Şair, Padişah Demeden Öldüren Osmanlı'nın En Acımasız Celladı: Kara Ali

671PAYLAŞIM

Düşünün ki insan öldürerek hayatınızı kazanıyorsunuz, korkunç öyle değil mi?

Kaynak: Ece Yüksel

Celd, Arapça kırbaçlamak anlamına gelirken cellat da kırbaçlayan, eziyet uygulayan gibi anlaşılır. Ama hepimiz biliyoruz ki cellat can alır.

Osmanlı'da bütün mesleklerin olduğu gibi cellatların da bir teşkilatı var. Ve bu teşkilattaki cellatlar genelde Kıptî'ler. Sanıldığının aksine hepsi dilsiz değil, cellat ocağındaki özel ve gizli infazlar için -ki bunlar genelde sarayda oluyor- dilsiz cellatlar varmış efendim.

17. yy.da yaşayan ve kelimenin tam anlamıyla ayak bastığı her yere ölüm götüren Kara Ali de saray cellatlarından biri. Kendisi şöyle tasvir ediliyor:

Sokağa çıktığında, sağ omzunda çaprazlama asılmış bir yalın kılıç sallanır, kuşağının bir kenarında da yağlı kemendi görülür. Bazen bu korkunç görünümü, kerpeten, burgu, çivi, buhur fitili, deri yüzecek ustura, demir tas ve ayak kıracak çekiçler gibi işkence aletleri tamamlardı. Ustura ile kazınmış başında kırmızı keçeden cellat külahı bulunurdu.

Dile kolay tam 25 yıl cellatlık yapar Kara Ali... "Peki kendisi neden bu kadar ünlü?" diye sorarsak, bunda infazlarının yanı sıra Evliya Çelebi'nin de payı var.

Ünlü Naima adlı eserinde şöyle bahseder Evliya Çelebi, Kara Ali'den: "Neuzubillah, çehresinde nur kalmamış zehir gibi bir adamdı. Yaz – kış kolları sıvalı, göğsü bağrı açık gezer. Suçlu, masum, genç, ihtiyar, haydut, vezir, âlim, Müslüman, Hristiyan, kadın, erkek fark etmez onun için. Yalnız kement geçirilecek boyun, satır çalınacak ense vardır. Hatta birçok defa, idam ettiği adamın kim olduğunu bile sorup öğrenmez, merak etmez. Amiri olan Bostancıbaşı’nın “Boğ” dediğini boğar, “Vur” dediğinin başını uçururdu."

Kara Ali'nin namını günümüze kadar getiren başka bir durum da infazlarıdır tabii. Tarihçilere göre cellat, idam ettiği kişi sayısını bilemeyecek kadar çok kişi öldürmüştür.

Denilir ki sıradan insanlar hariç Kara Ali, 10'dan fazla vezir, sadrazam ve paşanın kellesini alır. Yamağı Hamal Ali ile birlikte emir kulu olarak ölüm saçan Kara Ali'nin pençesine düşen en ünlü iki kişi ise Sultan İbrahim ve Şair Nef'i olur.

1572 ile 1635 yılları arasında yaşayan divan şairi, hiciv ustası Nef'i tam 5 padişah eskitse de en çok IV. Murad ile sıkı fıkı olur.

Ve ölümü de onun elinden gelir... Rivayet odur ki efendim IV. Murad, şairin Sihâm-ı Kazâ adlı kitabını açtığı an Beşiktaş'taki köşkünün yanına yıldırım düşer. Bunun üzerine padişah şairden hiciv yazmamasını ister. Aradan bir süre geçer ve Evliya Çelebi'nin anlattığına göre IV. Murad özel bir mecliste şairin ağzını arayarak "Hiciv yok mu?" der. Ve Nef'i Vezir Bayram Paşa için yazdığı hicvi sunar padişaha. Gerisi ise cellat Kara Ali'ye kalır. Odunlukta şairi boğan Kara Ali, Nef'i'nin cesedini boğaza atar.

Kara Ali'nin infazlarından en önemlisi ise Sultan İbrahim olur. Ancak tarihçiler Kara Ali'nin bu infazdan kaçmak istediğini söylerler.

Aslında durup düşünüldüğünde neden kaçındığı da anlaşılmıyor değil. Çünkü sultan dediğimiz kişiler bir nevi Tanrı'nın yeryüzündeki gölgesi... Bir de daha önce kendisinden emir aldığı kişinin öldürülmesi isteniyordu Kara Ali'den. Bunu isteyen de İsyancı Sadrazam Sofu Mehmet Paşa'dır. Yapacak bir şey olmadığını anlayan Kara Ali ise Hamal Ali ile birlikte padişahın olduğu odaya girer ve onu boğarak öldürür.

Kara Ali'nin doğum tarihini bilmediğimiz gibi ölüm tarihini de bilmiyoruz. Bunun ise asıl sebebi cellatların mezarlarının yazısız olması.

Ne zaman öldüğünü bilmesek de cesedinin nerede olduğunu tahmin edebileceğimiz Kara Ali, muhtemelen, bugün İstanbul'da Pierre Loti'de görebileceğiniz cellat mezarlığına defnedilir. Tarihçilere göre halk cellatları hiçbir zaman "hoş görmez" ve bu yüzden mezarlarının dahi ayrı tutulması ister. Sonuç olarak da bir cellat mezarlığı ortaya çıkar.

Sultan Abdülmecid dönemine kadar sarayda bulunan cellatlar ve cellat teşkilatı Tanzimat ile birlikte dağıtılır.

Ve cellatların kılıçlarının kanlarını temizlediği bu "cellat çeşmesi" normal bir çeşme haline gelirken idam edilenlerin başlarının sergilendiği ve yine resimde gördüğünüz ibret taşları da Abdülmecid tarafından gömdürülür. 

Ne diyelim... Sizce ölüm mü daha beter, öldürmek mi? Ben kararsız kaldım, yorum sizin.

Muhteşem Yüzyıl dizisinde Sultan İbrahim'in Kara Ali tarafından boğdurulması şöyle anlatılır efendim:

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Genellikle Uykusunu Alamayan Kişilerin Söylediği 'Afyonum Patlamadı' Sözünün Nereden Geldiğini Biliyor musunuz? - onedio.com
Genellikle Uykusunu Alamayan Kişilerin Söylediği 'Afyonum Patlamadı' Sözünün Nereden Geldiğini Biliyor musunuz? - onedio.com
Amerikan Sineması Sözümüz Size: Gelin Biraz da Özbeöz Kahramanımız Keloğlan'ı Konuşalım! - onedio.com
Amerikan Sineması Sözümüz Size: Gelin Biraz da Özbeöz Kahramanımız Keloğlan'ı Konuşalım! - onedio.com
İki Bin Yıl Önce Datça'da İşlenen Garip Bir Cinayetin Heyecanlı Anatomisi ve Şaşırtıcı Faili - onedio.com
İki Bin Yıl Önce Datça'da İşlenen Garip Bir Cinayetin Heyecanlı Anatomisi ve Şaşırtıcı Faili - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
karbey77

Cellad acimasiz falan degildir...Asil acimasiz gaddar ve katil olan ona EMIR verendir!!!

deen-tharkuho

Hayır iki taraf da eşit derece de acımasız gaddar ve katil çünkü emir veren de ve emri soğuk kanılılıkla yerine getirende eşittir.

mehrali-memmedov

Resimdeki sair Nef i degil Fuzuli

serhan-fensoy

uyarı için teşekkür ederim.

adminotaur

videoya gerek yoktu amk

Görüş Bildir