Bora Farsak Yazio: Teletıp: Gelecek Erken Geldi
Bugün sizlere aslında dünya genelinde uzun zamandır var olan ve kullanılan, ülkemizde de yıllar içerisinde yavaş yavaş duyulmaya başlayan ama kovid pandemisi ile birlikte daha fazla telaffuz edilmeye başlanmış olan teletıptan bahsetmeye çalışacağım.TarihçeTeletıbbın  temelleri, telekomünikasyon teknolojisi ile atılmıştır. Yani 1876'da Alexander Graham Bell'in telefonu icat etmesi ile ve 1887'de Heinrich  Rudolf Hertzin ilk radyo sinyallerini bulması ile başlamıştır. İlginç bir şekilde 1925 yılında, Dr. Hugo Gernsback  teledaktili dediği radyo teknolojisi ve robot parmaklar kullanarak uzaktan hasta muayenesi konseptini ortaya atmış ama bu bir konsepti geçememiştir. 1950'de ilk kez Pensilvanya'da telefon aracılığıyla bir röntgen filmi aktarımı gerçekleştirilmiş ve 1964'te Norfolk'ta ilk teletıp linki kurulmuştur. Sağlık hizmetinin yeterli olmadığı banliyö ve taşraya  bu hizmeti ulaştırabilmek amacıyla Amerika'da sistem geliştirilmeye başlamış, daha sonra NASA ile yapılan ortak çalışmalarla bu iş astronotlara sağlık hizmeti verilmesi boyutuna ulaşmıştır.
Rıfat Kamaşak Yazio: Mış Gibi Yapan Ülke Çocuğu Olmak
Zordur! Hele içerisinde yaşamayı arzu ettiğiniz ülkenizin gelecekte daha fazla refah, özgürlük ve mutluluk üreten bir ülke olması hayaline sarıldıysanız, daha da zordur. Çok küçük yaşlarda hissetmiştim “mış gibi yapan ülke çocuğu olduğumu”… İstanbul Beşiktaş Barbaros Bulvarına doğru sahil yolundan dönerken trafik ışıklarının bulunduğu yerde tam yolun ortasında koca bir çınar ağacı vardı. Bütün yol o ağaca göre düzenlenmişti, tam yolun göbeğindeydi. Ağaca verdiğimiz önemi göstermek için o ağacın orada olduğunu düşünüp gururlanıyordum. Sonra özellikle geceleri bir sürü insan yolun tam ortasındaki o ağaca çarparak yaşamını kaybetti. Gencecik insanların yaşamları uğruna ağaçlarımızı ve yeşili koruyorduk. Buna benzer durumları birçok yerde görüyordum. İstanbul Kozyatağı’nda köprüye giden yolun tam ortasında iki ağaç benzer şekilde bir sürü yaşam kaybına, kazaya ve trafik yoğunluğuna yol açıyordu. Ama biz ağaçlarımızı koruyorduk, yeşile önem veren bir ülkeyiz falan derken birden zümrüt gibi ormanlarımızın korkunç bir hızla katledildiğinin farkına varmaya başladım. Seneler içerisinde rant için, üst ya da alt yapı için ya da kontrol edilmeyen, umursanmayan yeşil alanların bireylerce ırzına geçildiğine şahit olmaya başladım. Üç beş çınar ağacı göstermelik yol ortasında kesilmemek adına bırakılırken, hektar hektar orman alanlarımız yok ediliyordu. Uçakla seyahat ederken piste iniş ve kalkışlarda bu durum daha fazla gözle görülür hale gelmişti.
Bora Farsak Yazio: Kurşunun Önüne Atlamak
etiket
Dünya tarihine altın harflerle yazılmış bir geçmişimiz var aslında. Çağlar açıp çağlar kapatmışız. Ama benim gözümde en önemlisi Atatürk'ün evladı olmak, destansı bir şekilde Kurtuluş Savaşı'nın altına imza atmış olmak, gerçekten göğsünü kurşuna siper etmiş, Atatürk ve silah arkadaşlarının torunları olmaktır.
Reklam
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Evli, Mutsuz, Yabancı
etiket
Evlilik, biz onu kutsadıkça küçülüp yozlaşıyor mu ne? Aslında ne kadar akıl işi diye düşünmemek elde değil. Düşünsenize hiç tanımadığınız birinin tişörtlerinin takibinden, akşam yemeğinden, koltukta uyuyup kalmasından sorumlu olmanın neresi akli? Erkek tarafından bakarsak, duygularının ne zaman değişeceğini bilemediğiniz birine uyum sağlamayı sürdürebilmek kolay mı? Bakmayın böyle yazdığıma. Dünya evliliği hâlen en gönüllü tercih olarak kabul ediyor. Derdimiz, evlilik vesilesiyle statü arayışı, bazen hayatı her yönüyle paylaşmak, belki de kabul ve onaylanma isteğimiz olabilir. Kabul ve onayın altını çiziyorum, zira kabul yerini reddedilmeye bıraktığında o ilişkide kalmak son derece onur kırıcı olabiliyor.
Reklam
Levent Buda Yazio: Koyver Git
etiket
90’ların sonuydu sanırım, ilk o zaman tanıştım…Acil servis hekimi olarak çalışıyordum ve her çalışma gününde bolca kanama ile karşılaşıyordum…Es kaza bir yerde hızlı tarama testleri ile kan yoluyla bulaşan hastalıklar için test yaptırmıştım…Bir test şüpheli pozitif çıktı…Yahu yaşadığım neydi öyle, çok net hatırlıyorum…Çok karmaşık kaygılardan kaynaklanan endişeli düşüncelerle dolu bir gece geçirmiştim…Ertesi gün serum antikor düzeylerim Hepatit C için şüpheye gerek olmaksızın negatif çıkınca, rahatladım…16 Kasım Pazartesi günü tekrar bir benzerini yaşadım…
Uğur Batı Yazio: Sürü Psikolojisi Nasıl Çalışır?
etiket
1841’de basılan Extraordinary Popular Delusions and Madness of Crowds (Olağanüstü Kitlesel Yanılgılar Ve Kalabalıkların Çılgınlığı) kitabının yazarı Charles Mackay şöyle diyor: “İnsanlar, hep söylenildiği gibi sürü halinde düşünür, sürü halinde çıldırırlar, ancak akıllanmaları tek tek ve yavaş yavaş olur!”Aslında konuyu Mackay’in sözleri çok net özetliyor ama biz biraz kurcalayacağız. Bir gün Necip Fazıl Kısakürek’e çıkardığı mecmuanın kötülüğünü ifade kabilinden bir soru sormuşlar: “Herkes diğer mecmuaları (dergileri) alıyor, sizin çıkardığınız mecmuada bir sorun mu var ki satılmıyor?” Kısakürek çıkardığı derginin kalitesine o kadar emin ki, sürünün ne yaptığını umursamamış bile. Yapıştırmış cevabı. Tokat gibi: “Milyonların gittiği tuvalet kutsal olamaz.”
Reklam
Balon Balığının Zehri Kansere Umut Olabilir: Gramı 1 Milyon Eurodan Satılıyor
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Avlama ve İşleme Teknolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özoğul, balon balıklarında bulunan tetrodotoksin (TTX) zehrinin 1 gramının 1 milyon eurodan daha fazla olduğunu ve bu zehrin mikroorganizmalar tarafından üretilmesi için çalışmalara başlanıldığını kaydetti. Prof. Dr. Özoğul, 'Balon balığında bulunan TTX zehri, yurt dışında ileri seviyedeki kanser hastalarının ağrılarının dindirilmesinde kullanılıyor' dedi.
Özge Selçuk Bozkurt Yazio: Jenerasyonlarda Hayat ve Karantina
etiket
Kendi çocukluğunuzu bir düşünün... Ya o zaman covid olsaydı? Hadi gelin jenerasyonlara göre bu yaşadığımız karantina süreci, o günlerde aileyi, yapısını ve çocuk gelişimimi nasıl etkilerdi bir düşünelim. Hatta bu dönemlerin özelliklerini isterseniz hep birlikte “Mutlu Aile Saati Sohbetleri“ yapacağınız bir saatte konuşun. Çocuklarda farkındalık için çok da güzel bir konu. Hazırsanız başlayalım.  Şimdi gözünüzde canlandırın:
Reklam
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Biz İyi Hissetmezken Bizde Neler Oluyor?
etiket
Kendimizi iyi hissetmediğimiz, acı çektiğimiz zamanlar çoğaldıkça zihnimiz gezintiye çıkar. Tüm dikkatimiz geçmişin çözümsüzlüğü veya geleceğin tasarımsal korkunçluğundadır. Böylece şimdiki zaman terk edilen, ihmal gören olur. Anı yaşamak dediğimiz beceriden giderek uzaklaşırız. Temcit pilavı gibi sürekli ısıtılan, kesik, bozulmuş ama etkili anı parçalarıyla uğraşmak bir seçim midir, konuşalım mı?
Reklam
Bora Farsak Yazio: Herbokologlar
etiket
İnternete herbokolog diye girdiğinizde: Her şey hakkında yarı özgün fikirleri ve konuşabilme gücü olan, bir nevi içlerinde bitmek tükenmek bilmez, her şeyi bilen olmak isteyen ya da kendini her şeyi bilen olarak lanse eden kişiler herbokolog olarak adlandırıldıklarını görüyorsunuz.Bizim camiada da bunlar giderek artmaya başladı; sosyal medyanın, televizyonun gücü ön plana çıktıkça ünlü olmak isteyen, kendini ön plana çıkarmak isteyen bir şekilde kendilerinin ve işletmelerinin reklamını yapmak isteyenler bu mecralara taşınırken diğer taraftan da reyting kaygısı ve maddi kaygı içerisinde olan sabah programları da bu insanları koşulsuz davet eder, hatta düzenli davet eder hale geldiler.
Gökçen Erdoğan Yazio: Dil Her Şeydir
etiket
İspanyol meslektaşlarımdan biriyle 2021 için bir projeyi konuşurken bana, üzerine düşüneceğim bir şey söyledi: “Siz Türkler sosyal medyayı çok güzel ve efektif kullanıyorsunuz.”  Bizim memlekette analar evlatlarının kafasına vuruyor genelde bu sosyal medya batağına düştükleri gerekçesiyle ama demek ki dışarıdan başka türlü görünüyor.  Yıkılan yuvaların, anlamsız şöhretlerin, spekülasyonların, dijital şiddetin kaynağı olarak görenlerin epey fazla olduğu bir durumda, dilimizi bilmeyen ve çoğu şeyi anlamak için Google Translate’den destek alan bir İspanyol hekim, çok sosyal ve zeki bir İspanyol arkadaşımın bu yargısının neden ve nasıl oluştuğunu merak ettim. Doğrusu tüm olumsuz yanlarına rağmen ben de onunla hemfikirim. Ama ben kendi düşüncelerimin nedenini biliyorum, onunkine açım. Sordum.  Aldığım yanıtları, o sohbetin derinliğini size en samimi biçimde geçirebilmek amacıyla yazıyorum.  “Bir doktor, mühendis ya da öğretmenin, mesleğine dair etkileşim içinde olduğunu çok gördüm ama sizdeki kadar değil. İnsanlar uzmanlarla gerçek bağlar kuruyor, soru-cevaba, yoruma dayalı ve güven bağınız kuvvetli. Ayrıca bir profil asla yalnızca mesleki biçimde kullanılır, özel yaşam için kullanılır gibi keskin ayrımlarınız yok. Ülkenin siyasileri de en alt sosyal sınıflar da sosyal medyayı ikisinin bir karışımı olarak kullanıyor. Ve senden yola çıkarak da söyleyebilirim ki sosyal yaşamı, dünyayı, yaşayışı, evreni anlamlandırmak, yorumlamak konusunda çok cesursunuz. Ve bu olumlu anlamda bir cesaret. Benim alanım bu değil demiyor, kendi görüşünüzü paylaşıyorsunuz. Ve çok hızlı etkileşim alıyorsunuz. Çünkü kitleniz de cesur.”
Reklam