Duygusal Zekâsı Yüksek Çiftler Sabahları "Nasılsın?" Diye Sormuyor: İşte Yerine Sordukları Soru
Sabah saatleri, birçok evde aynı başlar: Cocuğu kim alacak, akşam ne yenecek, araba neredeydi... Çiftler üzerine çalışan psikolog Mark Travers yıllardır bu on dakikalık telaşı izliyor ve bazı çiftlerin listeye tek bir soru daha eklediğini fark etmiş. Bu soru 'nasılsın' değil; karşısındakinin o gün elinde 'ne kadarı olduğunu' ölçen kısa bir yoklama.
Travers'a göre sabah sorulabilecek en işlevli ve en düşünceli soru bu. Üstelik akşam patlayacak tartışmaların bir kısmını daha başlamadan bitiriyor. Sorunun kelimeleri de önemli değil: Kimi çift puan veriyor, kimi hava durumu benzetmesi yapıyor. Asıl mesele, karşıdakinin bugün ne kadarını verebileceğini vaktinde öğrenmek.
Psikolog Mark Travers Bu Soruya "Kapasite Yoklaması" Adını Veriyor: "Bugün 60 Civarındayım, Sen Kaçtasın?"
Cornell ve Colorado Boulder üniversitelerinden mezun olan, ilişkiler üzerine çalışan ve bir psikoloji sitesinin kurucusu olan Mark Travers, birkaç yıl önce çiftlerin sabahları nasıl konuştuğuna daha yakından bakmaya başlamış.
Kavga anlarına ya da zor konuşmalara değil; uyanmakla evden çıkmak arasındaki o sıradan on dakikaya. Gördüğü şeylerin çoğu ise aynı: Kim nereden alacak, akşam saat kaçta buluşulacak. Bir kısım çift bunun ötesine geçip 'nasıl uyudun' ya da 'nasıl hissediyorsun' diye soruyordu ki Travers'a göre bunlar da iyi sorular.
Ama küçük bir grup, listeye bambaşka bir madde ekliyordu. Travers'ın 'kapasite yoklaması' dediği bu soru kimi evde bir sayıya dönüşüyor: 'Bugün 60 civarındayım, sen kaçtasın?' Kimi çift 'Bugün hafif bir gün mü, ağır bir gün mü?' ya da 'Deponun durumu ne?' diye soruyor.
Travers, günlerini hava durumuna benzeten ya da birbirine hangi mevsimde olduğunu soran çiftler de tanıdığını söylüyor. Kelimelerin pek bir önemi yok, değişmeyen şey altta yatan soru: Bugün elinde ne kadar var ve senden ne beklemeliyim?
"Nasılsın?" Sabahın 07.40'ında Cevaplanması En Zor Soru
Travers'a göre herkesin ağzına pelesenk olmuş 'nasılsın' sorusu, aslında insandan bulunduğu anda kendi iç dünyasının tamamını özetlemesini istiyor ve bu gerçekten zor bir iş. Çoğumuz 'iyiyim' deyip geçiyoruz. Bir şey sakladığımız için değil, gerçek bir cevabı toparlamak sabah 07.40'ta sahip olmadığımız kadar zaman ve zihin alanı istediği için.
Kapasite yoklaması ise kolay, ritüeller de zaten kolay oldukları için yerleşiyor. Neredeyse herkes, üzerine hiç düşünmeden, bugün elindeki enerjinin 40'ı mı yoksa 80'i mi gösterdiğini biliyor. Böylece soru, derin bir duygu kazısına girmeden, hızlıca ve dürüstçe yanıtlanabiliyor.
Bu bilginin asıl değeri akşam ortaya çıkıyor. Eşiniz sabah 40'ta olduğunu söylediğinde bir sürü küçük karar kendiliğinden yerine oturuyor: bugün annesiyle ilgili o meseleyi açmanın günü değil, akşam yemeğini muhtemelen siz üstleneceksiniz ve saat altıda size ters cevap verirse nedenini zaten biliyorsunuz.
Karşınızdakinin içinden neler geçtiğini bilmediğinizde ise davranışını yanlış yere bağlama ihtimaliniz yükseliyor: Yorgunluğunu mesafe, kısacık cevabını eleştiri sanabiliyorsunuz. Kafanızda bir hikâye kuruluyor ve ortada yalnızca kötü geçmiş bir gece varken gerçek bir kavga çıkıyor. Travers, tam olarak böyle başlamış tartışmaları çözmeye çalışan çok sayıda çiftle karşı karşıya oturduğunu söylüyor.
Travers'a Göre Gerçek Bir Yoklamayı Sahtesinden Ayıran Üç Şey Var
Travers, gerçek bir yoklamayı içi boş olanından ayıran üç şey sayıyor. Birincisi önce kendiniz söyleyeceksiniz. Kendi sayınızı, renginizi ya da mevsiminizi ortaya koymadan karşınızdakine sormayacaksınız. Böylece dürüstlük, eşinizin daha kahvesini bile içmeden göze alması gereken bir risk değil, evin varsayılan hali oluyor.
İkincisi düşük cevabı olduğu gibi kabul edeceksiniz. 30'la tartışmayacak, onu oracıkta düzeltmeye çalışmayacak ve kimseden bu sayıyı gerekçelendirmesini istemeyeceksiniz; çünkü düşük cevap çözülmesi gereken bir soruna dönüştüğü anda insanlar dürüst olmayı bırakıyor.
Üçüncüsü ise işin bütün amacı: Duyduğunuzu kullanacaksınız. Küçük bir şeyi ayarlamak yeterli. Bir işi devralmak, bir konuşmayı başka güne bırakmak ya da dile getirmeden taşıdığınız bir beklentiyi o günlük aşağı çekmek. Travers'ın ifadesiyle kimsenin üzerine hareket etmediği bir yoklama zaten yoklama sayılmıyor.
Sorunun bu kadar işe yaramasının bir nedeni de zamanlaması. Çoğumuz eşimize ancak bir şeylerin ters gittiğini fark ettikten sonra dönüyoruz, yani olan olduktan sonra. Ortada hiçbir sorun işareti yokken, sıradan bir sabah sormak bambaşka bir şey; karşınızdaki sizin gününüzün kendi günü olmadığını aklında tutuyor ve topladığı bilgiyi gününüzü biraz kolaylaştırmak için kullanmaya niyetli demektir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın