Psikolojiye Göre Başımıza Üzücü Bir Şey Geldiğinde Neden Sessizleşiriz?
Üzücü bir haber aldığınızda ya da hayatınızı sarsan bir olay yaşadığınızda içinizden kimseyle konuşmak gelmiyorsa yalnız değilsiniz. Bazı insanlar böyle anlarda duygularını hemen paylaşırken, bazıları ise sessizleşmeyi tercih eder; telefonlara çıkmaz, mesajlara cevap vermez ve kendi içine çekilir. Dışarıdan bakıldığında bu durum ilgisizlik ya da soğukluk gibi algılanabilse de psikolojiye göre sessizleşmek, beynin yoğun duygusal yük karşısında verdiği en doğal tepkilerden biridir. Peki, canımız yandığında neden konuşmak yerine sessiz kalmayı seçiyoruz?
Hayat bazen tek bir telefonla, tek bir haberle ya da tek bir cümleyle değişebilir. Böyle anlarda bazı insanlar ağlayarak rahatlarken, bazıları öfkelenir.
Ancak pek çok kişi de farkında olmadan sessizleşir; mesajlara geç cevap verir, kimseyle konuşmak istemez ve kendi içine çekilir. Dışarıdan bakıldığında bu durum ilgisizlik ya da soğukluk gibi algılansa da psikolojiye göre sessizleşmek, beynin yoğun duygusal yük karşısında verdiği en doğal tepkilerden biridir.
Beynimiz yoğun duygular karşısında konuşmak yerine durmayı seçebiliyor
Beklenmedik ve sarsıcı olaylar yaşandığında beynin tehdit algısından sorumlu bölgesi olan amigdala hızla devreye girer. Bu sırada mantıklı düşünme, karar verme ve konuşmayı planlama süreçlerinden sorumlu prefrontal korteks geçici olarak daha az aktif çalışabilir. Bu nedenle kişi ne hissettiğini anlatacak kelimeleri bulmakta zorlanabilir. Psikologlara göre bu sessizlik, duyguların yoğunluğundan kaynaklanan geçici bir durumdur.
Psikoloji literatüründe "duygusal geri çekilme" olarak tanımlanan bu tepki, kişinin kendisini yeni bir duygusal yükten koruma çabasıdır.
Büyük bir hayal kırıklığı, yas ya da travmatik bir olay sonrasında insanlar sosyal etkileşimlerini azaltabilir. Bunun nedeni başkalarından uzaklaşmak istemeleri değil, yaşadıkları duyguları önce kendi içlerinde anlamlandırmaya ihtiyaç duymalarıdır.
Duygular bazen kelimelerden daha hızlı gelir
Üzüntü, şaşkınlık ve stres aynı anda yaşandığında zihin bunların hepsini işlemekte zorlanabilir. Bu yüzden birçok insan 'Ne hissediyorum ben de bilmiyorum.' demeye başlar. Uzmanlara göre konuşamamak her zaman duygusuzluk anlamına gelmez; tam tersine, hissedilen duyguların yoğunluğunun bir göstergesi olabilir.
Sessizleşmek enerjiyi korumanın da bir yolu
Yoğun stres yalnızca zihni değil, bedeni de etkiler. Kortizol gibi stres hormonlarının yükselmesi kişiyi hem fiziksel hem de zihinsel olarak yorabilir. Böyle dönemlerde sohbet etmek, mesajlaşmak ya da sosyal ortamlarda bulunmak normal zamana göre daha fazla enerji gerektirir. Bu nedenle birçok kişi farkında olmadan yalnız kalmayı tercih eder.
Ancak sessizlik sonsuza kadar sürmemeli
Uzmanlar, üzücü bir olayın ardından kısa süreli içe kapanmanın normal olduğunu belirtiyor. Ancak bu durum haftalar boyunca devam ediyor, kişinin işini, ilişkilerini ve günlük yaşamını etkilemeye başlıyorsa profesyonel destek alınması öneriliyor. Çünkü duyguları tamamen bastırmak, uzun vadede kaygı ve depresyon riskini artırabiliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın