Emrah Serbes Kamyon Dergi'de Yazdı: Hüzünlü Piç
İşler iyi de gitse kötü de gitse her zaman yanımda olan biri var. Beraber büyüdük onunla. Aynı okullara gittik. Aynı teneffüsleri bekledik. El ele tutuştuk karşıdan karşıya geçerken. Hâlâ birbirimizi kollarız yaya geçitlerinde. Sabah kalkarım başımda bekler. Yüzünde sanki başka bir dünyadan gelmiş gibi duran acayip tebessümüyle. Bence hiç çıkma o yataktan der, dışarıda berbat bir hava var. Pazardan dönen sinirli teyzeler var. Havada uçuşan serseri kurşunlar var. Ayrıca bütün şoförler yerli yersiz kornaya basıyor.Arkadaşlarla otururken gelir bazen. Bir parça uzakta durur. Benden başka seveni yok çünkü. Biz güldükçe kollarını kavuşturup küskün bakar. Büyük bir bilmişlikle de vardır o bakışlarında. Yine bana kalacaksın nasılsa der gibi başını sallar.Kuyrukta beklerken muhabbet ederiz genellikle. Kuyrukta beklemekten zevk alan tek insan diyebilirim. En son Üsküdar’da iki kilometrelik bir iftar çadırı kuyruğunda gördüm onu. Oruç tutmamasına rağmen.Kaleciye geri pasın serbest olduğu zamanlardan beri maça gidiyoruz beraber. Gelme, uğursuzsun diyorum, gene de geliyor. Kaç sefer yakaladım gol yediğimizde çaktırmadan sevindiğini. Takım tutmuyorum diyor ama biliyorum kimle oynasak onları tutuyor. Felaketlerden zevk alan bir mizacın mı var diye sormuştum bir seferinde. Gerçeklere tahammül edebilecek gücüm var demişti.Onunla ortak bir şeyler yapmanın da imkânı yok. Ben film seyretmek istiyorum o eski fotoğraflara bakmak istiyor. Sürekli eski günlükleri karıştırıyor. Tam bir şimdiki zaman düşmanı. On beş dakika öncesini bile özlüyor.Omzumun üstünden bakıyor yazarken. Dudak büküyor. Berbat bir yazarsın diyor. Neden diyorum. Maziye saygın yok diyor. İstikbalden haberin yok. Ayrıca üslubun berbat. On beş yaşında bir kızın anlayabileceği kadar bayağısın. Hiç Proust okumadın mı Allah aşkına? Ya ciddi bir şeyler yaz artık ya da bırak bu işleri bir kuruyemişçi açalım.Ne zaman berbat bir birahanenin önünden geçsek koluma giriyor, gel şurada oturalım diye ısrar ediyor. İstemiyorum, işim gücüm var diyorum ama dinlemiyor, kolumdan çekiyor. Paldır küldür giriyoruz içeri, iki bira söylüyorum mecburen. Ben içmeyeyim sağ ol diyor. İçmeyeceksen niye getirdin beni buraya diyorum. Lütfen garsonun önünde tartışmayalım diyor. Kafayı bulunca cep telefonumu elimden alıyor, kimseyi arama böyle güzel diyor. Nefret ediyorum yalnız ve sarhoş olmaktan. Hiç kimse yalnızken tam anlamıyla sarhoş olamaz, şahit gerekir sarhoşluk için. O zaman gel onu arayalım diyor. Benim hiç gururum yok mu, nasıl istersin böyle bir şeyi benden diyorum. Seni sevmeyen birini sarhoşken arayamazsın. Seni sevmeyen birini gece yarısından sonra arayamazsın. Seni sevmeyen birini öğleden sonra bile arayamazsın. Belki akşamüstü mesaj çekersin. Olsun yine de arayalım diye tutturuyor. Olmaz diyorum. Herkesin içinde çocuk gibi ağlamaya başlıyor. Ağzını kapatıyorum. Elimi ısırıyor. Şişeyle vuruyorum kafasına o zaman. Küsüp gidiyor. Birkaç gün gözükmüyor ortalıkta. Sonra ansızın çıkıp geliyor yine, hiçbir şey olmamış gibi sarılıyoruz.Neredeydin diyorum nasılsın iyi misin? Seni özledim diyor. Kalbini kırdıysam özür dilerim kardeşim diyorum. Önemli değil diyor, zaten kalbini İkea’dan almış, söküp takabiliyormuş. Ayrıca yalanlara inanmaya ihtiyacı varmış. Bütün çaresiz insanlar gibi. Bütün hasta yakınları gibi. Dağılan bir okul gibi.Hüzünlü piç diyorum ona ismini bilmediğimden. O da bana acemi piç diyor. Yok dünyadan haberin. Bir fabrika paydos ederken ortalığa çöken hüznü bilmiyorsun. Bilmiyorsun suya bırakılmış kâğıttan kayıkların gerçek anlamını. Rüzgârda uçuşan torbaları. Moloz dökülmüş arsaları. Bu hızla ölmeye devam edersek bütün dünya mezarlık olacak. Ama sen hâlâ ölümü kişisel bir şey olarak algılıyorsun. Herkes uzmanı olduğu konunun zalimi olmuş. Ben de mi diye soruyorum. Sen de diyor. Ama üzülme. Hiçbir şey bırakmayacağız arkamızda. Çekip giderken sırtımıza saplanacak bir çift göz olmayacak. Enkazımızı toplayıp öyle gideceğiz. Asgari centilmenlik toz olmayı bilmeyi gerektirir.Acılarımız da birbirine benziyor artık. Birbirine benzeyen parmaklar gibi ama. Her birinin eşsiz bir izi var. Bazen gözlerim doluyor karanlıkta. Ama fısır fısır konuşmaya başlıyor yine kulağımın dibinde, hiç susmuyor, ağlamama asla müsaade etmiyor. Her şey affedildi diyor, hiç ayrılmayacağız diyor. Keşke kadın olsaydın diyorum öyle konuştuğunu duyunca. Bu kış çok kar yağar belki beraber kayboluruz diyor o da bana. Söylediği her şeye inanıyorum o zaman. Gözlerimi kapatıyorum her yer bembeyaz oluyor. Yine el ele tutuşuyoruz iki çocuk gibi. Sessizce söz veriyoruz birbirimize. Sessizce verilen sözlere kim inanmaz.Emrah SerbesTwitter: https://twitter.com/KamyonDergiFacebook: https://www.facebook.com/KamyonDergiE-mail: kamyondergi@gmail.comWeb: http://kamyon.co/
Counter Strike Oynayanların Aşina Olduğu 14 Durum
Yılların eskitemediği popüler FPS oyunu Counter Strike (Türkçesiyle 'kantır'), 90'lı yıllardan bu yana halâ hayatımızda ve asla unutamayacağımız şeyler arasında yer alıyor. Eski maceraları hatırlamaya hazır mısınız?
Dizüstü Bilgisayar Kullanıcılarının Adı Gibi Bildiği 7 Durum
Dizüstü bilgisayarlar günümüzde çok kullanışlı istediğiniz yere götürebilirsiniz, elektrikler kesildiğinde hala (şarj dayanabilecek durumdaysa) komşulardan birinin wifi'sini kullanarak internete giriş yapabilirsiniz. Ancak bizi dizüstü bilgisayarlardan soğutan bazı durumlar da var.
8 Adımda Kurgusal Bir Evren Nasıl Yaratılır?
Selam yüce dostum! Warcraft, Wheel of Time, Lord of the Rings hatta Adventure Time'ın bile kendi evreni var. Onlara bakıp 'Ben de kendi evrenimi oluşturmak istiyorum!' diyorsan doğru yerdesin! Yaklaşık 6 yıldır bu işle uğraşıyorum ancak ben de daha çok acemiyim. Bu yüzden başka bir kaynaktan aldığımı Türkçe'ye çevirmek istiyorum.
Zengin ve Bekar Erkeklerin, İstanbul'da Tercih Ettiği 8 Mekan
Bir gün 'Kuş kadar maaşla çalış çalış nereye kadar? İki kelimeyi bir araya getiremeyen zırto hatunlar kraliçe gibi yaşarken ben neden doğalgaz faturasını düşünüyorum ya?' diyebilirsin; sen de haklısın, işin sırrı doğru zamanda doğru mekanda olup onunla karşılaşmak.
Hey Gidi Günler Dedirtecek 12 İnternet Çılgınlığı
İnternetteki maceramızın ömrü çok uzun değil. Ama yine de 56k modemin ömür çürüten yavaşlığından ortalama 8mb’lik bağlantı hızlarını yakaladığımız günümüze kadar her şey çok hızlı gelişti ve tüketildi. Peki bu zamana kadar internette neleri moda ettik ve nelerin artık işimize yaramayacağını düşünerek tarih olmasını sağladık, hatırlamak ister misiniz? İşte sizi nostaljinin derin sularında yüzdürürken kâh tebessüm ettirip kâh hüzünlendirecek modası geçmiş 12 internet çılgınlığı...Dikkat: Okurken yaşlandığınızı hissedebilirsiniz.
Mad Men'in Don Draper'ını Karizmatik Kılan 7 Özellik
Güzel bir karısı ve iki çocuğu olan ama buna karşın çapkınlıkta sınır tanımayan serseri ruhlu bir reklamcı desek, Don Draper hakkında biraz fikir edinmenizi sağlayabiliriz sanırım. Şimdiyse onu karizmatik kılan 7 özelliğe geçelim.