Danimarka'da Evlerde Neden Perde Yok? Akşamları Evlerin İçi Vitrin Gibi!
Akşam karanlığında Kopenhag sokaklarında yürüdüğünüzü düşünün. Pencerelerin çoğunda perde yok; oturma odaları, yemek masaları, raflardaki kitaplar ve pencere önünde yanan mumlar... Evlerin içi adeta bir vitrin gibi dışarıdan görünüyor!
Bu manzara pek çok ülkede tuhaf karşılansa da Danimarka'da gayet sıradan. Peki Danimarkalılar neden perde kullanmıyor?
İşte detaylar.
Perde Yerine Çiçekler ve Biblolar Var
Danimarka'da yaşayan yabancıları ilk şaşırtan şeylerden biri, evlerin pencerelerindeki perde eksikliği. Danimarka odaklı haber sitesi The Local'a göre bu durum, çoğu zaman biri söyleyene kadar fark edilmeyen ama bir kez fark edildiğinde gözden kaçmayan bir ayrıntı!
Bir süre Danimarka'da yaşayan Japon mimarlık tarihçisi Nahoko Wada da aynı gözlemi yapmış: '
Evlerin çoğunun pencerelerinde perde yoktu. İnsanlar evlerinin içi dışarıdan tamamen görünse bile bunu dert etmiyor gibiydi.'
Wada'ya göre Danimarkalılar pencere önlerini çiçeklerle ve biblolarla süslüyor, iç mekan tasarımlarını ise gururla sergiliyordu.
Perde Yoksa Ne Var?
The Local'a göre Danimarkalılar pencere örtüsü kullanacaksa da kalın perdeler yerine daha pratik seçeneklere yöneliyor: Jaluzi (persienner), stor perde (rullegardiner) ya da özellikle akşam güneşi alan batı cepheli pencereler için karartma perdeleri (mørklægningsgardiner).
En Büyük Sebep: Kışın Gün Işığı Çok Kısa
Perdesiz evlerin arkasındaki en güçlü sebep, ışık. Signs and Society dergisinde yayımlanan akademik bir çalışmaya göre Danimarka, kış gün dönümünde yalnızca yaklaşık yedi saatlik ve çoğu zaman bulutlu bir gün ışığı alıyor. Ülkede yılda ortalama 180 gün yağış görülüyor.
Nahoko Wada da pencerelerin bu şekilde açık bırakılmasının en önemli amacının 'eve mümkün olduğunca fazla ışık almak' olduğunu yazıyor. Wada, İskandinavya'daki ışığın 'kısa ve zayıf olsa da gizemli bir çekiciliği' olduğunu ve açık bir gökyüzü görüldüğünde insanların hemen dışarı koşma isteği duyduğunu anlatıyor.
Şimdi Güneşin bu kadar kıymetli olduğu bir ülkede, pencereyi kalın bir kumaşla kapatmak kulağa pek de mantıklı gelmiyor, değil mi?
Sade Tasarım ve "Hygge" Tutkusu
Işığın yanında estetik de önemli bir rol oynuyor. The Local'a göre perde kullanımının daha sınırlı olması, Danimarka'daki sade ve işlevsel tasarım anlayışıyla da ilişkilendiriliyor. Kalın ve süslü perdeler, bu sade çizginin pek de parçası sayılmıyor.
Bu tercihin bir de 'hygge' tarafı var. Danimarkalıların meşhur rahatlık ve sıcaklık kavramı hygge, akademik çalışmaya göre belirli ışık niteliklerine bağlı: Sıcak, loş ve canlı bir ışık. Bu ışığın en sevilen kaynağı da mum. Çalışmada aktarılan Danimarka Akciğer Derneği verilerine göre ortalama bir Danimarkalı yılda 3,5 kilogram mum yakıyor; bu da kişi başına dünyada en yüksek oranlardan biri.
Akşamları pencere önlerinde yanan mumlar, dışarıdan bakan biri için de evin sıcaklığını yansıtan bir manzaraya dönüşüyor.
Savaş Yıllarında Pencereler Karartılmıştı
Danimarkalıların pencereden sızan ışıkla ilişkisinin tarihi bir boyutu da var. Danimarka Kraliyet Kütüphanesi'nin aktardığına göre, 9 Nisan 1940'ta başlayan Alman işgaliyle birlikte Danimarkalılar pencerelerini karartmak ve dış mekan aydınlatmasını sınırlamak zorunda kaldı. Sokak lambaları örtüldü, araç farlarına yalnızca dar yarıklar bırakıldı.
4 Mayıs 1945 akşamı radyoda kurtuluş haberi duyulduğunda ise insanlar nefret ettikleri karartma perdelerini söküp attı ve ışığın tüm pencerelerden dışarı taşmasına izin verdi. Savaştan birkaç yıl sonra mumlar yeniden bulunabilir hale gelince, her 4 Mayıs akşamı pencere önlerine mum koyma geleneği başladı. Bugün Danimarkalıların neredeyse yarısı bu geleneği sürdürüyor.
Ancak şunu belirtmek gerek: Kaynaklar, bugünkü perdesiz ev kültürünü doğrudan bu olaya bağlamıyor. Yine de bu hikaye, pencereden süzülen ışığın Danimarkalılar için neden bu kadar anlamlı olduğunu hatırlatıyor.
Fotoğraf: Gunvor Betting Jørgsholm
Peki Mahremiyet?
Perdesiz bir evde mahremiyet nasıl korunuyor?
Nahoko Wada'nın gözlemine göre pek çok Danimarkalı bu durumu dert etmiyor; evin içinin görünmesi, onlar için sıradan bir yaşam biçiminin parçası.
Yine de her şey değişmez değil. Signs and Society'deki çalışmada, Kopenhag'da sokak lambalarının LED'e dönüştürülmesinin ardından bazı sakinlerin yeni ışıktan rahatsız olduğu anlatılıyor. Çalışmada adı geçen Matilde, gece gözünü alan parlak ışık yüzünden ince tül perdelerini kaldırıp yerine karartma perdeleri ve kalın perdeler taktırmış.
Yani yüzyıllardır ışığı içeri almak için pencerelerini açık tutan Danimarkalıların bir kısmı, bu kez fazla ışıktan korunmak için perdeye yöneliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın