Kadir Topbaş Haberleri

Kadir Topbaş ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Kadir Topbaş ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24
Topbaş İstanbul'un Yeni Vapurlarını Tanıttı
Kartallı vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla buluşan Başkan Kadir Topbaş, İstanbullulara ulaşım müjdeleri verdi. Yenilenen iskeleler, inşa edilen modern ve panoramik vapurların ardından, iki yaka arasında hizmet verecek double&ended tipi yolcu gemileri inşa ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş; Kartal’da normal belediyecilik hizmetlerini yürüttüklerini, Kadıköy-Kartal Metrosu’nun yoğun kullanıldığını belirterek, “Kartal’a yeni projeler ilave ettik. Bunlardan bir tanesi, Kartal Merkez’den Aydos’a teleferik. Planlara işliyoruz. Çok önemli bir şey. Özellikle ulaşım ve erişim noktasında rahatlık getireceğine inandığımız bir proje, yine merkezden E 5’e çıkacak bir havaraya. Metro hatlarına da erişim imkanı sağlanacak. Sahil düzenlemelerimiz de var” diye konuştu. İŞTE ‘ENGELSİZ’ YENİ GEMİLER İstanbul’a Türk mühendislerinin tasarladığı 10 modern gemi daha kazandıracaklarını müjdeleyen Başkan Topbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü; “Hazırlıklarını yaptığımız, renklerini daha sonra belirleyeceğimiz, İstanbul’da deniz ulaşımında 10 adet gemi hazırlığımız var. Bunlar dezavantajlı grupların rahatlıkla kullanabileceği yakıt tasarrufu ve zaman tasarrufu da sağlayan dizaynlı tekneler. Bizim kendi mühendislerimiz tarafında hazırlandı. Bu modern gemiler İstanbul’daki ulaşıma destek verecek. Çok farklı modelde dizayn edilen bu deniz araçları, İstanbul’da denizi daha efektif kullanmak adına devreye girecek. 4 farklı renkte takdim edilecek teknelerin renklerini İstanbullular belirleyecek.” PANORAMİK MANZARALI VAPURLAR İstanbul Büyükşehir Belediyesi, deniz ulaşımına yönelik yatırımlarına da hız verdi. Yenilenen iskeleler, inşa edilen modern ve panoramik vapurların ardından, iki yaka arasında hizmet verecek double&ended tipi yolcu gemileri inşa ediliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Şehir Hatları’nın filosuna toplamda 10 yeni yolcu gemisi katılacak. Teknolojik imkanlarla donatılacak yeni gemilerin en önemli özelliği engelli yolcuların erişimini daha da kolaylaştırması. Yüksek manevrası, modern tekne yapısı, hızı, konforu ve iki yönlü hareket kabiliyetine sahip olacak yeni gemiler, mevcut yanaşma manevrasından farklı olarak önden ve arkadan çift yönlü yanaşabilecek. Gemilerin teknik özellikleri 1- Double&Ended formunda tekne yapıları olacak. ( Double&Ended: İki yönlü hareket kabiliyetine sahip ). 2- İki taraftan da hidrolik rampa özelliği sayesinde, yolcu alma ve yolcu tahliyesi güvenli bir şekilde sağlanacak. 3- Teknenin baş ve kıç tarafında bulunacak hidrolik rampaları sayesinde, engelli vatandaşların kullanımına imkan verecek, diğer yolcuların ise hızlı ve emniyetli geçişini sağlayacak. 4- Teknenin yanaşma ve kalkış manevralarında dönüş yapmayarak %25 zaman ve yakıt tasarrufu sağlayacak. 5- Teknede bulunan panoramik manzaralı seyahat imkanı ile yolculuk keyfi üst düzeyde tutulacak. 6- Teknenin yanaşma şekli ile mevcut iskelenin daha verimli kullanılması sağlanacak. 7- Düşük karbon salınımı ile çevreci bir motor teknolojisine sahip dizaynı ile İstanbul’a yeni bir tekne forumu sağlayacak 8- Gemiler birbirleri üstüne bağlanabilecekler. Gemilerden her biri diğerini yedekleyebilir özelliklerde olacak. Gemi üst yapısı da buna uygun olacak 9- Otomatik Yolcu Geçiş Kapıları kapalı pozisyonda iken hidrolik/elektronik ve manuel kilitleme sistemleri bulunacak. Dipnot Tv
Kılıçdaroğlu Kürsüyü Yumrukladı, Tape Dinletti!
Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısı konuşması öncesi salonda dev ekran kuruldu. CHP Lideri, konuşmasına başladığı anda salondaki bir kişinin sözleri gerginliğe neden oldu. Sözünün kesilmesi üzerine sinirlenen ve kürsüyü yumruklayan Kılıçdaroğlu, “ Parti kültürünü benimsemeyen ve Genel Başkanı’nın sözünün kesen hemen burayı terk etsin. Atın bunu dışarı” dedi. İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları Kamuoyuna sızan ancak geniş kitlelerin bilmediği telefon konuşmalarından bir demet dinletmek istiyorum. Parti kültürünü benimsemeyen genel başkanını sözünü kesen, derhal burayı terk et kardeşim. Çıkarın dışarıya. Gençlere ve kadınlara yer açacağım. Kim ne derse desin daha fazla kadın daha fazla genç yer alacak. “Ben olmazsam CHP olmaz” zihniyetini kaldıracağım. CHP varsa hepimiz için var. Ben varsam CHP” anlayışı yok… Biz varsak CHP var… Bu dinlemelerin tamamı yasal. Tümü mahkeme kararıyla tespit edilmiş dinlemeler. Yasadışı dinlemelerle bizim işimiz olmaz. Biz devletin resmi kayıtlarına girmiş olan ve ısrarla dillendirdiğimiz halde Erdoğan ve tayfasının görmezden geldiği dinlemeler. “BUNLAR YASAL DİNLEMELER” Kılıçdaroğlu daha sonra bazı iş adamlarının Sabah ve ATV’nin satın alınmasıyla ilgili havuz oluşturulduğuna dair konuşmalar olduğu iddia edilen ses kayıtlarını dinletti. Bunlar tümüyle mahkemenin verdiği kararlar üzerine yapılan yasal dinlemeler. Urla’daki villaların nasıl yapıldığı, iş adamının kaymakamı nasıl görevlendirdiği, valinin yasal görevini yaparken Diyarbakır’a nasıl sürüldüğünü hepimizi biliyoruz. Havuz işini gördünüz burada bir medya kuruluşun başka bir holdinge devretmek için bizzat başbakanın devreye girip Binali Yıldırım’ın işi nasıl örgütlediğini. “RÜŞVETTİR BU” İhalelerin nasıl verdiğini artık hepimiz biliyoruz. Bir Recep Tayyip Erdoğan var bir Binali Yıldırım var. Büyük ihaleleri bunlar dağıtıyor. İhaleden sonra salma salıyorlar. Şu kadar parayı bize vereceksiniz diyorlar. Verilen paranın ardından iş adamlarına verilen paranın tutarı 87 milyar dolar. Rüşvettir arkadaşlar bu. Böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bugüne kadar ayakkabı kutusu dedik, 700 bin liralık saat dedik, yatak odasında kasalar dedik, kasalar içinde milyonlar dedik, genel müdürün evinden 4,5 milyon dolar çıktı dedik tık yok… Söylediği ne paralel devlet var dedi. “DEVLETE GÖZDAĞI VERİYOR” İki resim arasındaki farkı görüyorsunuz devlete gözdağı veriyor. Ben olduğum sürece benim oğluma kimse dokunamaz diyor. Ben devletim diyor. Sen nasıl bir devletsin sen paralel bir devletsin. Vatandaşa ayrı sana ayrı hukuk uygulanıyor. Diğer tarafta bir baba ve sırtında 1,5 yaşında çocuğunun naaşı var. Hüzün içinde götürüyor. AKP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Bu fotoğrafı sindiriyorsanız gidin oy verin. Ama hayır bu ülkenin temiz siyasete ihtiyacı var hiçbir baba çocuğunun cenazesini sırtında taşımasın diyorsanız bu iktidardan bıktık deyin. Bunu karşısında ne denilebilir ki. Birisi diyor zaten, “Bunları millet duysa yer yerinden oynar” diyor. Minik Muharrem’in ablası devlet zorluklar için vardır biz aradık kimse bizimle ilgilenmedi” diyor. 13 yaşındaki kızın sesini acaba Recep Tayyip Erdoğan duyacak mı.Senin vicdanın acaba duyuyor mu? Oğluna bir vakıf kurdurmuş adı Türgev. İhale alanların rüşvet ödedikleri bir yer var adı Türgev. Rakamı kuruşlu kuruşuna verdim. 99 milyon 990 dolar. 100 milyon dolardan 10 dolar eksik. “BU PARAYI PARALEL DEVLET Mİ YATIRDI” Türk parası ile 221 trilyon lira. Bu para geliyor onun vakıf hesabına yatıyor. Defalarca sordum bu neyin parasıdır. Tık yok. Hep söylediği paralel devlet. Bu parayı senin oğluna paralele devlet mi yatırdı. Yatırdıysa götür ÇYDD’ye ver onlar da fakir öğrencilere versin. Rüşvetten, Zarrab’tan, 700 bin liralık kol saatinden bahsediyoruz sesi çıkmıyor. AKP’ye oy veren yurttaşlarıma sesleniyorum, hiçbir şeyi düşünmüyorsanız ayakkabı kutusunu bir düşünün. 4,5 milyon dolar bu kutuda ne arar. “BİNALİ YILDIRIM NE DEMİŞTİ…” Oradan ayrılmamasını isteyen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Onu oraya getiren de Binali Yıldırım’dır. Milletin anasını belleyeceğiz diyor. Sen onu söylediğinde İntes’in başsında nasıl kalacaksın. Binali yıldırım yasadışı dinlemeler ilgili CHP milletvekillerine ne demişti: “Yanlış işiniz yoksa dinlemelerden korkmayın” Bu dinlemelere milyon Ali de takılmıştır yanlış işi olduğu için. Ama bu tapeler yasal dinlemelerdir… Muammer Güler – BARIŞ GÜLER KONUŞMASI Burada bir konuşmayı daha sizlere sunmak istiyorum. 17 Aralık’ta operasyon sabahı barış Güler babası İçişleri bakanı Mumammer Güler’i arıyor. Ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor: Barış Güler: 6 buçukta geldiler Celal kara diye bir savcı arama kararı çıkarmış Muammer Güler: Ne var oğlum senin evinde Barış Güler: Hiçbir şey yok baba Muammer Güler: Para ne var. Barış Güler: Kendi param üç beş kuruş kalan param. Muammer Güler: Kaç para Barış Güler: Sen biliyorsun Muammer Güler: Kaç lira oğlu.. Barış Güler: 1 trilyon civarı param var o kadar… Muammer Güler: Evet evet. Tamam oğlum. El koydular mı paraya Barış Güler: Yok arama yapıyorlar. Muammer Güler: Senin şimdi anladığım akdarıyla Rıza Zarrabla bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Diyeceksin ki bir danışmanlık işim var. Gayr-ı resmi yapıyorum. Benim alacaklı olduğum dayımın oğlu bunların yanında çalışıyor. “BU TAPELER YASA DIŞI DEĞİL…” Bu tamamen telaş sonucu söylenen laflar… Arama yapılıyor, babasını arıyor. Babası bunların hepsini biliyor. Burada AKP’ye oy vermiş vatandaşlarıma sesleniyorum… Bu tapeler mahkeme kararıyla alınan tapelerdir. Bunlar yasadışı değil. Kimsenin kimseye darbe yaptığı yok. Eğer darbe yapıldıysa senin cebine darbe yapıldı sevgili vatandaşım senin cebine… “TÜRKİYE’NİN YENİ BİR ÜNLÜ ŞAHSI OLDU: ALO FATİH” Türkiye’nin yeni bir ünlü şahsı oldu Alo Fatih… Yalçın akdoğan biz meclis TV’yi kapattırıyoruz siz yayınlıyorsunuz diyor arayarak. Biz yasak getirdik siz canlı veriyorsunuz diyor. TBMM’deki görüşmeler milletten neden yasaklanıyor… Hani milli iradeye saygı vardı. Vatandaş ister dinler ister dinlemez. Tabi bununla da sınırlı değil Fas’tan arıyor, daha konuşması bitmeden emredersiniz diyor… Bu tablo yasakçı bir Türkiye’yi öngören bir tablodur. “BU MİLLETİN ANASINI BELLEYECEĞİZ” DEDİLER Öyle bir noktaya geldi ki yandaş gazetenin genel yayın yönetmeni Halkbank genel müdürünü arayarak “Süleyman 2 milyon gönder bunların paralarını vereceğiz” dedi. En sonunda çıkıp bu milletin anasını belleyeceğiz dediler. Buradan tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum. Bunu sindiriyorsanız 30 Mart geliyor gidin oyunuzu verin… “ANANIZA KÜFÜR EDENE DERS VERECEKSİNİZ” Hayır ‘benim annem çok değerlidir, benim anneme kimse söz söyleyemez’ diyorsanız sizin ananıza küfür edene ders vereceksiniz. Buradan Adanalılara sesleniyorum bir vali çıktı burada söylemekten utandığım şeyler söyledi. Buna layık olmadığınız gösterin…Vagus Tv
"Başbakanımız Kasımpaşa'nın Aslanıydı, Ben de Gülü..."
Muazzez Ersoy: Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi T24 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi Kasımpaşalı olan şarkıcı Muazzez Ersoy , “Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü” dedi. Şarkıcı Muazzez Ersoy Hürriyet gazetesinden İzzet Çapa ’ya konuştu. İzzet Çapa’nın Muazzez Ersoy ile yaptığı söyleşi şöyle: Gelin Hatice Hanım’dan başlayalım... Tanır mısınız kendilerini? (Gülüyor) Tanımaz mıyım? Tanırım, hem de kendim kadar iyi... Gerçek adım Hatice Yıldız... Peki Hatice Yıldız’dan Muazzez Ersoy yaratmak hangi cin fikirlinin eseri... Assolistliğe başladığım günlerde Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi rahmetli Cahit Bey, “Kızım sesinin rengi, okuma tavrın bana Muazzez Abacı’yı çağrıştırıyor; bence bundan sonra sahne adın Muazzez Ersoy olsun” dedi. Yıldızlar karması gibi... Hiç aklınıza gelmedi mi bu ismin Muazzez Abacı ile Bülent Ersoy’un karışımı olduğu... Biraz öyle olmuş ama ben daha sonraları fark ettim. Çok gençtim o zamanlar... Adınızı divalardan alacak kadar şanslıymışsınız. Çocukluk yıllarınızda da bu kadar ballı mıydınız? Ne balı ayol! Kasımpaşa’da babaanneden kalma iki katlı ahşap bir evde dünyaya geldim. Üst katta iki oda bir sofa, aşağıda ise yemek odası ile mutfak vardı. Banyo ve tuvalet de evin dışında taşlık dediğimiz bir yerdeydi. Asla kimseye muhtaç değildik ama varlıklı bir aile olduğumuz da söylenemezdi. Valide hanım ve peder bey neyle iştigal ediyorlardı? Babam şofördü, dolmuşçuluk yapıyordu. Annem ise Tekel sigara fabrikasında çalışıyordu. Bütün gün orada sigara kutuları keser, akşam da eve gelip yemek, çamaşır, ütü derken pert olup yatardı. Bir de ben varım tabii uğraştığı... Hatice Yıldız’ın içindeki “yıldız” nasıl ortaya çıktı? O zamanlar Kasımpaşa, müzisyenler semtiydi... Ben de onların içinde büyüdüm. Okulda arkadaşlarımızla kurduğumuz koronun solistiydim. Mahallelinin “Sesin çok güzel” sözleri daha o yıllarda beynime işlemişti. Haydi artık çıkın şu sahneye, mahalleli de ben de derin bir nefes alalım... Keşke o kadar kolay olsaydı ama olmadı... Önceleri ufak ufak mahalledeki düğünler, sünnetler, nişanlarda söylemeye başladım. Bu arada bir mağazada da tezgahtarlık yapıyorum... Ama işin doğrusu, aklım fikrim şarkıcılıkta. Derken Gaziosmanpaşa’daki minik bir tavernadan teklif geldi. Peki peder beyin tepkisi neydi sahneyle bu kadar “içli dışlı” olmanıza? Duysa öldürürdü! Bu yüzden korkudan uzun süre ondan saklamak zorunda kaldık. Ya valide sultan? Annem sahneye çıkmamı çok istiyordu. Doğum günümde onun hediye ettiği bilezikleri satıp, sahne elbisesi diktirdim kendime. Ayakkabı almak için para yetmeyince, babamın cebinden tırtıkladım. Çarli’nin Melekleri işbaşında... Yok o kadar değil. Küçük oyunlar çevirdiğimizi kabul ediyorum. Ama dayanamadık, her şeyi göze alıp sonunda babama anlattık durumu. İzin çıktı da rahat bir “oh” dedik... Her şey halloldu da tek bir pürüz kaldı; şöhret olmak! Tavernada çalışırken diğer şarkıcılar anneme “Senin kızda gelecek var, abla onu bir menajere götürsene” demişler. Ben menajer nedir bilmiyorum o zamanlar ama Allah’tan rahmetli annem çok iyi anlardı bu işlerden. Neyse, elimden tutup bir organizatöre götürdü beni... O da Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi Cahit Çeki... Ve Sindrella, Pembe Köşk’ün kapısından içeri girer... Senin Sindrella biraz korkak çıktı, elim ayağım titriyordu heyecandan... Cahit Bey, arkadaşları ile oturmuş çay içiyordu. “Haydi bakalım bir dinleyelim seni” dedi. Önce bir şarkı okudum, sonra bir daha, bir daha... Baktım bir tebessüm yayılmış yüzüne... Bana dönüp “Kızım sen bu gazinoda assolist olacaksın” dedi... “Burası odan, bunlar da ekibin” diye gazinoyu gezdirmeye başladı... Donup kalmıştım. Bir günde assolist olunca insan donup kalır tabii... Bir günde olur mu yahu! Üç ay boyunca her gün sazlarla prova yaptım. Hazırlık dönemi bittiğinde podyumda nasıl yürüyeceğimi, sahnede nasıl mikrofon tutacağımı öğretmek için hoca tuttular. Parıltılı dünyaya Sindrella’nın prensini konuşmak için biraz ara verelim. Ah sevgili İzzet, benim hiç prensim olmadı ki... Ben ilk evliliğinize atıfta bulunmuştum... Kendisine “oğlumun babası” demeyi tercih ediyorum. Teyzemin kızı nişanı atınca bohçayı almak annemle bana düşmüştü. Yok artık kuzeninizin eski nişanlısıyla mı evlendiniz? Olur mu öyle saçma şey! İlk eşim, teyzemin kızının nişanlısının ağabeyiydi. Muazzez Hanım, siz çok bilinmeyenli denklemle evlenmişsiniz, haberiniz yok... O kadar karışık değil bitanem. Nişan bohçasını almaya gittiğimizde tanıştık. 15-16 yaşında ya vardım ya yoktum... İnsan 16 yaşında aşık olabilir ama evlenip “küçük gelin” olmak fazla radikal değil mi? Yaşım tutmadığı için annemle babamın muvafakatı ile evlendim. Ama gerçekten sevmiştim onu. Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem” diyemediniz ama... Maalesef diyemedim ve ayrıldık. Demek ki o sorumluluğu üstlenmek için sevgi yetmiyormuş. Bugün o yaşta evlenmenin kader olduğunu anlıyorum. Ayrıldığımızda oğlum dokuz aylıktı, hiçbir şeyin farkına bile varmadı. Boşanmayla birlikte tekrar zor günler başladı herhalde... Haliyle... Bebeğimi anneme bırakıp tekrar tezgahtarlığa döndüm. Baktım o işin sonu da yok; etraftaki herkes de “sesin güzel” diyor, şarkıcılıkta şansımı bir kere daha denemek istedim. Rabbim de yardım etti, demek ki doğru bir adım atmışım. Neden Türk sanat musikisi? Rahmetli annem Şehzadebaşı Direklerarası Korosu’nda yıllarca ders almış. Türk müziğini onun sayesinde sevdim. Bütün bildiklerini bana aktarırdı. Bir de Bülent Ersoy ile Muazzez Abacı’dır beni sanat müziğine bağlayan... Zeki Müren’i unutmayalım... Vefatından hemen önce yanındaydınız... TRT’deki son programına gelmesi için Zeki Bey’i kendi cipimle Bodrum’dan aldırıp İzmir’e göndermiştim. Biz de İstanbul’dan uçakla gitmiştik. Stüdyoda karşılaştık; şık bir kalem hediye ettim ona. Bir merhaba diyebildim, zaten her şey beş dakika içinde olup bitti... Allah rahmet eylesin diyelim... Son zamanlarda pek ortalıkta görünmüyordunuz... Küçük bir dinlenme arası vermiştim. Bazen bir denyoluk da gelmiyor değil. Çekip gitsem, bıraksam sahneyi diyorum ama hiçbir zaman bunu yapamayacağımı da biliyorum. Zeki Bey gibi sahnelerde öleceğim ben de... Bir görünüp bir kayboluyorsunuz. Karabatak gibisiniz. Aslında kaybolmadım, insanlar öyle sanmış olabilir. Çünkü dört sezondur TRT Müzik’te program yapıyorum, değişik müzikallerde sahne aldım ama fazla röportaj yapıp ortalarda olmadığım için böyle bir algı oluştu... Biz de nostalji şarkılar bitti diye dükkanı kapattınız sandık. O şarkılar asla bitmez... Evet, zaten “şarkılarla geldiniz”... Biraz da yeni albümden bahsedelim. Son albüm “Şarkılarla Gel”e dört beste ekledik. Muzaffer Özpınar ile hazırladık. Onun gibi insanların artık nesli tükeniyor. Muzaffer Hoca, okyanuslarda bambaşka bir balık. Sağ olsun günlerce hasta hasta çalıştı stüdyoda... Pembe Köşk’ün prensesi, “Nostalji Kraliçesi”ne nasıl dönüştü? Tamamen annemin arzusuydu. Nostalji albümleri yaparken katiyen çok satmak düşüncesinde değildik... Annemin gençliğinde aldığı 45’lik plakları taşıdığı küçük bir çantası vardı. Yalnız kaldığında o plakları dinleyip eski günlere dönerdi... Taş plaklardan kasete, kasetten dijitale... Anneniz size bir bakıma “Teknolojiye uy kızım” mesajı vermiş. Aynen öyle. Biliyorsun plaklar zamanla çiziliyor, kırılıyor... Bir gün “Kızım şu çantamdaki plaklardan bir kaset yapsan da rahatça dinlesem” dedi. Amacı aslında sadece buydu. Ama nostalji serisi resmen bir devrim yaptı Türkiye’de. Siz de beklemiyordunuz galiba bu kadar ilgiyi... Yalnız ben mi? Benim gibi pek çok insan şoke oldu. Tek üzüntüm rahmetli annemin o şarkıları dinleyemeden vefat etmesi. Nostalji albümleri bu kadar çok sattı, Muazzez Ersoy da hanları hamamları kaptı mı? Yemin ederim hanlarım hamamlarım yok ama gönlü de benim kadar zengini yok. Annenizin albümlerin başarısını görmemesi oldukça üzmüş sizi... Bak sana bir şey söyleyeyim mi, annem de, babam da vefat ettiğinde sahnedeydim. Annemin ölümünde Kemer’de iki konserim vardı. Bari son bir kez yüzünü göreyim dedim, açtılar kefeni, anamın yarım yüzünü görünce hüngür hüngür ağlamaya başlamışım... Sahneye çıktınız mı o gece? Çıktım tabii... Bırak hanları hamamları, diğer tarafa giderken bir peçete bile götüremiyorsun yanında. Şeker paketi gibi beyaz bezin iki ucunu kıvırıp insanı sokuyorlar içine. Han hamamın olsa ne fark eder... Hepsi burada kalıyor, yapabildiğin iyilikleri yanında götürüyorsun sadece. Şifreyi çözmüş biri olarak hiç mi sanatçı kaprisi yok Muazzez Ersoy’un? Olmaz olur mu tabii ki var (gülüyor). Kulisimde su, çay, meyve suyu mutlaka olsun, lütfen içki getirmeyin... Tamam getirmeyiz de hiç mi içki kullanmadınız? Hayatta sürmem ağzıma. Gençliğimde bir-iki kere likör içtim o kadar. Alkolün olduğu yerde ben yokum. Şarkıda “Kasımpaşalıyım, eli maşalıyım” der ama siz hiç öyle durmuyorsunuz, bu nasıl Kasımpaşalılık? (Gülüyor) Annem ve babam son derece modern ama inançlı insanlardı. Düşün, ben 4-5 yaşındayken gece yorgunluktan uyukluyan annemi dürter “Yatmadan önce haydi duamızı okuyalım” derdim. Anacığım da o kadar yorgun olmasına rağmen uyumadan önce bana duamı okuturdu... Annemin tüm öğrettikleri sayesinde, saygının ne kadar önemli bir değer olduğunu fark edip ona göre yaşadım hep. Oğlunuzdan konuşmayı pek sevmiyorsunuz galiba ama biraz da ondan bahsetsek... Kasımpaşa’daki evimizde annem, ben ve oğlum birlikte akşam yemeği yerdik. Rahmetli, dantelden takkeler örmüştü. Yemekten sonra o başlıkları takar, mahallemizdeki Kuran öğretmenine giderlerdi. Oğlum Ender çok iyi Kuran okur. Mesleği nedir, imam mı? Yok, bilgisayar uzmanı... Web master mı ne diyorlar... O konuda uçmuş... Sert bir anne midir Muazzez Ersoy? Çok küçük yaşta evlendiğim için oğlumla beraber büyüdük sayılır. Anneme “anne” derdi, bana da “dızdız”... Onunla ana oğul gibi değil, daha çok abla kardeş gibi yetiştiğimiz için yeri geliyor dertleşiyoruz, yeri geliyor kavga ediyoruz. Evli mi şimdi Ender? Evlenmişti ama boşandı. Onun hayatına hiç müdahale etmem, karışmam. Daldan dala atlıyorum ama bu kebapçılık işi nereden çıktı? Aslında hiç aklımda yoktu. Uzun süre birlikte çalıştığım şoförümün Adana’da kebapçılık yapan Şenol adlı bir yeğeni varmış. Turneye çıktığımızda hep Şenol Bey’in (Kolcuoğlu) dükkanında karnımızı doyururduk. Muhteşem kebaplar yapardı... Gide gele ahbap olduk... Sonra da ortak oldunuz herhalde... İstanbul’da bir şube açmak istiyordu. Ortağı bunu yarı yolda bırakınca şoförümle dertleşmişler, “Dükkanı Muazzez abla, sen, ben birlikte açalım” demiş Şenol. Beni ikna edene kadar göbekleri çatladı resmen, çünkü kebapçılık hiç aklımda olmayan bir şeydi... “Kebaptan da, nostalji kadar iyi anlarım” mı diyorsunuz? Yok estağfurullah... Ama Rabbim’in de yardımıyla dükkan açıldığı günden beri herkes kuyrukta bekliyor... Laf aramızda ben de kebaba bayılırım... Aslında söyledikleri gibi kilo yapmaz. Izgara gibi piştiği için yağı akıp gider. Birlemiş Milletler Yüksek Komiserliği’nde “iyi niyet elçisi” olarak çalışıyorsunuz... Tam olarak ne iş yapar iyi niyet elçisi? Benim en önemli görevim, mülteci durumundaki insanların, sığındıkları ülkenin vatandaşları kadar hakları olduğunu kamuoyuna duyurmak... Angelina Jolie gibi geziyor musunuz siz de ülke ülke? Onun kadar gezmiyorum çünkü bu sayı Birleşmiş Milletler’in düzenlediği organizasyonlara bağlı. Suriye’deki olaylar başlamadan önce Şam’a gittim, oradaki mülteci kamplarını, yardım depolarını gezdim; bazı mülakatlara katıldım. Görseniz o çocuklar ne kadar perişan haldeler. Anne bir tarafta, baba bir tarafta... Yürek burkan, paramparça hayatlar... Angelina ve sizden başka dünyada kaç kişi bu işi yapıyor? Ben seçildiğimde dokuz kişiydik, sanırım şimdi 13 oldu... Film artisti ya müzisyen mi seçilenlerin hepsi? Yoo hayır, sanatçısı da var modacısı da... Bildiğim toplumun sevdiği, saydığı insanların seçildiği... Teklif size nasıl geldi? Birleşmiş Milletler’den aradılar direkt olarak... Şaşırmadınız mı “Neden ben” diye? Çok şaşırdım, çok da mutlu oldum... Tabii ki düşünüyor insan bu kadar kalabalık bir ülkede neden beni seçiyorlar diye? Nedenmiş peki? Kendi kriterlerine göre yaptıkları bir seçimmiş. O zaman Birleşmiş Milletler’in başında Kofi Annan vardı. Amerika’da buluşup görüşecektik ama yerine Ban Ki-moon geçti, onunla da henüz bir araya gelemedik. Siz de Angelina Jolie gibi bir mülteci çocuğu evlat edinmeyi düşünüyor musunuz? İstemez miyim... Bosna’ya gittiğimde, Sırplar’ın tecavüz ettiği kadınların istemedikleri çocuklarını bıraktıkları bir yuvaya götürdüler beni. Koli koli oyuncak götürmüştüm, çocukların gözlerindeki sevinci bir görsen... Orada üç yaşında mavi gözlü dünyalar güzeli bir kız çocuğu ile karşılaştım. Alıp İstanbul’a getirmeyi teklif etseydiniz... Teklif etmediğimi nereden biliyorsun? “Ne olur, annesi istememiş, buraya bırakmış. Bu kızı bana verin, evlat edineyim. Prensesler gibi büyütürüm” diye yalvardım ama maalesef prosedür gereği olmadı... Peki Ebru Polat’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na mektup yazıp “Daha genç ve dinamik bir kişi olarak” sizin yerinize iyi niyet elçisi olmak istemesini nasıl yorumluyorsunuz? Ne diyeyim... Polemiğe girmeyi sevmiyorum ama ben olsam böyle bir şey için kimseyi arayamazdım... Son derece faal olduğunuz anlaşılıyor ama iyi niyet elçisi olduğunuz bile pek çok kişi tarafından bilinmiyor... Ben Birleşmiş Milletler’le resmi protokolü basının önünde imzaladım; bilmemeleri mümkün değil. Ama Türkiye’de, Amerika’da olduğu gibi önem verilmiyor bu işlere. Orada Angelina Jolie’nin yaptığı bir aktiviteyi vermek için kanallar yayını kesiyor. Somali’den Suriye’ye kadar pek çok yeri gezdim ama maalesef haber olmadı. Bazı şeylerin ortaya çıkmasını da siz istemiyorsunuz galiba... Mesela Ankara’da yaptırdığınız hastane... Sevmiyorum bu tür konuları konuşmayı ama lösemili çocuklar için yaptırdığım hastanenin açılışını Süleyman Demirel yapmıştı. Daha sonra TRT Genel Müdürlüğü’nün yanındaki evimi de oraya bağışladım... Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül töreni gecesinde Ahmet Kaya’ya saldırılırken siz de oradaydınız. Bu konuda herkes konuştu, bir tek sustunuz... Neden? Konuşmadım, çünkü ne olduğunu bile anlayamadım. Bir anda ortalık karıştı. Neredeydiniz o anlarda? Sahneye yakın yuvarlak bir masada oturuyorduk. Baktım çatallar, bıçaklar havada uçuşuyor. Yanımdakiler de ayağa kalkıp oraya doğru gittiler. Ben kaldım mı tek başıma... Bir uğultu bir gürültü, kıyamet koptu. “Oradaydım ama hiçbir şey görmedim” diyorsunuz yani... Sonradan gelip anlattılar. O geceden hatırladığım gerçekten başka bir şey yok... Özlemez miyim! Resmen bir cevher yuvasıdır Kasımpaşa, kimler çıkmadı ki oradan... Hasan Kaçan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş, Başbakanımız... Ne düşünüyorsunuz Sayın Erdoğan hakkında? Şunu bütün kalbimle söyleyebilirim ki, Kasımpaşa’dan bir aslan çıktı... Türkiye’nin lideriydi, şimdi de dünya lideri... O zamanlardan hatırlıyor musunuz kendisini? Evet, Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü…
İstanbul'a Dev Kent Parkı Geliyor
Üç etaptan oluşan Zeytinburnu Çarpıcı Çayırını birinci etabı Spor Parkı bölümü 150 bin m²  alan halkın hizmetine sunuluyor. 350 bin m² kare alanda ise ağaçlandırma ve alan çalışmaları devam ediyor. Çırpıcı Çayırı çağdaş standartlarda bir tasarımla İstanbul genelinde “alternatif sporlar” merkezi haline getiriliyor. İstanbul’un en büyük sosyal aktivitesi ve spor dinlence alanı olan park halka kazandırılıyor.  Birinci etap çalışmada 750yeni yetişkin ağaç dikildi, bölgeye 5 bin yeni ağaç daha dikilecek.       Bölgedeki 3 milyon insanın kullanabileceği kent parkı Çırpıcı Çayırı içinde kalan bir arazide Emlak Gayri Menkul Yatırım Ortaklığından peşin para vererek 196 milyon TL + KDV ile belediye mülkiyetine geçirilmişti.  Park Bakırköy,Zeytunburnu, Güngören ve Bahçelievler başta olmak üzere önemli bir coğrafyanın kent parkı haline gelecek. Bu bölgeye raylı sistem ve deniz ulaşımı imkanıolduğu için İstanbul’un Avrupa yakasının rahatlıkla kullanabileceği kent içinde büyük bir park ortaya çıkacak.İŞTE ÇIRPIÇIÇAYIRI’NDAN SATIR BAŞLARIOturmave dinlenme alanlarıTematikplastik öğelerGösteri-etkinlikalanı                       KafeteryaEKSTREMSPORLAR ALANI    TÜRKİYE’NİNİLK VE TEK MACERA KULESİBMX-Bisiklet- Dağ bisikleti                                   Paten-Tekerlekli hokeysahası                                             Kaykay-Skateboard pistiGraffitiduvar boyamaÇOCUKATLETİZM OYUN ALANI                                        İlgiçekici- cazibeliKolayulaşılabilirEğitici-bilgilendirici3farklı yaş grubuna göre gruplama. (7-8/9-10/11-12 yaş grupları)SüratDayanıklılıkKoşuAtlamaSPORSAHALARI                                                                        Açık(Kamusal) Spor Sahaları;Tenissahası2 AdetBasketbolsahası                                                       2 AdetVoleybolsahası                                                        2 AdetBadmintonsahası                                                     4 AdetPlajvoleybolusahası                                                4 AdetOtoparklarÜcretliFutbolsahaları                                              4 AdetSoyunmaodası                                                         16 AdetSERBESTREKREASYON ALANI                                                      PaintballMinigolfTrambolinZorbingMaceraipleriYogafitness alanlarıTırmanmaduvarlarıMaketoyunalanı                                                                             2.VE3. ETAPMeydanlarLalezarmeydanı SugöstesiYürüyüşyolları Dinlenmealanları ToplanmaalanıIhlamurmeydanıSığlameydanıMeşemeydanıÇınarmeydanıŞölençayırıAçıksinema alanıFrizbialanı UçurtmaalanıKokulubitkiler bahçesiGülbahçesi Genişağaçlık mesire alanı
19 Yıllık Haliç Metro Köprüsü Rüyası Gerçek Oldu
19 yıllık hasret sona erdi ve Haliç Metro Köprüsü Başbakan Erdoğan ile Başkan Topbaş’ın katılımıyla düzenlenen törenle hizmete açıldı. Türkiye'nin ilk metro geçiş köprüsü olan eser, bir mühendislik harikası olarak en son teknolojiyle inşa edildi.Taksim-Yenikapı metroyla sadece 7.5 dakika…Türkiye’nin ilk metro geçiş köprüsü olan Haliç Metro Köprüsü’nün açılış töreninde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açılışı yapılacak Haliç Metro Köprüsü ile İstanbul’un ulaşımında tarihi bir adımı daha atıldığını belirterek, “Haliç’in üzerinden Şişhane’yi Yenikapı’ya bağlıyoruz. 3,5 kilometre uzunluğundaki bu hat, sadece Şişhaneyi Yenikapı’ya bağlamakla kalmıyor, İstanbul Metrosu da Marmaray ile bağlanıyor. Hacıosman, 4. Levent, Taksim ve diğer birçok istasyonları da Yenikapı aktarma istasyonu ve Marmaray üzerinden bugün Göztepe’ye, Maltepe’ye Üsküdar’a Kozyatağı’na Kartal’a bağlıyoruz. Hacıosman’dan metroya binen bir vatandaşımız Haliç Köprüsü’nden geçerek Yenikapı’ya ulaşacak. Buradan Marmaray’la karşıya geçecek, oradan da Kartal’a kadar gidebilecek” diye konuştu.Taksim-Yenikapı arasının metroyla artık sadece 7.5 dakikaya indiğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, Taksim’den Kadıköy’ün 24.5 dakikaya, Taksim’den Kartal’ın 69.5 dakikaya düştüğüne söyledi. 3.5 kilometrelik 3 istasyondan oluşan yeni hatta dünyanın en zor metro inşaatının gerçekleştiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu;Yenikapı metrosuyla İstanbul’un tarihi de değişti“İstanbul’un binlerce yıllık tarihini barındıran bir bölgede, tarihi eserlere zarar vermeden, tam tersine tarihi ortaya çıkararak bu hattı inşa ettik. Bu hattı inşa ederken İstanbul’un bilinen tarihi de değişti. 23 antik ahşap gemi ortaya çıktı, 50 binden fazla tarihi eser çıkarıldı. İstanbul’un tarihinin 8 bin 500 yıl öncesine dayandığı da ortaya çıktı. Hattın gecikmesini göze alarak, 77 milyon harcama yaparak tarihi dokuyu da ortaya çıkardık. Aslında bu açılış 4-4.5 yıl önce yapılacaktı. Bu hassasiyetimiz sebebiyle gecikti. Tarihi eserlere zara vermemesi için, dikkatinizi çekiyorum ray bağlantılarında en son teknolojiyi tercih ettik. Gürültü ve titreşimi en aza indirdik. Yine bu hat üzerinde, İstanbul’un güzelliğine güzellik katacak bir köprüyü de Haliç üzerinde inşa ettik. Haliç üzerindeki istasyon sayesinde, İstanbullular Haliç’in İstanbul’un güzelliği temaşa edecek. Köprü üzerindeki dinlenme ve eğlence imkanlarından istifade edecekler. Laf üretmiyoruz icraat üretiyoruz, farkımız bu.”Bu hatla birlikte İstanbul’da raylı sistem uzunluğunu 141,5 kilometreye çıktığını, 110 kilometre raylı sistem inşaatının da devam ettiğini ifade eden Erdoğan, “Hacıosman-Yenikapı Metro Hattı’nda 124 adet modern teknolojik, donanımlı, sürücüsüz vagonların hizmet verecek. 2019 yılında hedefimiz 420 km metro uzunluğuna ulaşmak. 2019 sonrasında da 776 km metro hattına da inşallah İstanbul kavuşmuş olmuş olacak. Bu önemli hattımızın İstanbul’a hayırlı olmasını diliyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyemizi, değerli kardeşim Kadir Topbaş’ı, tüm ekibini, bu hattın inşasında emeği olan tüm kardeşlerimi; mimar, mühendis, işçi, yüklenici firmalar, bilim insanlarını, arkeologları, herkesi tebrik ediyor, teşekkür ediyorum. Bu hattı kullanan tüm İstanbullu kardeşlerime güvenli konforlu yolculuklar diliyorum” şeklinde konuştu.Marmaray ve Haliç Metro Köprüsü’nü mutlaka test edin…İstanbul’da yaşayıp da hala Marmaray’a binmemiş, hala bu yeni metro hatlarında yolculuk etmemiş vatandaşlarımızın olduğunu, oysa Türkiye’nin hatta dünyanın birçok yerinden turistler gelip Marmaray’ı test ettiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti; “Geçenlerde biliyorsunuz Japonya’daydım orada da Marmaray’ı konuştuk. Malezya’daydım orada da Marmaray’ı konuştuk. İnşallah şimdi de Haliç’deki bu köprü konuşulacak. Her şeyi ile İstanbullu kardeşlerim bu büyük tecrübelerden uzak kalmasınlar. Herkesin bir kere Marmaray’ı tecrübe etmesini özellikle temenni ediyorum. Şimdi bu açtığımız hattı da, Haliç üzerinden geçişi de tecrübe etmek, o emsalsiz duyguyu yaşamak, Haliç üzerinde inip, İstanbul’u Haliç’ten seyretmek için tüm İstanbullu kardeşlerimin tecrübe etmesini istiyorum.”Son teknolojiyle inşa edilen köprü bir mühendislik harikasıİstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Kadir Topbaş da     İstanbul’un tarihi bir gün yaşadığını belirterek, “Haliç Metro Köprüsü uzun bir hikaye ama hamdolsun bugün mutlu sona ulaştık. Bugün tarihe tanıklık ediyoruz. İstanbul Metrosu’nun Marmaray ile birleşmesi çok önemli bir yatırım. Bu raylı sistemlerimizin doğu batı aksının kuzey güney aksıyla buluşmasıdır” diye konuştu.Kaybedilen 19 yıl ekonomik zaman kayıpları ortaya koyulduğunda belki birkaç köprü bedelinde kayıp ortaya çıktığına dikkat çeken Başkan Kadir Topbaş, şöyle konuştu; “Uzun bir süreç yaşadık. Bizi UNESCO’ya şikayet edenlerle mücadele ettik. Bugün geldik. Bu köprü bir teknoloji harikası ve dünyada ilk olan uygulamalara sahip. En zarif ve narin tabyalarıyla bir mühendislik harikası. 90 derece açılabilen bu köprü bu özellikleriyle dünyada bir ilk.”'Hizmet mühendisliği yapıyoruz!...'“Biz toplum mühendisliği değil, hizmet mühendisliği yapıyoruz” diyen Başkan Topbaş, “Biz Marmaray, metro, havaray dedikçe bazıları fren fren diyorlar. Devamlı frene basarak bizi engellemeye çalışanlar, artık frenin tutmadığının farkında değiller. Bu haftaki meclisimizde 4 yeni metro hattı, 4 metro, 6 havaray, 5 teleferik ve 1 finikülerin projeleri onaylandı, planlara işlendi. Ayrıca trafik sorunun çözümüne büyük katkı sunacak 100 bin araç kapasiteli otopark planları da onaylandı. İstanbul’a ve İstanbullulara hizmet etmenin gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu.Görevde oldukları 10 yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak 60 milyar lira yatırım yaptıklarını, ulaşıma 32 milyar lira, raylı sisteme 15 milyar lira harcadıklarını aktaran Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü;“İstanbul nerelerden nerelere geldi. Dünyanın parlayan yıldızı oldu. Daha bir hafta önce sayın başbakanımızla temel attık. Önemli bir metro hattına daha start verdik. Mecidiyeköy-Mahmutbey metrosu. 840 milyan liralık bu yatırımı tamamen belediyemizin kendi öz kaynaklarıyla yapıyoruz. Hepsi şehrimize, vatanımıza, milletimize hayırlı olsun. Bu eserler hepimizin. Hizmet bizim işimiz. Daha yapacak çok işimiz var.”İlk sürüşü Başbakan Erdoğan ve Başkan Topbaş gerçekleştirdiTörende konuşmaların ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a 1997 yılında kendi belediye başkanlığı döneminde Haliç Metro Köprüsü’nün yapımına onay veren belgenin de içinde yer aldığı bir tablo hediye etti.Recep Tayyip Erdoğan ve Kadir Topbaş, Yenikapı İstasyonu’ndan metroya binerek ilk sürüşü gerçekleştirdi. Haliç Metro Köprüsü'nün üstüne kadar yolculuk yapan Erdoğan ve Topbaş, köprünün üstünde trenden inerek buradaki seyir terasından Hailç manzarasanı seyretti ve köprü hakkında bilgiler aldı. Erdoğan, köprünün inşaatında çalışan ekibin de elini sıkarak tebrik etti. Erdoğan ve Topbaş, tekrar metroya binerek deneme sürüşünü Şişhane İstasyonu'nda tamamladı.
İşte Yeni Kadıköy Meydanı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Projesi Yıkım ve Temel Atma Töreni'nde Kadıköy Meydanı için hazırladıkları yeni projeyi tanıttı. Yeni Kadıköy Meydanı çalışması 230 bin metrekarelik bir alan üzerinde yapılacak... Kadıköy Sahili, Metro İstasyonu, Haldun Taner Tiyatrosu, Vapur İskeleleri, Rıhtım Caddesi ve Haydarpaşa arasındaki 60 bin metrekarelik alan yayalaştırılacak. Çalışmayla hem trafiğin rahatlatılması hem de yeşil alanların artırılması hedefleniyor... Çalışma kapsamında meydandaki tüm döşemeler yenilenecek. Kıyı düzenlemesi için sahil şeride tümden ele alınacak. Düzenlemenin en önemli unsurlarından biri Bisiklet yolu... milliyet.com.tr
Böyle Sahtekarlık Görülmedİ: AKP Sarıyer'de 504 Hayali Daire Kondurdu
AK Partililerin; YSK’ya yaptıkları itiraza rağmen CHP’nin seçime girebilmesini önleyemedikleri Sarıyer’de, yaklaşık 10 bin kişiyi akla hayale gelmeyecek yöntemlerle hayali seçmen yapmaya çalıştıkları ortaya çıktı.Bu iş için AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bilgisayarlarına gece yarısı girilip Sarıyer’e tek tuşla hayali 504 daire eklendiği, Kuran Kursları‘nın ve çok sayıda iş yerinin de sahte adres gösterildiği anlaşıldı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, AKP’lilerin Sarıyer’de seçime hile karıştırdıkları iddiası üzerine soruşturma başlattı.
SONAR'dan Son Yerel Seçim Anketi
SONAR, yerel seçimleri öncesi yaptığı Ankara ve İzmir anket sonuçlarını açıkladı. İstanbul'da nefes nefese yarış gözükürken Ankara'da Gökçek'in arayı açtığı dikkat çekti. Mansur Yavaş'ın beklediği MHP oylarının AK parti'ye gittiği görüldü. CHP'ye yakınlığı ile bilinen SONAR'ın sahibi Hakan Bayrakçı, İstanbul, İzmir ve Ankara anket sonuçlarını açıkladı. Bayrakçı'nın twitter'da duyurduğu rakamlara göre Ankara'da AK Partili Melih Gökçek ile CHP adayı Mansur Yavaş arasındaki fark 6 puandan fazla. İzmir'de CHP yaklaşık 20 puan farkla önde. İstanbul'da ise AK Parti adayı Kadir Topbaş, yaklaşık 5 puan farkla yarışı CHP'li rakibi Mustafa Sarıgül'ün önünde götürüyor. İSTANBUL AKP..........  45.3 CHP.......... 40.6 MHP.......... 5.6 HDP.......... 4.7 DİĞER.......  3.8 ANKARA AKP..........  46.2 CHP.......... 39.9 MHP.......... 10.2 DİĞER........3.7 İZMİR CHP..........  51.3 AKP..........   31.6 MHP..........   8.1 DİĞER.......  8.9 Milliyet