Kabullenişin, Sıkıcılığın ve Sıradanlığın İnsanı Ölüme Götürdüğünü Anlatan Psikolojik Gerilim Filmi: Vivarium

160PAYLAŞIM

Yönetmenliğini Lorcan Finnegan'ın yaptığı 2019 yapımı "Vivarium", aynı sene Cannes Film Festivali’nde "Gan Foundation Support for Distribution" ödülünü kazanmış.

Filmin kısaca konusu şöyle:

Gemma ve Tom çifti ev sahibi olmak için Yonder isimli emlak bürosuna başvurur. Karşılaştıkları emlakçı çok garip bir adamdır. Yonder evlerini ballandıra ballandıra anlatıktan sonra, çifti evi görmeye ikna eder. Yonder evleri büyük bir “yaşam" kompleksidir. Fakat bir farkla: Her ev ve bahçe birbirinin tıpatıp aynısıdır. Evlerin içindeki eşya, gıda bile aynıdır. Tabii ki çift, bu evi ve ortamı beğenmez. Tam geri döneceklerken emlakçı ortadan kaybolur. Onlar da tek başlarına Yonder'den çıkmak isterler, çıkamazlar. Sanki bir labirentin içindendirler. Araçlarının benzini bitince Yonder evine hapsolurlar. Bundan sonra “yeni yuvaları” Yonder’dir.

Filme ismini veren Vivarium’un anlamı; “bilimsel amaçlarla hayvanların doğal davranışlarını gözlemlemek ve araştırmak için doğal hayat şartlarının oluşturularak muhafaza edildiği yer”dir.

Filmin ilk sahnesi de bir ağaç kovuğunda doğan kuşlarla başlar. Yani film ilk andan itibaren yuva ve yaşam döngüsü kavramına odaklanır. İlerleyen dakikalarda seyirciyi Gemma ve Tom ile birlikte emlak piyasasının pazarladığı yapay doğaya hapseder.

Vivarium’a bir yandan da zihnin sıkıcı rutuni denebilir.

Bunun somut gerçekliği ise tektipleşmiş orta sınıf ailenin eleştirisi olarak düşünülebilir. Yani bir ev, araba, iş ve çocuk dörtgenine sıkışıp kalan orta sınıf çekirdek ailenin dışa vurumu. Gemma ve Tom gibisürekli aynı döngüyü yaşayarak sıkıcı ve sıradan hayatlarını Yonder tarzı evlerde tüketen orta sınıfın çilesi. Herkesin etrafına ya da belki aynaya baktığında görebileceği yaşamlar; başını sokacak bir ev sahibi olmak, “yuva kurmak” için yıllarca çalışmak zorunda kalmak, nihayetinde üç kuruş para  biriktirerek debelenmek, devlet, aile ve çevre baskısıyla çocuk sahibi olmak…

Yönetmen bu kabullenişin, sıkıcılığın ve sıradanlığın, boşa yaşanmış hayatların eninde sonunda ölüme götüreceğini deneysel bir yöntemle anlatmak istiyor.

Hayatımızda bize dayatılan mantıksız birçok şeyi kabullenerek doğal ölüm sözleşmemize imza atıyoruz. İsyan etmek ise yasaklı bir eylem. Film bu açmazı gayet iyi anlatıyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir