Eyvah! Boşandım: Bitti Sandığın Yerde Başlayan Hikayeler
Boşanmak bazen bir son değil, insanın kendine doğru çıktığı en zorlu yolculuğun başlangıcıdır. Nemesis Yayınları’ndan çıkan “Eyvah Boşandım” kadınların ve erkeklerin içinden kopup gelen gerçek hikâyelerle okuru sarsan, dürüst ve cesur bir anlatı sunuyor. Bu sayfalarda kırılmış kalplerin sessiz çığlıkları, yarım kalmış hayallerin ağırlığı ve küllerinden yeniden doğmayı öğrenen insanların izleri var. Çünkü bazen insan birini kaybetmez… Sadece yıllardır unuttuğu kendini yeniden bulur. Şimdi, büyük bir çoğunluğun yarasına merhem olacak bu iddialı kitabın yazarı, sevgili Özgür Uçanok’a herkes adına merak edilen tüm soruları soruyorum.
Sizin dinlediğiniz ve bu kitapta yer verdiğiniz hikâyeler size ne söyledi?
Bu sorunun cevabı aslında kitabın kalbi…
Çünkü konuştuğum insanların büyük bir kısmı boşandıkları gün ‘her şey bitti’ diye düşünüyordu.
Ama zaman geçtikçe fark ettikleri şey şu oldu:
Biten şey bir hayat değil…
Biten şey, uzun zamandır zaten onları mutlu etmeyen bir düzen.
Evet, boşanmak zor.
İçinde yas var, korku var, yalnızlık var…
Ama aynı zamanda çok güçlü bir şey de var:
Kendine yeniden bakma cesareti.
Ve bence asıl dönüşüm tam orada başlıyor.
Peki bu süreçte insanları en çok zorlayan şey sizce neydi?
Aslında en zor olan şey çoğu zaman yalnız kalmak değil…
Kendinle kalmak. Alışkanlıklardan kopuyor olmak
Çünkü yıllarca bir ilişkinin içinde kendini geri plana atmış olabiliyorsun.
Ve bir gün o ilişki bittiğinde şu soruyla baş başa kalıyorsun:
‘Ben aslında kimim?’
Bu soru çok sarsıcı… Ama aynı zamanda çok özgürleştirici.
Bu kitabı yazmaya sizi ne motive etti?
Kendi boşanma sürecim sonrasında “Eyvah Boşandım” isminde instagram’da sayfa açtım ve sayfamdaki takipçilerim ve yakın çevremde boşanan arkadaşlarımın hikayelerini yıllardır dinliyorum. Birçoğunun yalnız olmadığını ve aynı süreçlerden geçen bir sürü insan olduğunu duymaya ve görmeye ihtiyaçları olduğunu fark ettim.
Hikayelerini benimle paylaşanların izniyle kitabı yazmaya karar verdim.
Boşanmanın sadece bir son değil, bir dönüşüm olduğunu ve birlikte atlatabileceğimizi anlatmak istedim.
Kitaptaki hikâyeler gerçek mi?
Evet, hepsi gerçek duygulara dayanıyor. Bu kitapta yer alan kişi olay ve durumlar gerçek yaşanmışlıklardan esinlenerek yazılmıştır.
Kitap daha çok kadınlara mı hitap ediyor?
Hayır, özellikle hem kadınların hem erkeklerin hikâyelerini anlattım. Bu kitap herkes için.
Bu kitabın vermek istediği en güçlü mesaj ne?
Yalnız değilsiniz.
En çok etkilendiğiniz hikâye hangisiydi?
Hepsi. Çünkü her biri başka bir kırılma ve farklı yaşamlar
Değerli insanlar ve hikayelerle karşılaştım
İnsanlar neden boşanmayı tabu olarak görüyor?
“Çünkü boşanma sadece iki insanın ayrılığı değil,
toplumun kurduğu ‘doğru hayat’ hikâyesinin de sarsılmasıdır.
Biz yıllarca evliliği bir başarı, boşanmayı bir başarısızlık gibi öğrendik.
O yüzden biten bir ilişkiyi değil, bozulan bir ‘imajı’ konuşuyoruz aslında.
Eyvah kelimesini neden kullandınız?
Çünkü ilk tepki genelde “eyvah” … ama o eyvah aslında yeni bir başlangıcın habercisi.
Kitap bir devam serisine dönüşür mü?
Bu hikâyeler bitmez.
Kitabın kapağındaki o maskeli kadın figürü çok iddialı. Ama sokaktaki insan şunu soruyor: 'Boşanmak gerçekten o maskeyi atıp gülümsemek kadar kolay mı?' Siz bu kitapla insanlara 'Pembe bir ayrılık masalı' mı satıyorsunuz?
Kesinlikle hayır. Aksine, o maskenin atılması bir kutlama değil, bir zorunluluk. Kitapta sadece gülümsemeleri değil, o maskenin altındaki terden, gözyaşından ve nefessizlikten bahsediyorum. Boşanmak kolay değil; bir binayı yıkıp içinden sağ çıkmaya çalışmak gibidir. Ben 'masal' değil, o enkazın içinden nasıl sağ çıkıldığını ve anlatarak içlerini dökmelerini vesile oluyorum.
Kitapta 'Gerçek Hayat Hikayeleri' diyorsunuz. Ama dürüst olalım; hepimiz başkalarının acılarını okumayı biraz severiz. Sizce bu kitap insanların dram merakını mı besliyor, yoksa gerçekten birilerine şifa mı oluyor? İnsanların acısını 'malzeme' yapmak sizi hiç rahatsız etmedi mi?
Bu çok ince bir çizgi. Eğer bu hikayeleri magazinleştirmek için yazsaydım, etik olarak haklı olurdunuz. Ancak buradaki amacım 'röntgencilik' değil, 'aynalık' yapmak. Okur o hikâyede kendi yalnızlığını gördüğünde 'Demek ki bir tek ben bunları yaşamıyorum' diyor. Bu bir şifadır. Acı, paylaşıldığında ve bir ders çıkarıldığında 'malzeme' olmaktan çıkar, 'tecrübe' haline gelir.
Sokakta birine sorsak "Yuva yıkanın kitabı mı olur?" der. Kitabınızın, hali hazırda sorun yaşayan çiftleri çözüme odaklanmak yerine "Bak başkaları boşanmış, ne güzel de gülüyorlar" diyerek boşanmaya özendirdiğini düşünmüyor musunuz?
Bir kitap yuva yıkmaz; zaten temeli çürümüş bir yuva, bir kitabın kapağını açmadan da yıkılır. Ben boşanmaya özendirmiyorum, boşanma sonrasındaki 'yok oluş' korkusuna hitap ediyorum. İnsanlar boşanmaktan değil, sonrasındaki yalnızlıktan ve başarısızlıktan korktukları için mutsuz evliliklere mahkûm kalıyorlar. Ben onlara 'Sonrasında da hayat var' diyorum.
Son olarak; bu kitap bittiğinde, hikayesini anlattığınız o insanlar gerçekten o maskeyi atabildiler mi? Yoksa siz telifinizi alıp yeni projelere geçerken, onlar hâlâ o eski hayatlarının gölgesinde mi yaşıyorlar?
Yazmak benim için bir iş ama onlar için bir itiraftı. Hikayesini anlatan birçok kişi için bu süreç bir katarsis (arınma) oldu. Elbette hayat bir günde gülistan olmuyor ama kendi hikayesini bir başkasının kaleminden 'dışarıdan' okumak, insana en büyük gücü verir. Onlar gölgede değil, artık kendi ışıklarını arayan insanlar.
Eğer bugün bu kitabı okuyan bir kadın veya erkek, tam boşanma aşamasındaysa ve kitabı bitirdiğinde 'Vazgeçtim, bir şans daha vereceğim' derse, bu sizin için bir 'başarısızlık' mı olur yoksa 'başarı' mı?
Bu benim için en büyük başarı olur! Çünkü bu kitap 'mutlaka boşanın' demiyor, 'kendinizle yüzleşin' diyor. Eğer o yüzleşme sonucunda kişi evliliğini kurtaracak gücü kendinde bulduysa, kitap amacına ulaşmış demektir. Mesele boşanmak değil, maskesiz ve dürüst bir hayat yaşamaktır.
Ve son olarak;
Ben bu yaşımda şunu öğrendim…
Bir şey bittiğinde korkmayın.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

