İlk Milli Kütüphanemizin Kuruluşundan Atatürk'ün Desteğiyle İlk Türk Operasının Yazılışına: Adnan Saygun

0PAYLAŞIM

İşgalci valiye “Burası Türk toprağı! Kütüphanenin adı da Milli Kütüphane kalacak, kaldıramazsınız!” diyen Celaleddin Bey tutuklanır ancak...

İzmir'de Milli Kütüphane'nin kuruluş hikayesini duymuş muydunuz? Çayınızı kahvenizi alın, biraz tarihten konuşalım.

Yıllardan 1912, İzmir’de matematik öğretmenliği yapan Mehmet Celaleddin Bey kendinden önce de yapılan denemeleri tamamlamak için şehre bir kütüphane inşa etmek ister. Planını Darüleytam Müdürü Abidin Bey'e, ardından Maksudoğlu Edhem Bey’e açtığında hep birlikte maddi açıdan kaynak bulmak için beyin fırtınası yapmaya başlarlar.

Akıllarına gelen tek yol İzmir'in köklü ailelerinden Salepçioğlu ailesinden destek istemektir.

Aile kütüphane fikrine hayli sıcak bakar ve çalışmalar hızlıca başlar.

İzmir'de kurulacak kütüphane fikrinin yarattığı heyecan ve azimle Salepçioğlu ailesi konaklarının bir bölümünü bu işe ayırmaya karar verir. Celaleddin Bey'in yoğun çalışmaları neticesinde de kütüphane yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Celaleddin Bey’in girişimle 23 Nisan 1912’de bu sivil kütüphane açılır. Adı da “Milli Kütüphane” olur. 1912-1914 arası bu kütüphaneye 4000 bin eser kazandırır.  “Milli” adıyla açılan ilk kütüphane işte burası olur.

İzmir'deki bu sivil kütüphane 1912 yılının 23 Nisan'ında açılır.

İsmi ise sivil yatırımlar sonucu ortaya çıkmasına rağmen Milli Kütüphane olarak koyulur, zaten Türkiye'deki ilk milli ismine sahip kütüphane burası olmuştur. Kütüphanenin açıldığı 1912'den itibaren iki yıl boyunca 4000 yeni eser kazandırılır, eserler büyür, kütüphane gelişir.

Her şey azimle sürdürülürken 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgali başlar...

İzmir'i de kapsayan bölgeye vali olarak atanan Steryadis kütüphanenin isminde yer alan “Milli” kelimesinden pek hoşlanmaz. Şehirde Türklük izlerini olabildiğince silmek için yürütülen çabaların sonucu olarak vali ismin değiştirilmesi için Celaleddin Hoca'yla görüşür.

Celaleddin Hoca bu tekliften hiç hoşlanmaz.

Tartışma alevlenince “Burası Türk toprağı! Kütüphanenin adı da Milli Kütüphane kalacak, kaldıramazsınız!” der, tutuklanır.

İşgalci Vali Steryadis kütüphanenin ismini değiştirmek için bir engel kalmadığında kütüphane tabelası değişir, yeni isim Şehir Kütüphanesi'dir.

Kütüphanenin isminin değiştirilmesine en çok üzülenlerden biri Celaleddin Bey'in oğlu Adnan olur.

Hatta Adnan öylesine üzülmüş, bu durumu hazmedememiştir ki nihayet 9 Eylül 1922’de İzmir kurtulduğunda Beyler Sokağı'ndaki kütüphanenin tabelasını babasıyla birlikte o değiştirir. Mustafa Kemal hem vatanı hem de şehrin simgesini kurtarmıştır.

Milli Kütüphane eski günlerine kavuşmuştur, şimdi sıra daha da büyümektedir.

Celaleddin Hoca 1926’da kütüphanedeki kitap sayısını arttırabilmek için yollar arar, ek kaynak yaratmak için sinema bile yaptırır. Gelen bilet paraları kitaplara gider, kütüphane gittikçe büyür. Nihayetinde Milli Kütüphane 29 Ekim 1933’te yeni binasına taşınır.

İşgalci güçlerin kaldırdığı "Milli" unvanı, 23 Eylül 1939'da Bakanlar Kurulu'nun aldığı kararla resmiyete kavuşur.

Babasının açtığı kütüphanedeki ‘Milli’ adının kaldırılmasına üzülen Adnan'dan bahsetmiştik, 1934’te Ankara’da Atatürk’ün huzuruna çıkar. Gazi Mustafa Kemal Adnan'a babasının kim olduğunu sorduğu vakit Adnan gururla “İzmir’deki Milli Kütüphane’nin kurucusu paşam!” der.

Atatürk Adnan'ı müzik eğitimi alması için yurt dışına gönderir.

Adnan yetenekli ve azimlidir, 1934’te ilk Türk operası Özsoy’u besteler. Ardından Devlet Sanatçısı unvanını alan ilk kişi olur.

Sizin de bildiğiniz, dünya çapında tanınan Yunus Emre Oratoryosu'nun yaratıcısı olur.

Aldığı ödüllerle Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün örnek gençlerinden biri olur.

Milli Kütüphane tabelasını babasıyla, gururla asan Adnan, bu bağlantıdan ulaşabileceğiniz kaynakta, yazarının kitabında da değindiği üzere Türkiye'nin ilk operasını yazan Adnan Saygun'dur.

Daha önce dinlemediyseniz tarihimizden süzülen bu eseri de buraya bırakalım.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir