Ergin Ataman: "Mahmut Uslu Bana Küfür Etti"
Ergin Ataman, Fenerbahçe Ülker'e kaybettikleri maçın ardından olay yaratacak bir iddia ortaya attı ve gerekli hukuksal mücadeleyi vereceklerini belirtti.İşte Ergin Ataman'ın açıklamaları; ''Öncelikle Fenerbahçeli oyuncuları kutluyorum. Hücum düzenimizi bozmayı başardılar ve hücumda düşük yüzdeyle oynadık. Bizi top kayıplarına zorladılar. Maç onların istediği şekilde gelişti. İkinci devre öncesinde soyunma odasında konuştuk. Hücumumuzu istediğimiz şekle getirdik'' ''Mahmut Uslu bana...'' ''Teknik faul aldığımda hakeme küfür etmedim. Küfür benim tarzım değil. Yaklaşık 16-17 yıldır baş antrenörlük yapıyorum, hiçbir hakeme küfür etmedim. Sahada basketbol oynamaya elverişli bir ortam yoktu. Maçın birinci dakiakasından itibaren ana, avrat, kardeş, çoluk, çocuk kalmadı. Beni en çok üzen şey Mahmut Uslu'nun pantolonumu tutarak 'Seni s...m' demesi oldu. Bu konuyla ilgili gerekli hukuki girişimlerde bulunacağız'' ''Yine söylüyorum, şampiyon olacağız'' ''Bugüne kadar hem Türk hem Avrupa takımlarıyla sayısız başarı kazandım. Yaptıklarımla gurur duyuyorum. Seride 3-2 gerideyiz ama yine söylüyorum önce 3-3 yapıp sonra şampiyon olacağız. Fenerbahçe Ülker'de geçmişte ve şimdi Milli Takımda birlikte çalıştığım oyuncular var. Hepsini gözlerinden öperim'' diyerek açıklamalarına son verdi.Eurosport
'Türkiye'ye Şikeyi Sokan Galatasaray'dır'
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile Fenerbahçe Genel Sekreteri Mahmut Uslu, Abdi İpekçi Spor Salonu'nda oynanan Galatasaray Liv Hospital-Fenerbahçe Ülker maçında yaşanan tribün olayları sonrası basın toplantısı düzenledi. Derbide yaşanan olaylar ve küfürlerle ilgili televizyon görüntüleri izletildikten sonra Başkan Yıldırım konuştu: 'Basketbolda yaşananlar ile ilgili basın toplantısı düzenliyoruz. Oğuz Savaş'ın annesine Allah'tan rahmet diliyorum. Türk basketbolundaki gerçekleri ortaya koymak istiyoruz. Burada amacımız onlar bunu yaptı, biz bunu yaptık değil. Tamamen basketbolu seven, basketbolla ilgilenen bir seyirci topluluğu oluşturduk. Türkiye'de sorunun tek sebebi seyirci değil. Hakemlerin durumu, sporcuların durumu, yöneticilerin durumu ve basının sorumluluğunun altında toplamalıyız. Biraz önce arkadaşlar gösterdiler. '18 defa camiamıza ve sporcularımıza küfür edilmiştir' 18 defa küfür edilmiştir. Bu küfürler camiamıza, sporcularımıza edilmiştir. Galatasaraylı taraftarlar 'Şike, şike' diye bağırdılar. Bizde Ergin Ataman 'Doping yapsana' diye bağırıldığında ilk anons yapılmıştır. İsteğimiz bize uygulanan kuralların diğer takımlara da uygulanması. 16 bin kişi salona gelmiş. 4 bin kişi fazladan salona alıyorlar. Siz basket maçında 16 bin kişiyi kontrolsüz şekilde sahanın içine doldurulmuştur. Oyuncularımıza, yöneticilerimize küfürler edilmiştir. Savcıların suç duyurusunda bulunması lazım. Sorumluları savcının çözmesi lazım. Dünyanın en önemli antrenörünü getirdik. Hem Fenerbahçe'yi hem Milli Takım'ı çalıştırmak olmaz. Obradovic Fenerbahçe'yi seçti. Obradovic 'Basketbolu ileriye götürmeye geldim. Savaşmaya gelmedim. Bizim amacımız basketbolu sevdirmek' dedi. Bunları iyi düşünmek lazım. Ergin Ataman milli takım antrenörü artık. Galatasaray'ın antrenörü değil. Bütün oyuncuları kucaklaması lazım. Fenerbahçeli sporcuların yüzüne nasıl bakacak? Aklı başında olması gereken Ergin Ataman maalesef hadiselerin ortasında yer almıştır. 'Basketbol hakemleri miadını doldurmuştur' Basketbol hakemleri miadını doldurmuşlardır. Genç hakemler basketbolun içine girmesi gerekir. Rakibimizi iki maçta en iyi şekilde ağırladık. Hepimizin dürüst olması lazım, açık olması lazım. Bizim hedeflerimiz iyi oyuncular, iyi koçlar getirerek Avrupa'da başarılı olmak. Bu da belli oyunlarla olmaz. Basına çok önemli görevler düşüyor. 'Ergin Ataman bütün köşe yazarlarını arıyor' Lig TV'de yorum yaparken yorumcular tarafsız olmalı. Herkes kendi düşüncesini kendi görüşünü tarafsız anlatmalı. Maalesef böyle bir şey yok. Birisi hangi takımda oynamışsa onun hakkında yorum yapıyor. Bunlar yanlış. Biz şampiyon olacağız. Biz hocamıza ve bu takıma güveniyoruz. Ergin Ataman bütün köşe yazarlarını telefonla arıyor. Ama Obradovic kimseyi aramıyor, sadece görevini yapıyor. Maçın neticesinde Galatasaray yenmiştir, ama şu olaylar da olmuştur denilmelidir. Taraftarlar kötü şeyler yaptılar diyebilmelisiniz. Aksi halde istemediğimiz olaylar olur. Hep bunları durdurmaya çalışıyoruz. Küfürle mücadele ediyoruz. Diğer kulüplerin de mücadele etmesi lazım. 'Türkiye'ye şikeye sokan Galatasaray Kulübü'dür' 'Şike var' diye bağırıyorsunuz ama Türkiye'ye şikeyi sokan Galatasaray Kulübü'dür. 6-0'lar, 8-0'lar... Neler götürdüklerini, çantaların nereye gittiklerini Ahmet Çakar söylüyor, ben söylemiyorum. Beşiktaş'ın yabancı oyuncusunu ayarttıkları ortaya çıkmıştır. Şunu söylüyorum Fenerbahçe bu şike davasından aklanacaktır. Bize şikeyi öğretenlerin biraz utanması lazım.' Uslu: 'Savcılığa suç duyurusunda bulundum' Mahmut Uslu ise şöyle konuştu: 'Ben savcılığa bana yapılan küfürlerden dolayı savcılığa suç duyurusunda bulundum. Belki bir ders alınır, Galatasaray-Fenerbahçe Ülker maçında bunlar yapılmaz dedim, ama bunlar Avrupalı oldukları için bunlar el hareketlerini modernleştirerek çok ayıp şeyler yapıyorlar. Bu insanlar neden tekrar bir sorgulamaya çekilmez ben merak ediyorum. Yasa çok açık.' 'Rahmetli Metin Oktay rahatsız olmuştur' Daha sonra yeniden söz alan Yıldırım şöyle devam etti: 'Rahmetli Metin Oktay herhalde rahatsız olmuştur bu yapılan hareketler sonrası. Bu merdivenler bile dolu, bir yerlere girmiş demek ki. Bir belge göstereceğim. Tezgahı anlatmak için. Obradovic'e ceza vermemişler, benche vermişler. Teknik faulü coach'a vermek lazım. Şimdi teknik faulü kime çalarsınız soruyorum size basın? 4 tane yabancı soktu içeri oraya kim sorumlu orada. Koça çalacaksınız orada. Bence çalınma ihtimali var mı? Basın söylesin. Bence çalabilir misiniz? Rezalet, ama değerli basın bunu yazmıyor. Burada size görev düşüyor. Takip edin ve doğruları yazın. Kasti faul nedir? Bilerek düşünerek rakip oyuncuya bir hareket yapmaktır. Bu isteyerek yapılan bir harekettir. Arkadan bilerek yapılan faul de kastidir. (Ender Arslan ile McCalebb arasında yaşanan pozisyon izlettirildi) 8 dakika Fenerbahçe'nin aleyhine yapılan hareketler var. TBF 10 senede hakem yetiştirememiştir. Türkiye Basketbol Federasyonu koltuğuna tarafsız bir başkan oturmalıdır. Herkesi kucaklamalıdır. Bazı haksızlıklar var orada. Onu da yakında açıklayacağız. 'Ya tarafsız olsunlar ya da yayını bıraksınlar' Lig TV ailesinin hem futbolda hem basketbolda tarafsız olması lazım. Tarafsızlık ilkesi onların 1. ilkesi olması lazım. Tarafsız olamıyorlar, kalamıyorlar. Lig TV ben karar verdim, maçları yayınlıyorum diyemez. Ya tarafsız olsunlar, ya da yayını bıraksınlar. Herkes birbirine bir yerden bağlı. Bu bağlılık ortadan kalkmalı.''Skorboarda bir şey yazarsak bu 'Geçmiş olsun' olur' Galatasaray Antrenörünü görüyorsunuz. Aynı zamanda Milli Takım antrenörü. Tanjevic hem Fenerbahçe'yi hem de Milli Takımı çalıştırdı. Tanjevic'in taraftarları galeyana getiren bir hareketini gördünüz mü? O efendilik nerede burada yapılanlar nerede. Milli Takım antrenöründe önce ahlak olmalı. Fenerbahçe'nin istemediği kişiler de belki bir noktaya gelebilir, ama uzun yaşayamaz. Fenerbahçe camiası onu orada tutturmaz. Galatasaraylı olabilir, saygı gösteririz. Ergin Ataman, Fenerbahçe havlusu yerde, havluyu tekmeliyor. Bunun hesabını bir yerde sorarız. Gerekeni de yaparız. Fenerbahçe'den Milli Takım'a sporcu alacaksınız. Onlar size nasıl saygı gösterecekler? Başka şeyler söyleyeceğim de söylemek istemiyorum. Şampiyon olacağız. Eskiden Galatasaray'ı batıya açılan pencere olarak ayrıcalıklı olarak görüyorlardı. Biz onları her yerde yeniyoruz. Onlara karşı sportif anlamda önde gidiyoruz. Tribünlerde onlardan daha kaliteliyiz. Biz yine saygılı davranacağız. Skorboarda bir şey yazarsak 'geçmiş olsun' yazarız.'Skorer
Önder Özen'den Açıklamalar
Beşiktaş Futbol Genel Direktörü Zafer Önder Özen gündeme ilişkin açıklamalar yaptı.Beşiktaş Futbol Genel Direktörü Zafer Önder Özen, TRT Spor'da Futbol Keyfi programında açıklamalar yaptı. Transferler konusunda önemli açıklamalarda bulunan Özen, Gökhan Töre, Olcan Adın, Motta ve diğer transferlerle ilgili bilgi verdi. Manuel Lanzini ile de ilgilendiklerini söyleyen Özen merak edilen tüm konulara açıklık getirdi. İşte Önder Özen'in açıklamaları 'Zor bir sezonu tamamladık. Yaşadığımız zorkuklar arasında diğer kulüplerin yaşadığı tipte zorluklardan ziyade farklı sorunlar da vardı. Biz futbolun seyirci tarafından faydalanamadık. BEtona top oynadık. Bazen büyük kulüpler taraftarla maçlarını kazanır. Rakipler İstanbul'a 1 puan için gelirler. Taraftar olmayınca sizi itici güç de arkanızda olmaz. Bunlar biz göreve geldiğimizde bilinen şeylerdi. Bundan kaçış da yoktu. 'GÜNAHIYLA SEVABIYLA BİR SEZON BİTTİ' 'Kulüp 110 yıllık tarihinin en zor kararını verdi ve stad için inşaat başladı. Çok zor durumlardan geçerek stada kazma vuruldu. Bizim de bu sorunumuz bitecek elbet ve rahata ereceğiz. Baktığımızda Galatasaray ve Fenerbahçe'nin statları 50-55 bin kişilik, kalabalık seyirciye oynayan takımlar. Gelirleri de bu şekilde artıyor. Slaven Bilic, İnönü'de oynasaydık arkasına taraftarı alarak rakibe büüyk baskı uygulayabilirdi. Kadıköy'de ve TT Arena'da olan budur. Eskişehir ve Bursa bile zaman zaman bu baskıyı kurabiliyor. Günahıyla sevabıyla bir takım dersleri alarak sezonu bitirdik' 'BETONA OYNAMAK ZORUNDA KALDIK' 'Seyircimize de bir kelime etmek isterim ama. İlk maç ribünde 56 bin kişi vardı. Tromso maçında 66 bin kişi geldi. Galatasaray maçında 80 bin kişiye oynadık. Bu maçta gelen cezalardan sonra betona oynamak zorunda kaldık. Kasımpaşa'da 3-4 bin kişiye oynadığımız maçlar oldu. Bir şekilde iç saha maçlarını oynayamadık. Dışarda lig ikincisiydik ancak içerde yetersiz kaldık. Gol ve pozisyon adedimiz yetersiz. 'FENERBAHÇE MAÇINDA BENDEN BAŞKA KAHROLAN GÖRMEDİM' 'Ligin en az gol yiyen ve pozisyon veren takımı olduk. Bunlar bardağın dolu tarafı. Boş tarafına bakınca bazı oyuncularımızın ellerinden geleni vermemiş olmalarını söyleyebiliriz. Bunun arkasından Fenerbahçe maçı sonunda seyircimizin alkışlamasını ben anlamadım. Derbide puan kaybedip alkışlayan taraftar olmaz. Sanırım o gece kahrolan bir tek ben varım. Onun dışında stat bittikten sonra derbiler ve avrupa maçları dahil takımımız sert bir trbinün haliyle derbilerde üstünlük sağlayabileceğiz. Beşiktaş bu üstünlüğü yakalayabilir.' 'PTT 1. LİG'DE BİR KULÜPLE ANLAŞTIK' 'A Takım ve A2 arasındaki mesafe çok yüksek. Sadece bizde değil her takımda bu fark çok yüksek. Bu farkı, aradaki basamak farkını Dikilitaş Kulübü'yle bir anlaşma yaparak aştık. Kümede tutup bir ayağımızı oraya atacağız. İkinci kulüp PTT 1. Lig'de, ismini veremem ama anlaşma sağlandı' PİLOT KULÜP PLANLARI 'Avrupa'daki kulübe, Rooselare'ye 4 oyuncu göndereceğiz. Yıllık maaliyeti 1 milyon olan. Yanında bir antrenör ve yönetici gidecek. Son olarak Brezilya'ya gidince bir 3. Lig kulübüyle anlaştık. Avrupalıların daha fazla yaşadığı bir bölgede olan bir kulüp. Bu kulübe de oradan seçtiğimiz 4 oyuncuyu koyacağız. Oradaki kulüpten yetiştirip o oyuncuları almamız daha kolay olacak' '550 BİN AVROLUK LABORATUVAR YAPIYORUZ' 'Laboratuvar yerimizin bütün izinlerini bekliyoruz. Her birinin bir maliyeti var. Bu konu 5 bin avro. Yüksek irtifa odasıyla birlikte, -110 dereceye kadar soğuk hava üretebilen bir soğuk hava odası ve bununla birlikte performans ölçüm aletleri toplam 550 bin avro bir maliyeti var. Bunları tamamlayınca büyük bir iş yapmış olacağız' 'MUSA MUHAMMED'İ BEKLİYORUZ' 'Musa Muhammed konusunda fazla konuşmak istemiyorum. Kendi milli takımında U18'de önemli işler yaptı. U20'de de kaptanlığa yükseldi Biz yaşı henüz tutmadığı için bekleyeceğiz. 31 Ekim'den sonra kontratımızı imzalayacağız. Şu an oyuncuya hamilik yapıyoruz ama 31 Ekim'den sonra oyuncu bizimdir. Barcelona'nın düştüğü hataya düşmeyeceğiz' 'SAMBADE YÜZÜNDEN TESİSLER TÜRBE GİBİ OLDU' 'Sambade yalnız bir kaleci antrenörü değil buna ek olarak her hareketi teknik anlamda basamaklayarak yaptırıyor. Marsilya'dan ciddi bir teklif almdı ancak vermedik. Tesis türbe gibi oldu dünyanın her yerinden antrenörler geliyor Sambade'yi izleyebilmek için. Aynısı forvetler için olabilir mi? Çok akıllıca. Vuruşu teknik açıdan adımlayabilecek bir antrenör olabilir. Hareketleri ve vuruşları sınıflayabilme ve uygulayabilme yapabilen arkadaşlarımızla çalışmayı çok isterim. Feyyaz Uçar bu konuda Türkiye'nin en iyisi. Alıp, dönüp vuruşlarını çok çok iyi yapıyor. İlhan Mansız aynı şekilde. Ben bu konunun üzerinde çok fazla duruyorum. Bir dünya kupası karakteri. Dünya tanıyor. Genç oyuncular tarafından idol olarak algılanabilecek bir spor figürü. Takıma katılmasını isterim ancak bunlar için zaman gerekiyor. Hepsi olacaktır' 'LABORATUVAR VE ATLETİK OLUŞUMLAR İÇİN İKNA EDİCİ OLDUM' 'İlk gün 5 konudan bahsettim. Bu alanlarda yürüyebiliyorsak ve kulüp bu fırsatı bana verebiliyorsa. Ben de bu fırsatı değerlendirebiliyorsam. O zaman bu yol yürümeye değer. Eğer oluşturramıyorsam bu kulübü ikna edemiyorum anlamına gelir. Ne zaman ikna edemezsiniz? Karşınızdakini ikna edecek heyecan ve bilgiyi ortaya koymadığınızda başkan ve yöneticileri ikna edemezsiniz. Ben laboratuvar ve atletic oluşumlar için ikna edici oldum. Bize yol verdiler ve başarılı oldum. Bu konuları bitti ama bir içine girelim bakalım duruma. Bunu henüz görmedim. Bizim futbol yatırımları departmanımız burayı yönetebilir mi? Proje sağlıklı yürüyecek mi? Göreceğiz' 'ANTRENÖRLÜK BENİM HEVESİM DEĞİL, MESLEĞİM' 'Ben koltuğa yapışacak birisi değilim. O konuda kimsenin şüphesi olmasın. Ben baskıdan etkilenmem. Benim üzerimde olan baskı bana yeter zaten. Çevreden gelecek baskı türleri beni etkilemez. Benim kendime kurduğum baskı benim koltuğa yapışmamamı sağlıyor zaten. Ömrüm uzun olursa sahaya dönerim. Geçenlerde bir büyüğümüz bana soru sorarken antrenörlük hevesimden bahsetti. Bu benim hevesim değil mesleğim. Altını tekar çiziyorum. Bu konu Beşiktaş'ta olmayacak. Tekrar tekrar söylüyorum. Beşiktaş'ın antrenörü herkesin bu meslekte güveninş kazanmış, bir şey kazanmasa da ortaya koyduğu değerler olmuş. Yaptığı kontratlar da bunun için bir kriter. Çalışacağım kategori Beşiktaş değil. Tevazu içinde bunu cevapladım' İSTİFAYI DÜŞÜNÜYOR MU? 'Bunlar son derece doğal. Bazen yorulursunuz, kendinizi çıkmazda hissedebilirsiniz. Beşiktaş 3-5 kişiyi ilgilendiren bir kulüp değil. Devasa bir ülke kadar büyüklüğe sahip bir kulüp. Milyonlarca insan top çizgiyi geçti mi geçmedi mi bununla ilgileniyor. İşini 40 yıldır yapan insanlar bile istifayı düşünmüştür. Neye ne zaman reaksiyon vereceğimizi bazen bilemediğimiz bir pozisyon. Örneği yok.' 'MOLEDO'DA MUTABIKIZ' 'Dany'de pişman olacağım bir şey olduğunu zannetmiyorum. Bu konudaki tepkileri yedim. Göğüsleyeceğiz bunları. Dieal stoper iklisi zamanla oluşacaktır. Çok arzu ettiğim oyuncuları scout ekibiyle paylaşıyorum. Mutabık olduğumuz bir isim Moledo.' 'YALÇIN İLE GÖRÜŞMEDİK' 'Yalçın Ayhan ile henüz bir temasımız veya imzalanmış bir kontrat yok. Bunu ilk defa sizden duydum ve şaşırdım. Süper Lig'de kontratı bitmiş olan 4-5 stoper var. Her biri gündemde olur. Scout ekibi bakar, Slaven Bilic bakar ve düşünülür. Sivok ve Escude ligde başlamıştı. Köprünün altından çok sular geçti ve en son Jermain Jones ve Ersan Gülüm oynadı. Bu arada biz de en az gol yiyen takım olduk. Takım savunması diye bir durum var. Bu konuda iyiyiz. Şu anda Ersan dışında bir yerli stopere daha ihtiyacımız var. Aralarından bir tanesi kontratı bitmiş oyuncular olacak. Yalçın'ı değerlendireceğiz.' 'Sezer benim kalitemi tartışamaz demiş. Ben hiç bir oyuncunun kalitesini tartışmam. Büyük takımlara gelmiş oyuncuların kaliteleri tartışılmaz. Tartıştığım nereden çıktı ona şaşırdım. Onun hakkında ben karar veririm. Takımdaki bütün oyuncular hakkında ben karar veririm. Sezer klas bir oyuncu, teknik anlamda üst düzeye yakın, saha içinde bir çok şeyi yapabilecek yetenekte oyuncuyum.' 'GÖKHAN TÖRE TRANSFERİ ZOR' 'Gökhan Töre değerinde bir oyuncuyu herkes ister. Biz de ona fırsat verdik. Kulübü kolay da bırakmak istemiyor. Oyuncunun bir değeri var. Yurt dışına transferi de söz konusu. Kulübü yurtdışındaki teklif yerine bizimkini değerlendirirse Gökhan bizimle devam eder. 7 ay önce sayın başkan beni arayıp böyle bir şey duyduk aslı olabilir mi diye sordu. Ben de akşam 10 gibi idari mesanjeri arayıp direkt evine gittim. Evine gittiğim ilk oyuncudur. Evde kendisi ile konuştuk. Bana detaylarıyla anlattı. Gökhan Töre'nin hatalar yapma potansiyeli olmakla birlikte özü sözü bir bir insandır. Konunun aslını bana anlattı. Almanya tarafıyla ilgili de bir araştırma yaptım ve Gökhan'ın söyledikleriyle paralel çıktı. İtalya'dan teklif var ve hocası da takımdan göndermek istemiyor. Zor bir transfer.' 'OLCAN İÇİN TRABZON'LA GÖRÜŞMEDİK' 'Olcan Adın ile çalıştım. Çok sevdiğim ve değer verdiğim bir oyuncu. Ligde fark yaratan 3-4 yerli oyuncudan biridir. Bu tür oyuncu ile bütün kulüpler... Olcan ile görüşmedik kontratı çok değerli. Trabzon ile görüşmeden bunları konuşmak doğru değil.' 'Motta'nın kendisi ile anlaşma oldu. Kulübü de bugün yarın daha net bir cevap verecek. Sağ bek ve sol bekte ikişer oyuncuya ihtiyacımız olacak. Sağ bekte bir oyuncuya ihtiyacımız olacak. Muhammed'i kiralık olarak göndereceğiz. Lanzini de kaliteli bir oyuncu. Değerli bir oyuncu. Stat konusu önümüzdeki günlerde tartışılacak, biz de önümüzdeki günlerde fikrimizi aktaracağız.' 'İlk yarıda tüm maçlarımızı deplasmanda oynama fikrine ben evet derim. Bunu mantıklı bulurum. Stadımız 2. yarıya yetişirse. Çatısı zor bir çatı. Daha değişik bir teknoloji. Biraz zaman gerektiriyor anladığım kadarıyla.' 'Dünya Kupası'nda ev sahibi takımlar her zaman favoridir. İyi bir takımları da var. Arka 6 oyuncu turnuvayı domine edebilir. Hulk Rusya'da uçtu son dönemlerde. Arjantin de favori. Almanya da favoridir. Ama Belçika da yarı final oynarsa şaşırmam. Ülke hazır görünmüyor. Organizasyonda çalışacak bir arkadaşla konuştum, turnuva başladığında yüzde 70 hazır olacak diye duydum.'Sporx
Alex'ten Flaş Açıklamalar!
Fenerbahçe'nin efsanevi ismi Alex de Souza içini en çok acıtan şeyin Kadıköy'de son kez forma giyememek olduğunu itiraf etti. Fenerbahçe 'nin unutulmaz kaptanı Alex de Souza , konuk olduğu televizyon programında önemli açıklamalarda bulundu. 'YARI TÜRK YARI BREZİLYALI...' 'Aslında hayatımla Türkiye'yi biribirinden ayırmıyorum. Eşim de Türkiye'ye aşık bir insan. Maria dışındaki çocuklarım burada doğdu. Ben de 8.5 sene Fenerbahçe'de top oyandım ve Türkiye'de yaşadım. İnsanlar bana çok misafirperver yaklaştılar. Türkiye'yle Alex'in arası her zaman iyi oldu. Giderken şunu söylemiştim, buraya bir Brezilyalı olarak geldim ama yarı Türk yarı Brezilyalı olarak gidiyorum demiştim. Bu halen böyle. Türkiye'yi hayatımda ayrı bir yere koyamam.' 'Kişisel olarak Türkiye'de hiçbir stadyumda tepkiyle karşılaşmadım ama bir kere kendi taraftarımız tarafından ıslıklanmıştım. Sakaryaspor maçıydı. Aslında ben saha içersinde taraftarın bu tip tepkilerini olağan içinde karşılayan bir insanım. Oraya beklentiyle geliyorlar ve beklentileri karşılanmayınca tepki verebiliyorlar. O gün de böyle bir durum olmuştu ve başkan da ayağa kalkıp alkışlayarak bu tepkilere katılmadığını belli etmişti. Ama dediğim gibi bunları her zaman normal karşılarım.' 'EN ÇOK ÖZLEDİĞİM ŞEY KADIKÖY' 'Kadıköy'deki o muhteşem atmosferi özlediğimi söyleyebilirim. Türkiye'yi düşündüğümde aklıma gelen tek şey Kadıköy ve taraftarın yarattığı o muhteşem anlar oluyor. Bunun dışında da birçok özel anlar yaşadım. Ayrılırken insanların evime gelmesinin dışında beni havalaanında uğurlamaya gelmesi de çok özeldi. Genelde bir futbolcu geldiğinde havaalanında birçok taraftar tarafından karşılanır. Fakat giderken yalnız gider. Benim için bu anı özel kılan şey, giderken geldiğimde olandan daha fazla taraftarın havaalanına gelmesiydi.' FENERBAHÇE NE İFADE EDİYOR? 'Fenerbahçe senin için ne ifade ediyor sorusunu cevaplamak benim açımdan büyük zorluklar içerir. Çünkü Fenerbahçe'den bahsederken açıkalyacak kelimeler bulamkta zorlanıyorum. Önümüzdeki günlerde 20 senelik futbol yaşantımı tamamlayacağım ve bunun da 8.5 senesinin Fenerbahçe'de dolu dolu geçtiğini düşünürsek, Fenerbahçe'nin benim için ne ifade ettiğini söylemek çok zor olur. Şu anda Fenerbahçe benim için ne mi ifade ediyor? Taraftarından yöneticisine her zaman başarılı olmasını dilediğim bir kulüp ve aynı zamanda kendimin bir parçası hissettiğim bir aile olarak nitelendirebilirim.' 'KİMSEYE KIRGIN DEĞİLİM' 'Aslında hiç kimseye karşı kalbimde bir kırgınlık yok. Örnek vereceğim, mesela Aykut Kocaman'ı benim hiç desteklemediğimi düşünen insanlar olabilir, hayır tam tersi. Umarım Aykut Kocaman kısa bir süre içinde düşüncelerini gerçekleştirebileceği ve de hayallerine ulaşabileceği bir takım kendine bulur ve başarılı olduğunu görürüz. Neden olmadı diye sorarsanız, belki benim, belki Aykut Kocaman'ın, belki de ikimizin hatasıydı. İkimiz arasındaki sıkıntıyı bir şekilde aşamadık ve olmadı.' 'AYKUT KOCAMAN İLE İLETİŞİM KURAMADIK' 'İletişim insanların birbirleriyle anlaşabilmelerini sağlayan noktadır. İletişiminiz ne kadar sağlamsa o kadar ilişkinizi ilerletebilirsiniz. Bizim belki de Aykut Kocaman'la yaşadığımız sorun başından beri kuramadığımız iletişimdir. Biraz kapalı, biraz sangi engelli gibiydi onunla olan iletişimimiz. Sonunda da kararlar alınması gerekiyordu. Bu noktada da Aykut Kocaman 'Seni takımımda bundan sonra görmek istemiyorum.' düşüncesindeydi. ben de bunu Alex de Souza olarak kabul etmedim, başkanla görüşmeye gittik. Başkanın da o noktada bir karar alması gerekiyordu ve kontratın feshedilmesi yönünde karar alındı. Bunlar her işin içersinde yer alabilen sıkıntılar. İnsanlar dışarıdan baktığında Alex Aykut Kocaman ve Aziz Yıldırım'ı sevmiyor algısı oluşabilir. Kesinlikle öyle değil. Umarım ikisi de istediklerine ulaşır. Elbette Aziz Yıldırım'la anlaşamadığımız, tartıştığımız zamanlar da oldu. Ama bunların hepsi iş ilişkisi içersinde olabilecek noktalardı. Şu an da ayrıldım, kulüpte değilim ama kesinlikle bir düşmanlık söz konusu değil.' 'İÇİMİ ACITAN ŞEY...' 'Aslında benim sayın Rıdvan Dilmen aracılığıyla bu programa çıkmamdan birisi de şu: Neredeyse 1.5-2 sene geçti Brezilya'ya döneli. Bir biyografi kitabı yazmaya karar verdim. Bu kitapta özellikle benim kariyerimde pay sahibi olmuş ve kariyerimde yer edinmiş insanların yer almasını istedim. Kitabı yazan Marcos birkaç kere geldi, benimle röportaj yazmak için. Mesela en son geldiğinde Aykut Kocaman kitapta yer almak istemedi. Aynı zamanda Marcos son geldiğinde Aziz Yıldırım'ım kişisel sıkıntılar vardı. O yüzden onunla da görüşemedik. Fakat tüm bunlar yaşanırken, içinizi acıtan ne diye sormuştunuz ya; Kadıköy'de son bir kez oynayamamak içimi acıtan şeylerden bir tanesi. En son maçım Kasımpaşa maçıydı. Bunu da açıklama fırsatı bulabileceğim için yayına çıkmayı kabul ettim. Kitabımda bu iki insanın da bulunmasını çok isterdim. Ama onların konuşmama ya da istememe kararları benim de saygı duyduğum bir nokta. Aykut Kocaman konuşmak istemediğini söylediği zaman ona kötü bir düşünce beslemedim, tamamen saygı duydum.' ŞAMPİYONLUK KUTLAMALARINDAKİ OLAY HAKKINDA 'Bu olayı değerlendirdiğimde iki şekilde değerlendirmek istiyorum. Burada iki taraf var. Birincisi ifade özgürlüğü. Stadyumlarda da niyet ne olursa olsun taraftarın ve halkın ifade özgürlüğünü kullanması yanlış değil. Altında başka sebepler varsa bunu konuşuruz. Ama ben demokraside büyüdüm. İnsanlar içinden geçenleri stadyumda bağırabilirler. Bu birinci nokta. Ama öteki taraftan baktığımızda, şampiyonlukta emeği geçen oradaki isimler artık 2 senedir o kulüpte olmayan insanın isminin bağrıldığını duyduğu zaman, onlar da biraz bu duruma içerleyebilirler. İki taraf da haklı diyebiliriz. Ben bu durumda kesinlikle o olaylar hakkında anormal bir şey görmüyorum.' JÜBİLEYİ KABUL EDER Mİ? 'Elbette büyük mutlulukla kabul ederim. Bu benim de kariyerimde son istediğim şey olur. Sadece burada yaşadığım zamandan bahsetmiyorum. Tüm kariyerimden bahsettiğim zaman, kendimi en iyi hissettiğim yerden, Kadıköy'den bahsediyoruz. Eğer olursa orada güzel bir atmosfer yaratıp bu şansı bulabilirsem kariyerimi taçlandıracağım bir nokta olabilir çünkü Kadıköy benim için çok özel.' 'FUTBOLU BIRAKTIKTAN SONRA...' 'Aralık ayında futbolu bırakıyorum. Muhtemel şekilde saha içersinde kalacağım gibi görünüyor. Futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük için gerekli belgeleri alıp saha içinde olmaya devam edeceğim.' 'O günlerde ya da hemen takip eden gün, Ali Koç ve birkaç yönetici tesislere gelmişlerdi. O dönem içersinde kulübün bir sıkıntıya gireceği, maddi anlamda maaşları ödeme konusunda sıkıntılar yaşanabileceği, o nedenle elinde bir teklifi olan veya gitmek isteyenin gidebileceğini söylemişlerdi. Bu noktadan sonra ayrılan oyuncular oldu. Bu toplantıdan hemen sonra Ali Yıldırım ile görüştük. Oturduk ve kendisine aynen şunları söyledim: 'Nerede oynarsak oynayalım, benim maaşımı ödersiniz veya ödemezsiniz ben burada olacağım. Sadece şunu istiyorum, maaşım ödenir veya ödenmez. Eğer ödenmez ise sana bir şu zaman ödeme yapacağız, ya da yapamayacağız gibi, önümüzde netleşecek bir durum söyleyin. Bana para ödeyin demiyorum. Ben sizinle birlikteyim, sadece benim kendimi planlayabilmem açısından bana ne zaman ödeme yapabileceğinizi söylemeniz yeterli.' dedim.' 'SUÇLAMALARI DUYDUĞUMDA...' 'Tam anlamıyla şok oldum. O sezon saha içersinde yaşananları bilen ve temsil eden bir insan olarak orada oynadığımız maçlara bize şike denmesi hayatımda en şok edici anlardan birisiydi. Birkaç futbolcuyla stadın yakınlarındaki bir restoranda konuşurken, hiçbirimiz inanamıyor ve oynadığımız maçları konuşuyorduk. 5-3 biten Bucaspor maçını nereden çevirmişiz... Karabükspor maçında Lugano'nun bir golü vardı ve çok sıkıntılı bir maç vardı. Ankaragücü maçını hatırlıyoruz. 6 gol attık ama ilk gol çıkana kadar ne kadar zorlandık bir bakın. Sivasspor ile oynanan son maç da çok zorluyduk. Biz açıkçası bu yaşadığımız sıkıntıları bildiğimizden dolayı bunlara şike dendiğini duyunca büyük bir şok yaşadım. Andre Santos'un Gaziantepspor'a attığı son dakika golünü hatırlayalım, 4-2'lik Beşiktaş maçını hatırlayın. Ben orta sahada bir top kaybettim, sonra Hugo Almeida karşı karşıya kaçırdı. O golü atsa maç 3-1 olacaktı. Maç oradan döndü. Galatasaray maçını düşünelim. Son 10 dakikada maçı çevirmişiz. Bunların hepsini sayınca bir lig oluyor.'Goal.com
Aziz Yıldırım: 'Bana Alex'in Adını Bile Anmayın'
Alex de Souza takımdan ayrıldıktan 20 ay sonra ilk kez İstanbul’a geldi ama aradan geçen zaman başkan Aziz Yıldırım’la arasındaki gerilimi ortadan kaldırmaya yetmedi.8 sezon formasını giydiği F.Bahçe’de sayısız başarıya ve kırılması güç birçok rekora imza atan Alex de Souza takımdan ayrıldıktan 20 ay sonra ilk kez İstanbul’a gelirken, aradan geçen zaman başkan Aziz Yıldırım’la arasındaki gerilimi ortadan kaldırmaya yetmedi. Sarı-lacivertli kulüpte geçirdiği uzun yıllar boyunca her zaman araları çok iyi olan ve bir baba-oğul gibi yeri geldiğinde sohbetler eden ikili şimdilerde adeta düşman gibi. Brezilyalı oyuncunun geldiği günün ertesinde yani salı günü F.Bahçe Ülker’in G.Saray LH?ile oynadığı final serisinin ilk maçına gitmesi çok konuşuldu. Öyle ki Alex, başkanın salonda olduğunu bildiği için geç gelip ilgiyi dağıtmadı. Aynı gün ve devamını takip eden günde başkanın çevresi ve ikilinin ortak tanıdıkları nabız yoklayıp küskünleri barıştırmak gibi bir misyon üstlenmek istedi. ANCAK Aziz Yıldırım “Bana onun lafını etmeyin” şeklinde net tavrını koyunca kimse daha ilerisine cesaret edemedi. Başkan Yıldırım’ın Alex konusundaki tavrı aslında hiç de sürpriz değil. 1.5 ay önce kulüpte yapılan taraftar toplantısında da bunu açıkça ortaya koydu. Taraftar temsilcileri “Efsane oyuncumuza bir jubile yapacak mısınız?” sorusuna başkan verdiği “Hayır neden yapayım ki? Yakında 10 numara transferi yapacağız” yanıtıyla konuya noktayı koydu. AYRICA Şükrü Saracoğlu Stadı’nda düzenlenen şampiyonluk kutlamalarının yapıldığı gece tribünden gelen kısa süreli de olsa Alex de Souza tezahüratında çılgına dönen başkan Aziz Yıldırım “Terbiyesizler, ahlaksızlar, paralı köpekler, bu kadar ağır hakaret ediyorum. Yeter artık! Alex’i ben aldım. Bu kulübe faydası olacak diye. Siz de yuhaladınız. Ama F.Bahçe’ye faydası olmayacak diye gönderdim” diyerek kendi taraftarlarını azarladı.BU olayın üzerinden 1 hafta geçmeden Diego transferiyle de kamuoyuna mesaj verdi başkan. Net olan şu ki Aziz Yıldırım, F.Bahçe’de efsane olan ve zamanında çok sevdiği kaptanını zor affeder. Ve bu konuda çok ketum. Bir araya bile gelmek istemiyor. Alex cephesinde ise bu durum fazla önemsenmiyor. Brezilyalı taraftarın kendisini çok sevdiğini ve taraftarın gönlünde ayrı bir yeri olduğunu düşünüyor ve önemli olan beni onların sevmesi diyor. Sampiy10
Çebi'den Bomba Açıklamalar
Beşiktaş Kulübü İkinci Başkanı Ahmet Nur Çebi, TRT Spor'da katıldığı Birebir programında gündeme bomba gibi düşecek açıklamalarda bulundu.Transfer politikasından başkan adaylığına kadar birçok konuda çarpıcı açıklamalar yapan Çebi, geçmiş yönetimle ilgili de önemli konulara değindi.Serdal Adalı ile yaşadığı sıkıntıların yanlış anlaşıldığını belirten Çebi, Yıldırım Demirören’in kulübe başkan olduğu dönemde verdiği 100 milyon euro’yu bağışlayıp bağışlamayacağını açıklaması gerektiğini söyledi. İşte Ahmet Nur Çebi’nin çarpıcı sözleri; “Galata’da ve Kartalspor’da yöneticilik yaptım ama Beşiktaş’ta yöneticilik yapmak kadar zor değildi. Sırtıma ağır yük almak alışkanlığımdır. Bırakıp gitmek benim lugatımda yoktur. Ama çok yoruldum. Geldiğimizden bu yana geçirdiğimiz zor zamanlar ortada. Mali anlamda tam 140 dosyayla uğraştık. Geldiğimiz zaman ertesi gün ödenmesi gereken borçlarla karşılaştık. Elimizi cebimize de attık. Beşiktaş’la para ilişkim bende saklıdır. Verdiklerimiz oldu geri kalanları taksitlendirdik. Alacaklı olanlarla anlaşma yoluna gittik. Güleryüz gözterdik biz buradayız dedik. Alacaklıyı kırmayınca bize yardımcı oldular.” “BORÇLAR KONTROL EDİLEBİLİR HALDE” “Şu anda borçlar daha kontrol edilebilir hale geldi. Kaynaklarımızı daha rahat bulabiliyoruz. Günü gelince borçlarımızı ödeyebiliyoruz. Bu bir yoldur zaten her ticaret adamı bu yola başvurur.” “Stadın ihale komisyonu başkanlığını yapıyorum. Basket AŞ’nin başkanlığını yapıyorum. İcra Kurulu Başkanlığı yapıyorum. NErde yangın var oraya koşuyorum. Onlar beni çağırdıkları zaman koşuyorum. Stadı en iyi biçimde yapmak isteğimiz var. Başkan estetiğe önem veriyor. Çatı çelik halatlarla gerilecek bir çatı. Zor bir yapımı var. Ocak sonu Şubat başına kadar imalatının süreceği bilgileri var. Başkan ve ben firmayla iletişim içerisindeyiz. Bakalım neler olacak. Aralık olur ama bir şekilde bitecek. Çatı yapıldıktan sonra zemini yapma süresi var. Önümüzdeki sezon yeni statta oynayamama ihtimalimiz var. Ama pes etmeyeceğiz çaşlışacağız.” “UÇAĞIN BURNUNU HAVAYA KALDIRDIK” “2-3 yıl içerisinde şampiyon oluruz derken bu seneyi de içine kattım. Sürekliliği arzu eden bir yapım var ve bu ifadeyi kullanırken bu durumu kastettim. Başarıda süreklilik önemlidir.” “Beşiktaş’ın forması assan 3. olur diyen eski yöneticiye cevabım onların yıldızlarla doldurduğu sezon ligi 4. bitirdik. Bunu unutmasınlar. Ben taraftardan daha çok başarıyı istiyorum. Geldiğimizde arabayı şarampolde gider halde aldık. Şimdi araba bazen yavaşlıyor bazen hızlanıyor. Şİmdi uçağın burnunu havaya kaldırdık. Yavaş yavaş havalanacağız.” “GELDİĞİMİZ GÜNDEN BU YANA” “Beni tek rahatlatan ve bunaldığımda enerji veren topluluk Beşiktaş taraftarı oldu. Geldiğimiz günden bu yana koşan bi insan oldum. Biri benden yardım isteyince hemen koşuyorum. ” “Önümüzdeki hafta yönetim kurulumuzla çalışmamız var. Seneye nerede ne şekilde oynayacağımıza, kombineleri nasıl ve ne fiyata satacağımızı, yeni statta kombine fiyatları gibi konuları açıklığa kavuşturacağız.” “Transfer komitemizin görevleri var. Ben pek karışmadım transfere. Bu güne kadar Tolga transferi hariç hiçbir transfere katılmadım. Tolga’da hatır gönül olayı vardı. Şu anda transferin bi yerinde yokum. Bana yönetim transferle ilgili görevler verirse uğraşırım ama görüş biildirmem. Ne isterlerse gider yaparım. Pazarlıklarda ben devreye girerim arada. Kontolsüz harcamalardan hoşlanmam. Beşiktaş’ta geçen sene kadroyu fazla şişirdik. Kendi özeleştirimizi yapalım. Keşke 13 adam yerine 4-5 futbolcuyu alabilseydik. Bunları görebilmek de şans.”' “OLCAN İÇİN BAŞKANI ARADIM…” “Ben İbrahim Hacıosmanoğlu’nu aradım, başkan Olcan’ı satmayacağını söyledi. Bunun üzerine benim talepte bulunmam yakışık almaz. Böyle bir şey olursa önceliği önceik hakkınız her zaman bizde var dedi sayın başkan. satacak mı satmayacak mı bilmiyorum. Sattığında bize döner mi bilmiyorum söz verildi.” “Çok daha iyi şartlar olması halinde Gökhan Beşiktaşlı olabilir. Ama kulübünün böyle bir niyeti yok. Satmaya niyeti var. Gökhan burada geçen sene başarılı oldu ve kulüp bunu değerlendirmek isteyecektir” “GELİN ATA BİNMİŞ, YA NASİP DEMİŞ” “Ezeli rakiplere gitse üzülürüm ama o çocuğumuz da profesyonel bir futbolcu. Gelin ata binmiş, ya nasip demiş. Biraz beklemek lazım.” “Diego’yu öğrendiğimi sonradan öğrendim. Bu da bir politikadır. Biz de popülist davranabiliriz imza atabiliriz.” “Quaresma’nın 7 buçuk milyonluk bonservisini hala biz ödüyoruz. Ferrari’nin parasını hala biz ödüyoruz. Her ay 2-3 milyon euro geçmişten borç ödüyoruz.” “FERNANDES’İ BİLİC YOLLAMADI” “Bu sezonun başında bu tarihlerde Fernandes’i almak için bir Rus takımı talip oldu. Önder Özen bey başkana, Bilic’in Fernandes’in bırakılması taraftarı olmadığını söyledi. Buna ihityacımız var dendi. Eksik kalırız dendi. Başkan da teknik kadrosunun talebi doğrultusunda satılmayacağını söyledi.” “Ben pişmanlık duyuyorum keşke başkana baskı yapabilseydim. Belki ikna edebilirdim. Çok iyi değiller ama seneye çok iyi olacaklarını tahmin ediyorum Bilic’in enterasan bir Galatasaray ve Fenerbahçe’nin sadece derbilerde kaybedeceğini söylemiş. Ama onların Anadolu’da maç kaybettiğini görünce şaşkınlığını gizleyememiş. Bilic şimdi ligi tanıdı. Seneye daha iyi olacak. Arkalarında durmazsak başarı gelmez.” RONALDINHO GERÇEKLERİ “İçinde bulunduğum toplantılarda 3 yabancı 2 de yerli alarak kadromuzu güçlendireceğimiz konuşuldu. 4 yabancı 1 yerli de olabilir. Bilic ve Fikret Orman bu konuda temas halindeler. 11 milyon euro ile yola çıktık. 3-5 milyon euro daha yukarı çıkmak zorunda kalabiliriz. Umarım iyi oyuncular transfer edilir de pişman olmayız.” “Ronaldinho konusunu kapatmak istiyorum beni çok yıpratıyor. Benim başarısızlığımmış gibi yansıtılıyor. Kendisi bizde top oynamak istediğini söyledi. Biz de görüşelim dedik. İnanamazsınız yıllık 9 milyon euro ile geldiler. Ben 3 milyon euro civarı olabileceğini söyledim. Buna rağmen görüşmek istediklerini söylediler. Daha sonra bu sezonla ilgili geldiklerinde 5 buçuk milyon euro dediler biz de 4 buçuk milyon euro dedik. 2 buçuk milyonu sponsor tarafından karşılanacaktı. Biz bu teklifi yapınca cevap vermediler. Brezilya Milli Takımı hocasının ordaki takımda kalması için biraz torpil yaptığını söylediler özür dilediler. Basının inanılmaz derecede üzerimize çok geldiler.” DEMBA BA, ETO’O, DANY… “Dany’de bizim çalışanlarımız hata yaptı, biz de üzerimize almak zorundayız. Dany hiçbir şekilde Beşiktaş’a alınmamalıydı.” “Demba Ba’yı gazetelerde okuyorum. Eto’o'yu da gazetede okudum. Gazetede okuduğum geçmediği anlamına gelmez. ” “Serdal Adalı ile hiçbir sorunum yok. Serdal Adalı ile polemiğe girmek istemiyorum. Belki ona yardımcı olacağımız çalışmalar olacaktır. Bu ifadeleri sonradan öğrendim. Yıldız futbolcuların neden oynatılamadığı konusunda bir ifadede bulunmak istedim. Yanlış anlaşıldı. Bir yönetici ile bir futbolcunun arası profesyonel ilişkiden başka bir şey olamaz. Kontratta yazılı olan parayı ödemezsen futbolcunun seninle ilişkisi profesyonel. Hatır yok. Yöneticiler futbolcularla geziyorlar. Dışarıda disiplinli olan topçu buraya gelince 3-5 ay sonra top oynamıyorlar. Yönetici ile futbolcu arasında profesyonel bir ilişki olmak zorunda. Benim söylediğime karşılık verilecek cevaplar bunlar değil. O yanlış anladığı için üzüldüm. 4 buçuk milyon euro’ya 5 dakika top oynamış adam getirmedim ben.” “DEMİRÖREN ARTIK AÇIKLAMALI” “3-4 sene önce muhalefet yapan adamlara başkanlık koltuğu altın tepside sunuldu. Şimdi müsaade edin destek olun bize. Şimdi düzlüğe çıkınca mı böyle oldu. Her Beşiktaşlı Beşiktaş’a başkan olmak ister. Ben bunu dediğimden beri yapılan saldırıların haddi hesabı yok. ” “Bizi ona layık görmeyenler var. Ben kendimi layık görüyorum. Gerekiyorsa gerektiğinde başkan adayı da olurum. Seçilirim veya seçilmem.” “Yıldırım Demirören’in ailesi yıllardır Beşiktaş’a katkıda bulundu. Herkes sadece Yıldırım Demirören suçluymuş gibi ifadelerde bulunuyor. Yıldırım bey yalnız değildi. Yöneticiler de vardı. Varsa bir sıkıntı herkesin ismi zikredilmeli. Burada bir kusur var. 100 milyon TL’yi kulübe ödemiş bir Beşiktaş eski başkanından bahsediyoruz. Onun bağışı gündeme geliyor. Ben kesinlikle Yıldırım bey bağış yapmalı demem. Bence Yıldırım bey bu bağışı yapıp yapmayacağını açıklaması gerek. Bağışlarsa kulüp kendi imkanları düzeldiğinde bu parayı ödemekle mükelleftir.” “E-BİLET OLAYINA TARAFTARIM…” “Hep paralı yöneticiler dönemi ne kadar devam edecek bu futbol dünyasında. Bunların faturasını hep bu kulüpler mi yönetecek? Ben sabahın 9′unda gelip çalışıyorum. Ben paramla anılmak istemiyorum. Parası olmayan ama vizyonu olan kongre üyelerini buradan uzak tutuyorsunuz.” “E-Bilet olayına benim taraftarım sıcak bakmıyor. Ama onlar olmadan Beşiktaş hiçbir şey olmuyor. Bu yasalara karşı bir direnç gösteremeyiz.” “Bilet işiyle ilgili yasayı okuduğunuz zaman her kişinin PassoLig almak zorunda. Onlar gibi düşünebiliriz ama davranamayız. Onlardan rica ediyorum. Önümüzdeki günlerde yeni statla ilgili kombine bilet satışına çıkacağız. Lütfen gelsinler. Bu stat sizin. Lütfen gelsinler Beşiktaş’ın stadının yapımı için kombinelerini alsınlar. Taraftarımız bizden uzak kaldı. Seneye Olimpiyat’ta oynayabiliriz. Bir yıl sonra bittiği zaman geçerli olmak üzere yeni yapılan stadın kombinelerini satacağız. ” “Biz artık kimsenin kapısını çalmayız. Ben yönetici olarak kapılarını çalmam. Acı çekeceğiz. Yeni yuvamızı bekleyeceğiz. Acı ama gerçek. Kasımpaşa Stadı olma ihtimalini sıfır görüyorum. Gereken saygınlığı bazı yöneticilerden görmedik. ”AMK Spor
Reklam
Caner Erkin Fenerbahçe'de Kaldı
Fenerbahçe Caner Erkin ile 4 yıllık sözleşme imzaladıCaner Erkin 4 yıl daha Fenerbahçe forması giyecek. Bugün başkan Aziz Yıldırım ile görüşen Caner 4 yıllık sözleşmeyi imzaladı . Caner 4 yılllık sözleşme gereği her yıl 1 milyon 800 bin EURO garanti para kazanacak. Caner maç başı ise 20 bin EURO kazanacak. Fenerbahçe Caner Erkin'e ayrıca 800 bin EURO imza parası ödeyecek.3Puan
"Hoca Bu Kadar Zor Bir Lig Beklemiyordu"
'Yabancı sınırı serbest de olsa ben her zaman rekabete varım' diyerek meydan okuyan Sabri, takımdan ayrılmak için de şartını sundu; 'Galatasaray'ın menfaati'.İşte Sabri'nin bomba sözleri... Galatasaray Kaptanı Sabri Sarıoğlu, Galatasaray dergisinin haziran sayısına özel açıklamalarda bulundu. Geçen sezon kaçırılan şampiyonluk ve takım içerisindeki dengeler hakkında da konuşan Sarıoğlu, gelecek sezon adına da bilgiler verdi. “ DEPLASMANDA KAYBETTİĞİMİZ PUANLAR YÜZÜNDEN ŞAMPİYONLUĞU KAÇIRDIK” Sezon başında Süper Kupa ve Emirates’i kazanmanın takımda rehavet oluşturup oluşturmadığı hakkında bilgi veren sarı-kırmızılı takımın kaptanı Sabri Sarıoğlu, şu şekilde konuştu: “İki sene üst üste şampiyon oluyorsunuz, iki sene üst üste Süper Kupa’yı kazanıyorsunuz, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynuyorsunuz. Bu durumda insanlarda bir beklenti oluşabilir ama biz daha da ilerisini hedefleyerek yola çıkmıştık. Maalesef olmadı. Her zaman, her şey istediğiniz gibi olmuyor. Sezona umutla başladık ama beklemediğimiz kayıplar yaşadık. Yine de her şey elimizdeydi, deplasmanda kaybettiğimiz puanlar yüzünden şampiyonluğu kaçırdık” dedi. “FATİH TERİM’İN AYRILIŞINA ŞAŞIRDIK” Sarıoğlu, Fatih Terim’in takımdan ayrılışı hakkında ise bu durumun biraz ani olduğuna değinerek, “Şaşırdık. Fatih Hoca ile iki sene üst üste şampiyonluk yaşamışız; beklemiyorduk. Fakat şöyle de bir durum var; bizler Galatasaray Camiası’nın işçileriyiz, profesyonel futbolcusuyuz. Camianın en yetkili karar mercii başkanımızdır, o neye karar verirse saygı duyup, uymamız gerekir” diye konuştu. “YENİ HOCA DEMEK, YENİ BİR ANLAYIŞ VE O ANLAYIŞA ADAPTASYON DEMEK VE BU DA BİR SÜREÇ ALIYOR” İtalyan Teknik Direktör Roberto Mancini göreve geldikten sonra Juventus maçına çıktıklarının hatırlatılması üzerine Sabri Sarıoğlu, yeni hocaları ile sezon başında Juventus deplasmanından iyi bir sonuçla döndüklerini belirterek, “Hoca gelir gelmez ilk maçımızda, Şampiyonlar Ligi’nde Juventus karşısında çıktık ve iyi bir sonuçla döndük. Ama lig bambaşka bir atmosfere sahip. Şampiyonluk yolunda son dakikada alınan puanlar size büyük moral aşılar. Fenerbahçe bu sene bunu çok yaşadı. Biz her şeye rağmen geriden yetişebilirdik. Başında da söyledim, deplasmanda çok gereksiz puanlar kaybettik. Şunu da belirtelim, yeni hoca demek, yeni bir anlayış ve o anlayışa adaptasyon demek. Bu da bir süreç alıyor” şeklinde konuştu. “DEPLASMANDA İYİ OYNAYAMADIK, İYİ MÜCADELE EDEMEDİK” Geride kalan sezonda deplasmanlarda yaşanılan puan kayıplarının sebebini, takım olarak mücadele güçlerinin iyi olmamasına bağlayan tecrübeli futbolcu, “Olmadı. Belirli bir nedeni yok. İki sene üst üste şampiyon olduğumuzda çok önemli deplasman galibiyetleri aldık ama bu sene alamadık. İşin aslı deplasmanda iyi oynayamadık, iyi mücadele edemedik. İçerde de puan kaybedebilirsiniz ama deplasman puanları bir takım için çok önemlidir. Deplasman galibiyetleri sizi yarışta tutar” dedi. “ HOCA BU KADAR ZOR BİR LİG BEKLEMİYORDU” Galatasaray Takım Kaptanı Sabri Sarıoğlu, Mancini’nin Türkiye alışmasının biraz zaman aldığını vurgulayarak, “Türk futbolunun kendisine has özellikleri var. Basın, taraftar ve futbolcu olarak çok farklıyız. Bir futbolcu iyi oynadığı zaman övgüler yağdırıp, onu zirveye çıkarıyoruz, eleştirirken de yerin dibine sokuyoruz. Hocaya da ilginç geldi bu durum, hemen alışamadı ortama. Sonuçta Türkiye Ligi gerçekten zorlu bir lig. Avrupa’da da zorlu ligler var ama burada her anlamda mücadele çok fazla. Benim görüşüm, hoca bu kadar zor bir lig beklemiyordu” ifadelerini kullandı. “BİRİ KAZANACAK, BİRİ KAYBEDECEK Takım kaptanı olarak şampiyon olunamayan dönemlerde, takım kaptanlarının çok tepki aldığı konusunda özellikle Arda Turan’ın kaptan olduğu dönemde daha fazla tepki almasının, Arda’nın medyada daha ön planda olmasına bağlayan Sabri, “Arda hem takım kaptanı olarak, hem de medyatik yönüyle daha ön plandaydı ve o yüzden en ufak bir şeyde çok tepki aldı. Bu durum biraz da abartıldı, olduğundan farklı gösterildi. Sonuçta Arda da çok duygusal ve çok iyi bir kardeşim. Her zaman konuştuk ve dertleştik. Sezon içinde bazen de görüştük, kampı ziyarete geldi, maçlara geldi. O da bizim iyi olmamızı ister. Şampiyonluğu almamızı istiyordu ama sonuçta futbol bu. Yine aynı noktaya geliyorsun. Biri kazanacak, biri kaybedecek” sözlerine değindi. “BENİM DE SEVİNDİĞİM YA DA ÜZÜLDÜĞÜM DÖNEMLER OLDU” Taraftarın tepkilerinden olumsuz etkilenip etkilenmediği sorusu üzerine Sarıoğlu, kendisinin yapı olarak çok sabırlı biri olduğunu dile getirerek, “Yıllarca da bunu gösterdim. Herkes böyle olmayabilir. Selçuk’ta olduğu gibi. Benim de sevindiğim ya da üzüldüğüm dönemler oldu. Üzülerek bir sonuca varamazsınız. Yapım gereği sabırlı bir insanım. Mesela bir ara taraftar şut atmama tepki gösteriyordu ama futbolda denemeden gol olmaz. Ben sağ bek oynuyorum. Toplasan bir maçta bir ya da iki şut çekebilirsin. Taraftarın da tepkisi olabilir, olağan bir şey bu. Ama bir yandan da denemek zorundasın. Bir zaman sonra öyle bir hal aldı ki, 10 şutun 9’unu gol atsam, ‘o birini nasıl atamaz’ gibi bir algı oluştu. Çok kafayı takmamak lazım, yoksa sahaya daha çok olumsuzluk yansıyor” diye konuştu. “TÜRK PASAPORTUN VARSA AVRUPA ARENASINDA 1-0 MAĞLUP BAŞLIYORSUN” Mancini’nin Türk futbolcuları hakkında, “‘Herkesin oldu, tamam’ dediği yerde kendini geliştirmeyi bırakıyor” görüşlerinin hatırlatılması üzerine sarı-kırmızılı takımın kaptanı, bu durumun tamamen futbolcudan kaynaklandığını ifade ederek, “Futbolcu büyük bir camiada oynayınca ve bir yere gelince tabii ki bir doyuma ulaşmış oluyor. Sadece Galatasaray için konuşabilirim. Ben takımda ‘ben oldum’ diyen bir oyuncu görmedim. Şimdi biz Avrupa Şampiyonası’nda yarı final oynadık, o takımdan kaç kişi Avrupa’ya transfer oldu. Hatırladığım kadarı ile sadece Mehmet Topal Valencia’ya gitti, Arda ise turnuvadan 3-4 sene sonra transfer oldu. Avrupa takımlarının Türk oyunculara bakış açısı da farklı. Yıllardır Avrupa arenasında, hem Milli Takım ile hem Galatasaray’la mücadele ettik. Şunu gördük; Türk oyuncusu Avrupa takımlarındaki birçok oyuncudan daha yetenekli ve daha kaliteli ama bize bakış açıları farklı. Türk pasaportun varsa Avrupa arenasında 1-0 mağlup başlıyorsun. Aynı şampiyonada Rusya da yarı final oynamıştı ama onlardan 5-6 oyuncu o sezon Avrupa’da bir takıma transfer oldu. Yani bize bakış farklı” görüşlerini belirtti. “GALATASARAY’IN MENFAATLERİNE UYARSA, O ZAMAN AYRILIRIM” Geçmiş dönemlerde İtalya’dan aldığı tekliflerin o günkü şartlarda kendisine uygun olmadığını belirten Sabri Sarıoğlu, “Her açıklamamda söyledim. ‘Ben Galatasaray’ın evladıyım. Burada yetiştim, gözümü burada açtım, ikinci evim burası. Galatasaray’ın menfaatlerine uyarsa, o zaman ayrılırım. Ayrılırsam da sadece yurt dışında oynarım’ dedim. O zaman bu menfaatler oluşmadı, kısmet değilmiş. Sonuçta ben Avrupa’nın en önemli takımlarından birinde oynuyorum, Galatasaray forması giyiyorum ve bundan da gurur duyuyorum” dedi. “İNİŞLER-ÇIKIŞLAR OLABİLİR” Sezon içerisinde hem sağ kanatta hem sol kanatta görev almasını, hocasının oyun içerisindeki planına bağlayan Galatasaray Kaptanı Sabri Sarıoğlu, “Sonuçta hocanın kafasında bir düşüncesi var. Hangi mevkiide kimin oynayacağını belirliyor. Ben de elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sahaya çıkınca en iyisini yapmaya çalışan bir oyuncuyum. İnişler-çıkışlar olabilir. Her mevkiide oynamaya çalışıyorum. Bunu beğenenler olur, beğenmeyenler de. İnişlerim-çıkışlarım, kötü performans gösterdiğim zamanlar, hatta tepki çektiğim zamanlar oldu ama futbolun içinde bunlar var” diye konuştu. “BAŞARILARA GİDEN YOLDA TAKIM BÜTÜNLÜĞÜ ÇOK ÖNEMLİ” Galatasaray’da sürdürdüğü kaptanlığın, hem saha dışında hem de saha içerisinde sürdüğünü vurgulayan Sabri, “Sonuçta 25-30 milyonluk taraftarı olan takımın oyuncususunuz. Sizden bu camia, bu taraftar, şampiyonluklar ve başarılar bekliyor. Bu başarılara giden yolda takım bütünlüğü çok önemli. O yüzden biz şanslıyız. Önceki jenerasyonda beraber oynadığım ağabeylerim Bülent Korkmaz, Hakan Şükür, Arif Erdem ve Ergün Penbe gibi oyunculardan çok şey öğrendim. Onlarla oynamak benim için büyük bir avantaj oldu. Onlar sayesinde Galatasaray, Türkiye’nin en büyük kulübü oldu. UEFA Kupası ve Süper Kupa’yı kazandılar. Türkiye’de hiçbir takımın gerçekleştiremediği başarıyı yakaladılar. Sonuçta o grubun içerisinde bulunmak, onların neler yaptığını gözlemlemek benim için büyük bir avantaj oldu. Bir maç kötü gittiğinde takım arkadaşlarımın moral motivasyonlarını düzeltmeye çalışıyorum, kazanmak için onları yüreklendiriyorum. Sonuçta kaptanlık sadece saha içinde pazubandını takmakla olmuyor. Saha içinde ve dışında bu sorumlulukları bilmek gerekiyor. Ben elimden geleni yapıyorum, sağ olsun takım arkadaşlarım da sorun çıkarmıyorlar” dedi. “AMACIMIZ SENEYE ŞAMPİYON OLUP 4. YILDIZI İLK TAKAN TAKIM OLMAK” Gelecek sezon hakkında da açıklamalarda bulunan Sabri Sarıoğlu, şu şekilde konuştu: “Kaliteli oyunculardan kurulu bir ekibiz ama sonuçta ne kadar kaliteli oyunculardan kurulu olsanız da, sahada o mücadeleyi vermediğinizde veya girdiğiniz pozisyonları atamadığınızda şampiyon olamıyorsunuz. Dünya’nın en iyi takımlarının bile, böyle inişleri-çıkışları var. Bu sene Manchester United da şampiyon olamadı. Herkes ister her sene şampiyon olmayı. Biz iki sene şampiyon olduk ve sonuçta rakiplerimiz daha da hırslandı, şampiyonluğa susadılar. Amacımız seneye şampiyon olup 4. yıldızı ilk takan takım olmak” ifadelerini kullandı. “YABANCI SINIRI SERBEST DE OLSA BEN HER ZAMAN REKABETE VARIM” Yabancı sınırlaması hakkında da, takım içerisindeki dengeyi kurmanın önemine değinen Sabri, “”Çözümü bulacak olan yöneticiler. Yabancı sınırı serbest de olsa ben her zaman rekabete varım. Ne karar verilirse saygı duymak zorundayız” açıklamalarında bulundu.Radyospor
Reklam
Dünyanın En İyi Takımları Açıklandı
''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' mayıs ayı değerlendirmesinde Trabzonspor, 31'inci sırada yer aldı.Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri Federasyonu'nun (IFFHS) ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' mayıs ayı değerlendirmesinde Trabzonspor, 31'inci sırada yer aldı. IFFHS'nin, kulüplerin ulusal ve uluslararası organizasyonlarda oynadığı maçları baz alarak yaptığı değerlendirmede, 1 Haziran 2013 ile 31 Mayıs 2014 tarihlerini kapsayan rapor açıklandı. Değerlendirmede, en üst sırada yer alan Türk takımı ise yine Trabzonspor oldu. Bu sezon UEFA Avrupa Ligi'nde oynadığı maçlarla puanını yükselten bordo-mavililer, mayıs ayı raporunda 184,5 puanla önceki aya oranla bir kademe düşerek 31'inci oldu. Ligi ikinci sırada kapatan Galatasaray, 146 puanla 93'üncülükten 73'üncü sıraya kadar yükselirken, bu sezon Avrupa'da mücadele edemeyen Spor Toto Süper Lig şampiyonu Fenerbahçe ise 94,5 puanla 180'inci sırada yer aldı. Beşiktaş ise ilk 200 takım içine giremedi. Bayern Münih'in liderliği tehlikede IFFHS'nin ''Dünyanın En İyi Futbol Takımları'' değerlendirmesinde Alman ekibi Bayern Münih 336 puanla zirvedeki yerini korusa da UEFA Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götüren Real Madrid, 333 puanla zirvedeki rakibine çok yaklaştı. Şampiyonlar Ligi'nde finalde kaybeden Arda Turan'ın formasını giydiği Atletico Madrid ise 299 puanla üçüncü sıradaki yerini korudu. UEFA Avrupa Ligi'ni müzesine götüren Sevilla ise 256 puanla 7. sırada yer bulurken, finaldeki rakibi Benfica 241,5 puanla 10. oldu.Muhabir: Doğa Kırmızıoğlu | AA
Semih Şentürk'ten İtiraf: "3 Temmuz'da..."
12 sezon formasını giydiği F.Bahçe ile yollarını devre arasında ayıran Semih Şentürk, önemli açıklamalarda bulundu.DİLE kolay F.Bahçe formasıyla geçen tam 12 sezon... 205 lig maçı, 56 gol, 1 gol krallığı, 5 şampiyonluk, 2 Türkiye Kupası, 2 TFF Süper Kupa şampiyonluğu... 16 yaşında altyapısına girdiği F.Bahçe'de geçen 15 yılda hem takımla hem de bireysel olarak birçok başarıya ulaştıktan sonra 31 yaşında sarı-lacivertli formaya veda etti Semih. Sezon başı kadro dışı bırakıldı, devre arasında ise Antalyaspor'un yolunu tuttu. Bu sürede hakkında çok şey söylendi, yazıldı. Sonradan oyuna girdikten sonra attığı goller nedeniyle 'Nöbetçi Golcü' lakabı takılan Semih, F.Bahçe'deki nöbetinin nasıl sona erdiğini, 3 Temmuz sürecinde, son sezonunda yaşadıklarını ve sarı-lacivertli renklere nasıl veda ettiğini tüm içtenliği ile VATAN'a anlattı: Alex de sen de uzun yıllar hizmet ettiniz F.Bahçe’ye, ancak gitme şekliniz veda gibi değildi? Gitmek için aceleci mi davrandın? Serdar Kesimal affedildi ama sen gitmeyi tercih ettin. “6 ay zor günler geçirdim. Tek başıma kaldım. Sezon sonuna kadar kalabilirdim ama kariyerime yakışmazdı. Gönderiliş şeklime kırıldım. Sözleşmemi tamamlayabilirdim belki ama bazen forma şansını az buldum kimi zaman da 3 Temmuz sürecinde yaşadıklarım bana ağır geldi.” ‘BU HALDE BIENVENU'YÜ NASIL KESEYİM?’ Kusura bakma ama Bienvenu’yü kesemedin derim ben de... “NASIL mı kesemedim, nasıl keseyim? 3 Temmuz sonrası adım çıkmış. Sabah 7’lere kadar evin camından 'Ha şimdi polis gelip beni alacak' diye bakıyorum. Yok 1. yok 2. dalga. Hele bir gece sitenin güvenlik aracı geçiyor ben de çöp atmak için dışarı çıktım. Polis geldi zannettim. Bir an neye uğradığımı şaşırdım. Bu normal mi? ARDINDAN çocuğum Ada dünyaya geldi. Bir taraftan kendi stresim diğer yanda uykusuz geceler. İdmana gidiyorum ayakta duracak halim yok. Eve dönüyorum aynı şeyler devam ediyor. Sabahlara kadar bahçede oturup beni ne zaman almaya gelecekler diye bekledim. 'Semih üflesen düşecek haldeydi' diyorlardı. Normaldir. Yaşadıklarımdan dolayı kendim bile söylüyorum işte ayakta zor duruyordum. 3 Temmuz süreci beni çok fazla etkiledi. İsmimin geçmesini hiç sindiremedim. 2010-2011 sezonunda sahada nasıl zorlanarak kazandığımızı ve anlımızın terini daha nasıl izah edeyim. Bu iftiraları hiç yakıştıramadım.” ‘Başkanla bizzat görüşmeliydim’ Takımdan ayrı kalıp başladığın yere altyapıya döndün. Ne hissettin, zor oldu mu? “ZOR olmaz mı? 30 gün boyunca çift idman yaptım. A takım nasıl çalışıyorsa ben de aynı şekilde çalıştım. Neden böyle olduğuna gelince; haziranın ilk haftası menajerimi Hasan Çetinkaya aramış. (Bu arada ben de menajerimle kavgalıyım) Diyor ki, başkan, Semih’le alakalı kendisini kulübe çağırıyor. Menajerim de ‘Ben konuşmuyorum ama kendisine iletirim’ diyerek bu mesajı bana ulaştırdı. Öyle veya böyle başkan çağırıyorsa gidip kendim görüşmeliydim. Menajerim olmadığı için yetki verdiğim kişi gitti. Kalemimi çoktan kırmışlardı ama gidip yüz yüze görüşmeliydim. Belki ikna ederdim. ‘2 senedir verimli olamıyor. Haftanın 2 günü idmana çıkmıyormuşum' demiş başkan. Aykut hocanın raporunda böyle yazılıymış. 'Şampiyon kadro kuracağım için gitsin kolaylık sağlayacağım’ da demiş. MANİSA maçı öncesi Aykut hocamla tartışmıştım. Antep maçında sakattım. Devre arası oyundan çıktım. Bana ‘Manisa’ya seni götüreceğim’ dedi. Belim ağrıyordu, MR sonuçlarım vardı. Doktor da şahit. 'İsterseniz geleyim ama benden yararlanamazsınız' dedim. Gitmedim. Sonra odasına gittim 'İstemiyoruz seni' dedi. Zaten 3-4 ay kadroya giremedim.” ‘Söyle Aykut, Alex nerede?’ diye bağırdığım yalan’ KLİŞE?olacak ama 'her başarılı erkeğin ardında bir kadın vardır' sözü Semih'in zarif eşi Pınar Hanım'a tam olarak uyuyor. Öyle ki eşinin gol atacağını rüyasında görmesiyle biliniyor. “Söyle Aykut, Alex nerede?” tezahüratına tribünde eşlik ettiği iddia edildi. Semih’in gidişinde bunun etken olduğu ileri sürüldü. Biz de kritik soruyu Pınar Şentürk'e sorduk. İşte yanıtı: 'VARSA detay, görüntü çıkarsınlar. Ben, orada kocama bağırırım, Alex’e niye bağırayım. Hem deli gibi Fenerliyimdir. Maç bitimine 5-10 dakika kala da stattan ayrıldım. Bu söylentiler nereden çıktı derseniz kadınların maç izlediği yerde söylenti olmaz mı? Sözde yakınımda oturan biri, yöneticilere durumu anlatmış. Bir kere yıllardır sarışındım ve o gün esmerdim. Beni kim tanımış da yememiş içmemiş gidip dedikodumu yapmış.' ‘Alex bile daha çok arıyor’ 'Takım arkadaşlarım beni aramadı' demiştin... “30’UMA kadar acı ama gerçek, lay lay lom yaşamışım. Arkadaş, dost ve takım arkadaşlarımı kendim gibi bildim. Yüzeysel yaşamışım. Kadro dışı kalınca hayatın gerçek yüzünü gördüm. 3-5 kişi hariç arayan olmadı. Çocuğum olduğunda görmeye gelmediler. Üzülmedim, kırıldım. Ama yanlış. 10 yıl oynamışız. Alex bile Brezilya’dan daha çok arıyor vallahi.” ‘Köstebek değildim ihale bana kaldı’ Çoğu kişiyle aran iyiydi camiada. Senin için takımın köstebeği diyorlardı... “FUTBOL yaşantımda en çok rahatsızlık duyduğum konu buydu. Buna burada nokta koyacağım. İspat etsinler futbolu bırakayım. 15 sene F.Bahçe’ye hizmet ettim. Ne başkanın ne yönetici ne hocaların ne de oyuncular arasındaki bir diyaloğu sizlere söyledim. Dostlarımla daha doğrusu dost bildiklerimle bir şeyler paylaşıyorum ve onlar gidip konuşmalarımı yayıyor. Şimdi arkamdan neler döndüğünü anlıyorum. Kimlerin hakkımda sürekli konuştuğunu geç de olsa öğrendim. İhale bana kaldığında kendimi anlatamadım.” ‘Bir hoşçakal bile denmedi’ Başkan Aziz Yıldırım? “BAŞKANIM beni gönderse de ben onu seviyorum. Kötü ayrılmasam da bire bir görüşüp ayrılabilirdim. Bir şey de çok zoruma gitti. Bunu da söylemek istiyorum; F.Bahçe’den çok futbolcu gelip geçiyor bana bir 'hoşçakal' yayınlaması bile yapılmadı. İnternet sitesinden bir teşekkür edebilirlerdi. Herkese yaptılar herhalde beni unuttular!” ‘Nöbetçi lakabını Doğan ağabey taktı’ Her golcü de gol atamama stresi olur ama sen yaşamıyordun... “NEDEN olmadı, çünkü sürekli oynamadım. Bana 'nöbetçi' diyorlar ya ilk 11’de 60-70 golüm var. Sonradan girdiğimde belki 30. Bu arada bu lakabı bana takan da şu anda aramızda olan Doğan Çil’dir. Ve o lakabı takan ağabeyimin ben ellerinden öpüyorum. (gülüyor). Çok anım var nöbetçiyle ilgili. Oynayıp gol atamadığımda takım arkadaşlarım 'Sen 11 başlama, oyuna sonradan gir' diyorlardı.” ‘Yeni Semih, Webo’ F.Bahçe’nin forvetleri nasıl? “HEPSİ kaliteli ve birbirinden farklı. Sow bitirici, Emenike kuvvetli, Kuyt çok yetenekli olmasa da akıllı. Webo’nun da Semih Şentürk’e bürünmesi golcüleri tamamladı. Bu arada Webo’nun çok önemli golleri de var.” ‘Trabzon’da Burak oldu’ Burak’ın çıkışı için yorumun ne? “BURAK Yılmaz son 2-3 seneye damga?vurdu Burak’ın oyun zekası var. Burak’ı Burak yapan Trabzonspor’dur. Her golcü ve forvet oynadıkça açılır. Kendine özgüven de gelir, gollerinin devamı da.” ‘Fatih hoca beni G.Saray’a istedi ama...’ Hep duyarız Fatih hoca seni istedi diye? “FATİH hocayla kısa dönem çalıştım ama bana çok şey kattı. F.Bahçe’yle sözleşmem bittiğinde beni G.Saray’a istemişti. Ama F.Bahçe’den G.Saray’a gitmek zor. Aynı şekilde tam tersi de. Onunla çalışmaktan keyif alıyorum. İnşallah iyi ve kuvvetli olduğumda gollerimi attığımda beni yeniden milli takıma çağırır.” Keşke diyorsun ama daha biten bir şey yok“Allah’a şükür daha 4-5 senem var. Allah sağlık sıhhat verirse...” ‘Euro 2008 sonu gitmeliydim’ Selçuk da yedek kaldı ama görev verildiğinde elinden geleni yaptı. Sen de yaptın ama kendini neden ön plana çıkaramadın? “KENDİMİ?hep geri planda tuttum. İyi oynadığım, popüler olduğumda bile arka planda kaldım. Toplantılarda konuşmadım. Kaptanlık bandını almamam da olay oldu. Keşke bunları yapmasaydım. Birinin bir şeyine kızdım kaptanlığı istemedim. Nabza göre şerbet veremedim. BİR de ne kadar yapmayın desem de menajerimin, kulübü TFF’ye şikayet etmesi hoş olmadı. Euro 2008 sonrası gitmeliydim. A.Madrid, Ajax, Fiorentina beni istiyordu. O dönem bonservis ücretim vardı. İmzalamasam giderdim.”‘2010-11’de adeta ölüyorduk’ “BİZ?alnımızın teriyle mücadele ettik. Kazandığımız şampiyonluk da anamızın ak sütü kadar helaldir. İlk kez bir anımı paylaşacağım; Buca’da maç 3-1... Dakika 70 veya 75, santrada bir skorboarda bir Alex’e bakıyorum, diyorum ki 'Baba döner mi?', Alex 'Çok zor baba' diyor. 3-2 oldu yine sordum Alex 'Zor' dedi. 3-3 oldu, Alex’e yine döndüm, 'Dönecek galiba' dedi. Antep maçı 90+4. G.Saray maçı girdim golü attım sonra Alex’in kafası. Ölüyorduk ya. Sivas maçı 4-3. Son 10 dakika geçmek bilmedi. F.Bahçe’yi ele geçirme operasyonuydu 3 Temmuz.” (sampiy10.com)
Reklam
Mircea Lucescu: 'Fenerbahçe’de Çok Büyük Futbolcu Olabilirdim'
Lucescu, Türkiye’de geçirdiği yılları anlatırken, 13 yıldır bir sırrı da aydınlığa kavuşturdu. 2001’de Galatasaray’ın Real Madrid’i konuk ettiği Şampiyonlar Ligi çeyrek final maçının devre arasında Hagi’nin, teknik direktör Lucescu’ya bağırdığı ve oyun taktiğini değiştirdiği, Galatasaray’ın da bu taktikle ilk yarısını 2-0 yedik durumda tamamladığı maçı 3-2 kazandığı iddia edilmişti. Hatta Hagi de bu iddiaları doğrulayan açıklamalar yapmıştı. Ancak Rumen teknik adam, bu iddia ile ilgili ilk kez konuşurken bambaşka bir senaryoyu dile getirdi. Shakhtar Donetsk’te 10 yılı geride bıraktınız. Kazandığınız kupaların sayısını biliyor musunuz? Dokuz lig şampiyonluğu, beş Ukrayna Kupası, beş Süper Kupa, bir Avrupa Ligi... Toplam 19... Biraz fazla değil mi? Biraz fazla mı? Asla “fazla” diye bir şey yoktur. Sadece “çok” diyebiliriz. Bu başarılarla birlikte sizin Türkiye’deki değeriniz de arttı. Galatasaray ve Beşiktaş dönemlerinizde kalitenizden kuşku duyanlar vardı ama şimdi neredeyse herkes sizin muhteşem bir teknik direktör olduğunuzu düşünüyor... İnsanların benim kalitemden neden şüphe duyduklarını anlamıyorum. Galatasaray’la Avrupa Süper Kupası’nı kazandım, ligde şampiyon oldum. Ayrıca Galatasaray’daki ilk sezonumda şampiyonluğu çok zor bir durumda kaybettik. 32’nci haftada evimizdeki Ankaragücü maçında Okan Buruk, 30’uncu dakikada kırmızı kart gördü ve o maçı kaybettik. Biliyorsunuz... Beşiktaş’ta da aynı şekilde... Samsunspor maçında üç oyuncum kırmızı kart gördü. Seyircisiz maç cezası aldık. Bu yüzden şampiyonluğu kaçırdık. Nihayetinde belki daha iyi olabilirdi ama Türkiye’de iyi iş yaptığımı düşünüyorum. Sonra Shakhtar Donetsk’e geldiniz... Burada beni çok iyi bir başkan karşıladı. Hayatını futbola adamış. Aynı zamanda kulübün de sahibi. Türkiye’de bu, çok daha zor. Başkanlar seçimle geliyor ve ortalama iki yıl görevde kalıyor. Bir teknik direktörün uzun süreli sözleşme imzalaması mümkün olmuyor. Çünkü her gelen başkan kendi teknik direktörünü getirmek istiyor. Öyle olunca teknik direktörler sadece bir yıl takımda kalıyor. Bir yılda bir takım inşa edemezsiniz. Kısa vadede kazanmak çok zor. Ancak şansla bir şeyler kazanabilirsiniz. Ben Donetsk’te aradığım her şeyi buldum. Çalışma şartları çok iyi. Başkanın yeni stadı inşa etmesiyle birlikte Avrupa’da da iyi sonuçlar almaya başladık. Donbass Arena dünyanın en güzel stadı. Bunun gibisi yok. Türkler de gurur duymalı çünkü bu stadı inşa eden bir Türk firması (Enka). Shakhtar Donetsk, sadece yönetimsel anlamda değil, sahada da çok başarılı bir 10 yıl geçirdi. Bunun sırrı neydi? Bu 10 yıl içinde takım üç kez değişti. Sadece iki oyuncu sabit kaldı: Dario Srna ve Tomas Hübschman... Bu süreçte çok sayıda genç oyuncu getirdik, onları büyüttük ve büyük takımlara gitmelerine izin verdik. Bu kulüp için de çok iyi çünkü aynı zamanda iyi para kazandık. Henrik Mikhitaryan, Fred, Fernando ve Willian gibi oyuncuların ayrılmalarına üzüldünüz mü? Elbette üzüldüm, çok iyi oyunculardı. Onlarla iyi sonuçlar aldık, kupalar kazandık. Sonra Avrupa’nın büyük takımlarına gittiler. Onlarla çok iyi ilişkiler kurdum çünkü bu kulübe geldiklerinde henüz çok gençlerdi. Gelişmelerine yardım ettiğim için mutluyum. Bu kadar genç ve gelecek vaat eden oyuncuyu Ukrayna’ya gelmeye nasıl ikna ettiniz? Buraya geldiğimde işe bir oyuncu transfer ederek başladık. İtalya’dan o zaman genç bir futbolcu olan Matuzalem’i getirdik. Ondan sonra başarılı oldukça genç Brezilyalı oyuncular gelmek istedi. Avrupa kulüpleri Brezilyalı oyuncuları genellikle 25-26 yaşına geldiklerinde alıyor. Çünkü kalitelerinden emin olmak istiyor. Ama biz yetenekli oyuncuları daha gençken almayı tercih ettik. Tabii onlarla çok sıkı çalıştık. Haliyle ilk bir iki yıl pek bir katkı sağlayamadılar. Sabırla onları hazırladık ve yetiştirdik. Sonra adım adım yetenekleriyle kazanmamıza yardım ettiler. Bu çok güzel bir strateji ama bu stratejiyi, kulüp sahibiyle birlikte hareket ederek hayata geçirebilirsiniz. Tıpkı bizim başkanımız gibi. Çünkü o geleceği düşünebiliyor. Eğer başkanın ömrü iki yılsa protagonist davranmak istiyor, yeni oyuncular alıyor, basında hakkında iyi şeyler yazılsın istiyor. Onun için teknik direktör pek önemli değil. Hemen ilk yıl her şeyi kazanmak istiyor. Bu şekilde geleceğin takımını kurmak çok zor. Türkiye’de savunma takımları kurmakla eleştirildiniz. Ama Shakhtar’da bunun aksini kanıtladınız... Ama Türkiye’de savunma takımı kurduğum doğru değil! Hem Galatasaray’da hem de Beşiktaş’tayken diğer takımlardan daha çok gol attık. Gol averajımız da diğerlerinden daha iyiydi. Burada da durum aynı. Her sene diğer takımlardan daha çok gol atıyoruz. Taktiksel olarak daha farklı oynadığımız doğru ama bu başka mesele. 1985 yılında “Türkleri seviyorum” şeklinde bir demeciniz var. Oysa o zaman henüz Türkiye’de çalışmaya başlamamıştınız. Bu sevginin sebebi neydi? Kimbilir neden seviyordum; hatırlamıyorum (gülüyor). O dönem Dinamo Bükreş’te forma giyiyordum. Türk takımlarına karşı çok maça çıktım. Statlardaki atmosferden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Bugün de aynı şekilde düşünüyorum; böyle taraftarı hiçbir yerde görmedim. Sadece Dortmund taraftarı yarışır. İtalya’da bile böyle atmosfer yok. Belki de bunun için “Türkleri seviyorum” demişimdir. Daha sonra Türkiye’de sokağa çıktığımda hemen herkesin futbolcuları tanıdıklarını, onlara seslendiklerini, selam verdiklerini fark ettim. Bundan çok etkilendim. Türkler çok duygusal insanlar ve ben bunu seviyorum. Türkiye’de olduğum zaman kendimi çok iyi hissediyorum. 1978 yılında futbolculuğunuz sırasında Fenerbahçe ile idmana çıktınız. Ardından “Kulübüm izin verirse Fenerbahçe’ye gelirim” dediniz. Peki neden gelmediniz? Çünkü sosyalist bir yönetim vardı ve o dönem kimse bir yere gidemezdi. Çok gençtim. Evet, Türkiye’ye geldim. Yanımda Ion Nunweiller de vardı. Kulüp izin vermeyince geri döndüm. Nunweiller, Datcu, Sasu gibi oyuncular 30 yaşını geçtiği için onlara izin verdiler. 1970 Meksika Dünya Kupası’na kalma başarısı gösteren oyuncular için bir anlamda ödül gibiydi. O dönem Romen futbolu Türk futbolundan daha iyi durumdaydı. Türk takımları da Romen oyuncuların ve teknik direktörlerinin peşindeydi. O zaman futbolcuyken Fenerbahçe formasını giymek istediniz, öyle mi? Evet, Fenerbahçe’de çok büyük futbolcu olabilirdim. 19-20 yaşlarındaydım. Dinamo Bükreş’le 1. Lig’e çıkmıştık. Oradayken ilk uluslararası maçımı Fenerbahçe’ye karşı oynadım ve gol attım. Datcu Fenerbahçe forması giyiyordu. Aramız çok iyiydi. Daha sonra İtalya’da Pisa’da teknik direktörlük yaparken de Fenerbahçe başkanı beni aradı ve İstanbul’a geldim. Başkanla yemek yedik, kulübü gezdim. İş sadece imzaya kalmıştı ama ama ben İtalya’da kalmaya karar verdim. Fenerbahçe’ye gelmiş olsaydınız sizin için tarih daha farklı yazılır mıydı? Hayat bana daha sonra Galatasaray’ı çalıştırma fırsatı verdi. Sonra Beşiktaş’a gittim ama asla Fenerbahçe’ye gidemedim. Çok garip (gülüyor)... Fenerbahçe forması giyebilirdim, onların teknik direktörü olabilirdim ama ezeli rakiplerinin teknik direktörü oldum. Hayat... Türkiye’de neyi özlüyorsunuz? Türk oyuncularla çalışmak çok kolay. Çünkü sahada her şeylerini veriyorlar. Yürekleriyle oynuyorlar. Tabii taktiksel anlamda ve organizasyon anlamında bazı sıkıntılar var. Ama Türk oyuncular çok hızlı, agresif ve yetenekli. Ben bu tür oyuncularla çalışmayı seviyorum çünkü öğrenmeye çok açıklar. Galatasaray’da da Beşiktaş’ta da bunu yaşadım. Hasan Şaş, Ergün Penbe, Bülent Korkmaz, Emre Belözoğlu, Arif Erdem, Suat Kaya, Tayfur Havutçu, Sergen Yalçın... Sergen hayatımda çalıştığım en iyi oyunculardan biriydi. Tümer’i de çok seviyorum. Çünkü çok zeki bir oyuncuydu. Belki fiziksel olarak diğerleri kadar güçlü değildi ama çok zekiydi. Benim zamanımda çok iyi iş çıkardı. Problem çıkaran oyuncu yok muydu? Hayır yoktu. (Bir süre düşünüyor). Hiç yoktu. Hayatım boyunca hiçbir futbolcuyla sorunum olmadı. Futbolculara onları sevdiğiniz hissini vermelisiniz. Bu çok önemli. Onları eleştirirken ya da onlardan bir şey isterken bile anlayışlı olmanız gerek. Gheorghe Hagi, 2001’de şampiyonlar ligi’nde Real Madrid’e karşı 3-2 kazanılan maçın devre arasında size bağırdığını söyledi. Orada neler yaşandı? O bana bağıramaz, ben ona bağırırım (gülüyor). O sadece cevap vermeye çalıştı. İlk yarıda ondan sahanın her yerinde olmasını istemiştim. Galiba biraz kafası karıştı. İkinci yarı sahada kalmak istemedi. Sonra Jardel de ona uydu ve o da çıkmak istedi. İlk yarıyı 2-0 kaybetmiştik. Utanç vericiydi. Sonra ben bağırmaya başlar başlamaz Jardel ayakkabılarını hemen geri giydi. Onlara “Kazanmadan soyunma odasına dönmeyin” dedim. Tarihin en iyi ikinci yarı performanslarından biriydi. Aslında Pierluigi Collina nizami bir golümüzü yedi. Normalde o maç 4-2 biterdi. Onlarla karşılaşmak bile önemliydi. Kariyeriniz boyunca hakemlerden şikayet ettiniz... Ben genellikle takımlarımı kazanmak için kurarım! Eğer hakemler yanlış karar veriyorlarsa normal olarak eleştiriyorum. Ben hata yaptığımda da herkes beni eleştiriyor. Bu çok normal. Hakemler hata yapıyor ve o hatayla maç kaybediyorsanız sinirleniyorsunuz. Mesela Cem Papila (gülüyor)... Onu hiç unutmuyorum. O maçı kaybetmemiz için her şeyi yaptı. Beş futbolcumuzu oyundan attı ve şampiyonluğu kaybettik. Onun bir hata yaptığını söyleyemem çünkü en az 10 hata yaptı! Çünkü hata yapma niyetiyle maça çıkmıştı. Ama genel olarak hakemlerle bir sıkıntım yok. Sadece kötü niyet gördüğümde onlarla tartışırım. 2001-02 sezonunun başında Galatasaray oldukça güçsüz bir kadroya sahipti... İkinci yıl çok zordu. Çünkü 12 oyuncuyu kaybetmiştik. Hagi, Taffarel, Popescu, Okan, Emre, Ümit Davala... Takımı kiralık futbolcularla yeniden inşa etmek durumundaydım. Çoğu kalitesiz isimlerdi ama hepsi kazanmayı çok istiyordu. Çok profesyonel ve kazanmak isteyen bir takım inşa ettik. Ve başardık. Ligin ilk yarısında Sergen bize çok yardım etti. Daha sonra sakatlandı. Yine de ligin ikinci yarısı bizim için muhteşem geçti. O yıl hak ettiğim maaşı ancak Beşiktaş’ta çalışırken alabildim (gülüyor). Kulüp adına çok zor zamanlardı. Çok sayıda oyuncunun ayrılması da bu yüzdendi. Buna rağmen şampiyon olduk. Şampiyon oldunuz ama sezon sonunda görevinize son verildi. O dönem görev yapan rahmetli Özhan Canaydın yönetimine kırgın mısınız? Hayır kimseye kırgın veya kızgın değilim. Her başkan kendi adamını getirmek ister. Özhan Canaydın, başka bir teknik direktörle çalışmak istedi, el sıkışarak ayrıldık. Bunun için tazminat bile almadım çünkü hak etmediğim bir parayı almak istemedim. Bir an önce çalışmaya başlamak en iyisiydi. Beşiktaş’ta da durum aynıydı. İki yıl daha sözleşmem olmasına rağmen takımdan ayrıldım, o parayı stat inşaatı için harcamalarını rica ettim. Sizce en güçlü özelliğiniz hangisi? İletişim mi, yoksa taktiksel yaklaşımınız mı? Bunun hakkında yorum yapamam. İşin uzmanlara sormanız lazım (gülüyor). Ama dünyada en zor şey, 1 numara olmak, kazanmak... Başarılı olmak, çok fazla çalışmayı gerektiriyor. Çok iyi konsantre olmalısınız. Çok şey bilmelisiniz. Bir günde ortalama kaç saat çalışıyorsunuz... Her zaman... Aklımda her zaman futbol var. 2006 Dünya Kupası şampiyonu İtalya’da teknik direktör Marcelo Lippi’nin teknik asistanlığını yapan Adriano Bacconi, modern analizi sizin keşfettiğinizi söylemişti... Bu doğru mu? Evet doğru... 1990 yılından önce oyuncu-antrenör olduğum dönemde bunu yapmaya başladım. 15-16 yaşlarındaki bir grup çocuğu aldım, onlar adına tüm maçı analiz eden kağıtlar hazırladım. O kağıtta onların sahada ne yaptıkları analiz ediliyordu. Şimdi her şey çok kolay, bilgisayarlar var... Oyuncular kaç kilometre koştuğunu biliyor. İtalya’ya gittikten sonra Adriano Bacconi ile çalışmaya başladım. Tek tek tüm futbolcuların profillerini çıkardık, maçı sentezledik, benim felsefeme göre oyunu yorumladık ve sonra bunları bilgisayara aktardık. O günden bugüne analiz çok ilerledi ama bunu İtalya’da başlatan kişi benim. O zamana kadar antrenörler sadece maçı izliyordu. Tüm Avrupa size saygı duyuyor, pek çok makalde taktiksel yaklaşımlarınız referans gösteriliyor ama Inter’deki kısa maceranız dışında Avrupa’nın en büyük kulüplerini çalıştırma şansı bulamadınız. Neden böyle oldu? Romanya’daki devrimden sonra ülkeyi terk ettim. Sosyalist bir ülkeden geliyordum. O döneme kadar Avrupa futboluyla hiçbir iletişimimiz, ilişkimiz yoktu. Ama 36 yaşıma geldiğimde, Corvinul Hunedoara takımında oyuncu-antrenör oldum. Daha sonra Romanya Milli Takımı’nı çalıştırdığım sırada İtalya Milli Takımı’nı yendik. O dönem İtalya, Dünya Şampiyonu’ydu. Bu şekilde kendimi İtalyanlara gösterme şansı buldum. Ardından beş yıl sonra Romanya’dan ayrılınca Pisa’ya, oradan da Brescia’ya gittim. Anlatmak istediğim; ben diğer hocalar gibi çalışmaya büyük takımlarla başlamadım. Bu yüzden her seferinde iyi bir teknik direktör olduğumu ispatlamam hiç kolay değildi. Brescia’dayken Inter’e daha erken gidebilirdim ama başkan bana izin vermedi. Takımı iki kez Serie A’ya çıkarmıştım. Wembley’de Anglo-Italian Kupası’nı kazandım. Kariyerim boyunca gittiğim her yerde kupa kazandım. Romanya’ya geldiğimde hemen Rapid’le Dimano’nun önüne geçtik ve kupa kazandık. Brescia’dayken Serie A o dönem dünyanın en zor ligiydi. Hatta Serie B daha da zordu! Teknik direktörler için muhteşem bir mücadele alanıydı. Serie A daha çok paralı başkanların yeriydi. Orada en zengin kazanıyordu. Berlusconi gibi... (Gülüyor). Juventus ve Roma da o dönem çok zengindi. Bu yüzden zirveye çıkmam mümkün olmadı. Ardından Galatasaray ve Beşiktaş’a gittim, sonra da Shakhtar Donetsk’e... Buraya gelemeden önce Avrupa’nın batısından pek çok teklifi reddettim. Çünkü burayı bir teknik direktörün çalışabileceği en iyi yer olarak gördüm. Başkanın bana güvenmesi çok önemli, bu sayede çok başarılı oldum. Dynamo Kiev, Metalist gibi takımları geride bırakmak hiç kolay değil. Sizce bir Türk kulübüyle Şampiyonlar Ligi’ni kazanabilir misiniz? Hayır, imkânsız. Şu an için bu imkânsız. Avrupa’nın doğusundan bir takımla Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkmak kupayı kazanmaya eş değer. Çünkü bu farklı bir futbol, farklı bir tarih, farklı bir kültür. Onlar çok daha güçlü. Çok daha farklı bir ligde mücadele ediyorlar. Her yıl aynı altı-yedi takımı Şampiyonlar Ligi’nde son turlarda görüyorsunuz. Peki Türkiye’de uzun vadede böyle bir potansiyel yok mu? Sonuçta 70 milyonluk bir ülkeyiz... Hayır hayır. Bunun nüfusla alakası yok. Büyük takımlara bir bakın... Muhteşem bir tanınırlığa sahipler. Çok paraları var. Bir de Türkiye’ye bakın... Sadece üç takım söz konusu. Spor politikasında sıkıntı var. Şampiyonlar Ligi’ni kazanmanız için Premier Lig, La Liga, Bundesliga gibi bir liginizin olması gerekir. Her zaman onlar kazanıyor. Arada Portekiz de yarışa dahil olabiliyor çünkü onların da ligi ilginç. Aynı zamanda iyi oyuncular yetiştiriyorlar. Yetenekli Brezilyalı futbolcuları liglerine getirebiliyorlar. Onları profesyonel düzeye getiriyorlar ve böylece kazanıyorlar. Bu göründüğü kadar kolay değil. Türkiye’den sizi arayan çok sayıda başkan var mı? Evet ama çok problem değil. Gayet normal. Çünkü ben Türk futbolundan iki büyük takımla başarılı olarak ayrıldım. Çok normal. Diğer taraftan ben Türk futboluyla ilgili daima iyi izlenimlere sahip oldum. Türk futbolcuları sevdim, ben de Balkanlardanım. Balkanlarla Türkler aynı mantaliteye sahip. Bu yüzden arada bir doku benzerliği var ve tarih boyunca Balkan teknik direktörler burada başarılı oldu. Tabii Fatih Terim gibi Türk teknik direktörlerle birlikte... Ben de iyi izlenim bıraktım, takımlarım iyi top oynadı. Bu yüzden Türk takımları tarafından aranmam çok normal. Bununla gurur duyuyorum. Türkiye’de gazeteler mütemadiyen sizin önümüzdeki sezon Galatasaray’ın başına geçeceğinizi yazıyor. Gerçekten öyle mi? Galatasaray’la hâlâ çok iyi ilişkilerim var. Beşiktaş ve Fenerbahçe’yle de öyle. Mesela her yıl Fenerbahçe ile hazırlık maçı oynuyoruz. Bu sene Beşiktaş ve Galatasaray’la oynadık. Ben tüm bu takımlarla iyi ilişkiler kuruyorum. Sadece bu kadar, daha fazlası yok.Roberto Mancini’yle aranız nasıl? Çok iyi arkadaşım. Ben ona saygı duyuyorum, o bana saygı duyuyor. Onu İtalya’daki günlerimden tanıyorum. Ben teknik direktördüm, o oyuncuydu. Sadece onunla değil, Bilic’le de çok iyi iletişimim var. Peki önümüzdeki sezon ne yapacaksınız? Planınız ne? Bu benim problemim! Başkasının değil... Yarın bir maçım var o yüzden şimdi ayrılmam gerekiyor. Daha sonra ne olacağını hep birlikte göreceğiz...Fanatik
"Ben Aleviyim, Bugüne Kadar Hiçbir Tepki Görmedim"
Fenerbahçe'nin tecrübeli futbolcusu Selçuk Şahin, futbolda son dönemde yaşanan ırkçılık, ayrımcılık olaylarını tasvip etmediğini, alevi bir futbolcu olarak bugüne kadar hiçbir tepki görmediğini söyledi.Vilarreal maçında Barcelonalı futbolcu Dani Alves'e yönelik sahaya muz atılarak gerçekleştirilen ırkçı eylemin ardından, Türkiye'de de Gençlerbirliği'nin futbolcusu Deniz Naki'nin koluna 'Dersim 62' dövmesi yaptırdığı için sosyal medya üzerinden ayrımcı söylemlere maruz kaldığını belirtmesiyle gündeme gelen ırkçılık-ayrımcılık konularının hassas konular olduğunu belirten Selçuk Şahin, futbol hayatı boyunca tribünlerden ya da başka bir yerden tepki almadığını ifade etti. Selçuk Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ırkçılık-ayrımcılık konularını kesinlikle tasvip etmediğini vurgulayarak, 'Irkçılık, ayrımcılık hassas konular, tasvip etmediğim şeyler. Ben de alevi bir futbolcuyum. Bundan her zaman da gurur duydum. Alevilik konusunda bugüne kadar hiçbir tepki görmedim. Ne tribünlerden ne başka bir yerden' diye konuştu. Gençlerbirliği'nin futbolcusu Deniz Naki'nin her konuda yanında olduğunu kaydeden Selçuk Şahin, 'Deniz Naki bu konuda ne yaşadı bilmiyorum. Aynı yerin insanıyız. Bana göre ülkenin her yanı aynı. Herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve bana göre herkes bir. Ancak Deniz Naki benim hemşehrim tabii, yaşadığı sıkıntıyı ben futbol hayatımda yaşamadım. Bilmiyorum başka oyuncular yaşadı mı' ifadelerini kullandı. SELÇUK'TAN FENERBAHÇE'Yİ GALİBİYETE TAŞIYAN GOL 'İnsanlar Tuncelili olduğumu bilsin diye 62 numaralı forma giydim' Selçuk Şahin, kendisinin Tuncelili olduğu bilinsin diye daha önce 62 numaralı formayı da giydiğini, Tuncelili olduğunu her yerde söylediğini anlattı. Zidane hayranı olduğu için 21 numaralı formayı giydiğini dile getiren Selçuk, şöyle devam etti: 'Tunceli'nin plaka numarası 62 diye bir sene 62 numaralı forma giydim. Ben 21 numaralı formayı giydiğim için insanlar 'Diyarbakırlı mı' diye düşünmeye başlamıştı. Tuncelilerden yoğun istek geldi. 'Senin Tuncelili olduğunu bilmiyorlar, Tuncelili olduğunu belirtecek bir şey yap' dediler. Ben de bir sene 62 giyeyim dedim. Zidane hayranı bir futbolcu olduğum için onun bir dönem giydiği 21 numarayı, İstanbulspor'dan beri giyiyorum. Ancak konusu bile oldu. 'Aziz Yıldırım Diyarbakırlı diye 21 giyiyor. Ona yakın olmak için' dediler ama alakası yok. Fenerbahçe'ye gelmeden önce İstanbulspor'da da 21 giyiyordum. Bir sene 62 giydim Tuncelili olduğumu insanlar bilsin öğrensin diye. Zaten her yerde de Tuncelili olduğumu söylüyorum. Bununla da gurur duyuyorum.' Selçuk Şahin, futbolda ırkçılık olaylarının bir daha yaşanmamasını dileyerek, 'O konular tasvip edilecek konular değil. Ne muz konusu ne de Deniz'in yaşadığı konu. Umarım bir daha öyle bir şey olmaz. Dediğim gibi ben futbol kariyerimde hiç yaşamadım. Yaşayacağımı da düşünmüyorum. Çünkü çok saçma geliyor insanları alevi ya da sünni, Türk ya da Kürt diye ayırmak. Hassas konular. Umarım o da orada mutlu şekilde futbol hayatını sürdürmeye devam eder. Ancak her türlü sıkıntısında ya da görüşmek, konuşmak istediğinde ben yanındayım' şeklinde konuştu. 'İnşallah bu camiada bırakırım' Selçuk Şahin, 35-36 yaşında kadar oynamak istediğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:'İnşallah bu camiada da bırakırım. Amacım burada bırakmak. Özellikle böyle bir camiada 13-14 sene stresten sonra belki bir iki sene gezip, ya dil anlamında ya sosyal anlamda kendimi geliştirecek bir şeyler yapabilirim. Ondan sonra da umarım camia içinde kalırım. Hocalık derseniz şu an çok fazla düşünmüyorum. Çünkü futboldan sonra çok stresli veya sıkıntılı işler yapacağımı düşünmüyorum. Kendi aile şirketimiz var. Ticaret yapıyoruz. O iş yürürse belki orada devam ederim. Ancak çok stresli ve sıkıntılı bir iş yapmayacağım.' Skorer
Galatasaray, Marka Değeri En Yüksek 17. Futbol Kulübü
Brand Finance'ın 2014 yılı 'dünyanın en değerli 50 futbol kulübü markası' değerlendirmesine göre, değeri 141 milyon dolar olan Galatasaray, listenin 17. sırasında yer aldı.Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance'ın 2014 yılı 'dünyanın en değerli 50 futbol kulübü markası' araştırmasını yayımladı. Kulüplerin maç hasılatı, yayın bedeli, lisans hakkı ve sponsorluk kazançları dikkate alınarak yapılan sıralamaya göre, değeri 896 milyon dolara ulaşan Alman kulübü Bayern Münih, geçen yıl olduğu gibi 'dünyanın marka değeri en yüksek futbol kulübü' unvanını aldı. Alman temsilcisini, UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki 10'uncu şampiyonluğunu elde eden İspanyol takımı Real Madrid izledi. 2013 yılı değerlendirmesinde 3. sırada yer alan 'Beyaz Şimşekler'in, değeri 621 milyon dolardan 768 milyon dolara çıktı. Geçen yılın 2'ncisi İngiliz Manchester United kulübü ise değerinin, geçen yıla nazara 98 milyon dolar azalarak 739 milyona gerilemesine rağmen listenin 3. sırasında kendisine yer buldu. Galatasaray 17'nci Spor Toto Süper Lig takımlarından Galatasaray, değerini, geçen yılın üstüne 25 milyon dolar koyarak 141 milyon dolara yükseltti ve 2013 değerlendirmesinde olduğu gibi 17. sırada yer aldı. Geçen yıla göre 9 milyon dolar değer kaybeden lig şampiyonu Fenerbahçe, sırlamada da 22'ncilikten 34. basamağa düştü. Geçen yıl 36. sırada yer alan Beşiktaş da 7 sıra geriledi. Marka değeri geçen yıla göre bir milyon dolar azalan siyah beyazlı ekip, 70 milyon dolarlık değeriyle 43. sıranın sahibi oldu. Türkiye, en yüksek 6'ncı marka değerine sahip Listede yer alan kulüplerin toplam marka değeri baz alınarak yapılan ülke sıralamasında, Türkiye, 298 milyon dolarlık değeriyle İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya ve Fransa'nın ardından 6. sırada kendisine yer buldu. İngiliz kulüpleri, 3 milyar 790 milyon dolarlık toplam değerleriyle en tepede yer aldı. İngiltere'yi, 2 milyar 77 milyon dolarla Almanya ve 1 milyar 693 milyon dolarla İspanya takip etti. Ülke bazlı marka değeri sıralaması şöyle oluştu: 1- İngiltere - 3 milyar 790 milyon dolar 2- Almanya - 2 milyar 77 milyon dolar 3- İspanya - 1 milyar 693 milyon dolar 4- İtalya - 926 milyon dolar 5- Fransa - 926 milyon dola 6- Türkiye - 298 milyon dolar 7- Brezilya - 250 milyon dolar 8- Hollanda - 208 milyon dolar 9- İskoçya - 84 milyon dolar 10- Portekiz - 83 milyon dolar Arda'lı Atletico Bu sezon İspanya Birinci Futbol Ligi'ni (La Liga) kazanan ve UEFA Şampiyonlar Ligi'nde final oynayan İspanya'nın Atletico Madrid takımı, listedeki en fazla göze çarpan gelişime imza attı. Türk futbolcu Arda Turan'ı da kadrosunda barındıran Atletico, 2013'te 67 milyon dolar olan değerini 126 milyon dolara yükselterek, 37. sıradan 19. sıraya çıktı. 24'üncülükten 10'unculuğa terfi eden Fransa'nın Paris Saint Germain takımı ve 33. basamaktan 20. basamağa atlayan İngiliz kulübü Everton, kayda değer ilerleme gösterdi. Eurosport
Reklam
En Fazla RT Yapılan 10 Türkçe Tweet
Sana bir 'Rö' yaparım! AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın geçen hafta kazara attığı ‘Rö' tweeti bugüne kadar atılan en anlamsız tweet olduğu halde 18 bin 181 RT, 6 bin 859 da favori alarak Türkiye gündeminde TT olmuştu. Bir anlamı olan ve Türkiye gündemine oturan sayısız tweet olduğu aşikâr. İşte bunlar arasında en çok RT alan 'Top 10' listesi…
Ersun Yanal Fenerbahçe'ye Kimleri Kazandıracak?
Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal'ın şampiyonlukla tamamlanan sezonda genç futbolculara fazla şans tanımaması şaşırtıyor.Türk futbolunda genç yetenekleri geliştirme konusunda akla ilk gelen isimlerden olan ve Arda Turan, Onur Kıvrak, Caner Erkin, Selçuk İnan, Okan Koç gibi çok sayıda yıldıza ilk forma veren isim olan Ersun Yanal'ın Fenerbahçe'de bu sezon 20 yaş altında üç isme sadece 534 dakika süre vermesi dikkat çekiyor. Kariyeri boyunca genç futbolculara en az şans tanıdığı sezonu geride bırakan tecrübeli çalıştırıcının önümüzdeki sezon Salih, Recep Niyaz, Berkay Can Değirmencioğlu, Hakan Çinemre ve İbrahim Serdar Aydın gibi isimlere forma şansı verip vermeyeceği merak konusu. Bu sezon 1 yıllık kontratının getirdiği şampiyonluk zorunluluğu nedeniyle genç futbolculara fazla şans tanımayan Ersun Yanal, Anadolu takımlarında görev yaptığı dönemlerde çok sayıda genç futbolcuya gözü kapalı forma verirken, Türk futboluna da birçok yetenek sundu. Fenerbahçe ile yaptığı iki yıllık yeni sözleşme tecrübeli teknik adama genç futbolculara şans tanıma rahatlığı sağlar mı bilinmez ama Ersun Yanal'ın o güveni hissettiği takdirde işleyip bir yıldıza dönüştürdüğü gençler hayli fazla. Forma verdiği en genç isim Orhan Sam Uzun yıllardır Süper Lig'de teknik adamlık yapan Ersun Yanal'ın kariyeri boyunca forma verdiği en genç isim henüz 16 yaşında bir Gençlerbirliği-Samsunspor maçında forma verdiği Orhan Sam. İşte Ersun Yanal'ın Süper Lig'de forma verdiği gençler Sezon Takım Oyuncu Yaş Maç Dakika 2001-2002 Ankaragücü Çağlar Ayan 18 1 2 Uğur Aktan eurosport
Reklam
Melo'dan Fenerbahçeli Futbolcular İçin Şok Sözler
Galatasaray'ın hırçın futbolcusu Felipe Melo gündemle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. İşte Brezilyalı futbolcunun açıklamaları: Roberto Mancini’nin orta sahadaki vazgeçilmezi oldunuz. Bunun sebebi sizin de İtalyan futbolunun mantalitesine yakın olmanız mı? Hangi mantaliteye yakın olduğumun bir önemi yok. Gerçek futbolun ne demek olduğunu bilen hatta futboldan biraz anlayan zaten beni seçer. Çalıştığınız diğer hocalarla kıyaslarsanız Mancini hakkında neler söylersiniz? Kendini İngiltere ve İtalya’da kanıtlamış çok başarılı bir antrenör. Kıyaslama yapmamı isterseniz, yapamam. Çünkü her hoca çalıştırdığı futbolculara kendi taktik ve tekniklerini empoze etmek ister. Hepsinin yöntemi farklı. Formasını giydiğim her takımın hocasının kariyerime ayrı ayrı katkıları oldu. Ancak Türkiye için konuşmak gerekirse Fatih Terim benim için özel bir isim. Türkiye’deki kariyerimi beraber inşa ettik. Gelelim Fenerbahçeli Mehmet Topuz’a... Şampiyonluk kutlamalarına kangal cinsi bir köpek getirdi. Size bir mesaj mı göndermek istedi acaba? Bir futbolcu sahadaki oyunuyla anılmalı. İyi bir futbolcu olduğuma inanıyorum. Kendimi maç esnasında ispat ediyorum. Saha dışında şahsıma yapılmaya çalışılan hakaretler de umurumda değil. Hele ki Fenerbahçeli futbolcuların n’aptıkları beni hiç ilgilendirmiyor. Onları kendi hallerine bırakıyorum. (Sohbet boyunca sakin olan Melo bu cümleleri bir hayli hararetli kurdu.) MELO'DAN FENERBAHÇE SORUSUNA İLGİNÇ CEVAP Brezilyalıların, Dünya Kupası için inşa edilen stat ve harcanan para için yaptığı protestolar hakkında ne düşünüyorsunuz? -Brezilya’da futbolun ne kadar önemli olduğu bilinen bir gerçek. Ancak sağlık ve eğitim koşulları bu kadar kötüyken, insanlar sokakta aç dolaşırken bir stat için bu kadar çok para harcanması halkı isyan ettiriyor. Haklılar. Bu protestolarla uluslararası medyada seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Türkiye’deki bütün özel günlere, bayramlara ve toplumsal olaylara karşı çok duyarlısınız. İtalya ya da İspanya’dayken de böyle miydiniz? İtalya ve İspanya’da özel günler bu kadar önemsenmiyor. Ayrıca Türkler de tıpkı Brezilyalılar gibi birbirlerine çok bağlı. Bu sebepten Türk halkına çok bağlandım. Kendimi onlardan biri gibi hissediyorum. Madem bu kadar özümsediniz neden 3 senedir Türkçe öğrenmiyorsunuz? Çünkü 30 yaşıma gelmeme rağmen İngilizce’yi bile öğrenemedim. Hem kalben aynı duyguları hissetmek, aynı dili konuşmaktan daha önemli. Eşinizi her maç tribünde görüyoruz. Bu nasıl bir aşk? 10 senedir beraberiz. Roberta’yla tanıştığımda çok gençtim ve zor durumdaydım. Evlendikten sonra her şeyi beraber yaptık. Tek bir vücut olduk. Sizi gece gezmelerinde göremememizin sebebi ne? Gece çıkmayı seviyorum ama profesyonel bir futbolcuyum. Haftada 3 kez maç yaptığımız zamanlar oluyor. Uykumu alamazsam eğer antrenmanlarda ve maçlarda başarılı olamam. Ama önümüzdeki haftalarda yaz tatili için Amerika’ya gideceğim. Oradaki gece kulüplerinde beni bol bol görebilirsiniz. Türkiye’de müsait olduğunuz gecelerde ne yapıyorsunuz peki? Evde güzel bir yemek ve şarap eşliğinde ailemle vakit geçiriyorum. Çocuklarımla oynuyorum. Çocuk demişken, 30 yaşındasınız ve 4 çocuğunuz var. Büyük ve mutlu bir aileyiz. Ama artık durmanın vakti geldi. Bundan sonra evimde bir bebek olacaksa o torunum olacak. Oğlunuz Davi de Galatasaray’ın altyapısında oynuyor. Onun futbol kariyerine dair hayalleriniz neler? Çok iyi bir futbolcu olmasını istiyorum. Çok para kazansın bana da para versin. Ne de olsa babasıyım. Onu ben yetiştirdim. (Gülüyor) Gözlük modelleri tasarlayıp, o gözlüklere adınızı verme fikri kimden çıktı? Eşim Roberta’nın tasarıma olan merakı, bu işe girme konusunda beni yüreklendirdi. Daha sonra da Prestij Optik’ten Hakan Fındıkoğlu ile tanıştık ve Felipe Melo gözlüklerini üretmeye karar verdik. Modelleri siz mi tasarladınız yoksa yardım aldınız mı? Gözlüklerin tasarımını Roberta ve Hakan yaptı. Ben de onlara modellik yapıyorum. Adımı ve bedenimi kullanıyorlar yani. (Gülüyor) Bundan önce de sizin adınıza telefon kılıfları ve tişörtler üretildi. Onların tasarımlarını kim yapmıştı? O ürünlerde benim de katkım oldu. Roberta ve diğer tasarımcı arkadaşlarla birlikte ekip olarak çalışmıştık. Galatasaray taraftarları için özel bir şeyler tasarlamak ister misiniz? Şimdilik başlangıç noktasındayım. Onlar için özel şeyler tasarlamayı çok isterim. Ancak adım adım ilerlemek lazım.Peki David Beckham ve Cristiano Ronaldo gibi erkek iç çamaşırı tasarlamayı düşünür müsünüz? Bu konuda düşünmeme bile gerek yok. Vücuduma güveniyorum. Ben de onlar kadar seksiyim. Olmaması için bir sebep yok. Üzerlerinde de pitbull resimleri olur. Kesinlikle, ilk kullanacağım figür o olacak.habertürk
Enes Kanter, Milli Takıma Dönüyor
Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel, Amerikan Ulusal Basketbol Ligi’nde (NBA) forma giyen Türk oyunculardan Enes Kanter’in, 2014 FIBA Dünya Kupası’nda kadroda yer alacağını ve milli takımın başarısına yardımcı olacağını söyledi. Demirel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, NBA oyuncularının bazılarının ülke milli takımlarına çok katkı verdiğini belirterek, “Son şampiyonada Fransa’da Tony Parker çok çok iyi oynadı. Alman Milli Takımı’nda Dirk Nowitzki her zaman bu katkıyı verdi. İspanya Milli Takımı’nda da Pau Gasol aynı şekilde katkı veriyor” dedi. NBA’de oynayan Türk oyunculardan Hidayet Türkoğlu’nun milli takıma her zaman çok büyük katkı sağladığını ifade eden Turgay Demirel, “Hidayet bir sene sakatlığı nedeniyle gelememişti ama onun dışında her zaman milli takım kamplarına katıldı. Bazı kötü oynadığı maçlar olabilir ama genelde katkılarını çok olağanüstü diye değerlendiriyorum. Aynı şekilde Mehmet Okur’un 2001 ve 2003 yıllarında Avrupa basketbol şampiyonalarında katkıları, daha sonra NBA’e giden Ersan İlyasova ve Ömer Aşık’ın katkıları, Türk Milli Takımı’na her zaman çok büyük bir güç sağladı. Enes Kanter ise NBA’e gittikten sonra ancak bir turnuva oynadı. Enes’in 2011 yılında Avrupa Şampiyonası’nda gerçekten ciddi katkılar verebileceğini gördük. İnşallah Enes, 2014 FIBA Dünya Kupası’nda kadroda yer alacak ve yine benzer şekilde onun da katkıları milli takımın başarısına yardımcı olacak” diye konuştu. “ERGİN HOCANIN BAŞARILI OLMASINI ARZU EDİYORUZ” Turgay Demirel, A Milli Takım’da başantrenörlük görevine getirilen Ergin Ataman’ın başarılı olmasını ve milli takımda devam etmesini istediklerini kaydetti. Ataman ile 3 yıllık bir sözleşme yaptıklarını hatırlatan Demirel, “Ancak Ergin hocanın başarılı olmasını ve inşallah 2016′dan sonra da devam etmesini arzu ediyoruz. Biz federasyon olarak genelde uzun süreli beraberlikten, çalışmalardan hoşlanırız. İstikrardan yanayız. Ergin hocanın başarıyla beraber 2016 sonrasında da mutlaka milli takımın başında kalması düşüncemiz ancak zaman ne gösterir bilemeyiz” ifadelerini kullandı. Milli takım için yabancı antrenörlerle de görüştüklerinin sır olmadığını dile getiren Demirel, şöyle devam etti: “Kamuoyunda yabancı antrenör konusunda da bir takım beklentiler vardı. Milli takımın başına getirebileceğimiz en iyi hocanın gelmesi gerektiğini düşünüyorduk. Geçen sene yabancı antrenörlerle görüştük. Ettore Messina ile belli bir noktaya kadar gelmiştik. Zeljko Obradovic ile de görüşmüştük ama Ergin hocada karar kıldık. İnşallah bugüne kadarki uluslararası ve Türkiye’deki başarıları milli takımda da benzer şekilde devam eder. Basketbol milli takımımız da dünya şampiyonasında başı dik, sahada heyecan veren, coşku uyandıran bir takım olarak mücadele eder.” “İLK 4′E KALMAK İSTİYORUZ” İlk kez 2002′de katıldığı Dünya Basketbol Şampiyonası’ndan dokuzuncu olan erkek milli takımının, 2006 yılında Japonya’da düzenlenen organizasyonda dünya altıncısı, 2010′da ev sahipliği yapılan organizasyonda da gümüş madalya alarak hep yükselen bir grafik çizdiğine dikkati çeken Demirel, 2014 FIBA Dünya Kupası’nda hedeflerinin ilk 4′e girmek olduğunu söyledi. ABD ile aynı grupta yer aldıklarını belirten Turgay Demirel, “ABD ile bir anlamda İstanbul’daki finalin rövanşını da içeren grup karşılaşmaları oynayacağız. Burada grubumuzu ikinci olarak bitirip bir üst tura çıkmak ve çeyrek finali geçip, ilk dörde kalmak istiyoruz. Bunu yapabilir miyiz? İnşallah bunun için bütün gayretimizle çalışacağız. Yeni antrenörümüz var, kadroda mutlaka yeni bir takım oyuncular da yer alacaklar” şeklinde konuştu. Türkiye’nin evindeki şampiyonalarda daha başarılı performans sergilemesiyle ilgili soru üzerine Turgay Demirel, şu değerlendirmeyi yaptı “Erkek basketbol takımız şu anda dünya sıralamasında yedinci durumda. Arka arkaya dünya ve Avrupa şampiyonalarında yer alıyoruz ancak ev sahibi olduğumuzda, sporcularımızın daha fazla motive olduğu, seyirci desteğiyle çok iyi oynadığı, belki de bazı ufak tefek konulara çok fazla takılmadan çok daha iyi konsantre olduğunu görebiliyoruz. Dünya basketbol şampiyonlarına baktığımızda ,1994 yılı da dahil olmak üzere Türkiye’nin 2010′da oynadığı final dışında, ev sahibi takımın final oynadığı hiçbir seri yok. Dolayısıyla, ‘ev sahibi olmak, final oynama şansını beraberinde getiriyor’ diyemeyiz. Bu anlamda Türkiye’nin 2010′da ya da 2001′de yaptığını küçümsememek lazım. İnşallah 2014′te de ilk dörde kalarak FIBA Dünya Kupası’ndan iyi bir neticeyle dönmek istiyoruz.” “İNŞALLAH KADINLARDA EVİMİZDE DE BAŞARILI OLURUZ” Turgay Demirel, 2011 Avrupa Şampiyonası’nda ikinci, 2012 Londra Olimpiyatları’nda beşinci ve en son Fransa’daki Avrupa Şampiyonası’nda ise üçüncüsü olan A Milli Kadın Basketbol Takımı’nın, çok büyük bir çıkış yaptığını belirterek, “Bu, kadın basketboluna yatırım yapan tüm kulüplerimiz, antrenörlerimiz, sporcularımız ve eski basketbolcularımızın hepsinin büyük katkılarıyla oldu. Hepsine bir kere daha teşekkür ediyorum” dedi. Kulüpler düzeyinde de bu sene FIBA Kadınlar Avrupa Ligi’nde son 8 takım arasında 3 Türk takımın yer aldığını, iki Türk takımının final oynadığını ve en büyük kupanın Türkiye’ye geldiğini hatırlatan Demirel, “İnşallah FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası’nda milli takımlar düzeyindeki son 3 organizasyonda olduğu gibi, evimizde de başarılı oluruz. Medyadan ve kamuoyundan beklentimiz, bu dünya şampiyonasına yakın ilgi gösterilmesi, organizasyonun takip edilmesidir. Seyircilerimizin de Türkiye’nin ve rakiplerin maçlarında salonları doldurarak, Dünya Basketbol Şampiyonası’nı izlemeleri en büyük arzumuz” ifadelerini kullandı. Fenerbahçe ile Galatasaray Odeabank arasında oynanan Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi play-off serisinde çıkan olaylarla ilgili soru üzerine ise Demirel, şunları söyledi “İki sene önce Fenerbahçe ile Galatasaray, İstanbul’da düzenlenen FIBA Kadınlar Avrupa Ligi Sekizli Final organizasyonunda karşılaşmışlardı. Maalesef maçın sonunda orada da yine iki kulübümüz çok dostça ve tüm Avrupa’ya örnek olacak bir müsabaka oynarken, seyircileri arasında istenmeyen olaylar olmuştu. Bu kulüplerimizin bu sezon FIBA Kadınlar Avrupa Ligi’nin finalindeki maçlarında da taraftarlar arasında bir takım olaylar oldu. Bunlar sporda hiç görmek istemediğimiz, hoş karşılamadığımız olaylar. Ancak Türkiye’de özellikle çok sık rastladığımız olaylar. Bunların önlenmesi için de hem Gençlik ve Spor Bakanlığımız hem Spor Genel Müdürlüğü hem de federasyon olarak bizler, çok istekli, gayretli olmamıza rağmen, maalesef önlenemiyor. Herhalde bu kanunun, suçlara verilecek cezaların çok daha iyi uygulanması anlamında yapılması gerekenler var. Ancak en önemli konunun, hem seyircilerin hem kulüp yöneticilerin eğitiminden geçtiğini vurgulamak isterim.” YABANCI OYUNCU SAYISI Turgay Demirel, Beko Basketbol Ligi’ndeki yabancı oyuncu sayısı konusunda çalışmalar yaptıklarını, bununla ilgili olarak çok kısa zamanda alacakları kararı açıklayacaklarını anlattı. “Bu konu üzerinde çalışıyoruz, konuşuyoruz. Yine kulüplerimizle bir araya geleceğiz” diyen Demirel, “Türk oyuncularımızın durumu nedeniyle milli takımlarda oynayacak yıldız oyuncu sayısının artması, daha fazla sorumluluk alabilmeleri için bazı değişiklikler yapılması gerektiği konusunda düşüncelerimiz var. Antrenörün bu konuda önerileri var. Bunların hepsini hem kulüplerin hem oyuncuların hem Türk basketbolunun lehine olacak şekilde çözmeye çalışıyoruz. Tabi ki kolay değil. Bir değişiklik yapmak gerekiyor belki. Uyum süreci de olacaktır. Bu aşamada bir takım kararlar almamız gerektiği de ortada. Bunu çok kısa zamanda açıklayacağız” şeklinde konuştu.
''Diego'yu Çok İstedik Fener Aldı''
Hugo Almeida, Fanatik gazetesine özel açıklamalarda bulundu.'Fernandes’in eksikliğini ciddi anlamda hissettim. Olcay, Gökhan ve Oğuzhan’la hücumda iyi bir iletişim kurmaya çalıştık ama olmadı. 1-2 şutla tamamladığım maçlar bile oldu. Yalnız kaldım.' 'Onun olmaması, hem ben hem de takım adına büyük kayıptı. Beni iyi tanıyordu, sahada nereye koşacağımı ve nasıl oynayacağımı iyi biliyordu. Eksikliğini ciddi anlamda yaşadım. Olcay, Gökhan ve Oğuzhan'la hücumda iyi bir iletişim kurmaya çalıştık ama bazen bu işe yaramadı. 1-2 şut atarak tamamladığım maçlar bile oldu. Bunların çoğunda ileride yalnız kaldım' 'Beşiktaş’ta kalmak ve yeni statta sahaya çıkmayı çok isterim. Taraftarımızın gücünü kullanmalıyız. Yönetim elinden geleni yapıyor ama ben Ağustos’ta bu stadın biteceğini pek sanmıyorum.' 'Gökhan Töre’nin vurulduğu gece ben de Fernandes’le oradaydım. Ancak Gökhan’dan haberimiz yoktu. Silah sesini duyduk, mekanı terk ettik. Sabah kalktığımda onun vurulduğunu öğrendim.' Fernandes gitti yalnız kaldım! Siyah-Beyazlılar'ın henüz sözleşme yenilemediği Hugo Almeida'nın, FANATİK'e yaptığı çarpıcı açıklamaların ikinci bölümü de çok konuşulacak. Almeida'ya bu kez Manuel Fernandes'in yokluğunun, onu sahada nasıl etkilediğini sorduk. Yıldız futbolcu ise şunları söyledi: 'Fernandes'in gitmesi, benim için oldukça karmaşık bir durumdu. Hem benim hem de kulüp adına büyük bir kayıptı. Bunu sadece arkadaş anlamında söylemiyorum, sahada da onun eksikliğini hissettim. Fernandes beni iyi tanıyor ve nereye koşu yapacağımı ya da ne tarafa doğru hareketleneceğimi iyi biliyor. Gününde olduğu zaman neler yapabileceğini hep gösterdi. O gerçekten sakattı ve o yüzden takıma dahil olamadı. Ancak geleceğiyle ilgili nasıl bir karar vereceğini bilmiyorum.' 'Eleştirmek çok kolay' 'Diğer oyuncular benimle henüz yeni yeni oynamaya başladılar. Sayılmayan iki golüm de dahil, 15 golle ligi tamamladım. Uzun süre gol atamadığım zaman herkes beni eleştirdi. Bu açıdan bakınca tabii ki olumsuz şeyler söylemek kolay. Ama maçlara baktığımızda her zaman istediğim fırsatları bulamıyordum. Bazı maçları kaleye 1 ya da 2 şut atarak tamamladığım bile oldu. İstediğiniz topları alamayınca, gol atmak da o kadar zorlaşıyor. Ancak bunu asla çok sorun etmedim. Çünkü önemli olan benim gol atmam değil, takımın kazanmasıydı.' 'Genç ve kaliteli isimler' 'Sahaya çıktığımda her ne olursa olsun, en iyisini yapmak için iyi niyetle çabaladım. Bu açıdan baktığımda performansımı iyi buluyorum. Hücumda Olcay, Gökhan Töre ve Oğuzhan'la oynadım. Hepsi genç ve kaliteli futbolcular. Özellikle Gökhan ve Oğuzhan, Türkiye için çok daha büyük oyuncular olabilirler. Fernandes'in yokluğunda onlarla saha içinde iyi bir iletişim kurmaya çalıştık. Ancak bazen bu işe yaramadı. Maçların çoğunda kendimi hücumda yalnız hissettim. Bir hücum oyuncusunun bu durumda kalması, iyi bir şey değildi. ‘Stadın biteceğine inanmıyorum’ 'Burada kalmak ve yeni statta sahaya çıkmak çok isterim. Taraftarımızın gücünü kullanmalıyız. Yönetim elinden geleni yapıyor ama, ben ağustosta stadın biteceğini pek sanmıyorum' 'Dünya Kupası'ndaki performansıma göre beni isteyenlerin artacağına dair bir düşüncem olmadı. Beni gol atamadığım dönemlerde çok eleştirdiler. Ayağımdan yaşadığım sakatlıktan sonra yaklaşık 1 ay futbol oynayamadım. Ardından takımıma yardım etmek için neler yaptığımı çoğunluk göremedi. Özellikle belimdeki ağrılara rağmen, hep oynamaya çalıştım. Bu da benim istenen ritmi bulmamı zaman zaman engelledi. Ancak futbolun içinde olan şeyler bunlar.' 'Gerçekçi olmak lazım' 'Daha önce de söylediğim gibi Beşiktaş'ta kalmak ve yeni statta sahaya çıkmayı çok isterim. Ne yazık ki bu sezon en büyük silahımız olan seyircimizden yeterli derecede faydalanamadık. Stadın bitmesi çok önemli. Yönetim, Ağustos ayında bitmesi için elinden geleni yapıyor ama gerçekçi olmak lazım. Umarım hazır olur ama stadın tahmin edilen zamanda hazır hale geleceğini pek sanmıyorum.' ‘Sabah uyandım vurulmuş’ Portekizli futbolcu, Gökhan Töre'nin vurulmasıyla ilgili olarak, 'Fernandes'le birlikte oradaydım ama, Gökhan'dan haberimiz yoktu. Silah sesini duyduk, mekanı terk ettik. Sabah kalktığımda onun vurulduğunu öğrendim' dedi. Fenerbahçe ile oynanan derbi karşılaşmasının ardından şok bir olay yaşanmış, mücadele sonrası soluğu bir eğlence mekanında alan Gökhan Töre, burada silahlı saldırıya uğramıştı. Mekanda başka Siyah-Beyazlı oyuncuların da bulunduğu, bunlardan birinin de Hugo Almeida olduğu öğrenilmişti. Portekizli forvet, Gökhan'ın yaşadığı olayla ilgili ilk kez konuştu. Almeida, 'Gökhan'ın vurulma olayında benim de adım geçti. Evet ben de oradaydım ancak Gökhan'ın mekanda bulunduğundan haberim yoktu. Ben, Fernandes'le birlikteydim. Bir anda silah sesini duyduk ve hemen ardından orayı terk ettik. Ertesi sabah uyandığımda, bu olayın yaşandığını öğrendim. Her ne olursa olsun, ona bir şey olmamasına hepimiz çok sevindik' yorumunu yaptı. ‘Fenerbahçe’nin maddi gücü var’ 'Benim pozisyonum için Eto'o ve Gomis yazılıyor. Ayrıca kulüp, Atletico'dan Diego ile de ciddi biçimde ilgilendi. İşte o anda devreye Fenerbahçe girdi ve maddi gücüyle işi bitirdi' 'Futbolda başarılı olmak için çok çalışmamız ve sahada yüzde 100'ünüzü vermeniz gerekiyor. Ancak bir diğer önemli olan şey de, kaliteli oyunculara sahip olmanız. Bu sayı ne kadar çoksa, şampiyonluk şansınız da o derece yüksek. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin bu sezon bize göre en önemli avantajı, bütçelerinin daha yüksek olmasıydı. Onlara karşı iyi savaştık ama, sezonun genelinde kadro derinliği anlamında sıkıntılar yaşadık. Benim yerime forvet pozisyonu için gazetelerde birçok isim yazıldı. Samuel Eto'o ve Gomis konuşuluyor. Ayrıca Diego için ciddi girişimlerde bulunulduğunu herkes biliyordu.' 'Cenk iyi işler yapacak' 'Sonrasında bir anda Fenerbahçe, Diego ile ilgilendiğini resmen açıkladı. İşte burada devreye maddi konular girdi. Kendisi kaliteli bir oyuncu. Anlaşma sağlanırsa, başarılı olacaktır. Şimdiden anlaşılan Cenk Tosun var. Antep'te çok iyi bir performans gösterdi. Onun Beşiktaş'ta iyi işler yapacağına inanıyorum. ‘Atletico mucizeye imzasını attı’ 'Atletico Madrid'in bu sezon hem İspanya'da hem de Avrupa'da başardıklarını, mucize olarak nitelendirebiliriz. Ancak çok çalışarak bu noktaya geldiler. Barcelona ve Real Madrid'in egemenliğine bu sezonluk bile olsa son vermeleri, futbol adına çok önemliydi. Teknik direktör Diego Simeone, çok önemli işler başardı. Yaptıkları hiç de kolay şeyler değildi. Kaliteli ve hiç durmadan koşan bir takım yarattı. Arda Turan da bu takımın önemli bir parçası ve Türkiye'nin de en önemli oyuncularının başında geliyor.' ‘Dünya Kupası'nda favorim yok’ 'Ülkem Portekiz'le, Dünya Kupası'nda başarılı olmak istiyoruz. Genç ve tecrübeli oyunculardan oluşan bir ekibiz. İlk önce önemli olan grup aşamasını geçmek. Almanya, ABD ve Gana ile oynayacağız. Almanya en güçlü rakip. Ancak Gana, Afrika'nın en iyi takımlarından, ABD'de de Klinsmann önderliğinde başarılı olmaya çalışacak. Turnuva için bir favorim yok. İspanya son şampiyon, Brezilya, Almanya, İtalya her zaman yarı finalleri görebilecek ve şampiyon olma şansları olan ekipler. Bizim de onlar kadar şansımız olduğunu düşünüyorum.' ‘Sadece Ronaldo’dan ibaret değiliz!’ 'Cristiano Ronaldo, harika bir futbolcu. Ancak Portekiz'in elde ettiği başarıları tamamen onun üzerinde konuşmak, diğer oyunculara haksızlık olur. Biz sadece Ronaldo'nun olduğu bir takım değiliz. Bana göre dünyanın en iyi futbolcusu ama sahada oynayan diğer 10 kişiyi de unutmamak gerek. Ronaldo'nun bize karşı rakip olmamasından dolayı mutluyum. Saha içinde ve dışında çok iyi bir profesyonel. Lionel Messi'yi ise bu sezon sakatlık çok etkiledi. Üst düzey bir futbolcu ve her zaman bu seviyede olmak kolay değil.' FANATİK
Fifa 2015 Ne Zaman Çıkacak?
Yılın beklenen oyunlarından olan, Fifa serisinin yeni komutanı Fifa 2015 ne zaman çıkacak, trailer videosu ne zaman yayınlanacak, olması en çok istenenler ve daha fazlasını sizlerle paylaşmayı ümit ediyoruz. Öncelikle oyunların, yani Pes 15 ve Fifa 15‘in tam çıkış tarihleri şu an için açıklanmadı bunun yanında bahsi geçen oyunlarda Türkiye Ligi’ nin yer alıp almaması hususunda da herhangi bir bilgi bulunmamakta.Fenerbahçe Fifa 2015′te yer alacak mı? Açıklanan son bilgilere göre Fifa 2015 te Galatasaray ile birlikte Fenerbahçe‘nin de yer alacağı kesinleşti. Electronic Arts Fenerbahçe ile bu husuta anlaşmış gibi gözüküyor.Türkiye Ligi ve Fifa 2015? Bu hususta yine belirsizlik söz konusu olsada, Türkiye Futbol Federasyonu mevzuatı gereği, oyun yapımcısı şirketlerin her bir kulüple tek tek anlaşması gerekiyor bu seçeneğe de oyun şirketleri yanaşmayınca TFF de bir adım atmıyor fakat durum bu senede değişmeyecek gibi duruyor.
Reklam