Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Onlarca İnsanın Canını Alan ve Hiçbir Zaman Yakalanamayan Acımasız Katil: Cinkota Vampiri

-

Vampirlerin yalnızca popüler kültür tarafından üretilen karakterler olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz sevgili dostlar. İşte bundan yüz yıl önce kanlı canlı bir adam olan Cinkota Vampiri ve tuhaf hikayesi...

Cinkota Vampiri bilindiği kadarıyla 24 cinayet işlemiş bir seri katildir.

Kurbanlarının kanını vücutlarından boşaltan, onları alkolle dolu metal fıçıların içine hapseden ve hiçbir zaman yakalanmayan Cinkota Vampiri'nin Bela Kiss isimli adam olduğu konusunda tüm otoriteler hemfikir.

Kiss'in hikayesi Macaristan'ın Cinkota kentinde başlıyor.

Cinkota, olayın gerçekleştiği zamanlar olan 1900'lerde Budapeşte'nin 11 kilometre dışında bulunan bir kentti. Burada bir ev kiralayarak kente yerleşen Kiss, burada nalbant ve kalaycı olarak birkaç işte çalıştı. İlk zamanlarda komşuları ve kasaba halkı tarafından oldukça sevilen çekici, zeki, entelektüel ve oldukça yakışıklı bir adam olan Kiss, cinayet işlemesini kolaylaştıran bu özellikleriyle şüphe toplamayacak bir karakterdi.

Kiss'in yakalanamaması ve ifadesinin alınamaması sebebiyle hakkında bilinenler eldeki belgelerden ibaret.

Bu belgelere göre Kiss, Cinkota'ya gelişinden 11 sene sonra Marie isimli bir kadınla evlendi. Bundan tam bir sene sonra, 1912 yılında ise Marie onu Paul Bikari isimli bir sanatçıyla aldatmaya başladı ve ardından Marie ve Paul kayıplara karıştı. Kiss, onların birlikte Amerika'ya kaçtığını iddia ediyordu.

Kiss, karısının kendisini aldatmasının ardından dönemin çoğu bekar erkeği gibi genelevleri ziyaret etmeye başladı.

Ancak siz hikayenin gidişatını öngörmeden belirtelim ki Kiss câni tabiatını seks işçisi kadınları öldürerek doyurmadı. Onun tek amacı zaman zaman genelevleri ziyaret etmekti; esas dikkat edilmesi gereken ise üst sınıfa mensup kadınları cazibesini kullanarak etkilemesi ve onlarla sık sık vakit geçirmesiydi. Bu dönemde Kiss, bir yandan da eş arayan zengin kadınlarla iletişim kurmak için gazetelere ilan veriyordu.

Bu süreçte Kiss'in mülkünde bulunan metal fıçıların sayısı gittikçe artıyordu.

Cinkota sakinlerinden biri bu artışı fark etti ve durumu polise bildirdi. Fıçıları mülkünde ne amaçla bulundurduğunu araştırmaya koyulan ve bu sebeple Kiss'i sorguya çeken polisler, bu fıçıların yaklaşmakta olan savaş sebebiyle (I. Cihan Harbi) yaşanabilecek benzin kıtlığına karşı önlem olarak depolandığı yanıtını aldılar ve kimse de fıçıların içine bakmaya gerek görmeyince soruşturma kapandı.

Olayların çözülmeye başlaması ise Kiss'in 1914 yılında savaşa giderek dairesini ev sahibi Bayan Jakubec'e bırakması ile gerçekleşti.

Aradan bir süre geçtikten sonra kentte Kiss'in savaşta hayatını kaybettiği söylentileri dolaşmaya başladı ve bu haber ev sahibine de ulaşınca Bayan Jakubec evi bir başkasına kiralamaya karar verdi. Evi yeni kiracı için hazırlamaya giden Bayan Jakubec'in fıçılardan tuhaf bir koku geldiğini fark etmesi ve bunun üzerine polise haber vermesiyle ise büyük vahşet ortaya çıktı.

1916 yılının Temmuz ayında fıçıları açmak üzere eve giden polisler dehşet verici bir manzarayla karşılaştı.

Her bir fıçının içinden mükemmel şekilde korunmuş çıplak insan bedenleri çıkıyordu. Bunlardan 23 tanesi kadın, bir tanesi ise erkek bedeniydi. Üstelik söz konusu cesetlerden bir tanesi eşi Marie'ye, bir diğeri ise eşiyle birlikte Amerika'ya kaçtığını iddia ettiği Paul Bikari'ye aitti.

Seri cinayetlerin ortaya çıkarılmasının ardından polis, kanıt toplamak için evi titiz bir şekilde aradı.

Evde Kiss'in gazeteye verdiği ilanlara cevaben 175 farklı kadından gelen mektuplar, içinde 70 kadına ait fotoğrafların bulunduğu bir albüm ve zehirleme ve boğma üzerine detaylı bilgiler içeren kitaplar bulundu. Üstelik evde bulunan kanıtlara göre Kiss'in cinayetlere başlamasının Maria ile evlenmesinden de öncesine, 1903 yılına dayandığı tespit edildi.

Ulaşılan bilgilere göre Kiss, kurbanlarının kanını içen bir vampirdi.

Boğarak öldürdüğü kişilerin tüm kanını vücutlarından çeken, kanları içen ve bedenleri hava almayacak şekilde fıçılara kapatarak koruyan Kiss'i savaşın ardından gören kimse olmadı. Savaşta ölmüş olması en yüksek ihtimalse de, 1916 yılında olayı araştıran dedektiflerden biri Kiss'in izini bulduğunu ileri sürdü. İddiası, Kiss'in başka bir askerin bedenini kullanarak kendisini ölmüş gibi göstermeye çalıştığıydı. Kaldı ki bunun doğruluğu hiçbir zaman açığa kavuşturulamadı ve tarihimizin en büyük seri katillerinden biri, hiçbir iz bırakmadan ortalıktan kayboldu...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
zelihasmsk

Neden fıçıların içine bakmamışlar acaba

queen-of-the-alaska

sen ona Cinkota vampiri demişsin ama bu bildiğimiz Maraş dondurmacısı

ezgisen

şimdi de var mıdır böyle seri katiller aramızda dolaşan

bizdenizseveriz

muhabbet kuşumuz varya atalay filiz daha ne işte

ezgisen

ay bekledim kim gelip de laf sokacak tayyibe diye hiiiç kaçırmayın

karayel2009

sadece abd'de 100 civarında seri katilin şu an aktif olduğu sanılıyor.

textn

O kadar insan öldür sonra savaşta öl :(

narkiderki

Milletin seri katillerindeki karizmaya bak..bizimkilerden biri dolmuşcu da diğeri tavuk dönerci de yakalandı

Başlıklar

AkaryakıtBudapeşteCinsellikKatilMacaristanPolisSavaş
Görüş Bildir