Ülkenin Kanayan Yarası Absürt Heykeller: Neden Bu Kadar Yaygınlaştı? Yapanlar Ne Diyor?

 > 
1.4bPAYLAŞIM

Şehirleri temsil ettiği düşünülen estetikten uzak 'heykel'lere her geçen gün bir yenisi ekleniyor. En son Diyarbakır'daki 'karpuz çocuk' ve 'tatlıcı' heykelleri ülke gündemine oturmuştu.

Peki bu 'eserler' neden bu kadar yaygınlaştı? Bu heykelleri üretenler ne düşünüyor? 

Hürriyet'ten Musa Kesler, hiçbir estetik kaygı taşımayan bu eserleri yapan ustalar ve firmalarla görüştü. İşte onların görüşleri...

"Benim işim ticaret"

Bu sektörün en büyük firmalarından birinin sahibi olan Halil Kelikoğlu,  yaklaşık 30 yıldır Ankara’da bu tür heykeller üretiyor. 

"Mimar, heykeltıraş değilim. Benim işim ticaret" diyen Kelikoğlu “Daha evvelden toptan inşaat malzemesi satıyordum. Bu işe tesadüfen girdik, şimdi de çıkamıyoruz” diye konuştu. 

Ağırlıklı olarak fiberglas heykel ve maketler ürettiklerini söyleyen Keklikoğlu şöyle konuşuyor:“Belediyeler, oteller, tatil köyleri, kooperatifler, özel eğitim kurumları asıl müşterilerimiz. Özel müşterilerin evleri veya bahçeleri için de üretim yapıyoruz. Bugüne kadar yüzlerce heykel yapmışızdır. Nasreddin Hoca, Keloğlan gibi heykellere çok ilgi var. Belediyeler tercih ediyor bunları. Bir de tarihi kahramanları istiyorlar; Yeniçeriler, Dadaloğlu, Köroğlu gibi... Kafeler veya oteller ise mitolojik döneme dair heykeller alıyor. Nasreddin Hoca türü heykelleri de genelde belediyeler ve okullar alıyor. Biz talebe göre üretim yapıyoruz. Bazıları heykel tam detaylı değil de çizgi film karakteri gibi olsun istiyorlar. O zaman gerçeğe çok yakın olmuyor. Ama silikon kalıptan gerçeğe çok yakın ürünler yapabiliyoruz. Önemli olan taleptir.

'Tepki görenler en ucuzları'

Detaylı heykeller için silikon kalıp alınıyor, onun kalıp ve heykeltıraş maliyeti yüksek. Fiberglasın fiyatı daha uygun geliyor tabii. Mesela müşteri ‘Yeniçeri heykeli olsun ama fiyatı uygun olsun’ diyor. Ona göre kalıp hazırlıyoruz. Heykeltıraş ona göre çalışıyor. Talep ve bütçe meselesi. İstenen bütçeye uygun çalışıyoruz. 10 bin liralık da yeniçeri heykeli var, 30 bin liralık da. Sosyal medyada tepki gören ürünler en ucuz ürünler. O kalitede bir ürün istenmiş, üretici de onu üretip satmış. Bizim hem kendi şirketimize bağlı hem de dışardan çalıştığımız lisanslı heykeltıraşlar var.

Ticari bir firmayız ve her bütçeye hitap ediyoruz. Yüksek sanat değeri olan ürünler yapmak peşinde de değiliz. İnsanların hayal gücü çok geniş, aklınıza gelecek her şeyi istiyorlar. Bir diş hekimi geldi, üç metrelik azı dişi istiyor, içine de kaydırak koyacakmış, çocuklar kaysın diye. Bir sucuk üreticisi dalında sucuklar olan büyükçe bir ağaç istiyor. Varlıklı birinin de dedesinden hatıra kalan öküz arabası (kağnı) varmış. O arabaya bir çift öküz yaptırmak istiyor. ‘Parası önemli değil, sen yap’ diyor. Şimdi biz de bu konular üzerinde çalışıyoruz.”

'Zanaatımıza laf geliyor'

Yakup Koçak da Dolapdere’deki mütevazı atölyesinde üretim yapıyor. Sosyal medyada dolaşan fotoğrafları o da görmüş. “Uyduruktan şeyler bunlar. Liyakatsiz ve ehil olmayan kimseler yapmış” diyerek tepki gösteriyor. “Bizim işimiz hem zanaat hem sanat” diye vurguladıktan sonra şöyle devam ediyor: 

"Belediyeler de dikkat etmiyor. Bir sanat danışmanı olur, işi bilen biri olur. Bunlar yok... Bizim zanaatımıza da laf geliyor."

'Asıl kusur yaptıranda'

Necati İnci Türkiye’de bu alandaki en eski firmalardan birinin sahibi. 1942’de babası Mehmet İnci tarafından kurulan heykel firmasını şimdi üçüncü kuşak, oğlu Savaş İnci devam ettiriyor. 

81 yaşındaki İnci, “7 yaşımdan beri bu işin içindeyim” diyerek anlatmaya başladı: 

“Türkiye’de fiberglası bu alanda kullanan ilk firmayız. İTÜ’den hocalara da danıştık. Uygun ve düzgün kullanıldığında çok güzel eserler ortaya çıkar. Biz ilk olarak Atatürk heykeli yaptık bu malzemeden. Gayet de iyi oldu. Asıl bu tür renkli heykel ve maketlerin asıl kullanım yeri lunaparklar. Kasabalara sonradan yayıldı. Bu iş sanattan uzak kişilerin, kopyacıların eline düşünce bu hale geldi. Sosyal medyadaki heykelleri yapanlara kızmıyorum. O kadarı istenmiş onlar da yapmış. Ama onu bir bedel ödeyerek alan, şehrine halkına layık görenlere tepkim var.”

'Bu işler böyle olmaz'

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin eski dekanlarından, Baksı Müzesi’nin kurucusu Prof. Dr. Hüsamettin Koçan da asıl sorumluluğun yetkili kurumlarda olduğunu belirterek “Sanatın kente katkısını önemsiyorsak yetkililerin sanat ve estetik konusunun bir uzmanlık alanı olduğunu kabul ederek ona göre hareket etmeleri şart... Çok ciddiye alınması gereken bir konu bu" dedi.

Bu heykeller neden bu kadar yaygınlaştı?

Bu heykellerin nereden çıktığı ve nasıl bu kadar yaygınlaştığı ile ilgili bir video hazırlayan BBC Türkçe, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden Doç. Dr. A. Sinan Güler ve "Spektaküler Şehir Heykelleri" arşivinin kurucusu Meltem Parlak'ın konuya ilişkin görüşlerini aldı. 

Güler, bu heykellerin yaygınlaşma sebebinin özellikle son 10 yıldır kentlerin takıntı haline getirdiği "Marka şehir" kavramı olduğunu belirtti.

"Her şehrin yerel ürünleri ya da yerel değerleri gittikçe erozyona uğruyor ve o erozyon ortamı içinde en görünür olan, en önde gelen değeri zaten heykelleştirmeyi tercih ediyorlar. Mandalina heykelinin ya da çay filizinin yeterince ilgi çekmeyeceğini düşünüyorlar ki, çay bardağı, hatta çay bardağı formunda uçuş kulesi. Bornoz giymiş horoz heykeli var hocam. Bunun akademik yaklaşımı ne olabilir. E olabilir. Yani her üretim mutlaka bir şeylerin cevabıdır. Dolayısıyla orada öyle bir üretim varsa bunun akademik, bilimsel temellerinin araştırılması gerekir."

"Aslında altında iyi bir niyet var"

Şehir Plancısı Meltem Parlak ise bu heykellerin kentleri temsil ettiği görüşünde.

"Çünkü başta iyi niyetle yola çıkıyorlar. Bizim kentimizin nesi var? Elması armudu var. O zaman bunu neden büyütüp şehrin ortasına koymuyoruz gibi... Aslında altında iyi bir niyet var." 

BBC Türkçe'nin videosunu buradan izleyebilirsiniz 👇

Ayrıca bakınız 👇

Heykel Wonderland'i Haline Dönüşen Ülkemizde Her An Garip Bir Heykele Rastlayabileceğimizi Kanıtlayan Kareler - onedio.com
Heykel Wonderland'i Haline Dönüşen Ülkemizde Her An Garip Bir Heykele Rastlayabileceğimizi Kanıtlayan Kareler - onedio.com
Gördüğünüz Anda "Bu Neyin Kafası?" Diyeceğiniz Birbirinden Komik 15 Heykel Faciası - onedio.com
Gördüğünüz Anda "Bu Neyin Kafası?" Diyeceğiniz Birbirinden Komik 15 Heykel Faciası - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
miragerr

Biz yaparken çok keyif aldık diyorlar başka ne diyecekler. Bütün bir şehri temsil edecek heykeller insanlarla taştaş geçmek için yapılmış sanki

birinci-tekil-birey

Bence direkt meşru yolsuzluk. İhtiyaç : x olsun. İstekli-1 : a olsun. İstekli-2 : b olsun. X i yaptıracak olan c olsun. a 200 lira fiyat verir. b 600 lira fiyat verir. c (bizim milletin alışkanlığı olarak) b'ye "neden 600 verdin" der. b açıklar: 200 liraya x' i a yapsın. Kalan 400 ü de ikimiz paylaşalım. Zira heykelin birim fiyatı vs olamaz. Ne dersen ne fatura kesersen o. Bu da yolsuzluktur fakat hukuki olarak ispat edilemeyeceğinden kaynar gider.

musikisinas-vito

İşin özeti: "Benim işim ticaret"

kendineassassin

"Sen bize bi' heykel yap; bin liraya mâl et, on beş bin liralık fatura kes, yedişer bin lira indiragandi yapalım." gibi bir şey düşünmüştüm ben de, yanılmışım..

feyk

esas nedeni heykel uzerinden yolsuzlugun kolay olmasi. "sanat eseri" oldugu icin nicel bir deger koymasi mumkun degil, yapan istedigi degeri koyabilir buda her cesit yolsuzlugun yapilabilmesine imkan taniyor.

Görüş Bildir