Yatakla Yapışık Yaşayanlar, Sözümüz Size: Keyif Yaptığınızı Zannederken Aslında 'Klinomani'den Muzdarip Olabilirsiniz

-

"Benim yatağımdan hiçbir kuvvet ayıramaz, biz bir elmanın iki yarısı gibiyiz!" diyorsanız, bu içerik sizi çok ama çok ilgilendiriyor bilesiniz.

Hafta sonları yatakla adeta bütünleşen yastık yorgan sevdalıları burada mı? Elleri bir görelim...

Yoğun bir okul/iş hayatınız varsa ya da kötü havalardan iflahınız kesildiyse tüm hafta sonunu yalnızca yorganınıza sarılarak geçirmeyi istemeniz o kadar da tuhaf bir durum değil. Sonuçta yatağın içi sıcacık, yastığınız yumuşak ve tüm sorunlar sizden uzakken şöyle keyifli bir uykuya teslim olmayı kim istemez?

Ama yastık ve yorganınızla olan bu samimiyetiniz Leyla ile Mecnun seviyesine erişirse ne olacak? İşte o zaman tehlike çanları sizin için çalmaya başlıyor bilesiniz!

Yataktan çıkmak istememek ile yataktan çıkamamak arasındaki o ince çizgiyi geçtiğiniz takdirde siz artık klinomani sahibi bir insana dönüşmüşsünüz demektir. Uyuma takıntısı olarak da bilinen bu psikolojik fenomen; bireylerin yatak, yorgan ve yastıklarına aşırılık derecesinde bir sevgi ve bağlılık hissetmesiyle ortaya çıkıyor.

Klinomani sahibi olan kişiler sadece yorgun hissettikleri günlerde ya da havalar kötüyken değil, hiçbir şekilde yataklarından çıkmak istemiyorlar.

Yani sıcacık ve bol güneşli bir günde de yatağınıza yapışık bir şekilde kalmak istiyor ve yatağınızın sizi koruyucu bir kalkan gibi sarıp sarmalayacağına inanıyorsanız, siz büyük ihtimalle klinomaniden muzdaripsiniz.

Depresyona meyilli kişilerde daha sık görülen klinomani, bir uyku hastalığı değil psikolojik bir durum.

Beyninizin kimyasal dengesinin bozulmasıyla birlikte depresyon riskinizi de arttıran faktörler arasında. Kadınlarda ise erkeklere oranla görülme ihtimali daha yüksek. Tekrar hatırlatalım, bu bir uyku hastalığı değil, yalnızca yatakta aşırıya kaçacak şekilde vakit geçirme isteği.

Bu kişiler saat kaç olursa olsun uykudan uyanmakta herhangi bir problem yaşamıyorlar, sadece uyandıktan sonra bile yataklarından ayrılmak istemiyorlar.

İradesi zayıf insanların, yataklarını bir nevi kaçış yolu olarak gördüğünü söyleyebiliriz; ayrıca keyfine aşırı düşkün insanlarda da klinomani görülmesi uzak bir ihtimal değil.

Peki bu kadar anlattık klinomani nedir, ne değildir diye ama bundan nasıl kurtulacağız?

Öncelikle bir iki gün keyif çatmakla yatağa bağımlı yaşamayı istemek arasındaki farkı ayırt etmemiz gerekiyor. Çünkü teşhisi koyup bende klinomani var diyebilmek oldukça zor. Eğer siz bu ayrımı yapabildiyseniz, ilk işiniz kendinizi işe yarar bir birey olarak hissedeceğiniz bir yaşam tarzı sürdürmek olmalı.

Yaşadığınız zorluklarla baş etme yolu olarak yatağınıza sığınmayı değil, yakınlarınızdan destek almayı denemelisiniz. Eğer bu destek size yeterli gelmiyorsa bir uzmana başvurmanızda fayda var.

Ayrıca kendinize daha çok vakit ayırmak, üzerinizdeki mutsuz ve depresif hislerin azalmasında büyük rol oynayacaktır. Kısacası sizi mutlu eden başka şeylere yönelmeyi deneyin. Yeni bir hobi edinmek, günlük kısa yürüyüşler yapmak, müzik dinlemek sizi olumlu yönde etkileyecektir.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
almakay

Bu haberi yataktayken okuyorum...

Görüş Bildir