Yarasaların Anavatanı Belli Oldu: 65 Milyon Yıl Önce Avrupa'da Doğmuşlar
Yarasaların nerede ortaya çıktığı onlarca yıldır tartışılıyordu. Nature dergisinde yayımlanan ve bugüne dek yarasa genomlarını ile fosillerini birleştiren en büyük çalışma, yarasaların büyük olasılıkla 65-60 milyon yıl önce Avrupa'da ortaya çıktığını gösterdi. 64 ülkeden 137 araştırmacı, 103 yarasa genomunu ve 44 fosil yarasayı inceledi. Sonuçlara göre hem uçuş hem de yankı konumlama yarasa evriminin çok başında gelişti, ilk yarasaların torunları ise önce Afrika'ya, oradan da dünyanın geri kalanına yayıldı.
Detaylar 👇
Almanya'daki Messel Yağlı Şist'te bulunan 47-48 milyon yıllık Palaeochiropteryx tupaiodon fosili.
Yarasaların anavatanı, bilim dünyasında onlarca yıldır tartışma konusuydu. Afrika, Asya ve Kuzey Amerika bu tartışmada öne sürülen doğum yerleri arasındaydı ve kesin bir sonuca ulaşılamıyordu.
Yeni çalışma tartışmayı Avrupa lehine sonuçlandırıyor. Araştırmacılara göre yarasalar büyük olasılıkla geç Paleosen döneminde, yani yaklaşık 65-60 milyon yıl önce Avrupa'da ortaya çıktı. University College Dublin'den (UCD) Prof. Emma Teeling'e göre bulgular, memelilerde aktif uçuşun ilk geliştiği yerin büyük olasılıkla Avrupa olduğuna işaret ediyor.
Fotoğraftaki fosil, Almanya'daki Messel Yağlı Şist'te bulunan 47-48 milyon yıllık bir yarasaya (Palaeochiropteryx tupaiodon) ait. Fotoğraf: Matthew F Jones.
Bugün 1.500'den fazla türüyle yarasalar, tüm memeli türlerinin yaklaşık beşte birini oluşturuyor.
Çalışmayı, Bat1K konsorsiyumu çatısı altında 64 ülkeden 137 araştırmacı yürüttü. Konsorsiyumun kurucu ortaklarından Prof. Emma Teeling'in başında olduğu ekip, bugüne kadar yarasa genomlarını ve fosillerini birleştiren en büyük çalışmaya imza attı.
Araştırmacılar 103 yarasa genomunu inceledi. Bunların 42'si bu çalışma için yeni ve kromozom düzeyinde çıkarıldı. Genomlar, bilinen 21 yarasa familyasının tamamını kapsıyor. Bu veriler, dünyanın dört bir yanından 44 fosil yarasa örneğiyle birleştirildi.
Fotoğraf: Kamboçya'daki Phnom Sampeau mağarasından çıkan kırışık dudaklı yarasa sürüsü.
Mağara tavanında asılı büyük nalburun yarasası. Yankı konumlama yeteneği yarasa evriminin en başına kadar uzanıyor.
Araştırma, yarasaların yalnızca nerede doğduğunu değil, nasıl bu kadar başarılı olduklarını da anlatıyor. Ekip, yarasa soy ağacının en eski dalında yer alan Vielasia fosilini inceledi. Fosil, yankı konumlamanın yarasa evriminin çok başında ortaya çıktığını gösteriyor.
Aktif uçuş ve yankı konumlama, modern yarasa gruplarının çeşitlenmesinden önce gelişti. Araştırmacılara göre bu iki yetenek, yarasaların memeliler arasındaki olağanüstü başarısını açıklayan etkenlerden biri olabilir.
Araştırmacılara göre Avrupa'da ortaya çıkan ilk yarasaların torunları önce Afrika'ya geçti. Avrupa ile Afrika arasındaki bu bağlantı bir merkez gibi çalıştı ve yarasalar buradan Asya'ya, Amerika kıtalarına ve Avustralya'ya yayıldı.
Yarasa familyaları arasındaki akrabalık ilişkileri de onlarca yıldır tartışmalıydı. Sorunun bir nedeni, erken yarasa soylarının birbirleriyle gen alışverişi yapmasıydı. Bu yüzden genomun bir bölümü bir akrabalık düzenini gösterirken, başka bir bölümü farklı bir düzene işaret edebiliyordu.
Çözüm X kromozomundan geldi. X kromozomu, yarasa grupları arasındaki asıl akrabalık ilişkilerinin özellikle net bir kaydını koruyordu. Ekip bu sayede yıllardır tartışılan soy ağaçlarını çözdü. Teeling, onlarca yıllık araştırma ve çelişkili bulguların ardından sonunda sağlam bir soy ağacına sahip olmalarını olağanüstü olarak niteliyor.
Araştırmacılar, bugün yaşayan tüm yarasaların ortak atasının genomunu bilgisayar ortamında yeniden oluşturdu. Bu, yarasaların olağanüstü çeşitliliğinin nasıl ortaya çıktığını incelemek için yeni bir kaynak sunuyor.
Kaynak, uçuş, yankı konumlama, uzun ömür ve hastalık direnciyle bağlantılı genetik değişimleri araştırmak için kullanılabilir. Bulguların ileride insanlarda yaşlanma, bağışıklık ve hastalık direnci araştırmalarına da katkı sağlaması bekleniyor.
Çalışmanın kıdemli yazarlarından St Andrews Üniversitesi'nden Prof. Sonja Vernes ise yarasaların sürekli şaşırttığını söylüyor ve onları evrimin en büyük deneylerinden biri olarak tanımlıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın