'The Other Woman' adlı filmde rol alan Kate Upton, rol arkadaşları Cameron Diaz ve Leslie Mann'ın şakasının kurbanı oldu'The Other Woman' adlı filmde birlikte rol alan Cameron Diaz, Kate Upton ve Leslie Mann, filmlerinin tanıtımına hızla devam ediyor. Son olarak Seth Meyer’ın televizyon şovuna katılan Diaz ve Mann, Kate Upton’a yaptıkları şakanın fotoğrafını paylaştı. İki ünlü oyuncu, uçuşları sırasında uyuyan Upton’ın yüzüne bıyık çizdi ve bu anı fotoğrafla ölümsüzleştirdi. 42 yaşındaki Mann, “Kate uçağa biner binmez uyudu. Ben asla uçaklarda uyuyamam. Bu yüzden çok sinirlendim” sözleriyle şakayı açıklarken Diaz, Upton’ın bıyığı çizdiği sırada kesinlike uyanmadığnı ‘biri bebek gibi’ uyuduğunu belirtti. posta.com.tr
‘Türkan Şoray ile Pazar Kahvaltısı’na katılan 40 yıllık dostlar Emel Sayın ve Selçuk Yöntem ‘selfie’ çekti. Yöntem programda okuduğu şiirlerle dinleyenleri mest etti MAGAZİN SERVİSİ Türk sinemasının ‘Sultan’ı Türkan Şoray’la Emel Sayın ve oyuncu Selçuk Yöntem kahvaltıda buluştu. 40 yıllık dostlar, keyifli bir sohbet, şarkılar ve şiirlerle unutulmaz bir programa imza attı. Eski dostlar, sanat hayatlarını, hatıralarını, birlikte yaşadıkları zor günleri, güzel günleri, geçmişten günümüze ne varsa konuştu. Milliyet
Kazandığı 500 bin TL'li ödülün yarısını işitme engelli çocuklara bağışlayacağını söyleyen Derya Büyükuncu'nun ABD'den villa aldığı ortaya çıktı.Survivor 2011 birincisi Derya Büyükuncu ortaya çıktı. Ünlü yüzücünün “işitme engelli çocuklara bağışlayacağım” dediği para ödülüyle ABD’den ev aldığı ileri sürüldü.ÖDÜLÜ ALIP ORTADAN KAYBOLDU2011 yılında Acunmedya tarafından düzenlenen “Survivor Ünlüler-Gönüllüler” yarışmasında türkücü Nihat Doğan’a karşı birinciliği elde eden ve 500 bin TL’lik para ödülü kazanan milli yüzücü Derya Büyükuncu, bir yıl kadar önce ortadan kaybolmuştu. Büyükuncu geçtiğimiz günlerde İstanbul’da bir AVM’de ortaya çıktı.BAĞIŞ PARASIYLA EV ALDIBüyükuncu, yarışmanın finalinde kazandığı 500 bin TL’lik ödülün yarısını işitme engelli çocuklara bağışlayacağını söylemişti. Ancak bu parayla ABD’de bir ev aldığı ileri sürüldü.Posta gazetesinden Müge Dağıstanlı'nın haberine göre yarışma sözleşmesinde de bu şekilde bir madde olduğu için Acun Medya’nın avukatları şimdi Büyükuncu’ya dava açmaya hazırlanıyor.
Vardır mutlaka onun, dilinize dolanan bir şarkısı… Nasıl olmasın ki bugün Sezen Aksu’dan Hande Yener’e, Gülben Ergen’den Sibel Can’a, Levent Yüksel’den Murat Boz’a dek pek çok sanatçıya bestelerini veriyor ve her sene müzik sektörüne yeni yeni şarkılar kazandırıyor. Geçtiğimiz senelerde “Hazine” ismini verdiği ilk albüm çalışmasıyla “yorumcu” kimliğini de işin içerisine katan Fettah Can, bu kez hayranlarının karşısına “Yalanlar Cumhuriyeti” adını verdiği albümüyle çıkıyor. Alışılagelmiş “celebrity” imajından çok farklı bir görüntü sunan ve bu durumu da “Ben kompleksiz bir adamım” diyerek açıklayan Fettah Can ile bir araya geliyor hayatını, müzik kariyerini ve hedeflerini konuşuyoruz. İşte, şarkılarını evrenselleştirmek isteyen, ünlü olmayı kaygan bir zemin üzerinde yürümeye benzeten, aslolanın şarkı olduğuna inanan ve “Bir gün benim dönemim de bitecek” diyen bir adamın pek de bilmediğiniz hikâyesi… Öncelikle yeni albümünüz hayırlı olsun. Bize biraz bu albümün doğuşundan bahsedebilir misiniz? Her albüm aslında şöyle başlıyor; bir şarkı ana fikir oluyor. “Yalanlar Cumhuriyeti” de öyle bir şarkı. Bir önceki albümüm “Aklımda Kalanlar” idi ve aslında bu projenin devamını getirmeyi planlıyordum. Yani daha önceden seslendirilmiş şarkıları bir daha okumayı planlıyordum. Sonra beş şarkıyı, bitmesine rağmen çıkarttık, içinde yeni şarkıların da olduğu bir albüm yapmaya karar verdik. Böyle olunca da “Yalanlar Cumhuriyeti” hemen albüme girmiş oldu. Onun dışında yine yeni şarkı olarak “Kalp Ağrısı” diye bir şarkı yer aldı albümde… Onun dışındaki bütün şarkılar daha önce seslendirilmiş şarkılar. Genellikle ben kendi şarkılarımı okumayı tercih ediyorum ama bu albümde hem “Yalanlar Cumhuriyeti”ni hem de “Kalp Ağrısı”nı Cansu Kurtcu ile beraber yaptık. 10 şarkıdan oluşan, her şeyiyle canlı çalınan, müzisyenlerinin duygularının geçtiği sıcak bir albüm oldu. Yeni albümünüzün tanıtımını nasıl yapmayı planlıyorsunuz? Albüm lansmanları yapmayı tercih etmiyorum. Bunun yerine doğrudan seyirciyle buluşmayı tercih ediyorum ki zaten benim albüm çalışmalarım devam ederken konserlerim sürüyor. Sanatçıların çoğu albümlerini yaparken sahneye 5-6 ay ara verirler. Ben ara vermiyorum çünkü benim stüdyo zamanlarım çok uzun değil. Tüm albümü 15 günde tamamladım. Albüm çıktığı gibi ilk konserde de albümdeki tüm parçaları çalıyoruz. Yani ben lansmanı aslında dinleyiciye yapıyorum. Camiadan insanları toplayıp “Hadi böyle bir şey yaptık” demek yerine dinleyiciye sunuyorum şarkılarımı. Bunun çok daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Bir de işin şu tarafı var, albüm lansmanlarında playback yapıyorlar ki ben mutlaka şarkıların canlı olarak söylenmesi taraftarıyım. Gerek konserlerinizle gerek sahne aldığınız mekânlarda gerekse sosyal medyada sürekli dinleyicilerinizle etkileşim halindesiniz. Onları rahatlıkla gözlemleyebiliyorsunuz. Peki, kimler dinliyor sizi, nasıl bir izleyici kitleniz var? Normalde popüler insanların, yakışıklı şarkıcıların yani benim dışında olan adamların belli bir yaş aralığı olabiliyor. Ben de öyle bir aralık yok. 7 yaşından 70 yaşına kadar herkes beni dinleyebiliyor. Bu benim için çok güzel ve çok özel bir durum ki zaten ben şarkıla¬rın belli bir yaş aralığına sıkışmasını sağlık¬lı bulmuyorum. Çünkü şarkı dediğiniz şeyi bu yıl çok seversiniz, dinlersiniz, iki yıl hiç dinlemezsiniz, ardından dinlediğinizde ise yine sizi etkiler. Şarkı sınırsızdır ve duygu anlamında sınırları yoktur şarkının… Biraz da müzik kariyerinizin nasıl başladığını anlatabilir misiniz? Bursa’da doğdum, büyüdüm, çalıştım. Ortaokul okurken, okuldan ayrılıp çalışmaya başladım. Bir ara babamın yoğun ısrarı üzerine konservatuara girdim. Konservatuara girince de her şeyi bırakıp sadece müzikle uğraşmaya başladım. Bu anlamda şanslı sayılırsınız. Aileler genellikle çocuklarının müzikle uğraşmasını istemezler. Babamın kendi gençliğinde yapmak isteyip yapamadığı her şeyin denemesiydim ben. Herhalde kendi dönemindeki bir takım sıkıntılardan yapamadığı her şeyi bende görmek istedi. Ben de onun bu isteğini geri çevirmedim ve bugüne kadar zevkle geldik. İyi ki de gelmişiz. Biliyorsunuz dünyada iş hayatı çok zor. Çoğu kimse işe giderken mutsuz oluyor. Şanslı insanlarız ki en sevdiğimiz işi yapıyoruz ve bu da çok özel bir şey… Hiç sevmediğiniz bir tarafı yok mu işinizin? Şöyle ki hep bir kaygan zemin üzerinde yürümek zorundasınız. Hep bir kontrol içinde olmak zorundasınız, özgürlüğünüz kısıtlanıyor. Kendim için söylemeyeyim de pek çok arkadaşım kaldırımda dahi oturamıyor. Ben ise daha normal yaşamaya çalışıyorum, daha sakin yerleri tercih ediyorum. Örneğin Alaçatı’ya giderseniz kendinizi magazin sayfalarında görürsünüz, ben ise Ayvalık’ı tercih ediyorum. Tekrar Bursa günlerinize dönelim. Konservatuar eğitimi aldınız. Sonra? Belediye Konservatuarı’nda okudum. Dördüncü sınıfta da bıraktım. Benim öyle bir durumum var. Ben hiçbir şeyi tamamlayamıyorum. Hep bir ucu açık kalması lazım… Yarın yeniden başlayabilirim. Var mı peki kısa vadede öyle bir plan? Aslında müzikle alakalı bir eğitim almak istiyorum, özellikle de işin daha çok mutfak kısmıyla ilgilenmek... Öğrenmenin yaşı da yok. Her gün yeni hücrelerle doğduğumuz için o yeni hücreler belki bizim yeni bir şeyler öğrenmemizi sağlıyor. Okuyorum, kendimi müzikal anlamda geliştirmek için bir takım programlar kullanıyorum. İstanbul’a gelişiniz nasıl oldu? Neler yaşadınız bu büyük şehirde? İTÜ’de okuyan bir arkadaşım vardı, şarkılarımı çok beğeniyordu ve İstanbul’da bunları değerlendirebileceğimizi söyledi. Biz de geldik İstanbul’a. Uzunca bir süre kaldım İstanbul’da ve bu süre zarfında da pek çok değerli müzisyenle tanıştım. Burada bir takım bar çalışmalarım oldu. Çok gereksizdi ama yaşamımı devam ettirebilmek için şarttı. Zor bir dönem oldu, çok şarkı verdim piyasaya. Ondan sonra da her şey yoluna girdi. Şu an geldiğiniz noktada olmayı hayal etmiş miydiniz? Ben hep hayal ettim. Burası benim daha yeni başladığım bir yer. Şarkılarımı evrenselleştirmeyi istiyorum. Yunanistan’da şarkılarım Yunanca okundu. Başka bir dilde okunması beni acayip mutlu etti. Bunu şimdi başka ülkelerde de denemek istiyorum. Peki, nasıl yazıyorsunuz? Var mı bunun bir sırrı? Yoksa ilham mı sadece? Yazmanın keşfedilmesi gereken bir cevher olduğuna inanıyorum. Ben bunu keşfettiğimde ”Evet, galiba ben bunu yazabiliyorum” dedim. Ama bu yazma işini geliştirmek bunun için de çok okumanız gerekiyor. Etrafa iyi bakmanız, baktığınız şeyi de görmeniz gerekiyor. Zaten hayatın kendisinden etkilenmemek mümkün değil. Her gün inanılmaz şeyler oluyor dünyada. Bir fotoğraf görüyorsunuz, içiniz parçalanıyor ve o sizde bir şeyler biriktiriyor. İlham denilen şey aslında biriktirdiğiniz birtakım şeylerin ışık patlaması gibi önünüze çıkması… Ben önüme çıkan şeyleri toplamasını biliyorum. Ayrıca bu tarz şeyleri yapan insanları özel insanlarmış gibi göstermenin de bir manası yok bence… Ben de gidip doktor olamam veya bir taksiyi sabahtan akşama kadar kullanamam. Şu an dünyada bir sistem var ve ben de bu sistemin bir parçasıyım. Beni bu sistemden çektiğinizde ne kadar bir boşluk olur bilmiyorum. Belki hiç boşluk olmaz. Bence önemli olan o boşlukları doldurabilecek dehaya sahip olmak… Umarım ileride boşluk yaratabilecek kadar büyük biri olurum. Müziğinizi nasıl tanımlarsınız? Benim müziğim aslında popüler dünya içinde eriyip giden bir müzik… 10 yıl boyunca şarkılarım dinlensin diyemem. Çünkü bunun kararını dinleyici verebilir sadece… Ben bu sistem içinde biliyorum kaybolup gideceğini ama gidene kadar güzel bir anlatım dili ve melodiyle gitmesini istiyorum. Şarkılarımın içinde her öğe var. Müziğin evrensel olduğuna inanıyorum ve bir kategori içerisine sınırlandırmayı sevmiyorum. Ben çalınabilir müzik yapıyorum aynı zamanda. Şarkılarımı bir gitarla her yerde çalabilirsiniz. Gençler de yeni başlayanlar da çalabilsin istiyorum. Müziğinizi eriyip giden bir müzik olarak tanımladınız. Bu fikir bir sanatçı olarak sizi rahatsız etmiyor mu? Bir takım şeyler dönemseldir ve benim de bir dönemim olacak. Bir gün ben de kaybolacağım. Bunu bilerek yaşayınca bir problem haline gelmiyor. Uzun yıllardır müziğin içerisinde olan biri olarak Türk popüler müziğini değerlendirmenizi istesek… Bir dönem Türk popüler müziği bir ajitasyon dönemi yaşadı. Sürekli ağlamaklı, insanları karamsarlaştıran şarkılar yapıldı. Şu anda ise dünyayı daha iyi tahlil eden şarkılar yapabiliyoruz. Son 10 yılı değerlendirdiğimde ise şu anda daha iyi şarkıların yapıldığına inanıyorum. İyi şarkıdan kastınız nedir? Bir cümle duyarsınız bir kulağınızdan girer öbüründen çıkar. Bununla birlikte bir cümle duyarsınız ve duymanızla birlikte de beyninizde şimşekler çakar. İşte ben öyle şarkılar istiyorum. Peki, yazdığınız şarkıların sizin için özel bir anlamı var mı? Hani kimi sanatçılar yazdıkları veya besteledikleri eserleri için “yavrularım” diyor ya… Yok, onlar benim yavrularım filan değil. İş yapıyoruz biz burada. Mesela bir masa yaptınız ve yaptığınız bu masayı “aman çok güzel yaptım” diye satmamazlık etmezsiniz. Sonuçta da şarkı dediğiniz şey paylaşılmalı… Ben çok güzel bir şarkı yazmışım ve sadece ben dinliyorum, bunun hiçbir anlamı yok bence… Önemli olan yaptığınız parçayı herkesin dinlemesi… Son olarak şunu sormak istiyorum: Sizin için “Fettah Can olmasa bugünün ünlüleri hangi şarkıyı bulup söyleyecekler” deniyor. Bu iddialı cümle hakkında ne düşünüyorsunuz? Yok, öyle demeyelim. Benim için böyle bir şey söylüyor olmaları çok güzel ama böyle bir şey imkânsız. Çünkü piyasada çok değerli besteci arkadaşlar var. Onlara ayıp etmiş oluruz. Sonuçta benim tek başıma sırtlanabileceğim bir şey değil bu ya da bir başkasının…
Serdar Ortaç ve İrlandalı manken Chloe Loughnan, düğün hazırlıklarına hız verdi. Geçtiğimiz yıl İrlanda’da nişanlanan ve önümüzdeki ay Türkiye’de nikâh masasına oturmayı planlayan çift, geçtiğimiz günlerde düğünün detaylarını konuşmak üzere İrlanda’ya, Loughnan’ın ailesinin yanına gitti…Daha sonra tatil için nişanlısıyla beraber Fransa’ya geçen Ortaç, “Önümüzdeki günlerde Türkiye’ye dönüp nikâh tarihini netleştireceğiz” dedi. Ünlü popçu, evlilik sözleşmesi yapıp yapmayacağı sorusuna da “Hayır, öyle bir şeyi aklımdan bile geçirmedim” yanıtını verdi.Habertürk
Victoria’s Secret’ın eski meleği Miranda Kerr, şu sıralar yaptığı işlerle gündemden hiç düşmüyor. Victoria’s Secret’ın eski meleği Miranda Kerr, şu sıralar yaptığı işlerle gündemden hiç düşmüyor. Markalarla yapılan işbirlikleri ve çekimlerle bir hayli yoğun olan güzel model, bu kez Güney Kore’nin popüler dergisi Sure için kamera karşısına geçti. Çekimlerde nude tonlarda giydiği kıyafetlerle göz kamaştıran Miranda, duru güzelliği ile herkesi kendine hayran bıraktı.
Ünlü şarkıcı Mariah Carey'nin 8 ayda 32 kilo vermesiyle ünlü olan Jenny Craig diyetinin en önemli noktası, hazır yiyeceklerden uzak durmak.Birçok ünlünün de uyguladığı Jenny Craig diyeti; vücudunuzdan su yerine yağları atarak formunuzu uzun süre koruma altına alacaktır. 3 seviyeden oluşan bu diyetin 1. seviyesi; az ve sık porsiyonlarla beslenmedir. 2. seviyesi, basit aktivitelerle enerjiyi artırmaktır. En önemli olanı ise 3. seviyedir ve kiloyu koruyup dengeli beslenmektir. Kahvaltı, öğle ve akşam yemeği yüzde 55 karbonhidrat, yüzde 25 protein ve yüzde 20 yağ içermelidir. Tavuklu makarna, sebze çorbaları, taze sebze-meyvelerle beslenmeyi alışkanlık haline getirmelisiniz. Diyetin olmazsa olmazı ise her gün mutlaka 1 kase yağsız yoğurt yemek. KAHVALTI: Yarım bardak yağsız süt 1 adet kepekli tost (yağsız peynirle ve 1 çay kaşığı margarinle yapılmış) ATIŞTIRMA: 1 küçük muz Yarım bardak yağsız süt ÖĞLEN YEMEĞİ: 2 kase salata (mevsim yeşillikleri ve 1 çay kaşığı zeytinyağı, limon suyu ile) ATIŞTIRMA: 1 kase meyve 1 kase yağsız yoğurt
Bir süredir ortalarda görünmeyen şarkıcı Nihat Doğan, 'Memleketimin Koyunları' kitabıyla geri döndü. Twitter'da gündeme ilişkin çıkışlarıyla tanınan ünlü türkücü, kitabında Türkiye gündeminin ana maddelerini irdeledi. Osmanlı'dan barış sürecine, Gezi'den yeni anayasa tartışmalarına kadar birçok konuya kitabında cevap aradı. İlk kitabını deneme türünde yazan yazan Nihat Doğan'ın 'Memleketimin Koyunları', 384 sayfadan oluşuyor. -Memleketimizin koyunları nasıl farklı bakıyor? -Cumhuriyet elitistleri neden din düşmanlığı yapıyor? -Osmanlı'nın mirasını nasıl reddettik? -Barış süreci neden istenmiyor? -Türk - Kürt kardeşliği neden kurulamıyor? -1071 Türk ve Kürt halkları için neden önemli? -Gezi olaylarının büyük resminde neler var? -Sosyalizm ilkelerini ülkeye uygulayan sağ iktidarın sırrı ne? -Deniz Gezmiş’in davasını nasıl devam ettiriyor? -Yeni Türkiye'nin nasıl olması lazım? -Sivil anayasa nasıl oluşturulmalı? -Kardeşlik Destanı, Barış Destanı yazmak için ne yapmalıyız? -Gerçek dostlar kimlerdir, nasıl anlaşılır? 'Memleketimin Koyunları' ile ilk kitabını çıkaran Nihat Doğan, kitabına ilişkin yaptığı açıklamasında sık sık Türkiye'yi nasıl sevdiğini sık sık vurguladı. Kitabı neden yazdığını anlattı. “Benim ülkemin koyunları, bir mesajdır. Biz burada kendi ecdadımıza, kendi milletimize olan sevginin çıtasını yükselttik aslında bu mesaj ile… Biz bu ülkeye aşığız; doğusuna da, batısına da, kuzeyine de, güneyine de… Hatta ve hatta, bizim aşkımız öylesine büyüktür ki, bırakın insanını; havasına da aşığız, toprağına da aşığız, suyuna da aşığız, çiçeğine de, böceğine de aşığız.. Hatta bırakın, havasını, suyunu, gülünü, dikenini; biz bu ülkenin kedisine de aşığız, köpeğine de aşığız! Hatta ve hatta, biz bu ülkeye, bu ülkenin evlatlarına, ecdadımıza, toprağına, kedisine, köpeğine aşık olduğumuz kadar, vallahi de billahi de bu ülkenin koyunlarına bile aşığız!” “Elli sene sonra, yüz sene sonra insanlar beni çok daha iyi anlayacaklar. Artık düşünür mü derler, felsefeci mi derler, deli mi derler, veli mi derler bilemem... Ama bu toprakların bir insanı olarak haykırışlarımın açılımındaki sırrı keşfedecekler insanlar. Diyecekler ki: ‘Yıllar önce Nihat Doğan diye biri varmış ve gerçekleri olduğu gibi haykırmış, doğruları söylemiş! Bize demokrasiyi, özgürlüğü anlatmış, vesayete karşı çıkmış, halktan yana olmuş, ezilenlerin yanında olmuş, Türk’ü Kürt’ü kardeş yapmak için uğraşmış, şarkılar yapmış ve zulme dur demiş. Fildişi kulelerinde oturup halka zulmedenlere, zalimliklerine ‘Yeter!’ demiş. İşte böyle bir Nihat Doğan kompozisyonu çizmek adına bu kitabı yazdık.”ensonhaber.com
Adayların üniversite seçimlerini yapmadan önce birçok kriteri göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Sen de üniversite tercihleri dönemine kadar, kendine en uygun üniversiteyi seçmek için kişisel ihtiyaçlarını ve beklentilerini göz önüne alarak bir değerlendirme yapman gerektiğini unutmamalısın. Peki, üniversiteleri birbiriyle karşılaştırarak kendin için en uygun üniversiteyi bulmanı sağlayacak en iyi yöntem ne? Eğer nereden başlayacağına emin değilsen, aşağıda senin için hazırladığımız öneriler doğru bir seçim yapman konusunda sana yol gösterebilir:İsmin Ötesine Bak: Ünlü ve büyük üniversiteler her öğrenciye uygun olmayabilir. Eğer iki üniversite arasında kaldıysan, seçim yaparken üniversitenin ismi senin için önemli bir etken olmamalı. Ayrıca üniversite araştırması yaparken, ismi duyulmadığı için ya da küçük olduğu için üniversiteleri listenden çıkarmamalısın. Belki de sana en uygun olan üniversite onların arasındadır. Bu yüzden tüm seçenekleri göz önünde bulundurmanda fayda var.Sıralamalar: Üniversite sıralamalarını incelerken, hangi ölçütleri kullanıldığını ve hangi konuları değerlendirildiğini öğren. Çünkü bu sıralamalar, kendine en uygun üniversiteyi bulma sürecinde, kullanışlı olmayabilir. Sıralamaların yapılmasında kullanılan etkenler, senin akademik deneyimini geliştirmek konusunda bir etken olmayabilir. Ayrıca sıralamaların öznel birer değerlendirme olduğunu unutmamalısın.Önceliklerin Neler: Üniversite deneyiminden ne beklediğini ve bu konuda neye ihtiyacın olduğunu değerlendir. Bu şekilde kendi sıralamanı yapabilirsin. Bir üniversite listesi hazırladıktan sonra önceliklerin dahilinde üniversitelerin çeşitli özelliklerini puanlayarak kendi sıralamanı oluşturabilirsin. Bu kendin için en uygun üniversiteyi bulman konusunda diğer sıralamalardan daha güvenilir bir yöntem olabilir.Bölüme Odaklan: Bir üniversite sıralamalarda alt sıralarda yer alabilir ya da yer almayabilir; ancak bazı bölüm veya fakülteleri ile dikkat çekiyor olabilir. Hangi bölümü okuyacağına karar verdiysen, üniversiteleri genel özelliklerine göre değerlendirmek yerine okumak istediğin bölüme göre karşılaştırma yapmak daha doğru bir seçim yapmana yardımcı olabilir. Fakat henüz hangi bölümü tercih edeceğin konusunda kesin bir karar vermediysen; endişelenme, bu konuda yalnız değilsin. Bu durumda üniversite araştırmaların sırasında pek çok bölüm seçeneği olan üniversiteleri değerlendirebilirsin.Verileri İncele: Üniversitelerin kendi sayısal verilerini incelemek de faydalı olabilir. Mezun oranlarını, mezuniyet sonrası istihdam oranlarını ve öğrencilere verilen burs oranlarını değerlendirebilirsin. Fakat bu incelemeyi yaparken üniversitelerin tamamen dürüst olmama ihtimalini de unutmamalısın.Benzer Özellikleri Kıyasla: Eğer üniversitenin kütüphanesi senin için önemliyse, farklı üniversitelerin kütüphanelerini karşılaştırmak ya da araştırma fonları önemliyse, tüm seçenekleri gözden geçirmek daha kolay olacaktır. Çok sayıda konuyu birlikte ele alarak değerlendirme yapmak yerine, tek bir özelliği değerlendirmek seçim yapmanı kolaylaştıracaktır.Ücret: Hangi üniversitenin sana uygun olduğunu bulma sürecinde, eğitim ücretlerinden dolayı vakıf üniversitelerini göz ardı etme. Vakıf üniversitelerinde %100, %75 ve %50 gibi çeşitli oranlarda burs olanakları bulunmasının yanı sıra sporcu ve başarı bursu gibi çeşitli bursların da olduğunu unutmamalısın.Üniversitenin Konumu: Kariyer seçimine bağlı olarak iş olanaklarının daha yoğun olduğu, seçtiğin alanla ilgili çalışmaların yapıldığı, çevre kurabileceğin veya staj yapma olanağının olduğu bir şehirde bulunan üniversiteyi seçmek senin için daha uygun olabilir.Rahatlık: Üniversite seçimi yaparken kendini ne kadar rahat hissettiğini de değerlendirmelisin. Kendini evinde hissetmek isteyebilirsin; fakat o kadar rahat olmayabilirsin. Üniversite yeni deneyimler yaşamak ve yeni bir bakış açısı geliştirmek için bir şans. Tüm bunları birlikte değerlendirerek hem senin için en verimli deneyimleri yaşayabileceğin hem de çaresizce ev hasreti yaşamayacağın bir yer seçmeye dikkat etmelisin.Değerlendirme: Üniversiteler kendilerini tanıtma konusunda oldukça başarılıdırlar. Fakat tanıtım sırasında edindiğin bilgilerin ne kadarının doğru olduğunu ve ne kadarının reklam yapma amacını taşıdığını değerlendirmek için üniversite öğrencileriyle konuşmayı ve forumları okumayı deneyebilirsin.Akademik Olmayan İmkanlar: Üniversitenin yalnızca eğitim alacağın yer olmadığını unutmamalısın. Yeni insanlarla tanışacaksın, yurtdışına gidebileceksin, çeşitli kulüplere katılacaksın ve o toplulukta aktif olarak yer alacaksın. Üniversite seçim sürecinde, üniversitelerin eğitim dışında sahip olduğu olanakları da değerlendirmelisin. Sosyal hayatın nasıl olduğunu, etkinlikleri, öğrenci kulüplerini ve takımlarını öğrenmelisin.Kendi Düşüncelerini Oluştur: Bir arkadaşının ya da aile bireylerinden birinin yaşadığı olumlu ya da olumsuz deneyim seçeceğin üniversite ile ilgili düşüncelerin kolaylıkla değişmesini sağlayabilir. Fakat unutma ki hepimizin üniversiteden beklentisi aynı değil ve her birimiz farklı bir deneyim yaşıyoruz. Bu yüzden başkalarının hikayeleri, değerleri ve önyargılarının seni etkilemesine izin vermemelisin. Önemli olan senin düşüncelerin.Ziyaret Et: Üniversite seçeneklerini belirledikten sonra, üniversiteler ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek ve üniversite yaşamını görmek için bireysel olarak kampüs ziyareti yapabilir ya da kampüs turlarına katılabilirsin. Bunun yanı sıra her üniversiteye gidemeyebilirsin; bunun için üniversitelerin web sitelerinde yer alan kampüs turlarını inceleyebilirsin.Mezunlar: Üniversite deneyiminden çok sayıda kazanç elde edeceksin. Fakat bunun yanı sıra üniversiteyi geleceğin için bir yatırım olarak değerlendiriyorsan; üniversite mezunlarının şu anda ne yaptığını Linkedin gibi web sitelerden öğrenmeyi deneyebilirsin.Parlakbirgelecek.com: Tüm bu önerilerin yanı sıra parlakbirgelecek.com kendine en uygun olan üniversiteyi ve bölümü bulman konusunda sana yardımcı olabilir.Hangi üniversiteyi seçeceğin kadar hangi bölümü tercih edeceğin de üniversite deneyimini en verimli şekilde yaşaman ve doğru bir karar vermen için en önemli etkenlerden biri. Bu kararı vermeden önce Kişilik Testi’ni alarak sana en uygun olan ana dalları öğrenebilirsin. Hangi bölümü ve hangi üniversiteyi seçeceğine ilişkin doğru bir karar verebilmek için Hangi Üniversite ve Hangi Bölüm yazılarımızda yer alan öneriler senin için faydalı birer kaynak olacaktır.Üniversite seçim sürecinde sana en uygun olan üniversiteyi bulmak için kullanacağın kaynaklardan biri de kampüs ziyaretleri. Kampüsleri nasıl ziyaret edeceği, kampüs ziyaretlerinin ne zaman yapılmasının daha verimli olduğu ve kampüs ziyareti sırasında hangi soruları soracağına ilişkin bilgi edinmek için Kampüs Ziyaret Rehberi: Hazırlık, Kampüs Ziyaret Rehberi: Yapman Gerekenler ve Kampüs Ziyaret Rehberi: Dikkat Etmen Gerekenler yazılarımızı okumak sana yol gösterecektir. Bunun yanı sıra üniversite seçeneklerinden tümünü ziyaret etme imkanı bulamayabilirsin. Bunun için Kampüs Ziyareti Yapamazsan ve Üniversite Seçiminde İnternetten Yararlanma yazılarımızı okuyarak, üniversiteler ile ilgili daha fazla bilgi edinmene yardımcı olacak ipuçlarını bulabilirsin.Kendine en uygun üniversiteyi seçmen hem zengin deneyimler yaşaman hem de kendini rahat hissetmen açısından önemli bir etken. Bu yüzden üniversite araştırmasına başlamadan önce Üniversite Araştırmalarında Yapılan Hatalar yazımızı okuman, olası hataları yapmanı engelleyecektir. Ayrıca Sana En Uygun Üniversiteyi Ararken Nelere Dikkat Etmelisin ve Üniversite Seçimini Yapmadan Önce Kendine Sorman Gereken 4 Soru yazılarımız doğru bir seçim yapman konusunda sana yol gösterebilir.
Oscar ödüllü sanatçı Jodie Foster, geçen yıldan bu yana birlikte olduğu fotoğrafçı ve oyuncu sevgilisi Alexandra Hedison ile evlendi.E!News’ün haberine göre çiftin nikahı geçtiğimiz hafta sonu kıyıldı. 51 yaşındaki Foster, geçen yıl düzenlenen Altın Küre Ödülleri’nde Cecil B. DeMille Onur ödülü’nü alması nedeniyle yaptığı teşekkür konuşmasında, eşcinsel olduğunu kamuoyu önünde ilk kez açıklamıştı. Hiç evlenmeyen ve babalarının kimliğini açıklamadığı iki erkek çocuk annesi olan Foster’ın, Hedison’dan önce Cydney Bernard ile birlikte olduğu biliniyordu. Foster’ın evlendiği Alexandra Hedison ise televizyoncu Ellen DeGeneres’in eski sevgilisi. 44 yaşındaki Hedison ve Foster, ilk kez geçen yıl birlikte görüntülenmişlerdi.Zete
Pharrell Williams’ın yeni albümü G I R L‘den “Marilyn Monroe” adlı şarkısına çektiği yeni klibi yayınlandı. Pharrell klipte yine ünlü büyük şapkası ile yer alıyor ama bu defa şapkayı farklı reklerde de görmek mümkün. Klipte çok sayıda güzel kızın yanında Kelly Osbourne’da oynuyor. Dipnot TV
Yüzüklerin Efendisi'nin asla modası geçmiyor. Çok eski bir yapım olmamasına rağmen bir kült halini aldı. Serinin öncesini konu alan The Hobbit serisi de yine izleyici rekorları kırmaya devam ediyor. Filmin en sevilen karakterlerinden Gollum da rahat durmamış ve ünlülerin kılıklarına girmiş.