Zeka Fışkırıyor! Tarihe Adını Yazdırmış Dahilerin Daha Önce Duymadığınız Garip Davranışları

-

Zeka ile birlikte gariplikler de gelir. Bu yüzden de tarihe adını yazdırmış dahilerin çoğunun garip huyları ve davranışları vardır. Herkes Van Gogh'un kulağını bilir fakat Alfred Hitchcock'un kendi filmlerini izlemekten korktuğunu hiç duymuş muydunuz mesela?

Hepsi ve daha fazlası içeriğimizde:

1. Salvador Dali

Salvador Dali şüphesiz ki tüm zamanların en etkileyici sanatçılarından biriydi. İşte garipliklerinden bazıları:

  • Dali Paris'teki bir hayvanat bahçesinden karınca yiyen almıştı ve bir keresinde şehrin sokaklarında onunla dolaştı.

  • Bir keresinde ağaçta otururken röportaj vermişti ve bazen dalış kıyafeti içinde ders anlatırdı. Bu durumun kendi bilinçaltına dalmayı kolaylaştırdığını iddia ediyordu.

  • Salvador resimlerinin kaynağının rüyalar olduğuna inanıyordu. Tek bir numarası vardı: Elinde çok ağır bir anahtar tutarak bir sandalyede oturuyor ve uyumaya çalışıyordu. Uykuya dalarken tutuşu zayıflıyor ve anahtar yere çarpınca da gözlerini açıyor ve rüyasından bir parçayı yakalamak için zamanı oluyordu.

  • Dali'nin vasiyeti gömülmekti, böylece insanlar mezarının üzerinde yürüyebilirdi. Sanatçının bedeni ise Figueras'taki Dali müzesinin tabanında gömülü, yani her gün üzerinde yüzlerce kişi yürüyor.

2. Paul Gaugin

Paul Gaugin hemen bir sanatçı haline gelmedi. Kendisi aslında bir bankerdi ve sadece boş zamanlarını resim yaparak harcardı. Hayatı ise genel olarak iyiydi: Ailesinin parası olduğu için Gaugin, eşi ve çocuklarıyla resim için özel odalarının olduğu rahat bir dairede yaşıyordu.

Fakat bir noktada günlük işinden uzaklaşmaya ve sanatçılarla daha çok iletişim kurmaya başladı. Sonra bir gün eşini ve çocuklarını terk edip Tahiti'ye gitti. Orada genç bir yerli kızla evlenen Gaugin, hayatının en iyi eserlerini vermiştir fakat hayatı çok kötü sonlanmıştır: Hasta, depresyonda ve fakir bir halde, ailesiyle asla iletişim kuramadan gittiği adada ölmüştür.

3. Pablo Picasso

Bu sanatçı ise aşk hayatıyla da ünlü: İki kere evlenen sanatçı zaman zaman farklı kadınlarla ilişkiler yaşıyordu. 5 çocuğundan üçü evlilik dışıydı.

Hayatının neredeyse tamamı boyunca Picasso evinde huysuz kuşlar olduklarını düşünmesine rağmen beyaz güvercinler besledi. Bu kuşların neden barışın sembolü olduğunu asla anlamadı. Ayrıca tüfek ile atış yapmaya bayılırdı. Sırf eğlencesine. Söylenene göre resimlerin alıcıları ile pazarlık ederken tüfeğini hep yakında bulundururmuş ki fiyatı çok düşürmesinler.

4. Andy Warhol

Warhol'un aşırı güçlü bir koku alma yeteneği vardı. Kendisi kolaylıkla neredeyse aynı olan kokuları ayırabiliyordu ve her zaman parfüm kullanırdı. 23 yaşındayken genç sanatçı saçını griye boyamaya karar verdi. Bu olayı ise şöyle açıklıyor:

"Saçımı griye boyamaya karar verdim, böylece kimse kaç yaşında olduğumu bilmeyecekti ve onlara olduğumu düşündüklerinden daha genç görünecektim. Saçımı griye boyayarak çok fazla kazancım olacaktı:
1) Yaşlı problemlerim olacaktı, ki onlar genç problemlerinden daha kolaylar.
2) Ne kadar genç göründüğüm herkesi şaşırtacaktı.
3) Genç davranma sorumluluğundan kurtulmuş olacaktım. Ara sıra tuhaflıklara, güçsüzlüklere kayabilirdim ve saçımdan dolayı kimse bunu önemsemezdi. Gri saçınız varken, yaptığınız her hareket normal bir şekilde aktif olmak yerine 'genç' ve 'dinç' görünüyor. "Diğer ilginç bilgi ise şu: Warhol'un en ünlü eserlerinden biri olan Campbell'in domates çorbası konservesini hatırladınız mı? Sanatçı bu ucuz çorbayı hayatı boyunca çok sevmiş ve direkt konserveden yemiştir.

5. Nikola Tesla

Ünlü mucit aslında bayağı garipti. Tesla her zaman yediği yemeği sayar ve kadınların küpelerinin (özellikle inci küpeler) görüntüsünden nefret ederdi. Otellerde sadece üçün katı olan odalarda kalırdı ve ayrıca görevlerini her zaman bitirme huyu vardı: Nefret ettiklerini bile! Ayrıca hastalıklardan korkar ve ellerini her zaman yıkardı. Sırf bu yüzden her gün düzinelerce havlu değiştirirdi. Kendisi çok az uyurdu: yaklaşık olarak 2 saati düşünmeye, 2 saati de uyumaya ayırırdı. Bir dedikoduya göreyse Tesla geleceği öngörebilmekteydi: Bir keresinde arkadaşlarını trene binememek konusunda ikna etmişti ve bu tren kısa süre sonra raydan çıktı, bolca yaşama mal oldu.

Nikola Tesla kendi etrafında mistik ve gizli bir atmosfer yaratmaya bayılırdı. Eksantrik kişiliği her zaman dedikodularla çevriliydi. Bazı hareketleri abartılı olabilir fakat bu soruyu kesinlikle cevaplamak imkansız.

6. Albert Einstein

Tahmin edebileceğiniz üzere bilim insanları her zaman beynini almaya uğraşıyorlardı. Onunla konuşan insanlara aynı şeyleri sürekli tekrarlattığı da kayıt altına alınmıştı.

Ayrıca, küçüklüğünden beri Einstein çorap giymekten nefret etmişti. Bir nedenden dolayı sürekli büyük parmağının onları deleceğini düşünüyordu. Hatta bu konudan eşine yazdığı mektupta "En özel etkinliklerde bile çorap giymekten kaçınmayı başarabildim ve bu gerçeği yüksek botlar altına sakladım." şeklinde bahsetmiştir.

7. Alfred Hitchcock

Korkunun ustası Alfred Hitchcock tavuk yumurtası gibi oval nesnelerden korkma fobisi olan  "ovophobia" sahibiydi. Restoranda garson yumurta servis ettiğinde Hitchcock'un modu büyük ölçüde değişirdi.

Ünlü yönetmenin harika bir hafızası vardı: Bütün New York sokaklarının adlarını ve içindeki yerleri ezberlemişti, kolayca bir telefon rehberini ezberleyebiliyordu. Filmlerinden bazı oyuncular Hitchcock'un çay içtikten sonra fincanını omzunun üzerinden fırlattığını fark etmişlerdi. Bu onun rahatlama yönetmiydi çünkü sinirini oyunculardan çıkarmak istemiyordu. Ayrıca hayatı boyunca polislerden korkmuştu, ki bu yüzden filmlerinin çoğu adaletsiz ithamlar üzerine kuruludur. 

Ve son olarak Hitchcock kendi filmlerini izlemekten korkardı. "Kendi filmlerimden korkuyorum. Asla izlemiyorum. İnsanların izlemeye nasıl dayandığını anlayamıyorum."

Ünlü dahilerden başka gariplikler:

8) Ünlü kimyacı Dmitri Ivanovich Mendelev'in komşuları arasında ünlü olduğuna inanılıyor... Hayır, periyodik tablosundan dolayı değil, evrak çantalarından dolayı!  Meğerse kendisi evrak çantaları yapmayı çok seviyormuş ve yaptıkları o kadar dirençli ve iyiymiş ki, birçok müşterisi varmış.

9) Ünlü Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen'in birçok korkusu vardı. Tam anlamıyla her şeyde korkuyordu: pasaportunu kaybetmekten, yangında ölmekten, dişini kaybetmekten (Niyeyse, sahip olduğu diş sayısının yazar olarak yeteneğini etkilediğine inanıyordu). Ayrıca verdiği eserlerde bolca hatası vardı: bu yüzden musahhihlere bolca para ödemesi gerekiyordu ve bu çok pahalıydı. Fakat başka yolu yoktu, diğer türlü kimse kitaplarını yayınlamazdı.

10) Çinli politikacı Mao Zedong dişlerini asla fırçalamazdı. Çok basit bir cevabı vardı: "Bir kaplanın bunu yaptığını hiç gördünüz mü?"

11) Fransız yazar Honoré de Balzac kahveyi çok severdi. 5 bardak kahve içene kadar yazmaya başlamaz ve kafeinin etkisini atı harekete geçiren sürücü kırbacına benzetirdi. Bazen hiç durmadan iki gün üst üste bile çalışırdı. Fakat bir süre sonra vücudu bağışıklık geliştirdi ve kahve işe yaramayı bıraktı. Bu yüzden Balzac kahve çekirdeği yemeye başladı. Günde yaklaşık yarım kilo kahve çekirdeği yerdi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
enk-capital

Sonumun Balzac gibi olmasından korktum şimdi.

Başlıklar

BilimEinsteinEvlilikTeslaVanaşkçayilginç bilgiyumurta
Görüş Bildir