Tüm Dünya'dan 'Türk Saçına' Talep Yağıyor: Kilosu 10 Bin TL'ye Kadar Yükseldi
Türk kadınlarına özgü parlak, dolgun ve yumuşak yapıdaki uzun saçlar, güzelliğiyle peruk ve saç sektöründe son dönemde dünyada 'Türk tipi saç' olarak üne kavuştu. Kadınların saç stillerindeki değişim, artan boya ve kına kullanımıyla saçların doğallığını kaybetmesi gibi nedenlerden dolayı orijinal saç temini zorlaşan perukçularda, saçın kilosu 10 bin liraya yükseldi.
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Sürekli Öpüşüp Sarılmadan da Oluyormuş
Beş yüz kişi tarafından öpülmek ister miydiniz? Yanaklarınızda makyajdan eser kalmayana kadar. Size sarılan kişinin kim olduğunu bilmediğiniz halde… Pandemi öncesi gelin olmak işte böyle bir şeydi. Sadece gelinler mi, hepimiz gerekli gereksiz, bazen de samimiyetsiz herkesi öpme, sarma sarmalama töreninden kurtulduk. Son aylarda normal gribin bile çok çok azaldığını göz önünde bulundurursak, mesafeli yakınlık çok güzel oldu. İnsanın gerçekten özlediklerine, güvendiklerine yani istediklerine sarılabilme seçimi yapabilmesi mümkün olsa kaç kişi kaç kişiye sarılırdı çok merak ediyorum.
Buket Harıkçı Yazio: Zaman Seni Seçti, Sen Kendini!
İnsanlık 350 bin yıldır tek bir amaç için burada; yaşamak… Fakat artık onun ötesinde bir yerlerde. Estetik, güçlü, donanımlı, kariyerli ve sürdürülebilir mutluluk peşinde. Tüm bunlar için kırmak, çalmak, kabalaşmak ve hakikatten uzaklaşmak pahasına hem de...Şimdilerde insan; duyuları ve zekasıyla fark yaratmak ve bu farklılıklardan bir bilinç yaratarak rakiplerini elemine etmeye çalışmaktadır.Yeterlilik duygusu barındırmayan, hızlı yemek dürtüsüyle beslendiğini zannedip aslında kendi alnına kendisi ile silah dayamaktadır.Kendi dışında güç aramaktadır.Suçlu olduğuna inandırılıp yine kendi türdeşlerden destek almak için kliniklere gitmektedir.Vücudundaki ağrıların ve acıların müsebbibi olup, bunlarla mücadele etmeyi bilmeyen ve bunun için hastanelerde ömrünü geçirmektedir.
Almanya'nın Hanau Kentindeki Irkçı Terör Saldırısı Kurbanlarının Aileleri Korku Ve Tedirginlik İçinde
KÖLN (AA) - MESUT ZEYREK - Almanya'nın Hanau kentinde 19 Şubat 2020'de 4'ü Türk 9 kişiyi katleden ırkçı terörist Tobias Rathjen'in 73 yaşındaki babası Hans-Gerd Rathjen'in savcılığa yazdığı mektuplarda oğlunun suçsuz olduğunu iddia ettiği ve ırkçı ifadelerle mağdur aileleri ölümle tehdit ettiği ortaya çıktı.Saldırıda yaşamını yitirenlerin aileleri, AA muhabirine yaptıkları açıklamada, Hanau'da ırkçı terörist Rathjen'in babasının korkusuyla yaşadıklarını, bu kişinin şehirden uzaklaştırılması ya da korunmalarına yönelik taleplerinin yanıtsız kaldığını söyledi.Saldırıda yaşamını yitiren Gökhan'ın ağabeyi Çetin Gültekin, kanser hastası olan babası Behçet Gültekin'in bu acıya dayanamayarak 39. günde yaşamı yitirdiğini, geçen 11 ayda gözyaşı döküp acı içinde yaşadıklarını söyledi.Olayın iç yüzünü öğrenmek amacıyla bilgi talep ettiklerini belirten Gültekin, 'Geçen ay elimize 20 bin sayfalık bir dosya geldi. Buradan anladığımız kadarıyla bu katil zanlısının babası Nisan 2020'den itibaren savcıya 20'den fazla mektup yazmış. Bu dilekçelerde ırkçı teröre kurban giden çocukların resmini astırdığı için Hanau Belediye Başkanı Claus Kaminsky'i vatan haini ilan etmiş. Oğlunun suçsuz yere öldürüldüğünü belirtip, 'adaletin yerine gelmesi için daha çok yabancının ölmesi lazım' ifadesini kullanmış.' şeklinde konuştu.Gültekin, şöyle devam etti:'Olaydan sonra babasını hastaneye götürmüşlerdi, iki hafta sonra evine Mart 2020'de geri geldi. Polisler bizi arayarak babasının eve geldiği bilgisini verdi ve bir delilik ya da hata yapmamamız konusunda bizi uyardı. Biz de diyoruz ki 4. aydan 9. aya kadar oğlundan daha tehlikeli yazılar yazıp savcılığa, polise yolladıysa ve 'Oğlunun intikamı için daha çok yabancının ölmesi gerektiğini' yazdıysa ve oğlunun iki silahını geri talep ettiyse polislerin bize uyarıda bulunmaması gerekiyordu. Ama polisler 'sakın ondan intikam almaya kalkmayın' diye aradı. Polis, 'ırkçı katilin babası silahları istiyor, siz tehlikedesiniz' diye bizi uyarmadı. Eğer silahları almış olsaydı belki şu an ben de öldürülmüş olabilirdim. Yaşının 73 olduğunu belirten Rathjen, ölümü hak eden bu kişilerin öldüklerini yaşarken görmek istediğini ifade etmiş. Yani 'ben çok yaşlandım bunu görebilmem için bu yabancıları zaman kaybetmeden öldürmeliyiz' diyor. Hanau polis karakoluna dilekçe verip, bu adamın burada olduğu sürece hayatlarımızdan endişe ettiğimizi söyledik ancak polisler hiçbir önlem almadı. Bir kişinin tehlike oluşturması için silahı olmasına bile gerek yok, araca bindiği zaman bile insanların içine sürebilir. O kişinin ehliyeti olması bile onun için bir silah.'Yetkililerden o kişinin uzaklaştırılması ya da kendilerinin korunması yönünde talepte bulunduklarını aktaran Gültekin, 'Polis bizi korumadığı için biz sabah 05.00'ten akşam 09.00'a kadar güvenliğimizi sağlamak için o bölgede nöbete başladık. Almanya'da yaşıyoruz, yıl 2021, biz üçer saat, üçer kişi nöbet tutuyoruz. Bu adam dışarı çıkıp köpeğiyle üzerimize yürüyüp bizi tehdit etti, biz böyle bir tehlike içinde yaşıyoruz.' ifadelerini kullandı.Bilindiği halde önlem alınmadıHanau'daki saldırıda hayatını kaybeden Sedat'ın annesi Emiş Gürbüz ise yetkililerin kendileriyle yeterince ilgilenmediğini söyledi.Irkçı katil Tobias Rathjen'in bu katliamı yapacağının daha önceden belli olmasına rağmen önlem almayan güvenlik güçlerini eleştiren Gürbüz, 'Evladım göz göre göre diğer 9 kişiyle birlikte katledildi. Katliamdan sonra da yetkililer gelip anma yaptı ancak ondan sonra ortadan kayboldu ve bizimle kimse ilgilenmedi. Bizler bu olayı psikolojik sorunu olan bir kişinin tek başına yaptığına inanmıyoruz. Bu olayın arkasındakiler ortaya çıkarılmalı. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve adaletin yerini bulmasını istiyoruz.' şeklinde konuştu.'Silahı neden hala elindeydi?'Saldırıda yaşamını yitiren Fatih'in abisi Hayrettin Saraçoğlu ise 'Bu, büyük bir olay, olanları göz ardı etmesinler. Bu olay sırf bizi değil tüm Almanya'yı ilgilendiriyor. Bizim isteğimiz gerçeklerin ortaya çıkması. Ne amaçla oldu veya nasıl bir plan yaptı? Bunların sonuna kadar takipçisi olsunlar. Ben bu olayın uzun vadeli ve planlı yapıldığını düşünüyorum. Gidip silah eğitimi alıyor, olay yerine bakıyor, araştırma yapıyor, vuracağı yerlerin hepsini tespit ediyor.' değerlendirmesinde bulundu.Saraçoğlu, 'Daha önce manifesto yazmış polise bildirmiş yani bu kişinin silahı neden hala elindeydi ve nasıl olur da böyle bir insan silah eğitimi alır? Kardeşimize üzüldük, üzüntümüzü yaşıyoruz. Kanuni yollardan olayın takipçisiyiz.' dedi.19 Şubat 2021'in ırkçı terör saldırısının birinci yılı olduğunu hatırlatan aileler, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemlerine rağmen bu yıl sınırlı da olsa olayın unutulmaması için bir anma töreni düzenlenmesini istediklerini, bu törenin nasıl olacağı konusundaki görüşmelerin ise yetkililerle sürdürüldüğünü ifade ettiler.Irkçı terör saldırısında 9 kişi hayatını kaybetmiştiAlmanya'nın Hanau kentinde 19 Şubat 2020 gecesi iki kafeye düzenlenen ırkçı terör saldırısında, aralarında 4 Türk'ün de bulunduğu 9 kişi hayatını kaybetmişti.Özel harekat timinin düzenlediği operasyonda, saldırıyı gerçekleştiren ırkçı terörist 43 yaşındaki Tobias Rathjen ve 72 yaşındaki annesi evinde ölü bulunmuştu.Saldırgan Rathjen'in avcılık belgesi olduğu ve ardında bir mektupla video bıraktığı kaydedilmişti.Almanya Başbakanı Angela Merkel saldırıyla ilgili 'Irkçılık zehirdir, nefret de zehirdir ve bu zehir toplumumuzda vardır.' açıklamasında bulunmuştu.
Eylem Acar Yazio: Burun Dolgusu ile Ameliyatsız Burun Estetiği
Burun dolgusu yüzün çeşitli kısımlarında yüz gençleştirme ve ameliyatsız yüz estetiği uygulamalarında kullanılan dolguların, burun bölgesinde kullanılmasına verilen isimdir. Yani aslında işlem bir yüz dolgusu uygulamasıdır ve ameliyatsız estetik uygulamaları içerisinde yer alır. Yüz dolgusu ile ilgili tüm temel prensipler burada aynen geçerlidir.
Bilim İnsanları Kanserle İlgili 100 Yıllık Gizemi Çözdü
Kanser hücreleri ve bağışıklık hücreleri gibi hızlı büyüyen hücrelerin, faaliyetlerini güçlendirmek için görünüşte verimsiz olan bir yönteme başvurma nedeni, 100 yıldır gizemini koruyordu. Yeni çalışmada bilim insanları, ikna edici bir cevap üretti.
Bora Farsak Yazio: Unhappy Birthday Kovid-19
Dünya tarihinin en ünlü siması Kovid-19 ile henüz tanışmamış olsanız bile mutlaka ki kendisinden haberdarsınız. Sevgili dostumuzun doğum gününe çok az kaldı. Hepimizi, psikopat, insan düşmanı, herkese vebalı gibi bakan yaratıklar olmanın dışında Kovid bize aynı zamanda doğa ve dünya karşısında ne kadar çaresiz ve zavallı olduğumuzu hatırlattı. Hani çok güzel bir söz vardır: “Komünistlik parayı bulana, feministlik kocayı bulana, ateistlik uçak düşene kadardır” diye. Tam da o moddayız. Bana bir şey olmaz diyenler bir yandan da inşallah bana bulaşmaz diye dua ediyorlar. Delikanlılık yapıp eylülden evvel aşı olmam, hele bir yan etkileri görelim diyen ben bile, birkaç arkadaşımı kaybettikten ve çok değerli bir kardeşim şu anda yoğun bakımda hayat mücadelesi verirken, korkudan kuzu kuzu gittim ve aşımı oldum.
Haftanın En Çok Satılan Vegan İçerikli Kozmetik Ürünleri
Hayvansal kaynaklı veya türevi bileşenler barındırmayan vegan içerikli makyaj malzemelerinin en çok tercih edilenlerini senin için derledim.Üstelik ürünlerin bazılarında senin için bir sürpriz de saklı. NYX Professional Makeup ürünlerinde, 18-31 Ocak 2020 tarihleri arasında ONEDIONYX koduna 2. ÜRÜN 1 TL kampanyası fırsatı var! Bunun için tek yapman gereken Sepet adımında Promosyon Kodu alanına ONEDIONYX kodunu girmen.
Boğaziçi Üniversitesinde "Sitokin Fırtınası"Nı Önlemek İçin İlaç Çalışmaları Yapılıyor
İSTANBUL (AA) - Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Batu Erman, Kovid-19 hastalığında ortaya çıkabilen enflamasyonu (sitokin fırtınası) önlemek için yeni ilaç çalışmaları yapıyor. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, uzun yıllar yurt dışında genetik ve kanser immünolojisi alanında çalışmalarını sürdüren, Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü NIH'de çalıştıktan sonra 2004'te Türkiye'ye dönen Prof. Dr. Batu Erman, geçen yılın sonunda üniversite kadrosuna dahil oldu. İnsan bağışıklık sistemi üzerine yaptığı araştırmalarla kanser ve son olarak koronavirüs ilaçları geliştirmek için çalışmalar yürüten Erman, kurduğu yeni laboratuvarda koronavirüs için ilaç çalışmalarına Boğaziçi Üniversitesinde devam ediyor.TÜBİTAK ve ilaç firmalarından destekProf. Dr. Erman, birçok Kovid-19 ilacı projesinin aynı anda çeşitli ortaklıklarda devam ettiğini belirtti.TÜBİTAK'tan ve çeşitli ilaç firmalarından destek aldıklarını ifade eden Erman, şu bilgileri verdi:'İstanbul Üniversitesinden Prof. Dr. Ahmet Gül'ün yürütücülüğünde Koç Üniversitesi ve Bezmialem Üniversitesindeki çalışma arkadaşlarımız ve bir Türk ilaç şirketiyle birlikte 'Anakinra' adı verilen protein bazlı bir kanser ilacının üretimi için araştırmalarımız devam ediyor. Bu ilaç, bağışıklık sisteminin aşırı aktif hale gelmesi sonrası ortaya çıkan enflamasyonu (sitokin fırtınası) baskılıyor. Şimdi bundan yola çıkan TÜBİTAK destekli yeni projemizle 'Anakinra' ilacını koronavirüs enfeksiyonunu ağır geçirerek, enflamasyon gösteren hastalarda da kullanmak için çalışıyoruz. Yurt dışında bunun klinik araştırmaları sürüyor. Amacımız bu proteini ve buna benzer proteinleri Türkiye'de hem Boğaziçi hem de diğer üniversitelerin imkanlarını kullanarak ve aynı zamanda ilaç şirketleri ile iş birliği içinde endüstriyel skalada üretmeyi başarabilmek ve ağır koronavirüs hastalarında bu ilacın kullanılmasının önünü açmak.''Kansere karşı ilaç çalışmalarımız devam ediyor'Erman, kanser araştırmalarına da devam edeceğini ve kanser ilaç araştırmaları sayesinde elde edilen ilerlemelerin Kovid-19 ilaçlarının geliştirilmesinde avantaj sağladığını vurgulayarak, şunları kaydetti:'Kanser hücrelerinin içindeki genlerin nasıl değiştiğini anlamak için uzun yıllardır çalışıyorum. Bağışıklık sistemiyle kanser arasında yakın bir ilişki var. Çalışma arkadaşlarım eski bir Boğaziçili Adil Doğanay Duru ve Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Tolga Sütlü öncülüğünde ortak yürüttüğümüz bir araştırmada T ve B-Lenfositlerin dışında bir üçüncü kardeş olan Doğal Öldürücü Hücreler üzerine çalışıyoruz. Bu hücreler sayesinde kanseri hedefleyen yeni bir immüno-terapi yöntemi geliştirdik. Bunun patent başvurusunu yaptık ve lisanslama çalışmaları da sürüyor. T-Lenfositler kanserli hücreleri özgün olarak tanıyor, Doğal Öldürücü Hücreler daha rastgele hareket ediyor. Biz de Doğal Öldürücü Hücreleri, T-Lenfositlere dönüştürmeyi başardık. Cilt kanserinde (melanom) oldukça iyi sonuçlar elde ettik. TÜBİTAK destekli başka birçok proje yapma şansımız oldu. Kanser hücrelerinin içinde 'p53' adı verilen önemli bir protein var. Bu, birçok kanserde mutasyona uğruyor ve böylelikle hücre, kanser hücresine dönüşüyor. Bunu engellemeyi hedefleyen ilaçlar üzerine çalışıyoruz. Bunun dışında Türkiye'de bazı ilaç şirketiyle kansere karşı ilaç çalışmalarımız da devam ediyor. TÜBİTAK'tan aldığımız fonla Slovenya ile ortak bir projemizde devegillerden elde edilen 'Nano-body' adı verilen bir antikor geliştiriyoruz. 'Nano-body'lerimizi geliştirip bağışıklık sistemini güçlendiren bir ilaç olarak kullanmayı hedefliyoruz.'
Bakan Varank, Kovid-19'A Karşı Geliştirilen Vlp Aşısının Toksisite Testlerinin Yapıldığı Laboratuvarda İncelemelerde Bulundu:
ANKARA (AA) - SEVGİ CEREN GÖKKOYUN - Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı geliştirilen virüs benzeri parçacıklara (VLP) dayalı inovatif aşı çalışmalarından birinin toksisite testlerinin yapıldığı tesisi ziyaret etti. Aşının Faz-1 çalışmalarına geçilmesi için bu testlerin ara sonuçlarının çıkması gerektiğini belirten Varank, 'İnşallah planladığımız şekilde bu ay sonunda veya şubat ayının başında bu test sonuçlarının olumlu olmasıyla, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun (TİTCK) da onayıyla Türkiye'de bir aşı çalışması daha faz aşamasına geçmiş olacak.' dedi.Bakan Varank, TÜBİTAK'ın COVID-19 Türkiye Platformundaki bazı aşı ve ilaç projelerinin toksisite testlerinin yapıldığı laboratuvardaki çalışmaları yerinde inceledi. ODTÜ Teknokent OSTİM Merkezi'ndeki Kobay Deney Hayvanları Laboratuvarı AŞ'yi ziyaret eden Varank, şirketin kurucusu Veteriner Hekim Begüm Buğdaycı Açıkkol'dan yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi aldı.Varank, buradaki incelemelerinin ardından AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Kobay AŞ'nin Türkiye'nin ilk özel sektör GLP (iyi laboratuvar uygulamaları) sertifikalı laboratuvarı olduğunu söyledi.Kovid-19'un tüm dünyada bir sorun olarak ortaya çıkmasıyla, ülke olarak virüsle mücadele için bilimsel çalışmalar yaptıklarına işaret eden Varank, bu kapsamda Türkiye'deki bütün kabiliyetleri harekete geçirdiklerini vurguladı.Varank, devam eden ilaç ve aşı çalışmalarının önemli bir ayağını toksisite testlerinin oluşturduğuna dikkati çekerek, 'Bunları yapabilmeniz için birtakım standartları olan tesislere ihtiyacınız var. Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun'a dayalı İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi'nde buna benzer bir altyapıya sahibiz. Sağlık Bakanlığımız da bu şekilde GLP sertifikası olan toksisite testlerini yapabilen bir tesise sahip ama biz gördük ki aslında Türkiye'de de bu alana yapılmış bir özel sektör yatırımı da var.' diye konuştu.Laboratuvarda gerçekleştirilen çalışmalara değinen Varank, şu bilgileri verdi:'Virüs benzeri parçacıklara dayalı dünyadaki en inovatif aşı çalışmalarından birinin toksisite çalışmalarını GLP sertifikasını almış bu tesiste yapıyoruz. Bu aşıyla ilgili Faz-1 aşamasına geçmek için bu testlerin ara sonuçlarının neticelenmesi gerekiyor. İnşallah planladığımız şekilde bu ay sonunda veya şubat ayının başında bu test sonuçlarının olumlu olmasıyla, TİTCK'nin de onayıyla Türkiye'de bir aşı çalışması daha faz aşamasına geçmiş olacak. Sağlık Bakanlığımız da konuyu çok sıkı takip ediyor.''Bilimsel alanda büyük kabiliyetlerimiz var'Varank, tesisin bir genç girişimcinin fikriyle ortaya çıktığını ifade ederek, 'Türkiye'de özel sektörün böyle stratejik bir alana yatırım yapmış olması, dünyadan bu firmayla çalışmak için tekliflerin gelmesi benim de merakımı cezbetti. Bu tesisleri gördüm, GLP sertifikalarını almalarından dolayı kendilerini tebrik ettim.' değerlendirmesinde bulundu.Türkiye'nin bilimsel alanda büyük kabiliyetleri olduğunu, bunun aşı ve ilaç çalışmalarında görüldüğünü vurgulayan Varank, şunları kaydetti:'Türkiye'deki hep beraber ayağa kaldırdığımız kapasiteyle beraber önümüzdeki dönemde ülkemizi sağlık alanında da güçlü bir ülke olarak görebileceğiz. Ankara'da böyle bir tesisin bulunmasından ve bir genç girişimci tarafından hayata geçirilmesinden memnuniyet duyuyorum. Burada diğer aşı çalışmalarıyla ilgili de testler yapılıyor. Böyle tesislerin sayısını artırarak tüm Türkiye'ye ve bölgeye hizmet etmeye devam edeceğiz.''Türkiye'nin ilk deney hayvanı ihracatını gerçekleştirdik'Begüm Buğdaycı Açıkkol da 'Türkiye'de Deney Hayvanı Üretim ve Araştırma Laboratuvarını Kurmak Projesi' ile 'Bir Fikrin mi Var?' yarışmasında birinci olduğunu söyledi.Özel sektörün ilk deney hayvanı üretim laboratuvarını 2008'de kurduğunu dile getiren Açıkkol, bir yıl sonra da TÜBİTAK desteğiyle Ar-Ge çalışmalarının yapılabileceği Yerel Etik Kurul kapsamında araştırma laboratuvarını kurduklarını bildirdi.Açıkkol, ulaşılamayan deney hayvanlarıyla ilgili ithalatları araştırmacıların hizmetine sunduklarına işaret ederek, 'Türkiye'nin ilk deney hayvanı ihracatını da Uruguay'a gerçekleştirdik. Macaristan'da bir ilaç firmasına Türk malı farelerin lisanslarıyla birlikte ihraç edilmesini ve çalışmalarda kullanılmasını sağladık.' dedi.Daha sonra iyi laboratuvar uygulamalarına odaklandıklarını vurgulayan Açıkkol, şöyle konuştu:'Altyapımızı 2017'den beri bu konuyla ilgili geliştirdik. Aşı çalışmaları başladığında da Türk Akreditasyon Kurumuna (TÜRKAK) başvurumuzu yaptık. GLP kapsamında değerlendirilen çalışmalarımızla ilgili geçirdiğimiz denetimlerin ardından sertifikamızı aldık. Kronik toksisite, tekrar doz toksisite, in-vitro ve in-vivo GLP çalışmalarıyla bu alanda da hizmet vermeye başladık.''İnsanlaştırılmış farelerde yurt dışı bağımlılığını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz'Açıkkol, Kovid-19’a karşı 4 aşı ve bir ilaç çalışmasının deneylerinin kendi laboratuvarlarında sürdüğünü belirterek, şu ifadeleri kullandı:'Yeni onaylanan TÜBİTAK projemiz kapsamında Prof. Dr. Güneş Esendağlı ile 'hümanize' fare üretimi gerçekleştireceğiz. Türkiye'de üretilen ve araştırmacıların hizmetine sunabilecek insanlaştırılmış fareler üreteceğiz ve araştırmacılar çalışmaları sonrasında geliştirdikleri aşıları bu fareler üzerinde denediklerinde insan gibi yanıt alabilir hale gelecekler. Bu konuda yurt dışı bağımlılığını tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Yüksek maliyetlerle ithal edilen bu fareleri düşük maliyetlerle araştırmacıların hizmetine sunacağız.'Kanser çalışmalarında kullanılan 'nude' farelerin de üretimini yaptıklarını söyleyen Açıkkol, 'Biz büyük bir üretim kapasitesine sahip olmadan önce nude fareler yurt dışından ithal ediliyordu. TÜBİTAK projemiz kapsamında nude farelerin üretimi, bakımı ve Ar-Ge çalışmalarıyla ilgili bir altyapı oluşturabildik. Yaklaşık 10 yıldan beri nude fareleri hem Kobay AŞ'de gerçekleştirilen araştırma çalışmalarında hem de diğer üniversitelerdeki araştırmacıların hizmetine sunulabilir hale getirdik.' dedi.Açıkkol, Bakan Varank'a ziyareti ve desteklerinden dolayı teşekkür etti.