onedio
Buket Harıkçı Yazio: Arkadaşım
Arkadaş el aynası değil, boy aynasıdır.‘Seni tanımam için kim olduğunu söyleme, bir tane arkadaşını anlat bakalım’dır.Şikayetini dedikodu ile arttırmayandır.Ayıbı örten, üstünü kapatandır.Sen mahcup olma diye eğilip bükülüp meramını bile dile getirmeyendir.Kurnazca oyunlar kurmayan, kurduğunda da oyunun içine zorla çekiştirmeyendir.Oyuna katılmadığın için seni saf dışı bırakmayandır.        Tebrik ve takdir edendir.İknasız ve ispatsızlıktır. İncitmeden eleştirendir.Kaybetmekten korkandır.Beş kere düşünüp bir kere konuşandır.
Saraybosna'nın "Sporu Sanatla Buluşturan" Olimpiyat Müzesi Küllerinden Yeniden Doğdu
SARAYBOSNA (AA) - LEJLA BİOGRADLİJA - Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da 28 yıl sonra kapılarını yeniden ziyaretçilerine açan Olimpiyat Müzesi, sporu sanatla buluşturma misyonuna kaldığı yerden devam edecek.Saraybosna'nın Kış Olimpiyatları'na ev sahipliği yaptığı 1984 yılında açılan müze, Bosna'daki savaşta gördüğü hasar nedeniyle 1992 yılında kapılarını kapatmak zorunda kaldı. Bölgedeki 'tek olimpiyat şehri' Saraybosna'nın sembol yapılarından biri olan müze, kapsamlı bir restorasyon çalışmasının ardından adeta küllerinden yeniden doğdu.1984 Kış Olimpiyatları'nın düzenlendiği döneme dair fotoğrafların, spor aletlerinin, fotoğrafların, sporculara ait özel giysilerin ve tarihe tanıklık etmiş daha birçok özel eşyanın sergilendiği müze, ziyaretçilerini adeta geçmişte yolculuğa çıkarıyor.Lozan'daki Olimpiyatlar Müzesi örnek alındıMüze danışmanı Edin Numankadic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Olimpiyat Müzesi'nin oyunlarla aynı gün, 8 Şubat 1984'te açıldığını aktararak, savaşta hasar gören ilk kurumsal yapılardan biri olan müzenin 7 Nisan 1992'ye kadar faal olduğunu anlattı.Müzenin hasara uğraması nedeniyle içindeki eserlerin başka bir yere aktarıldığını söyleyen Numankadic, olimpiyatların 20. yıl dönümünde ise bu eserlerin yine olimpiyatlar vesilesiyle inşa edilmiş 'Zetra' Spor Salonu'nda sergilenmeye başladığını belirtti.Çek mimar Karlo Parzik tarafından 1903 yılında tasarlanmış tarihi müze binasının kapsamlı bir restorasyon sonrası 28 yıl sonra yeniden kapılarını açtığını dile getiren Numankadic, 'Saraybosna'daki müze, Lozan'daki Olimpiyatlar Müzesi örnek alınarak tasarlandı. Bir başka ifadeyle, burası sporun sanatla buluştuğu bir müze oldu.' diye konuştu.'Sporu sanatla buluşturan' tablolar da sergileniyorMüzede Saraybosna'nın ev sahipliği yaptığı 14. Kış Olimpiyatları'na hazırlık sürecinin de sergilendiğine aktaran Numankadic, dünyaca ünlü birçok ressamın sporu sanatla buluşturduğu tablolarının da ziyaretçilerin beğenisine sunulduğunu söyledi.Numankadic, müzenin hafta içi her gün ziyarete açık olduğunu belirterek, müzedeki en büyük ilgiyi olimpiyatların efsane isimlerinden Yugoslav Jure Franko'nun kayak takımlarının gördüğünü ifade etti.Müzede ayrıca, dönemin Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanlığını yürüten Juan Antonio Samaranch'ın giydiği montun da sergilendiğini kaydeden Numankadic, ziyaretçilerin müzede eski kayak takımlarından madalyalara ve akreditasyonlara kadar birçok özel eşyayı yakından görme imkanı bulacağını söyledi.'Olimpiyat şehri Saraybosna dünyayı selamlıyor'Saraybosna'nın, altın çağını yaşadığı dönemi Kış Olimpiyatları ile taçlandırdığı günleri anlatan müzede, ahşap kayak takımlarından sporcuların giydiği kıyafetlere kadar birçok eşyayı görmek mümkün.Müzenin ilk katında birçok ressamın sporun çeşitli dallarını fırça darbeleriyle tuvale yansıttığı tablolar dikkati çekerken, 'Olimpiyat şehri Saraybosna dünyayı selamlıyor' manşetiyle yayımlanan dönemin gazeteleri de bir başka detay olarak ön plana çıkıyor.İkinci katta ise Bosna Hersek'teki savaş zamanında (1992-1995) hasar gören müzeden çıkartılan yanmış bir altın madalya da sergilenirken, 1984'teki olimpiyatlara dair çok sayıda görsel de yer alıyor.
Reklam
Brezilya Dizilerini Aratmayan Entrikalarıyla Pembe Dizi Gibi Çizgi Film: Şeker Kız Candy
Bir çoğumuzun annelerimizle birlikte oturup kaçırmadan izlediğimiz bir çizgi filmdi Şeker Kız Candy! Gözleri sürekli yaşlı gezen Candy'nin başından geçen talihsiz olaylara en az onun kadar biz de üzülürdük. O aşık olunca biz de olurduk. Öyle ki Anthony mi daha yakışıklı yoksa Terry mi diye arkadaşlarımızla tartışırdık. Çocukluğumuzun asi prensesi Candy'den çok şey öğrendik. Brezilya dizilerini aratmayan entrikalarla dolu, pembe dizi tadında geçen bu çizgi filmde neler neler olmuştu en başından bir hatırlayalım. Hazırsanız, Şeker Kız Candy'nin dram dolu aşk hikayesine bir göz atalım...💃
Reklam
Reklam
Japonya, Petrol Sızdıran Gemiden Kaynaklanan Zararın Tespiti İçin Morityus'a Heyet Gönderecek
TOKYO (AA) - Japonya, Hint okyanusundaki ada ülkesi açıklarında karaya oturan ve petrol sızdıran yük gemisinin neden olduğu zararın tespiti için Morityus'a bir heyet daha gönderecek.Kyodo ajansının Japonya Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, yük gemisinin Morityus ekonomisine verdiği zararın telafisine dönük yeni bir yardım paketinin hazırlanması için uzman heyet oluşturuldu.Hafta sonu yola çıkması beklenen heyette, Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı personeli de yer alacak. Heyet, iki ay süreyle yardım paketinin kapsamına ilişkin çalışma yapacak.Japonya, Morityus'un deniz kazalarına karşı önlem ve müdahale kapasitesinin geliştirmesine yönelik iş birliği mekanizması oluşturulması için de bu ülkeye bir araştırma heyeti gönderecek. Japonya, gemiden sızan petrolün tahliyesi ve ortaya çıkan çevresel zararın büyüklüğünün hesaplanması için daha önce Mortiyus'a 3 ayrı afet yardım ekibi göndermişti.Dünyaca ünlü resifler etkilenebilirÇin'den yola çıkıp Singapur üzerinden Brezilya'ya giden Panama bandıralı gemi, 25 Temmuz'da resife çarparak karaya oturmuştu. 3 bin 800 ton fuel-oil ve 200 ton dizel yakıt taşıyan geminin 6 Temmuz'da petrol tankı çatlamış ve 1000 ton petrol denize sızmıştı.Tatil beldesi Pointe d'Esny açıklarındaki sızıntı, dünyaca ünlü mercan resiflerine ev sahipliği yapan Morityus'ta turizmi olumsuz etkiliyor.
"8. Boğaziçi Film Festivali" Başladı
İSTANBUL (AA) - Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün katkıları, Global İletişim Ortağı Anadolu Ajansının destekleriyle düzenlenen '8. Boğaziçi Film Festivali', sinemaseverlerle buluştu.'#HerŞeyeRağmen' sloganıyla ödüllü yapımların izleyiciye sunulacağı festivalin açılışı, dünyaca ünlü İranlı yönetmen Majid Majidi'nin 'Güneşin Çocukları' filmi ile yapıldı. Film, Beyoğlu ve Kadıköy sinemalarında akşam seansında gösterildi.Gösterim öncesinde konuşan festivalin Artistik Direktörü Emrah Kılıç, 'Majid Majidi'yi biz 5. yılımızda festivalimizde ağırlamıştık bugün de sevdiğimiz bir yönetmenden iyi bir film seçtik sizler için, umarım beğenirsiniz, iyi seyirler.' diye konuştu.Uluslararası Kısa Belgesel Film Yarışması'nda yer alan '3 Yol Ayrımı', 'Ceuta Kapısı', 'Ve Akşam Olur', 'Gözler Üstünde', 'Portakal Çiçekleri Tomurcuklanırken', 'Carthage Kartalları', 'Altın Düğmeler' ve 'Köpekler' filmlerinin gösterimleri Beyoğlu Sineması'nda, 'Odaklan Babaanne', 'Zana', 'Adliye' filmleri ise Kadıköy Sineması'nda gerçekleşti.Festivalde yer alan 'Nasipse Adayız' filminin gösterimi ise film ekibinin katılımıyla yapıldı.Etkinlik kapsamında yarın, Beyoğlu Sineması'nda 'Koku', 'Kumbara', 'Flaşbellek' ve 'Şeytan Yoktur' filmleri, Kadıköy Sineması'nda ise 'İçimdeki Ada', 'Vahşi Bölge', 'Kurye' ve 'Kız Kardeş' filmleri izlenebilecek.30 Ekim'de sona erecek festivalin ayrıntılı programına www.bogazicifilmfestivali.com adresinden ulaşılabilir.
Reklam
Reklam
Hülya Koçyiğit, "Ben Türkiye'yi Dünyanın Vicdanı Olarak Görüyorum"
İSTANBUL (AA) - Türk sinemasının usta oyuncularından Hülya Koçyiğit, Sultanbeyli Belediyesi tarafından düzenlenen söyleşide, Türkiye'yi dünyanın vicdanı olarak gördüğünü söyledi.Suat Köçer'in yönetimini üstlendiği, yeni tip koronavirüs tedbirleri kapsamında belediyenin Facebook hesabından canlı olarak yayınlanan söyleşide Koçyiğit, 'Hayatım Sinema' başlıklı bir konuşma yaptı.Usta oyuncu, şanslı ve bu şansını da zorlayan bir oyuncu olduğunu belirterek, 'Çok doğru yönetmenlerle, çok doğru projelerde beraber oldum. O nedenle filmografime baktığım zaman 'hep iyi ki bu filmi yapmışım', 'iyi ki bu film seyirci tarafından bu kadar ilgi görmüş' diye düşünerek, kendime 'iyi ki' payları çıkarıyorum.' dedi.'Sinemada benim ana konum hep kadın oldu'Oynadığı birçok filmin seyircilerle bütünleştiğini ve Türk kültürünü yansıttığını aktaran Hülya Koçyiğit, şöyle devam etti:'Bu filmler yarının nesilleri için de birer örnek. Seyrettiğimiz bir filmle, birçoğumuzun hayatı değişmiştir diye düşünüyorum. Ya da onlara bir yol göstermiş, ışık olmuştur. Çünkü kendi yolumuzu bulana kadar, başkalarının geçtiği yolları da bilirsek, onların tecrübesini kazanmış olarak adımlarımı atarız. Yani filmler, tiyatro eserleri, okuduğumuz kitaplar bizi insan olmaya hazırlıyor.'Koçyiğit, 1963 yılında girdiği Türk sinemasında bir süre sonra tecrübe kazandıkça ve yaşadığı toplumu, kadınları gözlemledikçe yer aldığı projelerden tatmin olmamaya başladığını aktararak, şunları anlattı:'Arayışlara girdim ve kendi kendime her zaman kadını öne çıkarmak istedim. Çünkü kadın toplumun her şeyi. Bugün yer yüzünde yaşayan 7-8 milyar insan da varlığını kadına borçlu. O zaman kadının mutlaka sağlıklı, eğitimli, üretimde, yönetimde söz sahibi olması gerekir. Bu nedenle sinemada benim ana konum hep kadın oldu. (Filmlerde) en sorunlu kadın kesimi olan, kırsal alanda yaşayan haklarının bile bilincinde olmayan ve de sağlığını koruyamayan kadınları işlemeye başladım. Daha sonra meslek kadınlarına da sıra geldi. Amacım varlığımın ve sinemanın etkisinin birleşmesinden seyircilere bir katkıda bulunmaktı. Bunu ciddiye aldım. Bu arayışla senaryolar yazdırdım. Kendi film şirketim 'Gülşah Film'i kurdum. Yapımcı oldum. Senaryo ve yönetmen seçtim. Bu filmler, seyircinin takdirini de kazandı. Ayrıca bana da hem ulusal hem de uluslararası ödüller kazandırdı. O nedenle hep 'iyi ki' deme hakkım var. Canlandırdığım karakterlerin hepsi gerçek hayattan birer tanıdığımız ya da göz ardı ettiğimiz, mutlaka seslerini duymamız gereken kadınlardı.''Gerektiği zaman bu topraklara canımı, kanımı veririm'Bugüne kadar çalıştığı tüm yönetmenlerin kendisi için birer öğretmen olduğunun altını çizen usta oyuncu, 'Onlar bir nevi hayat öğretmeni oldular bana. Onlar toplumumu tanımamda da bana önder oldular. Yol gösterdiler. Sinemanın ne kadar önemli bir dil olduğunu, Türk kimliğini koruyarak medeni dünyada da var olunabileceğini, bunun yolunun da sanatla ulaşmak olduğunu, özellikle de sinema sanatı olduğunu anlattılar.' diye konuştu.Koçyiğit, kendi dönemi içerisinde radikal denilebilecek projelerde yer aldığını, kişisel hayatı içerisinde de aynı yönde hareket ettiğini dile getirerek, şunları kaydetti:'Ben her zaman inandığımın arkasında dururum ve inandığım şeyi de dile getiririm. Gerektiği zaman bu topraklara canımı, kanımı veririm. Seve seve taşın altına elimi de koyar, risklere girerim. Bunda mantıksız, hayali bir risk yok. Kazanır mıyım, kazanmaz mıyım değil, bu ne olursa olsun bu ülkenin hayrınadır. Bu bir adanmışlık aslında. Ben 4 yıl devletin okuttuğu bir çocuktum. Bu ülkeye karşı borcumu hiçbir şekilde ödeyemedim, ödeyemeyeceğim de. Bu duygularla hep yaşadım. Ülkemin insanlarının daha mutlu, daha huzurlu olmaları için elimden ne gelirse diye birçok sosyal sorumluluk projesinde seve seve görev aldım ve hala da alıyorum. Ne kadar çok insana dokunabilir, ne kadar çok insanın yüzünü güldürebilirsem, hiçbir şey yapamazsam bile hatırını sorsam yine mutlu olurum.'Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı çok saygı duyduğunu ve onu takdir ettiğini ifade eden ünlü sanatçı, 'Yaptığı doğruların yanında duruyorum. Çünkü ülkemi düşünüyorum. Ülkemle ilgili sorumluluk hissediyorum. Bu ülkeye katılan her bir damla benim için saygı değer. Dolayısıyla ülkesine böylesine bir sevda ile hizmet eden Cumhurbaşkanımızın olmasından çok büyük gurur duyuyorum. Bir insan eserleriyle anılır. O da bu ülkenin her bir köşesine, geleceğe eserler bırakıyor. Aynı zamanda bütün dünyadaki mağdur insanlara da kucak açıyor ve hepimiz onlara yardım ediyoruz. Ben Türkiye'yi dünyanın vicdanı olarak görüyorum.' dedi.1 saat süren yayını, yaklaşık 5 bin kişi izledi.
Türkiye'nin İlk Uçan Arabası "Cezeri"Nin Uçuş Denemesine Şırnak Da Talip Oldu
ŞIRNAK (AA) - Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan ile Cizre Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Salih Sevinç, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin uçuş denemesinin Şırnak'ta yapılması talebinde bulundu. Baykar'ın geliştirdiği Türkiye'nin ilk uçan arabası 'Cezeri'nin, 15 Eylül'de ilk uçuş testleri başarıyla tamamlandı.Ünlü İslam alimi El Cezeri'nin adı verilen uçan arabanın uçuş denemelerinin, Cezeri'nin bilimsel çalışmalarını yürüttüğü Diyarbakır'ın tarihi Sur ilçesinde yer alan ve 'Diyarbakır'ın kalbi' olarak nitelendirilen Amida Höyük'te yapılması önerisinin ardından Şırnak da uçuş denemelerine talip oldu.Vali Pehlivan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 'Uçan araba Cezeri'ye İsmail Ebul İz El-Cezeri'nin doğduğu, yaşadığı ve bağrında türbesinin yer aldığı memleketi Şırnak Cizre'de ilk uçuşu yapmak çok yakışır. Ev sahipliği yapmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyarız.' ifadelerini kullandı. Cizre TSO Başkanı Sevinç de 'Cezeri'nin uçuş denemelerinin El-Cezeri'nin memleketi Cizre ilçesinde yapılması için Baykar Teknik Müdürü ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar'a davette bulundu.Sevinç, sibernetik alanının kurucusu kabul edilen, fizikçi, robot ustası bilim insanı ve lakabını yaşadığı ilçeden alan İsmail Ebul iz El- Cezeri’nin isminin verildiği 'Cezeri' için ilk uçuş denemelerinin Cizre ilçesinde yapılmasından büyük onur duyacaklarını aktardı.Diyarbakır da talepte bulunmuştu Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, dün Twitter hesabından, 'Diyarbakır hazır, heyecanla bekliyor. Cezeri denemelerinin Diyarbakır'ımızda yapılmasından onur duyarız. İki gururu bir arada yaşamak isteriz.' mesajını paylaşmış, 'Cezeri'nin 'Diyarbakır'ın kalbi' olarak nitelendirilen Amida Höyük'te uçuş denemesi yapması talebine, Bayraktar'dan da destek mesajı gelmişti.
Reklam