Fifa 2015 Ne Zaman Çıkacak?
Yılın beklenen oyunlarından olan, Fifa serisinin yeni komutanı Fifa 2015 ne zaman çıkacak, trailer videosu ne zaman yayınlanacak, olması en çok istenenler ve daha fazlasını sizlerle paylaşmayı ümit ediyoruz. Öncelikle oyunların, yani Pes 15 ve Fifa 15‘in tam çıkış tarihleri şu an için açıklanmadı bunun yanında bahsi geçen oyunlarda Türkiye Ligi’ nin yer alıp almaması hususunda da herhangi bir bilgi bulunmamakta.Fenerbahçe Fifa 2015′te yer alacak mı? Açıklanan son bilgilere göre Fifa 2015 te Galatasaray ile birlikte Fenerbahçe‘nin de yer alacağı kesinleşti. Electronic Arts Fenerbahçe ile bu husuta anlaşmış gibi gözüküyor.Türkiye Ligi ve Fifa 2015? Bu hususta yine belirsizlik söz konusu olsada, Türkiye Futbol Federasyonu mevzuatı gereği, oyun yapımcısı şirketlerin her bir kulüple tek tek anlaşması gerekiyor bu seçeneğe de oyun şirketleri yanaşmayınca TFF de bir adım atmıyor fakat durum bu senede değişmeyecek gibi duruyor.
"Galatasaray'ı Seneye Şampiyon Yapacağım"
Roberto Mancini, Fanatik gazetesine çok önemli açıklamalarda bulundu.'Temel hedefimizin Şampiyonlar Ligi olduğu konusunda fikir birliğine varmıştık, bunu başardık. Türkiye Kupası da hedeflerimizden biriydi. Ama asıl hedef tabii ki şampiyonluk. Bir dahaki sezona birlikte başladığımızda şampiyonluğu da kazanacağız' Gidecek mi, kalacak mı, başarılı mı başarısız mı derken, Roberto Mancini’nin Galatasaray’la yola devam edeceği büyük ölçüde netlik kazandı. Fatih Terim’in yerine geldiği Sarı-Kırmızılı ekibi ligde ikinci yapıp, Türkiye Kupası’nı kazandıran, Şampiyonlar Ligi’nde de gruptan çıkaran İtalyan hoca, sezon değerlendirmesini sadece FANATİK’e yaptı. Ekibimizden Serdar Dinçbaylı ve Metin Karabaş’ın sorularını Florya’da içtenlikle yanıtlayan Mancini’nin röportajından ilk bölümü yayınlıyoruz... Geldiğiniç günden bu yana Galatasaray’da neler gördünüz? İlk gün en güzel gündü. Yeni bir takım, yeni bir hedef, yeni taraftarlar, yeni bir başkan... İkinci gün ise Juventus’a karşı oynadık zaten. Ligi ve takımı tanımak zor oldu. Ama o bölümü hızlı geçtiğimi ve ortadaki zorlukları, engelleri hızlı anladığımı düşünüyorum. Ama sezon başı kampına katılmadığınız zaman kendi takımınızın genel durumunu tam olarak bilemezsiniz. Aynı zamanda diğer takımların yapılarını da bilmediğiniz için yeni gelen teknik adamlar sıkıntı çeker. Ben de o zorlukları yaşadım. Ligdeki büyük yarışta sizi en çok ne zorladı, en kolayı ise neydi? İlk başlarda özellikle takımın kondisyon durumunu anlamak o kadar da kolay olmadı. O kısa sürede takımı tanımak rakipleri tanımak kolay olmadı. Antalya’da devre arasında bir kamp yaptık ama o hiçbir zaman sezon başı kampına benzemez, yerini tutmaz. On günlük bir süreçti ve biz arada maçlara çıktık. Ardından hemen lig başladı. O yüzden sezon öncesi kampı yapmamak benim için en zor olaydı. Futbol sade ve kolay bir şeydir. Dünyanın her yerinde 11’e 11 ve 1 topla oynanıyor. Bana kolay gelen kısım bu bölümdü. Taraftarlara ve basına bu güne kadar söylemek isteyip de söyleyemediğiniz bir şey var mı? Basın toplantılarında bugüne kadar her şeyi söyleyen bir teknik adamım. O yüzden bugüne kadar takımıma ait söylemediğim bir şey olmadı. Basın toplantıları bizim için şans bu yönden. Ve İtalya’dakilere göre kısa sürmesi de benim Türkiye’deki şansım. ‘Burada mutluyum ve kalıyorum’ Bu sezon başarmak istediklerinizin ne kadarını başarabildiniz? Bir dahaki sezona birlikte başladığımızda şampiyonluğu da kazanacağız. Ben takıma geldiğimde bir müddet geçmişti ve Fenerbahçe ile Beşiktaş bizden daha iyi başlamışlardı. Başkanla, Lutfi Bey, Bülent Bey ile bir araya geldiğimde ligin geri kalan bölümünde bir takım problemler olabilir, daha çok çalışmamız gerekebilir ama temel hedefimizin Şampiyonlar Ligi olduğu konusunda fikir birliğine vardık. Ortada bir gerçek var ki biz de bu hedefi şu an başardık. Türkiye Kupası’nı kazanmak da önemli hedeflerimizden biriydi. Ama yöneticilerimizle konuştuğumuz da kalan sürede daha çok takım olup Şampiyonlar Ligi’ne direkt katılmak konusunda anlaşmıştık. Şunu da hatırlatmak istiyorum biz Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan 20 maç daha fazla oynadık. Şampiyonlar Ligi, Türkiye Kupası ve Türkiye Ligi maçları yaptık. Bu tempoda bazen enerjimizi koruyamamamız çok doğaldı. Böyle baktığınızda hedeflerimize ulaştık diyebiliriz. Hedeflerinize ulaştınız yani... Benim kişisel hedefim o puan farkını kapatıp şampiyonluğu kazanmaktı. Galatasaray gibi en üst seviye takımların hedefi zaten her zaman şampiyonluktur. Ama genel olarak bu sürede bunları yapabilmişsek bu da bir başarıdır. Ama kişisel olarak hedefim her zaman şampiyonluktur. Diğer kulüplerden teklif aldınız mı? Türkiye’de kalacak mısınız? Şu ana kadar resmi olarak hiçbir takımdan teklif almadım. Bu günler herkesin adının bir yerlere yazıldığı dönem, ben bu duruma alışığım ve herhangi bir sıkıntı duymuyorum. Galatasaray’da çok mutluyum ve gelecek sene de Galatasaray’da olacağım. Başkanın ikincilik ve Türkiye Kupası olmazsa olmaz şartlarıydı... Bizim aramızda böyle bir olmazsa olmaz şartlarımız yoktu. Zaten Galatasaray’ın hedefi direkt şampiyonluktur. O yüzden gelecek sezon hepimizin olmazsa olmazı şampiyonluktur. Gelecek sezona birlikte başladığımızda şampiyon olacağımızdan eminim. ‘Drogba’nın boşluğu nasıl dolar bilmiyorum’ 'Genç oyuncularımız kaliteli isimler ama bu tempoyu kaldıracak düzeyde değiller. Bir yandan seneye Drogba’nın yokluğunu nasıl dolduracağımız belli değil' Önümüzdeki sezon şampiyon olabilmek için takımı yeterli görüyor musunuz? Hayır görmüyorum. Neye ihtiyacınız var ? İyi oyuncularla iyi oyuncuları değiştirebileceğimiz bir takıma ihtiyacımız var. Bu kadar yoğun maç trafiği içerisinde bazen gençlere yer veriyoruz. Evet gençler kaliteli ama bu tempoyu kaldıracak düzeyde değiller. Bir yandan seneye Drogba’nın yokluğunu nasıl dolduracağımız belli değil. Sneijder takımın en önemli oyuncularından biri. Dünya Kupası’na gidecek. Dünya Kupası’na giden oyuncuların nasıl döneceği belirsiz oluyor. Drogba’yla devam etmek ister miydiniz? Bu ona bağlı. Dünya Kupası oynayacak, onun kendine gelme süreci farklı olacak. Çünkü Drogba 25 yaşında değil. Onunla ilgili 2 aydır bir belirsizlik var. Bunlar ona bağlı.. Drogba, Sneijder, Melo, Selçuk gibi isimlerin eksikliğinde sıkıntı çekiyoruz. Ocak’ta aldığımız genç oyuncularla bu eksikliği kapatmaya çalışınca da düzenimiz bozuluyor. Yedeklerimizin as kadromuz kadar kaliteli isimlerden oluşması gerek. Daha çok çalışmaları ve gelişmeleri lazım. Belki de başka takımlara kiralanıp orada forma şansı bulup geri dönmeleri gerekiyor. Drogba’nın bazı oyuncuların dengesini bozduğu iddiaları var... ''Drogba gelmiş geçmiş en iyi golcülerden biri'' O yüzden böyle bir liderliğinin ve karakterinin olması çok doğal. Bence Drogba ve Sneijder Türk futboluna ve futbolcularına çok şey katabilir. Sadece onlar değil. Saha içerisinde Selçuk da bir karakter, Burak da bir karakter, Melo da bir karakter. Bu tip oyuncuların lider olarak öne çıkmaları gayet doğal ama Drogba da bir dünya markası. Drogba sahada yüzde yüzü ile oynamasa bile her zaman rakip için bir soru işaretidir. ‘Başkandan bazı isteklerim olacak’ Ünal Aysal, “Roberto Mancini ile oturacağız şartları konuşacağız. Transfere 40-50 Milyon Euro ayıramam” dedi. Sizin hedefiniz nedir. İstediğiniz oyuncuları almak için ne kadarlık bir bütçeye ihtiyacınız var? Başkanın düşüncelerine saygı duyuyorum. Çünkü ben teknik direktörüm o da başkan. Zaten bunları oturup konuşuyoruz. Sezon bittiği zaman ben menacer olarak bir takım isteklerde bulunacağım. O da başkan olarak bütçeyle ilgili olarak kendi kararlarını verecek. Ama bu sezon sonunda netlik kazanacak. Genç oyuncuların hepsini siz mi istediniz ve bu oyuncuların hangileri bu takımda kalıp forma giyebilir? Ocak ayı transfer döneminde başka oyuncular da alabilirdik. Bunu zaten daha önce de söyledim. Ocak döneminde transfer yapmak zordur. İyi oyuncu almanız zordur. Biz Brezilyalı savunmacıyı istemiştik (Rodholfo) ama alamadık. Onun yerine Burdisso’yu son dakikada kiralık olarak aldık. Onun dışında Telles 21 yaşında geleceği parlak bir isim. Lucas, Oğuzhan, Koray, Salih ve Umut’un oynamaları için daha fazla çalışmaları gerekiyor. Telles, Lucas, Berk, Oğuzhan iki yıl içerisinde çok güçlü oyuncular olabilir. Çok çalışırlarsa ilk 11’de takımın bel kemiğini oluşturabilirler. ‘Kağıtla mutlularsa benim için sorun yok’ Fenerbahçe son maçında sahada bir kağıt dolaştırdı. Bu konuda size bir gönderme yaptılar. Ne düşünüyorsunuz? Bu çok önemli değil. Onlar bununla mutlularsa ben de onlar adına mutlu olurum. Önemli olan ligde bir takımın şampiyonluğu hak edip etmediğidir. Bence onlar da şampiyonluğu hak etmişlerdi. Ben de onları tebrik etmiştim zaten. Ama tekrar söylüyorum bu şakayla mutlu oluyorlarsa ben de onlar adına mutlu olurum. ‘Tribün protestosu taraftarın hakkıdır’ Terim’in arkasında kim gelirse gelsin birkaç mağlubiyetten sonra protestolara maruz kalacaktı. Taraftarların protestoları için ne düşünüyorsunuz? Bavulunuzu toplamayı düşündünüz mü? Ben biletini alıp stada gelmiş taraftarın takımı kötüyse ıslıklamasına, protesto etmesine hiçbir zaman laf etmem her zaman saygı duyarım. Benim sevmediğim manipüle edilmiş seyirci. Ortada hiçbir neden yokken takımını protesto edenleri sevmiyorum. ‘Felipe Melo’yu hep uyarıyoruz’ Melo bu sezon çok iyi bir performans gösteriyor. Fakat saha içindeki tavırları sebebiyle sürekli eleştiriliyor. Bu hareketler takıma nasıl yansıyor? Melo’dan çok memnunum. Oynamadığı zamanlarda orta sahada problem yaşadık. Onun dışında her zaman söylüyoruz. Kendisi de biliyor bunu. Hakemlerle diyaloglarında kart sorunu yaşıyor. Melo takımın en iyi oyuncularından biri. Sadece o değil Sneijder de bizim için bu sezon en iyi performansı sergileyen futbolcularımızın başında geliyor. ‘Trabzon maçını Sabri’yle çözdük’ Geldiğiniz günden bu yana en çok eleştirildiğiniz noktalardan biri sürekli taktik ve kadroda değişikliğe gitmeniz... En iyi 11’i, başladığınız 11 olarak düşünürsünüz. Ama futbol bazen oyun içerisinde değişiklikler gösterebilir. Mesela Trabzon maçına 4-2-3-1 ile başladık. Sonra taktiğimizi değiştirdik ve maçı çok farklı kazandık. Kupa maçında kanatta hızlı bir oyuncuya ihtiyacımız vardı. Oraya Sabri’yi aldım. Ama genel olarak bu değişik kadro ve taktikle çıkmamızın sebebi çarşamba-pazar maçlar yapmamızdı. FANATİK
Drogba: "Buraya Para İçin Gelmedim"
Galatasaray'a veda eden Didier Drogba, kulüp televizyonuna açıklamalarda bulundu.İşte kulüp televizyon kanalına yaptığı açıklamalar: Big Legend’ın sezon finaline hoş geldin; ama sadece sezon finali diyorum, final değil. Umarım bu konu hakkında da konuşacağız. Ancak biliyorsun, Türkiye’de büyük bir trajedi yaşandı. Soma’da 300’den fazla madencimizi kaybettik. İlk olarak, bu konu hakkında bir şeyler söylemek ister misin? Evet, ülke için büyük bir trajedi. Burada bir buçuk yıldır yaşıyorum. Ve bu tabii ki beni de etkiledi. Ben de tüm iyi dileklerimi hayatını kaybeden işçilerin ailelerine gönderiyorum; çünkü o işçiler, Türkiye’nin büyük bir ülke olmasını sağlayan kişilerdi. Tüm o ailelere… Evet, sizin için çok zor bir durum olduğunu biliyorum; ama sürekli sizi düşünüyorum. Zorlu bir sezon olduğunu söyleyebiliriz; hem takım için, hem de sezonun son bölümünde yaşadığın sakatlıktan dolayı senin için… Senin de bu yüzden üzgün olduğunu biliyorum. Sezon hakkında genel olarak ne söylersin, en başından sonuna kadar… Farklı durumlarla karşılaştığımız bir sezon oldu. Ve takım buna alışık değildi. Çok sayıda farklı şey yaşandı. Yeni kurallar, yabancı sınırı… Bu, ligdeki tüm takımlar arasında en fazla Galatasaray’ı etkiledi. Ayrıca teknik adam değişikliği yaşadık. Bu da takım için oldukça zor bir durumdu. Biliyorsunuz, Fatih Terim’e çok büyük bir saygım vardı ve onu seviyordum. Bence geçtiğimiz sezon takım olarak beraberliği ve takım ruhunu yakalama konusunda zorluklar yaşadık. Bunu bazı zamanlarda başardık, özellikle de Şampiyonlar Ligi’ndeki maçlarda; çünkü orası rekabet alanı yüksek bir turnuva. Ancak lig maçlarında bunu pek hissedemedik. Ve bu yüzden de ligde fazla puan kaybı yaşadık. Burada bir buçuk yıl geçirdin. Senin için en unutulmaz hatıra ne oldu? Bundan sonra biri sana, “Galatasaray” dediğinde… O kadar fazla ki… Çok güzel anılarım var burada. İlki havalimanında taraftarlar tarafından karşılandığım an. İkincisi, takım arkadaşlarımla tanışmam ve onlarla birlikte antrenman yapmış olmam. Ama bir numarada Akhisar maçında oyuna girdikten sonra topa ikinci veya üçüncü dokunuşumda Burak’ın yaptığı ortada attığım o gol var. O anı hayatım boyunca hiç unutmayacağım. O an hissettiklerimi hayatım boyunca asla unutmayacağım. Kariyerindeki en iyi anlardan biri olduğunu söyleyebilir miyiz? Evet, kariyerimin en üst noktalarından biriydi; çünkü bu gibi anların hayalini her zaman kurarsınız. Yeni bir takım, ilk maç… Ve aynı zamanda kale arkasındaki tribün tamamen Galatasaray taraftarlarıyla doluydu. Ben de o kaleye attım golü. Maç 0-0’dı… Ben her zaman maçı değiştiren golleri atmayı sevmişimdir. Sanırım bu da onlardan biriydi. Golden sonra neler hissettin; çünkü senin de söylediğin gibi topa sadece ikinci veya üçüncü dokunuşundu… “Evet, başlıyorum” dedin mi? Bilemiyorum, bilemiyorum. Yeni bir dünyayı keşfetmek benim için bile zordu. Ama bunu hâlâ yapabileceğimi kanıtlamıştım. Ve benim kariyerimdeki en iyi gollerden biriydi. O golü kesinlikle ilk 10’a koyarım. Gol sonrası mutluluğumu taraftarlarla ve takım arkadaşlarımla paylaşmak harika bir histi. Kusursuz bir karşılama oldu benim için. Burada aldığın en iyi tavsiye veya öğrendiğin en iyi ders ne oldu? En iyi tavsiye? Bilemiyorum, aslında en iyi tavsiye değil; ama burada çok şey öğrendim. Oyunculardan, insanlardan gerçekten çok şey öğrendim. Galatasaray’ı temsil ettiğim için onur duydum. Tüm Türkiye’nin saygısını kazandığım için çok şanslıyım. Bu kendi adıma futboldan çok daha önemli bir şey. Böylesi bir saygıyı kazanmak, her zaman görülen bir şey değildir. Bu yüzden gerçekten gurur duyuyorum. Türkiye’deki kariyerin boyunca karşılaştığın herhangi bir zorluk oldu mu? Eğer varsa, bunun üstesinden nasıl geldin? Hayal kırıklığı yaşadığım bazı şeyler oldu. İnsanların takıma bağlılığımı sorguladıkları ve benden kuşku duyup, benim para için burada olduğumu düşünmeye başladıklarında... Tamamen yanılıyorlardı. Ben buraya para için gelmedim. Parayı düşünsem, zaten Çin’de kalırdım. Orada oynamasam bile paramı öderlerdi. Ama ben buraya para için gelmedim. Buraya futbol oynamak, tutkuyu yeniden hissedebilmek için geldim. Buradayım; çünkü burada rekabet vardı. Dördüncü yıldızı kazanma hırsı vardı. Evet, bazı hayal kırıklıkları yaşadım. İnsanlar, benim daha önce Chelsea’de oynadığım için onlara karşı yeteri kadar iyi performans sergilemediğini düşündükleri anlarda… O hâlde şöyle yapalım; siz de Galatasaray’la şampiyonluklar yaşayın ve birkaç sene sonra Galatasaray’a karşı oynayın. Ben de o zaman sizin reaksiyonunuzu görmek isterim. Ben sahip olduğumun en iyisini verdim. Benim için duygusal bir maçtı ve belki de bu yüzden sakatlık yaşadım, hâlâ bununla mücadele ediyorum; ama futbolun içinde bunlar var. Burada karşılaştığım tüm güzel şeylerle kıyaslandığında, yaşadığım hayal kırıklıkları bunlardı. Galatasaray – Fenerbahçe rekabeti, Beşiktaş maçında attığım iki gol, Süper Kupa maçında Fenerbahçe’ye karşı attığım gol… Ve taraftarların bana gösterdiği saygı. Benim onlara karşı çok büyük saygım var. Benim için en önemli olan da bu. İnsanları her gün mutlu edemezsiniz; ama 365 günün 340’ında mutlu ederseniz, bu iyi bir şeydir. Fenerbahçe ile oynanan son derbi maçından önce sakatlığın vardı… Evet, oynamamalıydım. Ama oynamak istediğini söyledin. Maç öncesinde, maç sırasında neler oldu? Kendini nasıl hissettin? Evet, Chelsea maçında yaşadığım sakatlıktan dolayı iki hafta antrenman yapamamıştım. Koşamıyordum, yönümü değiştiremiyordum. Hâlâ o maçı nasıl oynadığımı bilmiyorum. Ama evimizde, Fenerbahçe’ye karşı oynadığımız bir derbi maçıydı. Ve istediğimiz yerde olduğumuz bir sezon değildi. Oynamak zorundaydım. Kazanmak zorundaydık. Evet, şampiyon olamayabilirdik; ama evimizde Fenerbahçe’ye kaybedemezdik. Sahip olduğum her şeyi verdim. Maçı da kazandık. Ve herkes çok mutluydu… Chelsea ile 2012 yılında Münih’te oynadığın final maçının ardından herkes Şampiyonlar Ligi’nde son kez sahaya çıktığını düşünüyordu. Ama sen daha sonra Galatasaray ile Şampiyonlar Ligi’nde iki harika sezon yaşadın. Münih’tekinin bu turnuvadaki son maçın olmadığını biliyor muydun? Hayır, bilmiyordum. Benim için turnuvadaki son maçtı. Tekrar edeyim, benim bir kontratım varsa, o kontrata bağlı kalmak isterim. İlişkilerimiz iyiyse, kontratıma saygı duyarım. Çin’e gittiğimde de bunu yaptım. Ama pişman değilim. Buraya geldim ve burada yeni bir ev, yeni bir yuva buldum. Evet, son maçım olmadığını bilmiyordum. Galatasaray ile imzaladığımda bana, “Şampiyonlar Ligi’nde Schalke ile oynayacağız” dediklerinde, “hmm, bu çok iyi, yeniden iş başına geçiyorum” diye düşündüm. Hayatının her bölümü güzel bir hikâyeyi andırıyor. Fildişi Sahili’nde doğdun, Fransa’da büyüdün, İngiltere’de tecrübe kazandın. Türkiye’nin insan olarak hikâyendeki yeri ne olacak? Buraya geldikten beş ay sonra, ülkede bazı problemler yaşandı. Taksim’de ve başka yerlerde… Sosyal medyadaki fotoğraflara bakarken kendi ismimi gördüm: “Çare Drogba.” Ve endişelendim, “neden her yere benim ismimi yazıyorlar, ben herhangi bir yanlış yapmadım.” Ama daha sonra insanlar bana bunun ne anlama geldiğini açıkladı. İşin aslını öğrendiğimde, bu kelimenin ne kadar güçlü olduğunu fark ettim. Futbolun çok ötesinde bir şeydi. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş taraftarları tek bir amaç için bir araya gelmişlerdi. Kendi düşünceleri savunuyorlardı. Ve benim adeta bir elçi olmamı istiyorlardı. Böyle bir ülkeyi en üste koymalısınız. En üste. Fildişi Sahili ile beraber en üste. Fildişi Sahili’nden sonra? Evet, Fildişi Sahili doğduğum yer. Tabii ki, onu demek istemedim. Bu çok önemli bir şey… Elbette gol atmak benim için çok güzel, harika bir his. Ama bir insanın bana gelip, “sen harika bir adamsın” demesi beni daha çok gururlandırıyor. Hayatındaki en büyük amaç gol atmak değil, öyle değil mi? Çok gol attım. Hâlâ atmak istiyorum. Ve atacağım. Ama hayattaki en büyük amacım, iyi bir insan olmak. Ben insanların, “belki çok iyi futbolcu değil; ama bana saygı duyuyor” demesini isterim benim için; çünkü futboldan sonra hayat başlar. Futbolu 10, belki de 15 sene oynayabilirsiniz; ama sonrasında hayat devam eder. Biliyoruz ki, biz yeniden buluşacağız, ben senin gözlerine bakıp, “nasılsın” diye sormayacaksam, bu neye yarar? Bu özelliğini Türkiye’de de korumayı başardın. Bir buçuk sezon, çok uzun bir zaman dilimi değil; ama sen buradaki insanlar için büyük bir karakter, bir rol modeli oldun. Sadece Galatasaray taraftarları değil, Fenerbahçe, Beşiktaş, tüm takımların taraftarları seni bir karakter, rol model olarak aldı. Bunu nasıl sağladın? Özellikle Galatasaray taraftarları, seni tüm kalbiyle seviyor… En başından beri aynı davrandım. Kalbimle oynadım. Bu tip şeyleri hesaplamam. Asla, “evet, bu maçta şöyle davranarak tüm ilgiyi üstüme çekeceğim” diye düşünmem. Ben buyum. Bunu açıklayabilir miyim, bilmiyorum. Sizin için, diğer insanlar için bu çok özel bir şey olabilir. Ama benim için normal, ben buyum. Benim ailemden gelen bir şey, ben bu şekilde büyütüldüm. Kendi çocuklarımı da böyle yetiştiriyorum. Ve hep bu gibi şeylerle hatırlanmak istiyorum. İlk hedefinin iyi bir insan olmak istediğini, iyi bir futbolcu olmanın ikinci planda yer aldığını söylüyorsun, öyle değil mi? Herkes senin gibi düşünmüyor çünkü. Ama benim fikrimi sorarsan, bu doğru bir düşünce şekli… Evet, bu farklı bir şey. Benim futbol dünyasına girişim biraz geç oldu, en üst seviyedeki ilk maçımı oynadığımda 24, 25 yaşındaydım. Ama her zaman söyledim, tüm bunlardan önce ben sadece Didier’dim. Sadece Didier. Guingamp’tan Marsilya’ya geçtiğimde Drogba oldum. Her şey değişti. İnsanların bana bakışı, davranışı, her şey değişti. Ama ailemin, arkadaşlarımın gözünde hâlâ Didier’dim. Didi, Tito, nasıl isterlerse… Değişmeye ihtiyacım yoktu. Kameraları, fotoğraf makinelerini gördüğüm, goller attığım veya Galatasaray’da oynadığım için değişirsem eğer, bana saygı duymayın. Değişirsem, farklı olursam bana saygınızı yitirebilirsiniz. Ben şu an neysem, 10 yıl veya 20 yıl sonra da o olacağım. Tabii ki geliştireceğim kendimi; çünkü çok tecrübe kazandım. Hatalar yapabilirim, hâlâ yaptığım gibi; ama umarım bunları 10-15 sene sonra tekrarlamayacağım. Ama bilge bir insan olmak için bazı hatalar yapmanız da gerekiyor. Hayatında gerçekleştiremediğin için üzüldüğün bir dileğin var mı? Listemde kayıp bir dilek yok. Fırsat bulursam, yapacağım şeyler var; ama şu an, nasıl derler, elhamdülillah, Tanrı’ya şükürler olsun, sahip olduğum her şeyden dolayı çok mutluyum. Belki duygusal bir soru olacak, benim için, senin için, tüm Galatasaray taraftarları için… Ben, “bizimle kal” demek istiyorum. Ama bu olacak mı, bilmiyorum. Sen neler söylemek istersin? Çok zor bir soru… Bunun açıklamasını bence yönetime bırakalım, benim buraya gelişimi de onlar duyurmuştu. Üzücü; çünkü burada daha yapacak çok işimiz vardı. Ama hayat bu. Ben her şeye, herkese saygı duyuyorum. Ama nasıl Chelsea’ye, Marsilya’ya saygı duyuyorsam, Guingamp’ta oynamayı çok sevdiysem, dünyanın neresine gidersem, gideyim; insanlara Galatasaray’ı anlatacağım. Burada çok fazla arkadaş edindim, çok güzel insanlar tanıdım. Kendimi çok iyi hissettim. Ama üzücü. İnsanlar sizi “efsane” olarak adlandırdığında, size büyük saygı duyduklarını hissettirdiğinde… Bu gibi şeyleri anlatmak her zaman oldukça zor. Ben de tüm bunları açıklamak için burada değilim; ama gelecek sezon birlikte olacağımızdan da emin değilim. Belki yeni bir hikâye… Önemli değil. Önemli olan şu an. Emin değilim… Umarım önünde oynayacağın bir Dünya Kupası var. Sakatlığın ne durumda? Kendimi biraz daha iyi hissediyorum. Fenerbahçe maçından sonra oynayamadım, takımın dışında kalmak çok zordu. Türkiye Kupası finalinde oynayamamak beni duygusal anlamda çok etkiledi. Ama orada takımla birlikte olmaktan keyif aldım ve o anın tadını çıkardım. Beni “selfie” çekerken görmüşsünüzdür. Duygularımı saklamak zorundaydım. Kupayı kazandığımız için çok mutlu oldum. Umarım çok, çok daha iyi olacağım. Bir ilerleme var. Ama evet, umarım çok daha iyi olacağım. Takım arkadaşlarına söylemek istediğin bir şey var mı? Birebir veya genel olarak? Şunu söylemek istiyorum. Buraya gelme kararını vermeme bir adam çok yardımcı oldu: Wesley. Mourinho’yla konuşuyordum, bana, “Eğer Wesley oraya gidiyorsa, sen de git. Sen de bundan keyif alacaksın, sen de orada eğleneceksin” dedi. Ben de onu dinlemekte haklı olduğumu gördüm. Bana doğru fikri verdi. Buraya geldim, harika insanlar tanıdım. İlk olarak, Wesley. Buraya gelme nedenlerinden birinin Wesley olduğunu söylüyorsun… Nedenlerimden biriydi. Sadece o değil tabii, nedenlerden biri. Bir sene önce dünyanın en iyisi olan bir oyuncunun sizinle birlikte olacağını bilmek size yardım edebilir. Bana göre o dünyanın en iyi oyuncusuydu. Aynı zamanda onunla birlikte oynamak iyi bir fırsattı, ondan öğrenebileceklerim vardı, onlarla birlikte kendimi geliştirebilirdim. Buraya geldikten sonra daha da şaşırdım. İzlediğim ilk maçta, sanırım Kasımpaşa’ya karşı (Antalyaspor maçı), Burak iki gol atmıştı. Daha sonra diğer takım arkadaşlarımla tanıştım. Harika insanlar tanıdım. Hiçbirinin kalbi kötü değildi, hepsi iyi yürekli insanlardı. Seni, “baba” diye çağırıyorlardı… Bana, “baba” diyorlardı; ama ben Godfather’ı tercih ediyorum. İşte, bilirsiniz… Burada çok fazla yetenekli oyuncu var. Favorilerimden biri, gençlerden Emre. En beğendiğim oyunculardan biri Semih. Çok mütevazı, basit oynar, sahada kalbini, her şeyini verir. Asla konuşmaz, asla şikâyet etmez. Sadece çok çalışır. Tabii ki tüm çocukları seviyorum. Ama o böyle çalışmaya devam ederse, bu takımın lideri olabilir. Çok fazla oyuncu var. Selçuk, Burak… Eğer takımınızda Burak gibi bir oyuncunuz yoksa, her sezon 15-20 gol daha az atarsınız ve ligi kaybedersiniz. O, böyle bir santrfor. İnsanların onun hakkında, “bunu iyi yapmıyor, şunu şöyle yapmıyor” dediklerini biliyorum. Ama günün sonunda, şu an ikinci sıradaysak, onun attığı goller sayesinde. Ona daha fazla saygı duyulması lazım. Eğer futbolun içindeyseniz, ne kadar iyi olursanız, olun; insanlar daha fazlasını istediği için sizin hakkında kararlar verir. O da bunu öğreniyor. Ama futbol bu… Sen sadece bir futbolcu değilsin, bir futbol adamısın, bir efsanesin. Türk futboluna, daha iyi seviyeye gelebilmesi için, bir tavsiye vermek ister misin? Gelecek sezon yabancı kuralının 5+3 olacağını öğrendim mesela… Bu sezonkinden iyidir… Eğer ligi daha cazip, ilgi çekici yapmak isterseniz, Sneijder, Nando gibi büyük yabancı oyuncuları buraya getirmelisiniz. Bunun için de düşünce tarzınızı, mantalitenizi daha açık hâle getirmeniz gerekir. Bu oyuncular sizin gelişmenizi sağlar. Siz de aynı şekilde onlara yardımcı olursanız, onlar sizi daha iyi hâle getirir. Örneğin Brezilya Milli Takımı’ndaki tüm oyuncular, yurt dışında forma giyiyor; ama hâlâ iyi bir milli takımları var. Yani bunun bir anlamı yok. Fenerbahçe, geçtiğimiz sezon UEFA Avrupa Ligi’nde yarı final oynadı. Biz Avrupa’nın en iyi takımlarından Real Madrid’e karşı kendimizi gösterdik. Bu sezon Juventus önünde gücümüzü kanıtladık. Onlar Türk futbolunun nerede olduğunu biliyor, Türk futboluna saygı gösteriyor. Futbol evrenseldir… Kesinlikle, kesinlikle. Galatasaray taraftarlarına bir mesajın var mı? Onlara neler söylemek istersin? Onlar seni gerçekten çok seviyor, kalpten seviyor… Hepsini söylemek istersem, bu çok uzun sürer. Onları asla unutmayacağım. Gittiğim her yerde, her tatilimde, her zaman Galatasaray olacak. Bilmek isterseniz, her yerde sarı ve kırmızı olacak. Kalbimde de öyle… Kalbim de Galatasaray için atacak. Burada sadece bir buçuk yıl kaldım. Ama bu takım için attığım her gol, kariyerimin en iyi deneyimlerden biri oldu. Marsilya ve Chelsea ile birlikte. Kariyerimin en güzel anlarından biri. Her şey için teşekkürler Didi. Benim için kariyerimdeki en zor programlardan biri oldu. Ama umarım bu seninle son programımız olmayacak… Hayır, son olmayacak. Çok eğlenceliydi. Burada veya başka bir ülkede, yine birlikte olacağız.Hoş gelirsiniz, her zaman. Galatasaray tarihinin en önemli sayfalarında yerini alacaksın. Burada her zaman bir efsane olarak hatırlanacaksın. Ve eminim herkes senin için, “o bir Galatasaray efsanesi” diyecek… Çok teşekkür ederim.Şampiy10
Reklam
Survivor'da Kim Elendi?
Survivor 2014'den bu hafta kimin elendiği belli oldu. Survivor Ünlüler Gönüllüler'den bu hafta Duygu Bal elendi. Survivor 12 Mayıs SMS birincisi Turabi, Sahra'nın ismini söyledi. SMS sonuçlarında Sahra'dan az oy alan Duygu Bal Survivor 2014 Ünlüler Gönüllüler'den son elenen isim oldu. İşte Survivor 2014 Ünlüler Gönüllüler'in son bölümü ada konseyinde yaşanan olaylar... Survivor 2014'den Duygu Bal Elendi? Duygu Bal Kimdir?-Star TV ekranlarında yayınlanan dünyanın en zor yarışması Survivor 2014 Ünlüler Gönüllüler yeni bölümüyle izleyicisiyle buluştu. Acun Ilıcalı'nın yapımcılığını üstlendiği Survivor'ın son bölümünde eleme heyecanı yaşandı. 2014 Survivor Ünlüler Gönüllüler'de bir ayrılık daha yaşandı. Dokunulmazlık oyununu kaybeden Gönüllüler Takımı ada konseyine gitti. Ada konseyinde en çok Ünlüler Takımı'ndan gelen Duygu Bal'ın ismi çıktı. Yapılan SMS oylamasında birinci gelen Turabi, Duygu Bal'ın karşısına Sahra'nın ismini söyledi. SMS sıralamasında 5. son sırada olan Duygu Bal adaya veda eden isim oldu. Survivor Ünlüler Gönüllüler'in 12 Mayıs 2014 Pazartesi sms sonuçları şu şekilde sıralandı; 1- Turabi Çamkıran, 2- Yiğit, 3- Sahra, 4- Akın, 5- Duygu Bal, 6- Müge Üzel... 2014 SURVİVOR DUYGU BAL KİMDİR? 2014 Survivor yarışmacısı Duygu Bal, 1987 yılında Ankara'da dünyaya geldi. Voleybola da ilk kez Ankara'da başladı. Vakıfbank Güneş Sigorta altyapısından yetişen Survivor Duygu, Emlak Toki'de oynadıktan sonra 2007-2008 sezonunda Vakıfbank Güneş Sigorta takımına transfer oldu. Mevkii orta oyunculuk olan Duygu Bal milli formayı yüzden çok kez giymiştir. 2010-2011 sezonunda İtalya A1 Ligi takımlarından Riso Scotti Pavia'ya transfer olmuştur. Survivor Duygu Bal, 2011-2012 sezonunda Fenerbahçe'ye transfer olmuştur. Fenerbahçe ile 2012 yılında CEV Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu yaşamıştır. Ayrıca Doha'da düzenlenen Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda 3.lük elde eden Fenerbahçe kadrosunda yer almıştır. Milliyet
"Gol Kaçırdığım İçin Ağlayınca Verilen Desteği Unutamam"
Fenerbahçe’nin Senegalli yıldızı Musa Sow, şampiyonluk yolunda en unutulmaz anı, gol kaçırdığı maçtan sonra gözyaşlarını tutamadığında yaşadığını söyledi. Transfer teklifleri aldığını doğrulayan başarılı futbolcu, durumunu ise, “Hepimizin geleceğini Allah bilebilir.” sözleriyle anlattı. Müslüman futbolcu, Türkiye’de istediği zaman camiye gitmenin ve ezan sesi duymanın kendisini çok mutlu ettiğini belirtti.Rakiplerine karşı son derece centilmen. Hakemlerle tartışmaya girmiyor. Arkadaşları ve teknik heyetin tümüyle arası iyi. Sadece Fenerbahçeliler değil, diğer takımların taraftarları da ona hayran. Oldukça sempatik. Maçlardan önce ellerini açıp dua ediyor, ağları havalandırdıktan sonra secdeye kapanıyor. Fenerbahçe’nin Senegalli Müslüman yıldızı Musa Sow, Türkiye’de oynamaktan, ezan sesini duymaktan büyük keyif alıyor. Sarı-Lacivertlilerin 19. şampiyonluğu ise yetenekli futbolcunun yüzünü güldürüyor. Sow, sezonun hikâyesini şöyle anlatıyor: Senin için sezona damga vuran maç hangisiydi? Tek değil, 3-4 karşılaşma var. Son dakika golleriyle hatırlayacağım bir yıldı. Gerçekten güzel sezondu. Korku yaşadığımız haftalar da geçirdik. Çok iyi mücadele ettik ve ödülünü de aldık. Her zaman sahada kalmayı, önde kalmayı başararak kupaya uzandık. Şampiyonluğu garantileyene kadar rehavete kapılmadık. Karakterli oyuncuların bir araya gelişi, kolektif futbol anlayışı başarıyı getirdi. Hak ettiğimiz bir şampiyonluk. Şampiyonluğu Başkan Aziz Yıldırım’a hediye etmenizin sebebi neydi? Başkanımızın 3 Temmuz’dan beri sıkıntılı, kötü günler, geceler yaşadığını biliyoruz. Tüm bunlara rağmen onun çok güçlü bir insan olduğunu düşünüyorum. Hâlâ o dimdik ayakta. Cezaevindeyken bile her zaman bizimle olduğunu hissettirdi. Cezaevinden çıktıktan sonra da her zaman destek oldu. Sahaya odaklanmamızı sağladı. ‘Endişelenmeyin, beni düşünmeyin, her zaman sizin yanınızda olacağım.’ dedi. Çok sevdiğim ve saygı duyduğum bir insan. İnşallah cezaevine girmez ve cezasının devamını çekmek zorunda kalmaz. Onun olabildiği kadar, yaşayabildiği, ömrü yettiği kadar Fenerbahçe başkanı olarak kalmasını arzu ediyorum. Beraber yolumuza devam etmek istiyoruz. Şampiyonluğu kazandıktan sonra sadece ona sarılmak, onunla beraber yaşamak istedim. Çünkü o, bu sevinci hak ediyor. Teklifler aldığın ve ayrılacağın konuşuluyor... Neler olacağını göreceğiz. Şu anda Fenerbahçe ile kontratım var. Benim geleceğimi, hepimizin geleceğini Allah bilebilir. Ne kadar kalacağımızı Allah bilir. Sezon sonunda neler olacağını hep birlikte göreceğiz. Kendine yakın hissettiğin bir lig var mı? İnsanlar futbol tarzımın hangi lige yakın olduğunu soruyor. İngiltere Premier Ligi’nin bana en uygun olduğunu düşünüyorum. Neden olmasın. İleride bir gün İngiltere’de oynamak isterim. Kariyerinin zirvesinde misin şu an? Lille’den sonra çok aşama kaydettim. Her yüksek seviyede futbol oynayan oyuncu gibi kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Gidebileceğim en yüksek seviyeye kadar çıkmaya çalışıyorum. 28 yaşındayım. Önümde hâlâ uzun bir kariyer var. Bu kariyeri devam ettirip en yüksek noktaya gelmek istiyorum. Sol kanatta oynamaktan memnun musun? Gol kralı olabilir misin? Lille’de gol kralı olmuştum. Burada da isterim. Fakat önümde benden fazla gol atan birkaç oyuncu var. Onların bana nazaran avantajı büyük. O yüzden çok da kolay değil ligi gol kralı bitirmem. Ayrıca ben merkez forvet oyuncusu olarak değil, sol kanatta oynuyorum. Sol tarafta oynayan bir futbolcu olarak 14 gol atmak önemli bir başarı diye düşünüyorum. O yüzden kral olmasam da iyi bir sezon geçirdiğimi düşünüyorum. Sağ ve sol kanatlarda da kendimi rahat hissediyorum. Fransa’dan gelip Müslüman bir ülkede yaşamak nasıl bir duygu? Türkiye’de dinimi rahatlıkla yaşayabilirim. Fransa’ya kıyasla beni çok mutlu eden bir durum tabii ki. Camiye istediğiniz zaman gidebiliyorsunuz. Her yerde cami var. Ezan sesini her yerde duyabiliyoruz. Burada çok sevildiğimin farkındayım. Ben de Türkiye’yi çok seviyorum. Burada yaşamaktan keyif alıyorum. Türkiye’de olmaktan hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Gollerden sonra neden secde yapıyorsun? En son Karabükspor maçında gollerden sonra sevinç gösterisi yapıp Emre ile birlikte secdeye gittik. Bu tamamen Allah’a şükretmek amaçlıydı. Çünkü bize bu golleri veren Allah. Allah’ın önünde bu sebeple secde yaptık. Kaçırdığın gollerin ardından gözyaşı da döktüğün oldu. Açıkçası bu sezon aklımda kalan en önemli anı gözyaşlarım. Birçok pozisyon kaçırdıktan sonra döktüğüm gözyaşlarından sonra insanların bana verdiği büyük destek unutulmaz bir andı. Uzun zamandır gol atamıyordum ve pozisyonlar kaçırınca yaşadığım hayal kırıklığından dolayı dışa vurumum gözyaşları şeklinde oldu. Bu dönemde taraftar senin arkanda durdu. Evet, kariyerimde olmayan şeyler yaşadım. Gözyaşı döktüm. Taraftarlar destek oldu. Fenerbahçe’ye geldiğim günden beri taraftarlarımız beni çok etkiliyor. Sokakta, statta o sıcaklığı hissediyorum. Goller kaçırıyorum ama beni sonuna kadar destekliyorlar. Beni kalpten, derinden etkileyen bir taraftar grubuna sahibiyiz. Maç 2-0, 3-0 olduğunda taraftarın yaptığı şova bayılıyorum. Formunu neye borçlusun? Her maçta yüzde yüzümü sahaya yansıtmak için oynuyorum. Ama bu futbol. Bunu her zaman başaramıyorsunuz. Önemli olan sizin sahada en iyi performansı göstermek için mücadele etmenizdir. Maç içerisinde çok önemli gol pozisyonlarını kaçırabiliyorum ama hatalarımdan ders alarak daha iyi performans ortaya koymak için sürekli çalışıyorum. Her maç kendime bir hedef belirlerim. Maça hazırlanmak için öncelikle erken yatarım. Dışarıda gezmeyi seven bir yapıya sahip değilim. Evde sıklıkla dinlenirim. Şampiyonlar Ligi senin için ne anlama geliyor? Bu sezon Avrupa’da yoktuk. Gelecek sezon da Şampiyonlar Ligi’nde olmayacak olmamız gerçekten çok üzücü bir durum. Lille’de Şampiyonlar Ligi oynama duygusunu yaşadım. Bir kere o seviyelerde oynadığınız zaman her zaman oradan devam etmek istersiniz. Bizim için talihsiz ve üzücü bir durum var. Yardımcı antrenör İsmail Kartal’la olan yakın dostluğunuzdan biraz bahseder misin? İsmail hocayla birbirimizi çok iyi anlıyoruz ve çok farklı bir ilişkimiz var. Benim için hocadan da ötesi, ailemin bir parçası, bir ağabey gibi. Kötü günlerimde her zaman bana destek oldu, benimle sürekli ilgilendi. Dünya Kupası’nda forma giyecek arkadaşlarına mesajın nedir? Güzel bir Dünya Kupası olacak Brezilya’da. Takım arkadaşlarım Emenike, Kuyt, Bruno Alves, Webo, Raul Meireles’e başarılar diliyorum. Umarım en iyisini ortaya koyarlar. Yolları açık olsun. Rakibiniz Galatasaray’ın Brezilyalı oyuncusu Melo hakkında ne düşünüyorsun? Herkesin kendi yapısı, kendi karakteri vardır. Sonuna kadar saygı duyuyorum. Kimseyi olumsuz şekilde eleştiremem. Ayrıca oynadığı futbolu, sahada gösterdiği performansı son derece beğeniyorum. Futbol açısından takdir ettiğim bir oyuncu. Kişiliği ve karakteri hakkında yorum yapamam. ERHAN GÜVEN | Zaman
Reklam
"Selçuk İnan'ın Fenerbahçe'de Olmasını Çok İsterdim"
Fenerbahçe'nin başarılı oyuncusu Gökhan Gönül, TRT SPOR'da yayınlanan Futbol Ateşi programına önemli açıklamalarda bulundu.Gönül, Galatasaray-Fenerbahçe maçında Galatasaray taraftarları tarafından protesto edilen Selçuk İnan için 'Bizim takımda olmasını çok isterdim' dedi.İNŞALLAH DAHA GÜZEL GÜNLER GÖRECEĞİZ Geride kalan 2 yılda yaşadığımız sıkıntılardan sonra bu sezon o zorlukların taçlandırılması gerekiyordu. 30 seneye yakın bir zamandır alamadığımız Türkiye Kupasını almıştık artık şampiyon olmamız gerekiyordu. Sezon başında kulüpteki tüm çalışanlar dahil şampiyonluğa inanmıştık. Fikstürümüzde iyi olunca başkanımız sezon öncesi yanımıza gelip şöyle dedi: “2010-2011 sezonun ikinci yarısında 17’de 17 yapmıştınız. Bu fikstürü görünce şimdi de aynı şeyi yapmamanız için hiçbir neden göremiyorum” demişti. Böyle söyledikten sonra bir Konya faciası yaşadık. Ondan sonra takım arasında yeniden bir toplantı yaptık. Başkanımızda geldi “Ben size inanıyorum, hocanızın arkasındayım, sizin arkanızdayım, bu sene şampiyon olmamız lazım” dedi ve orada bir start alındı. Güzel maçlar oldu, son dakika galibiyetleri bizi ekstra motive etti ve sonunda da şampiyonluk geldi. 3 Temmuz sürecinde çok acılar çekmiştik artık hepsini geride bıraktık, inşallah daha güzel günler göreceğiz. SON DAKİKA GALİBİYETLERİNDE ERSUN HOCA'NIN PAYI BÜYÜK Son dakika gollerimize insanlar önce şans dedi ama bu maçların sayısı arttıkça öyle olmadıklarını gördüler. Bu son dakika galibiyetleri takımın her şeyini verdiğinin göstergesiydi. Takımı da zaten hep olumlu yönde etkiledi. Bir sonraki maç mesela skor berabereyken herkes gol arıyordu, yine olabilir inancımız hep vardı. Bu takımın azmini gösteriyordu. Vazgeçmemenin, inanmanın bir zaferiydi. Fenerbahçe’nin fizik olarak çok iyi durumda yorumlarına kesinlikle katılıyorum. Bizde bazı kulüplerde bazı sezonlar zaman zaman 70. Dakikadan sonra düşüş yaşarlar. Biz belki fizik kapasitemizi çok yükseltmedik ama düşmeyi hiç yaşamadık. Bu da şampiyonlukta emeği çok büyük olan Ersun hocamızın başarısıdır diye düşünüyorum. O yüzden son dakika galibiyetlerinde Ersun hocanın da payı büyük. ERSUN HOCA'NIN PROGRAMINA ÇABUK UYUM SAĞLAYAMADIK Aslında Ersun Hocanın çalışma programlarına çabuk uyum sağlayamadık. Aramızdaki toplantılarda Ersun Hoca bize “Ben futbol için, antrenman bilimi için çevrilmesi gereken bir sayfa varsa çevirmişimdir, emin olun. Siz benim dediklerimi yapın sonunda başarı gelecektir” derdi. Hocamızın futbolda bilmediği bir şey yok. Bizim antrenmanlarımızı izleyen biri Ersun Hocanın bize neler kattığını çok rahat görebilir. Ersun hoca gibi futbol konusunda bu kadar başarılı insanları ülkemizde yükseltmemiz gerekiyor. Sonuçta ortadaki başarıda belli. Ben Ersun Hoca ile çalışmaktan çok memnunum. Sezon başında hemen alışamadık çünkü çok ağır antrenmanlar yaptık. İlk 2 hafta neredeyse topa dokunmadık. Fenerbahçe takımının zaten bir yeteneği var. Fiziki olarak yükselmemiz gerekiyordu. Ersun hocada bunu başardı. Ersun hocanın devam etmesiyle ilgili karar verecek insanlar biz değiliz. Başımızda bir yönetim var, başkanımız var. Onların ve hocanın kararı olacak. İnşallah kalır. Fenerbahçe için çok güzel şeyler başardı, şampiyonluğu getirdi. Umarım devam eder. Başkanımız sadece birilerini yükseltmek yada fırça atmak için değil, bende sizin yanınızdayım mesajını vermek için müsait olduğu hemen her zaman Samandıra’ya geldi. Bizi bırakın Türkiye’ye ilk defa gelen yabancı oyuncularımızda Aziz başkan için “O bizim babamız” diyebiliyor. Fenerbahçe’ye hayatlarını adadıklarını gördükleri için Aziz başkanı bu kadar seviyorlar. Tabi ki Can Bartu, Lefter bizim için bir efsane. Onlar zaten her zaman anlatılacak. Ama benim bir oğlum var 2,5 yaşında. İnşallah bir tanesi daha gelecek. Bende onlara Aziz başkanı anlatacağım. Onun ne kadar büyük bir Fenerbahçeli olduğunu, Fenerbahçe adına her şeyini adadığını, her zaman iki lafından birinin Fenerbahçe olduğunu, böyle bir insanın takımında oynamanın gurur verdiğini anlatacağım. Gerçekten çok büyük bir başkan. Sıkıntıları hala devam ediyor inşallah mutlu sonla bitecek bu durum. Geçen sene 10 asist yaptım, 4 gol attım. Bu sene ise sadece 4 asist yaptım. Bunun da en büyük nedeni Caner’in bu seneki performansı. Üzerimdeki yükü büyük ölçüde azalttı. Bu sene durduramıyoruz Caner’i. Değil biz hiçbir takım durduramadı. İnşallah sözleşmesini de yeniler ve bizle beraber olmaya devam eder. DOKTOR BENİ UYUTSUN DAHA İYİ İnsanlar Gökhan neden bu kadar çok sakatlanıyor diye söylüyorlar ama bir ikili mücadelede ayağıma topu uzatmasam, kendimi bu kadar zorlamasam sakatlanmam. Mesela arada kalan bir topa belki profesyonellik gereği ayağını sokmaman lazım ama ben biraz amatör düşünüyorum. Sahanın her yanında elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Benim için en kötü şey kenarda olmak, maçı orada izlemek. Sakat yada cezalıysam doktor beni uyutsun daha iyi. Kenarda izlemeye dayanamıyorum. Benim ağrı eşiğimde biraz yüksek olduğu için başka arkadaşlara oranla ağrılara daha çok dayanıyorum. Sonuçta her şey takım için. EN ÖN PLANA ÇIKAN CANER ERKİN Bu sezon Türkiye liginde ön plana en çok Caner çıktı. Sow, Emenike, Webo ve Kuyt 4’lüsü kimse göz ardı edemez ama Caner en ön plana çıkan isim oldu. BUNLAR TARAFTAR DEĞİL Karabük maçı bizim için bir ders niteliğindeydi. Eskişehir ve Sivas maçlarını kayıpsız geçsek şampiyonluğumuzu belki daha erken ilan edecektik. Ama orada kayıp yaşayınca yeniden bir araya geldik, toparlandık. Trabzon maçı sonrası şampiyonluktan iyice emin olduk. Soyunma odasında herkesin yüzündeki hırsı görünce tamam dedim. Bizi artık kimse yakalayamaz. Rakiplerimizin de o maçtan sonra bizi takip etmeyi bıraktıklarını düşünüyorum. Trabzon maçında yaşananları anlamıyorum. Bir kulübe kızgın olabilirsin. Tepki gösterebilirsin ama sahaya girmeye çalışmak ne demek. İnsen ne yapacaksın. Futbolcuları mı keseceksin, doğrayacak mısın? Ne yapacaksın. Amaç ne? Anlayamıyorum. Volkan’ın elinde gözüken taşı sahaya niye atarsın. Ölmesini mi istiyorsun Volkan’ın. Burada tüm Trabzon taraftarından bahsetmiyorum. Ama bunları yapanları stada sokmayacaksın. Bunlar taraftar değil. Kendi seyircimde aynı şeyi yapsa yorumum aynı olur. 'TÜRKİYE'Yİ TER EDELİM DAHA İYİ' DEDİK Eskişehir ve Sivas kayıplarından sonra Gençlerbirliği maçı öncesi, eğer burada şampiyonluğu verirsek kimseye bakacak yüzümüz olmayacağını, sokağa bile çıkamayacağımızı, Türkiye’yi terk edelim daha iyi dedik. Zaten çıktık Gençlerbirliği’ni mağlup ettik, ardından Trabzon maçı ve artık herkes inandı. Maçların gerginliğinden dem vuruyorsak Beşiktaş maçında da bunun olması lazımdı ama olmadı. Bilic ile yaşadığımız güzel diyalog ortada. Rakip takım futbolcusundan bir terbiyesizlik olmadı, bizden de olmadı. Sonuçta da maç güzel bir şekilde berabere bitti. Ama başka bir takım olsa aynısının olacağını düşünmüyorum. İnsanlar futbolun bir eğlence olduğunu unutmaması lazım. Caner’i Beşiktaş maçında yaptığı centilmenlikten dolayı niye eleştirilim ki. Sahadaki futbolcuların hiçbirinin bilmediği bir kural nedeniyle Caner öyle bir hareket yaptı. Bizde sonra öğrendik karar doğruymuş ama hiçbirimiz bilmiyorduk. Caner doğru davrandı orada. SELÇUK İNAN'IN BİZİM TAKIMDA OLMASINI ÇOK İSTERDİM Önce Akhisar’ın sonrasında Karabük’ün bizi alkışlaması çok güzel. Burada en büyük payı Hamza hocaya vermek lazım. Zaten Türkiye’de herkesin duyduğu bir isim. Kendisine yakışanı yaptı. Bizde böyle bir durumda olsak bizde alkışlarız. Niye yapmayalım. Futbol öyle bir şey ki, kimi zaman sizi vezir kimi zaman sizi rezil eder. Selçuk İnan, Galatasaray’ın bundan önceki 2 şampiyonluğunda bana göre %75 payı olan adam. Bizim maçta ona yapılan protestoyu hak ettiğini hiç düşünmüyorum. Bende ona orada destek olmadım istedim. O da benim gibi duygusal bir insan. Bizim takımda da olmasını çok isterdim. O maçta sadece Selçuk’a destek olmak istedim. CANER'İN PEROFRMANSINA YAKIŞIR BİR GOLDÜ Emre abinin Kasımpaşa’ya attığı gol mükemmeldi. Caner’in Kayserispor’a attığı gol inanılmazdı. Duran bir top değildi. Caner’in sezon performansına yakışır bir goldü. Mehmet Topal’ın Akhisar’a attığı gol çok güzeldi. Belki hepsi aklıma gelmiyor bizim adımıza sezonun en güzel golleri bunlardı. MANCINI DÜRÜST Bİ İNSAN Karabükspor maçında yaptığımız kağıt esprisine bazıları çok fazla alınmışlar. Hala aynı hataları yapmaya devam ediyorlar. Maçtan 2-3 gün önce bize yapılan bir terbiyesizlik vardı. Paylaşılan videoda edilen küfürleri herkes biliyor. Biz en azından böyle bir şey yapmadık. Emre abide Mancini’nin çok iyi bir insan olduğunu daha önce 2 sene çalıştığını. Eğer böyle bir şey yaparsak, insanların ona yorabileceğini, ayıp olabileceğini söyledi. Bizde maçtan sonra gerekli açıklamayı yaparız, onunla alakası olmadığını söyleriz dedik. Mancini de zaten daha önce şampiyonluğu bizim hak ettiğimizi söyleyen, dürüst bir insan. Biz bunu sadece bize yapılan bir terbiyesizliğe cevap vermekti. Küfür etmeden biz espri yapılsa biz kabulleniriz. Mancini ile alakası yoktu bunun. Güzel bir espriydi, insanlarından buna ekran başında güldüklerini düşünüyorum. Küfür, terbiyesizlik olmadığı sürece böyle kaliteli esprilere varım.Maraton
Aziz Yıldırım: "Paralı Köpekler, Ahlaksızlar"
Aziz Yıldırım, şampiyonluk konuşmasında Alex lehine tezahuratta bulunan taraftarlara sahneden 'paralı köpekler' dediFenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, şampiyonluk konuşması yaparken GFB grubunun Alex de Souza diye bağırması üzerine çılgına döndü. Yıldırım GFB grubuna 'Sizi bir daha stada sokmam. Paralı köpekler, ahlaksızlar' diye bağırdı. Aziz Yıldırım, Alex de Souza tezahüratları sonrasında “Yeter artık. Burada bir takımın şampiyonluğu nu kutluyoruz. Bir şahsı Fenerbahçe’nin züerine çıkarttınız. Alex’i ben aldım siz yuhaladınız. Yeter artık bu çocukların emeklerini hiçe sayıyorsunuz…Sizi bir daha stada sokmam. Paralı köpekler, ahlaksızlar” diye bağırdı. Yıldırım’ın bu sözleri stattan büyük alkış alırken GFB grubu meşaleler yaktı ve Alex diye bağırmaya devam etti. Yıldırım yerinden hareket ederkek tribüne doğru hareketlendi ve bir süre tribünleri izledi… Aziz Yıldırım daha sonra teşekkür konuşmasına devam etti…t24.com.tr
Reklam
Engin Altan Düzyatan ile Neslişah Alkoçlar Nişanlandı
Oyuncu Engin Altan Düzyatan dün akşam Hülya Koçyiğit'in torunu Neslişah Alkoçlar' ile nişanlandıNişantaşı’ndaki Frankie isimli mekanda evliliğe ilk adımı atan oyuncu Engin Altan Düzyatan ile Hülya Koçyiğit ’in torunu Neslişah Alkoçlar ’ın yüzüklerini eski Fenerbahçe Başkanı Ali Şen taktı. Sinem Vural 'ın Hürriyet’te yer alan haberine göre, aile büyükleri ve arkadaşlarının katıldığı törende Alkoçlar ve Düzyatan çifti, yaza düğün yapacaklarını söyledi. Nişanda bol bol dans eden çift, sevenleriyle toplu fotoğraf çektirdi.T24
Reklam
Fenerbahçeli Ünlüler 'Adalete Fener Yak' Projesi İçin Buluştu
Fenerbahçe Kulübü'nün 'Adalete Fener Yak' kampanyası kapsamında sarı-lacivertli takıma gönül vermiş birçok ünlü bir araya geldi. Türkiye'de 3 Temmuz dönemi ile başlayan ve Türk futbolunu derinden etkileyen şike skandalında Fenerbahçeli taraftarların takımına olan destekleri gün geçtikçe devam ediyor. Özellikle Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'a yönelik başlatılan ve adına 'Adalete Fener Yak' denilen imza kampanyasında sarı-lacivertli camia ve taraftarlar desteklerini her platformda göstermeye çalışıyor. Bu destek için yapılan son proje ise birçok Fenerbahçeli ünlünün bir araya gelmesiydi. Aralarında Cem Yılmaz, Kıraç, Şebnem Ferah ve Fenerbahçe taraftarı olmayan Okan Bayülgen gibi isimlerin bulunduğu videoda ünlü isimler adalet çağrısında bulunuyor. Adilce yeniden yargılanma çağrısında bulunan bu isimler hükümeti, iktidarı, Anayasa Mahkemesi, Sivil Toplum Örgütlerini ve bütün halkı Adalet için Fener yakmaya davet etti. Eurosport
Günümüz Liselilerinin Hayatında Rastlamadığı 49 Şey
2000 yılında doğanlar önümüzdeki sene liseye başlıyorlar. Artık değil 80'lerde, 90'ların sonunda olan şeyleri bile bilmeyen bir nesil geliyor. 'Bunları bilen liseli olamaz' şiarından hareketle bir liste derledik. 'A şu yok', 'a bu da yok', vs. diyeceğinizi biliyoruz ama maalesef 1000 maddelik bir liste yapsak bile eksikler olacağının da farkındayız. O nedenle bu gözle bakın bakalım ne kadar liseli değilsiniz.
Reklam
Galatasaray 14 Yıl Aradan Sonra Şampiyon Oldu
Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi'nde 2013-14 sezonu şampiyonu Galatasaray Odeabank oldu. Ezeli rakibi Fenerbahçe'yi Abdi İpekçi'de deviren Cimbom sezonu şampiyon tamamladı. Türkiye Bayanlar Basketbol Ligi'nde 2013-14 sezonu şampiyonu Galatasaray Odeabank oldu. Ezeli rakibi Fenerbahçe'yi Abdi İpekçi'de 73-54 deviren Cimbom sezonu şampiyon tamamladı. Gazetesport
Natali AVAZYAN'ın Albümünden 31 Eski İstanbul Fotoğrafı
Natali Avazyan Twitter hesabından Türkiye'nin 81 iline ait çok özel fotoğraflar paylaşıyor. Biz de sizler için bu özel koleksiyonun İstanbul fotoğraflarından belli başlılarını derledik. Yanına da günümüze ait fotoğrafları koyduk ki değişime tanıklık edin.  Günümüze ait fotoğraflar birebir o mekanın fotoğrafı olmayıp, yakın yerlerden çekilmiş fotoğraflarıdır. Fotoğraflara bakarken bunu göz önünde bulundurmanızı rica ediyoruz.  Daha çok fotoğraf için: https://twitter.com/NataliAVAZYAN
"Yakışıklı Erkek Yoktur, Çirkin Erkek de Yoktur..."
Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal şampiyonluk yemeğine neden katılmadığını açıklarken, merak edilenleri de yanıtladı.Çaykur Rizespor karşısında aldığı puanla şampiyonluğunu ilan eden Fenerbahçe'de gece yapılan kutlamalara katılmayan Ersun Yanal'ın daha önceden belirlenmiş programı olduğu ve Antalya'ya gittiği ortaya çıktı. Başkan Aziz Yıldırım, yöneticiler ve futbolcuların katıldığı şampiyonluk kutlamasında yer almayınca hakkında çeşitli iddialar ortaya atılan Yanal, Skorer'den Cemal Ersen’e konuştu. Başarılı teknik adam niçin gecede olmadığını şu sözlerle açıkladı: 'Doğaçlama gelişen bir organizasyon olmuş. Planlanmış değildi. Benim de günler öncesinden yaptığım bir planım vardı. Gece Antalya'ya uçtum. Gitmeden önce sayın Başkanım Aziz Yıldırım ve Mahmut Uslu bey de aradılar. Onlara da aynı şeyi söyledim. İstanbul'da kalmış olsam tabii ki futbolcularımla bir arada olup eğlenmek isterdim. Bizim aramızda dargınlık kırgınlık olabilir mi? Bu tip dedikoduları çıkaranlar ayıp ediyor. Biz yakaladığımız başarının tadını çıkarmak isterken yaptıklarına bakın..' Gelecek sezon Fenerbahçe'yi çalıştırıp çalıştırmayacağına dair sorumuza ise Yanal şu yanıtı verdi: 'Başarının alternatifi olur mu? Başarılı mıyız. Evet. Ben de elbette devam etmek daha büyük başarılar kazanmak istiyorum. Başkanımız ve yöneticilerimiz de sanırım böyle düşünüyor. Kimse merak etmesin bizim aramızda problem olmaz. Son dönemlerde duyguğum bir söz var. Sana da söyleyeyim. Yakışıklı erkek yoktur. Çirkin erkek de yoktur. Başarılı erkek vardır. Sanırım anlaşıldı bu konu...'Eurosport
Reklam