article/comments
article/share
Haberler
Hayatını Kaybeden Teknik Direktör Eric Roy'un Eşinin Sözleri Herkesi Duygulandırdı

Hayatını Kaybeden Teknik Direktör Eric Roy'un Eşinin Sözleri Herkesi Duygulandırdı

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Fransız ekibi Brest’i küme düşme hattından alıp Şampiyonlar Ligi’ne taşıyarak son yılların futboldaki en güzel peri masallarından birini gerçekleştiren teknik direktör Eric Roy geçtiğimiz aylarda pankreas kanserinden ötürü hayatını kaybetmişti. Ünlü teknik direktörün eşi Loetitia Roy, kocasının ölümünden iki buçuk ay sonra ilk kez Le Parisien’e konuştu.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Le Parisien’e Loetitia Roy eşinin kanserle verdiği mücadeleyi ve yıllarca bu mücadeleyi nasıl gizlediğini anlattı.

Le Parisien’e Loetitia Roy eşinin kanserle verdiği mücadeleyi ve yıllarca bu mücadeleyi nasıl gizlediğini anlattı.

Roy, o dönem küme düşme hattındaki Brest ile sözleşme imzaladıktan sadece beş gün sonra 4. evre pankreas kanseri teşhisi aldı. Doktorların uyarılarına rağmen Roy çalışmaya devam etmeye karar vermişti ve kulübe en parlak dönemini yaşatmıştı. Haziran ayında kansere yenik düşen Fransız teknik adamın herkesin küme düşmesine kesin gözüyle baktığı Brest'i Şampiyonlar Ligi'ne götürürken verdiği mücadeleyi ilk kez eşi Loetitia Roy anlattı.

Röportajda söyledikleri ise dünya çapında viral oldu.

Röportajda söyledikleri ise dünya çapında viral oldu.

'Brest'le sözleşme imzaladıktan 5 gün sonraydı. 'Karnım ağrıyor' dedi, kulüp doktoruna gitmiş. Doktordan çıktıktan sonra konuştuk, 4. evre pankreas kanseri olduğunu ve kurtuluş imkanı olmadığını söylediler.

Bana döndü, 'Birlikte savaşçı moduna geçiyoruz' dedi. 

Çalışacağına ve Brest'le sözleşmesine sadık kalacağına karar verdik. Çok ağır bir kemoterapi geçirecekti. Bu karar sebebiyle doktorlar bizi biraz deli yerine koydu. Ama çalışmak onu ayakta tutacaktı.

Brest'te durumlar çok karışıktı. Eric, takımı küme düşmekten kurtarmak için göreve gelmişti. Takımın karşısına geçip 'Merhaba, kanserim ve belki de birkaç ay sonra öleceğim' dese bu iş yürümezdi. Karşısındaki çocuklar onun onları ligde tutacak bir kahraman olduğuna inanmalıydı.

Bu durumu herkesten sakladı. Başkan ve sportif direktör hariç. Onlar da endişe etmemesi gerektiğini, ihtiyaç duyduğunda kendine vakit ayırmasını istediklerini söylediler.

Hasta adam olmayı reddetti. Kimsenin acıma duygusunu ya da ayrılacağını istemedi.

Önce takımını yönetir, sonra da kemoterapiye giderdi. Geri kalan her şeyle ben ilgilenirdim. İşteyken beklediği tek şey benim gidip onu almamdı.

Arabaya binerdi ve yüzündeki maske düşerdi. İşini yaparken ve basın toplantılarına durumu idare eder, renk vermezdi. Eve geldiğindeyse gardı tamamen düşerdi. 

Üç yıl boyunca hayatımız bu hastalığın etrafında döndü.

Sürekli yalan söyledim. İnsanlar bana 'Kocan çok yorgun görünüyor' dediklerinde ise 'Teknik direktörlük delice bir meslek' der ve geçiştirirdim.

İçinde şizofrenik bir his taşıyorsun. Yaşadığınız her şey korkunç ama bir yandan da bitmesini istemiyorsunuz. Bitmesi, her şeyin sonu anlamına geliyor.

Brest'teki son sezonunda neredeyse yürüyemiyordu. Varis çorapları giyiyordu. Futbolcuları onun tükenmiş olduğunu görüyordu. Taraftarların önünde Kamory Doumbia'nın onun kolunu havaya kaldırdığı görüntüler var. O esnada o kadar bitap düşmüştü ki... Her yeri ağrıyordu.

Ertesi gün Nice'e döndük. Aklındaki tek şey dinlenip yeni sezona başlamaktı.

Eve gelince çocuklarımızı aradım. 'Babanızın durumu kötüleşecek, eve gelmeniz gerekiyor' dedim.

Hala bana Brest'e dönmekten bahsediyordu. Sonrasında onu birkaç ay önce durumu çıtlattığı teknik ekibi ve takımdaki tecrübeli oyuncuları arayıp gerçeği anlatması için ikna ettim. 

Son günlerinde çok acı çekiyordu. Aramızdan gidişi onun için de bizim için de bir kurtuluş, rahatlamaydı.

Bir ay boyunca gözümü kırpmadım. Çocuklarıyla konuşmak istedi. Onlara 'Hiçbir pişmanlığım yok. Tutkumu her zaman her şeyin önüne koydum ve beni mutlu eden de bu oldu' dedi.

Oğlum, ona 'Bize ayakta durmayı' öğrettin dedi. Kızım ise bağımsızlığı öğrendiğini söyledi.

Ben ise 'Hayatım, hayatlarımızı zirveye çıkardın. Artık bırak ve uç, çok yoruldun' dedim. Huzur içinde dinlenmesini istedim.

Hayatımın 37 yılını olağanüstü bir insanla ve inanılmaz bir babayla geçirdim.

56 yaşındayım. Onsuz geçireceğim yılları düşünmek istemedim. Onunla torun sahibi olmayı, torunlarımızla birlikte yaşlanmayı hayal ediyorduk.

Bazı çiftler bu tür sınavlarda birbirinden uzaklaşır. Bizim aramızda uçsuz bucaksız bir aşk vardı. Bu sınav bizi birbirimize daha da yakınlaştırdı. Onunla hiçbir şey asla kasvetli ve iç karartıcı olmadı.'

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenlik, çevirmenlik gibi görevlerde bulundum. Bu esnada pek çok mizah mecrasında yazılarım yayımlandı. Türkiye’de sosyal medyanın popülerleşmesinin ardından yaşanan her olayın hem şahidi oldum hem de bu mecraların aktarıcısı olmaya çalıştım. 2015 yılından beri Onedio’da yaratıcı içerikler ve sosyal medya gündemi üzerine çalışıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın