Gezi'den Hâlâ Yargıya Taşınmayan 3 Polis Şiddeti Örneği

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Türkiye’yi sarsan Gezi Parkı protestoları 10'dan fazla kişinin ölümüne, binlerce kişinin de yaralanmasına neden olmuştu. 5 cinayetin zanlıları yargılanıyor olsa da, yargılamaların adil yapılmadığı eleştirileri sürüyor.

Bundan 3 yıl önce, İstanbul’un en işlek meydanı Taksim’deki Gezi Parkı’nda başlayıp, milyonlarca kişinin katılımıyla Türkiye’nin dört bir yanına yayılan gösterilerde 10'dan fazla kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi ise yaralandı. Hayatını kaybeden 5 kişinin cinayet zanlıları yargı önüne çıkarıldı.

Deutsche Welle Türkçe'den Kürşat Akyol'un haberine göre protesto gösterileri sırasında ağır yaralanan Hakan Yaman, başına gelenleri şöyle anlatıyor:

'Yerde sürükleyerek yanan ateşin içine attılar'

Hakan Yaman

“3 Haziran 2013 akşamı, saat 22.00 gibi evime doğru yürüyordum. İstanbul ve Türkiye’nin hemen her yerinde olduğu gibi, bizim semtte de Gezi Parkı gösterileri vardı. Polis göstericilere müdahale ediyordu. Önce sağ böğrümden gaz fişeğiyle vuruldum, yere düştüm. Bu sırada, bir polis grubu üzerime koştu. O sırada bayıldım. Baygın haldeyken, kafama sert bir cisimle vurulduğunu hissediyordum. Sert bir cisim gözüme saplandı. Ardından, yerde sürükleyerek yanan ateşin içine attılar beni.”

40 yaşındaki 2 çocuk babası Yaman’ın anlattığı bu iddiaların video görüntüleri kısmen var. İnternetteki arama motorlarından herhangi birine, yalnızca ismini yazarak kolaylıkla ulaşmak mümkün.

3 yılda 9 ameliyat

Yaman, kendi ifadesine göre, o gece protestocular arasında değildi, yalnızca evine ulaşmaya çalışıyordu. Bugün ise, direnci ve tıbbın olanaklarıyla ayakta. Protestoların odak noktası Gezi Parkı’ndan onlarca kilometre uzaklıkta, İstanbul’un Anadolu yakasındaki en uzak semtlerinden Sarıgazi’de, ölümden döndüğü yerin birkaç yüz metre ötesindeki bir kafede yaptığımız söyleşide, o geceden kalan hasarları şöyle özetliyor:

“Sol gözüm tamamen kayıptı, burnum kopmuştu, buradan beynim görünüyordu. Elmacık kemiğim yok, çenem kırıktı. Yüzümün sol tarafında kırılmadık kemik kalmamıştı. Beynimde sıvı akıntısı vardı, kuruması durumunda felç olacaktım. 3 yılda, toplam 9 ameliyat sonucunda, vücudumun 5 ayrı yerinden kemik alıp, yüzümü onarmaya çalıştılar.”

Yaman’ı en az iki ameliyat daha bekliyor. Üzerine bırakıldığı ateş nedeniyle vücudunda oluşan ikinci derece yanık izlerini, sorunca hasardan sayıyor.

'Gözümü kaybettim'

Volkan Kesanbilici

Aynı gün, tamamıyla polis ablukası altında olan meydana ulaşmaya çalışan on binlerce kişi arasında, 37 yaşındaki kırtasiyeci Volkan Kesanbilici de vardı. Hatta, meydana çıkan Tarlabaşı Bulvarı’na varmıştı.

“Bulvar üzerinde, Taksim Meydanı’na ulaşımın önünü kesen bir barikat vardı. Göstericiler artık o barikatı aşmak üzereyken, son bir hamle olarak ‘Akrep' dediğimiz bir polis aracı barikatın üstüne doğru geldi. O araçtan sıkılan bir plastik mermi sonucunda, gözümü kaybettim.”

Volkan Kesanbilici, bunları düşünürken o hastaneden o hastaneye sevk ediliyor. Ambulanssız. “Gezi direnişi sırasında yaralanan arkadaşlarla bir araya geldiğimizde, aramızda hala espri konusu oluyor” diyor, “hiçbirimiz ambulansla gidememişiz hastaneye.”

5 operasyon sonrasında, kafasında halen çıkarılmayı bekleyen metal parçaları olduğunu söylüyor. Beyne çok yakında oldukları için çıkarılamamış.

“Gözümü kaybetmeme neden olan plastik mermi, içinde demir bilyelerin olduğu bir plastik mermi. Özellikle şunun için söylüyorum: Gösterici işaretlemeye ya da tespit etmeye yönelik bir mermi değil. Sadece o gün, Tarlabaşı Bulvarı üzerinde 50 metre çapın içinde gözünü kaybeden 3 kişiyiz.”

'Çapulcular'ın eylemleri Türkiye'nin tamamına yayıldı

Dönemin başbakanı, bugünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi Parkı protestolarına katılanları, “Çapulcular” diye nitelemişti. Düzeni bozan, başkalarının malını talan eden, yağmalayan anlamına gelen bu kelime, protestocuların bu kelimeyi benimsemesi sonrasında başka dillere de geçti. Örneğin İngilizce’de “We are chapulling (Çapulculuk yapıyoruz)” diye kullanıldı.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre, “Çapulcular”ın eylemleri, Türkiye'nin 81 ilinden, Bingöl ve Bayburt hariç tamamına yayıldı. Resmi rakamlara göre, Türkiye genelinde 2 buçuk milyon kişi sokaklara döküldü. Protestoculara göre ise, bu rakam kat be kat yüksekti.

Katılımın yüksekliği ve yaygınlığı, 2010 yılının son ayında Kuzey Afrika ülkesi Tunus’ta başlayıp Orta Doğu’ya yayılan ve “Arap Baharı” diye anılan protestoların, iki buçuk yıl sonra Avrupa ve Asya’yı birleştiren İstanbul’un Gezi Parkı üzerinden Türkiye’ye ulaştığı yorumlarına yol açtı.

1 Haziran günü, İstanbul’un Asya yakasından yürüyerek yola çıkan binlerce kişi, Boğaziçi Köprüsü’nü geçerek Avrupa yakasına vardı. Polisin geri çekilmesi sonrası, on binler, yüz binlerce kişi, yaklaşık iki hafta boyunca Taksim Meydanı ve alış-veriş merkezi yapılmak istenen Gezi Parkı’nı işgal etti.

'Gaza boğulduk'

Okan Göçer

23 yaşındaki üniversite öğrencisi Okan Göçer, aynı gün aynı amaçla İstanbul'un Anadolu yakasındaki komşusu Kocaeli kentinin Gebze ilçesinden birkaç arkadaşıyla birlikte bir arabayla yola çıktı. Aradaki mesafe, 65 kilometreydi. Köprüyü sorunsuz geçtiler. Gezi'ye kilometreler kala, polisin yolları kapatmış olması nedeniyle, Okmeydanı yakınlarında araçlarını bıraktılar. Yaya kaldıklarındaki durumlarını şöyle anlatıyor:

“En önlerdeyiz. Arkamızda, binler, on binlerce kişi var. Yürüyoruz, ilerlemeye çalışıyoruz. Ancak, polis hepimizi gaza boğdu. Bir metre ötemizi göremiyorduk. O sırada arkadaşları uyardım: Dikkat edin, gaz kapsülleriyle bizlere nişan alıyorlar. Polisle aramda, 12-13 metre vardı. Ateş edildiğinde kaçma fırsatım yoktu.”

Göçer, bugün 26 yaşında. Okmeydanı Hastanesi’nde gözünü açtığında, gaz kapsulü nedeniyle kafatasının bir tarafı parçalanmış haldeydi. Konuşurken, elini gösteriyor, el büyüklüğünde yapay bir parçanın kafatasını kapatmak için ameliyatla eklendiğini söylüyor. Sol kulağı tamamen sağır. Kafasındaki pompanın beyin suyunu karnına akıttığını, dışkı yoluyla atıldığını belirtiyor. Yürümekte halen zorluk çekiyor.

11 kişi öldü, 8 binden fazla kişi yaralandı

İnsan hakları derneklerinin ortak raporuna göre, Türkiye genelinde toplam 11 kişi, protestolar sırasında yaşamını yitirdi. 43’ü ağır, 8 binden fazlası yaralandı.

İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre ise, 4 bine yakın gösterici, 600’den fazla polis yaralanmıştı.

Aradan geçen 3 yıla karşın, bugüne kadar Gezi protestoları sırasında öldüğü iddia edilen 11 kişiden yalnızca 5 kişinin cinayet zanlıları yargı önüne çıkarıldı. Kafatası parçalanan, gözü çıkan, kolu, bacağı kırılan, gazlar nedeniyle çeşitli hastalıklara yakalanan, ruhsal travma içinde olan yüzlerce kişiyi yaralayanların bir çoğu yargı önüne çıkmış değil. 

Bazı soruşturmalar henüz iddianameye dahi dönüşmedi.

Yaman’ın avukatı Elif Eylem Dedeoğlu, iddianame düzenlenmemesi önündeki en büyük engelin, hükümetin yargı üzerindeki baskısı olduğunu söylüyor; soruşturmanın olabildiğince yavaşlatıldığını belirtiyor.

Deutsche Welle Türkçe, Kürşat Akyol

 

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

BingölBoğaziçi KöprüsüGezi ParkıİstanbulPolisRecep Tayyip ErdoğanTunus
Görüş Bildir