Meryem Uzerli İmaj Yeniledi!
Berlin'e yerleştiği günden beri kendisiyle ilgili bilgileri Facebook hesabından veren Meryem Uzerli 'Öncesi ve Sonrası' diyerek bu fotoğraf paylaştı..kaynak:http://gecce.com/
Onur Ünlü: "Sinema Yok Olacak"
Yönetmen Onur Ünlü ile artı 18 yaş sınırlaması ile gösterime giren yeni filmi 'İtirazım Var’ı konuştuk. Ünlü, 'İtirazım Var' ile yaşadığı süreci, Türk sinemasını, sinemanın geleceğini ve yeni projelerini Al Jazeera Türk’e anlattı. Onur Ünlü, son filmi ‘İtirazım Var’a yaş sınırı (+18) geldiği günün ertesinde İstanbul Film Festivali’nden ‘En İyi Yönetmen’ ödülünü kazandı. Yaş sınırı her an +15’e düşürülebilir. Başrolde boks yapan, antropoloji okumuş, bağlama çalan bir imamı oynayan Serkan Keskin de aynı festivalde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü aldı. Denetleme Kurulu birkaç gün içerisinde yaş sınırını daha da düşürebilir ama bir yandan da hayat geçiyor. Filmin gösterim günü an be an geride kalıyor ve sinemacılar için her seans çok önemli. Çünkü onlar ve elbette Onur Ünlü de filmleri izlensin ve daha çok insanla buluşsun diye film yapıyorlar. Sence filme neden 18 yaş sınırı getirildi? Açıkçası ben anlayamıyorum ama genel olarak duruşuyla ilgili bir sorun olmalı. Ben bu kararın siyasi değil, ahlaki olduğunu düşünüyorum ve bence bu daha kötü. Biz yine de itiraz ettik, itirazımız değerlendiriliyor ve belki de geri döner. Filmin belli bir yaşın altındakilere yasaklanmasına sebep olacak bir şey var mı içerikte? Bu nokta önemli. Çünkü benim bundan sonra yapacağım filmim yasaklanabilir ya da bundan sonraki bir filmime gerçekten +18 de verilebilir. Ama o sınırlamanın geleceği film, bu film değil. Zaten mesele de buradan çıkıyor. Bu şekilde denetlenmek bir yönetmen olarak sana ne hissettiriyor? Ben ancak benden daha ahlaklı ya da daha onurlu birisi tarafından ahlakımla ilgili denetlenmeyi kabul edebilirim. Ama bizi denetleyen insanlar kim, hiç bilmiyoruz ve tanımıyoruz. Meslekten insanlar oldukları söyleniyor ama biz onların mesleki yetkinliklerini de bilmiyoruz. Mesleki olarak da yaptığım işle ilgili benden daha yetkin biri olmalı. Bu karar prensip olarak umurumda değil ancak benim ve benimle çalışan insanların ekmeğiyle oynanıyor. Çünkü bu karar benim hem televizyon hem de vizyon satışını olumsuz yönde etkiliyor. Ben şu anda bununla ilgileniyorum. Yoksa o kurul da, Kültür Bakanlığı da total olarak umurumda değil. Ama benim filmime böyle davranan bir zihniyet, tarihi eserlere ya da diğer kültürel değerlere nasıl davranıyordur diye düşünüyorum. Yani benim filmime bu yaş sınırlamasını getirmekle, tarihi bir mozaik üzerine alçı sıvamak aynı şey. Filme yaş sınırlaması geldiğinde Cem Yılmaz da ‘itiraz’ edenlerden, tepki verenlerden biri oldu... Tabii, sağolsun o da destek oldu bize. Film Festivali’nin ödül gecesinde arkadaşlarımın, meslektaşlarımın üzerinde ‘Artı 18’e itirazım var’ yazılı çıkartma ile salonda oturmaları, jüri başkanı Derviş Zaim dahil herkesin bu çıkartmaları yapıştırması beni çok etkiledi. O günden beri de konuşuyoruz, neler yapabiliriz diye çünkü bu sadece benim filmime yapılan bir yasaklama değil, genel olarak bundan sonraki filmleri de tehdit eden bir anlayış. Bizim bu ahlak bekçiliği anlayışına karşı bir müdahalede bulunmamız lazım. Bu tip sınırlamalar, otosansüre neden olur mu zamanla? Benim bundan sonra yapacağım iki film de muhtemelen yaş sınırı olmaksızın yasaklanacaktır. Ama benim anlamadığım, bu tip bir karar çıkararak benim ya da bir başkasının film yapmasını engelleyecekler mi ya da caydırma yöntemi olarak bu mu kullanılıyor? Benim ne yapacağımı devlet belirleyemez, belirlememeli de. Bakın, ülkenin en değerli beyinlerinin bir kısmı bu film işinin içinde. Sinema üzerinden insanların mutluluğuna katkı yapmak isteyen bu insanlarla neden uğraşırsınız? Hayata dair para kazanmak, sosyal güvence, gelecek kaygısı gibi her şeyi bir kenara bırakmış bu insanların tek derdi iyi bir film yapmak ve bunu izleyiciye izletmek. Onlar olmadığında yerine ne koyacaksınız? Entelektüel olarak yoksunuz. Ne olmasını istiyorsunuz o zaman? Bu sorular yanıtsız. Anlamakta güçlük çekiyorum gerçekten. İYİ FİLM NADİR BİR ŞEYDİR Sanat kurumları geçmişlerine dönüp baktığı bir döneme girdi. Sinema açısından sence nasıl bir noktadayız Türkiye’de? Türk balesinden daha ileride olduğumuzu düşünüyorum sinemacılar olarak. Türk balesi diye bir şeyi söylerken bile kulağa ters geliyor. Benim ilk filmim ‘Polis’ 2007 yılında çıktığında o yıl gösterime giren Türk filmi sayısı 16’ydı. Geçen yıl 83 film vizyon gördü ve görmeyenlerle birlikte 100’ü buluyor bu rakam. Mesela 16 filmin içinden çok iyi beş film çıkma olasılığı 100 filmin içinden beş iyi film çıkma olasılığından daha düşük. Neticede senede zaten en fazla beş iyi film yapılabilir ki iyi film zaten nadir bir şeydir. Dünyada da böyledir. Türk sineması diye bir şey var mı peki? Türk ya da Türkiye sineması diye bir şeyden şimdilik bahsedemeyiz. Çünkü ortak bir duygu, ortak bir hal ya da zamanın ruhu dediğimiz şey etrafında film yapılmıyor, yapmıyoruz. Herkes kafasına göre bir şeyler yapıyor ve bir hengame oluşuyor. Ben de o hengame kuşağının içerisindeyim. Ama bu bir zaman sonra geçecek. Daha seçilerek yapılacak işler. Bizim filmlerde güzel planlar oluyor ama bir bütünlük yok, bunun nedeni nedir? Bütünlük duygusunu yakalamak kolay değil. Bir insan uyumak dışında hiçbir şeyi 100 dakika boyunca yapamaz. Ama 100 dakika boyunca bir filmi izleyebilirsin. İnsanları kapalı bir yere koyup, 100 dakika boyunca bir şeye baktırtmaya devam etmen gerekiyor. Bu kolay sağlanabilecek bir şey de değil. Özellikle bugün senin de bildiğin gibi çok fragmantal bir düşünce yapısı var ve insanlar ‘anlık’ bir fikri meşrulaştırarak sanat eseri ürettiğini iddia ediyor. Epik anlatım biçimi yok olmak üzere. Bunun yerine anlık düşünceler iş yapar haline geldi. İzleyici de bir anda karşısındaki esere bakıp onu üç, beş saniye içinde tüketip sonraki esere geçiyor. Böyle bir zamanda bir filmi 100 dakika içinde bütünlüklü olarak anlatmak iyice zorlaşıyor. TEVHİD ÜZERİNE DÜŞÜNMEMİZ GEREKİR O bütünlük için ne yapmak lazım? Peki, şöyle anlatayım, mesela ‘Tevhid’ meselesi üzerine düşünmemiz gerekir. Birlik ve bütünlük duygusu, her şeyin bir yandan da parçalanamaz bir bütünü oluşturduğu fikrini unutmamalıyız bence. Bundan uzaklaşınca film de dağılıyor, akıllarımız da dağılıyor. Sen Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan bütçe almıştın ve sonra geri verdin. O süreç nasıl gelişti? Ben bir film için para almıştım ve o filmi çekemedim. Çekmeyince de parayı götürüp geri verdim. Tabii ki tek seferde ödeyemedim ama 12 ay boyunca faiziyle birlikte aldığım parayı iade ettim. Bir daha da Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan destek filan istemedim. SİNEMA, İNSANLIK TARİHİNDE HOŞ SEDA OLARAK KALACAK Sence sinema Doğu kültürüne yabancı bir sanat dalı mı ? Ben sinemanın sadece Doğu kültürüne değil, Batı kültürüne de ait olmadığını düşünüyorum. Sinemanın insana ait olmadığını düşünüyorum. Önümüzdeki 50, en fazla 100 sene içerisinde yok olup gideceğine inanıyorum. Mesela geçenlerde bir yerde karşılaştım. Yanılmıyorsam Hititler döneminde yapılan ve üstün bir sanat tekniği, becerisi örneği olarak kabul edilen bir süsleme biçimi var. Şu anda kimsenin bununla ilgilendiği yok. Sinema da bunun gibi insanlık tarihinde hoş bir seda olarak kalacak. Zaten daha 100 yıllık bir mevzu ki koca insanlık tarihinde bir hiç ölçüsündedir. Sinema neye dönüşecek ? Evde kendi başımıza yaptığımız bir hale gelebilir mesela. Düşünsene Johannes Gutenberg 1450’de ilk kez modern matbaa tekniğini bulduğunda insanlığın kaderi değişmişti. Oysa şimdi evde internetten ya da kendi olanaklarımızla bir şeyler yazıp basabiliyoruz, büyük matbaa makinalarına ya da onları kullanacak insanlara ihtiyacımız yok. Sinema da belki böyle bireysel bir hale dönüşebilir. O zaman ‘Ben ne yapıyorum’ demiyor musun? Sürekli olarak diyorum. Ama mafya gibi oldu sinema benim için, girdim çıkamıyorum. Elimi verdim, kolumu alamıyorum. Bana yardım edin. TÜRKİYE’DEN İKİ ŞEY ÇIKMIYOR: SENARİST VE KALECİ Günlük yaşam politikası sanatçıları ne kadar etkiliyor ? Genel olarak sanat eserlerinin günlük politikayla kurduğu ilişkinin onu zedeleyeceğine dair yaygın bir kanı var ve ben de buna katılıyorum. Ancak bu aşılabilir aynı zamanda. Mesela ‘İtirazım Var’da bunu aşmaya çalıştık. Filmdeki göndermeler hem bugünün hem de 1400 sene evvelinin ve belki bundan sonrasının da sorunlarına dair ya da en azından izleyenlerin söylediği bu. Bir sanat eserinin yaşadığımız güne dair noktalara değinirken o noktaların cihanşümul olmasına da dikkat etmek gerekiyor. Sanatçı olsun olmasın insanlar çok fazla politize oldu. Politize olmayanlar günlük hayatın dışında mı tutuluyor? Politize olmak senin günlük hayatta işini kolaylaştırır, seni çok kolay bir şekilde konumlandırır ve günü kurtarmanı sağlar. Ama şunu unutma, Türkiye’den iki şey çıkmıyor: Bir senarist, iki kaleci. Çünkü herkes gol atmaya çalışır. Ya yönetmen olmak isterler ya da santrafor. Sinemaya sadece yazar olarak -ben dahil- destek vermek kimseyi kesmez. Bu bulunduğumuz yerin Ortadoğu olmasından ve sadece bize özgü olup, kimsenin anlayamayacağı o tatlı gerilimle yaşamamızdan kaynaklanır. Bu bir telaş yaratır, yarın ne olacağımızı hatta bir an sonra ne olacağımızı biz gerçekten de bilmiyoruz. HAKİKATLE ARAMIZDA 700 PERDE VAR Yine de sanatçıyla sanat yerine politika konuştuğumuz bir ortamdayız... Bu konumlandırma telaşı içinde meselenin özünden uzaklaşıyoruz işte. Mevlana, hakikatle aramızda 700 perde olduğundan bahseder. Günlük politika bence bu 700 perdeden biri sadece. Filmde, devletin din adamları Selman Bulut tarafından ister istemez dışlanıyor. Dinin mahrem ve kişiye özel tarafına neden vurgu yapmak istedin? Bir insanın dini inancını sormak ya da bunu araştırmak en temel nezaket kuralına aykırı en başta. Fakat şu an içinde bulunduğumuz iktidarla birlikte korkunç bir nezaketsizlik içerisindeyiz. İnanan ve inanmayan ayrımına gidildi ve bu inanan biri olarak beni çok rencide ediyor. Çünkü ben belirli bir iletişimde olduğum herhangi birinin dinini, milletini hiç düşünmedim. Fakat şu anda bu devletin bekasıyla doğrudan ilişkilendirilen bir şey gibi gösteriliyor. İdeolojilerinden emin olmadıkları için sürekli korkuyorlar ve korktukça daha fazla şey öğrenmeye çalışıyorlar. Çünkü kendi ideolojileriyle insanlar arasında sevgi, saygı, ruh birliği ve bağı olmadığının ve olamayacağının farkındalar.Bedia Ceylan Güzelce/Al Jazeera
İtalya’da Mutlaka Görülmesi Gereken 9 Yer
Her noktasında farklı bir kültür ve tarih barındıran İtalya’yı keşfetmek hem emek hem de zaman ister. Güneyinde deniz, kum, güneşin tadını çıkarırken, Milano’da modaya doyacak; Venedik’te kanallar arasında dolaşırken, Floransa’nın sokaklarında İtalyan yemeklerinin tadına doyamayacaksınız.
"Keşke O Filmde Oynamasaydım" Diyen 19 Ünlü Oyuncu
Kariyer basamaklarını tırmanırken pek çok projede çalıştılar. Ama bazı filmlerde rol almak onlara göre büyük hataydı. Brad Pitt, Nicole Kidman, Ben Affleck, Halle Berry, Will Smith ve daha birçok oyuncu, kariyerlerinin en kötü projelerini anlattı. İşte ünlülerin rol aldıkları filmlerle ilgili itirafları!
Reklam
Reklam
Gezi Davasında 'Okan Bayülgen'li Savunma
Gezi eylemlerine ilişkin, 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet' ettikleri iddiasıyla çoğunluğu üniversite öğrencisi 56 kişi hakkında açılan davada sanıklar bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada kimlik tespitinin ardından söz alan bir kısım sanıkların avukatı Arzu Becerik, 'Dava konusu olay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve Anayasa hükümleri doğrultusunda açıkça ifade özgürlüğüne, ifade açıklama hürriyetine ve toplu ifade özgürlüğüne yönelik bir davadır. Bu nedenle biz derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Buna ilişkin AİHM kararı örneğini sunuyoruz' dedi. Söz alan diğer avukatlar da, dosyada bulunan deniz gözlüğü ve baret gibi elde edilen gereçlerin suç sayılamayacağını vurgulayarak, deniz gözlüğü ve baretin suç aleti sayılamayacağına ilişkin İstanbul 50. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği beraat kararını sundu. Hakim Ali Can Apaydın ise, sanıkların savunmaları alınmadan beraatlerine karar verilmesi yönündeki talepleri reddederek sanıkların savunmasına geçti. 'GEZİ PARKI EYLEMLERİNE MİLYONLARCA İNSAN KATILDI' Duruşmada söz alan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Cengiz Han Cora, Anayasal hakkını kullanarak Gezi Parkı eylemlerine katıldığını söyleyerek, 'O gün Taksim'e konsere gitmiştim. Hatta ünlü şovmen Okan Bayülgen de vardı' dedi. Sanığın bu sözleri üzerinde duruşma salonunda gülüşmeler oldu. Hakim Ali Can Apaydın da, 'O da konsere mi geldi?' diye sorunca Cora, 'O eyleme gitti. Ben de konsere gittim' cevabını verdi. 'Gezi Parkı eylemlerine milyonlarca insan katıldı' diyen Cora, '56 tane insanın burada yargılanması doğru değil. Savcılar soruşturmayı doğru yapsaydı, bugün burada biz değil polisler olacaktı. Biz de 1 Mayıs'ı rahat rahat kutlayacaktık. 1 Mayıs'ta aynı manzaraları yine göreceğiz' diye konuştu. 'GAZ KAPSÜLÜ İLE BACAĞIM KIRILDI' Suçlamaları reddeden üniversite öğrencisi Andaç Yıldırım da, 'Taksim Gezi Parkı eylemleri nedeniyle İstiklal Caddesi'nde birkaç kez basın açıklamalarına katıldım. Polisin hiçbir uyarıda bulunmadan yapmış olduğu müdahaleler sırasında olay yerini terk ettim. Arkamdan gelen bir gaz kapsülü nedeniyle bacağım kırıldı. Gerçekte, olayda ben zarar gördüm. Bu olay sonrasında eğitim hayatım da zarar gördü. Ben çevreye zarar veren, caddeyi trafiğe kapatan grup ile birlikte hareket etmedim. Beraatimi istiyorum' dedi. Üniversite Öğrencisi Cihat Parıltı da Gezi Parkı eylemlerine katıldığını, ancak 2911 sayılı 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmediğini söyleyerek, 'Gerçekte polis şiddetine uğrayan bizdik. Bu olaylar sırasında, herkesin bildiği üzere 8 genç hayatını kaybetmiştir. Ortada bir suç varsa, suçlu 8 genci öldüren AKP polisidir. Bu da polisin uyguladığı şiddetin göstergesidir. Beraatimi istiyorum' ifadesini kullandı. Hukuk Fakültesi öğrencisi Ahmet Paket de, Anayasal hakkını kullanarak Gezi Parkı eylemlerine katıldığını anlatarak, 'Amacım hükümetin hukuksuz, suç teşkil eden baskıcı politikalarını protesto etmekti. Suç teşkil eden eylemler içinde olmadım' dedi. 'POLİSLER HAKKINDA İŞLEM YAPILMADI' Sanık avukat Ali Coşkun da, Gezi eylemlerine katıldığını belirterek, şöyle konuştu: 'Bu eylemler barışçıl eylemlerdir. Birçok gösterici, polisin haksız ve şiddetli müdahalesi sonucu hayatını kaybetti ya da yaralandı. Bu eylemi yapan polisler hakkında işlem yapılmadı. Demokratik hakkımızı kullandığımız için sanık olarak yargılanmamızı da doğru bulmuyorum. Beraatimi talep ederim.' Söz alan diğer 37 sanık da, anayasal haklarını kullanmak için barışçıl Gezi Parkı eylemlerine katıldıklarını, suçlu olduklarını düşünmediklerini söylediler. 'HALKI İSYANA TEŞVİK EDEN İKTİDARIN KENDİSİDİR' Söz alan sanık avukatı Özgür Urfa da, iddianameyi eleştirerek, 'İddianamede suç tarihi ve yeri tam olarak açık değildir. Bu nedenle eksikliklerin giderilmesini talep ediyoruz' dedi. Sanık avukatlarından Pınar Akbina da, 'Soruşturma, başta halkı isyana teşvik suçundan başlatılmıştır. Bizce, gerçekte halkı isyana teşvik eden, iktidarın kendisidir. Müvekkilin iki parmağı iş kazası sonucu yoktur. Nasıl sapan kullanacağı hususunu takdire bırakıyoruz' diye konuştu. Hakim, bir sonraki duruşmada sanıkların savunmalarının devam etmesine karar vererek, duruşmayı 26 Haziran gününe erteledi. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede, 30 Haziran 2013'te Gezi Parkı eylemlerine katılan sanıkların 6 aydan 3 yıla kadar hapsi isteniyor. (DHA)---
Can Tanrıyar İçin Petek Dinçöz'e Karşı Koruma Tedbiri
Yapımcı Can Tanrıyar, eski eşi şarkıcı Petek Dinçöz'e karşı 1 ay süreyle, şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama ve küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunulmaması kaydıyla koruma tedbiri kararı aldırdı. Mahkemeye sunulan dilekçede Can Tanrıyar, porno kaset iddiasına tepki gösterdi ve 'Bu kızın gerçekten psikolojik tedaviye ihtiyacı var' diye konuştu. Şarkıcı Petek Dinçöz'ün geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında, kendisi hakkında çeşitli iddialarda bulunduğu ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan da korunması için yardım istediği Tanrıyar, 'haksızlığa uğradığı' gerekçesiyle mahkemeye başvurdu. Avukatı Hande Karasu aracılığıyla 18 Nisan'da İstanbul 10. Aile Mahkemesine başvuran Tanrıyar, eski eşi Dinçöz'e karşı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadınlara Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'a göre, lehine koruma kararı uygulanmasını talep etti. 'Psikolojik savaş başlattı' Mahkemeye sunulan dilekçede, Can Tanrıyar'ın Petek Dinçöz ile 10 yılı aşkın bir süre evli kaldığı ve çiftin 2010 yılında boşanarak yollarını ayırdığı belirtilerek, Dinçöz'ün daha sonra şiddet ve tehdit içerikli davranışlarla hasmane bir tutum içerisine girdiği, psikolojik savaş başlattığı ve asılsız, küçük düşürücü ithamlarda bulunduğu öne sürüldü.Dilekçede, şiddet uyguladığı belirtilen Petek Dinçöz hakkında, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadınlara Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 4 ve 5. maddelerinde yazılı tedbir veya tedbirlere hükmedilmesi talep edildi. Talebi yerinde gören İstanbul 10. Aile Mahkemesi, 6284 sayılı yasanın 5/1-a maddesi uyarınca, Petek Dinçöz'ün 1 ay süreyle, mağdur Can Tanrıyar'a yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına hükmetti. Dinçöz'e, bu kararın gereklerine aykırı hareket etmesi halinde 3 günden 10 güne kadar ve aykırılığı her tekrarında ise 15 günden 30 güne kadar zorlama hapse tabi tutulacağı uyarısında bulunulmasına da karar veren mahkeme, kararın birer örneğinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi'ne gönderilmesine de hükmetti. 'Bence kanunun adının değişmesi lazım' Kararı almasının ardından avukatıyla birlikte Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda gazetecilere açıklama yapan Tanrıyar, alınan karara çok teşekkür ettiğini ve günlerdir hiç alakasının olmadığı konularda çoluk çocuğuna mahçup düştüğünü söyledi. Hakkında koruma tedbiri uygulanan kanunun 'aile ve kadını koruma kanunu' olduğuna dikkati çeken Tanrıyar, 'Fakat çok çok nadir de olsa, erkeğin mağdur olduğu durumlar da var. Ben tabii yüzde 90 hanımların mağdur olduğunu düşünenlerdenim ama bizimki farklıydı. Hakikaten farklı olduğunu mahkeme gördü ki benim Petek'ten korunmama dair bir karar verdi. Bunun devamında açacağımız çok dava olacak' dedi. Tanrıyar, gazetecilerin, 'Başbakan sizi hiç aradı mı?' sorusuna karşılık da, 'Yok efendim, öyle bir şey yok. Çünkü bunun yeri mahkemeler. Öyle bir şey olduğunu sanmıyorum, öyle bir şey olsaydı direkt beni ararlardı' ifadelerini kullandı. 'Oyuna getirdiler' Uzun bir süre beraber yaşadığı kadınla ilgili kötü konuşmak istemediğini ve Dinçöz'ün ruh halinin iyi olmadığını düşündüğünü kaydeden Tanrıyar, 'Birilerinin çok kötü gazına geldiğine inanıyorum, kızı çok kötü oyuna getirdiler. Bunları bana yapmazdı çünkü. Zaten ortada bir şey olsa bize bu kararı mahkeme vermez. Kanun zaten 'aile ve kadına yönelik şiddete karşı koyma kanunu' ama bu sefer biz yararlandık. Bence kanunun adının değişmesi lazım' ifadelerini kullandı. Porno iddiası: 'Bu kızın psikolojik tedaviye ihtiyacı var' Tanrıyar, Dinçöz'ü birlikte çalıştığı insanların çukura attığını ve bu duruma düşmeyi hak etmediğini belirterek, 'O iyi bir kızdı. Bana bunları demesine inanamıyorum. Mesela, 'porno' hadisesini söylüyor. Bir kere, bir hanım 'porno' diye bir şeyle ortaya çıkmaz. Bu kızı ne hale getirmişler? Ben niye bu kız hakkında kötü konuşmuyorum. Bu kızın gerçekten psikolojik tedaviye ihtiyacı var' diye konuştu.Dinçöz'ün parasının bittiğinin söylendiğini ve 2 yıldır işlerinin kötü gitmesinin nedeninin kendisi olmadığını da ifade eden Tanrıyar, 'Türkiye'de iyi bir şarkıyı hiç kimse durduramaz. Başbakan da durduramaz. İyi bir şarkı yaparsanız gümbür gümbür çalınır ve işinize bakarsınız' dedi. Tanrıyar'ın avukatı Hande Karasu da mahkeme kararıyla ilgili, 'Erkekler için çok nadir verilen bir karar' ifadesini kullandı.AA
Reklam
Beyoğlu'nda Mutlaka Görmeniz Gereken 10 Mekan
Beyoğlu'nun Kasımpaşa semtinde bulunan Aynalıkavak Kasrı, Yıl içerisinde birçok turist tarafından ziyaret edilmekle birlikte; ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Evliya Çebebi, Seyahatname kitabında Aynalıkavak Kasrı'ndan bahsetmiş ve kasrın Fatih Sultan Mehmet zamanında yapıldığını yazmıştır.İstanbul'un görülmeye değer tarihi kasırlarından biridir. Dönem dönem padişahlar tarafından genişletilmiştir ve günümüze son haliyle gelmiştir. Aynalıkavak Kasrı'nı ziyaret etmek için bir gününüzü ayırabilir ve bu kasrın yanı sıra İstanbul'un diğer tarihi turistik alanlarını gezebilme imkanı yakalayabilirsiniz. Haliç kıyısındaki bu tarihi yapıyı görmeden İstanbul'dan ayrılmayın.
Erdal Bakkal'dan Cem Yılmaz'a Övgü
Cem Yılmaz'ın 'Pek Yakında' adlı filminde rol alacak olan 'Leyla ile Mecnun' dizisinin Erdal Bakkal'ı Cengiz Bozkurt: ''Cem Yılmaz hem komedide milattır hem de pirimiz, ustamızdır'' şeklinde konuştu. 'Leyla ile Mecnun' dizisindeki 'Erdal Bakkal' tiplemesiyle ünlü olan Cengiz Bozkurt, Cem Yılmaz'ın 'Pek Yakında' isimli yeni filminde rol alacak. ÖVGÜ DOLU SÖZLER Türkiye'ye gelmeden önce uzun yıllar İngiltere'de yaşayan Bozkurt, Cem Yılmaz'ın Türk komedisinde milat olduğunu ifade etti. KENDİSİYLE DALGA GEÇTİ Yılmaz'la çalışma şansı yakaladığı için mutlu olduğunu söyleyen Bozkurt, konuşmasına şöyle devam etti: İngilizler'in komedi anlayışı farklıdır. Bizim 'Leyla ile Mecnun'un mizah anlayışına denk düşer. Kendi düştüğü aptalca durumlara gülebilen insanların yaptığı bir komedi tarzıdır. Bizim komedi anlayışımız çok yakın zamana kadar dışlayan, ötekileştiren ve başkasına güldüren bir komedi anlayışıydı.  Burada milat Cem Yılmaz'dır. İlk defa kendi ve kendi yakın çevresindeki insanların düştüğü aptalca durumlara güldürebilen biri olarak çıktı seyirci karşısına. Bu bir özgüven gerektirir. Kendisi bizim pirimiz, ustamız diyebileceğimiz bir noktada... ÇEKİMLER MAYIS'TA BAŞLIYOR   Zafer Algöz, Ozan Güven, Tülin Özen, Özkan Uğur gibi isimlerin oynayacağı filmin çekimlerine Mayıs ayında başlanacak. Film, Eylül ayında vizyona girecek. Kaynak : Günaydın
Tom Cruise ve Victoria Beckham 'Bülbül Dışkısı' ile Gençleşiyormuş...
Yılların getirdiği yıpranma izlerini üzerlerinden atmak için zaman zaman olmadık yöntemlere başvuran ünlüler yaşlanmayla mücadele yöntemlerine şimdi de “bülbül dışkısı”nı ekledi. Başta Hollywood'un yakışıklı yıldızlarından Tom Cruise olmak üzere birçok ünlünün, yılların yüzlerine getirdiği izleri silmek için seansı 180 sterline, (Yaklaşık 650 TL) yüzlerine bülbül dışkısı sürdürüyormuş. Daily Mail gazetesi 'Şimdiye kadarki en kuş beyinli tedavi' olarak nitelendirdiği bu yöntemle, 51 yaşındaki Tom Cruise'nin 2 yıllık gençleşme seanslarına katılarak oldukça gençleştiğini iddia etti. 40 yaşına basan David Beckham'ın eşi Victoria Beckham da bülbül dışkısıyla gençleşme seanslarına başladığını açıkladı.  Botoksa alternatif gösterilen bu yöntemde, Japonya'nın Kyushu adasında yaşayan bülbüllerden toplanan dışkılar pirinç kepeği ve suyla karıştırılıp krem haline getirilerek yüz maskesi olarak uygulanıyor.  1 saatlik seans sırasında yüz derisinin bu dışkıyı emmesi bekleniyor. Dışkıda bulunduğu söylenen enzimlerin derideki ölü hücreleri kaldırıp yaşlanma ve güneş ışığıyla meydana gelen komplikasyonları yok ettiği iddia ediliyor. DHA
Reklam
Jobs İçin Boyle ve DiCaprio Söylentisi
Teknoloji devi Apple’ın kurucularından Steve Jobs’ın hayatı tekrar beyazperdeye uyarlanıyor. Steve Jobs’ın hayatını anlatan yeni filmin başrolünde Leonardo DiCaprio’nun olacağı iddia edildi. Aaron Sorkin'in, Steve Jobs'ın Walter Isaacson tarafından kaleme alınan resmi biyografisine bağlı kalarak yazdığı yeni Jobs filminde başrolü Leonardo DiCaprio'nun üstleneceği söyleniyor.  The Hollywood Reporter'a göre, yeni Steve Jobs filminin yapımcısı Sony Pictures, Slumdog Millionaire'in yönetmeni Danny Boyle ve Leanardo DiCaprio ile görüşmelere başladı.  Sony daha önce yönetmenlik için David Fincher, Jobs'ı canlandırması için ise Christian Bale ile görüşüyordu fakat bu anlaşmanın yüksek ücret talepleri nedeniyle suya düştüğü belirtiliyor.Yönetmen koltuğunda Boyle'un oturduğu ve Steve Jobs'ı DiCaprio'nun canlandırdığı bir film, Fincher ve Bale ikilisinden çok daha fazla ilgi çekebilir. Üstelik, Boyle ve DiCaprio 2000 yılında çekilen The Beach'te birlikte çalışmışlardı. (Akşam)
Reklam
Hangi Ünlü Yönetmen Senin Ruh İkizin?
Yönetmenler çok ortada bulunan isimler değildir, bu yüzden onları çok tanıyamayız. Ancak her kaliteli yönetmen kendi filmlerini, kendinden bir şeyler katarak meydana getirmiştir. Bu testi çözerek hangi yönetmenin sizin kafa yapınızda olduğunu bulabilirsiniz! Buradan esinlenilmiştir.
Reklam