Dedikodu Yapmanın Yararları ve İncelikleri
Başkalarının arkasından konuşmak kariyerini mahvedebilir, ilişkilerini bozabilir ve ismine leke sürebilir. Ancak dedikodunun o kadar da kötü olmayan (hatta faydalı bile olabilen) tarafları var. Neler mi? “Magazin sayfaları, Twitter ve Facebook sağolsun, dedikodunun ne kadar iğrenç olabileceğini hep birlikte görüyoruz. Gossip: The Inside Scoop kitabının yazarlarından, Northeastern Üniversitesi Sosyoloji ve Kriminoloji Bölümü’nden Profesör Jack Levin ise, “Dedikodu, iş ve sosyal çevremizle bağlantı kurabilmemizin önemli yollarından biridir” diyor. Kötü niyetle yapılanları saymazsak, istihbarat almanın ve aktarmanın hiçbir kötü tarafı olmadığı gibi, duygusal ve fiziksel anlamda kendini iyi hissetmene faydası bile var. Michigan Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma da, dedikodunun insanlarla olan iletişimini güçlendirdiğini, ruh hâlini iyileştirdiğini ve stresi azalttığını ortaya koyuyor. Tabii düşüncesiz davranmadığın sürece… İşte güvenilir kaynaklardan öğrendiğimiz altın kurallar. Facebook profilinde yazanlardan daha fazlasını açık etmeyi kim ister? The Blame Game kitabının yazarı New Yorklu Psikolog Ben Dattner, küçük bir dedikodunun hızla yayılıp büyüyebileceğini söylüyor. Örneğin patronunun hakkında konuşuyorsan, sadece küçük bir detayla sınırlı kalmanda ve güvenilir bir arkadaşınla konuşmanda fayda var. Böylece daha büyük dedikoduların çıkıp patronun kulağına kadar gitmesini önlersin. Onun tuhaf yemek alışkanlıklarından bahsetmek çok zevkli olabilir ama asla çok kişisel bilgileri açıklama. Liposuction yaptırdığı ya da boşanmanın eşiğinde olduğu gibi. Özel ama olumlu olan haberleri yaymak (en iyi arkadaşının hamile olduğu ya da ofisten birinin terfi ettiği haberi gibi), sosyal çevrenle olan bağının sıkı olduğunu gösterir. Bir artısı daha var: Arkadaşının haberi kendi veremeyeceği durumlarda, ona destek olmuş olacaksın. Dattner, sadece iyi haberi bilen tek kişi olup olmadığına dikkat etmeni öneriyor. Ona şöyle diyebilirsin: “Senin adına çok heyecanlanıyorum! Bu gizli bir bilgi mi, yoksa duyurmaya başlayalım mı?” Gerçekten iş hakkında olduğu (örneğin ofis arkadaşının kötü kokan nefesi ya da berbat saç kesimiyle ilgili olmadığı) sürece, bazı ofis dedikoduları sana fayda sağlayabilir. Gossip kitabının yazarı Joseph Epstein, “Küçük dedikoduların sosyal değeri büyüktür. Ortaya iyi ve sosyal anlamda değeri olan bir laf atarsan, sana geri dönüşü mutlaka iyi olacaktır” diyor. İş arkadaşlarından birinin Amerika’daki ofise transfer olduğunu öğrenirsen hiç durma; detayları paylaşmaya başla. Belki de bir fırsat yakalaman için sana da bir kapı açılır. Patronunu sektörle ilgili aydınlatmak ya da personelle ilgili bilgi vermek de, onun gözündeki yerini sağlamlaştıracaktır. Araştırmalar, dedikodunun düzgün yapıldığında ve bir grup sınırları içinde kaldığında son derece etkili olduğunu gösteriyor. Eğer bir arkadaşına bir konuda uyarıda bulunmanın zamanı geldiyse, bunu ortak arkadaşlarınızın yanında onu şikâyet eder gibi konuşarak yapma. Örneğin elbiseni lekeli olarak geri verdiğini ya da senden aldığı borcu hâlâ ödemediğini doğrudan söylemek yerine, bunu ekstra bir bilgi gibi paylaş: “Esra’nın düğününde Gülten’in giydiği elbise muhteşemdi. Bu arada Esra’ya ortak hediye almıştık ama Gülten bana para vermeyi unuttu herhalde…” Aynı zamanda arkadaşlarını da böylesi dedikodulardan koruyabilirsin. Levin, “İnsanlar sosyal çevresinde konuşulacağını bildiği zaman olumsuz davranışlardan daha uzak durur. İster inan ister inanma; davranışları denetlemek söz konusu olduğunda, dışlanma korkusu adaletin kılıcından daha caydırıcıdır” diyor. Eğer çeneni tutamıyorsan (insanlık hâli), ağzından çıkan sözleri iyi seç. Bir kadın hakkında dedikodu yapacaksan, hiç değilse anlattığın kişi bir erkek olsun. Knox College’ın araştırmalarında, insanların kendi cinsinden biri hakkında anlatılanlara daha fazla kulak kabarttığı ortaya çıkmış. (Muhtemelen kendi deneyimlerimiz hakkında bize faydalı ipuçları verebildiği içindir.) Dolayısıyla erkek arkadaşına bir kadının dedikodusunu yaptığında, muhtemelen sağda solda bunu anlatmayacaktır. Bir erkek hakkında sağlam bir dedikodun mu var? Bu durumda onu kız arkadaşlarınla paylaş. Anlatırken insanların beden diline de dikkat et. Gözlerini kaçırıyor, dudaklarını sıkıp geriliyorlarsa, bunları pek duymak istemediklerini anlayabilirsin. O zaman gevezeliğe bir son verip sohbeti daha hoş bir konuya çevir. Elbette en iyisi, bu tarz tepkilere yol açabilecek bir dedikoduyu kendine saklaman olur. Seninle ya da bir tanıdığınla ilgili çirkin bir iftirayı susturman gerektiğinde, bunu en hızlı şekilde yapmanın yolları:
Resimlere Doğum Yapan Ressam Yine Çıplak
Vajinasından çıkardığı boya kapsülleriyle resim yapan İsviçreli sanatçı Milo Moiré Basel’de yine olay yarattı. Geçtiğimiz Nisan ayında çok konuşulan bir sanat performansına imza atan Milo bu kez Basel Resim Festivali’ne çırılçıplak gelerek adından yine söz ettirmeyi başardı. Vücudunun çeşitli bölgelerine o bölgeye giyilen kıyafet isimlerini yazan Milo’ya müdahale festivalin görevlileri tarafından yapıldı. Sanatçının festivale çıplak girmesi ise yasaklandı.
İnternet Aleminde Dolaşan En Saçma ve En Açıklanamayan 33 Fotoğraf
İnternette dolaşırken aşağıda sıralanan fotoğraflardan bir tanesine mutlaka denk gelmişsinizdir. Ne amaçla çekildiği anlaşılamayan ve kesilikle açıklaması çok güç yapılabilecek garip fotoğraflara bir göz atın.İçlerinde anlamlı bulduğunuz yada ''şundan dolayı şöyle olmuş olabilir'' diye fikir yürüttükleriniz varsa lütfen yorumlarda bizleri de aydınlatın :)İyi eğlenceler dileriz...
Ehliyetini Nereden Aldığı Meçhul 15 Sürücü Tipi
Okullar kapandı, sınavlar bitti derken trafikte biraz rahatlama bekleyen şehirli şoförler ne yazık ki asıl sorunun kalabalık olmadığını yaşayarak öğreniyorlar. Mesele yoğun trafik değil, trafik yoğun olmasa da insanı çıldırtan kötü sürücüler. Hayatında şehir içinde direksiyon sallamış herkesin en az bir kez küfürlerinin hedefi olmuş 18 sürücü tipini huzurlarınıza sunuyoruz; Dikkat! Yola çıkacaklar için spoiler içerir :)
Dosya: Cumhurbaşkanı Gül'ün İlkleri ve Enleri
54.Hükümet'te Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü, 18 Kasım 2002'de kurduğu 58. Hükümet'te Başbakan, 2003-2007 yılları arasında 59. Hükümet'te de Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan dönemin AK Parti Kayseri Milletvekili Abdullah Gül, TBMM'de 28 Ağustos 2007'de yapılan oylamada Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, en çok ülkeye giden, en çok mevkidaş ağırlayan, en çok yurt içi gezisi yapan, yasaları en hızlı onaylayan Cumhurbaşkanı olarak kayıtlara geçti. İşte Cumhurbaşkanı Gül'ün görev süresindeki ilkleri ve enleri