Kılıçdaroğlu'ndan Davutoğlu'na Dokunulmazlık Çağrısı

 > -

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun 'Dokunulmazlıklar konusunda ne düşünüyor, Kılıçdaroğlu açıklasın' sözlerine yanıt verdi. CHP lideri, "Buradan açık ve net Sayın Davutoğlu'na bir çağrı yapıyorum. Ben dahil, bütün dokunulmazlık dosyalarını getirin Meclis'e" dedi. Terör konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, "Bu hükümet ve bundan önceki hükümet terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmışlardır" dedi, Beşir Atalay'ın Van'da yaptığı konuşmayı hatırlattı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Çorum Uğurludağ Köy Dernekleri Platformu temsilcileriyle CHP Genel Merkezi'nde buluştu, Türkiye'nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

Sayın Davutoğlu soruyor, 'Dokunulmazlıklar konusunda ne düşünüyor, Kılıçdaroğlu açıklasın.' Ben kendisine bütçe görüşmelerinde iki soru sordum. Sorulardan birisi şuydu: Sarayı kaça yaptınız arkadaş, maliyetini bize açıklayın. Niçin? Çünkü o saray milletin parasıyla yapıldı. Bizim paramızla yapıldıysa, tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla yapıldıysa onun maliyetini bizim öğrenmemiz lazım. Bu sorunun cevabını almış değiliz. İki; dönemin Sayın Başbakanı Kaddafi'yi ziyarete gitti ve Kaddafi, O'na insan hakları bağlamında hem madalya verdi, çok güzel bir şey bana göre. 250 bin dolar da para verdi. Açıklama yaptı, '250 bin doları şehit ve gazi yakınları olan veya onların kurdukları bir derneğe vereceğim' diye. Ben de şu soruyu sordum Sayın Davutoğlu'na: Bu 250 bin doları hangi derneğe bağışladı, ben öğrenmek istiyorum. Bunu da açıklanmadı. Bakın, siz giderseniz size 250 bin dolar verirler mi? Vermezler. Bakkal Mehmet Efendi gittiği zaman verirler mi? Vermezler. Neden veriyorlar Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na? Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olduğu için veriyorlar ve o paranın gerçekten amacına uygun bir derneğe verilmesi lazım.

"Ben dahil dosyaları getirin"

Dokunulmazlıklar konusunda ne yapacağız? Bakın, bizim öteden beri ilkeli bir tavrımız var. Kürsü dokunulmazlığı hariç hiçbir dokunulmazlığı kabul etmiyoruz. Meclis, şu şöyle yaptı, bu böyle yaptı. Meclis'te hırsızlık olmamalı, arsızlık olmamalı, ihale takipçiliği olmamalı, kul hakkı yenmemeli. Bunların tamamını getirin… Benim de dosyam var, bakın benim de dokunulmazlık dosyam var. Buradan açık ve net Sayın Davutoğlu'na bir çağrı yapıyorum: Ben dâhil, bütün dokunulmazlık dosyalarını getirin Meclis'e. Milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıralım. Hepimiz gidelim bağımsız yargının önünde hesabını verelim. Ve milletin önüne öyle çıkalım. Neden kürsü dokunulmazlığı diyorum? Şunun için diyorum. Biz düşünceye saygılıyız. İnsan kürsüye çıkıp düşüncelerini özgürce dile getirmeli. Bütün dünyanın demokrasilerinde, daha doğrusu bütün demokrasilerde düşünce özgürlüğü vardır. Milletvekili, -beğenirim veya beğenmem- meclisin kürsüsüne çıkar, mademki oy almış arkasında bir kitle var. Çıksın düşüncelerini söylesin, tahammül etmezsek bile yani dinleyeceğiz o kadar. Katılmayabiliriz ama bunu yapmak zorundayız.

"Yardım ve yataklık yaptılar"

Bir başka nokta: Bakın değerli arkadaşlar, Türkiye'nin en temel sorunu bakın bu terör sorunudur. 30 - 35 yıldır çözülmemiş. Bir arkadaşım sordu 'Bu konuda sizin çözüm öneriniz var mı?' diye. Ben ısrarla şunu söylüyorum. Bu hükümet ve bundan önceki hükümet terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmışlardır. Çok sert bir ifadedir, biliyorum bu. Çok ağır bir suçlamadır. Ben bunun da farkındayım. Ama ben kendimi bilerek, okuyarak, onların söylediklerini dinleyerek, onların yaptıklarına bakarak anlıyorum ki, hükümet terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmıştır.

Nereden, biliyor musunuz? Size sadece bir örnek vereceğim. Yine çok değerli bir arkadaşım söyledi: 'Hükümeti eleştirin ama devlete dokunmayın.' Biz devlete saygılıyız. Devlet ayrı bir şey. Devlet bakidir arkadaşlar. Hükümetler geçicidir. Hükümetler, 4 yıl süreyle devleti yönetmek için gelirler. Devlet olmak için gelmezler. 4 yıllık süre vardır, vatandaş yetki verir, 'Gel devleti yönet.' Devlet ile hükümet arasındaki temel farka bir örnek vereceğim. Temel fark ne? Milletvekili olmanız için, bakan olmanız için sadece ilkokul diplomanızın olması yeter. Ama devlette şube müdürü olmanız için 4 yıllık üniversiteyi bitirmeniz lazım. O da hemen değil, belli bir süre çalışacaksınız, sınava gireceksiniz, üniversite mezunu olacaksınız, kazanırsanız şube müdürü oluyorsunuz, şef oluyorsunuz, daire başkanı, genel müdür yardımcısı veya müsteşar oluyorsunuz.

"Siz kim oluyorsunuz?"

Bakın ben size örnek vereceğim değerli arkadaşlarım. 6 Haziran 2014 Beşir Atalay Van'da konuşuyor. Diyor ki, 'Biz aslında Türkiye Cumhuriyeti Devletini kendisiyle hesaplaştırdık.' 'Kendisiyle' kimi kastediyor, biliyor musunuz? Abdullah Öcalan'ı kastediyor. Türkiye Cumhuriyeti devletini kendisiyle hesaplaştırdık. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve bana şu sorunun cevabını verin. Siz kim oluyorsunuz da koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ni bir terör örgütünün lideriyle hesaplaştırıyorsunuz? Bu bizim içimize sinecek bir olay mıdır? Biz bunu kabul edecek miyiz? Dokunulmazlığı kaldıracaksanız, işte asıl bunların dokunulmazlığını kaldıracaksınız. Onun için diyorum 'Yardım ve yataklık yaptılar' diye. Diyarbakır - Sur, bakın bugün iki şehidimiz daha var. Bakın bu sorunun çözümüne, evet. 'Çözüm,' dediler biz böyle çözeceğiz. Dedim ki, 'Bakın bu yolla siz bunu çözemezsiniz.' Nasıl çözersiniz? TBMM'de bir araya geleceğiz ve biz bunu oturup kendi sorunumuzu kendimiz çözeceğiz. Kabul etmediler. Şimdi onlar da anlıyorlar ki, bu sorunun çözüm merkezi TBMM'dir. Oturup orada çözmek zorundayız, değerli arkadaşlarım.

CNN Türk

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAhmet DavutoğluBaşbakanBeşir AtalayÇorumCumhuriyet Halk PartisiDiyarbakırKemal KılıçdaroğluŞehitTerörTürkiye Büyük Millet MeclisiVanolay
Görüş Bildir