Dünyanın Gündemindeki Koronavirüs İle İlgili Bir Başka Soru: Çin'den Gelen Gıdalar Ne Kadar Güvenli?

 > -
Abone ol

Çin'de ortaya çıkan koronavirüs salgını giderek yayılırken, sağlık tedbirleri de arttırılıyor. Ancak önlem alınması gereken bir alan daha var: Gıda güvenliği... Türkiye pirinçten domates konservesine, sarımsaktan zencefile kadar Çin'den binlerce ton tarım ürünü ithal ediyor. Vatandaşlar endişe duyarken, Türkiye'nin ne tür tedbirler aldığı sorusu yanıtlanmayı bekliyor. 

İlk olarak Çin'in Vuhan kentinde görülen koronavirüs şimdiye dek 200'den fazla can aldı. Binlerce kişi şüpheli durumda. Virüs kısa süre içerisinde yayıldı ve küresel bir boyut kazandı. Dünya Sağlık Örgütü acil durum ilan etti. Bütün dünya gelişmeleri endişeyle izlerken, ülkeler çeşitli önlemleri devreye soktu. 

Ancak alınması gereken tedbirler sadece sağlıkla sınırlı değil. Gıda güvenliği de önlem listesinin başlarında yer alıyor. Bloomberg HT yazarı ve tarım uzmanı İrfan Donat, "Koronavirüs gölgesinde Çin’den tarım ve gıda ithalatı" başlıklı yazısındabu konuya dikkat çekti.

Çin'den ne ithal ediyoruz?

Ülkelerin koruyucu sağlık önlemlerinin yanı sıra başta tarım ve gıda olmak üzere Çin ile gerçekleştirilen her türlü ticaretin yakın mercek altına aldığını kaydeden Donat, şöyle devam etti:

"Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dış ticaret verilerine göre Türkiye, 2019 yılının tamamında Çin’den yaklaşık 329 milyon dolarlık tarım ve gıda ürünleri ile hammadde ve türevleri ithalatı gerçekleştirdi.Toplam tarımsal ithalatın içinde bu rakam az gözükebilir ama mevcut şartlarda konuya ekonomik açıdan bakmıyoruz. 1 dolarlık ithalat dahi olsa bunun Türkiye açısından yaratabileceği sağlık riskleri her yönüyle düşünülmek zorunda.

Çin’den ithal ettiğimiz ürünlere miktar bazında baktığımızda en çok ithal edilen ürün olarak karşımıza 74 bin ton ile çerezlik ayçiçeği çıkıyor. Çin’den ithal ettiğimiz bir diğer gıda ürünü ise pirinç. Çin’den 2019 yılında 48 bin ton pirinç ithalatımız söz konusu.

7 bin 300 ton konserve domates, 7 bin 200 ton glikoz şurubu ve türevleri, 6 bin 600 ton tütün ve türevleri, 4 bin 700 ton kabuklu ve kabuksuz ceviz ile 2 bin 400 ton dondurulmuş kalamar ve mürekkep balığı yine Çin’den ithal ettiğimiz ürünler arasında yer alıyor. 2 bin 600 ton ezilmiş/ezilmemiş/öğütülmüş zencefil, bin 800 ton sarımsak, bin 600 ton kabuklu/kabuksuz yer fıstığı, bin 600 ton kuru biber ile bin ton soya fasulyesiyağı ve sosu da Çin’den ithal ettiğimiz ürünlerden bazıları.

Ayrıca hayvanlar için 22 bin ton karma yem ithal edildiğini belirten Donat, Çin'den ithal edilen gıdaların bunlarla sınırlı olmadığını da vurguladı.

Gıda ürünleri için de karantina olacak mı?

Vatandaşların Çin'den gelen ürünler için endişe duymaya başladığını ifade eden Donat, bazı sorular yöneltti:

  • Çin ile gerçekleşen ticaretin, koronavirüs salgınının Türkiye’ye ulaşma ihtimalinde yarattığı riskler neler?

  • İthal edilen ürünlerle ilgili rutin dışı analizler yapılıyor mu ya da bundan sonra yapılacak mı?

  • Tıpkı insanlarda olduğu gibi ithal edilen ürünler için de karantina söz konusu olacak mı?

  • Bu konuda yetkililer nasıl bir yol izlemeyi düşünüyor?

Endonezya ithalat kısıtlamasını gözden geçiriyor

Endonezya'nın koronavirüs nedeniyle en büyük ticaret ortağı konumundaki Çin’den gerçekleştirdiği ithalata dair kısıtlamaları gözden geçirdiğini aktaran Donat, bu konuyla ilgili şu bilgiler verdi:

"Endonezya Ticaret Bakanlığı, koronavirüsün ülkelerinde yayılmasını önlemek için Çin'den gelen mallara ithalat kısıtlamaları getirilip getirilmeyeceği konusunda Sağlık Bakanlığı ile koordinasyon halinde.

Endonezya Tarım Bakanı Syahrul Yasin Limpo, bakanlığının, kontrol prosedürlerini sıkılaştırarak ithal ürünlere yönelik kapılardaki biyogüvenlik denetimini güçlendirdiğini söylüyor."

BM Gıda ve Tarım Örgütü: Salgınların en büyük nedeni canlı hayvan ticareti

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) yetkililerinin koronavirüs ile birlikte dünya canlı hayvan ticaretine dair de önemli açıklamalar yaptığını kaydeden Donat, yazısını şöyle sürdürdü:

"Geçen hafta sonu uluslararası medyada bu konuda önemli veriler ve bilgiler paylaşıldı.

Canlı hayvan ticaretinin salgın hastalıkların yayılmasını hızlandıracağı belirtilen açıklamalarda, salgın hastalık endişelerine rağmen, küresel canlı hayvan ticaretinin son 50 yılda 4 kat artmış olduğuna dikkat çekiliyor. Her yıl 2 milyar hayvan (domuz, tavuk, sığır, koyun ve keçi, vs.) tır, kamyon veya gemilere yüklenerek farklı ülkelere doğru haftalarca sürecek yolculuklara çıkıyor.

Küresel ticareti en fazla yapılan canlı hayvan, tavuk. Söz konusu yolculukların süresi birkaç saat ile 6-8 haftaya kadar uzayabiliyor.

Yani her gün en az 5 milyon hayvan bir ülkeden bir başka ülkeye taşınıyor. Talep arttıkça ticaret hacmi de artıyor. 1988'de tüm canlı hayvanların küresel ticareti 716 milyon dolar değerinde iken 2017 yılında 21 milyar dolara yükseldi.Sadece son 10 yılda dünya genelinde canlı hayvan ticareti yüzde 30 oranında artmış durumda.Bu oranın önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.

Deli dana, Nipah Virüsü, SARS, Afrika domuz ateşi derken şimdi de koronavirüs salgını... Biyogüvenlik meselesi artık tüm dünya için çok daha hassas ve kritik bir konu."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir