Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Nazi Almanyası'nın Hitler'den Sonraki En Güçlü Adamı: Heinrich Himmler

 > -

Heinrich Himmler, Nazi Almanyası döneminin en önde gelen isimlerinden biri idi. Fikirleriyle ve uygulamalarıyla o dönemin karanlığındaki baş rol oyuncularından olan Himmler'i biraz daha yakından tanıyalım dedik.

Kaynak: http://www.mirror.co.uk/news/world-news/...

Himmler, küçük yaşlarından itibaren savaş aşkıyla yanıp tutuşan biriydi.

Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde henüz 14 yaşında olan Himmler, günlüğüne "Keşke abimle birlikte ben de savaşa gidebilseydim, ülkem adına çok iyi şekilde savaşabilirdim" yazmış. Yahudi nefretinin de o yaşlarında başladığını aynı günlüklerde yazdığı "Hangi pub'a gitsem ortalık pis Yahudilerle kaynıyor." tarzında yazılarından anlayabiliyoruz.

22 yaşında seve seve Nazi bünyesine katılan Himmler, nihai amaçlarına da adım adım yaklaşıyordu.

Bu dönemler aynı zamanda ileride eşi olacak Margarete ile tanıştığı zamanlara denk geliyor. Evliliklerinden sonra zamanla Nazi partisinin eylemlerinden korkmaya başlayan Margarete'in kendisine yazdığı "İyi misin, keyfin huzurun yerinde mi?" temalı bir mektubuna verdiği "Benden isteyemeyeceğin tek bir şey var: Ben her an senin umduğun kadar "iyi" olamam."  cevabıyla iyiden iyiye karanlık işlere el attığını anlayabiliyoruz.

Bunun dışında Himmler'in özel hayatı da pek dengeli değildi. Eşinden bir çocuğu, sevgilisinden de iki çocuğu vardı. Sevgilisini saklamıyor, hatta evlilik dışı ilişkiden de çocuk doğabileceğini ve bunda hiçbir sakınca olmadığını savunuyordu.

Himmler'in içinde taşıdığı nefret yıllar geçtikçe iyiden iyiye su yüzüne çıkmaya başlıyordu.

Savaşın başlangıcından hemen sonra yazdığı günlüklerinde korkunç ifadelere yer veriyordu kendisi. Hatta bir keresinde "Rusların, Çeklerin veya herhangi başka birilerinin ne hissettiği ve ne düşündüğü umrumda bile değil. Bize kölelik yapmaları için ihtiyaç duyduğumuz süre boyunca ister ferah içinde yaşasınlar, ister açlıktan geberip gitsinler; hiçbir şekilde ne yaptıklarını umursamam. Ancak içlerinden bir tanesi bile bizden birine zarar verirse, o zaman tüm köylerini dünya üzerinden silerim. Aralarında iyi kan taşıyanlar varsa da, gerektiğinde onların çocuklarını ellerinden alıp kendimiz yetiştirerek bu kandan yararlanırız. " sözlerini kullanmıştı.

Tüm bu azmi, nefreti ve ulus sevgisi Hitler'in tam da aradığı özelliklerdi, böylece Himmler kısa sürede onun en sadık adamlarından biri olmayı başardı.

Bütün polis organlarını kontrol altında tutmasının yanı sıra, tüm güvenlik servislerinden ve de toplama kamplarından sorumluydu. İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler'in en güvendiği adamlardan biri olduğundan önemli görevler üstlenmişti. Savaşın patlak verdiği dönemlerde Himmler’in Yahudi "avlamak" amacıyla kurulan Einsatzgruppen adlı birlikleri Polonya sınırında Hitler’in isteğini getirmek için bekliyorlardı. Daha sonraları da Doğu Avrupa'da kurduğu toplama kamplarında Yahudilerin ve rejime karşı olanların katlini gerçekleştirdi. Savaş döneminde Himmler, sayesinde kazanılan başarılarr neticesinde İçişleri Bakanlığı'na da getirildi. Hitler onu "der treue Heinrich" (sadık Heinrich) diye çağırıyordu.

Gaz odaları planını harekete geçiren de Himmler'in ta kendisiydi.

Verilen emirler neticesinde Himmler yakaladığı ilk Yahudileri Einsatzgruppen taɾafından vuɾdurtarak öldürüyordu, ancak bu yöntemden pek memnun değildi. Kendisi uzun bir süre boyunca çok daha etkili olacak, ölümleri daha da hızlandıracak ve artıracak, aynı zamanda da birliklerin psikolojik sağlığını kötü yönde etkilemeyecek bir yöntem arayışında oldu. Tüm bu sürecin sonundaysa gaz odaları yaratmaya karar vermişti. Kendince muhteşem olarak gördüğü bu çözüm sonucunda da tam 6 milyon Yahudi'yi katletmiştir.

Himmler'in gaz odaları planını harekete geçirebilmesindeki en önemli etkenlerden biri de Hitler üzerindeki büyük etkisiydi. Bazı kesimler tarafından "Gölge Fuhrer" olarak da nitelendirilen Himmler'in, kendi fikirlerini Hitler'e çok sağlam şekilde empoze etmeye başardığı da bilinmekte.

Tüm bunların yanı sıra Himmler, hem bilimsel, hem de doğa üstü olaylara da merak salmış biriydi.

Hatta bu tip olaylar konusundaki ilgisini bir adım öteye götürmüş ve dünyanın bir çok yerine araştırma ekibi yollamıştır. Atlantis efsanesini araştırmak üzere bir grup kurdurtmuştur. 1937'e gelindiğinde Tibet'e bir keşif heyeti göndermiş ve saf ırkın o bölgede ortaya çıkıp çıkmadığı konusunda araştırma yapması üzerine bu heyete talimat vermişti. Himmler, saf ırkın Atlantis'ten geldiğine inanıyor, bunun dışında kalan herkesin yok edilmesi gereken kalitesiz ırklardan olduğunu savunuyordu. 

1940 yılındaysa Himmler'in kurduğu bir SS keşif heyeti Tiahuanaco'yu ziyaret edecekti. Bu heyette buzul çağı uzmanları, zoologlar, botanikçiler, astronomlar ve bir film ekibi de yer alıyordu. Titicaca Gölü'nün dibindeki harabelerin araştırılması için su altında fotoğraf çeken özel bir alet bile getirtilmişti. Tarih öncesi yapıların izlerini sürmeye niyetliydi. Fakat 2. Dünya Savaşı patlak verdiğinde tüm bu planlar suya düştü.

Ayrıca kendisinin Alman ırkını dini olarak Nazizm'e bağlayıp neticesinde Hitler'i iyiden iyiye güçlü kılma planları da yaptığını belirtelim. Bunun için Almanya tarihi ve mitolojisine her fırsatta çalışmış, bir çeşit ayin gibi Nazi askerlerini sürekli ateş etrafında toplayarak yeminler ettirmiştir; bu yeminlerin şekli ve yönü Tanrı'ya edilen klasik yeminlerden çok daha farklıdır. Ayrıca cadı avlama hikayelerine de çok meraklı olmuştur, bu merakı Hitler'in hoşuna gitmemiş ve hemen bu çalışmaların durdurulması yönünde emir almıştır.

Himmler'in Hitler'den çok daha üstün bir öngörü yeteneğine sahip olduğu da açıktı.

Nitekim savaşın son zamanlarına yaklaşıldığında diğerlerinin aksine kaybeden tarafta olacaklarını anlamıştı. Hemen bu duruma karşı bir şeyler yapmaya karar verdi. Rejimin hayatta kalmasını İngilteɾe ve Birleşik Devletler ile yapacağı barış göɾüşmelerine bağlıyordu, bu nedenle onlarla anlaşma yapmaya çalıştı. Adolf Hitler, haberi olmadan gerçekleşen bu olayları duyunca Himmler'i vatan haini olarak ilan etti, bütün yetkilerini ve rütbelerini aldı. Himmler bu olaylaɾ yaşanırken, Reichsführer-SS (SS Lideri), Alman Polis Şefi, İçişleri Bakanı, Volkssturm Komutanı, Vatan Ordusu Komutanı ve Almanya Hükümet Temsilcisi rütbeleɾine sahipti. 

Himmler vatan haini ilan edildiği dönemlerde kendini kurtarmak amacıyla düşman birlikleriyle anlaşmalar yapmaya çalışsa da, artık kimse onu umursamıyordu; ancak o kaçmak için çabalarına ara vermiyordu. Bir çok kere kendisini kurtarmak amacıyla İngilizlerle anlaşma yolu aramasına, hatta bir keresinde Dünya Yahudiler Birliği başkanı ile görüşüp kendisine "Almanlar ve Yahudiler bundan sonra el ele olmalıdır" demesine rağmen kimse tarafından kale alınmamıştır.

Bu olaylar neticesinde Himmler, kurtuluş yolu kalmadığını anlayınca intihar etmiştir.

Son günlerinde Himmler, NSDAP liderlerinin yargılanacağı mahkemeye gönderilmek üzere hazırlanıyordu. Kendisini zehirleyerek öldürmesini engellemek için üzerindeki elbiseler çıkartıldı, arandı. Hiçbir şey bulunamadı; çünkü kapsül elbisede değil, ağzının içindeydi. 1-2 gün sonra askeri doktor tarafından Himmler'in ağzının aranması emri verildi. Bu durumu duyan Himmler hemen siyanür kapsülünü ısırdı ve 10 dakika içinde öldü. Bu kapsüller SS subaylarının dişlerinin içine, herhangi olağanüstü bir durumda intihar edebilmeleri için yerleştirilmişti. Ölümünün ardından Himmler'in cesedi gizlice yakıldı ve Lüneburg Heath yakınlarında bilinmeyen bir mezara defnedildi. Himmler'in mezarının yeri günümüzde bile hala bilinmiyor.

Bitirmeden önce de kızı Gudrun Burwitz'in hala hayatta olduğunu ve şuan 86 yaşında olduğunu ekleyelim. Çocukken yazdığı günlüklerinde babasıyla gurur duyduğunu, herkesin ondan korkmasından çok keyif aldığını, kopya çektiği sınavlarda bile öğretmenlerin ona hiçbir şey diyememesiyle çok eğlendiğini belirten Burwitz, yıllardır Nazi savaş suçlularına barınacak yer, kendilerini savunacak bir avukat ve huzur evi bulmakta yardımcı olan Sessiz Yardım adlı bir kuruluşun en ünlü simasıdır.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
feyk

yazidada guzel anlatmis. nazilerin kotuluklerinin pek cogunun kaynagi aslinda himmlerdir. yaninda hitler bile masum kaliyor.

sciencesoldier

yalnız m yi atıp t koy aynı isim çıkıyor şaka gibi

hans-joachim-marsille

Hydirch kadar zeki bir adam görmedim ben cani mani ama çok zeki bir adam Himmler denen adamdan çok daha zeki birisi kendisi her yıl rütbesi artıyordu 36 yaşında Amiral olabilirdi ama karı düşkünü bir herifti gidip komutanın kızına asılır kariyeri gider taki Nazi Partisine katılıncaya kadar zekasını Gestapo'da bir kez daha konuşturacaktır

ayna-efendi

bu gözlük modeli nazi gözlük modeli

melus

Şener şen sandım ilk resimde:Dd

Gizli Kullanıcı

Yalnız halkın desteklediği gerçek bir kumandan daha vardı. Erwin Rommel. Asla bir Nazi olmadı. Fransa'yı o yıktı, Kuzey Afrika Cephesi'nde İngilizlere zor anları o yaşattı, bütün gereksinimleri İngilizlere saldırarak onları yağmalayıp aldı. Çöl Tilkisi lakabını da buradan aldı. Sonra Normandiya'ya gönderildi. O orada olduğu sürece çıkartma yapılamadı. ABD ve Birleşik Krallık karşısında tir tir titredi. Sonra bir gün eşinin doğum gününe doğru giderken o hepinizin bildiği Normandiya Çıkartması gerçekleşti. Geri dönemedi ama Alman ordusunda bir Mareşal oldu. Halkın desteğine sahip olduğu için Hitler ve Himmler ondan korkuyorlardı. Hitler'i düşürmek için bir komplodaydı. Komplodaki birisi adını kazara ifşa ettiği için bir İngiliz Spitfire'ı ile makam aracına saldırı düzenlendi. Hitler'in düzenlediği pusu ile de öldürüldü.

foreverindebt

Güzel yazı

mustafa-ozer9

Uğur bey ; evet Rommel iyi bir askerdir ama müttefiklerin Rommel karşısında tir titrediğini de nerden çıkardınız :) Rommel batı cephesinde B Ordular grubu komutanlığı yapmıştır fakat çıkarmanın nereye yapılacağını ıskalamıştır.Rommel'e göre müttefikler Pas de calais'e çıkacaktı ki Normandiya bölgesi Rommel'in aklına bile gelmemiştir ve bu noktada affedilmez bir hata yapmıştır. Ayrıca Rommel Hitler'in düzenlediği pusuyla felan da öldürülmemiştir, Temmuz '44 de ki suikaste adı karıştığı için Hitler ona geçmişteki hizmetlerine karşılık olarak mahkemeye çıkarak hain damgası yemesi yerine intihar etmesini teklif etmiş ve o da kabul ederek Ekim '44 de intihar etmiştir.. Bu arada Blietzkrieg yani Yıldırım Savaşı taktiğinin sahibi Guderian değil Carl von Clausewitz'dir.. :) Saygılar..

Gizli Kullanıcı

Normandiya Cephesine atandıktan sonra saldırı yapılmadı. Ancak ayrıldığı gün çıkartmayı yaptılar. Burada bayağı bayağı Rommel'den korktukları gözüküyor.

mustafa-ozer9

Hala aynı yerdeyiz Uğur bey ; 6 Haziran 1944 de yani çıkarmanın yapıldığı gün Rommel Batı cephesi B Ordular grubu komutanıydı ( A Ordular grubu komutanı ise Runcksdet'di).. Ama 6 Haziran günü Rommel eşinin doğum günü olduğu için 1 gün önce Fransa'dan ayrılıp Almanya'ya gelmiştir. Hatta Rommel'in oğlu Manfred Rommel 2006 yılında İngiliz "Armchair General) dergisine verdiği röportajda ; " 6 haziran günü öğlene doğru eve telefon geldi ve babamın sinirli bir şekilde -ne kadarda aptalım- dediğini çok iyi hatırlıyorum. O telefonda babama müttefiklerin Normandiya'ya çıktığı haber verilmişti" demiştir.. Rommel 19 Temmuz 1944 'de Fransa da makam arabasındayken bir İngiliz SpeedFire uçağının saldırısına uğrayıp ağır yaralanana dek Fransa'da ki görevinin başında kalmıştır.. Bu dediklerime çok basit bir Google araması ile ulaşabilirsiniz.. :)

ozgurozcanozkan

enteresan ---

Görüş Bildir