Kahveyi Nasıl ve Ne Zaman İçtiğiniz Önemli: Beslenme Uzmanı Daha Dengeli Bir Rutinin Yolunu Açıkladı
Güne kahveyle başlamak pek çoğumuz için vazgeçilmez bir alışkanlık. Ancak fincandaki içeceğin sağlığa etkisi yalnızca kahvenin kendisine bağlı değil. Beslenme uzmanı Laure Hyvernat, kahveye eklenen şeker, şurup ve sütün yanı sıra kahvenin içildiği saatin de fark yarattığını söylüyor. Uzmanın önerileri, günlük kahve keyfinden vazgeçmeden daha dengeli bir rutin kurmanın mümkün olduğunu gösteriyor.
Kaynak: Vogue Türkiye
Sade kahve neredeyse kalorisiz, fark fincana eklenenlerle başlıyor
Filtre kahve, espresso ya da Americano sade içildiğinde oldukça düşük kalorili içecekler arasında yer alıyor. Tablo, fincana şeker, aromalı şurup, krema ya da hazır kahve karışımları girdiğinde değişiyor. Gün içinde birkaç fincan kahve içenler için her seferinde eklenen küçük miktarlar, akşama kadar hesapta olmayan bir şeker ve kalori yüküne dönüşebiliyor.
Hyvernat'ın ilk önerisi, kahveyi mümkün olduğunca sade tüketmek. Sade kahvede çekirdeğin kendi aroması daha net hissedildiği için ekstra tatlandırıcıya duyulan ihtiyaç da zamanla azalıyor. Bu, sütlü kahveden tamamen vazgeçmek anlamına gelmiyor; asıl belirleyici olan, kahveyi şekerli bir içeceğe dönüştüren eklemelerin ne sıklıkla yapıldığı.
Şekerli kahveye alışkın olanların da bir anda bırakması gerekmiyor. Kullanılan şeker miktarını zaman içinde azar azar düşürmek, damak tadının daha az tatlıya alışmasını sağlayabiliyor. Özellikle aromalı şuruplar ve hazır karışımlar söz konusu olduğunda küçük bir bardağın bile beklenenden fazla ilave şeker içerebileceğini akılda tutmak gerekiyor.
Şekerin yerine kullanılan alternatiflerin de otomatik olarak daha sağlıklı olduğunu düşünmemek önemli. Uzmana göre dikkat edilmesi gereken asıl nokta, gün boyunca alınan toplam ilave şeker miktarı.
Bitkisel süt her zaman daha az şekerli anlamına gelmiyor
Kahvesini sütlü içenler için hangi sütün seçildiği de içeceğin besin değerini doğrudan etkiliyor. İnek sütü protein ve kalsiyum sağlarken, bitkisel alternatifler kendi aralarında bile büyük farklılıklar gösterebiliyor. Bitkisel olması, ürünün mutlaka daha az şeker içerdiği ya da daha iyi bir seçenek olduğu anlamına gelmiyor.
Badem, soya, yulaf ya da hindistan cevizi bazlı ürünlerin bir kısmına ilave şeker ekleniyor, bir kısmı ise kalsiyum ve D vitaminiyle zenginleştiriliyor. Bu yüzden ambalajın üzerindeki tanıtıcı ifadelerden çok arka yüzdeki besin değerleri tablosuna ve içerik listesine bakmak, doğru seçimi kolaylaştırıyor.
Her gün birkaç fincan sütlü kahve içiliyorsa şekersiz bir seçeneğe geçmek, küçük görünse de gün sonunda hissedilen bir fark yaratabiliyor.
Kafein saatlerce vücutta kalıyor, son fincanın saati uykuyu etkileyebiliyor
Kahve konusunda yalnızca kaç fincan içildiği değil, ne zaman içildiği de önemli. Kafein vücutta saatlerce kalabildiği için özellikle günün ilerleyen saatlerinde içilen kahve, uykuya dalma süresini ve uyku kalitesini etkileyebiliyor. Bu etki kişiden kişiye değişse de geceleri uyumakta zorlananlar için son kahveyi daha erken bir saate çekmek iyi bir başlangıç olabilir.
Sabah gözünü açar açmaz kahve içmek oldukça yaygın bir alışkanlık, ancak ilk fincan için uyanır uyanmaz davranmak şart değil. Vücutta sabah saatlerinde doğal olarak yükselen kortizol nedeniyle kafeinin etkisinin biraz daha geç saatlerde daha belirgin hissedilebileceği düşünülüyor.
Yine de 'kahve için mutlaka saat 10.00'u bekleyin' gibi kesin bir kural bulunmuyor. Enerji seviyesi, günlük tempo ve kafeine verilen tepki burada daha belirleyici.
Öğleden sonra içilen kahvenin etkisini de hafife almamak gerekiyor. Kafeinin yarı ömrü genellikle birkaç saat sürdüğü için akşama doğru vücutta hâlâ kafein bulunabiliyor. Uyku konusunda hassas olanlar için öğleden sonra kahveyi sınırlamak ya da kafeinsiz seçeneklere yönelmek daha rahat bir gece anlamına gelebilir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın