Kereste Bulamayınca Evlerin Çatısını 40 Tonluk Deniz Çayırıyla Ördüler
Danimarka’nın Læsø Adası’nda yüzlerce yıl önce yürütülen yoğun tuz üretimi ormanları azaltınca yapı yapmak için kereste bulmak zorlaştı. Ada halkı çözümü çevresindeki denizde buldu. Kıyıya vuran gemi enkazlarından çıkarılan ahşaplar evlerde kullanılırken sahilde biriken deniz çayırları çatılara dönüştürüldü. Bazıları iki metre kalınlığa ve onlarca ton ağırlığa ulaşan bu çatılardan örnekler yüzlerce yıl sonra hala ayakta.
Tuz üretimi adadaki ormanları tüketince gemi enkazlarına yöneldiler
Læsø’de yüzyıllar boyunca önemli bir gelir kaynağı olan tuz üretiminde tuzlu suyun kaynatılması için çok büyük miktarlarda yakacak odun kullanıldı. Yoğun tüketim zaman içerisinde adadaki ormanların büyük bölümünün yok olmasına yol açtı. Kerestenin kıt hale gelmesi yalnızca yakıt üretimini değil ev inşasını da zorlaştırdı. Ada halkı bunun üzerine kıyıya vuran gemilerden ve çevredeki sığlıklarda kalan enkazlardan ahşap toplamaya başladı. UNESCO’nun aktardığına göre günümüzde korunan geleneksel yapılarda yerel taş ve kilin yanı sıra gemi enkazlarından çıkarılmış kerestelere de rastlanıyor.
Çatılar içinse adanın kıyısında bol miktarda bulunan eelgrass, yani deniz çayırı kullanıldı. Özellikle kış fırtınalarından sonra sahile vuran bitkiler toplanıyor, kurutuluyor ve birbirine dolanarak çok kalın katmanlar halinde ahşap konstrüksiyonun üzerine yerleştiriliyordu.
Çatı yapımının özellikle adadaki kadınlar tarafından geliştirildiği ve uygulandığı belirtiliyor. Bazı yapılardaki deniz çayırı tabakası yaklaşık iki metre kalınlığa ulaşırken çatının toplam ağırlığı 35-40 tonu bulabiliyor. Malzemenin yüksek tuz içeriği çürümeye ve zararlılara karşı direnç sağlarken kalın yapı aynı zamanda doğal bir yalıtım oluşturuyor.
Bazı çatılar 300 yıldan uzun süre ayakta kalabiliyor
Deniz çayırı kulağa dayanıksız bir çatı malzemesi gibi gelse de Læsø’deki örnekler bunun tersini gösteriyor. UNESCO’ya göre doğru hazırlanan çatılar yoğun yağmur ve sert rüzgarlara dayanabiliyor ve 300 yıl veya daha uzun süre kullanılabiliyor.
Adada 1600 ile 1950 yılları arasında bu yöntemle yaklaşık 300 yapı inşa edildiği tahmin ediliyor. Bunların yaklaşık 30’u günümüze ulaşırken yaklaşık 12 yapı geleneğin en iyi korunmuş örnekleri arasında değerlendiriliyor. Böylece başlangıçta kereste kıtlığına karşı geliştirilen yerel çözüm, bugün Læsø’nün en dikkat çekici mimari özelliklerinden birine dönüşmüş durumda.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın