Sergiledikleri Performanslarla İzleyenlerin Gönlünde Taht Kuran 21.Yüzyılın En İyi Aktör ve Aktrisleri

5PAYLAŞIM

Bakalım başka kimler eklenecek 😊

Kaynak: https://www.nytimes.com/interactive/2020...

1. Gael García Bernal:

Alejandro González Iñárritu’nun gerilim filmi “Amores Perros” ve Alfonso Cuarón’un yol filmi “Y Tu Mamá También” bir yıl arayla Amerikan sanat dünyasında gösterime girdiğinde herkesi şoke etmişti. Yönetmenleri ve Gael Garcia Bernal kısa süre sonra uluslararası üne kavuşmaya başladı. Yer aldığını projelerde; gerek duruşu, gerek kamerayı seven yüzü, gerek ise oyunculuğuyla rolünün hakkını veriyor ve bunu da seyirciye aktarıyor.

2. Sônia Braga:

Aquarius filminde Braga'yı, dairesi Atlantik'e bakan bir yazar olan Clara rolünde izliyoruz. Hikayenin çoğu Clara'nın ev sahibini terk ederken yaşadığı hayatı anlatıyor. Braga, yönetmen Kleber Mendonça Filho’nun harika, sade gerçekçiliğine kusursuz bir şekilde uyuyor. Filmde; kendine özgü başarıları, aşk ilişkileri ve pişmanlıkları olan son derece özel bir kadını görüyoruz. Ancak, yalnızca Braga’nın mutlak öz güvenine sahip bir aktris, onun hakkında başka birinin ne düşündüğüne kayıtsız kalarak Clara’yı hayata geçirebilir.

3. Mahershala Ali:

Harika yüz hatlarıyla modern filmlerin aranan yüzü olan Mahershala Ali'nin canlandırdığı karakterler sakin yapıya sahip ancak fısıltıları herhangi bir haykırıştan daha fazla yankılanır. Ali'nin, 'Ay Işığı' ve 'Yeşil Rehber' filmlerinden 'En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu' dalında iki Oscar'ı bulunuyor. İlk olarak ise Netflix dizisi 'House of Cards'da dikkat çekiyor. Ufak gülümsemesi bir uyarı gibi titreşip kendi dünyasındaki tehlikeye işaret eden Washington'lu bir avukatı canlandıran Ali, birçok eleştirmen tarafından olumlu yorumlar alıyor.

4. Melissa McCarthy:

McCarthy, televizyondan sinemaya geçiş yaptığından beri yelpazesini defalarca gösterdi ve kimin film yıldızı olacağına dair dar fikirlerin yıkılmasına yardımcı olarak yer aldığı her projede kendini sevdirdi.

5. Catherine Deneuve:

Fransa'da yaşayan birçok kişi, Catherine Deneuve'nin bir sembol olduğunu bilir ve kendisi bir rüya gibi gelir. Öncelikle; her zaman için çok gelişmiş, burjuvadan çok anarşist seçimler yaptığını belirtmeliyiz. Hep burjuva Parisli bir kadın gibi göründü ancak bu kesinlikle doğru değildi. Muhteşem bir kadına benzeyen bir asiydi desek yalan söylemiş olmayız. Yaptığı işlerde söylediği şey ise “Sen yönetmensin ve ben senin aktrisinim. Bana ne yapacağımı söyle ve yapayım."  olur. Sizce de etkilenmemek elde mi?

6. Rob Morgan:

Büyük karakter oyuncuları, hem silinmez hem de görünmez olan paradoksun ustalarıdır. Onları her filmde farklı kişi olarak tanırsınız ancak her filme de damgasını vurarak bütünü küçük parçalar halinde bile zenginleştirir. 2017 ile 2019 arasında yayınlanan dört film olan "Wetlands", "Monsters and Men", "The Last Black Man in San Francisco" ve "Just Mercy" i izlediyseniz, adını bilseniz de bilmeseniz de Rob Morgan'ı fark edeceksiniz. Küçük bir film, oyuncuya sık sık daha büyük olma ve merkezi tutma şansı verir ki bu Morgan'ın “Bull” filminde yaptığı şeydir diyebiliriz.

7. Wes Studi:

Wes Studi de bakışlarıyla ve duruşuyla en dikkat çekici yüzlerden birine sahip. Studi sadece bir karakteri dış görünüşüyle ​​oynamıyor aynı zamanda katmanlarını soyuyor. Etkileyici usta, size maskeyi ve altında yatan şeyi gösteriyor. Aktör; güçlü bir fiziksellik ve küçümseme, sabırsızlık, kızgınlık ve öfke yoğunluğuyla aktardığı karakter olan Michael Mann’ın destanı “The Last of the Mohicans” ta intikam peşinde olan Huron savaşçısıyla sinema bilincine girdi. "The New World" (2005) ve "Avatar" (2009) 'daki önemli rollerle unutulmazlar arasında olsa da birçok oyuncu gibi o da unutulabilir işlerden payına düşeni aldı.

8. Willem Dafoe:

Oyuncu, Oscar adaylığı aldığı “Shadow of the Vampire” (2000) ve “The Florida Project” (2017) gibi farklı filmlerde hayati bir rol üstlendi. Julian Schnabel’in biyografisi “At Eternity’s Gate” (2018) adlı filmde de Van Gogh'u oynamaya aday gösterildi. Oliver Stone, New York'ta "The Doors" u çekerken bir gece sette ilk kez konuşmaya başladıklarını söylüyor ve onunla ilgili önemli olan şeylerden birisinin, başkalarının performanslarını ve onlara yardım etmeyi önemsemesi olduğunu ekliyor.

9. Alfre Woodard:

Alfre Woodard'ı en çok gördüğümüz Steve McQueen’in “12 Years a Slave” (2013) ve Chinonye Chukwu’nun “Clemency” (2019) filmlerinde, karakterlerinin kötü koşullar karşısında saygınlığını ve etik bütünlüğünü savunduğunu görüyoruz. Kendisi, yalnızca bu iki projede değil yer aldığı tüm filmlerde rolünün hakkını veriyor ve izleyicileri etkiliyor.

10. Kim Min-hee:

Kim Min-hee’nin yer aldığı "Right Now, Wrong Then” filmindeki son derece incelikli performansı eserin merkezinde yer alıyor ve aktrisi o zamandan beri yönetmen Hong’un çalışmalarının merkezinde görüyoruz. Hong; eğlenceli, insan kusurlarına duyarlı ve mütevazı ölçekli hikayeler anlatıyor. Hong’un minimalist tarzında hayat; günlük anlarda, konuşmalarda ve vücutların birbirine eğilme biçiminde yoğunlaşıyor. Kim’in yelpazesini serbest bırakarak tonlama, jestler ve titreyen bakışlarla oynamasına izin veriliyor.

11. Michael B. Jordan:

Michael B. Jordan bu zamana kadar avukatları, sporcuları ve süper kahramanları oynadı ancak performansı tam olarak bilinmeden önce de yönetmen Ryan Coogler onunla çalışmak istedi. Coogler, "Fruitvale Station", "Creed" ve "Black Panther" filmlerinin hepsinde Jordan'ı başrol yaptı. Yönetmenden, bizi içine çeken aktör hakkında ne olduğunu açıklamasını istediğinde ise şunları söyledi: Mike ile 2012 yılında "Fruitvale" için araştırma yaparken ve senaryo üzerinde çalışırken tanıştım. Onunla tanışmadan önce de rol için en iyisi olacağına karar verdiğim kişi oydu. Gördüğüm şey, onunla empati kurmayı sağlayan yeteneğiydi. Yaptığım tüm uzun metrajlı filmlerde rol aldı ve hala onu seçmeye devam ediyorum çünkü işindeki en başarılı isimlerden bir tanesi o. Şimdi kamera arkasında birçok şey yapıyor. Oyuncu ve yönetmenin ötesinde birlikte çalışmak için bazı fırsatlarımız var. Kendisi sevecen bir şekilde hırslı. Her zaman kendini daha da zorlamak ve meydan okumak istiyor. Bu, performanslarında ve iş anlamında da karşımıza çıkıyor. Her şeyi izler ve kendisini belirli türlerden veya fırsatlardan koparmak istemez. Bu yüzden gökyüzünün onun ve kariyeri için sınır olduğunu düşünüyorum.

12. Oscar Isaac:

Karakterleri her zaman şanslı ya da kendilerinden emin olmayan Isaas, riskli yeni bölgelerde kendini zorlayarak hareket ediyor. "Inside Llewyn Davis" (2013) vizyona girmeden önceki yaz Joel ve Ethan Coen, başrolde aslında tanınmış bir müzisyeni seçmek istediklerini söylediler. Ekranda ne olursa olsun, Isaac her zaman işin nasıl yapılacağını biliyor ve sonrasında bir tür ustalık izliyoruz. Isaac bununla birlikte destekleyici rollerde yer alıyor ancak orada da hayati önem taşıyor.

13. Tilda Swinton:

Dünya dışı binlerce yüzün kadını olan Tilda Swinton; peruklar, kostümler ve aksanlarla bir kadro haline gelebilecek kadar yeterli karakter yarattı. O bir yıldız, karakter oyuncusu ve performans sanatçısı... Yüzü resmen gizemli bir tuval gibi ve onu okumak istiyorsunuz ancak okuyamıyorsunuz. Oyuncuları övmeyi seviyoruz ancak bu Swinton'un başardığı radikal şekil değiştirme için gülünecek kadar yetersiz bir kelime. “I Am Love” (2010) filminde İtalyan bir aristokratın Rus eşini canlandırdı ve iki dilde de saf melodramatik kalp kırıklığı anahtarında bir performans sergiledi. Swinton'ın kökleri avangart bir geleneğe dayanıyor. Bu, kimliğin değişkenliğini ve hüner ile özgünlük arasındaki bulanık sınırları vurguluyor. Geçtiğimiz 20 yıl boyunca da başarısını Hollywood'un ötesine taşıdı.

14. Joaquin Phoenix:

Joaquin Phoenix, yönetmen James Gray’in 2000 yılında “The Yards” la başladı. “We Own the Night” (2007), “Two Lovers” (2009) ve “The Immigrant” (2014) dahil olmak üzere dört filminde rol aldı. "To Die For" u izlediğinizde 'İşte aktör' diyorsunuz ve ismini bile bilmeden diyalogsuz iç yaşamını aktarmada inanılmaz derecede iyi olduğunu görüyorsunuz. Böylece kamera da her şeyi ortaya çıkarıyor. Sizi en iyi şekillerde şaşırtma, başlangıçta düşünmediğiniz iyi bir yönde hareket etmeniz için ilham verme ve fikri genişletme konusunda sınırsız bir yeteneği var. Kendisi, oyunculuğa başladığı ilk andan beri her zaman daha iyi nasıl olacağını düşünüyor ve bu özelliğini yıllar geçtikçe daha da arttırıyor. Oyuncunun sizi şaşırtmasını ve bunu karakterle tutarlı ama aynı zamanda çok ilginç görünen bir şekilde yapmasını istiyorsunuz ve Joaquin de bu konuda harika olduğu için kusursuz şekilde yerine getiriyor.

15. Julianne Moore:

Julianne Moore, "The Hours" (2002) 'da ve özellikle Todd Haynes ile "Far From Heaven" (2002) gibi ortak çalışmalarında patlayan bir isim. Karakterlerini stereotipten çıkarmasının bir nedeni doğal veya hiperbolik bir performans sergilemesi diyebiliriz. Moore, bir karakterin iç durumunu güzel bir şekilde dışsallaştırabilir. Böylece onun vücudunda da duyguların yüzeye çıktığını görebilirsiniz.

16. Saoirse Ronan:

Bir kişi kaç farklı şekilde yaşlanabilir? Büyümek, genç oyuncuların filmlerde genellikle yaşadığı bir durum ancak çok az oyuncu bunu uzun süredir ya da Saoirse Ronan kadar nüans, zeka ve çeşitlilikle yapıyor. Hayatının yarısından fazla bir süredir gözlerimizin önünde olgunlaşan aktris, her yeni rolünde daha akıllı, daha duygulu, daha özgür ve daha fazla kendisi oluyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi ise yeteneklerine başından beri disiplinli bir şekilde hakim olması... Bir aktörün veya aktrisin tasavvur edebileceği en radikal hırs, başka bir bilinçte yaşayarak izleyiciyi o parapsikolojik yolculuğa çıkarmaktır. Bu, bir rolün içinde kaybolmaktan veya metodik olarak paralel anıları harekete geçirmekten daha fazlasıdır.

17. Viola Davis:

Viola Davis'in 20 yıl önce "Antwone Fisher" için seçmelere katıldığı zamana kadar uzanan harika bir oyuncu olduğunu biliyoruz. Çekim sırasında da gücünü ve yeteneğini deneyimliyoruz. Birlikte çalıştığı kişilere göre rolüne her zaman hazır geliyor ve müdahaleye gerek kalmadan rolünün hakkını veriyor. Nesilde bir kez ortaya çıkan bir yetenek ve bunu her zaman hemen anlayamayabiliyorsunuz ancak izleyici olarak bunu zaman içinde deneyimledik diyebiliriz. Kendisi güçlü ve alçakgönüllü bir kadın. Aynı zamanda ne isterse yapabilecek kadar yetenekli.

18. Zhao Tao:

2000 yılından bu yana, Çinli aktris Zhao Tao ve yönetmen Jia Zhangke, bir düzineden fazla uzun metrajlı film, kısa film, dram ve belgesellerin gibi işleri paylaştı. Çalışmalar o kadar bütünsel ve tanıdık ki, Zhao'nun yüzü olmadan bu filmlerin nasıl görüneceğini hayal etmek zor. Kendisi sık sık ilham perisi olarak adlandırılıyor.

19. Toni Servillo:

Toni Servillo, Paolo Sorrentino’nun modern Roma kültür elitinin çökmekte olan yollarını konu alan Oscar ödüllü “The Great Beauty” (2013) ile Amerikalı izleyiciler tarafından muhtemelen en çok tanınan kişidir. Servillo’nun Sorrentino ile işbirliğinin konusuna bakarsanız, güzellikten daha ilgi çekici ve önemli bir şey bulursunuz. İkili, Sorrentino’nun ilk yönetmenlik denemesi “One Man Up” da dahil olmak üzere beş filmde birlikte çalıştı ve geçmişin bazı büyük oyuncu-yönetmen ortaklıklarını hatırlatan bir ortak yaşam geliştirdi. Servillo, Sorrentino'nun modern İtalya'nın yolsuzluk ve ikiyüzlülüğünü ancak aynı zamanda imkansız ihtişamını ve absürt direncini gösteren kişi oldu. Kendisi, dünyayı kendi iradelerine göre bükmek için yaşayan insanların savurganlığını ve derin gizemini canlı kılıyor, aynı zamanda yalnızlıklarını da yakalıyor.

20. Song Kang Ho:

Koreli aktör Song Kang Ho, muhtemelen ilk olarak 2020'nin en iyi film Oscar ödüllü “Parasite” filminde çoğu Amerikalı izleyicinin dikkatini çekti. Bu, yönetmen Bong Joon Ho ile yaptığı dördüncü işbirliğiydi. Filmin yapımcısının sözleri ise şu şekilde: 'Song Kang Ho'yu ilk kez yönetmen Lee Chang-dong’un ilk uzun metrajlı filmi “Green Fish” te izledim. Kırsal, küçük çaplı bir gangsteri oynadı ve performansı o kadar gerçekçiydi ki, yönetmenler arasında gerçek bir haydut olduğuna dair bir söylenti dolaştı. Daha sonra Daehak-ro tiyatro sahnesinde uzun süredir aktif olan bir oyuncu olduğunu öğrendim. O zamanlar ilk defa yönetmen yardımcısı olmama rağmen onunla tanışmak istedim. Bu yüzden 1997'de onu kahve için ofise davet ettim. Seçmelerden çok sıradan bir sohbetti. İkinci filmim “Memories of Murder” (2005) 'i yazarken Song'u, eski tarzına takılıp kalan ve içgüdülerine körü körüne inanan taşra dedektifini oynaması için aklımda tuttum çünkü rol için çok uyumlu olduğunu biliyordum. Kendisi sürekli büyüyen bir tuval gibi ve kaç fırça darbesi uygularsam uygulayayım boyamak için her zaman daha fazla alan var. Hâlâ bir role ne getireceğini görmek için sabırsızlanıyorum. Bana göre, tükenmez bir elmas madeni gibi... Onunla dört ya da kırk film yapmış olsam da yeni bir karakter ortaya çıkaracağımı biliyorum. Bir sahne zor diyaloglar veya son derece teknik kamera çalışmaları içerse bile onu kesintisiz ve spontane hale getirmenin bir yolunu bulacaktır. Her çekim farklı olacak ve en kayıtsız diyalog doğaçlama gibi görünecek.'

21. Nicole Kidman:

Nicole Kidman, güneş gibi gülümseyebilir veya ona bir kutu mendil uzatmak isteyecek kadar gözyaşıyla ağlayabilir. Ana akım sinemada, gerçekçilik bir oyunculuk kriteridir, hüneri hayat gibi bir şeye dönüştürmeye yardımcı olan estetik bir seçimdir. Kidman için bu gerçekçiliği yaratmak, bazen onu uzun zamandır tanımlayan güzelliğini gizlemeyi gerektirir. Kidman 21. yüzyıla yıldızlığının zirvesine “Moulin Rouge!” ile girdi. Devamında Virginia Woolf'u canlandırdı ve rolü ona bir Oscar ödülü kazandırdı. O zamandan beri 40'tan fazla filmde yer aldı. Diğer aktrisler gibi Kidman’ın şöhreti de zaman zaman geri planda kaldı. Bazı yıllar, filmler neredeyse seyirciye haber verilmeden yayınlandı ve kaldırıldı. Kidman ise istikrarlı bir şekilde çalışmaya devam etti.

22. Keanu Reeves:

Keanu Reeves'i bir filmde göründüğünde hiç hayal kırıklığına uğradınız mı? Varlığıyla gelişmemiş bir filmin adını söyleyebilir misiniz? 90'lardaki pek çok şey gibi, Keanu Reeves'in kariyerinin ilk aşamalarındaki takdiri ironi ile sınırlandı. En güvenilir aksiyon kahramanlarından olan Keanu, aynı zamanda en becerikli ve yaratıcı aktörlerden biri. Reeves'in yaptığı şey ise sektördeki eksik olan ruhu vererek çalışmak... Son on yılda film izlemenin zevklerinden biri, beklenmedik kılıklarda onunla karşılaşmak olabilir.

23. Daniel Day-Lewis:

Son yarım yüzyılın en saygı duyulan oyuncularından biri olan Day-Lewis, göz kamaştırıcı filmografisine dayanan ve neredeyse mistik boyutlara ulaşan bir büyüklük aurasıyla parlatılan bir ün... Rolleri için iyi duyurulmuş hazırlıkları ve prodüksiyon sırasında karakterde kalmadaki ısrarı efsanevi hale geldi. Tekrarlanan emeklilik duyuruları aurasını genişletti ve seçiciliği de arttı. Ancak bunun yanında 'Lincoln' filminde başrole hazırlanmak için 100den fazla kitap okuması bile ne kadar çalışkan bir aktör olduğunu gösteriyor. Yeteneğinin yanında sıkı çalışması da karakterini ortaya koymasına yardımcı oluyor.

24. Isabelle Huppert:

Korkusuz, büyüleyici bazen ise ürkütücü olan Isabelle Huppert, kariyeri boyunca gözyaşlarından çığlıklara, en düz hikayelerden en görkemlilerinde roller üstlendi. 2000'li yıllarda 50'den fazla filmde rol aldı. Çalışkanlığı hırsına ve popülaritesine hitap ediyor. Huppert, bir kadının sertliğinin ve kırılganlığının kaynakları hakkındaki varsayımlara meydan okumakta tam bir usta. En sevilen örneklerden biri Claude Chabrol’un "Comedy of Power" adlı filminde, Fransa’nın siyasi ve iş dünyasının seçkinlerindeki yolsuzluğu ortadan kaldıran ve güçlü bir şekilde kökleşmiş bir ağı ele geçiren bir hakimi canlandırması olabilir.

25. Denzel Washington:

Denzel Washington kategorinin ötesinde: Göz alıcı varlığıyla aynı zamanda ince ve hassas zanaatkar olan bir sinema devi...Tony Scott'ın yönettiği büyük, gürültülü tren temalı filmUnstoppable”  ve “The Take of Pelham 123” filmlerindeki başarısını kim unutabilir? Washington'u izlemekten asla yorulmuyorsunuz ve işini nefes almak gibi gösteriyor. Washington hem kederli savunmasızlığını ifade edebilir hem de bir dev gibi yükselebilir. Onunla ilgili en sevilen şeylerden biri, aşka ihtiyaç duymayan ve hatta aşkı hak etmeyen erkekleri ne kadar muhteşem bir şekilde oynadığı olabilir. Tüm yıldızlar gibi, Washington’un oyunculuğu da baştan çıkarıcı ama filmleri alt üst edebilen karizmasıyla ayrılmaz bir his veriyor. Belki de gücünün bir ölçüsü, içinde bulunduğu filmlerden nasıl daha tutarlı bir şekilde iyi olduğudur.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda buluşalım...

Bu içerikler de ilginizi çekebilir 👇

'The Crown' Dizisinin Ne Kadar Detaylı ve Tutarlı Olduğunu Kanıtlayan Birbirinden Önemli 27 Sahne - onedio.com
'The Crown' Dizisinin Ne Kadar Detaylı ve Tutarlı Olduğunu Kanıtlayan Birbirinden Önemli 27 Sahne - onedio.com
Neredeyse İzlediğimiz Her Filmde Bolca Yaşanan Ancak Gerçek Hayatta Olması İmkansız Olan 25 Olay - onedio.com
Neredeyse İzlediğimiz Her Filmde Bolca Yaşanan Ancak Gerçek Hayatta Olması İmkansız Olan 25 Olay - onedio.com
Matrix'in Girişinde Yer Alan O Yeşil Kodda Ne Yazdığının Gizemi Sonunda Çözüldü! - onedio.com
Matrix'in Girişinde Yer Alan O Yeşil Kodda Ne Yazdığının Gizemi Sonunda Çözüldü! - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir