiyle yapacağı görüşmelerin ardından oyuncunun Çaykur Rizespor'la Pazar günü oynanancak maça yetişip yetişmeyeceği netlik kazanacak.Eurosport
Arena'da Sürpriz Sonuç
Türkiye Kupası erteleme maçında Galatasaray evinde, 2. Lig ekibi Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'a 2-0 mağlup oldu.Türk Telekom Arena'da oynanan maçta Diyarbakır ekbine galibiyeti getiren golleri üçüncü dakikada Ercan Çapar ve 90+2'de Yusuf Yağmur attı.Grupta oynadığı ilk üç maçı kazanan Sarı kırmızılılar, ilk puan kaybını yaşadı. Galatasaray bu puan kaybına rağmen averajla liderliğini sürdürdü.Gruptaki ilk galibiyetini alan Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor ise puanını dörde yükseltti.Galatasaray'da, sakatlıkları bulunan Burak Yılmaz, Semih Kaya ve Koray Günter ile Afrika Uluslar Kupası'nda Kamerun Milli Takımı forması giyen Aurelien Chedjou, bu maçta forma giyemedi.Sarı kırmızılılar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor maçına Sinan Bolat, Sabri Sarıoğlu, Melo, Hakan Balta, Telles, Selçuk İnan, Yekta Kurtuluş, Bruma, Olcan Adın, Sneijder ve Pandev 11'i ile çıktı.Galatasaray'da, Gökhan Zan, Hamit Altıntop ve Blerim Dzemaili maç kadrosuna alınmadı.Sarı kırmızılı taraftarlar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor maçına ilgi göstermedi. Türk Telekom Arena tribünleri önemli ölçüde boş kalırken, az sayıda futbolsever müsabakayı takip etti.Kaynak: Al Jazeera ve AA
Reklam
Cumhuriyet Tarihi'nde Yüce Divan'da Yargılanan 10 Bakan
Anayasamızın 148'inci maddesine göre Anayasa Mahkemesi Yüce Divan sıfatıyla görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Cumhurbaşkanı'nı, TBMM Başkanı'nı,  Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini yargılama yetkisine sahiptir. Bir anlamda devletin en üst düzey yöneticileri herhangi bir mahkemenin görev alanından çıkartılmış, bu görevde bulunanların işleyebileceği suçların ciddiyeti sebebiyle özel bir yargı yolu kurulmuştur. Bu yargı yoluyla yüksek kamu yetkisi kullanan kamu görevlilerinin en adil şekilde yargılanarak, en doğru kararın ortaya çıkması ve toplumda varolması gereken adalet ilkesinin tatmin edilmesi amaçlanmıştır. Yüce Divan'da bugüne kadar 1 Başbakan, 19 Bakan ve 1 Milletvekili yargılandı. Yargılamalardan 9'u beraatle sonuçlandı. İşte tarihten örnek bir kaç yargılama.
Drogba'nın Davası 28 Ocak'ta
Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi (CAS), yılın ilk 3 ayında karara bağlayacağı dosyaların tarihlerini internet sitesinden yayımladı.CAS'tan yapılan açıklamada, Didier Drogba'nın eski kulübü Çin temsilcisi Shanghai Shenhua'nın, transferinde sorun yaşanması gerekçesiyle Galatasaray'a ve Fildişi Sahilli futbolcuya karşı yaptığı itirazın 28 ve 29 Ocak'ta görüşüleceği belirtildi.Arsenal'den transfer olurken, menajeri Pascal Boissau'yu devre dışı bıraktığı gerekçesiyle FIFA tarafından 1.1 milyon Avro ceza verilen Emmanuel Eboue'nin itirazı ise CAS'ta 3 Mart'ta görüşülecek.Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Mersin İdmanyurdu ile eski futbolcuları David Bicik ve Joseph Boum arasındaki dosyalar 22 ve 23 Ocak'ta masaya yatırılacak.Sporx
Reklam
Galatasaray'da Oyuncular Antrenmana Çıkmadı
Galatasaray Liv Hospital'da oyuncular paralarını alamadıkları gerekçesiyle antrenmana çıkmadı.Galatasaray Yöneticisi Can Topsakal, NTV Spor'a yaptığı açıklamada 'Bankada bir aksilik oldu. Bu yüzden hata yapmışlar. Yarın çözeceğiz. Bir sorun yok. Yanlış anlama olmuş' dedi.Basketboldan sorumlu yönetici 'Yarın akşam oyuncular maaşlarını 2 ay geç alıyorlar ancak bunu konuştuk zaten. Her ay ödeme yapıyoruz. Bu ay da bir iki gün gecikme oldu. Yarın sabah benim de randevum var çözeceğiz bu sorunu.' diye konuştu.Oyuncuların bu kararından dolayı çok üzüldüğünü ve sinirlendiğini söyleyen Topsakal, oyuncuların yarın saat 17.00'daki antrenmana katılacağını belirtti.Euroleague'de son 16 turunda da mücadele eden sarı kırmızılı takımda son aylarda maddi sıkıntı yaşanıyordu.Kaynak: Al Jazeera
'Yerini Bulmamış Adalet Katillerini ve Kurbanlarını Çoğaltır'
Hrant Dink’in katledilişinin sekizinci yılında, Agos Gazetesi’nden kalabalığa seslenen isim yazar Murathan Mungan oldu:  'Yerini bulmamış adalet katillerini ve kurbanlarını çoğaltır. Hrant için, adalet için sekiz yıldır haykıranlar artık demokrasinin karikatürünü değil, kendisini istiyoruz.'Murathan Mungan’ın konuşmasının tam metni:'Merhaba arkadaşlar, Hrant Dink’in değerli ailesi ve dostları, hakikat ve adaleti kıymet bilenler, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.Sekiz yıldır her 19 Ocak’ta olduğu gibi, bugün gene burada Hrant Dink için toplanmış bulunuyoruz. Ölümünden sonra milyonlarca kalbin evladı olan Hrant Dink için... 2007 yılında onun öldürülmesinin hemen ardından yazdığım “Cinayetin arkasındaki en büyük örgüt” başlıklı yazım şöyle başlıyor:“Söylenecek sözün çokluğu bazen insanı dilsiz bırakır. Tıkanır, kalırsınız. Haklılığın suskunluğu, diğer suskunluklara benzemez; düğümü zor çözülür.(...) Tek başına zaten yeterince trajik ve yaralayıcı olan bu ölüm, aynı zamanda yakın tarihi ürperterek çağrıştırdıkları, hafızadan geri çağırdıklarıyla da kavurucuydu. Her yeni ölüm, diğer ölümleri de ilk gün acısıyla diriltir.Kaç kitap yazarsanız yazın, bazen böyle dilsiz kalırsınız.”Bugün sözlerimi, o gün kaldığım yerden sürdüreceğim: dilsizliğin her çeşidinin yaşandığı bu ülkede ölenler, öldürülenler, katledilenler biz onlardan sonra birkaç kelime daha fazla söyleyebilelim, diye öldüler. Dilimizdeki kilitler çözülsün diye, dilsizi olduğumuz hakikatler içimizi daha fazla kavurup yakmasın diye... Onca zaman, bunca kayıp, bunca ölümle hem tarih içinde kilitli kalmış, hem zaman içinde yol almış o fazladan birkaç kelimeyi bugün en azından onlara, onların hatırasına borçluyuz. Baskıcı iktidarlar korkunun bulaşıcı olduğunu bilir, bu yüzden toplumun korkularını sürekli diri tutmaya çalışırlar; onların bilmediği cesaretin de bulaşıcı olduğudur. Bu yüzden hayatın ve dünyanın gözlerinin içine bakarak cesaretle konuşmalıyız. O kelimelerin bizden başka sahibi yok! Bunu hiç unutmamalıyız.Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından sekiz koca yıl geçti. O yıl doğan çocuklar dillendi; okuma yazmayı söktü. Oysa Hrant Dink’in ölüsü, gerçek hikâyesi aydınlatılmamış bir cinayetin kurbanı olarak hâlâ bu kaldırımda yatıyor. Dünyayı kaybıyla ıssızlaştıranlar hatıraları ve emanetleriyle çoğaltırlar... Ve emanetin başını bekleyen bizler sekiz yıldır burada toplanıp adalet ve hakikat arayışımızı dillendiriyor, Hrant’ın ölüsünü unutkanlığın zalim ellerine teslim etmeyeceğimizi haykırıyoruz. Ayrıca Hrant Dink cinayetini, kendi siyasi projeleri için araçsallaştırmaya çalışanların emellerine terk etmeyeceğimizi de belirtmek istiyoruz. Bu sekiz yıl boyunca adalet yerinde sayarken pek çok şey söylendi, yazılıp çizildi. Bugüne, bana varıncaya dek sözler seyrelip azaldı belki, ama acılar azalıp seyrelmiyor. Yerini bulmamış bir adaletin sancısı yüreklerde zonklamasını sürdürüyor; vicdanları sızlatmayı, aklımızı acıtmayı sürdürüyor. Dahası, o günden bu yana adlarını tek tek sayamayacağım her yeni kurban ve her yeni ölümle birlikte, Hrant Dink bir kez daha burada, bu kaldırımda vurulup öldürülüyor. Yerini bulmamış adalet, katillerini ve kurbanlarını çoğaltır. Gene öyle oluyor. Çünkü tetiği çeken parmaklar değişse de, cinayetin arkasındaki en büyük örgüt aynı. Adı “faili meçhul”, ama kendisi “faili belli” onca cinayetin işlendiği bu ülkenin değişmeyen kara gerçeği, bizi her seferinde aynı sözleri tekrara mahkûm ediyor. İktidarlar ve koltuk sahiplerinin maskeleri değişse de hiç değişmeden süren merkezi despot devlet geleneğinin elleri her seferinde gene aynı karanlık oyunu tezgâhlıyor. 1938’te Dersim kıyımını, 1978’te Maraş katliamını yapanlar, 1955’te 6-7 Eylül olaylarını başlatanlar, 1993’te Madımak Oteli’ne sığınan canları yakanlar, 2011’de Roboski’yi bombalayan kişiler ve zihniyetler aynı. 500’ü aşkın haftadır Galatasaray’da diz çürüten cumartesi annelerinin bağırlarını yakanlar da aynı. Adında “adalet” sözcüğünü taşıyan bir partinin on iki yıldır iktidarda olduğu bir ülkede yıllardır adalet bekliyoruz. Gelmiyor!Arkadaşlar, bu ülkede insanlar yalnızca dostlarının değil, düşmanlarının da kendilerine benzemesini isterler. Kendisine benzesin ki, kiminle mücadele ettiğini, neyle savaştığını tanıyıp bilsin isterler. Birbirlerine benzeyenler birbirlerinin silahlarını, yaralarını, oyunlarını ve nefretlerini tanırlar. Sevginin sahtesi olur, ama nefretin olmaz. Oysa Hrant Dink onlara benzemiyordu. Çünkü onların bilmediği bir Türkçeyle konuşuyordu, onların bilmediği bir Ermeniceyle konuşuyordu. O, tüm halkların eşitliğine ve kardeşliğine inanmış biri olarak, barışın diliyle konuşuyordu. Laf olsun diye edilmiş temenni türünden bir barışın değil, sahici, hakiki, kalıcı ve sürekli kılınmasını istediği bir barışın diliyle... Kan kamaştıran savaş sözcükleri yoktu onun sözlüğünde, kin tazelemek için değil, hafıza tazelemek için söz alıyordu; insanları hınç bilemeye, ödeşmeye, intikam almaya değil, geçmişiyle, şimdisiyle ve kendiyle yüzleşmeye çağırıyordu. Türkleri ve Ermenileri “ebedi düşman” rolüne kapatıp kindarlığa kilitleyen tüm politikalara karşı çıkıyordu. Ötekileştirmenin dışlayıcı, düşmanlaştırıcı, şeytanlaştırıcı dilinden çok uzak bir dille konuşuyordu. Onların hiçbir zaman bilmediği; bilmek, öğrenmek istemediği yabancı bir dildi bu. Bu nedenle Hrant Dink Ermeniliğiyle “öteki”, diliyle “yabancı”ydı onlara. Hrant’la birlikte öldürülmek istenen işte bu dildi. Bir türlü hazmedemedikleri bu barış dili, dünyayı kardeşliğe çağıran bu insancıl dil... Bugün belki de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dil.Arkadaşlar, katillerin her infazla birlikte tabancalarına çentik attıkları İkinci Meşrutiyet öncesinden bugüne, örgütlü, tasarlanarak işlenen gazeteci cinayetlerinin uzun listesinde Hrant Dink, siyasal bir cinayete kurban giden 62. kişiymiş. Ülkemizin hemen her güne siyasal bir cinayetin, bir katliamın, bir toplu kıyımın düştüğü “Resmi Tarih Ajandası”nda, kaderi 19 Ocak 2007’ye düşen, sözünün bedelini, vicdanının maliyetini canıyla ödeyen 62. kişi...Bu yüzden aradan geçen sekiz yıl boyunca yetişen yeni kuşaklar ve sislenen hafızalar için belki de Hrant Dink’i yeniden anlatmak, yeniden hatırlatmak gerekiyor: O, sadece Ermeni halkının bir sözcüsü değil, tüm Türkiye’nin sesiydi. Ezilen, dışlanan, sömürülen tüm kesimlerin sesi. Bugün aramızda olsaydı, Gezi Parkı Direnişi’nde bizlerle saf tutacak, tarih boyunca 76 kez kıyıma uğramış, Ortadoğu’nun en kimsesiz, en sahipsiz halkı olan Ezidilerin yanında yer alacaktı. Hrant Dink yaşamı boyunca kendine ve değerlerine sadık kalmış biri olarak uzlaşmacı ama ödünsüz tutumuyla bu ülkede pek çok şeyi değiştirdi. Hatta ölümü bile çok şey öğretti bize. Hiçbir çevrenin, hiçbir iktidar odağının hoşuna gitmeye, gözüne girmeye çalışmadan, doğru bildiklerini söyleyip inandıklarını savundu. Onun ve benzerlerinin verdiği mücadele, onların ölümleriyle birlikte kesintiye uğrayacak bir mücadele değildir. Burada ve meydanlarda toplanan kalabalıklar da zaten bunu gösteriyor.Bu coğrafyanın halkları düzayak yapılmış çözümlemeler, üstünkörü saptamalarla ışıklandırılamayacak kadar karmaşık, çok katmanlı bir geçmişten, tarihin labirentinde kaybolmuş pek çok hikâyenin içinden geçip geliyor. Bu nedenle Hrant Dink de, Ermeni sorununun çözümü için yeni bir dil ve her iki tarafın da ezberlerinin dışına çıkan yeni bir yaklaşım gerektiğini düşünüyordu. Bu topraklarda yaşayan insanların bu konuyu her yönüyle konuşarak, birbirlerini tanıyarak, birbirlerinin hikâyelerini dinleyerek, birbirlerinin acılarını anlayarak, birbirlerine değerek, dokunarak, zamanla bu sorunu barışçıl bir çözüme kavuşturabileceğine inanıyordu. Her iki topluluğun da hatıraları ve hafızaları arasında bir diyalog kurulması gerektiğine inanıyordu. Böylelikle resmi hafızaların yerini artık sivil hafızaların alacağını ümit ediyordu. Ermeni sorununu, emperyal güçlerin uluslararası masalarda Türkiye’ye karşı elinde tuttuğu bir koz olmaktan çıkaracak olan şeyin, halkların kendi arasında geliştireceği bu diyalog zemini olacağına inanıyordu. Bu yüzden Hrant Dink’in bu konuyla ilgili rüyalarından biri, iki halkın birbiriyle kaynaşmasını sağlayacak Ermenistan-Türkiye sınır kapısının açılmasıydı. Dostlar, arkadaşlar, ölülerimizin sadece hatıralarına değil, rüyalarına da sahip çıkmamız gerekir. İşte bugün o kapının açılması, pek çok şeyin kapısının da açılması demek olacaktır. O kapının açılması, yüzyıldır Ararat dağının doruğuna çöken sisin dağılması olacaktır. O kapının açılması 2015 yılına çok yakışacaktır.Dostlar, arkadaşlar, çoğunuzun bildiği gibi bu topraklarda her inkârın ardında yakın ya da uzak tarihli toplu mezarlar yatar. Hrant Dink’in öldürülüşünün sekizinci yılı, gene bildiğiniz gibi aynı zamanda 1915 Ermeni soykırımının yüzüncü yılıdır. Ermeni soykırımının reddi, inkârı Türkiye’nin yüzyıllık yalnızlığıdır. Tarihte, hafızada, akılda, vicdanda ve dünyadaki yalnızlığıdır. Türkiye’nin bu yüzyıllık yalnızlığı artık son bulmalıdır. Bu ülke geçmişin hayaletlerinden korkmayarak tarihiyle yüzleşmeli, geçmişte yaşananlara ilişkin sorumluluklarını üstlenmeli ve bu karanlık mirasın kahredici ağırlığından kurtulmalıdır. Bunu, dünyanın azarlayan bakışları ya da başkalarının onayları için değil, kendisi için istemelidir. Geçmişten günümüze işlenen bunca cinayetin seyircisi bir toplum olmaktan kurtulmanın bir yolu da budur. Çünkü biliyoruz ki, mücadele edilmesi gereken halklar, uluslar değil, zihniyetlerdir. Uzun bir süredir bu ülkede sistemli olarak ve giderek tırmanan bir biçimde toplumsal kutuplaşmalar yaratılıyor, düşmanlıklar körükleniyor, bizzat devleti yönetenler şiddet amigoluğu yapıyor. Oluşturulan bu alacakaranlık kuşağını andıran siyasal iklimle, Türkiye adeta adım adım Enver Paşalarla, Talat Paşalarla gecikmiş randevusuna sürükleniyor. “Edirne’den Ardahan’a bölünmez,” dedikleri vatan, Susurluk’tan Roboski’ye parça parça edildi, ediliyor.İşte bu yüzden biz Hrant için, adalet için sekiz yıldır haykıranlar artık demokrasinin karikatürünü değil, kendisini istiyoruz. Acilen demokrasi ve koşulsuz ifade özgürlüğü istiyoruz. Kapalı kapılar ardında tezgâhlanan karanlık oyunların göstermelik demokrasisini değil, günışığı demokrasisi istiyoruz. Laiklikten ödün vermemiş bir demokrasi istiyoruz. Kimsenin kimsenin kanına, canına susamadığı bir toplumda, kurban almadan ve kurban vermeden yaşamak istiyoruz. Hemen her gün bir kadın cinayetinin işlenmediği, transların, eşcinsellerin öldürülmediği, çocukların devlet kurşunlarıyla katledilmediği bir ülkede yaşamak istiyoruz. Etnik, kültürel, dinsel, cinsel her çeşit ayrımcılığın ortadan kalktığı, kimsenin kimsenin yaşam biçimine, diline, dinine, mezhebine, inancına ya da inançsızlığına karışmadığı, herkesin eşit haklara sahip yurttaşlar olduğu, demokratik olgunluğa erişmiş bir toplumda barış, kardeşlik ve dayanışma içinde yaşamak istiyoruz. Ağaca, suya, parka, koruya, ormana, herkesin ve her canlının yaşam hakkına saygılı çok dilli, çokkültürlü, çok renkli bir toplum olarak yaşamak istiyoruz. Vesayet biçimlerinin tümüne kayıtsız şartsız karşı çıkıyor, 12 Martların, 12 Eylüllerin apoletleriyle ılımlı kindarlık, kravat takmış yobazlık arasında seçim yapmak istemiyoruz.Bugün burada basın özgürlüğünü savunmak için “Je suis Charlie Hebdo” diyorsak, kimilerinden farklı olarak 1994’te Istanbul’da “Özgür Ülke” gazetesi bombalandığında sokaklara çıkmış olmanın gönül rahatlığıyla diyoruz.Arkadaşlar, Hrant Dink’in ölümüyle bu ülke sadece kıymetli bir evladını kaybetmedi, aynı zamanda önemli bir gazetecisini de kaybetti. Gazetecilik mesleğinin çok büyük ölçüde haysiyet kaybına uğradığı böyle bir dönemde, onun ve onun gibi gazetecilerin yokluğu daha çok hissediliyor. Sırf bunun için bile, Hrant Dink’in dördüncü çocuğu olan “Agos” gazetesine, onun emanetine de sahip çıkmamız gerekiyor.Dilerim, Hrant Dink ve benzerlerinin uğruna öldükleri doğrular, çok uzak olmayan bir gelecekte, günışığı görmüş bir demokraside, barış içinde bir arada yaşayan bir toplumda gündelik hayatın sözü bile edilmeye değmeyecek sıradan gerçekleri olur!Gene dilerim, yakın bir gelecekte adalet yerini bulur, sonraki yıllarda burada toplanacak olanlar, hâlâ sonuçlanmamış bir hak ve adalet arayışı için değil, sadece Hrant’ı ve hatıralarını yâd etmek için bir araya gelirler.Sözlerimi sonlandırırken, Dink ailesini muhabbetle kucaklar, hepinizi yeniden sevgi ve saygıyla selamlarım.'Kaynak: Agos
İlk Yarının Antrenör Karnesi
Uğur Meleke, Süper Lig'deki teknik direktörlerin ilk devre performanslarını değerlendirdi. Meleke'ye göre ilk yarının en iyileri, Güneş, Avcı, Bilic ve Buruk.Halilhodzic oyunu kurdu ama sabit ayakları çakamadı. Şota belli bir seviyeye kadar iyi, vitesi bir yukarı atamadı. Çalımbay, bir sezon başı ustası. Carlos, büyük haksızlığa uğradı. Biliç hayatının takımını buldu; Avcı da hayatının tek hikayesini yazmayı sürdürüyor. İşte Süper Lig’in ilk yarısının antrenör karnesi...5/10: Halilhodzic-Yanal20 küsur oyuncunun gidip, 20 küsur oyuncunun geldiği bir yapıya belki de en uygun adam Halilhodziç’ti. Turgut Doğan gibi, Malouda gibi grup ritmini bozma ihtimali olanların biletini hemen kesti; iyi tanıdığı Afrika’dan çabuk adapte olacak beş Afrika kökenli transfer etti. En büyük hatası, ideal 11 kurma konusunda yavaş kalmasıydı. 25 oyuncunun 25’ini de 11’de olacak gibi hazırlamak, bu kadar kısa sürede imkânsızdı; sabır isteyen bir işti. Yanal’a hazır 25 oyuncu bıraktı, ama bir 11 bırakmadı...Ersun Yanal, başlangıç itibariyle doğruyu yaptı; Bonnevay’in Konya maçında çıkardığı 11’i aynen devam ettirdi. Amerika’yı yeniden keşfetme hatasına düşmedi. Ama galibiyetler geldikçe o da takıma imzasını atma uğraşına girişti. Medjani’yi, Salih’i, Fatih’i ön liberoda kullanma ısrarı orta sahayı kaybettirdi. Avrupa Ligi dahil, Türkiye Kupası dahil bu takımın acilen bir 11 ve anlayış benimseyip onu ezberlemesi gerekiyor. Üçlü savunma ya da ön libero fantezileri sonraki iş.“Şota ile belli bir seviyeye kadar çıkmanız olası; takdir gören, başı okşanan, üst tarafı zorlar gibi yapan bir orta sınıf ekibi olmanız mümkün. Ama asla o üst gruba çıkamıyorsunuz.”5/10: Şota ArveladzeKayseri ve Kasımpaşa’da hemen hemen aynı senaryoyu izledik: Şota ile belli bir seviyeye kadar çıkmanız olası; takdir gören, başı okşanan, üst tarafı zorlar gibi yapan bir orta sınıf ekibi olmanız mümkün. Ama asla o üst gruba çıkamıyorsunuz. Üst gruba çıkmaya meylettiğiniz her kritik maçı kaybediyor Şota. Tansiyonun yükseldiği anları yönetemiyor.Bir ufak puan kaybı da, Uche’yi zorla gönderip Malki’yi transfer ettikleri için...5/10: Mustafa Reşit AkçayHamzaoğlu’ndan bu kadar hazır bir takım teslim alıp, bu kadar düşüş yaşamanın bedelini ödedi Mustafa Hoca. Hamzaoğlu döneminde iyi katkı veren Mehmet Akyüz, Bruno, Kenan gibi isimlerin onun döneminde kulübeye alışması sonunu getirdi. Hamzaoğlu döneminde orta ikilide oynayan Bilal dâhil beş tane gol şansı olan adam çıkardı 11’de... Akçay döneminde bu sayı üçe kadar indi. Akhisar’ın kurtuluşu sanırım Roberto Carlos’la tekrar hücumu düşünmekten geçiyor.5/10: Aykut KocamanGekas’ın ayrıldığı her takımın yaşadığı krizi, Konyaspor da yaşadı. Yerine gelenler onun kadar verimli skor yapamayınca düşüş kaçınılmaz oldu. Yine de Aykut Kocaman’ın berbat giden takıma bir elektroşok uygulama amaçlı yaptığı kadro dışı hamlesi doğru. Sadece kadro dışı kalan bu beş adam içinde Hleb olmalı mıydı, onu da onunla yaşayan Kocaman biliyor şüphesiz.6/10: Roberto CarlosGeçen yıl kurduğu ofansif takım, Cicinho ve Ziya’nın hücuma yaptığı muazzam katkı, takdirlerin en büyüğünü hak ediyor. Ama bu sezon başında Aydın’ı kaybettiler, Utaka da genelde sakat. O bölgede yaşayacakları krizi hissedip daha fazla forvet almalılardı. Bence ilk yarıda Sivasspor’un bu kadar az puan toplayabilmesinin sebebi, kadro kısıtlılığı. Hücumda alternatifsizlik. Meselenin Carlos’un Dünya Kupası’nda yorum yapmasıyla çok ilgisi olduğunu sanmıyorum.Carlos’u göndermek büyük bir hataydı. Tek tesellimiz yeni rotasının Akhisar olması.7/10: İsmail KartalHem çok zor, hem çok kolay bir iş devraldı. Zor, çünkü üstünde sürekli “takımı başkan yapıyor” baskısı hissetti. Liderin kendisi olduğunu ispat etme adına ekstra işlere girişti. Kolay, çünkü zaten şampiyon bir takım teslim almıştı. Amerika’yı yeniden keşfetmeye lüzum yoktu, ayarlar belliydi. Caner’de düşüş var. Emenike’de de... Kuyt’ta, Sow’da, Webo’da da... Şampiyon takımda bu kadar oyuncuda düşüş varsa, liderlik ispat etmeye değil, oyuncuların form durumlarını yükseltmeye odaklanmak gerek.Ama Başakşehir maçındaki taktik uygulamasıyla da ilk yarıyı lider bitirmeyi bildi. Başakşehir gibi taktik obsesifi bir takımı adeta taktik tahtasında yendi. Bu da ona özgü bir artı.7/10: Ertuğrul SağlamFenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Bursaspor deplasmanlarından beraberlik, Trabzon deplasmanından galibiyet çıkarıyorsanız, toplamda hanenizde daha fazla puan yazıyor olmalıydı. Geçen sezonu santrfor almayarak heba ettiler, Bienvenu’yle o işin yürümeyeceği aşikardı. Bence bu yıl da hâlâ forvete ihtiyaçları vardı. Sezonda 15 atan, yüksek yüzdeyle oynayan bir forvete...İstifası Eskişehir futbolu için büyük kayıp. Çünkü eksiksiz-gediksiz sağlam bir kadroyla girilen bir sezonda, bu ülkede altıncı şampiyonluk apoletini takabilecek bir şehirdi Eskişehir...7/10: Hamza HamzaoğluKendisi gibi çalışkan, yürekli, kapasitesi kısıtlı ama verimi yüksek Umut’u 11’e koyması doğruydu. Burak’ı beş adım geriye kaydırıp ofsayttan kurtarması da. Ama bu yeni sistem, Sneijder’ın kaleye gitme seçeneklerini azalttı. Yine de kısa sürede yaptığı ufak dokunuşlar, gelecek için umut verici.7/10: İrfan BuzGençlerbirliği’nin varlık nedeni, Süper Lig’deki misyonu ne ise, İrfan Hoca da ona uygun davrandı. İrfan Can Kahveci, Berat Tosun, Ahmet Oğuz, Halil İbrahim Pehlivan gibi gençler, takımın ana arterlerinden. Zaten Gençlerbirliği’nin de kimliği, kişiliği bu. Eğer Uğur Çiftçi, Ahmet Çalık gibi rüştünü ispat etmiş gençleri de geliştirmeyi başarırsa, misyonunu tam anlamıyla benimsemiş olur.7/10: Rıza ÇalımbayTürkiye’deki genel yerli teknik adam profilinin dışında. Sezon ortası bir takımı alıp, ligde tutup, sezon başlangıcında çuvallayan ama hâlâ televizyonlara çıkıp konuşan türden değil. Eskişehir’de de, Sivas’ta da iyi takımlar kurdu, sezon başlangıçlarını iyi yaptı, uzun çalıştı. Şimdi benzer bir hikayeye Mersin’de imza atıyor. Futbolculuğundaki gibi sessiz ama çalışkan Rıza Hoca, bir kez daha takdiri hak ediyor.8/10: Okan BurukGol sorununu çözebilse, 8 puandan da fazlasını hak ediyordu aslında... 15 adamın gidip, 15 adamın geldiği bir grubu, gerçek bir takıma dönüştürdü. Barış Yardımcı, Emre Nefiz, Serhan Yılmaz, Oğulcan Çağlayan gibi gençlere böyle cesaretle forma vermesi harika. Eğer devre arası forvet alternatifleri de bulup, takımı Muhammet’e bağımlılıktan kurtarırsa, daha yukarılara tırmanabilirler.“Bence Avcı, Başakşehir’de on yıl, yirmi yıl çalışmalı. Guy Roux’nun Auxerre’le başardığını hedeflemeli. Newcastle’ın Pardew’le denediğini denemeli. ”8/10: Abdullah AvcıBelki beş planı yok, belki beş ayrı doğrusu yok. Ama bildiği tek bir doğruyu harika uyguluyor. Beş yıl boyunca İBB’de ne oynattıysa, Başakşehir’de de kaldığı yerden eksiksiz devam ediyor. Uğur, Ferhat, Mahmut, Volkan gibi inandığı oyuncuyu kazanmaması imkansız. İBB döneminde eksik bıraktığı yetenekli orta saha pozisyonunu da bu sene Mossoro ve Sezer’le doldurmayı deniyor. Ki bu da önemli bir gelişim demek. Bence Avcı, Başakşehir’de 10 yıl, 20 yıl çalışmalı. Guy Roux’nun Auxerre’le başardığını hedeflemeli. Newcastle’ın Pardew’le denediğini denemeli.8/10: Slaven BiliçÖğrenen, gelişen bir teknik adam profili. Beşiktaş’la harika bir uyum yakaladılar ve birlikte büyüyorlar. Transferde neredeyse yüzde 100 ile oynuyor; Atiba, Sosa, Demba Ba harika işler. Olcay’ı ısrarla oyundan çıkarmaktan vazgeçse, oyunun sonunu da başı gibi oynayabilse, bir üst ligin hocası olabilirdi.9/10: Şenol GüneşHarun gelişti. Serdar gelişti. Şener gelişti. Aziz Behich gelişti. Ozan Tufan gelişti. Volkan Şen gelişti. Bakambu gelişti. Josue gelişti. Fernandao gelişti. Bir antrenör bir takımda beş altı ayda bu kadar adamı geliştirebiliyorsa, sadece şapka çıkarılabilir ona. Eğer Enes ve Ethem gibi potansiyeli yüksek gençleri de Türk futboluna armağan ederse, pekala Bursa futbolu tarihine geçmeyi de hak edebilir.Uğur Meleke, Milliyet Gazetesi spor yazarı.Kaynak: Al Jazeera
"Ülke Futbolu İçin 14 Yabancı Kontenjanının Fazla Olduğunu Düşünüyorum"
Arda Turan, İspanya’daki yaşantısından, Türkiye’deki yeni yabancı futbolcu uygulamasına kadar birçok farklı konuda konuştu.Türk futbolunun son dönem yetiştirdiği yıldızlardan Arda Turan , İspanya’daki yaşantısından, Türkiye’deki yeni yabancı futbolcu uygulamasına kadar birçok farklı konuda Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın resmi yayın organı Gençlik Spor Dergisi’ne önemli açıklamalarda bulundu.Arda Turan, gelecek sezondan itibaren uygulanacak yeni yabancı kuralıyla ilgi olarak, “Yerli oyuncu da olsa bence iyi olan futbolcu hiçbir kurala bakmadan her yerde oynar. Bunu öteki türlü uyguladık, pek bir faydasını gördüğümüzü düşünemiyorum. Şimdi bir de böyle uygulayalım bakalım nasıl olacak” dedi.İyi yabancı oyuncunun ülke futbolunda kaliteyi arttıracağına inandığını belirten Turan, “Yabancı da olsa, Türk de olsa en iyi performansı veren isim formayı hak edecektir. Yeni kuralla takımlarımız daha dikkatli ve iyi bir transfer politikası belirleyebilir. Daha iyi oyuncular da çıkabilir. Bakacağız, göreceğiz. Ben açıkçası futbolun sınırlamalara girmesinden yana değilim” diye konuştu.“Yeni kurala göre mevcut kadroda 14 yabancı oyuncunun olmasını fazla buluyorum”Yeni kuralda takım kadrolarında yer alacak 14 yabancı oyuncuyu fazla bulduğunu kaydeden Turan, “Ülke futbolumuz için bu rakamın fazla olduğu kanaatindeyim. Kulüplerin maddi güçleri bu kadar büyük bir sayı için yeterli olabilecek mi? bilemiyorum ama tabii mevcut yabancı sayısının da az olduğunu düşünüyorum. Umarım bu karar sonrasında kazanan futbolumuz olur” açıklamasında bulundu.“EURO 2016 elemelerinde oynadığımız oyunun hakkını alamadık”2016 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2016) Elemeleri'nde Türkiye’nin şansını değerlendirirken, “Elemelerde şu ana kadar oynadığımız oyunun hakkını alamadık” diyen Arda Turan şöyle konuştu:“İyi maçlar çıkardık ve daha fazla puan toplamalıydık” diyen milli futbolcu, “EURO 2016’ya katılmak için hala şansımız var. Sonuna kadar bu şansı zorlayacağız, mücadele edeceğiz. Her topu değerlendireceğiz. Kaybetmenin, kazanmanın dışında Türk Milli Takımı futbolcusuna yakışan, o milli forma için gereken en iyi mücadeleyi vermektir. Biz de bunu bilincinde olup en iyi mücadeleyi vereceğiz. İnşallah Avrupa Şampiyonası’na gideriz. Hayalimiz amacımız bu yönde.”Arda Turan, UEFA’nın düzenlediği ‘yılın en iyi 11’i oylamasında ilk 11 futbolcu arasına giremediği için üzgün olmadığını söyledi. Kendisine oy veren herkese teşekkür eden Arda Turan, “Ülkemde taralı tarafsız birçok futbolseverin oy kullandığını biliyorum. Oy atanlara da, atmayanlara da herkese çok teşekkür ederim. Kazanamadık, bundan sonra daha çok çalışıp, daha iyi performans gösterip, daha formda olup oyun anlamında daha yukarı çıkıp en iyi 11’e girmeye çalışacağım. Kısmet böyleymiş, nasibin önüne geçilmez. Benim işim sahada en iyisini yapmak, çalışmaya devam” ifadelerini kullandı.“Simeone’nin çalışma arzusu ve hırsı benim için çok önemli”Yıldız futbolcu, “Antrenörüz Simeone ile ortak özellikleriniz neler?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “İkimizde insanların yüzüne karşı konuşmayı seviyoruz. İkimizin de kazanma arzusu çok üst düzeyde. İşimizi çok ciddi yapıyoruz. Sahaya girdiğimizde her şey bitiyor ve ikimizin de en önemli ortak özelliklerinden biri ülkelerimiz için örnek insanlar olmamız. Gençlere, arkadan yetişen sporculara örnek olduğumuzu düşünüyorum. Bu anlamda hareketlerimizle ve davranışlarımızla iyi birer spor adamı olduğumuzu düşünüyorum. Başarıyı kazanırken adaletli, hakkaniyetli yollardan gidiyoruz. Bunlar antrenörüm Simeone ile benim ortak belirgin özelliklerimiz. Simeone’nin çalışma arzusu ve hırsı benim için çok önemli.”“Hamza Hamzaoğlu, kalbimizdeki gönlümüzdeki bir insan”Yakın zamanda Galatasaray’ın teknik diretörü olan Hamza Hamzaoğlu’nun, sarı-kırmızılı takımda başarılı olacağına inandığını söyleyen Arda Turan, “Hamza hoca, bizim kalbimizdeki, gönlümüzdeki bir insan. Dualarımız onunla. Çok iyi bir teknik direktör. Futbolu antrenman bilimini çok iyi bilen ve oyuncuları da çok iyi motive edebilecek bir hoca. Allah gönlüne göre versin, inşallah onun için her şey çok iyi olur” şeklinde konuştu.“Kendimi dinleyebildiğim, kendimi futbola verebildiğim zaman işler benim için daha iyi gidiyor”Arda Turan, yurt dışında oynanan futbola her geçen yıl daha fazla alıştığını ve İspanya’daki insanların futboluna saygı duyduğunu söyledi.Atletico Madrid’te ‘daha çok takım oyuncusu’ olduğunu vurgulayan Arda Turan, “Burada oyun anlamında taktik ve sisteme biraz daha çok uyduğumu düşünüyorum daha çok takım oyuncusu oldum şartlar öyle gerektirdi. Kendime ait zamanım çok fazla. Kendimi dinleyebildiğim, kendimi futbola verebildiğim zaman işler benim için daha iyi gidiyor” dedi.“Burada geçmişte yaşadığınız kızgınlıkları, kafanızda dinlediğiniz zaman daha çabuk unutup kolay affedebiliyorsunuz”Milli futbolcu, “Uzun yıllar yurt dışında forma giymek Arda Turan’a sahanın dışında neler kattı? sorusuna ise şu karşılığı verdi: “Tabii yurt dışında zaman geçtikçe arkadaşlıkların, dostlukların kıymetini daha çok biliyorsunuz. Burada geçmişte yaşadığınız kızgınlıkları, kafanızda dinlediğiniz zaman daha çabuk unutup kolay affedebiliyorsunuz. Buradan bakış açısıyla aslında futbolun sadece bir ‘oyun’ olduğunu, insanların birbirini kırmaya değer bir şey olmadığını görüyorsunuz. Buraya gelince insani değerleri kaybetmemek adına daha fazla dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorsunuz. Tabii ki dışarıdan, sakin kafayla bakmak bunları düşündürtüyor insana.”“Michael Jordan ve Federer’i idol olarak görüyorum”Milli futbolcu, formda olduğu bir dönemden geçtiğini belirterek, “Bunu kabul ediyorum ama daha fazlasının olabileceğini düşünüyorum. Daha fazla çalışıyorum. Allah’a şükürler olsun bana böyle güzel şeyleri nasip etti. İnşallah daha iyilerini nasip eder. Çalışıp elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum, tevekkül ediyorum. Her zaman da daha iyisini yapmaya çalışacağım. Daha iyi olmak adına kendilerini sürekli geliştiren çok önemli sporcu örnekleri var. Bu anlamda Michael Jordan ve Federer’i kendi adıma idol olarak görüyorum. Yapılarını, tavırlarını, hallerini örnek alıyorum” değerlendirmesinde bulundu.“Atletico Madrid’in önemli hatıraları arasında fotoğrafımın, adımın geçtiğini düşünüyorum”Futbol yaşantısını Atletico Madrid’te sürdürdüğü için mutlu olduğunu ve uzun bir süre kırmızı-beyazlı takımda kalmak istediğini söyleyen Turan, “Kulübün önemli hatıraları arasında artık fotoğrafımın, adımın geçtiğini düşünüyorum . Burada elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Atletico Madrid kulübü büyük bir marka bende onların içinde iyi bir marka olduğumu, büyüdüğümü düşünüyorum. Atletico Madrid’li olmaktan şeref duyuyorum, benim için çok önemli” ifadesinde bulundu.“Geçmişte en çok Maradona ile oynamak isterdim”Arda Turan, geçmişte forma giyen efsanevi futbolcular arasında en çok Maradona ile oynamak istediğini söylerken, “Maradona ile oynamak benim için hayal gibi bir şey olurdu” dedi.“En büyük özlemim, sokaktaki mahalle maçlarım…”Milli futbolcu Arda Turan, söyleşinin “kısa kısa” bölümü için yönetilen sorulara ise şu yanıtları verdi:“Vazgeçemediğiniz?Önce Allah inancım sonra Ailem.Özleminiz?Ailem ve sokaktaki mahalle maçlarım.Keşke dediğiniz?Çok şükür yok.Oynamaktan en çok zevk aldığınız? Koke.Hayatınıza dair en çok zorlandığınız?Gurbet.”“Sayın Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’ın gençliğe ve spora verdiği önemi ve değeri hepimiz biliyoruz”Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın spora ve gençliğe dair gerçekleştirdiği çalışmalardan övgüyle bahseden Arda Turan, “Sayın Bakanımız Akif Çağatay Kılıç’ın gençliğe ve spora verdiği önemi ve değeri hepimiz biliyoruz. Çeşitli spor dallarına dair tesisleşmenin yanısıra gençlere dair yürütülen projeler ve gerçekleştirilen yatırımlar, ülkemizin geleceği için büyük önem taşıyor. Bizler de ülkemize ve vatanımıza yararlı bir birey olmak elimizden gelenin en iyisini her zaman yapacağız” şeklinde konuştu.Sporx
Reklam