Düşünce Kalıplarını Yıkan '4661m2-Hapishanede Sanat' Adlı Projeden 18 Fotoğraf
Hayatta ikinci şanslar önemlidir. Aslında hapishaneler de bu sebeple vardır. Genel algının aksine hapishaneler, suçlu insanları bir deliğe tıkıp toplumda soyutlamak için var edilmemişlerdir. Asıl amaç suçlu insanları rehabilite edip topluma yeniden kazandırmaktır. Bu noktada suçun mahiyeti de önemlidir. Yanlış anlaşılmasın toplumda infial yaratan suçlardan bahsetmiyoruz. Aklınıza baklava çaldıkları için hapishaneye gönderilen çocuklar örneğini getirebilirsiniz. Velhasıl, çoğu hapishanenin, fiziki şartlarıyla insanları rehabilite etmekten oldukça uzak bir durumda olduğunu da belirtmek gerekir. '4661m2-Hapishanede Sanat' adlı projede işte bununla ilgili. İsveçre'de bulunan Lenzburg hapishanesinin, proje sayesinde hem içi hem de dışı bambaşka bir kimliğe bürünmüş. Projenin sahibi 'NEWERCREW' adlı ve bünyesinde Malik, Note, Onur, Chromeo, Shark, Ata Bozaci, Robert Proch, Nevercrew, Mizzo, Daniel Zeltner, David Monllor, Benjamin Solt, Lain, Ti, Sarah Parsons gibi önemli sokak sanatçılarına barındıran bir grup. Haklarında daha fazla bilgi almak ve çalışmalarını takip etmek için behance hesaplarını takip edebilirsiniz.
Ne Olursa Olsun Tüm Dünyaya Karşı İyi İnsan Olarak Kalmaya Çalışanların Bildikleri 21 Şey
Atıp tutmak kolay.Hiç tanımadan insanları yargılamak kolay. Zor olan iyi insan olabilmek, her şeye rağmen öyle kalabilmek.Birisinin yuvasına düşen ateşte ellerini ısıtıp, etrafa tükürüklerle karışık kötü sözcükler saçmak kolay. Zor olan, o ateşi bu topraklarda üşüdüğün halde söndürebilmek...İşte 'Ne Olursa Olsun Tüm Dünyaya Karşı İyi İnsan Olarak Kalmaya Çalışanların Bildikleri 21 Şey'
Avseq01: Hayatımızda Kısa Bir Süre Kalan “Görüntülü Yoğun Teker”in Maceraları
Anlamadınız değil mi? Avseq01 ifadesinin gören bazılarınız hemen anılara daldı bile. Ama yeni neslin “ne diyor lan bu dinozor” dediğinin farkındayım. VCD’den bahsediyorum. Bir Japon elektronik firması kanalı ile 1993 yılında kısa bir süreliğine hayatımıza girip, ardından yerini DVD’lere bırakan Video CD’lerden… Tahtakaleciler, Yazıcıoğlu iş hanı müdavimleri buradaysa başlıyorum.
2015 Yılının En Seksi Kadını: Ejderhaların Annesi Khaleesi!
Daenerys Fırtınadadoğan, Targaryen Hanesi'nin yaşayan son üyesi, Meereen Kraliçesi, Diyar'ın Koruyucusu, Büyük Deniz'in Khaleesi'si, Zincirlerin Kırıcısı, Ejderha Kayası'nın Prensesi ve ejderhaların annesi olan Emilia Clarke, yani nam- diğer Khaleesi, bütün bu ünvanlara bir yenisini daha ekledi: 2015 Yılının En Seksi Kadını!
109. Doğum Gününde Alman Filozof Hannah Arendt'e Ait 15 Etkileyici Söz
Hannah Arendt, Alman siyaset bilimcidir. Aslında pek çoğumuz onu felsefeci olarak da bilse de kendisi ömrü boyunca bu unvanı reddetmiş; felsefe 'bireyin kendisi'ne dair sorunlarla uğraşır, benim çalışmalarım 'tekil olarak insana değil, dünyada yaşayan ve dünyayı kaplayan insanlığa' odaklanmıştır diyerek kendisine siyaset bilimci denmesini tercih etmiştir. Her ne kadar o böyle düşünse de kendisi liberal, muhafazakar veya marksist gibi kategorilere göre tarif edilemeyecek felsefi vizyona ve politik görüşe sahip bir filozoftur. 14 Ekim 1906'da Almanya'da doğması gerçekten de Arendt'in yaşamında belirgin etkilere neden oldu. O, kendisini hiçbir zaman 'doğuştan bir yazar' olarak tanımlandı, 'yalnızca anımsamak ve anlamak için, böyle bir çağda yaşamış olması nedeniyle' yazdı. Döneminin en iyi okullarında klasik Yunanca ve Latince öğrenen, 20. yüzyıl düşüncesinde tartışılmaz bir öneme sahip Karl Jaspers ve Martin Heidegger gibi filozoflarla çalışma olanağı bulan Arendt, kısa bir süre sonra milyonlarca insanla beraber kendi yaşamını da bütünüyle etkileyen antisemitizm olgusuyla karşı karşıya geldi. Bir mülteci olarak önce Fransa sonra ABD'ye giden Arendt'in 'yerinden edilme' ile başlayan bu yeni yaşamı, siyaset kuramının en çarpıcı yapıtlarını verdiği zamanların da başlangıcına işaret eder. Arendt'in özellikle bugün için ilgi çekici yanı, pek çok açıdan farklı bir dünyada yaşamasına karşın çözümlemelerinin günümüzün hâlâ devam eden sorunlarına yönelik pek çok değerlendirmeyi içerisinde taşımasıdır. Onun üzerinde durduğu sorunlar, çeşitliliği bakımından pek çok değişik alanda yeniden incelenebilirse de, bugün bireyin sınır aşımına uğramış özel ve kamusal alan içindeki konumuna ilişkin görüşleri, küreselleştikçe eşitsizliğin ve ayrımcılığın da aynı ölçüde yayılarak dini ve etnik kökenli şiddete dönüşmesi konusundaki çözümlemeleri ve her şeyden önemlisi içerisinde bulunduğumuz koşulları yeniden düşünme çağrısı, günümüzün sözde haklı gerekçelerle her alanda yayılan şiddet olgusu düşünüldüğünde daha da önem kazanıyor. Martin Heidegger ile birlikte Marburg Üniversitesinde felsefe çalışan Arendt'in onunla uzun, fırtınalı romantik bir ilişkisi oldu. Bu ilişki, Heidegger'in Nazi sempatisi yüzünden zaman zaman eleştirilmiştir. Ayrılmalarına rağmen bir ömür boyu inişli çıkışlı arkadaşlıkları sürmüştür. İlişkilerinin bitmeye yakın dönemlerinde Hediegger'den istediği halde kopamayan Arendt, 10. maddede yer alan sözleri sarf etmiştir.
“Ağza Kürekle Vurma” Hissiyatını Kamçılayan Kalıplaşmış 16 Ayrımcı Cümle
Eskiden de böyle miydik biz? Farklı acılarımız, farklı sevinçlerimiz, bu kadar farklı düşüncelerimiz mi vardı? Acılarda dahi bir araya gelemiyor muyduk? Biri öldüğünde aklımıza önce “neci” olduğu mu geliyordu? Bir acıya üzülmek için bizden olması şartını mı arıyorduk? Bizim gibi düşünmeyen herkes terörist, bozguncu, anarşist, kafir miydi? Biz önceden de birbirimize sarılmadan evvel, onun hangi mezhepten olduğunu merak ediyor muyduk?