Göbek Deliği Kokusu Parkinson ve Bilişsel Bozukluk İzleri Taşıyabilir mi?
Parkinson ya da hafif bilişsel bozukluk gibi rahatsızlıkların izleri, göbek deliğimizde saklı olabilir mi? Almanya'daki Fraunhofer Entegre Devreler Enstitüsü'nden (IIS) araştırmacılar, bu soruya lazerle yanıt aramaya çalıştı. Scientific Reports'ta yayımlanan küçük ölçekli çalışmada göbek deliğinden alınan örnekler, gruplar arasında farklı kimyasal örüntüler gösterdi.
İşte detaylar.
Hastalıkların Bir "Kokusu" Olabilir mi?
Hepimiz çevremize sürekli olarak uçucu organik bileşikler (VOC) yayıyoruz. Bunlar, havayla temas ettiğinde kolayca buharlaşan, karbon içeren küçük moleküller. Bilim insanları uzun süredir bu moleküllerin bazı hastalıklarda değişip değişmediğini araştırıyor.
Parkinson'u Kokusundan Tanıyan Kadın
Bu alandaki en bilinen örnek, İskoçyalı Joy Milne. Milne, eşi Les'in üzerinde tuhaf, misk benzeri bir koku fark etmişti. Les'e Parkinson teşhisi ise bundan yıllar sonra konuldu. Sonraki araştırmalar, bu kokunun deri yüzeyindeki yağlı salgıyla, yani sebumla ilişkili olduğunu gösterdi.
Graunke ve ekibi de çalışmalarında bu fikirden yola çıkıyor: 'Vücut, deri yağından ya da terden kaynaklanan ve erken teşhis için uyarı işareti görevi gören bazı kokular yayar.'
Burun, Kulak ve Göbek Deliğinden Örnek Alındı
Araştırmayı Fraunhofer IIS'ten Thorsten Graunke yönetti. Çalışmaya 24 kişi katıldı ve katılımcılar altışar kişilik dört gruba ayrıldı: Parkinson hastaları, hafif bilişsel bozukluğu olanlar, PCR testiyle COVID-19 tanısı doğrulananlar ve sağlıklı kişiler.
Her katılımcının burnunun ön kısmından, kulak kepçesinden ve göbek deliğinden steril pamuklu çubukla yaklaşık 10 saniye boyunca örnek alındı. Böylece toplam 72 örnek toplandı. Araştırmacılar bu bölgeleri seçme nedenlerini şöyle açıklıyor: 'Bu bölgeler parfüm, sabun ve diğer etkenlere daha az maruz kalıyor.'
Örnekler Lazerle 'Okundu'
Dondurularak saklanan örnekler, lazer tabanlı fotoakustik spektroskopi adı verilen bir yöntemle incelendi. Bu yöntemde kızılötesi lazer ışığı gazları ısıtıyor, oluşan küçük basınç dalgaları da son derece hassas bir dedektörle yakalanıyor. Böylece her örnek için bir tür 'spektral parmak izi' çıkarılıyor.
En Belirgin Farklar Burun ve Göbek Deliğinde Çıktı
Sonuçlarda en net farklar, burundan ve göbek deliğinden alınan örneklerde görüldü. Göbek deliği örnekleri gruplar arasında belirgin örüntüler ortaya koydu. En güçlü ayrışma, sağlıklı katılımcılarla hafif bilişsel bozukluğu olanlar arasındaydı. Parkinson ve COVID-19 örnekleri ise bu iki grubun arasında, kısmen iç içe geçmiş halde konumlandı.
Araştırmacılar ayrıca yalnızca beş kızılötesi dalga boyunun, gruplar arasındaki ayrımı çok daha geniş bir taramayla neredeyse aynı başarıda yapabildiğini gördü. İki hafta sonra Parkinson hastalarından alınan üç yeni örnek de ilk Parkinson grubuyla aynı kümede yer aldı.
Bu da örüntünün, en azından bu küçük grupta, tutarlı olabileceğine işaret ediyor.
Peki Bu Bir Teşhis Yöntemi mi?
Hayır, en azından şimdilik değil.
Zira her grupta yalnızca altı kişi vardı ve sonuçlar bağımsız bir çalışmayla doğrulanmadı. Yaşın da spektral parmak izlerini etkilediği görüldü. Araştırmacılar, bu küçük grupta yaşın etkisini hastalığın etkisinden ayıramadıklarını belirtiyor.
Laboratuvar koşulları da gerçek hayatı tam olarak yansıtmıyor. Parfüm, sabun ve kişisel hijyen alışkanlıkları gibi etkenler sonuçları değiştirebilir. Bilim insanları, yöntemin klinikte kullanılabilmesi için çok daha büyük ve yaş açısından eşleştirilmiş çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
UYARI: Parkinson belirtileri ya da hafıza ve düşünme becerilerinde değişiklik fark eden herkes için en doğru adım, bir nöroloji uzmanına başvurmak.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın