Hepimizin Aklındaki Soru: Neden Daha Fazla Para Basarak Ülkenin Borçlarını Ödemiyoruz?

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Ülke ekonomilerini konuşurken, ülkenin varlıkları, parasının yabancı paralar karşısındaki değeri gibi konuların yanında, iç ve dış borçları da elbette önemlidir. Ve ekonomiye az çok ilgi duymuş herkesin, hayatında en az bir kez kendine ya da çevresine sorduğu bir soru olur; "Madem ki borcumuz var, o halde neden daha fazla para basıp bu borçları ödemiyoruz?" 

İşte bu sorunun yanıtını Ekşi Sözlük ve Twitter yazarı systemfailed14'ün ilgili entry'sinden, kendisinin de izniyle derledik.

"Para" dediğimiz şey, her şeyden önce bir değişim aracıdır.

Paranın olmadığı zamanlarda insanlar 10 kilo buğday verip 1 tavuk alıyordu. Lidyalılar'ın milattan once 700 lü yillarda ticaretle uğraşırken takas yönteminden kurtulmak için buldukları çözüm yolu para, böylelikle bir başka değişim aracı olarak keşfedilmiş oldu.

Para basmak (emisyon) işlemini ülkemizde Merkez Bankası kontrol eder ve parayı kafasına göre basamaz.

Çünkü devletler, dolaşıma para sokabilmek için bir karşılık göstermek durumundadır.  Yani para basabilmek için, elinizde (hazinenizde) altın rezervi olması gerekir.

Öncelikle, tüm dünyadaki devletler ve şirketler kendi aralarındaki tüm ticarette dolar kullanarak alışveriş yapıyorlar.

Uluslararası geçerliliği olan, tüm dünyanın tanıdığı tek şey dolar.

Dış dünyadan aldığımız, getirdiğimiz ve sattığımız her şey dolar olarak tanımlanmış. Yani dışarıya olan dolar borcumuzu TL olarak ödeyemiyoruz.

İkinci olarak, para basmak piyasaya daha çok para enjekte etmek demektir. Piyasada para bol olduğundaysa, paranın değeri düşer.

Para, piyasadaki bolluğu nedeniyle değerini kaybettiğinde, bir ürünün edilinebilmesi için o para biriminden daha fazla miktarda harcanması gerekir. Yani enflasyon ortaya çıkar.

Basit bir örnek verelim: Diyelim ki ülkedeki iç piyasada x kadar TL, ve y kadar da dolar var.

Biz bir x kadar daha TL basarak iç piyasadaki dolarları topladığımızda, dolaşımdaki TL miktarı 2 katına çıkacağından, TL'nin değeri 2 kat kadar düşer. Doların değeri ise 2 kat artar.

Ya da 3000 TL maaş aldığımızı farz edelim.

Paranın değeri düştüğünde, çoğunluğunu yurt dışından kullandığımız tüketim ürünlerini daha pahalıya almaya başlarız. Bir anda her şeye zam gelmeye başlar; enflasyon tavan yapar; ve 3000 TL pul olur.

Bu konuda belki de en bilinen örnek, Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya örneğidir.

Savaş giderlerini karşılayabilmek için durmaksızın para basan Almanya, bu dönemde hiperenflasyonla dengesini iyice kaybetmiş, fiyat artışlarına paralel seyretmesi gereken banknotları basamamaya başlamış, ve bir ekmeğin bir kasa para ile alınır hale geldiği bir döneme girmiştir.

1920'lerin Almanya'sında, ısınmak için para yaktıkları bilinir.

Düşünün ki kömür almak için para harcamaktansa para yakmak daha mantıklıdır. Ayrıca gün içinde dükkan ve restoranlarda insanların ellerinde yeni fiyatları gösteren tabelalarla dolaştıkları bir dönemdir bu; para işlevselliğini tamamen kaybetmiştir.

Buradaki çözüm ne peki?

Çözüm elbette, iç piyasadaki doları daha da arttırmak. 

Peki arttırmak için ne lazım? Üretmek lazım. Sen üreteceksin ve dışarıya satarak ülkeye dolar sokacaksın. Ülkedeki dolar miktarı arttıkça TL değer kazanacak; ve ülke olarak dışarıya bağımlı olduğun ürünler daha ucuz gelecek. Ve 3000 TL maaşla daha fazla şey alabilmek mümkün olacak.

Dünyada karşılıksız para basabilen tek ülke Amerika Birleşik Devletleri. 2008'deki krizden sonra parada genişleme politikasına giderek, deli gibi para basıp borç ödemişti.

Sonuç ne oldu? Ülkeye dolar girmesiyle beraber 1 dolar = 1.2 TL' ye kadar düştü bundan birkaç sene önce. Piyasada deli gibi dolar vardı. 

Aşırı olarak bastığı bu dolar yüzünden ABD, eskiden 100 dolara 1000 ton buğday alırken aynı 100 dolara 250 ton buğday almaya başlamış; eskiden 2000 dolara Türkiye'de deli gibi tatil yaparken, aynı tatil için 5000 dolar ödemek zorunda kalmaya başlamıştı.

Ardından yatırımcılar, ellerindeki dolarlarla "gelişmekte olan ülkelere" yöneldiler.

Yatırımcılar kendi ülkelerinde değersizleşen dolarla bir halt olmayınca, ellerindeki yüklü paralarla Türkiye gibi ülkelere gittiler. Buralarda yatırım veya finansal olarak bu sıcak parayı gömdüler.

Amerika kendi ekonomisini düzeltmeye başladıkça ise, artık bu dışarıdaki doları kendi ülkesinde geri çekmeye başladı.

FED'in faiz arttırımı da bunun bir sebebidir. Yani ABD, cebinde parası olan yatırımcılara bir nevi "gelin ben size daha yüksek faiz veriyorum", dedi.

Yani karşılıksız para basarak kendi ekonomisini düzelten ABD, yine dünyanın tanıdığı tek para olan doların değerini yükseltmiş oldu.

Yani kısacası işin özü, ülkelerin ekonomilerini daha ihracat odaklı kurabilmelerinde.

Tabii ihracatı yapılan ürünlerin katma değeri de olması gerekiyor. 

İhracat sağlayacak kalemlerde ülkenin elini güçlendirecek atılımlar, ya da örneğin çok büyük bir ithalat kaleminden bizi kurtaracak, yenilenebilir enerji yatırımları gerek. Diğer türlü, işimiz zor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
justicegg

yani bizim devletimiz ya ekonomiden anlamıyo ya da ekonomiden anlayan uzmanlar ne derse desin cahillikten yine kendi bildiklerini yapıyorlar heralde.

umut-kurtoglu1

ya da senin gibi ezik kamillerin gelişimiyle ilgilenmıyodur devlet kendilerını duşunuyodur sadece

baturhan-cora

bu yıllardır olan bi soru hiç bi zamanda anlamıcaklar boşa uğraşmayın 😀

almila7

lan ben bunu 9-10-11 yaşlarımdayken düşünüp nedenini kendimce bulmuştum yetişkin olup da neden daha çok para basmıyoruz diyen insan varsa lütfen cahilliğini kabul edip otursun bu kadarı da fazla

logicaldoor

Bu konunun en güzel örneği Kuveyt'tir. Kuveyt dünyanın en değerli para birimine sahiptir. (1 Kuveyt dinarı yaklaşık 15 TL / 3,25$) Adamlar bunu aslında olabilecek en basit yöntemle sağlamış üstelik. Ellerinde petrol var ve eninde sonunda bunu satacaklar. Diğerleri gibi satıp sıcak paraları ezmek yerine satın almak isteyenlere bir şart koştular, ödemeyi sadece kuveyt dinarı olarak kabul ediyorlar. Bu ne demek? Petrol alabilmen için önce dolar veya euro ile dinar alman gerekiyor. Sonra aldığın bu dinarlarla petrol alabiliyorsun. Adamlar hem kur farkından kazanıyorlar, hem hazinelerindeki döviz rezervini artırdıkları için paraları sürekli değer kazanıyor, hem de sattıkları petrol üzerinden de kâr ediyorlar. Petrol bitene kadar her türlü kazanıyorlar yani. Petrol rezervleri bittiğinde bu stratejiyi gütmeyen araplar aval aval bakarken bunlar kısa vadede neredeyse hiç etkilenmeyecek...

de-gea

Lakin bu örnekte çok ince bir nüans var mirim. “Adamların satabileceği birşey var”

logicaldoor

Bu zaten bizim yapabileceğimiz bir şey değil. Sadece konuyu pekiştirme anlamında anlattım. İkamesi olmayan bir ürünün olması şart. Buradan yola çıkarak, bu işlerden anlamasa da azıcık kafası çalışan birinin, paramızın değer kazanabilmesi için ülkeye ticaret yolu ile döviz kazandırmamız gerektiğini anlayacağını umuyorum. Bunları geçtim, üretiminde lider olduğumuz ürünlerin hakkını bile korusak bize ciddi anlamda fayda sağlar. Mesela fındık üretiminde en yakın rakibimizin yaklaşık 6 katı fazla üretiyoruz. Dünya genelinde çok ciddi bir rakam bu. Ama borsasını bile biz yönetemiyoruz...

hikmet-toktamir

Çok mantıklı olduğunu düşünsenizde aslında saçmalanmış.Öncelikle devlet parasını herhangi bir reservine göre basmaz bu ister altın ister dolar olsun.Çünkü nasıl para bir değerdir altında bir değerdir. Hani soruyorsunuz ya kağıt para neden değerli sonra size cevap veriyorlar çünkü aslında o kağıt parçası senin satın alabileceğin altını ya da doları gösteren bir belge.Siz de hemen kekleniyorsunuz ama bir sonraki soruya geçseniz gerçeği anlayacaksınız. Altın neden değerli peki?Tek bir cevabı var aslında insanlar onu değerli kabul ettiği için.Peki kağıt para neden değerli tıpkı altın gibi insanlar onu da değerli kabul ediyor.

hikmet-toktamir

Peki bir para biriminin diğer bir para biriminden üstün olmasını sağlayan şey ne?İnsanların o kağıt parayı basan ve onun değerli olma güvencesini veren devletin ekonomik ve askeri gücüne olan inancı.Bu yüzden bir ülke ne zaman ekonomik ve ya siyasi açıdan sallanmaya başlasa parası değer kaybediyor çünkü eğer o devlet olmazsa parası kağıt olacak sadece. Peki bir devlet parasını istediği kadar basabilir mi?Para sadece üretimden kimin ne kadar pay alacağını belirleyen bir değer bundan başka bir şey değil.Eğer sen haddinden fazla basarsan kısa süreli bir refahın ardından enflasyon fırlar.Çünkü herkesin cebinde 100 milyar var ama satılacak 8 kilo elma varsa elmanın kilosu 7 lirada durmaz 7 milyar olur.

hikmet-toktamir

Bu durumda ticaretinize sekte vurur.Çünkü yabancı yatırımcılar bir ülkenin iç dinamiklerine asla yerliler kadar iyi uyum sağlayamaz. Ticaretiniz olmazsa mal alıp mal satamazsanız, piyasada ürün bulunmazsa, az bulunan ürün kara borsacıların eline geçerse, doğal afetler üretimi kötü etkilerse al sana kriz işte.Hayatı içtimai denilen bu oyunun dengesini bozdunuz, matrixde dalgalanma yarattınız, insanlar uyandı ve ellerinde sizin fazladan ürettiğiniz paralarla çanta ayakkabı falan yapmaya başladılar.Çünkü başka bir işe yaramıyor o para.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AlmanyaAltınAmerika Birleşik DevletleriMerkez BankasıSavaşTwittertatilzam
Görüş Bildir