İstanbul Boğazı’nın kıyısında dizilen tarihi yalılar, her gün önünden geçen binlerce insanı kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Ancak dikkatli bakanların gözünden kaçmayan çok önemli bir detay var: Boğaz hattında uzun yıllardır hiç yeni yalı inşa edilmiyor. Toplamda 360 tane olan bu benzersiz mimari yapıların neredeyse tamamı Osmanlı döneminden günümüze miras kalmış durumda. Cumhuriyet döneminde inşa edilen yalı sayısı bir elin parmaklarını geçmezken, 1983 yılından sonra ise Boğaz’a tek bir yeni yalı bile eklenmedi.
Peki, servet sahibi insanların bile isteseler de Boğaz'da yeni bir yalı inşa edememelerinin arkasındaki yasal ve tarihi gerçekler neler? Halil İbrahim Göker anlattı.
Aslında bu durumun temel sebebi, 1980 Askeri Darbesi sonrasında yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 43. ve 63. maddelerinde saklı.
Anayasa'nın 43. maddesi, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık bulunması gerektiğini açıkça belirtiyor. 63. madde ise devletin tarih, kültür ve tabiat varlıklarını korumakla yükümlü olduğunu söylüyor. Bu iki maddenin birleşimiyle ortaya çıkan Boğaziçi Kanunu, tüm Boğaz şeridini sit alanı ilan ederek yeni yapılaşmayı tamamen yasakladı. Bu yüzden günümüzde Boğaz’da yeni bir yalı inşa etmek hukuken imkansız. Sadece mevcut tarihi yalıların aslına uygun olarak restore edilmesine izin veriliyor.
Üstelik bu restorasyon süreçleri de çok sıkı kurallara bağlı. Devletten izin almadan tarihi bir yalıya çivi çakmak bile yasakken, yanan ya da yıkılan bir yalıyı yeniden yaparken binanın eski fotoğraflarına ve orijinal mimari malzemesine sadık kalmak zorundasınız. Yani aslı ahşap olan bir binayı betona dönüştüremezsiniz. Sadece binalar değil, yalıların bahçesindeki ağaçlar bile devlet tarafından numaralandırılmış durumda ve 'manzaramı kapatıyor' diye izinsiz ağaç kesmenin 5 yıla kadar hapis cezası bulunuyor. Satış aşamasında ise öncelikli alım hakkı her zaman devletin elinde tutuluyor. Kelime kökeni Yunanca kıyı anlamına gelen 'vialos'tan gelen yalılar, denize sıfırsa Farsça deniz dudağı anlamına gelen 'lebiderya', önünde bahçe varsa 'deryahane' olarak adlandırılıyor ve günümüzde sahiplerine sadece tapu harcında küçük bir indirim kolaylığı sağlıyor.
👇
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın